Sirte ve çevresinde gergin bekleyiş sürüyor

Sosyal medya kullanıcıları Trablus’taki protestolardan fotoğraflar paylaştı.
Sosyal medya kullanıcıları Trablus’taki protestolardan fotoğraflar paylaştı.
TT

Sirte ve çevresinde gergin bekleyiş sürüyor

Sosyal medya kullanıcıları Trablus’taki protestolardan fotoğraflar paylaştı.
Sosyal medya kullanıcıları Trablus’taki protestolardan fotoğraflar paylaştı.

Libya’nın başkenti Trablus, pazar günü öğle saatlerinde başlayan halk gösterilerinin ve protestoların ardından gerginlik ve kaos dolu bir gece geçirdi. Bu durum, pazartesi günü sabahın ilk saatlerine kadar sürdü. Protestocular, yolsuzluğu ve kötü hayat şartlarını kınarken askeri üniforma giyen kişilerce gerçek mermiler dağıtıldı. Gösteriler bastırılmadan önce ise şehrin suyu ve elektriği kesildi.
Büyük çoğunluğu gençlerden oluşan binlerce gösterici, başkent Trablus'un merkezindeki Şehitler Meydanı'na doğru yürüyüşe geçmeden önce Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) merkez binası önünde toplandı. Sayıları sürekli artan göstericiler yüksek emtia fiyatları, akaryakıt sıkıntısı ve likidite eksikliği nedeniyle duydukları öfkeyi dile getirdiler. Göstericiler ayrıca profesyonel bir ordu ve güvenlik teşkilatı kurulmasını, ülkede yolsuzluğun artmasından sorumlu olanların görevden alınmalarının ve hesap vermelerinin sağlanmasını talep ettiler.
Aralarında yaşlıların da olduğu göstericiler Suriyeli paralı askerlere atıfta bulunarak, ‘onlar gibi dolar istiyoruz’ sloganları attılar. Göstericiler başkentin merkezine doğru yürüyüşe geçtiklerinde birden askeri üniformalı kişiler göstericilerin yakınlarında belirdiler ve gerçek mermiyle ateş açarak protestocuları dağıttılar. Bu sırada bir sivil öldürülürken bazı göstericiler de gözaltına alındı.
Protestocular, 2015 yılı sonlarında Fas'ın Suheyrat tatil beldesinde imzalanan barış anlaşmasının ardından kurulan UMH’ye karşı ‘halk rejimi devirmek istiyor’ sloganları attılar. Bununla birlikte bazı protestocular herhangi bir Libyalı tarafı desteklemediklerini göstermek için beyaz bayraklar taşıdılar. Yine bazı protestocuların ellerinde UMH Başkanı Fayez es-Sarrac, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter ve Libya'nın doğusunu yöneten Tobruk Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih’in resimleri üzerine kırmızı renkte çarpı işareti olan pankartlar görüldü.
Göstericiler arasındaki yaşlı bir kadın ağlamaklı bir ses tonuyla, “Libya... Libya... Ey çocuk Libya ne Hafter ne de Serrac’tır” derken arkasındaki gençler de onun söylediklerini tekrarladı. Yerel kanalların fotoğrafçıları ve kameralarının önünde “Gençlerimiz karada savaşırken öldü, denizde kaçarken boğuldu. Paramızı dış güçler ve onlarla birlikte gelen Suriyeliler aldı” sloganları atıldı.
Diğer yandan UMH’nin İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre başkentin ve çevresindeki şehirlerin bazı bölgelerinde, özellikle Asbi’a kentinde dün erken saatlere kadar bir vur-kaç durumu hüküm sürdü. Yetkililer, el-Gararat Köprüsü altındaki bir otoyolu kapatmak zorunda kaldılar. Diğer yandan görgü tanıklarının ifadelerine göre polis ve güvenlik güçlerinin ‘herhangi bir güvenlik sorunu veya sabotaj eylemi yaşanmaması için’ orada bulunsalar da göstericileri havaya ateş açarak dağıttılar.
Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL), Asbi’a kentinde ve çevresinde devam eden gelişmelerden duyduğu endişeyi dile getirdi. Bir sivilin öldürüldüğü ve bir dizi keyfi tutuklama ve gözaltı raporlarının yer aldığı son gelişmelerle birlikte giriş çıkışların kapatıldığı şehrin sakinleri üzerinde baskı söz konusu. Bununla birlikte BM, UMH’ye ‘güvenlik personelinin aşırı güç kullanımına ilişkin acil ve kapsamlı bir soruşturma yapılması, gerekli yasal prosedürlere saygı duyulması ve keyfi olarak gözaltına alınan kişilerin derhal serbest bırakılması’ çağrısında bulundu.
Bu arada, Hafter liderliğindeki LUO güçleri ile UMH’ye bağlı güçler arasında, stratejik öneme sahip Sirte çevresinde yeni çatışmaların yaşanması beklentisi halen sürüyor. LUO'ya bağlı el-Kerame Operasyon Odası'nın medya merkezinden dün yapılan açıklamada, Ebu Kureyn bölgesi ve çevresinde Sirte'ye yönelik askeri bir harekat hazırlığı için ülkenin batı kıyılarında UMH’ye bağlı unsular arasında ve Türk savaş gemilerinde bir hareketlilik gözlemlendiği öne sürüldü. Açıklamada ayrıca “Serrac ateşkesi gerçekten istiyor mu?” diye soruldu.
LUO Sözcüsü’nün Sirte’deki LUO güçlerinin hedef almak üzere askeri takviyelerin yapıldığına dair açıklamasından birkaç saat sonra LUO Askeri Bilgi Bölümü’nden yapılan açıklamada ise LUO güçlerinin ‘her zaman vatanı, halkı ve ülkenin zenginliklerini savunmaya tam olarak hazır’ olduğu vurgulandı.
Güvenilir kaynaklar, Sirte’de çatışmanın patlak vermesini önlemek için son saatlerde çatışmanın iki tarafı ile yoğun bölgesel ve uluslararası temasların gerçekleştiğini bildirirken Fransa Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yaptığı açıklamada, “Libya'da askeri çözüme yer yok” ifadeleri yer aldı. Açıklamada BM himayesinde ve Libyalıların üzerinde uzlaştığı kriterler temelinde seçimlerin düzenlenmesinin önünü açmak için yeniden siyasi sürece dönülmesi çağrısı yapıldı.
ABD'nin Libya Büyükelçisi Richard Norland, son iki gündür yaptığı telefon görüşmeleriyle Libya krizi hattına girdi. Büyükelçilik tarafından yayınlanan açıklamada Norland’ın söz konusu telefon görümlerinde UMH Başkanı Serrac ve TM Başkanı Salih tarafından yapılan ateşkes açıklamasının ‘çok olumlu bir gelişme olduğunu söylediği’ vurgulandı. Ayrıca Büyükelçi’nin UNSMIL’in ev sahipliği yaptığı 5 + 5 komitesinin bir an önce ateşkesin detaylarına, gerilimi azaltma sürecinin yanı sıra tüm yabancı ve paralı askerlerin Libya'dan çıkış sürecini başlatacak etkili bir askerden arındırılmış çözüme ulaşılması konusuna odaklanması gerektiği konusunda Serrac ile hemfikir olduklarının altı çizildi.
Bununla birlikte Büyükelçi Norland’ın Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) Başkanı Mustafa Sanallah ile yaptığı bir başka görüşmede, ABD'nin Libyalı taraflar arasındaki kaynakların dağılımı ile ilgili müzakereler süresince şeffaf bir mekanizma çerçevesinde petrol üretiminin derhal yeniden başlatılmasına izin verecek düzenlemelerin yapılmasını desteğini belirtti.
ABD’nin özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının giderek yayılması ve yaşanan elektrik sıkıntıları ile ilgili endişelerini aktaran Norland, ülkenin dört bir yanında vatandaşların barışçıl protestolara katılma hakkını desteklediklerini de dile getirdi.
Bir diğer gelişmede de UMH’ye bağlı olan NOC, ‘mevcut seviyelerde doğal gaz üretimine devam edebilmek ve yükü artırmamak için yeterli depolama kapasitesi sağlamak’ amacıyla Brega Limanı’na 30 bin ton gaz kondensatı sevk edecek bir geminin Brega Limanı’na geldiğini duyurdu. Ancak bunun sorunu tamamen sona erdiremeyeceğini belirten NOC Başkanı, kurumun işini yapabilmesi ve yurtiçi yakıt tüketimi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için petrol tesislerinin yasalara aykırı olarak kapatılmasına bir son verilmesi çağrısını yeniledi.

 



Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.


İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti
TT

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyine düzenlenen bir İsrail hava saldırısında dört kişinin hayatını kaybettiğini, üç kişinin de yaralandığını bildirdi. Bakanlığa bağlı Acil Sağlık Operasyon Merkezi tarafından yayımlanan basın açıklamasında, ‘İsrail’in Sur kentine bağlı er-Remadiye beldesini hedef aldığı, saldırıda dört sivilin yaşamını yitirdiği ve üç kişinin yaralandığı’ ifade edildi.

Açıklamada, İsrail’in Güney Lübnan’daki çeşitli bölgelere yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü, bunun sınır hattındaki günlük çatışmaların bir parçası olduğu aktarıldı. Saldırılar sonucunda ölü ve yaralıların olduğu belirtilirken, Güney Lübnan’dan İsrail’in kuzeyine doğru roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarının da devam ettiği, buna karşılık İsrail ordusunun karşılık verdiği kaydedildi. Sınır köylerinde çatışmaların sürdüğü ve operasyonların Litani Nehri’nin kuzeyine doğru genişleyebileceğine dair işaretler bulunduğu belirtildi.

Diğer yandan Hizbullah bugün yaptığı açıklamada, savaşçılarının İsrail’in kuzeyine İHA ve roket saldırıları düzenlediğini duyurdu. İsrail ordusuna bağlı İç Cephe Komutanlığı’na göre sınır hattı boyunca sirenler devreye girdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Hizbullah, sınır bölgelerindeki İsrail güçlerini hedef alan roket saldırıları düzenlediğini ve İsrail’de bir köyü hedef alan İHA saldırısı gerçekleştirdiğini bildirdi.

İç Cephe Komutanlığı’na göre, söz konusu bölgelerde sirenler çalarken, herhangi bir can kaybı ya da hasara ilişkin resmi bir bildirim yapılmadı.

İsrail’in yoğun hava saldırıları, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın dün yaptığı açıklamalarla eş zamanlı gerçekleşti. Katz, “Operasyonun tamamlanmasının ardından İsrail ordusu, tanksavar füzelere karşı savunma hattı olarak Lübnan içinde bir güvenlik bölgesi oluşturacak ve Litani Nehri’ne kadar olan tüm alan üzerinde güvenlik kontrolünü sağlayacak” ifadesini kullandı. Söz konusu hattın, sınırdan yaklaşık 30 kilometre derinliğe uzanacağı belirtildi. Lübnanlı yetkililere göre, saldırılar ve İsrail’in uyarıları nedeniyle bir milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Lübnan Savunma Bakanı Michel Menassa ise yazılı açıklamasında, İsrailli mevkidaşının sözlerini kınayarak, “Bu açıklamalar artık yalnızca tehdit değil, Lübnan topraklarında yeni bir işgal dayatma niyetini açıkça yansıtıyor” değerlendirmesinde bulundu. İsrail’in artan saldırıları karşısında Lübnan ordusu, Güney Lübnan’da ‘yeniden konuşlanma ve konuşlandırma’ operasyonu gerçekleştirdiğini duyurdu. Açıklamada, bu adımın özellikle sınır kasabaları çevresinde ‘düşman ilerlemesinin görüldüğü bölgelerde artan İsrail saldırganlığı’ nedeniyle atıldığı belirtildi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın dün paylaştığı verilere göre, 2 Mart’ta Hizbullah ile başlayan çatışmalardan bu yana İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı bin 300’ü aştı.

Bakanlık açıklamasında, 1 Nisan itibarıyla toplam can kaybının bin 318’e yükseldiği, hayatını kaybedenler arasında 53 sağlık çalışanı ve 125 çocuğun bulunduğu bildirildi. Yaralı sayısının ise 3 bin 935’e ulaştığı kaydedildi.


İran-Hizbullah hattında değişmeyen denklem: Kasım’a gönderilen Hamaney mesajında tek cephe vurgusu

Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
TT

İran-Hizbullah hattında değişmeyen denklem: Kasım’a gönderilen Hamaney mesajında tek cephe vurgusu

Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a gönderdiği ve ‘babasının İslam Devrimi lideri olarak hayatını kaybetmesi dolayısıyla ilettiği taziye için teşekkür’ içeren mesaj, bölgesel gerilimin kritik bir aşamasında geldi. Bu durum, mesajın hem iç hem de dış kamuoyuna doğrudan siyasi mesajlar taşıdığı şeklinde yorumlandı. Mesajın, İran ile Hizbullah arasındaki ilişkinin sürekliliğini teyit ettiği ve örgütün Tahran’ın yürüttüğü strateji içindeki yerini pekiştirdiği değerlendirilirken, aynı zamanda açık çatışmanın sürdürülmesine yönelik bir teşvik içerdiği ifade edildi.

Hamaney’in mesajında Lübnan devletine yer verilmemesi dikkat çekerken, söz konusu mesajın, Lübnanlı yetkililerin İran ile ‘bağları koparma’ yönünde adımlar attığı bir döneme denk gelmesi öne çıktı. Bu kapsamda, Hizbullah’ın güney cephesinde İran’a destek amacıyla başlattığı çatışmaların ardından Lübnan’da İran büyükelçisinin sınır dışı edilmesi ve örgütün askeri kanadının yasaklanması gibi çeşitli adımların atıldığı belirtildi.

Kesin olanın teyidi

Bu çerçevede Lübnanlı bakanlık kaynakları, İran’ın yeni Dini Lideri’nin mesajına ilişkin değerlendirmelerini ‘kesin olanın teyidi’ şeklinde özetledi. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Mesaj herhangi bir yenilik içermiyor; aksine önceden bilinen ve var olan bir durumu pekiştirme bağlamında geliyor. İran ile Hizbullah arasındaki ilişkide hiçbir aşamada kopuş yaşanmadı; karşılıklı destek ve sürekli koordinasyon çerçevesinde sabit kaldı. Devam eden savaşta gerçekleşen ortak operasyonlar bunun en açık göstergesidir” ifadelerini kullandı.

dfbfd
İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a gönderdiği mesaj (Sosyal medya)

Kaynaklar, “Mesajın içeriği her iki tarafın da kamuoyuna açıkladığı söylemle tamamen örtüşüyor, bu da onu mevcut tutumların yeniden teyidi haline getiriyor. Dolayısıyla tartışma artık kullanılan ifadelerle ilgili değil; ilişkinin özü açık ve görünür hale gelmiş, geleneksel devlet anlayışını aşan bir yaklaşımı yansıtan kalıcı bir siyasi tablonun parçası olmuştur” dedi.

Savaş birliği ve ABD’nin düşman olarak kabul edilmesi

İran mesajının satır aralarına ilişkin değerlendirmesinde siyasi analist Ali el-Emin, metnin İran ile Hizbullah’ın yürüttüğü mücadelenin ‘tek bir savaş’ olduğunu açık şekilde yansıttığını belirtti. El-Emin, Mücteba Hamaney’in ifadelerinde yer alan ‘ABD ve İsrail’e karşı direniş ve sebat’ vurgusuna dikkat çekerek, bunun iki tarafın aynı cephede konumlandığını ortaya koyduğunu ifade etti. El-Emin, “Hizbullah ve İran’a ait, İsrail tarafından hedef alınan isimlere ilişkin sunulan anlatı, iki tarafın izlediği yol ve yöntemin ortak olduğunu teyit etmeye yönelik bir çabadır. Bu durum takipçiler açısından yeni olmasa da, aynı çizginin, yakın ilişkinin ve bu savaş bağlamında ortak kaderin altını çizme girişimidir” değerlendirmesinde bulundu.

fv
Sana’da bir Husi, babasının öldürülmesinin ardından İran’ın yeni Dini Lideri olan Mücteba Hamaney’in fotoğrafını kaldırıyor. (EPA)

Analist, mesajda dikkat çeken unsurlardan birinin de ABD’nin İsrail ile aynı düzeyde ‘düşman’ olarak konumlandırılması olduğunu belirterek, bunun metnin sonunda yer alan ‘Amerikan-Siyonist düşmanın yenilgisi’ vurgusunda açıkça görüldüğünü söyledi.

Öte yandan Hamaney, mesajında Kasım’a hitaben, ‘direniş tarihinin bu kritik anında hareketi yönettiğini’ ifade ederek, ‘düşmanın planlarını boşa çıkarma ve Lübnan halkına yeniden onur ve refah kazandırma konusunda onun tecrübesine, zekâsına ve cesaretine güvendiğini’ dile getirdi.

Mesajın sonunda ise İran’ın politikasının, ‘merhum Dini Lider ve şehit komutanın izlediği çizgi doğrultusunda sabit olduğu’ vurgulanarak, ‘İsrail ve ABD’ye karşı direnişe desteğin süreceği’ ifade edildi.

Lübnan devletinin yokluğu ve Hizbullah çevresinin çilesi

El-Emin, mesajda Lübnan devletinin yok sayılması noktasına da dikkat çekerek, “Metinde Lübnan devletiyle ilgili herhangi bir ifadeye yer verilmediği açıkça görülüyor” dedi. “Halktan söz ediliyor ancak egemenliği ve saygınlığı olan devletten bahsedilmiyor” ifadesini kullanan el-Emin, mesajda yalnızca ‘Lübnan halkına’ atıf yapıldığını, devlete ise hiçbir şekilde değinilmediğini belirtti. El-Emin, mesajın doğrudan Hizbullah’a yönelik olduğunu vurgulayarak, bunun Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a hitaben kullanılan “Direniş tarihinin bu kritik anında hareketi bugün o yönetiyor” ifadesinde de açıkça görüldüğünü kaydetti.

dvdsv
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)

El-Emin, mesajın odağının tamamen ‘çatışma’, Hizbullah’ın rolü ve ‘direniş’ olarak tanımlanan çizgi üzerinde yoğunlaştığını belirterek, “Metinde Lübnan devletinin varlığına, resmi otoriteye ya da karar alma yetkisine sahip bir yapıya dair hiçbir unsurun dikkate alınmadığı açıkça görülüyor” dedi.

Bu çerçevede el-Emin, mesajın Lübnan’ın yaşadığı yıkım, yerinden edilme ve insani kayıplara da değinmediğini vurgulayarak, “Bir milyondan fazla yerinden edilmiş kişinin bulunduğu, büyük kısmının Şii topluluğa mensup olduğu ve önemli bir bölümünün Hizbullah destekçilerinden oluştuğu bir tabloda, bu acılara özellikle değinilmesi gerekirdi. Evlerini terk etmek zorunda kalan ve ülkenin farklı bölgelerine dağılan bu insanların yaşadıkları göz ardı ediliyor” ifadelerini kullandı.