Bölgesel savaş tehlikesi ve zor barış arasında Libya

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen hafta gerçekleştirdiği Libya ziyareti sırasında Halid el-Mişri ile bir araya geldi (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen hafta gerçekleştirdiği Libya ziyareti sırasında Halid el-Mişri ile bir araya geldi (AFP)
TT

Bölgesel savaş tehlikesi ve zor barış arasında Libya

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen hafta gerçekleştirdiği Libya ziyareti sırasında Halid el-Mişri ile bir araya geldi (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen hafta gerçekleştirdiği Libya ziyareti sırasında Halid el-Mişri ile bir araya geldi (AFP)

Bölgesel ve uluslararası güçlerin desteğiyle Libyalı taraflar arasında devam eden anlaşmazlık tırmanırken, uzmanlar ve siyasi analistler, Libya’daki olası askeri gelişmeler ve özellikle de Mısır’ın ulusal güvenliğini korumak için müdahalede bulunmakla tehdit etmesi ve Sirte ile Cufra’yı ‘kırmızı çizgi’ olarak tanımlaması sonrasında bölgesel bir savaşın tehlikelerine dair uyarıda bulunmayı sürdürüyor. Mısır’ın söz konusu ifadeleri, Mısır ve Türkiye’nin askeri güçleri arasında Libya topraklarında olası bir çatışma korkusunu da iki katına çıkartıyor.
Cenevre’deki Arap Araştırma ve Stratejik Çalışmalar Merkezi Başkanı Riyad es-Saydavi, Alman Haber Ajansı’na (DPA) yaptığı açıklamada, “Bölgesel bir savaş olasılığı mümkündür. Çünkü müzakerelere gitmek, Libya’nın doğusundaki Tobruk parlamentosunu kazanan konumuna getirecek. Zira parlamento, şu anda ana petrol kaynaklarının en büyük yüzdesine sahip” değerlendirmesinde bulundu. Saydavi, “Askeri açıdan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tavrı, kara ordusunun uzak olması dolayısıyla zayıftır. Mısır’ın ordusu ise doğu sınırlarındaki varlığı nedeniyle güçlüdür ve saha avantajına sahiptir. Bölge bir yıpratma savaşına dönüşebilir. Ama Türkiye, bunun pahalıya mal olacağını iyi biliyor. Bu durum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi geleceğini de tehdit edebilir” dedi.
Yetkili, “Sirte’de bir savaşın patlak vermesi çok şiddetli ve maliyetli olabilir. Türkiye, savaştan geri çekilebilir ama şüphesiz petrol kaynaklarında kaybı olacaktır” ifadelerini kullandı. Libya topraklarının, uluslararası nüfuz ve petrol mücadelesi için bir yuvaya dönüşeceğine dair korkuların mevcut olduğunu söyleyen Saydavi, bu durumun ise bölgede olası bir askeri patlama korkusunu güçlendirdiğini vurguladı.
Riyad es-Saydavi, “ABD, Türkiye’ye Libya’ya müdahale etmesi ve Rus varlığına karşı bir NATO kolu olarak hareket etmesi için yeşil ışık yaktı. Soğuk Savaş orada devam ediyor. Ancak diğer yandan Rusya, Sovyetler Birliği döneminde burada eğitim almış subaylar ve büyük silah anlaşmaları yoluyla geleneksel nüfuz alanlarına dönmek istiyor” ifadelerini kullandı.
Mağrib Araştırma Merkezi Müdürü Reşid Haşane, iki bölgesel güç arasında üçüncü bir toprakta doğrudan bir savaş çıkmasını reddetti. Haşane, Libyalıların kendileri tarafından yönetilen bir vekalet savaşının başlayabileceğine dair de uyarı yaptı.
Haşane, DPA’ya yaptığı açıklamada, “ABD, çatışmayı önlemek için (Türk ve Mısırlı) iki müttefikine de baskı yapıyor. Ancak bu durum her an yok olabilir. Rusya ve Türkiye, danışmanlar ve askeri uzmanlar aracılığıyla arkadan destek sağlayarak çatışmaya dahil olabilir” dedi.
Bir çatışmanın patlak verilip verilmediğine bakılmaksızın, 2011 yılından bu yana Libya’da devam eden koşullar, komşu ülkelere gölge düşürüyor, maliyetli güvenlik ve ekonomik sonuçlara yol açıyor.
Bu çerçevede Riyad es-Saydavi, Tunus ve Cezayir’in Libya ile batı sınır şeridini güvence altına almak için büyük askeri takviyeler gönderdiğine dikkati çekerken, Çad ve Nijer’in ise güvenlik açısından etkilenmediğini söyledi. Saydavi, Mısır’ın doğudaki konumunun ise, Libya’nın doğusundaki hükümet yanlısı bölgelerle temas halinde olması ve bu bölgedeki aşiretler arasında etkisi olması dolayısıyla daha az baskı altında olarak göründüğünü ifade etti.
Saydavi, Tunus’un Libya topraklarından gelen milis grupların ve casusların sürekli tehditleri çerçevesinde ekonomik ve ticari alışverişin duraksaması nedeniyle ekonomik açıdan en çok etkilenen ülke olduğunu ifade etti. Yetkili, Tunus’un, şiddetli sokak çatışmalarının ordu ve güvenlik güçleri tarafından geri püskürtülmesi öncesinde 2016 yılında DEAŞ’a sadık silahlıların sürpriz saldırılarında Libya sınırına yakın Ben Gardane şehrini kaybetmek üzere olduğunu da hatırlattı.
Tunus ordusunda emekli Tuğgeneral Muhtar bin Nasr, yaptığı açıklamada “Türkiye ve Rusya’dan Libya’ya silah ve savaşçı akışı, bu tehdidi gerçek ve ciddi hale getiriyor. Ancak Tunus ordusu da bu konuları ciddiye alıyor. Bu nedenle güvenlik düzenlemeleri güçlendirildi, ordu sınırlarda alarm hali ilan etti. 24 saat boyunca gözetim operasyonlarını güçlendirdi” değerlendirmesinde bulundu. Muhtar bin Nasr, Cezayir, Nijer ve Çad sınırları başta olmak üzere güneydeki Libya sınırlarında geniş çöl alanlarının varlığı çerçevesinde daha fazla ihtiyat çağrısında bulundu.
Bu bağlamda uzmanlar, Libya’da askeri bir çatışmanın patlak vermesi halinde bu tehditlerin de devam edeceği konusunda uyarırken, çatışmanın, her iki taraf için de açık ve kesin çözümler sağlamayacağını söyledi. Siyasi müzakereler, 2015 yılında imzalanan Suheyrat Anlaşması’ndan başlayarak, Birleşmiş Milletler’in (BM) eski Libya Temsilcisi Gassan Selame’nin çabalarının çökmesiyle Libyalı taraflar arasında bir uzlaşıya varılamadığını kanıtladı. Bu bağlamda Haşane, “Suheyrat Anlaşması, zaman aşımına uğradı. İki yıllığına hazırlanmıştı. Şu an beşinci yıldayız ve etkinleştirilemedi. Sonuç olarak anlaşmadan doğan kurumlar da meşruiyetlerini yitirdi. Ancak henüz alternatif meşruiyete sahip bir organ yok” değerlendirmesinde bulundu.
Reşid Haşane, “Libya’daki çatışmayla ilgili olan uluslararası ve bölgesel güçlerin, ‘seçimlere hazırlık, kalıcı kurumlara erişim, Libyalıların yaşadığı zor koşullar ışığında petrol servetlerinin kurtarılması amacıyla’, Tunus’ta yaşananlar gibi bir teknokratlar hükümeti kurarak, geçiş aşamasını yönetecek bir formül üzerinde anlaşmak için uluslararası bir konferansta bir araya gelmeleri önemli olacaktır” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Riyad es-Saydavi ise uluslararası bir konferans düzenlenmesinin yanı sıra Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından bağlayıcı kararlar yayınlanmasının, yedinci bölümün etkinleştirilmesinin ve Mavi Şapkalılar’ın Libya’ya gönderilmesinin önemli olduğunu kaydetti. Saydavi, bu adıma gerekçe olarak, “Libya’daki taraflar, birden fazla uluslararası zirvede görüşmeler yaptığı için diplomatik seçenekler etkili değil. Ancak sahadaki durum tamamen farklı, çünkü petrol için askeri mücadele devam ediyor” açıklamasında bulundu.



Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
TT

Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)

Hamas, Gazze'de kurulacak geçiş yönetimiyle işbirliği içinde bölgeye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Hamas yönetiminin örgüt üyelerine pazar günü gönderdiği mektupta, 40 binden fazla memur ve güvenlik görevlisinin, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'yle ortak çalışmasını istedi. 

Kaynaklar, yaklaşık 10 bin kişilik polis gücünün de bu rakama dahil olduğunu söylüyor. 

Hamas sözcüsü Hazım Kasım, Reuters'a gönderdiği açıklamada örgütün Gazze'nin yönetimini komiteye devretmeye hazır olduğunu söyledi. 

Sözcü, 40 bin nitelikli personele komite tarafından iş sağlanmasını talep ettiklerini belirtti. 

Yetkililer, Hamas'ın komitenin Gazze'deki bakanlıkları yeniden yapılandırmasına ve bazı çalışanları emekliye ayırmasına açık olduğunu da söylüyor. Diğer yandan toplu işten çıkarmaların kaosa yol açabileceği uyarısında bulunuyorlar. 

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin başkanlığını eski Filistin Ulaştırma Bakan Yardımcısı Ali Şaas yürütüyor. Şaas'la Hamas yöneticilerinin henüz buluşmadığı belirtiliyor. 

Diğer yandan Gazze'nin geleceğinde Hamas'ın söz sahibi olmamasını isteyen İsrail yönetiminin böyle bir adıma nasıl yaklaşacağı bilinmiyor. 

Washington yönetimi, Gazze'de barış anlaşmasının ikinci aşamasına geçildiğini 14 Ocak'ta duyurmuştu. Bu kapsamda Hamas'ın silah bırakması da öngörülüyor. Beyaz Saray, silah bırakmaları karşılığında örgüt üyeleri hakkında af çıkarılabileceğini de söylemişti. 

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan Filistinli bir yetkili İsrail, Katar, Mısır ve Türkiye gibi tarafların da dahil olduğu silahsızlanma mekanizmalarını görüşmek için ABD'nin Hamas'la irtibata geçtiğini belirtiyor. 

Yetkiliye göre örgüt, 5 yıl ya da daha uzun süreli bir ateşkese hazır olduğunu söylemiş. Diğer yandan kaynak, örgütün bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik sürecin başlatılmasını istediğini de vurguluyor. Tel Aviv yönetimi iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca bildirmişti.

Öte yandan iki Hamas yetkilisi, Washington'ın ya da arabulucu ülkelerin somut bir silahsızlanma önerisi sunmadığını ifade ediyor. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında Hamas silah bırakmadan Gazze'nin yeniden inşasına başlanmayacağını söylemişti. 

Netanyahu, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesinin silahsızlanma sürecine bağlı olduğunu belirterek, Gazze ve Batı Şeria'daki “güvenlik önlemlerini” sürdüreceklerini ifade etmişti. 

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel


Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
TT

Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) kuzeydoğu Suriye’de tırmanmayı önlemeye yönelik arabuluculuk faaliyetlerini sürdürerek kalıcı bir çözüm için çalışmalar yürütüyor. Ancak sürecin ilerlemesi, Ankara ve Şam’ın PKK’nın olası etkilerinin ortadan kaldırılacağı konusunda ikna edilmesine bağlı.

SDG bölgelerini kaybetti

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Şam’ın başlattığı ve Türkiye’nin güçlü destek verdiği askeri operasyonlar sonucunda kontrolündeki bazı bölgeleri kaybetti. Şam Suriye’nin tüm topraklarında kontrolü sağlamak isterken, Kürtler hükümette “adil temsil” talep ediyor.

efd
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, 10 Mart 2025’te Şam’da Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Kobani ile el sıkışıyor (SANA)

Türkiye’nin SDG’ye yönelik müdahalede bulunmasının temel nedeni, Suriye’de özerk bir Kürt yönetiminin kurulmasının ileride ayrılıkçılığa zemin hazırlayabileceği endişesi. Ankara, Kürt bölgeleri Suriye ordusuna entegre edilmezse sınırda askeri operasyon tehdidini defalarca dile getirdi.

Çözümün parçası

Erbil’deki bazı politikacılar, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini koruyan ve Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarını güvence altına alan” bir çözümü destekliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan IKBY hükümet danışmanı Cewhar Faiq, Kürtlerin 1991’den bu yana bölge istikrarının bir unsuru olduğunu vurgulayarak, “Kürtler çözümün ve bölgede istikrarın bir parçası olmaya devam edecek” dedi.

Faiq, Kürtlerin vizyonunun yeni demokratik, anayasal bir Suriye; etnik ve dini grupların haklarını garanti altına alan, aynı zamanda Türkiye ve diğer bölge ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerini gözeten ve dış müdahaleye kapalı bir sistem olduğunu belirtti.

rgtyhu
Mesut Barzani ve yanında Mazlum Kobani, Erbil’de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Kürdistan Demokrat Partisi)

Erbil, Suriye’deki taraflarla, özerk yönetim bölgelerinden Şam yönetimine ve Amerikalılara kadar temaslarını sürdürüyor. Faiq, bu temasların amacının “kalıcı bir çözüme ulaşmak” olduğunu ifade etti. Son haftalarda Mesut Barzani, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD özel temsilcisi Tom Barrack ve SDG lideri Mazlum Abdi ile görüşmeler yaparak diyalog ve ortak anlayış yoluyla sivil barışı güçlendirmeye çalıştı. Faiq, “Askeri çözüm, Suriye’deki bileşenlere ve devlete zarar verir; DEAŞ’ın yeniden toparlanma ihtimalini artırır” dedi.

Anlaşmazlıkta engel PKK

PKK, yürütülen müzakerelerde önemli bir engel olarak öne çıkıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Abdulselam Berwari, “Erbil’in çabaları devam ediyor, gerilimi önlemeye çalışıyor. Ancak Türkiye, Suriye Kürtleri konusunu yıllarca silahlı mücadele yürüttüğü PKK perspektifinden değerlendiriyor” dedi.

Türkiye, PKK ile barış süreci başlattı ancak silahsızlanma şartı koştu. Kuzey Suriye’deki çatışmalar, taraflar arasındaki müzakereleri tehlikeye atıyor. Erbil, Ankara’nın endişelerini anlıyor ve Kürt meselesiyle ilgili yanlış anlamaları düzeltmeye çalışıyor.

Berwari, “Kürt halkının hakları, PKK’nın kuruluşundan çok önceye dayanıyor. Kürt meselesi çözülürse, tırmanma bahanesi ortadan kalkar” dedi.

Berwari, Erbil’in Ankara ile ilişkilerini iyi olarak nitelendirerek, “Erbil, Türkiye ve uluslararası toplumla birlikte Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki sorunu çözmeye çalışıyor; bu öncelikli hedefimiz” ifadelerini kullandı.

Arabuluculuk yavaş ilerliyor

Kürdistan Birliği Partisi yetkilisi Soran Davudi, “Irak Kürdistan Bölgesi, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında kontrollü bir çerçevede resmi olmayan bir arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor” dedi.

Davudi, Erbil’in rolü, büyük ölçüde Ankara ile sağlanan siyasi ve ekonomik bağlantılar ve PKK etkisinden bağımsız Suriye Kürtleriyle yürütülen tarihî temas kanallarına dayandığını belirtti.

dfrgt
Polis güçleri, Türkiye’nin güneydoğusundaki Mardin’de Nusaybin kapısından Kamışlı’ya geçmeye çalışan ve SDG’yi destekleyen Kürtleri dağıtmak için su sıkıyor (AP)

Davudi, “Erbil ile etkili Kürt liderler arasında resmi olmayan, temaslar sürüyor; ancak Türkiye’nin YPG’ye (Demokratik Birlik Partisi’nin silahlı kanadı ve SDG’nin ana birleşeni) bakışı, PKK’nın uzantısı olarak görülmesi büyük bir engel oluşturuyor” dedi. Ayrıca, Suriye Kürtleri arasında SDG ile Kürt Ulusal Konseyi arasındaki bölünmenin krizi derinleştirdiğine dikkat çekti.

Erbil’in diyaloğu sürdürme çabalarına rağmen Davudi, arabuluculuğun etkisinin hâlâ sınırlı ve yavaş ilerlediğini belirtti. Öte yandan, krizle ilgili kilit isimlerin sık sık Erbil’e gelmesi, şehrin Şam, Ankara, Kürt tarafları ve Washington arasında gerçek anlaşmalar için uygun bir sahne olabileceği yönünde iyimserlik yaratıyor.


Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
TT

Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)

Hamas, ABD de dahil olmak üzere aracılardan, Gazze ile Mısır arasındaki Refah kara sınır kapısının yeniden açılacağına dair teyitler alırken, İsrail hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu’nun bu adımı olabildiğince yavaşlatmaya çalıştığı yönünde İsrail medyasından bilgiler geliyor.

Hamas kaynaklarına göre Refah Sınır Kapısı’nın bu hafta içinde açılması bekleniyor ve tarih olarak da Perşembe günü öne çıkıyor. Buna karşın İsrail’den gelen bilgiler farklı; Walla haber sitesi kapının Pazar günü açılacağını duyurdu.

dcfrgt
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafı, İsrail’in kontrolü altında (Reuters)

Hamas kaynaklarına göre aracılardan gelen güvence, kapının açılacağının garantisi niteliğinde. Hamas, en son bir İsrailli rehinenin cesedinin bulunmasıyla başlayan süreçte, liderliğe kapının bu hafta açılacağına dair teyitler geldiğini açıkladı.

Gaza Yönetim Komitesi’nin girişi

Hamas yakın kaynaklar önümüzdeki günlerde Refah üzerinden bazı Gaza Yönetim Komitesi üyelerinin bölgeye girişine izin verilmesinin muhtemel olduğunu ve bu kişilerin Hamas yetkilileriyle görüşmeler yaparak bazı hükümet görevlerini devralma sürecini başlatacağını söyledi.

Filistin Yönetimi ve Avrupa Birliği delegasyonu da 2005 anlaşması çerçevesinde sınır kapısında çalışmaya hazır olduklarını açıkladı.

fgthy
Kahire’deki Gaza Yönetim Komitesi toplantısı (Mısır Basın Enformasyon Kurumu)

Hamas kaynakları, kapının tam işleyişiyle açılması gerektiğini savunurken, Netanyahu Salı günü düzenlediği basın toplantısında kapının “sınırlı ve anlaşmalı düzenlemeler çerçevesinde, günlük belirli sayıda Filistinliye giriş-çıkış izni verecek şekilde” açılacağını söyledi.

Netanyahu ayrıca İsrail’in “sınır kapısı ve tüm Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolüne sahip olacağını” vurguladı.

Tam güvenlik kontrolü ne anlama geliyor?

Netanyahu’nun bu açıklamaları, Filistinli gruplar arasında İsrail’in bunu nasıl uygulayacağı konusunda endişe ve soru işaretleri yarattı.

Grup kaynakları, İsrail’in “sarı çizgi” olarak adlandırılan sınır hattında yüzde 53’ün üzerinde bir alan üzerinde kontrol sağlamayı hedefleyebileceğini belirtiyor. İkinci aşama koşulları İsrail’in bölgeden çekilmesini öngörse de, Netanyahu hükümeti bunu Hamas’ın silahsızlandırılmasıyla bağdaştırıyor; bu konu halen tartışma aşamasında ve birçok engelle karşılaşabilir.

ty6
ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

Eğer ikinci aşama koşulları uygulanmazsa, İsrail muhtemelen kuzey ve doğu bölgelerinde askeri varlığını artırarak güvenliği sağlamayı ve batıdaki alanları kontrol etmeyi sürdürecek. Güneyde ise askeri varlığını koruyacak.

Olası çekilme durumunda, İsrail sınır hattında daha geniş bir tampon bölge oluşturabilir; bazı yerlerde bu alan bir ila iki kilometreyi bulabilir. Aynı zamanda Refah Sınır Kapısı ve Philadelphia hattındaki kontrolünü de sürdürerek, silah veya patlayıcı kaçakçılığını engellemeyi planlıyor. Özellikle tüm tünellerin tahrip edilmesinin ardından bu kontrol, deniz sınırlarında da devam edecek; 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail, Filistinli balıkçıların bu alanlara yaklaşmasına veya bir deniz mili batıya, Mısır sınırına doğru 5 deniz mili güneye ilerlemesine izin vermiyor.

rty6
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus sahili (AFP)

Filistinli gruplar, İsrail’in “tam güvenlik kontrolü” açıklamalarını sürdürmesinin, Lübnan’daki gibi ani suikastlar, askeri hedefler bahane edilerek bombalamalar veya Hamas ve diğer Filistinli aktivistlerin bölgelerinde yapılan kaçırma operasyonlarıyla güvenliği sağlamaya yönelik olabileceğini öngörüyor.