ABD, Hong Kong'un bağımsızlığını engellemekle suçladığı bankaları cezalandırmaya hazırlanıyor

Trump, Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası'nın onaylamasının ardından ABD yaptırımlarının hedefinde bankalar var (Reuters)
Trump, Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası'nın onaylamasının ardından ABD yaptırımlarının hedefinde bankalar var (Reuters)
TT

ABD, Hong Kong'un bağımsızlığını engellemekle suçladığı bankaları cezalandırmaya hazırlanıyor

Trump, Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası'nın onaylamasının ardından ABD yaptırımlarının hedefinde bankalar var (Reuters)
Trump, Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası'nın onaylamasının ardından ABD yaptırımlarının hedefinde bankalar var (Reuters)

Kifaye Euler
Çin'in Ulusal Güvenlik Kanunu nedeniyle ABD yönetimi tarafından yaptırım uygulanan 11 yetkiliden biri olan Hong Kong Polis Gücü Komiseri, HSBC'deki mal varlığını, ABD'nin Hong Kong’a yönelik politikasını yürürlüğe koymasından günler önce Bank of China'ya (Hong Kong) aktardı.
Bu transfer, yaptırım uygulanan kişilerin ve ailelerinin ABD finans sistemine ve banka hesaplarına erişmeleri engellenirken ve kredi kartları iptal edilirken günlük hayatlarının ne denli zorlaşabileceğini ortaya koyuyor.
Hong Kong Baş Yöneticisi Carrie Lam, Çin devlet televizyonuna verdiği röportajda ‘anlamsız’ olarak nitelendirdiği bu durum nedeniyle kredi kartlarını kullanmakta zorluk çektiğini söyledi.

ABD dışındaki bankalara yaptırım
ABD Başkanı Donald Trump, ABD Kongresi’nden geçen Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası'nı geçtiğimiz ay imzaladı. Söz konusu yasa, ABD'li düzenleyicilere Hong Kong’un Çin'den aldığı ‘yüksek derecede özerkliğine’ son vermeye yardımcı olan kişilerle ‘önemli’ anlaşmaları olan ABD dışı bankalara yaptırım uygulama yetkisi veriyor.
Bir uyum avukatına göre yasa hangi anlaşmaların ‘önemli’ olduğunu belirtmezken Hong Kong’daki bankacılar ve diğer finans uzmanları sorunun yakında açıklığa kavuşmasını umuyorlar. Hong Kong’daki Steptoe & Johnson Hukuk Bürosu’ndan ekonomik yaptırımlar konusunda uzmanlaşmış olan avukat Nicholas Turner konuyla ilgili değerlendirmesinde, Hong Kong'daki finans kurumlarının, ABD Hazine Bakanlığı’nın bahsi geçen ‘önemli anlaşmalara’ bir açıklık getirmesini beklediklerini belirtti.
Öte yandan Hong Kong Baş Yöneticisi Lam, Çin televizyonuna verdiği bir röportajda, “Bazı finansal işlemleri kullanmamız gerekiyor. Ancak bunun ABD merkezli bir kurum tarafından engellenip engellenmeyeceğini ya da kredi kartlarının kullanımının bir şekilde iptal edilip edilmeyeceğini bilmiyoruz” şeklinde konuştu.
Hong Kong’daki uluslararası bankalar, Pekin ve Washington arasındaki gerginlikler artarken ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalabilecek potansiyel ve savunmasız kişiler için müşteri listelerini yeniden düzenledi. Ancak bununla birlikte ABD’li düzenleyiciler ile Hong Kong'a veya ana karaya karşı yaptırım, abluka veya diğer saldırgan tutumların uygulanmasını yasaklayan Ulusal Güvenlik Yasası arasında bir denge kurmaya çalışıyorlar.
Diğer yandan Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nin fiili merkez bankası olan Hong Kong Para Otoritesi’nden (HKMA) yapılan açıklamada, “Yabancı hükümetler tarafından uygulanan tek taraflı yaptırımlar, uluslararası mali yaptırımlar düzeninin bir parçası değildir. Bununla birlikte Hong Kong'da herhangi yasal bir statüleri de bulunmuyor” ifadeleri yer aldı. 
Freshfields Bruckhaus Deringer Hukuk Bürosu Asya Bölümü Başkanı Alexander Dmitrenko ise konuyla ilgili yorumunda şunları söyledi:
“Tek taraflı kararlarla, bir işlem yapabilir miyiz? Ya da bir hesabı kapatabilir miyiz? Bu kararlar büyük ihtimalle bankalar veya MasterCard gibi hizmet sağlayıcılar tarafından bireysel olarak uygulanacaktır.”

1,4 milyar dolarlık transfer
Hong Kong Polis Kredi Birliği (Hong Kong Police Credit Union - HKPCU)  yaptırımlar uygulanması ihtimaline yönelik endişeler nedeniyle Mayıs ayında yabancı bankalardaki yaklaşık 11 milyar Hong Kong doları (1,4 milyar ABD doları) tutarındaki mal varlığını Çin'deki kredi kuruluşlarına aktarmaya başladı. South China Morning Post’un haberine göre Hong Kong Polis Gücü Komiseri Chris Tang Ping-keung, Mart 2017'de 6,25 milyon Hong Kong doları (806 bin ABD doları) karşılığında satın aldığı 41 metrekarelik dairesini ABD yaptırımlarının açıklanmasından sadece üç gün önce, 4 Ağustos'ta ipotek ettirdi.
Hong Kong Polisi Halkla İlişkiler Şubesi, South China Morning Post’un konuya ilişkin bir sorusu üzerine yaptığı açıklamada, dairenin Polis Gücü Komiseri’nin şahsına ait olduğu ve bu konudaki tüm seçimlerinde kişisel olduğu belirtildi.
Çince yayın yapan HK gazetesi, Tang'ın dairesinin ipotek ettirdiğini duyururken HSBC Bank sözcüsü, bankanın bireysel müşterilerinin işlemlerini tartışmayacağını belirterek konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti. Bununla birlikte HSBC ve Standard Chartered ile birlikte Hong Kong’daki üç bankadan biri olan Bank of China (Hong Kong) da gazetenin yorum talebine yanıt vermedi.
Hong Kong Polis Gücü’nden yapılan açıklamada ise, “Komiser, ulusal ve bölge güvenliğini sağlamanın kendi sorumluluğu ve onuru olduğunu, yabancı yaptırımların kendisi için bir anlam ifade etmediğini yineledi” denildi.



Hürmüz Boğazı'ndaki çatışma enerji santrallerini tehdit ediyor

Netanyahu, İran füzesinin isabet ettiği bölgeyi incelerken
Netanyahu, İran füzesinin isabet ettiği bölgeyi incelerken
TT

Hürmüz Boğazı'ndaki çatışma enerji santrallerini tehdit ediyor

Netanyahu, İran füzesinin isabet ettiği bölgeyi incelerken
Netanyahu, İran füzesinin isabet ettiği bölgeyi incelerken

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması için verdiği sürenin sona ermek üzere olmasıyla birlikte, Hürmüz Boğazı ve enerji santralleri çevresinde çatışma riski artarken İran, elektrik tesisleri ve hayati altyapı tesislerine bir saldırı olması halinde anında misilleme yapacağı uyarısında bulundu. Bu gerginlik, İsrail'in güneyindeki Dimona’daki reaktörün çevresinin hedef alındığı sarsıntıyla aynı zamana denk gelirken enerji ve nükleer dosyalarını çatışmanın ön saflarına taşıdı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımda, Hürmüz Boğazı'nın 48 saat içinde tamamen açılmaması halinde ABD'nin İran'daki elektrik santrallerini ‘en büyüğünden başlayarak’ vurup yok edeceği tehdidinde bulundu. Buna karşın İranlı yetkililer, boğazın tamamen kapatılmadığını, ancak ‘akıllı kontrol’ altına alındığını ve İran’daki enerji tesislerine yönelik herhangi bir saldırının, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapatılması ve bölgedeki ABD ve İsrail ile bağlantılı enerji, elektrik ve hayati altyapı tesislerinin hedef alınması gibi cezai önlemlerle karşılanacağını açıkladılar.

Tahran, Birleşmiş Milletlere (BM) gönderdiği mektuplarda nükleer tesislerin ve sivil altyapının hedef alınmaması konusunda uyararak, saldırıları durdurmak için uluslararası bir harekete geçilmesini talep etti. Bu uyarıların ardından İran’ın cumartesi akşamı Dimona ve Arad’a yönelik saldırıları, bölgenin hassasiyeti ve Dimona Nükleer Tesisi’nin varlığı nedeniyle İsrail’de büyük yankı uyandırdı.

Basında yer alan haberlere göre onlarcası Arad ve Dimona'dan olmak üzere saldırılarda 140'tan fazla kişi yaralandı. İsrail yetkilileri binalarda geniş çaplı hasar ve yangınların çıktığını bildirdi. Saldırılar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ordu komutanlarını bölgeye gitmeye sevk etti.

Öte yandan İran'a düzenlenen saldırıların kapsamı genişleyerek Tahran ve çevresini de kapsadı. ABD’li ve İsrailli kaynaklar, İran’da askeri üslerin ve füze tesislerinin hedef alındığını bildirdi.


Moskova, savaşın dördüncü haftasında "daha da kötü bir bozulma" bekliyor

Rusya Devlet Başkanı, 23 Şubat'ta Moskova'da düzenlenen "Vatan Savunucuları" günü etkinliklerine katılımı sırasında (AP)
Rusya Devlet Başkanı, 23 Şubat'ta Moskova'da düzenlenen "Vatan Savunucuları" günü etkinliklerine katılımı sırasında (AP)
TT

Moskova, savaşın dördüncü haftasında "daha da kötü bir bozulma" bekliyor

Rusya Devlet Başkanı, 23 Şubat'ta Moskova'da düzenlenen "Vatan Savunucuları" günü etkinliklerine katılımı sırasında (AP)
Rusya Devlet Başkanı, 23 Şubat'ta Moskova'da düzenlenen "Vatan Savunucuları" günü etkinliklerine katılımı sırasında (AP)

İran savaşının dördüncü haftasında Kremlin'in bakış açısı son derece karamsar görünüyordu. Moskova'nın çatışmanın gidişatını etkileme şansının ve bunun kilit ortaklarından biri üzerindeki potansiyel sonuçlarının azaldığına dair artan inançla birlikte, Kremlin'in seçenekleri, devam eden çatışmaya daha fazla karışmaktan kaçınmak ve yakın çevredeki etkilerini izlemekle sınırlı görünüyordu.

Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitry Peskov, "Ortadoğu'daki durumun nasıl gelişeceğini aklı başında hiç kimse tahmin edemez, ancak işlerin kötüye gittiği açık" değerlendirmesinde bulundu.

Karamsar beklentilere rağmen, Moskova hâlâ Tahran'ın şu ana kadar çok güçlü ilk darbeyi savuşturmayı başardığına ve savaşı, Washington ve Tel Aviv kamplarındaki olası iç gelişmelere güvenerek, saldırganların enerjilerini tüketen bir çatışmaya dönüştürdüğüne inanıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, savaşı sona erdirmek için hızlı bir arabuluculuk önererek, müzakere pozisyonunu güçlendirmeye çalışmıştı. Ancak bu teklif, İran'ın yeteneklerini zayıflatmak için askeri seçenekte ısrar eden Tel Aviv'de veya Washington'da pek ilgi görmedi.


Rusya’nın Finlandiya sınırına yakın bir limanına İHA saldırısı düzenlendi

Ukrayna askeri birlikleri arasında İHA saldırı sistemi yaygınlaştı (EPA)
Ukrayna askeri birlikleri arasında İHA saldırı sistemi yaygınlaştı (EPA)
TT

Rusya’nın Finlandiya sınırına yakın bir limanına İHA saldırısı düzenlendi

Ukrayna askeri birlikleri arasında İHA saldırı sistemi yaygınlaştı (EPA)
Ukrayna askeri birlikleri arasında İHA saldırı sistemi yaygınlaştı (EPA)

Rus yetkililer bu sabah erken saatlerde, Finlandiya sınırına yakın Leningrad bölgesine düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısının ardından Primorsk limanında yangın çıktığını bildirdi.

Leningrad Valisi Alexander Drozdenko, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya'nın kuzeybatısındaki Leningrad bölgesinin semalarında gece boyunca "50'den fazla İHA’nın" imha edildiğini belirtti. Ayrıca, "Primorsk limanında bir yakıt tankının hasar gördüğünü ve yangına neden olduğunu" bildiren Drozdenko, işçilerin tahliye edildiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu liman, Baltık Denizi'nde Finlandiya sınırı ile St. Petersburg şehri arasında yer almaktadır. Leningrad'da daha önce Ukrayna saldırıları olduğuna dair haberler olsa da bölge Şubat 2022'de başlayan Rus-Ukrayna savaşında önemli bir cephe değildir.