Koronavirüs yeniden canlanırken önlemler de yürürlüğe giriyor

Beyrut’ta koronavirüsü önlemek için maske takan vatandaşlar (Reuters-Arşiv)
Beyrut’ta koronavirüsü önlemek için maske takan vatandaşlar (Reuters-Arşiv)
TT

Koronavirüs yeniden canlanırken önlemler de yürürlüğe giriyor

Beyrut’ta koronavirüsü önlemek için maske takan vatandaşlar (Reuters-Arşiv)
Beyrut’ta koronavirüsü önlemek için maske takan vatandaşlar (Reuters-Arşiv)

Lübnanlılar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında ülke genelinde 7 Eylül tarihlere kadar ticari işletmelerin kapatılması ve kısmi sokağa çıkma yasağına bugün başladı.
Hastanelerin, Beyrut Limanı’nda 4 Ağustos’ta meydana gelen büyük patlamada yaralananlar ve koronavirüs hastalarıyla dolmasının ardından ülke genelinde 18.00-06.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağı uygulanması yönünde karar alındı.
Ancak, patlamadan zarar gören mahallelerdeki enkaz kaldırma, tadilat ve yardım faaliyetlerinin yasaktan muaf tutulacağı vurgulandı.
Lübnan Sağlık Bakanı Hamad Hassan, şimdiye kadar 9 bin 758 vaka ve 107 ölümün kaydedildiği ülkenin ‘uçurumun eşiğine’ geldiği konusunda uyardı.
Fas da ise, Ağustos ayının başından günlük vaka sayılarının binin altına düşmemesi nedeniyle ülkenin ekonomi ve turistik başkentleri olan Kazablanka ve Marakeş’te sıkı sağlık kısıtlamaları yeniden yürürlüğe konuldu.
Kral 6.Muhammed, vakaların hızla artışında duyduğu endişeyi dile getirerek, vatandaşları ülkenin yeniden kapanmasını önlemek için daha bilinçli olmaya çağırdı.
Avrupa’da, Fransa, İtalya, Almanya ve İspanya’da son 24 saat içerisinde tespit edilen vaka sayıları endişe yarattı.
İspanya’da 7 bin 39 yeni vaka tespit edilirken, Fransa’da bu sayı Mayıs ayından bu yana görülmemiş bir artışla 4 bin 771, İtalya’da 845 ve Almanya’da bin 707 oldu.
İkinci dalga salgın tehdidi karşısında alarm durumu ilan eden Berlin, Alman turistlerin gözde rotaları olan İspanya’nın geneli ve Hırvatistan’ın turistik kıyılarının tehlikeli olduğuna dikkat çekerek, buradan dönen tüm yolculara test yapılacağını ve karantina uygulanacağını bildirdi.
Slovenya vaka sayısındaki artıştan duyduğu endişeyi açıklarken, Hırvatistan ile seyahat kısıtlamalarının kademeli olarak uygulanacağını ve komşu ülkeden gelen yolcuların karantinaya alınmasının gerekeceğini bildirdi.
Vaka sayılarındaki artışa rağmen, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yetkililerin hazırlıklı olması ve son aylarda biriken bilgi birikimi sayesinde Avrupa’da salgının tekrar karantina önlemi almak zorunda kalmadan kontrol altına alınabileceğini savundu.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile Afrika hükümetlerini yaklaşık altı aydır kapatılan okulları yeniden açmaya ve virüsün yayılmasını önlemek için önlemler almaya çağırdı.
AFP’nin ulaştığı resmi istatistiklere göre, koronavirüs Aralık ayı sonundan bu yana en az 788 bin 242 kişinin ölümüne neden oldu.
Latin Amerika ve Karayipler 250 bin ölüm sınırını aştı. Yalnızca Brezilya 112 bin 304 ölüm kaydedilirken, Arjantin, 8 binden fazla yeni vakayla rekor sayıda günlük vaka kaydetti.
Johns Hopkins Üniversitesi istatistiklerine göre, ABD 174 bin 178 ölümle salgından en çok etkilenen ülke oldu.
Diğer yandan, Dünya Bankası Başkanı David Malpass, koronavirüs salgını nedeniyle 100 milyon insanın aşırı yoksulluğa sürüklenmiş olabileceği konusunda uyardı.
Malpass, Dünya Bankası tahminlerine göre 70 ila 100 milyon insanın aşırı yoksulluğa düşebileceğini ve salgının kötüleşmesi veya uzaması durumunda bu sayının artabileceğini söyledi.
Dünya Bankası Başkanı, mevcut durum ışığında, alacaklı ülkelerin yoksul ülkelerin borçlarını yeniden yapılandırması gerektiğini dile getirdi.
Koronavirüs salgını, Latin Amerika ve Karayipler’de eşitsizlik ve yoksulluğu daha şiddetlendirdi.
Latin Amerika ve Karayipler Ekonomik Komisyonu’na göre, salgının 45 milyon insanı yoksulluğa itmesi, toplam yoksul sayısını 231 milyona çıkarması veya bölge nüfusunun yüzde 37,3’üne getirmesi bekleniyor.
Salgının kalıcı etkisi, Almanya’yı da 2021’de büyük bütçe açığını finanse etmek için tekrar borç almaya zorluyor.
Maliye Bakanı Olaf Scholz, “Vatandaşların sağlığını korumak ve ekonomiyi istikrara kavuşturmak için büyük kaynakları kullanmak amacıyla önümüzdeki yıl bütçeyi finanse etmek için Almanya’da kamu borcunu azaltma kuralına bir istisna istememiz gerekecek” dedi.
İngiltere ise Temmuz ayı sonunda kamu borcunun ilk kez 2 trilyon sterlini aştığını açıklaması, salgın nedeniyle ülke ekonomisine yönelik desteğin fonlanma konusunu gündeme getirdi.



ABD’nin olası İran operasyonu: Hangi seçenekler masada?

Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
TT

ABD’nin olası İran operasyonu: Hangi seçenekler masada?

Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)

ABD, İran'a yönelik gizli operasyon ve askeri stratejiler üzerinde çalışıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan yetkililer, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Başkan Donald Trump'a çeşitli saldırı seçenekleri sunduğunu söylüyor.

Bunlar arasında ABD'nin haziranda vurduğu nükleer tesislere ek olarak balistik füze üretimi merkezlerinin hedef alınması da var.

İran ve İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle tırmanan gerginlik haziranda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. İsrail'in 13 Haziran'daki saldırısıyla başlayan çatışmalarda İran vakit kaybetmeden misilleme yapmıştı.

Çatışmalarda ABD'ye ait bombardıman uçakları İran'daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine 22 Haziran'da hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı.

Yetkililer, böyle bir saldırı senaryosunda operasyonun "birkaç gün" sürebileceğini ve İran'ın "şiddetli misilleme yapabileceğini" belirtiyor.

İran, ABD'nin saldırısına cevap olarak 23 Haziran'da Amerikan ordusunun Katar'daki El-Udeyd Hava Üssü'ne saldırmıştı. Operasyonda Tahran'ın önceden Washington'a haber verdiği ve hiçbir can kaybı yaşanmadığı aktarılmıştı.

Pentagon'un sunduğu diğer seçenekler arasında İran'ın güvenlik kurumlarına yönelik siber saldırı düzenlenmesi yer alıyor. Kaynaklara göre bu tarz saldırılarda "protestoculara karşı ölümcül güç kullanan iç güvenlik aygıtı" hedef alınacak.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla BBC'ye konuşan ABD'li yetkililer de İran'a yönelik olası operasyonda hava saldırılarının en muhtemel seçenekler arasında olduğunu belirtiyor. Bunlara ek olarak İran'ın "komuta ve telekomünikasyon sistemlerinin" hedef alınabileceğine işaret ediliyor.

Trump, sosyal medyadan dün paylaştığı gönderide İran'la iş yapan ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi getirme tehdidinde bulundu.

NYT'nin analizinde, İran petrolünün en büyük alıcısı Çin'in yanı sıra Türkiye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan'ın da böyle bir hamleden olumsuz etkilenebileceğine dikkat çekiliyor.

Trump'ın protestocuların öldürülmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunduğu İran'ın ekonomisi, uzun süredir ABD ambargosunun da etkisiyle zor durumda.

İran riyalinin açık piyasada ABD doları karşısında rekor seviyede düşmesinin ardından başkent Tahran'daki Kapalı Çarşı'da esnaf 28 Aralık'ta greve gitmişti.

Gösterilerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmazken, Norveç merkezli insan hakları örgütü İran İnsan Hakları (IHRNGO) verilerine göre, protestolarda en az 648 eylemci öldürüldü, bunlardan 9'u 18 yaşın altındaydı. BBC'nin İran'daki kaynaklarıysa ölü sayısının çok daha yüksek olabileceğini belirtiyor.

İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), öğrencilerin de katılımıyla büyüyen gösterilerin 16. gününe ilişkin raporunda, 133'ü emniyet görevlisi ve biri savcı, 9'u 18 yaşın altında toplam 646 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 bin 721 kişinin de gözaltına alındığını bildirdi.

ABD'nin İran'a yönelik operasyon başlatma ihtimali İsrail'i de harekete geçirdi. İsrail Savunma Kuvvetleri'nden (IDF) dün yapılan paylaşımda, İran'daki durumla ilgili "sürpriz senaryolara karşı" hazırlık yapıldığı ifade edildi.

Independent Türkçe, New York Times, BBC, Times of Israel


Çin’den AB’ye Tayvan baskısı: Kırmızı çizgimizi geçiyorsunuz

AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
TT

Çin’den AB’ye Tayvan baskısı: Kırmızı çizgimizi geçiyorsunuz

AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)

Çin, Tayvanlı politikacıları kabul etmemeleri için Avrupa ülkelerine baskı yapıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Guardian'a konuşan diplomat ve yetkililer, Pekin'in Tayvanlı siyasetçilerin ülkelerine girişini yasaklaması için Avrupa Birliği (AB) hükümetlerine baskı yaptığını öne sürüyor. 

Kaynaklara göre Çin yönetimi, Avrupa'daki konsolosluklar üzerinden hükümet yetkililerine kasım ve aralıkta ulaşarak Tayvanlı politikacıların girişlerinin yasaklanması yönünde "hukuki tavsiye" verdi. 

Pekin yönetimi, Schengen Sınırları Kanunu diye bilinen ve AB vatandaşı olmayanların ülkelere girişi için "üye devletlerin uluslararası ilişkilerine tehdit oluşturmamasını" şart koşan kuralları öne sürerek uyarı yapıyor. 

Buna göre Çinli yetkililer, Tayvanlı siyasetçilerin Avrupa ülkelerine girişinin, mevzubahis ülkenin Çin'le uluslararası ilişkilerini tehdit edeceğini savunuyor. 

Diğer yandan Tayvan Ulusal Dong Hwa Üniversitesi'nden Zsuzsa Anna Ferenczy, "AB-Tayvan ilişkilerinin AB-Çin ilişkilerini tehdit ettiği yönündeki yorum Pekin'e ait. Bu, Avrupa'daki algı veya gerçeklikle hiç uyuşmuyor" diyor. 

Guardian'ın incelediği bazı notlarda "Tayvanlı personelin resmi temas için Avrupa'ya girmesinin yasaklanması" talep ediliyor. Bunun "Çin'in kırmızı çizgisinin ihlal edilmesi" anlamına geldiği ileri sürülüyor. 

Ayrıca bazı notlarda, AB hükümetlerinden Tayvan Devlet Başkanı Lai Ching-te, Devlet Başkanı Yardımcısı Hsiao Bi-khim ve Başbakan Cho Jung-tai'nin yanı sıra, bu pozisyonlarda önceden görev yapmış isimlerin de girişinin yasaklanması talep ediliyor. 

Çin yönetimine göre Tayvanlı yetkililerin Belçika, Çekya, Polonya, Hollanda, İtalya, Avusturya, Almanya, Litvanya, Danimarka, Estonya ve İrlanda'ya ziyaretleri, "Çin-AB ilişkilerini ciddi şekilde zedeleme" riski taşıyor. 

Guardian'ın aktardığına göre Norveç ve Finlandiya'ya da benzer uyarı notları gönderilmiş. 

Tayvan Dışişleri Bakanlığı gazeteye gönderdiği açıklamada, yetkililerin Avrupa ziyaretlerinin "Çin'le hiçbir ilgisi olmadığı, Çin'in bu konuda müdahale etme hakkının bulunmadığı" belirtildi. 

Çin'e odaklanan Alman düşünce kuruluşu Merics'ten Claus Soong, şu ifadeleri kullanıyor: 

Pekin, Tayvanlı yetkilileri ülkeye kabul etmeden önce iyice düşünmeniz gerektiğini söylemek için elinden geleni yapıyor. Bunun bir tehdit olduğunu söyleyemem, daha çok bir hatırlatma ancak pek de nazik bir hatırlatma değil.

AB, Çin ordusunun Tayvan etrafında geçen ay düzenlediği kapsamlı tatbikatı eleştirerek, "bölgedeki istikrarın tehlikeye girdiğini" bildirmişti.

Independent Türkçe, Guardian, European Newsroom


Trump, Adalet Bakanı Bondi'den şikayetçi: Sürekli yakınıyor

Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
TT

Trump, Adalet Bakanı Bondi'den şikayetçi: Sürekli yakınıyor

Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), ABD Başkanı Donald Trump'ın Adalet Bakanı Pam Bondi'den memnun olmadığını bildirdi. 

Amerikan gazetesinin kaynakları, 60 yaşındaki siyasetçiyi etkisiz ve zayıf bulan Trump'ın, onu kapalı kapılar ardında sürekli yerdiğini iddia etti.

Danışmanlara yapılan şikayetlerinin dozu ve sıklığının özellikle son aylarda çok arttığı belirtiliyor. 

WSJ, eski FBI Direktörü James Comey ve New York Başsavcısı Letitia James gibi Trump'ın rakip gördüğü kişilere karşı atılan yasal adımların yeterli bulunmadığını öne sürüyor. 

Trump'ın bu kişilere ve kaybettiği 2020 seçimlerine dair hile iddialarına karşı yürütülen yasal süreçlerin hızlandırılması için Adalet Bakanlığı'na özel savcılar atamayı planladığı da haberde dile getirilen iddialar arasında. 

Trump'ın, MAGA hareketinden de tepki alan Pondi'nin Jeffrey Epstein dosyalarını eline yüzüne bulaştırdığı eleştirilerine hak verdiği ifade ediliyor. 

Trump'ın bizzat eleştirilerini ilettiği Bondi'nin endişelerinin özellikle son bir aylık süreçte arttığı bildiriliyor.

WSJ'nin haberinin ardından Beyaz Saray'dan peş peşe açıklamalar geldi.

Trump, "Pam harika bir iş çıkarıyor. Uzun yıllardır benim arkadaşım. Radikal solcu çılgınlara karşı muazzam bir ilerleme kaydedildi. Onlar tek bir işte iyi, seçimlerde hile yapmak ve suç işlemek" dedi. 

Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles da Bondi'nin onlarca yıldır arkadaşı olduğunu söyleyip ekledi:

O inanılmaz derecede yetenekli, zeki ve çalışkan. Adalet Bakanlığı'nın başında olduğu için Trump Yönetimi şanslı.

Trump eylülde X'te yaptığı paylaşımda Adalet Bakanı Pam Bondi'ye seslenerek Comey ve James'in yanı sıra Demokrat Partili Senatör Adam Schiff'in de cezalandırılması gerektiğini savunmuştu.

Yanlışlıkla paylaşıldığı iddia edilen gönderide, "Aşırı suçlular ama hiçbir şey yapılmıyor. Daha fazla gecikemeyiz. Bu bizim itibarımızı ve inanırlığımızı öldürüyor" denmişti. 

Sonrasında Comey ve James hakkında iddianameler hazırlandı. Ancak yargı, Trump'ın eski avukatıyken Virginia Doğu Bölgesi Başsavcısı yapılan Lindsey Halligan'ın atanmasının kanunlara uymadığı neticesine varınca bu girişimler suya düştü. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, The Times, NBC