Irak Başbakanı Kazimi Şii milis vesayetine boyun mu eğiyor?

Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)
Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)
TT

Irak Başbakanı Kazimi Şii milis vesayetine boyun mu eğiyor?

Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)
Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)

Ahmed es-Suheyl
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi'nin, yaklaşan seçimler için uygun ortamı sağlama taahhütlerini yerine getirmenin başlangıç ​​noktası olarak kontrolsüz silahlarla ve yolsuzlukla mücadele etme konusunda verdiği sözleri yinelemesine rağmen, son günlerde ortaya çıkan ‘uzlaşı’ tartışması büyümeye başladı.
Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri'nin evinde yapılan son görüşmeye kadar Başbakan Kazimi ile özellikle silahlı kanadı olan Şii partiler arasında bir uzlaşıya varılabileceği şeklinde söylemler yoktu.

Şii siyasi partilerin baskısı
Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Independent Arabia’ya konuşan Iraklı gazeteci Ahmed Hüseyin konu hakkında şunları söyledi:
“Görüşmenin en önemli hedefi, siyasi güçlerin Zikar ve Basra başta olmak üzere belli başlı güney vilayetlerinde yeniden nüfuz kazanmaya çalışmasıdır. Bu hedef, Kazimi ile Şii güçler arasında yapılabilecek olası bir uzlaşı için oldukça önemlidir. Kazimi, Şii siyasi evindeki bazı partilerin baskısına altında ve devam eden protestolara karşı bir tutum sergileyememesi durumunda görevden alınabileceği ima edildi.”
Kazimi, kamu mallarına ve özel mülklere saldıranlardan ve protestoculara suikast düzenleyen silahlı gruplara karşı silahlanmayı savunanlardan hesap sorma sözü vererek bu anlaşmanın özelliklerini duyurmak için yola çıktı. Bu, Kazimi’nin, gözlemciler tarafından özellikle Zikar vilayetinin Nasiriyye kenti başta olmak üzere Irak’ın çeşitli bölgelerinde silahlı grupların ve partilerin merkez binalarının hedef alındığı protestolarda tansiyonun yükselmesinin bir göstergesi olarak okunan protestoculara karşı alınabilecek ‘katı önlemlerden’ açık açık bahsettiği ilk konuşmaydı. 
Bununla birlikte büyük yolsuzluk vakalarını soruşturmak için bir yüksek komite oluşturulmasından bahseden Kazimi, silahlanma çağrıları yapanların karşılarında ‘kanun gücünü’ bulacağını vurguladı.
Kazimi şöyle devam etti:
“İfade özgürlüğünü desteklediğimiz ve Irak'taki barışçıl gösterilerin bir reform ve ıslah yolu olduğunu vurgularken silahlı kuvvetlerimizin ve güvenlik güçlerimizin haysiyetinin tartışma konusu olmadığını, kamu malları ve özel mülklere saldıranlara ve barışçıl protesto ilkesini kötüye kullananlara karşı kanunları uygulamaktan çekinmeyeceğimizi teyit ediyoruz.”
Bu konuşma, Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri tarafından ‘ulusal güçlerin kendisiyle son görüşmelerinde vurguladıkları tüm noktaların dikkate alındığı’ belirtilerek memnuniyetle karşıladı. Bu sözler, görüşmenin söz konusu güçler ile yaklaşan siyasi sürecin özelliklerini belirleyen Başbakan Kazimi arasında bir uzlaşıya doğru yola çıkıldığı izlenimi veriyor.

Şartlı uzlaşı
Gözlemcilerin sık sık silahlı gruplarla çatışmanın kaçınılmaz olduğunu dile getirmelerine rağmen sızan bu bilgiler, taraflar arasında bir dereceye kadar sakin bir havanın eseceğini garanti eden bir tür ‘ateşkes’ veya ‘uzlaşının’ önünü açabilecek yeni bir eğilimi ortaya koyuyor. Gözlemciler, Başbakan Kazimi ile Şii partiler arasındaki olası bir uzlaşının, Başbakanı ‘protestoculara karşı katı önlemler almaya’ ve yaklaşan seçimler öncesinde Irak'ın bazı şehirlerinde bu güçlerin nüfuzunu ortadan kaldırmak için ‘protestolara yatırım yapmama’ sözü vermeye mecbur bıraktığını düşünüyorlar.
Iraklı gazeteci Ahmed Hüseyin, Başbakan Kazimi'nin ‘protestocu meydanları pahasına yaklaşan seçimlerden pay almasını garanti edecek’ bir anlaşmaya dahil olduğunu vurguladı. Hüseyin, “Kazimi, Ekim ayında başlayan isyanlarla birlikte yaşanan suikast, adam kaçırma ve şiddet olaylarına yönelik ciddi ve etkili bir soruşturma yürütmek yerine, parti merkezlerini ve yetkililerin evlerini korumak bahanesiyle Şii güçlere tavizler vermiş ve protestoculara karşı önlemler alma sözü vermiş gibi görünüyor. Kazimi,  bunun karşılığında, söz konusu partilerin başını çektiği bir gerilim veya huzursuzluk olmadan erken seçimlere giden yolu açabilecek. İran'a yakın Şii güçler şimdi Irak'ın güneyindeki şehirlerde, protesto gösterileri yüzünden nüfuzlarını kaybettikleri Nasiriyye senaryosunun tekrarlanabileceğini düşünüyorlar. Bu güçler, kendi nüfuz alanlarında benzer senaryoların tekrarlanması girişimlerini açık bir savaş ilanı olarak görüyorlar. Bu da onları bu tür olasılıkları mümkün olan tüm yollarla engellemek için gerekli tüm araçları kullanmaya itebilir” şeklinde konuştu.

Şii çatı yapılanması ile görüşmenin perde arkası
Fetih Koalisyonu Sözcüsü Ahmed el-Esedi, Başbakan Kazimi’yi Şii çatı yapılanması liderleriyle bir araya getiren toplantının bazı detaylarını açıkladı. Esedi verdiği bir televizyon röportajında, Fetih Koalisyonu’nun siyasi bloklar ve liderleriyle koordinasyon yapmak için bir komisyon oluşturduğunu söyledi. Esedi, komisyonun, protesto gösterilerinde yaşanan olaylarla ilgili olarak Kazimi ile bağlantılı taraflara ilişkin Şii siyasi evinde ortak bir tutum belirlenmesi için Nuri el-Maliki, Haydar el-İbadi, Ammar el-Hekim, Falih Feyyaz ile Sairun Koalisyonu ve Fazilet Partisi’nden taraflar ile görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Şii güçlerin bu konuda Kazimi ile konuşulması konusunda hemfikir olduğunu belirten Esedi, özellikle Nasiriyye ve Basra'da çıkan olaylar sırasında silahlanma çağrılarıyla birlikte güvenlik zafiyeti yaşandığını, bu tür olayların barışçıl gösterilerin doğasına aykırı olduğunu vurgulayarak, “Bu bir uyarı alarmıdır” dedi.
Fetih Koalisyonu Sözcüsü şöyle devam etti:
“Şii güçler birçok konuda anlaştılar. Başbakan ile Basra ve Nasiriyye’de olup bitenlerle ilgili olarak ona yakın taraflar hakkında veri ve bilgi alışverişinin yapıldığı samimi bir görüşme yapıldı. Basra ve Nasiriyye’deki gösterilerde siyasi güçlerin olduğuna dair bilgiler de paylaşıldı. Başbakan Kazimi, gösterilerin barışçıl taleplerde bulunan insanların hakkı olarak kalması ve iç, dış ve partizan gündemlerle lekelenmemesi için güvenlik ve istihbarat servislerince barışçıl protestoların seyrini değiştirmek isteyenlerin izlenmesi için işbirliği çağrısında bulundu.”
Esedi ayrıca, Şii güçlerin Kazimi'ye ‘güvenliği tesis etme yetkisi’ verdiğini söyledi.

Uzlaşı için arabuluculuk
Öte yandan gözlemciler, Kazimi'nin Şii siyasi bloklarla protestocular arasında bir uzlaşıya varılabilmesi için arabuluculuk yapacağını öne sürdüler. Ancak gözlemcilere göre bu arabuluculuk, tarafların ne ölçüde taviz vermeyi kabul ettikleriyle bağlantılı.
Stratejik konularda araştırmacı olan Ahmed eş-Şerifi, konuya ilişkin Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Siyasi yapılar, kendileriyle Irak kamuoyu arasında Kazimi'nin arabuluculuk rolünü üstleneceği bir anlaşma yaparak yaşadıkları ikilemden çıkış yolu arıyorlar. Kazimi'nin bu anlaşmayı yönetirken karşılaşacağı ikilem, taraflardan birine baskı yapılmaksızın başarıya ulaşılamayacak olmasıdır.”
Olası bir uzlaşı için iki yol olduğunu belirten Şerifi, “Birincisi, partilerin vizyonunu kamuoyuna dayatmak, yani siyasi denklemi yeniden üretmektir. İkincisi ise Irak kamuoyunu ikna etmek ve büyük blokların liderlerine uzanan yolsuzluk ve terörizm dosyalarını ortaya çıkarmak için tedbirler alınmaktır. Ancak bu durum, söz konusu güçleri çatışma seçeneğine gitmeye itecektir. Siyasi bloklar, Kazimi’ye arabulucu rolü verseler de, tüm veriler onun bu dosyayı başarıyla yönetmesinin imkansız olduğuna işaret ediyor. Irak halkı ise Kazimi'den siyasi sistem içinde bir arabulucu ve uzlaştırıcı rolü oynamaya çalışmayan bir karar verici olmasını bekliyor” yorumunda bulundu.

‘Basit’ görevler ve ‘sessiz’ uzlaşı
Siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani ise “Kazimi’nin, silahlı kanatları olan siyasi güçlerin devlet üzerindeki büyük etkisi göz önüne alındığında, Irak kamuoyunu kazanmak ve bu güçlerle ‘sakin’ bir çözüm yoluna gitmek için kontrolsüz silahlarla mücadeleye ve ‘bazı küçük grupları vurmaya’ başvurabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Kazimi’nin önünde hükümetinin istifası talepleri ve ABD güçlerinin geri çekilmesi çağrıları gibi çeşitli engellerin olduğunu vurgulayan Muzani, “Anlaşmanın, siyasi güçlerin Kazimi’ye yaptığı ve seçim sonrası sahnede önemli rol oynaması beklenen teklifleri içermesi muhtemeldir. Peki Kazimi'yi bu anlaşmayı kabul etmeye iten neydi? Bu sorunun cevabı, Kazimi’nin göstericilerin sempatisini, ana sorunları çözmeden kazanamayacak olmasıdır” şeklinde konuştu.
Tüm bu faktörlerin protestocular arasında seçimleri boykot etme eğiliminin ortaya çıkmasına neden olacağını düşünen Muzani, “Bu durum, büyük protestolar için yeni bir başlangıç ​​noktası olabilir” dedi.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.