Bölgesel savaş tehlikesi ve zor barış arasında Libya

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen hafta gerçekleştirdiği Libya ziyareti sırasında Halid el-Mişri ile bir araya geldi (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen hafta gerçekleştirdiği Libya ziyareti sırasında Halid el-Mişri ile bir araya geldi (AFP)
TT

Bölgesel savaş tehlikesi ve zor barış arasında Libya

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen hafta gerçekleştirdiği Libya ziyareti sırasında Halid el-Mişri ile bir araya geldi (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen hafta gerçekleştirdiği Libya ziyareti sırasında Halid el-Mişri ile bir araya geldi (AFP)

Bölgesel ve uluslararası güçlerin desteğiyle Libyalı taraflar arasında devam eden anlaşmazlık tırmanırken, uzmanlar ve siyasi analistler, Libya’daki olası askeri gelişmeler ve özellikle de Mısır’ın ulusal güvenliğini korumak için müdahalede bulunmakla tehdit etmesi ve Sirte ile Cufra’yı ‘kırmızı çizgi’ olarak tanımlaması sonrasında bölgesel bir savaşın tehlikelerine dair uyarıda bulunmayı sürdürüyor. Mısır’ın söz konusu ifadeleri, Mısır ve Türkiye’nin askeri güçleri arasında Libya topraklarında olası bir çatışma korkusunu da iki katına çıkartıyor.
Cenevre’deki Arap Araştırma ve Stratejik Çalışmalar Merkezi Başkanı Riyad es-Saydavi, Alman Haber Ajansı’na (DPA) yaptığı açıklamada, “Bölgesel bir savaş olasılığı mümkündür. Çünkü müzakerelere gitmek, Libya’nın doğusundaki Tobruk parlamentosunu kazanan konumuna getirecek. Zira parlamento, şu anda ana petrol kaynaklarının en büyük yüzdesine sahip” değerlendirmesinde bulundu. Saydavi, “Askeri açıdan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tavrı, kara ordusunun uzak olması dolayısıyla zayıftır. Mısır’ın ordusu ise doğu sınırlarındaki varlığı nedeniyle güçlüdür ve saha avantajına sahiptir. Bölge bir yıpratma savaşına dönüşebilir. Ama Türkiye, bunun pahalıya mal olacağını iyi biliyor. Bu durum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi geleceğini de tehdit edebilir” dedi.
Yetkili, “Sirte’de bir savaşın patlak vermesi çok şiddetli ve maliyetli olabilir. Türkiye, savaştan geri çekilebilir ama şüphesiz petrol kaynaklarında kaybı olacaktır” ifadelerini kullandı. Libya topraklarının, uluslararası nüfuz ve petrol mücadelesi için bir yuvaya dönüşeceğine dair korkuların mevcut olduğunu söyleyen Saydavi, bu durumun ise bölgede olası bir askeri patlama korkusunu güçlendirdiğini vurguladı.
Riyad es-Saydavi, “ABD, Türkiye’ye Libya’ya müdahale etmesi ve Rus varlığına karşı bir NATO kolu olarak hareket etmesi için yeşil ışık yaktı. Soğuk Savaş orada devam ediyor. Ancak diğer yandan Rusya, Sovyetler Birliği döneminde burada eğitim almış subaylar ve büyük silah anlaşmaları yoluyla geleneksel nüfuz alanlarına dönmek istiyor” ifadelerini kullandı.
Mağrib Araştırma Merkezi Müdürü Reşid Haşane, iki bölgesel güç arasında üçüncü bir toprakta doğrudan bir savaş çıkmasını reddetti. Haşane, Libyalıların kendileri tarafından yönetilen bir vekalet savaşının başlayabileceğine dair de uyarı yaptı.
Haşane, DPA’ya yaptığı açıklamada, “ABD, çatışmayı önlemek için (Türk ve Mısırlı) iki müttefikine de baskı yapıyor. Ancak bu durum her an yok olabilir. Rusya ve Türkiye, danışmanlar ve askeri uzmanlar aracılığıyla arkadan destek sağlayarak çatışmaya dahil olabilir” dedi.
Bir çatışmanın patlak verilip verilmediğine bakılmaksızın, 2011 yılından bu yana Libya’da devam eden koşullar, komşu ülkelere gölge düşürüyor, maliyetli güvenlik ve ekonomik sonuçlara yol açıyor.
Bu çerçevede Riyad es-Saydavi, Tunus ve Cezayir’in Libya ile batı sınır şeridini güvence altına almak için büyük askeri takviyeler gönderdiğine dikkati çekerken, Çad ve Nijer’in ise güvenlik açısından etkilenmediğini söyledi. Saydavi, Mısır’ın doğudaki konumunun ise, Libya’nın doğusundaki hükümet yanlısı bölgelerle temas halinde olması ve bu bölgedeki aşiretler arasında etkisi olması dolayısıyla daha az baskı altında olarak göründüğünü ifade etti.
Saydavi, Tunus’un Libya topraklarından gelen milis grupların ve casusların sürekli tehditleri çerçevesinde ekonomik ve ticari alışverişin duraksaması nedeniyle ekonomik açıdan en çok etkilenen ülke olduğunu ifade etti. Yetkili, Tunus’un, şiddetli sokak çatışmalarının ordu ve güvenlik güçleri tarafından geri püskürtülmesi öncesinde 2016 yılında DEAŞ’a sadık silahlıların sürpriz saldırılarında Libya sınırına yakın Ben Gardane şehrini kaybetmek üzere olduğunu da hatırlattı.
Tunus ordusunda emekli Tuğgeneral Muhtar bin Nasr, yaptığı açıklamada “Türkiye ve Rusya’dan Libya’ya silah ve savaşçı akışı, bu tehdidi gerçek ve ciddi hale getiriyor. Ancak Tunus ordusu da bu konuları ciddiye alıyor. Bu nedenle güvenlik düzenlemeleri güçlendirildi, ordu sınırlarda alarm hali ilan etti. 24 saat boyunca gözetim operasyonlarını güçlendirdi” değerlendirmesinde bulundu. Muhtar bin Nasr, Cezayir, Nijer ve Çad sınırları başta olmak üzere güneydeki Libya sınırlarında geniş çöl alanlarının varlığı çerçevesinde daha fazla ihtiyat çağrısında bulundu.
Bu bağlamda uzmanlar, Libya’da askeri bir çatışmanın patlak vermesi halinde bu tehditlerin de devam edeceği konusunda uyarırken, çatışmanın, her iki taraf için de açık ve kesin çözümler sağlamayacağını söyledi. Siyasi müzakereler, 2015 yılında imzalanan Suheyrat Anlaşması’ndan başlayarak, Birleşmiş Milletler’in (BM) eski Libya Temsilcisi Gassan Selame’nin çabalarının çökmesiyle Libyalı taraflar arasında bir uzlaşıya varılamadığını kanıtladı. Bu bağlamda Haşane, “Suheyrat Anlaşması, zaman aşımına uğradı. İki yıllığına hazırlanmıştı. Şu an beşinci yıldayız ve etkinleştirilemedi. Sonuç olarak anlaşmadan doğan kurumlar da meşruiyetlerini yitirdi. Ancak henüz alternatif meşruiyete sahip bir organ yok” değerlendirmesinde bulundu.
Reşid Haşane, “Libya’daki çatışmayla ilgili olan uluslararası ve bölgesel güçlerin, ‘seçimlere hazırlık, kalıcı kurumlara erişim, Libyalıların yaşadığı zor koşullar ışığında petrol servetlerinin kurtarılması amacıyla’, Tunus’ta yaşananlar gibi bir teknokratlar hükümeti kurarak, geçiş aşamasını yönetecek bir formül üzerinde anlaşmak için uluslararası bir konferansta bir araya gelmeleri önemli olacaktır” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Riyad es-Saydavi ise uluslararası bir konferans düzenlenmesinin yanı sıra Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından bağlayıcı kararlar yayınlanmasının, yedinci bölümün etkinleştirilmesinin ve Mavi Şapkalılar’ın Libya’ya gönderilmesinin önemli olduğunu kaydetti. Saydavi, bu adıma gerekçe olarak, “Libya’daki taraflar, birden fazla uluslararası zirvede görüşmeler yaptığı için diplomatik seçenekler etkili değil. Ancak sahadaki durum tamamen farklı, çünkü petrol için askeri mücadele devam ediyor” açıklamasında bulundu.



Refah Sınır Kapısı’nın açılışı beklenirken, işleyişiyle ilgili belirsizlikler devam ediyor

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
TT

Refah Sınır Kapısı’nın açılışı beklenirken, işleyişiyle ilgili belirsizlikler devam ediyor

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının önündeki engel, İsrail’in son cesedin kalıntılarını bulmasının ardından aşıldı. Ancak kapının çalışma mekanizmasına ilişkin Mısır ile İsrail arasında istişareler sürüyor. Kapının yarın (cuma) ya da en geç pazar günü yeniden faaliyete geçmesi bekleniyor.

Mısırlı ve Filistinli iki bilgi sahibi kaynak, dün Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sınır kapısının yakın zamanda açılmasına yönelik dikkat çekici bir beklenti olduğunu, nihai çalışma usullerinin ise önümüzdeki saatlerde Mısır-İsrail arasındaki mutabakatlarla belirleneceğini ifade etti.

Mısırlı kaynak, sınır kapısının işleyiş mekanizmasına dair Mısır, ABD ve İsrail arasında istişareler yürütüldüğünü belirterek, İsrail’in özellikle Gazze Şeridi’ne giriş mekanizması konusunda engeller koymasının beklendiğini, zira Tel Aviv’in yalnızca tehcir seçeneğini istediğini, buna karşılık Mısır’ın yaralıları ve ailelerini acil ve geçici olarak kabul etmeye hazır olduğunu söyledi.

Aynı kaynak, İsrail’in güvenlik gerekçeleriyle sınır kapısında karmaşık ve sıkı prosedürler uygulamasının da beklendiğini, kapının yalnızca bireylerin geçişine tahsis edileceğini kaydetti. Kahire’nin tutumunun ise sahadaki fiili duruma ve İsrail tarafından engellerle karşılaşılıp karşılaşılmayacağına göre şekilleneceğini belirtti.

Filistinli kaynak da sınır kapısının açılma tarihinin artık yakın olduğunu ifade ederek, bu konuda bir görüş ayrılığı bulunmadığını, özellikle Mısır ile İsrail arasında süren düzenleme ve mutabakatların beklendiğini söyledi. Kaynak, çalışma mekanizmasının ise henüz netlik kazanmadığını, ancak kapının 2005 Anlaşması uyarınca Avrupa denetiminde ve Filistin Yönetimi’nin katılımıyla işletileceğinin bilindiğini kaydetti.

Kaynak, belirsizliğin nedenini, geçmişte sınır kapısından Hamas’a bağlı İçişleri biriminin sorumlu olmasına bağlayarak, İsrail’in şu aşamada isim listelerini önceden teslim alıp incelemede ısrar ettiğini, Gazze Şeridi’nden çıkışlarda görece esneklik, bölgeye girişlerde ise sıkı denetimler uygulanmasını istediğini aktardı. Kahire’nin Washington ve Tel Aviv ile mutabakata varması halinde dahi, asıl belirleyici unsurun sahadaki uygulama olacağını vurgulayan kaynak, İsrail’in olası sıkılaştırmaları ve engellerine yönelik endişelere dikkat çekti.

Öte yandan, Refah Sınır Kapısı’nın açılma tarihi ve çalışma usulleri İsrail medyasında da kesinlik kazanmış görünmüyor. İsrail’in Haaretz gazetesi, güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İsrail ordusunun Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması için hazırlıklarını tamamladığını bildirdi. Gazete, Avrupalı bir diplomata atıfla, Refah’tan geçişine izin verilecek Filistinlilerin sayısının hâlâ İsrail ile Mısır arasında müzakere edildiğini aktardı. İsrail merkezli Walla haber sitesi ise sınır kapısının pazar günü açılmasının mümkün olabileceğini yazdı.

defrgty6
Han Yunus'ta İsrail ordusu tarafından yıkılan binaların enkazı arasında top oynayan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)

İsrail Ordu Radyosu, Refah Sınır Kapısı’nda uygulanması planlanan yeni çalışma mekanizmasına ilişkin olarak, Gazze Şeridi’ne giriş ve çıkışların öncelikle Mısır’ın onayını gerektireceğini, ardından isim listelerinin İsrail’e iletilerek onay alınacağını bildirdi.

Haberde, sınır kapısı içinde bir İsrailli güvenlik görevlisinin, Gazze Şeridi’nden Mısır topraklarına geçiş yapanları gözetlemekle görevli olacağı, bölgeden çıkan kişilerin doğrudan fiziki aramaya tabi tutulmayacağı ancak güvenlik denetimi altında geçiş yapacakları ifade edildi.

Geçiş mekanizmasına ilişkin rakamlar ise çelişkili. Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığına göre, Gazze Şeridi’ne günlük yaklaşık 150 kişinin girişine izin verilmesi, daha fazla sayıda kişinin ise bölgeden çıkış yapabilmesi öngörülüyor. Diğer sızıntılarda ise İsrail’in, sınır kapısının açılmasının ilk aşamasında Gazze Şeridi’ne döneceklerin sayısını günlük 50 kişiyle sınırlamayı planladığı belirtiliyor. Bu konunun, bugün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun üst düzey güvenlik yetkilileriyle yapacağı ve Gazze’deki yeni düzenlemelerin ele alınacağı güvenlik toplantısında netleşmesi bekleniyor.

Netanyahu’nun ofisi, geçtiğimiz pazar günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nde kalan son İsrailli rehinenin cesedinin yerinin tespit edilmesine yönelik operasyonun tamamlanmasının ardından, Refah Sınır Kapısı’nın yalnızca bireylerin geçişi için yeniden açılacağını duyurmuştu. İsrail ordusu, açıklamadan saatler sonra söz konusu cesede ulaşıldığını bildirmişti.

Netanyahu dün, pazartesi günü cesedi İsrail’e getirilen Ran Gvili’nin cenaze törenine katılanlara hitaben yaptığı konuşmada, “Görevlerimizi tamamlamaya kararlıyız: Hamas’ı silahsızlandırmak ve Gazze Şeridi’ni silahsız bir bölge haline getirmek. Bunu başaracağız. Düşmanlarımız bilsin ki İsrail’e el kaldıran herkes çok ağır bir bedel ödeyecektir” dedi.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab ise Netanyahu’nun meydan okuyan söylemlerinin ötesinde, Mayıs 2024’ten bu yana kontrolü altında tuttuğu Refah Sınır Kapısı’nı açmaktan başka bir seçeneği bulunmadığını savundu. Rakab, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin son açıklamaların ve benzeri çıkışların, sınır kapısının açılmasının uygulanmasını bekleyen tabloyu karmaşıklaştırmaya yönelik olduğunu belirtti. Rakab, söz konusu açılışın, 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.


Şara ve Putin ikili ilişkileri güçlendirecek

Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
TT

Şara ve Putin ikili ilişkileri güçlendirecek

Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında dün Moskova'da gerçekleşen, üç ay içinde ikinci kez yapılan görüşme, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden kurma arzusunu yansıtıyor.

Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin "Başkan Şara'nın kişisel çabaları sayesinde somut ilerleme kaydettiğini" söyledi. Putin Şara'ya hitaben, "Yeniden yapılanma ve rehabilitasyon konusunda yapılacak çok iş olduğunu biliyorum... ve inşaat sektörü de dahil olmak üzere ekonomik kurumlarımız bu ortak çabaya tamamen hazır" dedi.

El-Şara ise Suriye'nin "geçtiğimiz yıl birçok aşama ve engeli aştığını, bunların en sonuncusunun da Suriye topraklarının birleştirilmesi sorunu olduğunu" söyledi. "Şam, bölgedeki yıkım halinden istikrar ve barışa geçişe bel bağlıyor" ifadesini kullandı.

İki cumhurbaşkanı yeniden yapılanma ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki durumu görüşürken, görüşmenin açık bölümünde potansiyel olarak tartışmalı olabilecek noktalara değinmekten kaçındılar. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu noktalar arasında Suriye'deki Rus askeri üslerinin akıbeti veya Suriye kıyılarındaki durum yer alıyor; zira Rus topraklarında bulunan eski rejimin bazı kalıntılarının bölgedeki durumu alevlendirmeye çalıştığı yönünde suçlamalar da mevcut.


Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"
TT

Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"

İsrail dün Batı Şeria'daki saldırılarını artırarak, iki yıl boyunca kuzeye yoğunlaştırdığı saldırılarını Batı Şeria'nın orta ve güney kesimlerine de genişletti.

BM İnsan Hakları Ofisi dün, yerleşimcilerin, İsrail güvenlik güçlerinin desteği ve katılımıyla Filistinlilerin geniş bölgelerden zorla göç ettirilmesine yol açtığını ve bunun "savaş suçu teşkil ettiğini" belirterek uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Toprakları İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi Direktörü Ajith Sunghay, “İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi bir savaş suçudur ve insanlığa karşı suç teşkil edebilir” dedi.

Bu arada, Hamas kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD de dahil olmak üzere arabulucular aracılığıyla Refah sınır kapısının bu hafta içinde açılacağına dair güvenceler aldıklarını ve bugünün (Perşembe) en muhtemel tarih olduğunu vurguladı.

Ancak İsrail'deki haberler açılış tarihi konusunda çelişkili; İsrail Yayın Kurumu bugün açılacağını doğrularken, Walla web sitesi açılışın önümüzdeki pazar günü gerçekleşeceğini belirtti.