Erbil ve Bağdat arasında memur maaşları tartışması

Irak ve IKBY arasındaki karşılıklı suçlamalar yeniden başladı (INA)
Irak ve IKBY arasındaki karşılıklı suçlamalar yeniden başladı (INA)
TT

Erbil ve Bağdat arasında memur maaşları tartışması

Irak ve IKBY arasındaki karşılıklı suçlamalar yeniden başladı (INA)
Irak ve IKBY arasındaki karşılıklı suçlamalar yeniden başladı (INA)

Irak merkezi hükümet ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) hükümetinin geçtiğimiz aylarda memur maaşları konusunda yürüttükleri müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından taraflar yeniden birbirini suçlayan açıklamalarda bulundu.
IKBY Bakanlar Kurulu’ndan yapılan açıklamada, merkezi hükümetin müzakereler sırasında istediği tüm şartların yerine getirilmesine rağmen, Bağdat’ın taahhüt ettiği memur maaşlarını göndermek için herhangi bir hazırlık yapmadığı belirtildi.
Açıklamada, Erbil yönetiminin “Bağdat merkezi hükümet ile yaptığı müzakerelerde anlaşmaya varılmasının önünde engel teşkil edebilecek hiçbir mali, idari, hukuki ve anayasal gerekçe bırakmadığı, merkezi hükümetin anayasa kapsamında öne sürdüğü tüm şartları kabul ettiği ancak buna rağmen Bağdat’ın taahhüt ettiği maaş ödemelerini göndermek için üç ayı aşkın bir süredir herhangi bir hazırlık yapmadığı” ifade edildi.
Bağdat’ın maaş ödemelerini teslim etmemesi nedeniyle IKBY’nin devletten maaş alan kişilere ödeme yapamadığına dikkat çekilen açıklamada, bu durumun zor sağlık şartlarında yaşam koşullarını olumsuz yönde etkilediği vurgulandı.
“IKBY, Irak'ın diğer tüm bölgelerinde olduğu gibi, Irak'ta yürürlükte olan yasalara göre memur maaşlarını alma hakkına sahiptir. IKBY vatandaşları ile Irak'ın geri kalan vatandaşları arasında özellikle maaşlar konusunda ayrım olmamalıdır” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, maaş ödemeleri için ‘anayasal bir hak’ nitelemesi kullanılırken, IKBY Bakanlar Kurulu’nun bu meselede merkezi hükümetin takındığı tavırdan rahatsız olduğu kaydedildi.
IKBY Bakanlar Kurulu, açıklamada ayrıca Bağdat’a “IKBY hükümetinin anayasa maddeleri doğrultusunda sorunların köklü çözümü için gösterdiği ciddi çabalara yanıt verme” çağrısında bulundu.
IKBY kanadından yapılan açıklamaya yanıt Irak Maliye Bakanlığı’ndan geldi. Bakanlık, IKBY’nin tavrı karşısında şaşkınlığa uğradıklarını belirtti.
Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Merkezi hükümet diyalog yoluyla büyük mesafe kat edildiğini kabul ediyor. Merkezi hükümet diyaloğun başından bu yana IKBY vatandaşlarının haklarını ve maaşlarının güvence altına alınmasını önemsiyor. Ancak IKBY Maliye Bakanlığı’na gönderilen ödemelerin tüm hak sahiplerine ulaştırılmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca Bakanlığımız, on binlerce IKBY memurunun imzasını taşıyan ve maaşların banka üzerinden ödenmesi talebinin dile getirildiği dilekçeler aldı” denildi.
Irak Maliye Bakanlığı, IKBY hükümetinden yapılan açıklamada, sorunun temelini tespit etme noktasında gerekli hassasiyetin gözetilmediğini kaydetti.
Irak Meclis Başkan Yardımcısı Beşir Haddad, merkezi hükümet ile IKBY hükümetine, “diyalog masasına dönme ve iki taraf arasında askıda duran meselelerin anayasa çerçevesinde çözümü için müzakereleri yeniden başlatma” çağrısında bulundu.
Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) mensubu olan Haddad, dün yaptığı yazılı açıklamada, diyalog masasına dönme sürecinin hızlandırılması, görüşmelerin yeniden başlatılması ve iki taraf arasında askıda duran tüm sorunların hukuki ve anayasal çerçevede çözülerek anlaşmaya varılması gerektiğini söyledi.
IKBY vatandaşının, iki taraf arasındaki görüşmelerin gecikmesinden ve anlaşmaya varılamamasından zarar gördüğünü belirten Haddad, “Merkezi hükümet, IKBY’nin anayasal sorumluluklarına bağlı kalması ve Erbil-Bağdat arasında işbirliğini güçlendirecek ortak çözümler üretmeye yanaşması halinde mali ödemeleri, memur ve emekli maaşlarını, Irak’ın geri kalan vilayetlerinde olduğu gibi temin etmeye bağlıdır” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Eski Milletvekili Macid Şengali, “Merkezi hükümet ile IKBY hükümeti arasında karşılıklı açıklamalar, suçlamalar ve sorumluluk atfetmelere şahit olduk. Ancak önemli olan iki tarafın anlaşmaya varmak için uzlaşma ve diyalogların sürdürülmesini istemesidir. Doğru çözüm, ister bütçe, maliye ve kaynaklar konusunda olsun ister sınır kapıları meselesinde olsun, anayasanın teknik konularla ilgili maddelerine dayanan uzun vadeli stratejik bir anlaşma yapılmasıdır. Abdulmehdi veya İbadi hükümetlerinin yaptığı gibi anlık anlaşmalardan kaçınılmalı. Nitekim bu anlaşmaların ömrü başbakanların görev süresiyle sınırlı kaldı. Önemli olan geçmişteki tüm sorunlara çözüm bulmaktır. Bu çözüm Irak ve IKBY’nin çıkarına hizmet etmelidir. Bu sorunlar devam etmemelidir. Sorunlar teknik bir yapıya sahipti ancak siyasi bir meseleye dönüştürüldü, bu doğru değil” ifadelerini kullandı.
IKBY Hükümeti Koordinasyon ve İzleme Dairesi Başkanı Abdulhakim Husrev, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:
- Anayasa doğrultusunda Kürtlerin meşru haklarına karşı daha çok adaletli olmasını umduğumuz mevcut Başbakan Mustafa el-Kazimi dahil Irak hükümetlerinin izlediği merkeziyetçi yaklaşımın değişmesi yönünde bizde beklenti oluşturan tüm vaatlere ve umutlara rağmen Bağdat’ta Kürtlerle ilişkileri yöneten zihniyetin değişmediğini görmek bizi üzüyor.
- IKBY ve merkezi hükümet arasındaki ilişkilerden hareketle bu süreçte bir anlaşmaya varılması ve istisnai bir ekonomi politikasının benimsenmesi yönünde umudumuz vardı. İstisnai ekonomi politikasından kastım, IKBY’deki memur maaşlarını ödemesinin sürdürülmesi başta olmak üzere bazı ajandaların yönetilmesidir. Irak ise bu süreçte, özellikle koronavirüsün olduğu bu dönemde, 2021 yılı bütçe tasarısının detaylarıyla ilgili müzakerelere ve 2019 bütçe kanunun yürürlükte olmasına rağmen şaşırtıcı bir tavır takındı. Nitekim merkezi hükümet istisnai kazanımlar elde etmek için IKBY’deki hiçbir şeyi göz önünde bulundurmadan ve geçim koşullarını, ekonomik durumu hakkında bilgi sahibi olmadan IKBY’nin içinde bulunduğu zor şartlardan faydalanmaya çalıştı.
- Bu büyük bir hata. Başbakan Mustafa el-Kazimi’nin bu duruma düşeceğini ummazdık. Zira önden seçim kazanımları elde etmek için IKBY vatandaşlarının yaşam ve sağlık durumundan faydalanılması, tüm siyasi grupların desteğini alan bir hükümet için uygunsuz bir harekettir. Herkes bu hükümetten tüm sorunları çözmesini ve gerçek bir ulusal uzlaşı sağlamasını bekliyordu.
- Merkezi hükümetin üç aydır izlediği oyalama taktiği sadece IKBY ve Irak’ta değil, dünya genelinde kabul edilemez bir davranıştır. Bu davranış Kürt vatandaşta daha sonraları büyük yara bırakacaktır. Kazimi’nin bunu yapmasını beklemezdik.
- Bununla birlikte, bu tutumla ilk defa karşılaşmıyoruz. Nitekim önceki Irak hükümetleri de benzer davranışlar sergiledi. 2015 yılında da aynı şey yaşandı; IKBY vatandaşına ambargo uygulandı.
- Kazimi hükümetinin Kürtlere karşı bu politikaları sürdürmesi iki hükümet arasındaki ilişkiler ve IKBY vatandaşı üzerinde yansımaları olacak. Ayrıca uluslararası toplum Irak hükümetinin tüm vatandaşlarına eşit mesafede olması gerektiğini belirtiyor.
- Irak hükümeti ve onun şahsında Başbakan Kazimi, IKBY’yi düşman olarak görmemeli bilakis büyük ümitler beslediğimiz mevcut hükümet konusunda hayal kırıklığına uğramamamız için IKBY’yi ortak olarak görmelidir.



Suriye İçişleri Bakanlığı, Tedamun kasabının Rania el-Abbasi’nin çocuklarını öldürmekle de suçlandığını da açıkladı

Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
TT

Suriye İçişleri Bakanlığı, Tedamun kasabının Rania el-Abbasi’nin çocuklarını öldürmekle de suçlandığını da açıkladı

Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)

Suriye İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, 2013 yılında Şam’ın Tedamun mahallesinde onlarca kişinin öldürüldüğü katliamın başlıca sanığı olan Emced Yusuf’un, Suriyeli diş hekimi Rania el-Abbasi’nin çocuklarının öldürülmesiyle de ilgisi olduğunu duyurdu. Bakanlık, ilk soruşturma bulgularına göre, Beşşar Esed döneminde ebeveynleriyle birlikte ortadan kaybolan ve akıbetleri 10 yılı aşkın süredir bilinmeyen el-Abbasi’nin çocuklarının ölümünden Emced Yusuf’un sorumlu olduğunu bildirdi.

Bakanlık tarafından X platformu üzerinden yapılan açıklamada, “Dr. Rania el-Abbasi’nin çocuklarının kaybolmasıyla ilgili sürdürülen soruşturma kapsamında, gözaltındaki bazı kişilerle yapılan görüşmeler sonucunda, çocukların eski rejime bağlı grup ve milisler tarafından öldürüldüğünü gösteren bilgi ve delillere ulaşıldı” ifadesine yer verildi.

Bakanlık açıklamasında ayrıca, “Ulusal Kayıplar Kurumu, soruşturmanın seyrini destekleyen ve mevcut delilleri güçlendiren video kayıtları ile davaya ilişkin bilgileri İçişleri Bakanlığı ile paylaştı” denildi. Açıklamada, “İlk soruşturma bulguları, Emced Yusuf adlı kişinin bu suça karıştığını ortaya koydu. Yetkili makamlar, diğer olası şüphelilerin tespiti amacıyla soruşturmaları sürdürürken, delil toplama ve zanlıların takibine de devam ediyor. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından haklarında gerekli yasal işlemler başlatılacak” ifadelerine yer verildi.

febvfr
 2013 yılında Tedamun mahallesindeki katliamda Emced Yusuf tarafından öldürüldüğü düşünülen Rania el-Abbasi’nin çocuklarının fotoğrafları (Sosyal medya)

Suriye’deki Ulusal Kayıplar Kurumu dün yaptığı açıklamada, yürüttüğü soruşturmaların Rania el-Abbasi’nin çocuklarının büyük olasılıkla hayatını kaybettiğini ortaya koyduğunu duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, Suriyeli diş hekimi ve eski satranç şampiyonu Rania el-Abbasi’nin dosyası, Suriye’deki zorla kaybetme vakalarının en dikkat çekici örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

İnsan hakları örgütlerine göre el-Abbasi, eşi Abdurrahman Yasin ve altı çocuğu, dönemin güvenlik güçlerinin Mart 2013’te Şam’daki aile evine düzenlediği baskının ardından kayıplara karıştı.

Dima, İntisar, Necah, Ala, Ahmed ve Liyan adlı altı çocuğun akıbeti 10 yılı aşkın süre boyunca bilinmezliğini korudu. Bu durum, davayı tutuklu ve zorla kaybedilen kişilerin çocuklarına ilişkin kayıp dosyalarının sembollerinden biri hâline getirdi. Suriye’de halen on binlerce aile, yakınlarının akıbetine ilişkin yanıt aramayı sürdürüyor.

Esed yönetiminin devrilmesinden sonra bazı aktivistler, çocukların çok küçük yaşlarda bir yetimhaneye ya da onları büyütmek üzere başka ailelere teslim edilmiş olabileceği yönünde şüpheler dile getirmişti. Bu iddialar, rejimin çöküşünün ardından gündeme gelen benzer vakalara dayanıyordu.

Esed’in 2024 sonunda devrilmesinin ardından, Mayıs 2025’te kayıp ve zorla kaybedilen kişilerin akıbetini araştırmak amacıyla kurulan Ulusal Kayıplar Kurumu, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, “Dr. Rania el-Abbasi’nin çocuklarının hayatını kaybettiği sonucuna yüksek düzeyde mesleki kesinlikle ulaşılmasını sağlayan güvenilir ve birbiriyle örtüşen bulgular elde ettik” ifadesini kullandı.

Kurum ayrıca, “Cenazelere ulaşılması ve bulundukları yerlerin tespit edilmesine yönelik çalışmalar, ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdürülmektedir” açıklamasında bulundu.

Açıklamada, sonuçların kamuoyuna duyurulmasından önce aile üyelerinin bilgilendirildiği belirtilirken, ulaşılan bulguların ‘çok yönlü doğrulama ve analiz süreçlerine’ ve ‘ilgili ulusal kurumlarla yürütülen ortak koordinasyon ve işlemlere’ dayandığı vurgulandı.

El-Abbasi ailesinin yakınları, eski rejim döneminde konuşulması tabu kabul edilen dosyayı yeniden gündeme taşıyarak çocukların akıbetinin aydınlatılması için çağrıda bulunmuştu. Esed yönetiminin devrilmesinin ardından yapılan araştırmalarda, aileye ait herhangi bir ize cezaevlerinde rastlanmaması üzerine yakınları yardım talebinde bulunmuştu.

Rania el-Abbasi’nin kardeşi Hasan el-Abbasi, Facebook hesabından yayımladığı video mesajında çocukların hayatını kaybettiğini doğrulayarak, “Artık kesinleşti; Rania’nın çocukları hayatını kaybetti” dedi.

Hasan el-Abbasi, ailenin, 2013 yılında Şam’ın Tedamun mahallesinde onlarca kişinin yakın mesafeden vurularak öldürüldüğü ve ardından cesetlerinin yakıldığı katliamın başlıca sanığı Emced Yusuf’a ait olduğu belirtilen görüntü kayıtlarını izleme imkânı bulduğunu da söyledi. Söz konusu katliam, döneme ait video kayıtlarıyla belgelendirilmişti.

dvfdvfd
Rania el-Abbasi’nin annesi, kayıp kızı ve ailesinin fotoğrafını elinde tutuyor. (Arşiv – AFP)

Hasan el-Abbasi, Emced Yusuf’a ait olduğu belirtilen görüntülerden birinde karanlık bir odada bulunan çocukların yer aldığını ve Yusuf’un bu çocukları ‘terörün başlıca finansörleri’ olmakla suçladığını söyledi.

Ailenin görüntülerdeki çocukları teşhis ettiğini belirten Hasan el-Abbasi, “Onların bizim çocuklarımız olduğu ortaya çıktı… Sonunda onları kendi yüzleriyle, güzellikleriyle gördük; ancak artık hayatta değiller” ifadelerini kullandı.

Dolaşımdaki bilgilere göre, Tedamun katliamını araştıran ekip, soruşturma sırasında elde ettiği çok sayıda video kaydını halen elinde bulunduruyor. Bu görüntülerin yalnızca sınırlı bir bölümü, 2022 yılında İngiliz gazetesi The Guardian’da yayımlanan bir araştırma kapsamında kamuoyuyla paylaşılmıştı. Söz konusu araştırma, Emced Yusuf’un 2013 yılında Tedamun mahallesinde yüzlerce sivilin ölümüne yol açan katliamlarından birini ortaya çıkarmıştı.

Suriyeli aktivistler ve kayıp yakınları, araştırma ekibinin elindeki video ve kayıtların yayımlanmasını talep ediyor. Bu kayıtların, çok sayıda kayıp kişinin akıbetine ışık tutabilecek önemli deliller içerdiği belirtiliyor.

Kayıp ve zorla kaybedilen kişiler dosyası, Suriye’nin en karmaşık ve çözümü en zor meselelerinden biri olarak görülüyor. Dosya; önceki yönetimin cezaevlerinde kaybolan tutukluları, çatışmalar sırasında izleri kaybolan kişileri, kontrol noktalarında ortadan kaybolanları ve göç ya da yerinden edilme süreçlerinde haber alınamayan sivilleri kapsıyor.

Suriye’de kayıplara ilişkin kapsamlı ve resmî bir veri tabanı henüz bulunmuyor. Rakamlar da farklılık gösteriyor. Daha önce Uluslararası Kayıp Kişiler Komisyonu tarafından yapılan tahminlerde, 2011’den bu yana yaşanan çatışmalar nedeniyle kaybolanların sayısının 130 bini aştığı belirtilmişti. Aynı komisyon, onlarca yıla yayılan ihlaller, çatışmalar ve zorunlu göçler de hesaba katıldığında Suriye’deki kayıp sayısının 300 bine ulaşabileceğini ifade ediyor.

Öte yandan Suriye İnsan Hakları Ağı, Mart 2011’den bu yana 177 binden fazla kişinin zorla kaybetmeye maruz kaldığını bildiriyor.


Irak, silahların devlet kontrolü altına alınması planını tamamlıyor

Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)
Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Irak, silahların devlet kontrolü altına alınması planını tamamlıyor

Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)
Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi dün, Sadr Hareketi'ne bağlı Seraya es-Selam'ın silahlarının teslim alınmasına yönelik planın tamamlandığını açıkladı. Zeydi, Şii Koordinasyon Çerçevesi koalisyonu liderlerinden Kays el-Hazali liderliğindeki Asaib Ehli'l-Hak'ın da silahlarını teslim edeceğini belirtti.

Zeydi, gazetecilere yaptığı açıklamada hükümetin hiçbir yapının devlet dışında silah bulundurmasına izin vermeyeceğini, silah tekeli ve güç kullanımının ‘yalnızca devletin elinde’ olacağını vurguladı.

Bu gelişmeyle bağlantılı olarak Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi, silahlı kanadı Seraya es-Selam'ı yeniden yapılandırma adımlarını açıkladı. Plan kapsamında bu yapı örgütsel olarak hareketten koparılacak, bünyesindeki unsurlar sivil kurumlara dönüştürülecek. Uygulamanın önümüzdeki hafta tamamlanması öngörülüyor.

Öte yandan Irak Hizbullah Tugayları'nın güvenlik yetkilisi, silahlarını devlete teslim etmeyi düşünen gruplara kendi örgütünün insansız hava araçlarını (İHA), seyir füzelerini ve tanksavar sistemlerini teslim alabileceğini önerirken bedelini ödemeye hazır olduklarını bildirdi.


ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı
TT

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ülkesinin İran üzerinde baskıyı sürdürmeye devam edeceğini ve bunun ancak savaşı sona erdirecek "kabul edilebilir bir anlaşmaya" varılmasıyla son bulacağını açıkladı. Hegseth, ABD ordusunun İran limanlarına yönelik "çelikten kuşatmayı" sürdürdüğünü ve Hürmüz Boğazı üzerinde kontrolünü devam ettirdiğini belirtti. Bu açıklama, Başkan Donald Trump'ın ablukanın kaldırılacağını ve bu nedenle boğazda bekleyen gemilerin yeniden hareket edebileceğini duyurması sonrasında yapıldı.

ABD yönetimi, İran'a karşı savaşı yeniden başlatabilecek imkânlara sahip olduğunu vurgularken, Beyaz Saray da Trump'ın, bütün şartlarının yerine getirilmemesi halinde Tahran ile herhangi bir anlaşma imzalamayacağını bildirdi. Söz konusu açıklamalar, küresel ekonomiyi sarsan çatışmanın başlamasından üç ay sonra yapıldı.

Öte yandan İran dini lideri Mücteba Hamaney'in danışmanı Muhsin Rızai ise ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik deniz ablukasını sürdürerek ve müzakerelerde "aşırı talepler" ileri sürerek "üçüncü kez diplomasiye ihanet ettiğini" belirtti.