Sudan ve Çad arasında dengeli ilişki fırsatı

İki ülke arasındaki sorunların başında, aynı aşiretlerin geçişken sınırlar tarafından bölünmesi geliyor

Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi ile Ömer el-Beşir arasında gergin bir ilişki vardı. (Reuters)
Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi ile Ömer el-Beşir arasında gergin bir ilişki vardı. (Reuters)
TT

Sudan ve Çad arasında dengeli ilişki fırsatı

Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi ile Ömer el-Beşir arasında gergin bir ilişki vardı. (Reuters)
Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi ile Ömer el-Beşir arasında gergin bir ilişki vardı. (Reuters)

Muna Abdulfettah
Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi 2019 Şubat ayında Fransa’nın doğrudan desteğiyle maruz kaldığı askeri darbeyi atlatabildi. Eski Fransız sömürgesinin Sudan’la ilişkileri Fransa’nın bölgesel politikalarından bağımsız değil. Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan 20 Ağustos’ta komşu ülke Çad’a resmi ziyarette bulundu. 2019 Haziran ayında ilk ziyaretini gerçekleştiren Burhan’ın amacı, Sudan Geçiş Hükümetinin iki ülke arasındaki sınırların güvenliğine yönelik kaygılarını aktarmak. Bilindiği üzere 2003’teki Darfur Krizinden bu yana, iki ülke de birbirlerini, iç güvenliklerini tehdit etmekle suçluyor. Ömer el-Beşir rejiminin yıkılmasının ardından Sudan-Çad ilişkileri iyileştirme göstermiş olsa da, Çad hala iki ülke sınırlarında yayılan ‘kabile kartını’ elinde tutuyor.

Çalkantılı ilişkiler
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre, iki ülke arasındaki ihtilaflar,  Cumhurbaşkanı İdris Debi zamanında başlamadı. Debi, 1989'da eski Cumhurbaşkanı Hüseyin Habri yönetimine karşı bir askeri darbe girişiminde bulunmuş, başarısız olması üzerine Sudan’a sığınmıştı. Bu olay yaşanmadan önce Cumhurbaşkanı Habri, Hartum’u, kendisine muhalif silahlı örgütleri barındırmakla suçlamıştı. Habri’nin devrilmesi ve 1990’da İdris Debi’nin başa geçmesine rağmen iki ülke arasındaki gerginlik sona ermiş değil. İlk olarak Çad Sudan’ı, 2004’te sınır kasabası Tina’ya saldırmakla itham etti. Buna karşılık Sudan, Çad’ın Darfur Savaşına müdahil olduğu suçlamasında bulundu. Her ne kadar iki ülke arasında güvenlik ve diyalog anlaşması imzalanmış olsa da, karşılıklı güvensizlik devam ediyor.
İdris Debi ile devrik lider Ömer el-Beşir’in arası da, zaman zaman dozu farklı olsa da gergindi. İki ülke de birbirini komplo kurmak ve terör örgütlerini desteklemekle itham ediyordu. Hatta bir ara konsolosluklar karşılıklı olarak kapatıldı ve diplomatik ilişkiler sekteye uğradı. Taraflar Mekke’de 2007 Mayısında bir anlaşmaya varmıştı, ancak kısa bir süre sonra Çad’ın Sudan sınırındaki isyancılara operasyon düzenlemesi ilişkileri yeniden gerdi. Sudan Çad’ı sınırlarını ihlal etmekle suçladı ve Birleşmiş Milletlere şikâyet etti. Bölgedeki ülkelerin arabuluculuğu sonucu taraflar altıncı anlaşmayı, Dakar’da 14 Mart 2008’de, Senegal Cumhurbaşkanı Abdullah Vad’in gözetiminde imzaladı. İslam İşbirliği Zirvesinin akabinde, BM Genel Sekreteri Ban Ki moon’un da iştirak ettiği anlaşmada, iki ülke arasındaki sınırlarda kontrollerin arttırılması ve her iki ülkenin ‘isyancı gruplara’ yönelik desteğini çekmesi öngörülmüştü. Ayrıca anlaşmanın takibi için de,  bölge ülkelerinden yetkililerin yer aldığı bir komisyon oluşturulması kararlaştırılmıştı. Bu komisyona esas arabulucu olan Senegal liderlik emekteydi, Libya, Kongo, Gabon, Eritre ve Afrika Birliği’nden de temsilciler iştirak etmekteydi. Ancak Dakar Anlaşması da tarafların siyasi irade göstermemesi nedeniyle sonuçsuz kaldı. Taraflar birbirini suçlamaya devam etti ve muhalif grupları geniş sınır bölgelerinde desteklemeyi sürdürdü. Sudan kendisine yönelik yaptırımlarda, Batı ile iyi ilişkileri olan Çad’ın da dahli olduğunu savunuyordu.

Sınır krizi ve güvenlik yakınlaşması
Tarihler 2010’u gösterdiğinde, Çad ve Sudan bir kez daha müzakere masasında buluştu. Yapılan anlaşmada, iki ülke askerlerinin sınır bölgelerinde ortak devriye gezmelerine ve birbirlerine karşı isyancı hareketleri desteklememe taahhüdünde bulunuldu. Ortak devriye için bir takvim belirlenmesi ve iki ülke kuvvet komutanlarının altı ayda bir toplantı gerçekleştirmesi kararlaştırıldı. Nitekim Mayıs 2011'de Hartum’da düzenlenen zirvede, sınırların ortak askeri devriye ile korunması anlaşması hayata geçirilmiş oldu. Daha sonra Çad müttefiki Orta Afrika Cumhuriyeti de bu anlaşmaya dahil oldu. İki ülke sınırlarını koruyan ordu birlikleri, aynı zamanda isyancı hareketlerin sınırlardan geçişine büyük ölçüde engel oldu. Anlaşmanın yapıldığı yıl Orta Afrika Cumhuriyetindeki darbe girişimi, Çad açısından güney sınırında güvenlik zaafı oluşması anlamına geliyordu.
Sudan ile Çad arasındaki sınırların durumu, iki ülkenin ilişkilerini doğrudan etkiliyor. Şöyle ki; sınırın iki yanına yayılmış olan kabileler arasında ‘barış’ hâkim ise, iki ülke arasında da sorun olmuyor. Ancak kabileler arasında bir çatışma olma durumunda ya da iki ülkede iç isyan yaşanması durumunda, sınırlar arası geçişler büyük sorunlara neden oluyor. Normalde silahlı hareketler, sınırın iki tarafında da kendilerini koruyabilecek ya da barındırabilecek kabileler bulabiliyor. Sudan-Çad ilişkilerinin, güvenlik-sosyolojik ve ekonomik boyutları bulunmakta. Güvenlik sorunu, sınırların iyi korunamamasından ya da ülkelerden birinin diğer ülkenin terörist olarak nitelendirdiği hareketleri desteklemesinden kaynaklanıyor. Ekonomik ihtilaf boyutu ise, iki ülkenin de tartışmalı sınır bölgelerinde yer alan tarım arazilerinin kendi mülkiyetinde olduğu iddiasında bulunmasından mütevellit. Sınırın her iki yanında yayılmış olan, daha doğrusu sınırlar tarafından bölünmüş olan kabileler ise sosyolojik sorunların yaşanmasına olanak veriyor.

Gergin bir bölge
Sudan için Çad, bölgedeki şiddeti emen bir kalkan mesabesindedir. Darfur Krizine rağmen Çad, Sudan’ın doğu sınırlarını büyük ölçüde korumayı başarmıştır. Cumhurbaşkanı İdris Debi, Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki çatışma ortamında, Sudan ve Çad’ın güney sınırlarını koruyamamış olsa, insan kaçakçıları, silah tüccarları ve çeteler bu bölgede daha rahat hareket edebilecekti. Ki bu da; Çad ve Sudan’ın ciddi güvenlik sorunları yaşamasına neden olacaktı. Neyse ki Libya’daki çatışmalar, Çad-Libya sınırının çok uzağında yaşanıyor, aksi takdirde bu sınırlarda da başka güvenlik ihlalleri olacaktı. Çad batı sınırlarında ise, Nijer ve Nijerya’dan sızma girişiminde bulunan terör örgütlerine karşı teyakkuz halinde olmak durumunda. Çad geçtiğimiz Nisan ayında, Nijer ve Nijerya’ya Boko Haram örgütü ile mücadelelerinde destek olmak amacıyla asker göndermişti. Aynı zamanda İdris Debi, 23 Mart’ta Boko Haram örgütünün 100’den fazla ordu mensubunu öldürmesinin intikamı olarak, Buheyra bölgesinde, Buma Öfkesi olarak adlandırdığı büyük bir operasyon başlatmıştı.
Gergin bir bölgede muhtelif tehlikelerle yüzleşen Çad yönetimi ile Sudan Egemenlik Konseyi’nin ilişkisi olumlu olarak değerlendiriliyor. Sudan’da Ömer el-Beşir yönetiminin devrilmesinin ardından, iki ülkede de ilişkilerinde yeni bir sayfa açma eğilimi gözleniyor. Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı General Muhammed Hamdan’ın, Cumhurbaşkanı İdris Debi ile yakın kişisel ilişkileri bulunuyor. Aynı zamanda Avrupa Birliği ile yasadışı göçün önüne geçilmesi için koordine halinde çalışılıyor. Fransa, bölgede eski sömürgesi Çad ile ilişkilerini oldukça yakın tutuyor. Yakın dönemde Fransız ordusu defalarca Çad yönetimini ayakta tutmak için askeri müdahalede bulundu. En son ordu içindeki bir oluşum Debi’yi devirmek istediğinde, el yazısıyla yazdığı mektupla destek istemiş, Fransa da ‘terörist saldırı’ olarak nitelediği darbeyi bastırmak için ordusunu Çad’a göndermişti.



Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
TT

Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)

Gazze Şeridi'nin merkezinde Deyr el-Belah'taki bir çadırda, aileler günlük hayatın zorluklarına rağmen Ramazan'ın neşesini korumaya çalışıyor. 11 yaşındaki Cuana ve kız kardeşi Tima, anneleri Safa el-Hasanat'ın yardımıyla, gıda yardımı kutularından kurtardıkları kartonlardan Ramazan süsleri ve kartondan bir hilalin etrafına ince kağıttan beyaz güller yaptılar.

Dört çocuk annesi el-Hasanat, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, "Gazze'de Ramazan ayını karşılamak ve atmosferini yaşamak, zorlu insani ve yaşam koşulları göz önüne alındığında ulaşılması zor bir lüks. Özellikle kışın soğuğundan veya yazın sıcağından koruyamayan harap çadırlarda yaşayan binlerce insan için fenerler, ışık vermeyen karanlık kağıt parçalarına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, haftalarca süren bombardıman ve yıkımın ardından 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesle birlikte duraklama dönemine girdi. Göreceli sakinlik, bölge sakinlerine nefes alma fırsatı verse de Şerit ciddi zorluklarla karşı karşıya olmaya devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve temiz içme suyu kriziyle boğuşuyor. Bütün bunların yanı sıra, evlerin ve altyapının yıkımı günlük yaşamın zorluklarını daha da artırıyor.

Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)

Gazze'de elektrik sınırlı olduğundan, çocuklar Ramazan süslemelerini çalıştırmak için küçük bir bataryaya ihtiyaç duyarken, aileler de ekonomik krizi hafifletmek için kağıt süslemeler ve mevcut malzemelerle çocuklara biraz neşe getirmeye çalışıyor.

Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve yüksek fiyatlar

El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef Gazze Şeridi halkı Ramazan ayını acı, kayıp ve zorluklarla karşılıyor… İsrail işgali, halka yardımın ulaşmasını engelliyor. Hayat şartları felaket durumda. Binlerce kişi işini kaybetti, işsizlik oranları arttı ve nüfusun yüzde 90'ından fazlası temel ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlara bağımlı hale geldi.”

Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)

Anne ayrıca Gazze'deki temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki sürekli artıştan da şikayetçi. El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef fiyatlar hala yüksek, özellikle de halkın temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda, hatta bu ihtiyaçlar karşılanamıyorsa bile, çünkü işgal yönetimi kasıtlı olarak şeker, yağ ve karbonhidrat gibi lüks ürünleri halkın ihtiyaç ve gereksinimlerinden uzaklaştırıp, et, sebze, önemli meyveler ve yemeklik gaz gibi temel ihtiyaç maddelerini azaltıyor. Bu nedenle, mevcut olanlar, halkın ekonomik koşulları ve sınırlı gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığında pahalı.”

Savaş sona erdi, ancak acılar devam ediyor

Kırklı yaşlarındaki anne, önceki yıllara kıyasla mübarek ay için yapılan hazırlıklardaki değişikliklerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Elbette farklı. Ateşkes ilanına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle çadırlar, sakinlerin güvensiz bir şekilde yaşadığı sığınak haline geldi ve ev sahiplerinin ayrılmasıyla ailelerin sofraları hüzünlendi; ayrıca sakinler, savaştan önceki her yıl olduğu gibi Ramazan'ın yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.”

Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)

Al-Hasanat, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın bu yıl azaldığını ancak durmadığını söylüyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçen Ramazan, İsrail'in savaşını yeniden başlatmasıyla başladı; bu savaş, öncekinden daha da yoğundu ve geçiş noktaları tamamen kapatılmıştı. Ziyaret edilebilecek mezar sayısı da farklıydı; sayılar hayal edilemezdi."

Serbest çalışan fotoğrafçı Attia Darwish (38 yaşında) da onunla aynı fikirde olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Ramazan, duygular ve koşullar açısından farklı. Savaştan önce, kuşatmaya rağmen hayat nispeten daha istikrarlıydı. Bugün Ramazan, kayıp ve sabır duygularının hakim olduğu daha derin bir insani karaktere sahip.”

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)

Darwish, Gazze Şeridi'ndeki Ramazan geleneklerinin savaş sonrasında değiştiğini, önceliğin temel ihtiyaçların karşılanması haline geldiğini, süslemelerin ve büyük ziyafetlerin azaldığını ve konut koşulları ve yerinden edilme nedeniyle aile toplantılarının daha seyrek hale geldiğini belirtiyor.

İnsani yardıma bağımlılık

Darwish, Gazze halkının Ramazan ayını temkinli bir rahatlama ve acı karışımıyla karşıladığını gözlemliyor. Ateşkes insanlara nefes alma fırsatı verdi, ancak savaşın izleri yıkılmış evlerde, sevdiklerinin kaybında ve zor yaşam koşullarında hala mevcut. Buna rağmen, birçok kişi ayın ruhunu güçlü bir inanç ve dayanışma duygusuyla yaşamak istiyor.

Darwish şöyle devam ediyor: “Durum hâlâ zor; ailelerin büyük bir yüzdesi gelir kaybı veya gelir azalması yaşıyor. Elektrik, su ve hizmetlerle ilgili sürekli sorunlarla karşılaşıyor. Yeniden yapılanma süreci de yavaş ilerliyor ve bu durum ailelerin günlük yaşantısına da yansıyor.”

Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)

Temel ihtiyaç maddelerinin bulunabilirliği konusunda Darwish şunları söylüyor: “Malların büyük bir kısmı mevcut, ancak her zaman yeterli miktarda veya herkesin karşılayabileceği fiyatlarda değil. Özellikle et ve bazı ithal ürünlerde geçici kıtlıklar yaşanabilirken, sebze ve diğer temel ihtiyaç maddeleri nispeten daha kolay bulunabiliyor. Bazı temel ihtiyaç maddelerinde, ulaşım maliyetleri ve belirli zamanlardaki sınırlı arz nedeniyle önceki yıllara kıyasla belirgin bir fiyat artışı görüldü.” Darwish, Gazze'deki ailelerin, eğer bulabilirlerse, temel ihtiyaç maddelerine odaklandığını, çünkü birçok ailenin insani yardıma bağımlı olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde İsrail bombardımanı sonucu 601 kişi öldü ve bin 607 kişi yaralandı.


Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Temsilciler Meclisi, dün, Mısır hükümeti tarafından sunulan ve "Askerlik ve Milli Hizmet" mevzuatının bazı maddelerini değiştirmeyi öngören yasa tasarısını nihai olarak onayladı. Bu değişiklikler arasında, "geçerli bir mazeret olmaksızın askere alınmaktan veya çağrıdan kaçmanın cezasının artırılması" da yer alıyor. Askeri personel bu adımı, askerlik sürecini sosyal ve ekonomik değişikliklere uygun hale getirmek için gerekli görüyor.

Değişiklikler ayrıca, "şehitlerin ve terör operasyonlarında yaralananların" ailelerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını da içeriyordu; bu, "insani boyut" taşıyan bir adımdı.

Değişiklikler, 7. Maddeyi "hem kalıcı hem de geçici zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet için kriter olarak, askeri ve terör operasyonları arasında eşitlik" öngörecek şekilde değiştirmeyi de içeriyordu.

Parlamento oturumu sırasında, Temsilciler Meclisi Savunma ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Abbas Hilmi, “Askerlik hizmetine ilişkin değişiklik, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörist operasyonlardaki fedakarlıklarını ve masum sivillere verilen zararları takdir etmek amacıyla, terörist operasyonları da askerlik hizmetinden muafiyet için ek bir kriter olarak eklemeyi amaçlamaktadır; bu değişiklik, halkın insani ve sosyal boyutlarını dikkate almaktadır” dedi.

dsvdsv
Mısır Temsilciler Meclisi'nin bir oturumu (Arşiv-Mısır Kabinesi)

Değişiklikler, askerlikten kaçma veya geçerli bir mazeret olmaksızın askerlik hizmetine katılmama suçlarına yönelik cezaların da artırılmasını içeriyordu. Parlamento oturumu sırasında Hilmi, 49. maddenin "30 yaşından sonra askerlik hizmetine katılmayan herkesin hapis cezası ve en az 20 bin Mısır lirası ve en fazla 100 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı" şeklinde değiştirildiğini belirtti. (Bir ABD doları yaklaşık 47 Mısır lirasına eşittir.)

1980 tarihli 127 sayılı Kanun hükümlerine göre, yasa değişikliğinden önce askerlik hizmetine katılmamanın cezası iki yıl hapis ve en az 2 bin pound para cezası veya bu iki cezadan biriydi.

Mısır Parlamentosu tarafından onaylanan değişiklikler arasında, “yedek askerlik görevine çağrılan ve geçerli bir mazereti olmaksızın göreve gelmeyen herkesin hapis cezası ve en az 10 bin, en fazla 20 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı” hükmünü getiren “52” numaralı maddenin değiştirilmesi de yer almaktadır.

Parlamento ve Hukuk İşleri Bakanlığı, Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki değişikliklerin "askerlikten kaçma veya göreve gelmeme durumunda uygulanan mali cezaları artırmayı ve mali cezalarla ilgili ekonomik değişikliklerin etkilerini ele almayı amaçladığını" belirtti. Bakanlık dün yaptığı açıklamada, cezaların "hem genel hem de özel caydırıcılığı yeniden sağladığını ve ceza adaletini gerçekleştirdiğini" belirtti.

Mısır askeri uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, askerlikten kaçmaya yönelik cezaların artırılmasının genel caydırıcılığı sağlamak ve "ülke içindeki süreci daha da düzenlemek" için gerekli olduğuna inanıyor. Ferec, "Önceki cezalar mevcut gerçekliğe artık uygun değildi ve güncel değişikliklere ayak uydurmak için askerlikten kaçmanın şiddetinin artırılması gerekiyordu" değerlendirmesinde bulundu.

 Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki yeni değişikliklerin "hem insani hem de sosyal boyutları dikkate alarak terör operasyonu mağdurlarının muaf tutulmasına yönelik yasal hükümler getirdiğini" belirtti.

Mısır Milletvekili Mecdi Murşid'e göre yasa değişikliklerinin "önemli bir insani boyutu" da bulunuyor. Muşid, "yasa, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörle mücadele operasyonlarındaki fedakarlıklarını dikkate alarak, oğullarını askerlik hizmetinden muaf tutuyor" dedi ve bunu "devletin, kendisi için fedakarlık yapanlara bir takdir mesajı" olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Murşid, yasanın öneminin "askerlikten kaçma cezalarının artırılmasının yanı sıra, insani muafiyet meselesini de kanunlaştırmasında" yattığını belirterek, "bu tür düzenlemelerin askerlik hizmetinin ve askerlik yapmanın değerini pekiştirdiğini" kaydetti.


Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
TT

Lübnan: Hükümet, orduya görevini tamamlaması için dört aylık, uzatılabilir bir süre verdi

İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)
İsrail sınırındaki güney kasabası Kfarkela'da Lübnan askeri araçları ve askerleri (AFP)

Fransız haber ajansı AFP’nin haberine göre Lübnan hükümeti dün yaptığı açıklamada, ordunun Güney Lübnan'daki Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ikinci aşamasını uygulamak için en az dört aya ihtiyacı olacağını belirtti.

Hizbullah, İsrail ile bir yıldan fazla süren ve Kasım 2024'te ateşkesle sona eren bir savaş yürüttü; ancak bu ateşkes, anlaşmada tamamen çekilmesi öngörülmesine rağmen, Yahudi devletinin güney Lübnan'daki beş stratejik tepede güçlerini tutarak kanlı saldırılar düzenlemeye devam etmesini engelleyemedi.

Parti, İsrail ile olan savaştan zayıflamış bir şekilde çıktı. Ağustos ayında Lübnan hükümeti Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını onayladı ve Lübnan ordusuna kendi hazırladığı bir planı uygulama görevini verdi; bu plan ertesi ay yürürlüğe girmeye başladı.

Ordu, ocak ayının başında, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeyi (İbrani devletiyle olan güney sınırından yaklaşık 30 km uzaklıkta) kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını duyurdu.

Ancak İsrail bu adıma şüpheyle yaklaştı ve yetersiz buldu. İsrail, silahsızlanmayı reddeden grubun askeri kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemeyi amaçladığını söylediği ölümcül saldırılara devam ediyor.

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos, kabine toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, kabinenin "Hizbullah'ı silahsızlandırma kararı doğrultusunda Lübnan'ın tüm bölgelerinde silahlanmayı kısıtlama planına ilişkin ordunun liderliğinin aylık raporunu dikkate aldığını" söyledi.

Şöyle devam etti: "Aynı etkenler mevcutsa, dört aylık bir süre söz konusudur ve bu süre, mevcut imkanlara, İsrail saldırılarına ve sahadaki engellere bağlı olarak uzatılabilir."

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Lübnan ordusunun planı beş aşamadan oluşuyor. İkinci aşama, Litani Nehri'nin kuzeyinden, Sayda’nın (Sidon) kuzeyinden geçen ve sınıra yaklaşık altmış kilometre, Beyrut'un ise yaklaşık kırk kilometre güneyinde bulunan Awali Nehri'ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, dün bir parti töreninde yaptığı konuşmada, "Lübnan hükümetinin silahsızlanmaya odaklanması büyük bir günahtır çünkü bu konu İsrail'in saldırganlığının hedeflerine hizmet etmektedir" ifadelerini kullandı.

Kasım sözlerine şöyle devam etti: "Silahlanmayı kısıtlamayı amaçlayan her türlü girişime son verin," çünkü "Lübnanlı yetkililerin ardı ardına verdikleri tavizler ve baskılara verdikleri yanıtlar nedeniyle hükümetin performansı, bir ölçüde bu düşmanın açgözlülüğünün devam etmesinden sorumludur."