Ahmed es-Suheyl
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi'nin, yaklaşan seçimler için uygun ortamı sağlama taahhütlerini yerine getirmenin başlangıç noktası olarak kontrolsüz silahlarla ve yolsuzlukla mücadele etme konusunda verdiği sözleri yinelemesine rağmen, son günlerde ortaya çıkan ‘uzlaşı’ tartışması büyümeye başladı.
Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri'nin evinde yapılan son görüşmeye kadar Başbakan Kazimi ile özellikle silahlı kanadı olan Şii partiler arasında bir uzlaşıya varılabileceği şeklinde söylemler yoktu.
Şii siyasi partilerin baskısı
Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Independent Arabia’ya konuşan Iraklı gazeteci Ahmed Hüseyin konu hakkında şunları söyledi:
“Görüşmenin en önemli hedefi, siyasi güçlerin Zikar ve Basra başta olmak üzere belli başlı güney vilayetlerinde yeniden nüfuz kazanmaya çalışmasıdır. Bu hedef, Kazimi ile Şii güçler arasında yapılabilecek olası bir uzlaşı için oldukça önemlidir. Kazimi, Şii siyasi evindeki bazı partilerin baskısına altında ve devam eden protestolara karşı bir tutum sergileyememesi durumunda görevden alınabileceği ima edildi.”
Kazimi, kamu mallarına ve özel mülklere saldıranlardan ve protestoculara suikast düzenleyen silahlı gruplara karşı silahlanmayı savunanlardan hesap sorma sözü vererek bu anlaşmanın özelliklerini duyurmak için yola çıktı. Bu, Kazimi’nin, gözlemciler tarafından özellikle Zikar vilayetinin Nasiriyye kenti başta olmak üzere Irak’ın çeşitli bölgelerinde silahlı grupların ve partilerin merkez binalarının hedef alındığı protestolarda tansiyonun yükselmesinin bir göstergesi olarak okunan protestoculara karşı alınabilecek ‘katı önlemlerden’ açık açık bahsettiği ilk konuşmaydı.
Bununla birlikte büyük yolsuzluk vakalarını soruşturmak için bir yüksek komite oluşturulmasından bahseden Kazimi, silahlanma çağrıları yapanların karşılarında ‘kanun gücünü’ bulacağını vurguladı.
Kazimi şöyle devam etti:
“İfade özgürlüğünü desteklediğimiz ve Irak'taki barışçıl gösterilerin bir reform ve ıslah yolu olduğunu vurgularken silahlı kuvvetlerimizin ve güvenlik güçlerimizin haysiyetinin tartışma konusu olmadığını, kamu malları ve özel mülklere saldıranlara ve barışçıl protesto ilkesini kötüye kullananlara karşı kanunları uygulamaktan çekinmeyeceğimizi teyit ediyoruz.”
Bu konuşma, Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri tarafından ‘ulusal güçlerin kendisiyle son görüşmelerinde vurguladıkları tüm noktaların dikkate alındığı’ belirtilerek memnuniyetle karşıladı. Bu sözler, görüşmenin söz konusu güçler ile yaklaşan siyasi sürecin özelliklerini belirleyen Başbakan Kazimi arasında bir uzlaşıya doğru yola çıkıldığı izlenimi veriyor.
Şartlı uzlaşı
Gözlemcilerin sık sık silahlı gruplarla çatışmanın kaçınılmaz olduğunu dile getirmelerine rağmen sızan bu bilgiler, taraflar arasında bir dereceye kadar sakin bir havanın eseceğini garanti eden bir tür ‘ateşkes’ veya ‘uzlaşının’ önünü açabilecek yeni bir eğilimi ortaya koyuyor. Gözlemciler, Başbakan Kazimi ile Şii partiler arasındaki olası bir uzlaşının, Başbakanı ‘protestoculara karşı katı önlemler almaya’ ve yaklaşan seçimler öncesinde Irak'ın bazı şehirlerinde bu güçlerin nüfuzunu ortadan kaldırmak için ‘protestolara yatırım yapmama’ sözü vermeye mecbur bıraktığını düşünüyorlar.
Iraklı gazeteci Ahmed Hüseyin, Başbakan Kazimi'nin ‘protestocu meydanları pahasına yaklaşan seçimlerden pay almasını garanti edecek’ bir anlaşmaya dahil olduğunu vurguladı. Hüseyin, “Kazimi, Ekim ayında başlayan isyanlarla birlikte yaşanan suikast, adam kaçırma ve şiddet olaylarına yönelik ciddi ve etkili bir soruşturma yürütmek yerine, parti merkezlerini ve yetkililerin evlerini korumak bahanesiyle Şii güçlere tavizler vermiş ve protestoculara karşı önlemler alma sözü vermiş gibi görünüyor. Kazimi, bunun karşılığında, söz konusu partilerin başını çektiği bir gerilim veya huzursuzluk olmadan erken seçimlere giden yolu açabilecek. İran'a yakın Şii güçler şimdi Irak'ın güneyindeki şehirlerde, protesto gösterileri yüzünden nüfuzlarını kaybettikleri Nasiriyye senaryosunun tekrarlanabileceğini düşünüyorlar. Bu güçler, kendi nüfuz alanlarında benzer senaryoların tekrarlanması girişimlerini açık bir savaş ilanı olarak görüyorlar. Bu da onları bu tür olasılıkları mümkün olan tüm yollarla engellemek için gerekli tüm araçları kullanmaya itebilir” şeklinde konuştu.
Şii çatı yapılanması ile görüşmenin perde arkası
Fetih Koalisyonu Sözcüsü Ahmed el-Esedi, Başbakan Kazimi’yi Şii çatı yapılanması liderleriyle bir araya getiren toplantının bazı detaylarını açıkladı. Esedi verdiği bir televizyon röportajında, Fetih Koalisyonu’nun siyasi bloklar ve liderleriyle koordinasyon yapmak için bir komisyon oluşturduğunu söyledi. Esedi, komisyonun, protesto gösterilerinde yaşanan olaylarla ilgili olarak Kazimi ile bağlantılı taraflara ilişkin Şii siyasi evinde ortak bir tutum belirlenmesi için Nuri el-Maliki, Haydar el-İbadi, Ammar el-Hekim, Falih Feyyaz ile Sairun Koalisyonu ve Fazilet Partisi’nden taraflar ile görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Şii güçlerin bu konuda Kazimi ile konuşulması konusunda hemfikir olduğunu belirten Esedi, özellikle Nasiriyye ve Basra'da çıkan olaylar sırasında silahlanma çağrılarıyla birlikte güvenlik zafiyeti yaşandığını, bu tür olayların barışçıl gösterilerin doğasına aykırı olduğunu vurgulayarak, “Bu bir uyarı alarmıdır” dedi.
Fetih Koalisyonu Sözcüsü şöyle devam etti:
“Şii güçler birçok konuda anlaştılar. Başbakan ile Basra ve Nasiriyye’de olup bitenlerle ilgili olarak ona yakın taraflar hakkında veri ve bilgi alışverişinin yapıldığı samimi bir görüşme yapıldı. Basra ve Nasiriyye’deki gösterilerde siyasi güçlerin olduğuna dair bilgiler de paylaşıldı. Başbakan Kazimi, gösterilerin barışçıl taleplerde bulunan insanların hakkı olarak kalması ve iç, dış ve partizan gündemlerle lekelenmemesi için güvenlik ve istihbarat servislerince barışçıl protestoların seyrini değiştirmek isteyenlerin izlenmesi için işbirliği çağrısında bulundu.”
Esedi ayrıca, Şii güçlerin Kazimi'ye ‘güvenliği tesis etme yetkisi’ verdiğini söyledi.
Uzlaşı için arabuluculuk
Öte yandan gözlemciler, Kazimi'nin Şii siyasi bloklarla protestocular arasında bir uzlaşıya varılabilmesi için arabuluculuk yapacağını öne sürdüler. Ancak gözlemcilere göre bu arabuluculuk, tarafların ne ölçüde taviz vermeyi kabul ettikleriyle bağlantılı.
Stratejik konularda araştırmacı olan Ahmed eş-Şerifi, konuya ilişkin Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Siyasi yapılar, kendileriyle Irak kamuoyu arasında Kazimi'nin arabuluculuk rolünü üstleneceği bir anlaşma yaparak yaşadıkları ikilemden çıkış yolu arıyorlar. Kazimi'nin bu anlaşmayı yönetirken karşılaşacağı ikilem, taraflardan birine baskı yapılmaksızın başarıya ulaşılamayacak olmasıdır.”
Olası bir uzlaşı için iki yol olduğunu belirten Şerifi, “Birincisi, partilerin vizyonunu kamuoyuna dayatmak, yani siyasi denklemi yeniden üretmektir. İkincisi ise Irak kamuoyunu ikna etmek ve büyük blokların liderlerine uzanan yolsuzluk ve terörizm dosyalarını ortaya çıkarmak için tedbirler alınmaktır. Ancak bu durum, söz konusu güçleri çatışma seçeneğine gitmeye itecektir. Siyasi bloklar, Kazimi’ye arabulucu rolü verseler de, tüm veriler onun bu dosyayı başarıyla yönetmesinin imkansız olduğuna işaret ediyor. Irak halkı ise Kazimi'den siyasi sistem içinde bir arabulucu ve uzlaştırıcı rolü oynamaya çalışmayan bir karar verici olmasını bekliyor” yorumunda bulundu.
‘Basit’ görevler ve ‘sessiz’ uzlaşı
Siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani ise “Kazimi’nin, silahlı kanatları olan siyasi güçlerin devlet üzerindeki büyük etkisi göz önüne alındığında, Irak kamuoyunu kazanmak ve bu güçlerle ‘sakin’ bir çözüm yoluna gitmek için kontrolsüz silahlarla mücadeleye ve ‘bazı küçük grupları vurmaya’ başvurabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Kazimi’nin önünde hükümetinin istifası talepleri ve ABD güçlerinin geri çekilmesi çağrıları gibi çeşitli engellerin olduğunu vurgulayan Muzani, “Anlaşmanın, siyasi güçlerin Kazimi’ye yaptığı ve seçim sonrası sahnede önemli rol oynaması beklenen teklifleri içermesi muhtemeldir. Peki Kazimi'yi bu anlaşmayı kabul etmeye iten neydi? Bu sorunun cevabı, Kazimi’nin göstericilerin sempatisini, ana sorunları çözmeden kazanamayacak olmasıdır” şeklinde konuştu.
Tüm bu faktörlerin protestocular arasında seçimleri boykot etme eğiliminin ortaya çıkmasına neden olacağını düşünen Muzani, “Bu durum, büyük protestolar için yeni bir başlangıç noktası olabilir” dedi.



