Dünya Bankası, Lübnan'daki Bisri Barajı inşasının kredi finansmanını iptal etti
Washington/Şarku'l Avsat
TT
TT
Dünya Bankası, Lübnan'daki Bisri Barajı inşasının kredi finansmanını iptal etti
Dünya Bankası dün (Cuma) yaptığı açıklamada, Lübnan’daki Bisri Barajı projesi için kredi finansmanını iptal ettiğini duyurdu.
Açıklama, inşaat faaliyetlerinin başlamasından önce tamamlanması gereken belirli görevlerin yerine getirilmemesinin hemen arkasından geldi. Banka, aldığı kararı Lübnan hükümetine dün itibariyle bildirdiğini doğrulayarak, açık, şeffaf ve kapsamlı bir istişare sürecine duyulan ihtiyacı “defalarca” vurguladığını belirtti.
Banka, Lübnan’ın Bisri Vadisi’nde büyük bir baraj inşa etme planları hakkındaki endişelerini geçtiğimiz Ocak ayında dile getirmeye başladı.
Lübnan hükümetinin başlangıç olarak 2015 yılında toplam 617 milyon dolarlık bir maliyetle onayladığı proje, çevreci aktivistlerin eleştirilerine maruz kalmıştı. 4 Ağustos 2020’de Beyrut Limanı’nda 190’dan fazla insanın ölümüne neden olan büyük patlamadan bu yana Lübnan’daki mega altyapı projeleriyle ilgili endişeler de arttı. Dünya Bankası, baraj projesinin finansmanı için 474 milyon dolar kredi fonu sağlama sözü vermiş ve vaat edilen fonun yaklaşık yarısı ödenirken geriye 244 milyonluk kısmı kalmıştı.
Banka, Lübnanlı yetkililerin başlangıçta tüm şartları yerine getirerek projeyi başlatmaları için son tarih olarak 22 Temmuz’u belirlemişti. Ancak daha sonra koronavirüs salgınının getirdiği zorunlu tedbirler ışığında bu tarihi 4 Eylül 2020’ye kadar uzatmayı kabul etti.
Washington, Bağdat'ı "Tahran tarafından kontrol edilen" bir hükümete karşı uyardıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5234132-washington-ba%C4%9Fdat%C4%B1-tahran-taraf%C4%B1ndan-kontrol-edilen-bir-h%C3%BCk%C3%BCmete-kar%C5%9F%C4%B1-uyard%C4%B1
Washington, Bağdat'ı "Tahran tarafından kontrol edilen" bir hükümete karşı uyardı
ABD Dışişleri Bakanı ve Irak Başbakanı (Irak Başbakanlığı Basın Ofisi)
ABD, Irak'taki İran etkisini sınırlama çabalarını yoğunlaştırırken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın dün yayınladığı açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Irak Başbakanı Muhammed Şita el-Sudani ile telefon görüşmesi yaparak "Irak'ın yeni bir hükümet kurma konusundaki görüşmelerini" ele aldı.
Görüşme sırasında Rubio, “İran kontrolündeki bir hükümet, Irak'ın kendi çıkarlarını önceliklendiremez, onu bölgesel çatışmalardan uzak tutamaz veya Amerika Birleşik Devletleri ile Irak arasında karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklığı geliştiremez” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, “Koordinasyon Çerçevesi” güçlerinin Nuri el-Maliki'yi yeni hükümette Başbakanlık pozisyonuna aday göstermesinden iki gün sonra geldi.
Eş-Şara yarın Moskova'da Putin ile görüşecekhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5234130-e%C5%9F-%C5%9Fara-yar%C4%B1n-moskovada-putin-ile-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fecek
İsim tartışmasının gölgesinde bir kentin tarihi: Ayn el-Arab mı Kobani mi?
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ağırlıklı olarak Kürt nüfusun yaşadığı Haseke’nin kuzeyine, ardından Halep’in kuzeydoğusunda Türkiye sınırına yakın konumdaki Ayn el-Arab (Kobani) bölgesine doğru çekilmesiyle birlikte gözler bu bölgeye çevrildi. Kürt güçlerinin diğer bölgelerinden fiilen izole kalan Ayn el-Arab çevresinde, Suriye ordusunun kentin eteklerine kadar ilerlemesi ve ateşkesin ihlal edildiğine dair karşılıklı suçlamalar gündemde. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin “Kürt bölgeleri kırmızı çizgidir” açıklaması da bu gerilimi daha görünür kıldı.
Kaynaklara göre Ayn el-Arab (Kobani), görece yeni bir yerleşim olup kuruluşu 20. yüzyılın başlarında Osmanlı topraklarında Alman bir şirket tarafından yürütülen Bağdat Demiryolu Projesi ile bağlantılıdır. Proje, Berlin’i Bağdat’a bağlamayı amaçlayan ve İstanbul’dan başlayarak Anadolu, Kuzey Suriye ve Irak üzerinden uzanan bir demiryolu hattını öngörüyordu.
İngiliz arkeolog Leonard Woolley, 20. yüzyılın başlarında bugünkü Ayn el-Arab ve çevresini ziyaret etmiş; bölgeyi, yarı göçebe yarı yerleşik yaşam süren Kürt aşiretlerinin yaşadığı, vadiler arasında dağılmış küçük köylerin bulunduğu bir alan olarak tanımlamıştı. Woolley ayrıca, Fırat Nehri’ne doğru batı kesimlerde bazı Arap aşiretlerinin de yaşadığını aktarmıştı.
Ayn el-Arab (Kobani), Kürtler açısından özel bir öneme sahip. Kent, PKK’nın önemli merkezlerinden biri olarak da görülüyor. PKK’nin kurucusu Abdullah Öcalan’ın 1979’da kenti ziyareti, özellikle 1925’te siyasi nedenlerle Türkiye’den göç etmiş Kürtlerin oluşturduğu aşiret yapısında ciddi toplumsal dönüşümlere yol açtı.
SDG destekçilerine ait; SDG bayrağı ile Türkiye’de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının yer aldığı bir duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Kent, Suriye’de 2011’de başlayan protestoların ardından, 19 Temmuz 2012’de Esad yönetiminin çekildiği ilk bölgelerden biri oldu. Daha sonra PKK’nin Suriye kolu olan Demokratik Birlik Partisi (PYD) kontrolü ele geçirdi. 2014 başında, DEAŞ’ın kente bağlı onlarca köyü ele geçirmesi ve binlerce Kürdün Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmasına yol açan saldırıların ardından, bölge “özerk yönetim” ilan edildi. Bu süreçte Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG), DEAŞ’e karşı direnişiyle öne çıktı.
Ayn el-Arab’ın kuruluşu, Osmanlı döneminde 1912 yılında Bağdat Demiryolu’nun inşasıyla doğrudan ilişkilidir. Demiryolu hattı üzerindeki bir istasyon etrafında gelişen kent, Kürt çoğunluğun yanı sıra Arap, Ermeni ve Türkmen azınlıklara da ev sahipliği yaptı.
Suriye-Türkiye sınırlarının çizilmesiyle bölge ikiye ayrıldı. Suriye tarafındaki kesime, Osmanlı dönemindeki adından esinle “Arap Pınarı” (Ayn el-Arab) adı verildi. Türkiye tarafındaki yerleşim ise idari binaların bulunması nedeniyle “Mürşitpınar” olarak adlandırıldı. Suriye tarafındaki Arap Pınarı, 1915 olayları sırasında Ermeniler için de bir sığınak oldu.
Kentin eski adı olan “Ayn el-Arab”, Osmanlıca “Arab Pınar” ifadesinden geliyor ve bölgeden geçen Arap bedevi çobanların hayvanlarını suladığı su kaynağına atıfta bulunuyor.
“Kobani” adı ise Alman şirketinin adı olan Company/Kompanie kelimesinin yerel telaffuzundan türedi; demiryolu istasyonu ve şirketin geçici merkezinin bulunduğu alan bu adla anılmaya başlandı.
Kent adı, Kürt nüfus ile Suriye devleti arasında uzun yıllar boyunca tartışma konusu oldu. Baas yönetiminin onlarca yıl süren Kürt karşıtı politikaları; Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürel unsurlarının yasaklanması ve yüz binlerce Kürdün vatandaşlıktan çıkarılması bu gerilimi daha da derinleştirdi.
Ayn el-Arab (Kobani), uzun yıllar boyunca ihmal ve hizmet yoksunluğuyla karşı karşıya kaldı. Buna rağmen bölgede Kürt haklarını savunan siyasi partiler ve hareketler ortaya çıktı. SDG’nin verilerine göre yaklaşık 440 köyü kapsayan Ayn el-Arab bölgesinde 300 bini aşkın kişi yaşıyor; nüfusun büyük çoğunluğunu Sünni Kürtler oluşturuyor. Bölge, Haseke ve Kamışlı ile birlikte Suriye’nin başlıca Kürt yerleşim alanlarından biri olmayı sürdürüyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة