Nükleer anlaşmanın sonlanmasına sayılı günler kaldı

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo dün New York'ta basın toplantısı düzenledi. (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo dün New York'ta basın toplantısı düzenledi. (Reuters)
TT

Nükleer anlaşmanın sonlanmasına sayılı günler kaldı

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo dün New York'ta basın toplantısı düzenledi. (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo dün New York'ta basın toplantısı düzenledi. (Reuters)

İran ile yapılan nükleer anlaşma, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) nadir görülen bir çatlak yarattı.
ABD, 2231 sayılı kararda belirtildiği üzere ‘Snapback’ mekanizması aracılığıyla İran rejimine yönelik yaptırımların otomatik olarak yeniden uygulanmasını resmi olarak etkinleştirmeye başladı.
İngiltere, Fransa ve Almanya ise atılan bu adımı geçersiz olarak değerlendirdi. Çin ve Rusya, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin iki yıldan uzun bir süre önce Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan çekildiğini öne sürerek bu hamleyi kabul etmedi.
2231 sayılı kararın 10, 11 ve 12. maddelerinde, ‘Kapsamlı Ortak Eylem Planının Sürdürülmesi Talebi’ üzerine başta yeni bir karar taslağı sunması gereken BMGK Başkanı olmak üzere tüm üye devletler için bağlayıcı olan zaman çizelgeleri belirlenmiş durumda. Diplomatlar, ABD'nin söz konusu taslak karara karşı veto hakkını kullanmasını bekliyorlar. Diplomatlardan biri bunun nükleer anlaşmanın feshi anlamına geleceğini dile değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Herhangi bir ülke 10 gün içerisinde bir taslak karar sunmazsa, BMGK Başkanı bu sürenin bitiminden itibaren 20 gün içerisinde bu görevi yerine getirmelidir. BMGK Başkanı herhangi bir nedenle bu görevi üstlenmeyi reddederse 2231 sayılı karar ile kaldırılan uluslararası yaptırımlar yeniden uygulanacaktır.”
Bu adımın hukuki olup olmadığı konusunda ise ABD ile diğer üye devletlerin çoğu arasında görüş ayrılıklarının bulunduğu görülüyor. Bu anlaşmazlıklar, bir sonraki adımın ne olacağı konusundaki belirsizlikleri de artırıyor.
Avrupa ülkeleri, İran'ın ‘Ortadoğu'daki müttefiklerini ve vekillerini silahlandırmak için büyük ölçekli operasyonlara karıştığı’ ve ‘balistik füzeler geliştirmeye devam ettiği’ yönündeki ABD suçlamalarında hemfikirler. Ancak Avrupa ülkeleri, Tahran'la ilgili diğer sorunların çözülmesi adına müzakerelerin ayrı ayrı yapılması şartıyla anlaşmanın korunabileceği görüşündeler. Diplomatlar, Atlantik boyunca uzanan anlaşmazlıkların Batılı müttefikler arasındaki güveni sarsacağından ve Güvenlik Konseyi'nin gücünü zayıflatacağından endişeli. Çünkü BMGK, tüzüğü uyarınca kendisine verilen görevleri yerine getirme konusunda uluslararası barış ve güvenliğin sürdürülmesi için en etkili kurum olarak ön plana çıkıyor. ABD’nşn Çin ve Rusya ile yaşadığı anlaşmazlıkların kurumu birçok kez etkisiz hale getirdiği biliniyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan Batılı bir diplomat, ABD'nin ‘Güvenlik Konseyi tarafından 2015 yılında 2231 sayılı karar ile askıya alınan önceki kararları kapsamında, uyarının yapılmasından 30 gün sonra İran'a karşı hareket geçmek istediğini’ söyledi. Ayrıca diplomat, bu durumun ‘otomatik olarak İran üzerindeki baskı düzeyini yükseltmesini’ beklediğini kaydetti.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, söz konusu mekanizmayı etkinleştirmek için Başkan Trump'ın temsilcisi olarak New York'a gitti. Bakan Pompeo, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e, Endonezya'nın BM Daimi Temsilcisi Dian Triansyah Djani'ye ve Nijeryalı mevkidaşı Abdo Abari'ye ayrı ayrı mesajlar iletti. Söz konusu mesajlarda İran'ın nükleer anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği ve bu sebeple askıya alınan yaptırımların yeniden uygulanması gerektiğini ifade etti. Washington’ın bu konudaki çabalarını hatırlatan Pompeo, ABD'nin ‘BMGK’ya İran'ın anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini bildirmekten başka seçeneği kalmadığını’ söyledi.
Bakan Pompeo, New York'taki BM Genel Merkezi’nde gazetecilere verdiği demeçte, ABD dışında bir ülkenin karar taslağı sunma cesaretine ve inancına sahip olmadığını söyledi. Avrupalıların bunun yerine Ayetullahlarla aynı safta durmayı tercih ettiğine dikkat çeken Pompeo, ABD’nin “snapback”’i etkinleştirme hakkına itiraz eden görüşleri çürüten bir yasal incelemeden söz etti. Pompeo ayrıca BM Genel Sekreteri'nin 2231 sayılı karar ile ilgili raporunun İran'ın ‘silah ambargosunu defalarca ihlal ettiğini ve Ortadoğu’daki müttefiklerine silah tedarik ettiğini’ gösterdiğini vugruladı.
ABD, nükleer anlaşmadan çekilmesinin BMGK’nın daimi bir üyesi olarak yaptırımların iadesini talep etme hakkını geçersiz kılmadığında ısrar ediyor. Ancak bu argümana, Çin ve Rusya'nın yanı sıra Fransa, Almanya ve İngiltere gibi müttefikleri de dahil olmak üzere Konsey’in diğer üyeleri tarafından karşı çıkılıyor. ABD'li yetkililer, İran'a yönelik yaptırımların rapordan 30 gün sonra yürürlüğe girmesini bekliyorlar.
ABD'nin bu adımı hakkında yorum yapan BM Daimi Temsilci Vekilleri Fransız Ann Guggen, İngiliz James Roscoe ve Alman Günther Sutter yaptıkları ortak açıklamada, ülkelerinin ABD raporunun hukuki bir etkisi olmadığına dair kesin bir inanca sahip olduğunu ve bundan dolayı ilgili maddeden öngörülen prosedürleri uygulayamayacaklarını belirttiler. Açıklamanın devamında, aynı şekilde bu prosedüre dayalı olarak alınan her türlü kararın hukuki anlamda da geçersiz olacağı ve konvansiyonel silahlar üzerindeki yasağın sona ermesinin bölgesel güvenlik açısından endişe verici sonuçlar doğuracağı kaydedildi.
Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, Snapback mekanizmasının ‘Kapsamlı Ortak Eylem Planı içinde yer alan bir ülke’ tarafından etkinleştirilebileceğini söyledi. ABD’nin bu adımı atamayacağı değerlendirmesinde bulunan Nebenzya “Bu durum normal değil. Zira bir ülke geçersiz ve yasa dışı bir teklif sunmayı planlıyor” ifadelerini kullandı. Bu tür girişimlerin ‘yasa dışı’ olduğunu belirten Nebenzya, ABD’nin bu adımını ‘şiddetle kınadıklarını’ vurguladı.  
Çin'in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun da ABD’nin yasa dışı yaptırımları yeniden uygulayarak ‘Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nı ve 2231 sayılı kararı’ ihlal ettiğini söyledi. Zhang Jun, Ortak Eylem Planı içinde yer alan diğer katılımcıların anlaşmazlık çözme mekanizması yoluyla meseleyi bir çözüme kavuşturma niyetinde olduklarını belirterek  bütün çabalar tüketilinceye kadar 2231 sayılı kararın 11’inci paragrafına başvurulamaması gerektiğini kaydetti.
Atlantik’in iki yakası arasındaki anlaşmazlıklara rağmen Avrupalıların İran’ın devam eden ihlallerinin durdurulmasının gerektiği konusunda ABD’li müttefikleriyle hemfikir oldukları görülüyor. Avrupalılar, nükleer anlaşmayı iptal etmeden bunun yapılabileceklerine inanıyorlar.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.