Nahda krizinde Mısır ve Sudan, çözüm için ‘bağlayıcı bir mekanizma’ talep ediyor

Mısır Başbakanı Medbuli, Hartum ziyaretinde, Sudan’ın yanında olduklarını vurguladı

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve mevkidaşı Abdullah Hamduk (AFP)
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve mevkidaşı Abdullah Hamduk (AFP)
TT

Nahda krizinde Mısır ve Sudan, çözüm için ‘bağlayıcı bir mekanizma’ talep ediyor

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve mevkidaşı Abdullah Hamduk (AFP)
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve mevkidaşı Abdullah Hamduk (AFP)

Sudan ve Mısırlı yetkililer, Etiyopya’nın inşa ettiği Nahda (Rönesans/Hedasi) Barajı hususunda, müzakere ve diyalog yolunun, ‘krizi’ çözmek için ‘en iyi yol’ olduğunu vurguladı. Sudan’ın başkenti Hartum’a dün resmi bir ziyaret gerçekleştiren Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk ile bir araya geldi.
İki ülkeden üst düzey yetkililerin katıldığı görüşmenin ardından yapılan ortak yazılı açıklamada; ‘’Nahda Barajı meselesinin çözümünde diyalog ve müzakereden yana olunduğu, uyuşmazlıkların çözümü için bağlayıcı bir mekanizma oluşturulması gerektiği’ belirtildi.
Açıklamada; ‘’Sudan ve Mısır, Afrika Birliği’nin (AFB) gözettiği müzakerelerin başarılı olmasını ümit etmektedir. İki ülke de, konuya taraf üç ülke arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için etkili ve bağlayıcı bir mekanizmanın garanti edilmesi kaydıyla, 2015 yılında imzalanan ‘İlkeler Beyannamesi Anlaşması’ ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun olarak üç ülkenin hak ve menfaatlerini garanti altına alan bağlayıcı bir anlaşmaya varılmasının lüzumuna inanmaktadır’’ ifadeleri kullanıldı.
Etiyopya’nın, üç ülkenin de razı olduğu bir anlaşma öncesinde tek taraflı hareket etmemesi yönünde uyaran açıklamada, ‘’Mısır ve Sudan Nil sularının adil kullanımından yanadır, bu konuda uluslararası yasalara riayet edilmesi zorunludur. 2015 Ekim ayında, başkent Hartum’da üç ülkenin devlet başkanı tarafından imzalanan ‘Nahda Barajı ilkelerine’ bağlı kalınması gerekir. Bu bağlamda üç ülkenin de haklarını garanti altına alan bir anlaşmanın yapılması zorunludur. Afrika Birliğinin bu konudaki çözüm çabalarının başarılı olacağına dair ümidimiz bulunmaktadır’’ denildi.
Mısırlı heyet ve Sudanlı yetkililer arasında ayrıca, ikili ilişkiler, enerji, sağlık, teknoloji gibi konularda işbirliği ele alındı. Mısır heyeti, Sudan’daki ‘devrimi’ ve ‘geçiş yönetimini’ desteklediklerini ve ülke olarak her türlü yardımı sağlamaya hazır olduklarını kaydetti.
Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk; ‘’Oldukça verimli bir görüşme gerçekleştirdik, ortak ilgi alanımızda olan hususlarda ilerleme kaydettik, ülkemizin altyapısı, iki ülke arasında elektrik ağlarının kurulması, Nahda Barajı, bölgesel ve uluslararası konuları kapsamlı bir şekilde ele aldık’’ dedi.
Mısır heyetinin bu ziyaretinin iki ülke ilişkileri açısından dönüm noktasını teşkil ettiğini belirten Hamduk, ‘’Şu an prensipte anlaştığımız konularda önümüzdeki evrede anlaşma ve protokoller imzalanacak, iki halkın menfaatine olacak olan sağlam ilişkiler kurma aşamasındayız’’ ifadelerini kullandı.
Öte yandan Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Mısır’ın Sudan’ı, tüm alanlarda ve sektörlerde, mümkün olan tüm yollarla desteklemeye hazır olduğunu söyledi. Medbuli; ‘’Önümüzdeki dönem sadece güzel düşünceler ya da projelerle sınırlı olmayacaktır, en yakın zamanda bu projelerin hayata geçmesi için elimizden gelen çabayı göstereceğiz’’ diye konuştu.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin mesajını aktaran Medbuli, ‘’Cumhurbaşkanı Sisi, Sudan halkına selam ediyor ve Sudan’ın içinden geçtiği bu kritik dönemde hemen her alanda desteğini sağlayacağının bilinmesini istiyor. İkinci ülkem olan Sudan’da, Mısır devletini temsilen, üst düzey bir heyetin başında bulunmaktan büyük onur ve mutluluk duyuyorum, Sudan’ı ‘Anayasal Bildirinin’ imzalanmasının yıldönümünde tebrik etmek istiyorum. Umarım Sudan devleti, aydınlık ufuklara ulaşacaktır ve geçiş dönemini başarıyla tamamlayacaktır. Bizler Mısır olarak, bu kritik evrede Sudanlı kardeşlerimizin yanında olacağız. Sudan vatandaşının çıkarına olan her alanda, zenginliklerimizi ve deneyimlerimizi paylaşmaya hazırız. Sudan’ın erozyonla mücadelesinde, elektrik sektöründe, tarım ve sulama alanlarında, ticari ve sanayi alanlarında destekleyeceğiz’’ dedi.
Mısır heyetinde ayrıca, Elektrik ve Enerji Bakanı Muhammed Şakir el-Murakibi, Tarım ve Su Bakanı Muhammed Abdulati, Sağlık Bakanı Hale Zayid, Ticaret ve Sanayi Bakanı Nevin Cami, Başbakan Yardımcısı Randa el-Minşavi ve Başbakanlık Genel Sekreteri Atıf Abdulfettah yer aldı.
Sudan Enformasyon Bakanı ve hükümet sözcüsü Faysal Salih, Mısır heyetinin ziyaretinin, Başbakan Hamduk’un 2019 Eylül’ünde Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin iadesi olduğunu, bu ziyaretle iki ülke ilişkilerinin daha da gelişmesini umduklarını ifade etti. Salih ayrıca, Hamduk’un Mısırlı mevkidaşının Kahire davetini kabul ettiğini, en kısa sürede Kahire’de görüşmelerin devam edeceğini belirtti.
Ayrıca Mısır ve Sudan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin arttırılması, hava, kara ve nehir taşımacılığı üzerinde yeni yöntemler üzerine çalışılmasını ve Mısırlı yatırımcıların Sudan’daki yatırımlarını arttırmasını kararlaştırdı. Mısır heyeti, Sudan iç barışını desteklediklerini, ekonomik olarak da Sudan’ın yanında olduklarını ve Sudan’ın Amerika Birleşik Devletleri’nin ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden kaldırılması için çaba sarf edeceklerini taahhüt etti.
Sudan pazartesi günü AFB’den, Etiyopya’nın Mavi Nil üzerinde yaptığı Nahda Barajı ile ilgili krize dair yürütülen müzakerelerin, iç istişareler gerçekleştirilebilmesi için bir hafta ertelenmesini talep etmişti. Mısır Başbakanının ziyareti, Sudan’da Ömer el-Beşir yönetiminin devrilmesinin ardından ilk üst düzey ziyaret olarak dikkati çekiyor.
Sudan ve Mısır, Nahda Barajı’nın doldurulması ve işletilmesiyle ilgili tek taraflı eylemleri reddetme ve tüm tarafların ortak çıkarlarına hizmet eden, taraflar için bağlayıcı uluslararası bir uzlaşıya ulaşma tavrında ısrar ediyor. Üçlü müzakereler, barajın işletilme mekanizmaları, bağlayıcı uluslararası bir anlaşmanın imzalanmasıyla ilgili teknik ve yasal konulardaki anlaşmazlıklar dolayısıyla tıkanma noktasına gelmişti.



Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
TT

Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)

Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkiler, silahlı gruplara destek verilmesi ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlenmesi yönündeki karşılıklı suçlamaların ardından benzeri görülmemiş bir gerilim sürecine girdi. Ortak sınır hattında yaşanan askeri hareketlilik ise krizin bölgesel çapta açık bir çatışmaya dönüşebileceği yönündeki endişeleri artırıyor.

Bu gerilim, Sudan’ın, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında süren savaş nedeniyle son derece karmaşık bir iç krizden geçtiği dönemde yaşanıyor. Söz konusu durum, Hartum yönetiminin yeni bir dış krizle başa çıkma kapasitesine ilişkin soru işaretlerini gündeme getirirken, karşılıklı suçlamaların siyasi ve güvenlik boyutunda mı kalacağı yoksa doğrudan askeri çatışmaya mı dönüşeceği tartışılıyor.

Gözler, Afrika Boynuzu uzmanı Cameron Hudson’ın değerlendirmelerine çevrilmiş durumda. Hudson, Sudan ile Etiyopya arasındaki diplomatik ilişkilerin kötüleştiğine ve Hartum’un ortak sınır yakınında askeri güç yığınağı yaptığına dikkat çekti. Bu değerlendirme, Sudan ordusunun birkaç gün önce Addis Ababa yönetimini Sudan’a yönelik düşmanca faaliyetlere karışmakla suçlamasının ardından geldi. Sudan ordusu ayrıca, Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’nın, HDK’ye ait İHA’ların kalkış noktası olarak kullanılmasına izin verildiğini öne sürdü.

Hudson, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Sudan’ın ‘Etiyopya ile diplomatik ilişkilerini kestiğini ve sınır bölgesine yeni askeri birlikler sevk ettiğini’ öne sürdü. Hudson, iki ülke arasındaki tarihsel gerilimin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme ihtimalinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Sudan’ın 2023’ten bu yana devam eden iç savaş nedeniyle son derece hassas bir süreçten geçtiğine dikkat çekti. Sudan tarafından diplomatik ilişkilerin tamamen kesildiğine dair resmî bir açıklama yapılmamış olsa da Hartum yönetimi Etiyopya Büyükelçisi’ni geri çağırdı. Bu adım, Sudan ordusunun Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE), Hartum Havalimanı ve diğer noktaları hedef alan İHA saldırılarına karışmakla suçlamasının ardından geldi.

Sudan ordusu geçen hafta yaptığı açıklamada, son saldırıların Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’ndan başlatıldığını öne sürerken, Addis Ababa yönetimi bu suçlamaları kesin bir dille reddederek ‘hiçbir temele dayanmadığını’ savundu.

Bu gelişmeler, Reuters tarafından aylar önce yayımlanan bir araştırma dosyasının ardından gündeme geldi. Söz konusu haberde, Etiyopya’nın Sudan sınırındaki Benishangul-Gumuz bölgesinde, HDK mensubu binlerce savaşçının eğitildiği gizli bir kamp bulunduğu iddia edilmişti. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bu bilgiler saha kaynakları ve uydu görüntülerinden elde edildi.

Haberde ayrıca bu kampın, Sudan’daki savaşın bölgesel boyuta taşındığının göstergesi olduğu değerlendirmesi yapılırken, Etiyopya makamları konuya ilişkin resmî bir açıklama yapmadı. Aynı bağlamda, Yale Üniversitesi bünyesindeki İnsani Araştırmalar Laboratuvarı tarafından yayımlanan bir raporda da,geçtiğimiz nisan ayında Asosa kentindeki bir askeri üste HDK lehine Etiyopya kaynaklı askeri destek işaretlerinin tespit edildiği belirtildi.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)

Etiyopya ise suçlamalara karşılık vererek, Sudan’ın Tigray bölgesindeki hükümet karşıtı grupları desteklediğini ve Etiyopya’nın toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini öne sürdü. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı ayrıca Hartum yönetimini, HDK ile yürütülen savaşta bazı Tigraylı isyancıları kullanmakla suçladı. Bakanlık, iki ülke arasındaki ilişkileri koruma amacıyla bu iddiaları daha önce kamuoyuna açıklamaktan kaçındığını belirtti.

Mevcut gerilim, iki ülke arasında uzun yıllardır süregelen karşılıklı güvensizlik ve örtülü çatışma geçmişine dayanıyor. Etiyopya, farklı dönemlerde Sudanlı muhalif gruplara ev sahipliği yaparken, özellikle Sudan Halk Kurtuluş Hareketi lideri John Garang ile Sudanlı taraflar arasındaki arabuluculuk süreçlerinde de siyasi rol üstlendi. Sudan’daki mevcut savaşın başlamasının ardından Addis Ababa yönetimi, Korgeneral Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki HDK heyetini ağırlarken, eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk öncülüğündeki Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) da dahil olmak üzere Sudanlı sivil muhalif grupların toplantılarına ev sahipliği yaptı.

Öte yandan Sudan da geçmişte Etiyopya’nın iç çatışmalarında etkili roller üstlendi. Sudanlı İslamcı lider Hasan et-Turabi, geçmişte verdiği röportajlarda Etiyopyalı isyancıların Addis Ababa’ya Etiyopyalılar tarafından kullanılan Sudan tanklarıyla girdiklerini söylemişti. Sudan Ulusal Güvenlik Eski Danışmanı el-Fatih Urve ise 1991 yılında Mengistu Haile Mariam rejiminin devrilmesinin ardından, Etiyopya eski Devlet Başkanı Meles Zenawi’yi Hartum’dan Addis Ababa’ya taşıyan uçağı kendisinin kullandığını açıklamıştı.

Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler, 1995 yılında dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e yönelik Addis Ababa’daki suikast girişiminin ardından ciddi bir gerilim sürecine girdi. Mübarek, o dönemde Afrika Birliği (AfB) zirvesine katılmak üzere Etiyopya’da bulunuyordu. Etiyopya ve Mısır, Sudan eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir yönetimini ve Ulusal İslam Cephesi hareketini saldırıya karışmakla suçlamış, Hartum yönetimi ise bu iddiaları reddetmişti. İki ülke arasındaki gerilimin önemli başlıklarından biri de Sudan’ın doğusundaki el-Faşka sınır bölgesi olmaya devam etti. Sudan ordusu, 2020 yılının sonunda bölgede yeniden konuşlanarak uzun yıllardır Etiyopyalı grupların kontrolünde bulunan bazı alanları geri aldı. Addis Ababa yönetimi ise bu hamleyi, Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki savaşla meşgul olmasının fırsata çevrilmesi olarak değerlendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)

Mevcut gerilim ortamında temel sorulardan biri, karşılıklı suçlamaların doğrudan bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği olarak öne çıkıyor. Askeri uzmanlar, taraflar açısından siyasi, askeri ve ekonomik maliyetlerin yüksek olması nedeniyle kapsamlı bir savaş ihtimalinin halen sınırlı olduğu görüşünde birleşiyor. Uzmanlara göre Sudan ordusu zaten Nisan 2023’ten bu yana HDK ile geniş çaplı bir savaş yürütürken, Etiyopya da çeşitli bölgelerde iç karışıklıklar ve karmaşık güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bulunuyor.

Sudanlı askeri uzman Dr. Cemal eş-Şehid, Sudan ile Etiyopya arasındaki gerilimin artık geleneksel diplomatik anlaşmazlıkların ötesine geçtiğini, stratejik mesajlar ve güvenlik baskılarının karşılıklı olarak verildiği bir aşamaya ulaştığını söyledi. Ancak eş-Şehid, mevcut koşullarda taraflar arasında kapsamlı bir askeri çatışma çıkmasını düşük ihtimal olarak değerlendirdi. Gerilimin özellikle el-Faşka bölgesi, Nahda (Hedasi) Barajı ve silahlı gruplara destek verildiği yönündeki karşılıklı suçlamalar nedeniyle sınırlı sınır çatışmalarına dönüşebileceğini belirten eş-Şehid, Sudan’ın şu anda önceliğinin iç savaşı sonuçlandırmak ve ülke içinde istikrarı yeniden sağlamak olduğunu, bu nedenle dış cephede bir savaşın son derece maliyetli olacağını ifade etti.

Öte yandan emekli pilot yarbay et-Tayyib el-Malekabi, mevcut gerilimin yalnızca siyasi söylem düzeyinde kalmadığını ve bölgesel bir çatışmanın yaklaşmakta olduğuna işaret edebileceğini savundu. Bununla birlikte el-Malekabi, Sudan ordusunun Etiyopya ile açık bir savaşa girecek düzeyde fiili askeri hazırlığa sahip olmadığını düşündüğünü söyledi. El-Malekabi ayrıca dış tehdit söyleminin, iç savaşın yarattığı baskıları hafifletmeye yönelik bir araç olarak da kullanılıyor olabileceğini dile getirdi.

Diplomatik gerilim, askeri hareketlilik, sınır anlaşmazlıkları ve karşılıklı müdahale suçlamalarının gölgesinde, Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin son derece hassas bir sınavdan geçtiği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre güvenlik kırılganlığının ve çok katmanlı çatışmaların hâkim olduğu Afrika Boynuzu’nda olası bir doğrudan çatışma, yalnızca iki ülke için değil, bölgenin tamamının istikrarı açısından yeni bir tehdit oluşturabilir.


El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya
TT

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

Ali el-Zeydi başkanlığında kurulması planlanan yeni Irak hükümeti, güvenoyu sınavıyla karşı karşıya bulunuyor. Irak Parlamento Başkanlığı’nın bugün kabine oylaması için tarih belirlemesiyle birlikte, bakanlıkların paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklar sürerken, sürpriz bir gelişme yaşanmaması hâlinde hükümet listesinin parça parça olarak oylanabileceği belirtiliyor.

Parlamento Başkanlığı Basın Dairesi, oturum gündeminde hükümet programı ile Zeydi kabinesinin oylanmasının yer aldığını açıkladı. Bu durum, özellikle Koordinasyon Çerçevesi içindeki görüş ayrılıkları devam etse de siyasi güçlerin hükümete güvenoyu verme yönünde ilerlediğine işaret ediyor.

Siyasi bloklar, bakanlıklar ve başbakan yardımcıları konusundaki müzakerelerini dün akşam saatlerine kadar sürdürdü. Taraflar üzerinde, olası bir siyasi boşluk ya da gerilimi önlemek amacıyla hükümetin bayram tatilinden önce kurulması yönünde baskı olduğu ifade edildi.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, milletvekillerinin büyük bölümünün adayların özgeçmişlerini henüz incelemediğini belirtti. Bunun yanında, bakanlık kotalarının paylaşımı, silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanması meselesi ve Zeydi’yi destekleyen siyasi güçlerin silahlı gruplarla ilişkisi konularındaki anlaşmazlıkların da sürdüğü kaydedildi.

Sızan bilgilere göre eğitim, sanayi, savunma ve dışişleri bakanlıklarını kapsayan dağılım üzerinde uzlaşmaya yaklaşılırken, Zeydi “ekonomik ve kalkınma öncelikli yeni bir hükümet kurmaya çalıştığını” söyledi.


Darfur Valisi: Hızlı Destek Kuvvetleri en büyük suçları işledi

Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
TT

Darfur Valisi: Hızlı Destek Kuvvetleri en büyük suçları işledi

Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)

Minni Arko Minawi, Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur Bölge Valisi olarak, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) Sudan’da “en büyük suçları” işlediğini ve ülkenin savaşın ağırlığı altında çöktüğünü söyledi.

Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, güçlerinin silaha “zorunlu olarak” sarıldığını belirten Minawi, Sudan ordusunun yanında yer almalarını ise “Sudan halkını, tarihini ve topraklarını hedef alan saldırıların dayattığı bir zorunluluk” olarak nitelendirdi.

İnsani trajedi derinleşirken, yerinden edilme ve yıkımın boyutu da giderek artıyor. Minawi, bu ortamda herhangi bir “başarıdan” söz etmenin gerçeklikten uzak olduğunu kabul ederek, savaşın can kayıplarından ekonomik kaynaklara kadar her şeyi tükettiğini vurguladı.

Darfur’daki yerinden edilmiş sivillerin kamplarındaki durumu “felaket” olarak nitelendiren Minawi, özellikle eğitim, sağlık ve kamu hizmetleri başta olmak üzere temel hizmetlerin neredeyse tamamen çöktüğünü ifade etti. Ayrıca sivillerin geniş çaplı yağma ve yoksullaştırma operasyonlarına maruz kaldığını söyledi.

Tahminlere göre çatışmalarda on binlerce kişi hayatını kaybederken, Sudan içinde ve dışında 10 milyondan fazla kişi yerinden edildi.