Cumhuriyetçi Parti Kongresi sağcı ünlülerin desteğiyle bugün başlayacak

Kuzey Carolina'daki Cumhuriyetçi Parti Kongre Merkezi (AFP) 
Kuzey Carolina'daki Cumhuriyetçi Parti Kongre Merkezi (AFP) 
TT

Cumhuriyetçi Parti Kongresi sağcı ünlülerin desteğiyle bugün başlayacak

Kuzey Carolina'daki Cumhuriyetçi Parti Kongre Merkezi (AFP) 
Kuzey Carolina'daki Cumhuriyetçi Parti Kongre Merkezi (AFP) 

ABD’de 24-27 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek Cumhuriyetçi Parti Kongresi’nde koronavirüs salgınının neden olduğu teknik ve pratik zorluklar yüzünden gerginlik devam ediyor.
Demokratların kongreyi en az sorunla tamamlama ve milyonlarca izleyiciyi çekebilmedeki başarısı, Cumhuriyetçiler üzerinde büyük bir baskı oluşturdu. Trump’ın Danışmanı Kellyanne Conway’e göre Cumhuriyetçiler, Başkan Donald Trump’ın başrolde olduğu Survivor ve The Apprentice (Çırak) programının yapımcıları Mark Burnett ve Sadox Kim’den yardım talep ederek destek ve teknik uzmanlık sağlaması için Hollywood'dan yardım alan Demokratlara yanıt verebilecek kapsamlı bir program sunmayı umuyor. Aynı zamanda Trump hakkında bir filmin yapımcılığını da üstlenen NBC’de eski talk show sunucusu Chuck LaBella’da yardım edenler listesinde yer alacak.
Cumhuriyetçiler, heyecanlı atmosferin yok olmaması ve sanal ve gerçek dünyayı birleştirmenin zorlukları ile ilgili nedenlerden dolayı büyük bir kısmı açıklanmayan programa göre sosyal mesafe kurallarını ve güvenlik önlemlerinin sürdürülmesini sağlayarak sınırlı bir katılımla bile olsa canlı yayınlanacak etkinlikler düzenlemeyi hedefliyor. Cumhuriyetçiler ayrıca, bir dizi yıldız ismin ve siyasinin bu etkinliklere katılımı sayesinde bir meydan okuma mesajı vermeyi amaçlıyor.
Trump ve müttefikleri, Demokratik Parti Kongre’sini defalarca "karanlık, depresif ve zayıf" olarak nitelendirdi. Trump Perşembe günü Fox News'e yaptığı açıklamada, "Biz daha canlı bir şey yapacağız, bence kayıt yaptığınızda (Demokratlar) oldukça sıkıcı oluyor" demişti. Trump'ın 4 gece üst üste akşam saat 22.00’da konuşma yapması bekleniyor. Trump’ın kongre boyunca Demokratların saldırılarına cevap vermeye çalışacağı konuşmalar yapması ve özellikle de koronavirüs salgınıyla mücadelede izlediği politikaları savunması  tahminler arasında. Cumhuriyetçilerin salona girebilecek seyirci sayısını belirlemek için salgın uzmanlarından yardım istedikten sonra başkentteki Andrew W. Mellon Hall'daki tiyatro salonunda konuşmacıların çoğu dinleyici kitlesine doğrudan hitap edebilecek. 
Konuşmacı listesinin Beyaz Saray'ın iletişimden sorumlu özel kalem müdürü yardımcısı ve sosyal medya direktörü Dan Scavino, Beyaz Saray'ın Ekonomi Danışmanı Larry Kudlow ve Başkan’ın kişisel avukatı Rudy Giuliani dahil olmak üzere Trump’ın yakın çevresi ve Beyaz Saray çalışanları ile dolu olduğu biliniyor. Ayrıca konuşmacılar arasında, siyahi protestoculara karşı silahlanan ve o zamandan beri sağcı medya yıldızları haline gelen Missouri eyaletinden Mark ve Patricia McCloskey çifti ile geçen yıl Washington'da bir gösteri sırasında bir Kızılderili ile yaptığı röportajın engellenmesi nedeniyle medyaya dava açan Kentucky eyaletinden genç Nicholas Sandman da yer alacak. 
Senato'daki tek siyahi Cumhuriyetçi isim olan Güney Karolina'dan Tim Scott, gelecekteki iki potansiyel Cumhuriyetçi başkan adayı olan Arkansas Senatörü Tom Cotton ve Birleşmiş Milletler'in eski büyükelçisi Nikki Haley ile  konuşanlar arasında yer alacak. 
Programa göre gece etkinliklerinin saat 20.30'da, yani Demokratların programından yarım saat önce başlaması bekleniyor. Ana yayın ağlarının ise akşam saat 22.00’dan önce yayına başlamayacağı kaydedildi. First Lady Melania Trump Salı günü Rose Garden'dan bir konuşma yapacak. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ise çarşamba günü, 1812 Savaşı'nda İngilizlerle yapılan ünlü savaşın meydana geldiği ve ABD milli marşının esin kaynağı olduğu Fort McHenry'den gelerek etkinliğe katılacak. Bu durum, bazı hukuk uzmanları tarafından, kamusal ve tarihi yerlerin siyasi faaliyetler için kullanılmasını yasaklayan Hatch Yasası'nın ihlali olarak değerlendiriliyor. Trump'ın yardımcıları ise kullanılan Beyaz Saray bölümlerinin Başkanın ikametgahının bir parçası olduğunu ve bu nedenle siyasi kullanım için lisans verildiğini öne sürdü. Yardımcılarından bazıları ise Hatch Yasası'nı ihlal etmekten gurur duyduklarını söyleyerek alay etti. Başkan Trump, partisinin perşembe günü kendisini resmen aday göstermesinin ardından South Lawn üzerinde havai fişek gösterilerine katılacak.
Washington, Trump'ın adaylığının açıklanmasından sonra büyük bir yürüyüşe tanık olacak. Yürüyüş, Martin Luther King'in ünlü "Bir Hayalim Var" konuşmasının 57. yıldönümü vesilesiyle bugün çalışmalarına başlayan Sivil Haklar Ulusal Konseyi toplantısının faaliyetlerinin bir sonucu olarak gerçekleşecek. Bazıları söz konusu yürüyüşü, son zamanlarda ülkede var olan ırkçı meselelerdeki tartışmalara neden olan kişilerin katılması nedeniyle Cumhuriyetçi Parti Kongresi’nin faaliyetlerine dolaylı bir tepki olarak değerlendiriyor.
Washington DC Belediye Başkanı Muriel Bowser’ın salgın nedeniyle sosyal mesafe ve maske kullanımı kurallarına uyulmadan gerçekleşen toplanmaları engelleyen ve son zamanlarda vakaların arttığı eyaletlerden gelenlere kısıtlama getiren katı kurallarına rağmen yürüyüşü düzenleyenler ve katılımcılar, Teksas, Florida ve Georgia gibi yüksek vakaların izlendiği eyaletlerden gelenlerin karantinaya alınacakları için Virginia ve Maryland'e erken gelerek bu önlemleri atlatmaya çalışıyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.