Irak Başbakanı Kazimi Şii milis vesayetine boyun mu eğiyor?

Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)
Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)
TT

Irak Başbakanı Kazimi Şii milis vesayetine boyun mu eğiyor?

Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)
Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)

Ahmed es-Suheyl
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi'nin, yaklaşan seçimler için uygun ortamı sağlama taahhütlerini yerine getirmenin başlangıç ​​noktası olarak kontrolsüz silahlarla ve yolsuzlukla mücadele etme konusunda verdiği sözleri yinelemesine rağmen, son günlerde ortaya çıkan ‘uzlaşı’ tartışması büyümeye başladı.
Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri'nin evinde yapılan son görüşmeye kadar Başbakan Kazimi ile özellikle silahlı kanadı olan Şii partiler arasında bir uzlaşıya varılabileceği şeklinde söylemler yoktu.

Şii siyasi partilerin baskısı
Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Independent Arabia’ya konuşan Iraklı gazeteci Ahmed Hüseyin konu hakkında şunları söyledi:
“Görüşmenin en önemli hedefi, siyasi güçlerin Zikar ve Basra başta olmak üzere belli başlı güney vilayetlerinde yeniden nüfuz kazanmaya çalışmasıdır. Bu hedef, Kazimi ile Şii güçler arasında yapılabilecek olası bir uzlaşı için oldukça önemlidir. Kazimi, Şii siyasi evindeki bazı partilerin baskısına altında ve devam eden protestolara karşı bir tutum sergileyememesi durumunda görevden alınabileceği ima edildi.”
Kazimi, kamu mallarına ve özel mülklere saldıranlardan ve protestoculara suikast düzenleyen silahlı gruplara karşı silahlanmayı savunanlardan hesap sorma sözü vererek bu anlaşmanın özelliklerini duyurmak için yola çıktı. Bu, Kazimi’nin, gözlemciler tarafından özellikle Zikar vilayetinin Nasiriyye kenti başta olmak üzere Irak’ın çeşitli bölgelerinde silahlı grupların ve partilerin merkez binalarının hedef alındığı protestolarda tansiyonun yükselmesinin bir göstergesi olarak okunan protestoculara karşı alınabilecek ‘katı önlemlerden’ açık açık bahsettiği ilk konuşmaydı. 
Bununla birlikte büyük yolsuzluk vakalarını soruşturmak için bir yüksek komite oluşturulmasından bahseden Kazimi, silahlanma çağrıları yapanların karşılarında ‘kanun gücünü’ bulacağını vurguladı.
Kazimi şöyle devam etti:
“İfade özgürlüğünü desteklediğimiz ve Irak'taki barışçıl gösterilerin bir reform ve ıslah yolu olduğunu vurgularken silahlı kuvvetlerimizin ve güvenlik güçlerimizin haysiyetinin tartışma konusu olmadığını, kamu malları ve özel mülklere saldıranlara ve barışçıl protesto ilkesini kötüye kullananlara karşı kanunları uygulamaktan çekinmeyeceğimizi teyit ediyoruz.”
Bu konuşma, Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri tarafından ‘ulusal güçlerin kendisiyle son görüşmelerinde vurguladıkları tüm noktaların dikkate alındığı’ belirtilerek memnuniyetle karşıladı. Bu sözler, görüşmenin söz konusu güçler ile yaklaşan siyasi sürecin özelliklerini belirleyen Başbakan Kazimi arasında bir uzlaşıya doğru yola çıkıldığı izlenimi veriyor.

Şartlı uzlaşı
Gözlemcilerin sık sık silahlı gruplarla çatışmanın kaçınılmaz olduğunu dile getirmelerine rağmen sızan bu bilgiler, taraflar arasında bir dereceye kadar sakin bir havanın eseceğini garanti eden bir tür ‘ateşkes’ veya ‘uzlaşının’ önünü açabilecek yeni bir eğilimi ortaya koyuyor. Gözlemciler, Başbakan Kazimi ile Şii partiler arasındaki olası bir uzlaşının, Başbakanı ‘protestoculara karşı katı önlemler almaya’ ve yaklaşan seçimler öncesinde Irak'ın bazı şehirlerinde bu güçlerin nüfuzunu ortadan kaldırmak için ‘protestolara yatırım yapmama’ sözü vermeye mecbur bıraktığını düşünüyorlar.
Iraklı gazeteci Ahmed Hüseyin, Başbakan Kazimi'nin ‘protestocu meydanları pahasına yaklaşan seçimlerden pay almasını garanti edecek’ bir anlaşmaya dahil olduğunu vurguladı. Hüseyin, “Kazimi, Ekim ayında başlayan isyanlarla birlikte yaşanan suikast, adam kaçırma ve şiddet olaylarına yönelik ciddi ve etkili bir soruşturma yürütmek yerine, parti merkezlerini ve yetkililerin evlerini korumak bahanesiyle Şii güçlere tavizler vermiş ve protestoculara karşı önlemler alma sözü vermiş gibi görünüyor. Kazimi,  bunun karşılığında, söz konusu partilerin başını çektiği bir gerilim veya huzursuzluk olmadan erken seçimlere giden yolu açabilecek. İran'a yakın Şii güçler şimdi Irak'ın güneyindeki şehirlerde, protesto gösterileri yüzünden nüfuzlarını kaybettikleri Nasiriyye senaryosunun tekrarlanabileceğini düşünüyorlar. Bu güçler, kendi nüfuz alanlarında benzer senaryoların tekrarlanması girişimlerini açık bir savaş ilanı olarak görüyorlar. Bu da onları bu tür olasılıkları mümkün olan tüm yollarla engellemek için gerekli tüm araçları kullanmaya itebilir” şeklinde konuştu.

Şii çatı yapılanması ile görüşmenin perde arkası
Fetih Koalisyonu Sözcüsü Ahmed el-Esedi, Başbakan Kazimi’yi Şii çatı yapılanması liderleriyle bir araya getiren toplantının bazı detaylarını açıkladı. Esedi verdiği bir televizyon röportajında, Fetih Koalisyonu’nun siyasi bloklar ve liderleriyle koordinasyon yapmak için bir komisyon oluşturduğunu söyledi. Esedi, komisyonun, protesto gösterilerinde yaşanan olaylarla ilgili olarak Kazimi ile bağlantılı taraflara ilişkin Şii siyasi evinde ortak bir tutum belirlenmesi için Nuri el-Maliki, Haydar el-İbadi, Ammar el-Hekim, Falih Feyyaz ile Sairun Koalisyonu ve Fazilet Partisi’nden taraflar ile görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Şii güçlerin bu konuda Kazimi ile konuşulması konusunda hemfikir olduğunu belirten Esedi, özellikle Nasiriyye ve Basra'da çıkan olaylar sırasında silahlanma çağrılarıyla birlikte güvenlik zafiyeti yaşandığını, bu tür olayların barışçıl gösterilerin doğasına aykırı olduğunu vurgulayarak, “Bu bir uyarı alarmıdır” dedi.
Fetih Koalisyonu Sözcüsü şöyle devam etti:
“Şii güçler birçok konuda anlaştılar. Başbakan ile Basra ve Nasiriyye’de olup bitenlerle ilgili olarak ona yakın taraflar hakkında veri ve bilgi alışverişinin yapıldığı samimi bir görüşme yapıldı. Basra ve Nasiriyye’deki gösterilerde siyasi güçlerin olduğuna dair bilgiler de paylaşıldı. Başbakan Kazimi, gösterilerin barışçıl taleplerde bulunan insanların hakkı olarak kalması ve iç, dış ve partizan gündemlerle lekelenmemesi için güvenlik ve istihbarat servislerince barışçıl protestoların seyrini değiştirmek isteyenlerin izlenmesi için işbirliği çağrısında bulundu.”
Esedi ayrıca, Şii güçlerin Kazimi'ye ‘güvenliği tesis etme yetkisi’ verdiğini söyledi.

Uzlaşı için arabuluculuk
Öte yandan gözlemciler, Kazimi'nin Şii siyasi bloklarla protestocular arasında bir uzlaşıya varılabilmesi için arabuluculuk yapacağını öne sürdüler. Ancak gözlemcilere göre bu arabuluculuk, tarafların ne ölçüde taviz vermeyi kabul ettikleriyle bağlantılı.
Stratejik konularda araştırmacı olan Ahmed eş-Şerifi, konuya ilişkin Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Siyasi yapılar, kendileriyle Irak kamuoyu arasında Kazimi'nin arabuluculuk rolünü üstleneceği bir anlaşma yaparak yaşadıkları ikilemden çıkış yolu arıyorlar. Kazimi'nin bu anlaşmayı yönetirken karşılaşacağı ikilem, taraflardan birine baskı yapılmaksızın başarıya ulaşılamayacak olmasıdır.”
Olası bir uzlaşı için iki yol olduğunu belirten Şerifi, “Birincisi, partilerin vizyonunu kamuoyuna dayatmak, yani siyasi denklemi yeniden üretmektir. İkincisi ise Irak kamuoyunu ikna etmek ve büyük blokların liderlerine uzanan yolsuzluk ve terörizm dosyalarını ortaya çıkarmak için tedbirler alınmaktır. Ancak bu durum, söz konusu güçleri çatışma seçeneğine gitmeye itecektir. Siyasi bloklar, Kazimi’ye arabulucu rolü verseler de, tüm veriler onun bu dosyayı başarıyla yönetmesinin imkansız olduğuna işaret ediyor. Irak halkı ise Kazimi'den siyasi sistem içinde bir arabulucu ve uzlaştırıcı rolü oynamaya çalışmayan bir karar verici olmasını bekliyor” yorumunda bulundu.

‘Basit’ görevler ve ‘sessiz’ uzlaşı
Siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani ise “Kazimi’nin, silahlı kanatları olan siyasi güçlerin devlet üzerindeki büyük etkisi göz önüne alındığında, Irak kamuoyunu kazanmak ve bu güçlerle ‘sakin’ bir çözüm yoluna gitmek için kontrolsüz silahlarla mücadeleye ve ‘bazı küçük grupları vurmaya’ başvurabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Kazimi’nin önünde hükümetinin istifası talepleri ve ABD güçlerinin geri çekilmesi çağrıları gibi çeşitli engellerin olduğunu vurgulayan Muzani, “Anlaşmanın, siyasi güçlerin Kazimi’ye yaptığı ve seçim sonrası sahnede önemli rol oynaması beklenen teklifleri içermesi muhtemeldir. Peki Kazimi'yi bu anlaşmayı kabul etmeye iten neydi? Bu sorunun cevabı, Kazimi’nin göstericilerin sempatisini, ana sorunları çözmeden kazanamayacak olmasıdır” şeklinde konuştu.
Tüm bu faktörlerin protestocular arasında seçimleri boykot etme eğiliminin ortaya çıkmasına neden olacağını düşünen Muzani, “Bu durum, büyük protestolar için yeni bir başlangıç ​​noktası olabilir” dedi.



Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, yaptığı açıklamada, hükümetinin önceliklerinden birinin savaş ve barış konusunda karar yetkisinin devlete ait olması olduğunu belirterek, silahların anayasal kurumların elinde bulunması gerektiğini vurguladı.

Zeydi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, “Silahların kontrol altına alınması ve savaş ile barış kararının devlete ait olması alanındaki uygulama adımları doğru yönde ilerliyor. Bu, kurumlar devletinin inşasının, egemenliğin korunmasının ve istikrarın tesis edilmesinin temelidir” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesinin stratejik ortaklarla ilişkileri yeni bir aşamaya taşıdığını belirterek, askeri iş birliğinden ekonomik ve kalkınma odaklı iş birliğine geçileceğini ifade etti. Zeydi, Irak’ı korumak amacıyla güvenlik ve askeri kapasitenin geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Irak Başbakanı ayrıca sınırların kontrol altına alınması, açıkların giderilmesi ve aşırılığın gelişebileceği ortamların oluşmasını önlemek için sürekli teyakkuz halinde olunması çağrısında bulundu. Zeydi, Irak’ın diyalog ve diplomasiyi, krizlerin yatıştırılmasını, egemenliğe saygı gösterilmesini, içişlerine müdahale edilmemesini ve iyi komşuluk ilişkilerini destekleyen tutumunu yineledi. Çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi ve savaşların yeniden patlak vermesinin önlenmesi çağrısı yaptı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)

Zeydi, dünyaya Irak’a daha fazla açılma çağrısında bulunarak ülkesinin güvenlik ve istikrara katkı sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ayrıca “Kalkınma Yolu” projesinin önemine dikkat çekerek bunu, “Büyük Fav Limanı’nı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayan, ticaret, yatırım ve enerji için stratejik bir koridor” olarak nitelendirdi.

Zeydi, “Irak hiçbir zaman kenarda kalmadı; tarihin kalbi ve bugünün nabzıdır. Geleceğe doğru ortaklık kurmayı hak ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak, “Irak’ın Lübnanlaşmasını önlemek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Irak hükümeti üzerindeki silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskının arttığı bir dönemde yapıldı.

Rubio, ABD’nin Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir sürecin başlatılmasını ve silahların devlete devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
TT

Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, halka genel seferberlik ve ulusal teyakkuz çağrısında bulunarak silahlı kuvvetler ve güvenlik güçlerine katılmalarını, Husi milislerine karşı cumhuriyetlerini ve ulusal kurumlarını savunmaya katkı sağlamalarını istedi.

El-Alimi, 26 Eylül Devrimi’nin yıl dönümü dolayısıyla halka hitaben yaptığı konuşmada, kandırılarak Husilerin saflarına katılanların cumhuriyet ve anayasal meşruiyet saflarına güvenli şekilde dönmelerinin önünü açtığını açıkladı. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Alimi, dün itibarıyla Husiler safında savaşmayı veya onlar adına çalışmayı bırakanların anayasa ve yasalar uyarınca aftan yararlanacağını belirtti.

Yemen Cumhurbaşkanı, Yemen ve Kızıldeniz’de güvenlik ve istikrar isteyen ülkelere “halkımızın, hükümetimizin ve silahlı kuvvetlerimizin yanında durmaları ve ülkemizi milislerden kurtarmak amacıyla Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona destek vermeleri” çağrısında bulundu.

El-Alimi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesinin “yalnızca Yemen’in değil, bölgedeki ve dünyadaki bütün ülkelerin çıkarına olduğunu” belirterek, “Husi projesinin topraklarımızı ve kıyılarımızı Yemen’in ve tüm bölgenin güvenliğine yönelik sürekli bir tehdide dönüştürmeyi amaçladığını” söyledi.

Cumhurbaşkanı, devletin hedefinin herkes için açık olduğunu vurgulayarak, bunun “devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, ulusal toprakların tamamında egemenliği yeniden sağlamak ve nihayetinde Sana’ya ulaşmak” olduğunu ifade etti.


İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
TT

İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)

Gazze Şeridi’nin içinden ve dışından dört Hamas kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptıkları ayrı açıklamalarda, üç hafta önce gerçekleştirilen ilk turda sonuç alınamamasının ardından, hareketin Gazze Siyasi Büro Başkanı seçimi için planlanan ikinci turun durdurulduğunu açıkladı.

Kaynakların ifadeleri, ilk turun ‘oy hakkına sahip kişilerin boş oy kullanması nedeniyle sonuçlanamadığı’ yönünde birleşti. Bu durumun, geçtiğimiz mayıs ayında Siyasi Büro Genel Başkanı seçimi sırasında yaşanan ve Halid Meşal’e karşı Halil el-Hayye’nin galibiyetiyle sonuçlanan ikinci tur seçimdeki sürecin bir tekrarı olduğu belirtildi.

Gazze ve yurt dışından üç kaynak, Gazze’deki Hamas bürosu liderliği için yapılacak ikinci turun durdurulmasının; yurt dışında ikamet eden Nizar Avadallah ile Gazze’de bulunan Ali el-Amudi (her ikisi de Siyasi Büro üyesi) arasındaki yarışta, Avadallah’ın ikinci turda uygulanan bazı prosedürlere itiraz etmesi üzerine gerçekleştiğini aktardı.

vfbgf
Hamas hareketinin askeri medya birimi tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, 7 Ekim 2023’teki saldırı sırasında bir Kassam Tugayları savaşçısı görülüyor. (Reuters)

Gazze dışındaki dördüncü kaynak ise ‘seçimlerin geçici olarak dondurulmasına ve açıklanmayan bazı düzenlemelerin ardından yakın zamanda tamamlanmasına yol açan başka görüş ayrılıklarının da bulunduğunu’ ifade etti. Kaynak, bu durumun ‘hareket içindeki her seçim sürecini düzenleyen yasa ve tüzükler çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu’ değerlendirmesinde bulundu.

Bazı kaynaklar, seçimin ertelenmesini kısmen ‘güvenlik durumuna, Gazze Şeridi’nin içinden geçtiği süreç ile savaş sonrası seçim gerçekliğiyle başa çıkma koşullarına’ bağladı. Bir diğer kaynak ise seçimlerin ‘İsrail’in seçimlere veya diğer faaliyetlere katılan kişilere ulaşmayı amaçlayan yoğun istihbarat takibi altında yürütüldüğüne’ dikkat çekerek, tüm bu nedenlerin mevcut duruma yol açan hukuki açıkların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti.

Beyaz kağıtlar neden geri geldi?

Yine boş oy kullanılmasına ilişkin olarak Gazze içindeki iki kaynak, bu durumun doğal olduğunu, adayların fikir ayrılıklarından ve izleyecekleri yaklaşımın bazı üyelerce mevcut dönem için uygun görülmemesinden kaynaklandığını; nitekim genel seçimlerde de benzer bir tablonun yaşandığını belirtti.

Kaynaklar, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye’nin adaylardan Ali el-Amudi veya Nizar Avadallah’ı destekleyip desteklemediğine dair bilgi vermedi.

Hamas, 7 Ekim 2023’te İsrail’in Gazze sınırındaki mevzilerine ve yerleşim yerlerine yönelik başlattığı ve İsrail’in uzun süreli, kesintisiz bir savaş açmasına yol açan saldırıların ardından, 1987’deki kuruluşundan bu yana en karmaşık süreçten geçiyor.

Ali el-Amudi hakkında ne biliyoruz?

Geçtiğimiz aralık ayında Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, eski bir tutuklu ve Siyasi Büro üyesi olan, savaştan önce de hareketin medya dairesi sorumluluğunu yürüten el-Amudi’nin; Hamas’ın hayatını kaybeden lideri Yahya Sinvar’a yakın ve çoğu Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta ikamet eden bazı isimlerle birlikte Gazze’deki hareketin yönetimiyle görevlendirilmesinin ardından, Gazze Şeridi Siyasi Büro Başkan Vekilliği görevini üstlendiğini aktarmıştı.

2011 yılındaki İsrail askeri Gilad Şalit takas anlaşmasıyla serbest bırakılan el-Amudi, yaklaşık bir yıldır Gazze’nin yönetiminde merkezi ve kilit bir figür haline gelmişti. İsrail hapishanelerindeki tutukluluk süreçlerinde ve serbest kaldıktan sonra Sinvar’a oldukça yakın isimler arasında yer alan el-Amudi, birçok toplantı ve etkinlikte de kendisine eşlik etmişti. Gazze’nin yönetimi için el-Amudi’nin görevlendirilmesi uzlaşı ve istişare yoluyla gerçekleşmiş, ancak o dönemde bazı kaynaklar bu adımı iç tüzüğün etrafından dolaşma olarak değerlendirmişti. Gazze’deki iç seçimlerin yapılması da bu durumla açıklanıyor.

Geçtiğimiz dönemde el-Amudi’nin Gazze’de aldığı kararlar, yaptığı değişiklikler ve bazı yetkilileri görevden alması geniş tartışmalara yol açmış, Gazze’deki yerel lider kadro arasında huzursuzluk yaratmıştı. Bu durum, yurt dışındaki bazı Siyasi Büro üyelerinin müdahale ederek krizleri çözme arayışına girmesine neden olmuştu.

Nizar Avadallah hakkında ne biliyoruz?

Nizar Avadallah, Hamas’ta 2004 sonlarından 2007 başlarına kadar olan dönemde Siyasi Büro yönetimini gizlice yürüten tarihi kuşak liderleri arasında yer alıyor. Avadallah, Şalit takası müzakerelerinin sorumluluğunu üstlenmesinin yanı sıra son savaştaki müzakerelerde aktif ve önemli bir rol oynamış; hareketin 2007’de Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirmesinin ardından çeşitli başkentlerde yürütülen Filistin uzlaşma turlarında da kritik görevler üstlenmişti.

Avadallah, Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin, Abdulaziz Rantisi ve hareketin birinci kuşak diğer tarihi liderleriyle oldukça yakın bir ilişkiye sahipti.

Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde ikamet eden ve evi daha önceki savaşlarda birkaç kez bombalanan 68 yaşındaki mimar Avadallah’ın yıldızı bu süreçte parladı.

2021 yılında düzenlenen son iç seçimlerde Gazze Şeridi Siyasi Büro liderliği için Yahya Sinvar ile yarışan Avadallah, o dönemde yapılan ikinci tur seçimlerin ardından liderliği Sinvar’a kaybetmişti.