Suriyelilerin sofrasından tavuk ve yumurta da çıktı

Haseke mülteci kampından Suriyeli bir kadın (AFP)
Haseke mülteci kampından Suriyeli bir kadın (AFP)
TT

Suriyelilerin sofrasından tavuk ve yumurta da çıktı

Haseke mülteci kampından Suriyeli bir kadın (AFP)
Haseke mülteci kampından Suriyeli bir kadın (AFP)

Suriyelilerin sofralarında uzun süredir kırmızı et yoktu. Artık beyaz et de (kümes hayvanları) bulunmuyor. Bir dizi kümes hayvanı çiftliği, özellikle ülkenin başkenti Şam'ı ve kırsalını besleyen güney bölgesinde yumurta ve piliç üretimini durdurdu. Hükümet kaynakları, Kuneytra’daki yumurta üretim çiftliklerinin çalışmayı tamamen durdurduğunu, tavuk çiftliklerinin de yüzde 50'sinin geçen hafta hizmet dışı kaldığını bildirdi. Kümes hayvanı yetiştiricileri de daha önce yaptıkları açıklamalarda Dera'daki tavuk çiftliklerinin yüzde 70'inin üretimi durdurduğunu bildirmişti.
Dera Tarım Müdürü Mühendis Abdulfettah er-Rahal, yerel bir gazeteye yaptığı açıklamada Dera Valiliği’nde tavuk üreten 742 çiftlikten 573’ünün savaş yıllarında meydana gelen hasarlardan dolayı hizmet dışı kaldığını ve sahiplerinin tamir ederek yatırım yapamadığını belirtti. Aynı şekilde, yumurta üretimi için 120 çiftlik bulunduğunu ancak sadece 80'inin çalışmayı sürdürdüğünü kaydetti.
Son aylarda üretim girdileri fiyatlarının artması ile birlikte faal çiftliklerin yüzde 80'i hizmet dışı kalırken ithal hammaddelerin yüksek fiyatları yem fabrikalarının üretimini fiili üretim kapasitelerinin yaklaşık yüzde 30'una düşürdü. Kümes hayvanları sektörünün ağır kayıplar vermesinin ardından son üç ayda tavuk eti ve yumurta fiyatları yüzde 270 oranında arttı. Mayıs ayında bin 300 Suriye lirası olan bir koli yumurta (30 yumurta) 4 bin 400 liraya çıktı. Bir kilo tavuk pirzola fiyatı yaklaşık 2 bin lirayken 7 bin Suriye lirasına ulaştı. Her ne kadar bu fiyat gerileyerek 3 bin liraya sabitlense de yine de kırmızı et eksikliğini telafi etmek için ağırlıklı olarak yumurta ve kümes hayvanı etine bağımlı olan Suriyelilerin satın alma gücünü aşıyor. Bir kilo kuzu etinin fiyatı memurların  aylık maaşının yarısı olan 23 bin Suriye lirasına ulaşmış durumda. Suriyeliler arasında yoksulluk oranının yüzde 85 sınırını aştığı bu dönemde 1 kilo sığır etinin fiyatı ise 14 bin liraya yükseldi.
Şam'daki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada kümes hayvanı sorununun bu yıl mayıs ayında Suriye lirasının değerinin düşmesiyle başladığını, ABD dolarının 700 Suriye lirasından yaklaşık 3 bin Suriye lirasına sıçradığını, ardından 2 bin  liraya gerileyerek istikrar kazandığını aktardılar. Kaynaklar, döviz kurundaki söz konusu artışların başta kümes hayvanı üretimi için gerekli yem ve ilaçlar olmak üzere malzemelerin fiyatlarında da artışa yol açtığını belirtti. Kriz, geçen haziran ayında ABD Ekonomik Yaptırımlar Yasası'nın (Sezar) dayatılmasıyla daha kötü bir seviyeye ulaşmıştı. Ancak ağustos ayının başında meydana gelen Beyrut patlamasından sonra bu durum daha da kötüleşti. Zira bu ithalatı olumsuz yönde etkilerken çiftçilerin ağır kayıplar yaşamasına ve bir dizi çiftliğin üretimi durdurmasına yol açtı. Kaynaklar konuya dair şu açıklamada bulundu:
"Kümes hayvanı yetiştiricileri gıda güvenliği açısından hayati önemde olan sektörü kurtarmak için acil yardım çağrısında bulundular. Buna rağmen hükümet, koronavirüs salgını ve buna eşlik eden ihtiyati tedbirlerin uygulanmasına yönelik eşzamanlı olarak meydana gelen krizi ele almakta zorlanıyor. Beyaz et krizini ucuz dondurulmuş et ithal ederek çözmek gibi alternatif bir fikir sunanlar var. Bu, Suriye'de yaşanan felaketler zincirine yeni birisinin eklenmesi korkusunu artırdı. Zira yerli gıda üretimi ortadan kaldırılarak yerine konulacak ithal ürünlerin kalite standartlarına uygunluğu garanti edilmez.”
Kuneytra Tarım Müdürlüğü Hayvansal Üretim Daire Başkanı Tagrid Mustafa, yerel el-Vatan gazetesine yaptığı açıklamada kümes hayvanı çiftliklerinin yaklaşık yüzde 50'sinin Kuneytra vilayetinde artık üretim yapmadığını ve sadece 40 kümes hayvanı çiftliğinin hizmette olduğunu belirtti. 3 kümes hayvanı çiftliğinin de yumurta üretimini durdurduğu bilgisini verdi. Bu durumun veteriner ilaçları ve yem fiyatlarının yüksek olmasından kaynaklandığına dikkat çeken Mustafa, “Bir ton yemin fiyatı yaklaşık 1,3 milyona ulaştı. Civciv fiyatları şu and 600 ila 800 lira arasında değişiyor” dedi.
Tavuk lokantalarında kızarmış tavuğun fiyatı 13 bin Suriye lirasına, bir yumurtanın fiyatının da 150 liraya ulaşmasının ardından beyaz et alımını boykot etme çağrıları yapıldı. Artık neredeyse hiç müşteri kalmadı. Şam'ın merkezinde tavuk satan bir  dükkanın sahibi Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada mevcut değişime hazırlık olarak dükkanındaki buzdolaplarını ve diğer ekipmanları sattığını belirtti.
Tavuk ve yumurta boykot çağrıları karşısında şaşkın olduğunu belirten dükkan sahibi sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eskiden müşteriler dükkanın önünde kuyruk oluşturuyordu. Her gün 100 kilodan fazla tavuk satıyorduk, şu anda neredeyse üç ila dört kilo satıyoruz. İnsanların artık alacak parası yok. Satışları durduran da bu boykotlar. Geçen yıl aldığım yerel malzemelerin yarısını  bile alamıyorum. Üç aydır zararına çalışıyorum. Elime geçenleri de elektrik faturalarına, dükkanın kirasına ve dört işçinin maaşlarına veriyorum. Fiyatları yükseltenlerin dükkan sahipleri olmadığını bildikleri halde bizleri cezalandırmak için boykot çağrısı yapıyorlar. Ancak sorun başka yerde. "
Çiftlik sahipleri hükümete çağrıda bulunarak yüksek yem ve ilaç fiyatlarına son vermesi ve üretim için gerekli miktarları çiftliklere tahsis ederek pazar dengesini yeniden sağlayarak kümes hayvanı sektörünü kurtarmasını talep ediyor.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.