Almanya Dışişleri Bakanı Maas, Paris ve Berlin’i tek taraflı adımlara karşı uyardı

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian (solda) ve Alman mevkidaşı (EPA)
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian (solda) ve Alman mevkidaşı (EPA)
TT

Almanya Dışişleri Bakanı Maas, Paris ve Berlin’i tek taraflı adımlara karşı uyardı

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian (solda) ve Alman mevkidaşı (EPA)
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian (solda) ve Alman mevkidaşı (EPA)

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian dün yaptıkları açıklamada, Fransa ve Almanya arasındaki dostluğun önemine vurgu yaptılar. Maas, birleşik bir Avrupa’nın “Fransız-Alman kalbine” ihtiyacı olduğunu belirterek, Almanya ve Fransa’nın hareket ettirici rolünün devamlı farklı pozisyonları dengeleyen bir çözüm mekanizması olduğunu kaydetti. Maas, “Bu açık bir şekilde çekişme yaratıyor. Fakat bu, Avrupa Birliği’ndeki diğerleri için kabul edilebilir çözümler bulmanın tek yolu” dedi. Maas aynı zamanda kendi ülkesini ve Avrupa’daki en yakın müttefiki olan Fransa’yı tek taraflı adımlara karşı uyararak, diğer Avrupalı ülkelerin daha fazla katılımını talep etti.
Maas, Fransa'nın başkenti Paris'te Avrupa'da görev yapan Fransız büyükelçilerinin katıldığı konferansta yaptığı konuşmada, “Almanya ve Fransa’nın çözümleri, Avrupa’da ilerleyebilmek için vazgeçilmez bir şart sayılır” dedi. Fransız Bakan Le Drian daha önce Maas’ı Paris’teki büyükelçiler konferansına davet etmişti. Bu konferans, Fransa’nın 2022’nin ilk çeyreğinde üstleneceği AB Konseyi Dönem Başkanlığı’na bir hazırlık olarak düzenlendi. Konseyin dönem başkanlığını şu an Almanya yürütüyor. Maas, İngiltere’nin AB’den çıkmasının ardından AB’nin dış politikasını şekillendirme noktasında İtalya, İspanya ve Polonya gibi ülkelere daha fazla sorumluluk yükleneceğini kaydetti.
Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian ise İngiltere’nin AB ile uzlaşıya varma noktasında “inatçı” ve “gerçekçi olmadığını” söyledi. Maas, Avrupa’nın Rusya ile ilişkileri üzerinde “kasvetli bir bulut” olduğunu belirtti.
Maas, “Bir yandan Moskova ile yapıcı ilişkilere ihtiyacımız var. Çünkü Rusya’sız veya Rusya’ya karşı olmakla Avrupa daha güvenli bir yer olmayacak. Bu gerçekçi, iyi anlaşılmış bir Avrupa politikasıdır. Diğer yandan temel bir değişiklik olmadığı müddetçe yaptırımların yürürlükte kalmaya devam edeceği belirtilmelidir” dedi. Maas ayrıca, Moskova’ya Rus muhalif lider Aleksey Navalny olayının sır perdesini kaldırmak için daha fazla çaba gösterme çağrısında bulundu. 44 yaşındaki Navalny geçen hafta Cumartesi’den bu yana Berlin’deki Charité hastanesinde tedavi görüyor. Rus muhalif 20 Ağustos’ta Rusya içinde yaptığı bir yolculuk sırasında aniden bayılmış ve Rusya’nın Omsk kentinde kendisine ilk müdahale yapılmıştı.
Alman doktorlar bir hafta önce klinik sonuçları değerlendirdikten sonra Navalny'nin zehirlendiği sonucuna vardılar. Navalny’nin destekçileri durumun bir Rus vatandaşın zehirleme saldırısıyla ilgisi olabileceğinden şüpheleniyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en güçlü muhaliflerinden biri olarak görülen Navalny daha önce de birçok saldırıya uğramıştı. Aynı şekilde Kremlin karşıtı tutumuyla tanınan gazeteci Yegor Şukov da Moskova’da kimliği belirsiz kişilerce uğradığı saldırıda ağır yaralandı.
Rusya'da yayın yapan Echo Moskvy isimli radyo kanalının dün aktardığına göre, saldırı sonucu yüzünde kesikler oluşan 22 yaşındaki Şukov’un beyin sarsıntısı şüphesiyle hastaneye kaldırıldığını bildirdi. Daha önce de muhalif Navalny ile bir röportaj gerçekleştirilmişti. Kimliği belirsiz iki kişinin Pazar günü Şukov’u dairesinin önünde izlediği ve ardından onu darp ettiği belirtildi. Putin’e güçlü muhalefetiyle bilinen Şukov daha önceki bir konuşmasında devlet başkanı olmak istediğini söylemişti. Münih Güvenlik Konferansı Başkanı Wolfgang Ischinger, Rus muhalif Navalny’nin muhtemel zehirlenme vakası nedeniyle Almanya-Rusya ilişkilerinin “yeni bir uçuruma” ulaştığını söyledi. Ischinger, dün Der Spiegel’e yaptığı açıklamada, “Şüphesiz Rusya'nın güvenilirliği İngiltere'de Sergey Skripal'e yapılan zehirleme saldırısı, Berlin'de sürgünde olan bir Çeçen'in öldürülmesi ve Alman Parlamentosu'na (Bundestag) yapılan siber saldırıyla sarsıldı. En güçlü kanun Moskova’da yürürlükte olandır. Bu maalesef stratejik ortaklık fikri için de bir sondur” ifadesini kullandı. Rusya’ya yeni yaptırım uygulamada küçük bir başarı kaydetmeyi umduğunu söyleyen Ischinger, “Yaptırımlar, hükümetlerin başka bir şey düşünemedikleri zaman kullanmak istediği bir yoldur… Açık bir politika ortaya koymalıyız” dedi. Ischinger ayrıca Navalny olayının Almanlar için Rus yönetimi ile aynı fikirde olmadıklarını göstermek için bir fırsat olarak gördüğünü ancak Almanların halen yardım ettiklerini belirterek, “Rusya ve Rusların düşmanı değiliz. Bu önemli” dedi.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.