Fransa Irak’ta ne arıyor? Asıl hedef Türkiye ve İran mı?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (AFP)
TT

Fransa Irak’ta ne arıyor? Asıl hedef Türkiye ve İran mı?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (AFP)

Ahmed es-Suheyl
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Bağdat ziyareti, Paris’in Irak’ta oynamak istediği rol ve bu ziyaretin özellikle Ankara ve Tahran gibi Irak’ta etkili olan bölgesel güçler için problem teşkil edip etmeyeceği konusunda soru işaretlerine yol açtı.
Fransa Cumhurbaşkanı, Irak’ın egemenliğini desteklediğini belirterek, Bağdat’ın karşılaştığı sorunların başında DEAŞ örgütü ve dış müdahalelerin geldiğini söyledi.

Silahlı grupların durumu
Macron, Bağdat ziyareti sırasında çoğu İran tarafından desteklenen Şii silahlı gruplara atıfta bulunarak, Fransa’nın, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi’nin bütün silahlı grupların “durumunu çözüme kavuşturmak” için gösterdiği çabaları desteklediğini söyledi.
Macron, Irak’ın egemenliğini ihlal eden tarafların isimlerini açıkça zikretmedi. Ancak gözlemciler, Macron’un bu açıklamasının, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki askeri müdahaleleri ve İran destekli silahlı grupların diplomatik misyonlara ve ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon üslerine fırlattığı füzeleri “reddetme mesajı” niteliğinde olduğunu ve Ortadoğu'daki gerginliği tırmandırma konusunda girişimler sunmayı amaçladığını belirtiyor.
Macron, Kazimi ile ortak düzenlediği basın toplantısında, “Kararlı olmaya devam edeceğiz. Çünkü DEAŞ’a karşı savaş devam ediyor. Ancak bu, Irak’ın egemenliğine saygı duyan anlaşma ve protokol çerçevesinde olmalıdır” dedi.
Macron, Bağdat ziyaretinde yaptığı görüşmelerde, Irak’ın elektrik sıkıntısını ortadan kaldıracak nükleer santral projesi ve Bağdat Metrosu projesini ele aldığını aktardı.
Macron, Irak ziyareti öncesinde Lübnan’daki temasları sırasında yaptığı açıklamada, “Irak’ın egemenliğini desteklemek için Birleşmiş Milletler ile başlatılacak bir girişim kapsamında Bağdat’a gideceğini” söylemişti. Ancak Macron’un Irak ziyareti söz konusu “girişimi” içermediği gibi Paris’in bu çerçevede oynamaya çalıştığı rol hakkında da net bir ifade kullanılmadı. Gözlemciler ise bu girişimin ABD-İran çekişmesi başta olmak üzere gerilimin düşürülmesinde büyük bir etkisi olmayacağını ve Fransa’nın Iraklı siyasi grupları etkileme konusunda ABD ve İran ile rekabet edemeyeceğine dikkat çekiyor.

Ekonomik ortaklıkların kurulmasının önündeki engeller
Macron’un Bağdat ziyareti “Irak’ın egemenliğini destekleme” meselesine odaklanmakla birlikte ekonomik yatırımlar ve enerji alanlarında stratejik ortaklıktan söz edilmedi. Nitekim böyle bir adım, Irak pazarına büyük önem veren Tahran ve Ankara’nın çıkarabileceği engellere toslayabilir.
Irak’ta İran destekli siyasi çevrelerin Macron ziyaretine herhangi bir eleştiri yöneltmemesi, bu çevrelerin Fransa’nın Irak ekonomisindeki İran etkisi ile rekabet edemeyeceği düşüncesinden kaynaklanıyor olabilir.
Jeopolitik uzmanı Diyari el-Feyli, Fransa’nın Irak ile büyük ekonomik ortaklıklar kurmasının önünde birçok engelin olduğunu belirterek, bunları şöyle sıraladı:
- Paris’in Irak’taki istikrarsız güvenlik ortamından endişe duyması.
- Ekonomi yönetiminin başında devletin bulunmaması.
- Çok sayıda çevrenin kontrolünde bulunan ve giderek küçülen Irak ekonomisinin gölgesinde Bağdat ile yapılacak ekonomik girişimlerin geleceğinden endişe duyulması.
Feyli, İran’ın bu engelleyici faktörlerin farkında olduğunu ve bu nedenle İran destekli siyasi grupların Macron ziyaretine tepki göstermediğini söyledi.
Feyli’ye göre, Fransa’nın Bağdat’taki hareketliliğinin merkezinde iki eğilim bulunuyor. Birincisi, Irak ordusuna güvenlik danışmanlığı ve eğitim üzerinden Bağdat ile askeri işbirliği kurmak. İkincisi ise Paris’in Irak’ta NATO rolünü aktifleştirme girişimine öncülük ederek, ABD askeri varlığının ülkede oluşturduğu gerilimlerin düşürülmesidir.
Feyli, İran destekli grupların Fransa’nın Bağdat’taki hareketliliğine itiraz etmemesinin nedenlerinden birinin “Fransa’nın İran’ın içinde bulunduğu bitkin durumdan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın seçimler konusunda girdiği çıkmazdan faydalanarak, Washington’u Tahran ile yeniden nükleer anlaşmaya geri döndürme imkanı” olduğunu söyledi.

Ankara’ya mesaj
Gözlemcilere göre, Ankara’nın çok sayıda Kuzey Afrika ülkesinde hayati noktalarda Paris ile rekabet edecek hale gelmesi nedeniyle, Macron’un en çok ilgilendiği konuların başında Türkiye’nin Irak egemenliğini sürekli ihlal etmesi meselesi geliyor.
Feyli, Macron ziyaretinin Türkiye’nin sürekli ihlalleriyle mücadelede Irak’a nasıl katkı sağlayabileceği sorusuna, “Fransa Cumhurbaşkanı’nın bu konuda net bir şey söylememesine ve sadece Irak’ın egemenliğini destekleyeceğini ifade etmekle yetinmesine rağmen, bu adım Kuzey Afrika’da ve diğer bölgelerde hayati alanlarda Fransa ile rekabet eden Türkiye üzerinde baskı kurma çabasını ifade ediyor” diye yanıt verdi.
Feyli, “Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı’nın Bağdat’ta bulunması ve Fransa Cumhurbaşkanı ile görüşmesinde Ankara’ya net bir mesaj var: Paris Türkiye’nin müdahalelerine büyük önem veriyor. Paris, Ankara’nın Kuzey Afrika’da son olarak yaptığı gibi hayati alanlarda daha büyük bir rol oynamaya çalışıyor ve oyunun kurallarını yeniden belirlemek amacıyla Ankara’yı diyalog masasına oturtmak için baskı yapıyor” diye konuştu.

Türkiye’nin endişesi ve İran’ın rahatlığı  
Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şammari, “Ankara, Macron’un ziyaretine şüpheyle bakıyor. Ankara’nın Doğu Akdeniz’de ve Kuzey Afrika’da Paris’in hayati alanlarına uzanmasına yanıt olarak gelen bu ziyaret, Fransa’nın, Türkiye’nin Irak’taki etkisini sınırlandırma mesajı olarak okunabilir” dedi.
Tahran’ın Macron ziyaretine nasıl yaklaştığına değinen Şammari, “İran’daki karar alıcılar, Tahran ve Paris arasındaki dengeli ilişkiler dikkate alındığında, bu ziyaret karşısında daha rahat görünüyor. Nitekim Macron, Lübnan ziyaretinde Hizbullah’ın ülkenin bir siyasi hareketi olduğunu söyleyerek, İran’a güvence mesajı vermişti. Tahran’ın Fransa’nın ekonomik rolünün önüne engeller koyması Irak’taki çıkarlarını etkileyebilir. Paris, ülkedeki uluslararası ve bölgesel itiş kakış arasında Irak'ta ekonomik bir dayanak bulmaya çalışıyor. Irak'a açılma noktasında artan uluslararası hareketlilik, Bağdat'taki karar alıcılar açısından devleti ve istikrar şansını güçlendirmeleri için bir başlangıç noktasıdır” diye konuştu.

Tahran’ın Irak ile Lübnan’daki müttefikleri
İran’ın Irak’taki müttefikleri, Bağdat’ın ABD hariç batılı ülkelere açılmasını destekliyor (İran’ın ülkedeki ekonomik çıkarlarına zarar vermemek şartıyla) görünüyor. Gözlemciler ise Tahran için asıl sorunun Bağdat’ın batılı ülkelerle ilişkilerini geliştirmesi değil, ülkede yaşanacak herhangi bir ekonomik kalkınmanın İran destekli grupların etkisini kırması olduğunu belirtiyor. Gözlemciler, böyle bir senaryonun gerçekleşmesinin, Tahran’ın içinden geçtiği ekonomik krizde nefes almasına yarayan bir ülkeyi kaybetmesi anlamına geleceğine dikkat çekiyor.
Siyaset bilimi uzmanı Kahtan el-Hafaci, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, “Fransa’nın Irak’ın egemenliğini desteklemesi, Lübnan’daki krizi yatıştırma hamlesinin bir parçasıdır. Paris, Irak’ta faaliyet gösteren İran destekli silahlı grupların Lübnan sahnesinde büyüyen etkisinin farkında. Bu gruplar İran’ın Lübnan’daki müttefiklerinin finanse edilmesinde en büyük kaynak konumunda” dedi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre Hafaci, “Irak’taki ekonomik hareketliliği ve yatırımların çoğunu kontrol eden İran, Irak’ın kendi rızasının olmadığı bir ekonomik ortaklığa şüpheyle bakıyor. İran, Irak’ın ekonomik açılım sağlayacağı diğer ülkelerin önüne çok sayıda engel çıkarır. Çünkü Tahran için Irak’ın ifade ettiği önem, İran ekonomisinin ABD yaptırımları altında çökmesini engelleyen önemli bir konumda olmasından kaynaklanıyor. ABD’nin nükleer anlaşmaya yeniden yanaşıp yanaşmayacağın bağlı olarak İran, batılı ülkelerin Irak’ta ekonomik faaliyet göstermesine izin verebilir” değerlendirmesinde bulundu.



Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, yaptığı açıklamada, hükümetinin önceliklerinden birinin savaş ve barış konusunda karar yetkisinin devlete ait olması olduğunu belirterek, silahların anayasal kurumların elinde bulunması gerektiğini vurguladı.

Zeydi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, “Silahların kontrol altına alınması ve savaş ile barış kararının devlete ait olması alanındaki uygulama adımları doğru yönde ilerliyor. Bu, kurumlar devletinin inşasının, egemenliğin korunmasının ve istikrarın tesis edilmesinin temelidir” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesinin stratejik ortaklarla ilişkileri yeni bir aşamaya taşıdığını belirterek, askeri iş birliğinden ekonomik ve kalkınma odaklı iş birliğine geçileceğini ifade etti. Zeydi, Irak’ı korumak amacıyla güvenlik ve askeri kapasitenin geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Irak Başbakanı ayrıca sınırların kontrol altına alınması, açıkların giderilmesi ve aşırılığın gelişebileceği ortamların oluşmasını önlemek için sürekli teyakkuz halinde olunması çağrısında bulundu. Zeydi, Irak’ın diyalog ve diplomasiyi, krizlerin yatıştırılmasını, egemenliğe saygı gösterilmesini, içişlerine müdahale edilmemesini ve iyi komşuluk ilişkilerini destekleyen tutumunu yineledi. Çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi ve savaşların yeniden patlak vermesinin önlenmesi çağrısı yaptı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)

Zeydi, dünyaya Irak’a daha fazla açılma çağrısında bulunarak ülkesinin güvenlik ve istikrara katkı sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ayrıca “Kalkınma Yolu” projesinin önemine dikkat çekerek bunu, “Büyük Fav Limanı’nı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayan, ticaret, yatırım ve enerji için stratejik bir koridor” olarak nitelendirdi.

Zeydi, “Irak hiçbir zaman kenarda kalmadı; tarihin kalbi ve bugünün nabzıdır. Geleceğe doğru ortaklık kurmayı hak ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak, “Irak’ın Lübnanlaşmasını önlemek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Irak hükümeti üzerindeki silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskının arttığı bir dönemde yapıldı.

Rubio, ABD’nin Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir sürecin başlatılmasını ve silahların devlete devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
TT

Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, halka genel seferberlik ve ulusal teyakkuz çağrısında bulunarak silahlı kuvvetler ve güvenlik güçlerine katılmalarını, Husi milislerine karşı cumhuriyetlerini ve ulusal kurumlarını savunmaya katkı sağlamalarını istedi.

El-Alimi, 26 Eylül Devrimi’nin yıl dönümü dolayısıyla halka hitaben yaptığı konuşmada, kandırılarak Husilerin saflarına katılanların cumhuriyet ve anayasal meşruiyet saflarına güvenli şekilde dönmelerinin önünü açtığını açıkladı. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Alimi, dün itibarıyla Husiler safında savaşmayı veya onlar adına çalışmayı bırakanların anayasa ve yasalar uyarınca aftan yararlanacağını belirtti.

Yemen Cumhurbaşkanı, Yemen ve Kızıldeniz’de güvenlik ve istikrar isteyen ülkelere “halkımızın, hükümetimizin ve silahlı kuvvetlerimizin yanında durmaları ve ülkemizi milislerden kurtarmak amacıyla Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona destek vermeleri” çağrısında bulundu.

El-Alimi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesinin “yalnızca Yemen’in değil, bölgedeki ve dünyadaki bütün ülkelerin çıkarına olduğunu” belirterek, “Husi projesinin topraklarımızı ve kıyılarımızı Yemen’in ve tüm bölgenin güvenliğine yönelik sürekli bir tehdide dönüştürmeyi amaçladığını” söyledi.

Cumhurbaşkanı, devletin hedefinin herkes için açık olduğunu vurgulayarak, bunun “devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, ulusal toprakların tamamında egemenliği yeniden sağlamak ve nihayetinde Sana’ya ulaşmak” olduğunu ifade etti.


İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
TT

İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)

Gazze Şeridi’nin içinden ve dışından dört Hamas kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptıkları ayrı açıklamalarda, üç hafta önce gerçekleştirilen ilk turda sonuç alınamamasının ardından, hareketin Gazze Siyasi Büro Başkanı seçimi için planlanan ikinci turun durdurulduğunu açıkladı.

Kaynakların ifadeleri, ilk turun ‘oy hakkına sahip kişilerin boş oy kullanması nedeniyle sonuçlanamadığı’ yönünde birleşti. Bu durumun, geçtiğimiz mayıs ayında Siyasi Büro Genel Başkanı seçimi sırasında yaşanan ve Halid Meşal’e karşı Halil el-Hayye’nin galibiyetiyle sonuçlanan ikinci tur seçimdeki sürecin bir tekrarı olduğu belirtildi.

Gazze ve yurt dışından üç kaynak, Gazze’deki Hamas bürosu liderliği için yapılacak ikinci turun durdurulmasının; yurt dışında ikamet eden Nizar Avadallah ile Gazze’de bulunan Ali el-Amudi (her ikisi de Siyasi Büro üyesi) arasındaki yarışta, Avadallah’ın ikinci turda uygulanan bazı prosedürlere itiraz etmesi üzerine gerçekleştiğini aktardı.

vfbgf
Hamas hareketinin askeri medya birimi tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, 7 Ekim 2023’teki saldırı sırasında bir Kassam Tugayları savaşçısı görülüyor. (Reuters)

Gazze dışındaki dördüncü kaynak ise ‘seçimlerin geçici olarak dondurulmasına ve açıklanmayan bazı düzenlemelerin ardından yakın zamanda tamamlanmasına yol açan başka görüş ayrılıklarının da bulunduğunu’ ifade etti. Kaynak, bu durumun ‘hareket içindeki her seçim sürecini düzenleyen yasa ve tüzükler çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu’ değerlendirmesinde bulundu.

Bazı kaynaklar, seçimin ertelenmesini kısmen ‘güvenlik durumuna, Gazze Şeridi’nin içinden geçtiği süreç ile savaş sonrası seçim gerçekliğiyle başa çıkma koşullarına’ bağladı. Bir diğer kaynak ise seçimlerin ‘İsrail’in seçimlere veya diğer faaliyetlere katılan kişilere ulaşmayı amaçlayan yoğun istihbarat takibi altında yürütüldüğüne’ dikkat çekerek, tüm bu nedenlerin mevcut duruma yol açan hukuki açıkların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti.

Beyaz kağıtlar neden geri geldi?

Yine boş oy kullanılmasına ilişkin olarak Gazze içindeki iki kaynak, bu durumun doğal olduğunu, adayların fikir ayrılıklarından ve izleyecekleri yaklaşımın bazı üyelerce mevcut dönem için uygun görülmemesinden kaynaklandığını; nitekim genel seçimlerde de benzer bir tablonun yaşandığını belirtti.

Kaynaklar, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye’nin adaylardan Ali el-Amudi veya Nizar Avadallah’ı destekleyip desteklemediğine dair bilgi vermedi.

Hamas, 7 Ekim 2023’te İsrail’in Gazze sınırındaki mevzilerine ve yerleşim yerlerine yönelik başlattığı ve İsrail’in uzun süreli, kesintisiz bir savaş açmasına yol açan saldırıların ardından, 1987’deki kuruluşundan bu yana en karmaşık süreçten geçiyor.

Ali el-Amudi hakkında ne biliyoruz?

Geçtiğimiz aralık ayında Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, eski bir tutuklu ve Siyasi Büro üyesi olan, savaştan önce de hareketin medya dairesi sorumluluğunu yürüten el-Amudi’nin; Hamas’ın hayatını kaybeden lideri Yahya Sinvar’a yakın ve çoğu Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta ikamet eden bazı isimlerle birlikte Gazze’deki hareketin yönetimiyle görevlendirilmesinin ardından, Gazze Şeridi Siyasi Büro Başkan Vekilliği görevini üstlendiğini aktarmıştı.

2011 yılındaki İsrail askeri Gilad Şalit takas anlaşmasıyla serbest bırakılan el-Amudi, yaklaşık bir yıldır Gazze’nin yönetiminde merkezi ve kilit bir figür haline gelmişti. İsrail hapishanelerindeki tutukluluk süreçlerinde ve serbest kaldıktan sonra Sinvar’a oldukça yakın isimler arasında yer alan el-Amudi, birçok toplantı ve etkinlikte de kendisine eşlik etmişti. Gazze’nin yönetimi için el-Amudi’nin görevlendirilmesi uzlaşı ve istişare yoluyla gerçekleşmiş, ancak o dönemde bazı kaynaklar bu adımı iç tüzüğün etrafından dolaşma olarak değerlendirmişti. Gazze’deki iç seçimlerin yapılması da bu durumla açıklanıyor.

Geçtiğimiz dönemde el-Amudi’nin Gazze’de aldığı kararlar, yaptığı değişiklikler ve bazı yetkilileri görevden alması geniş tartışmalara yol açmış, Gazze’deki yerel lider kadro arasında huzursuzluk yaratmıştı. Bu durum, yurt dışındaki bazı Siyasi Büro üyelerinin müdahale ederek krizleri çözme arayışına girmesine neden olmuştu.

Nizar Avadallah hakkında ne biliyoruz?

Nizar Avadallah, Hamas’ta 2004 sonlarından 2007 başlarına kadar olan dönemde Siyasi Büro yönetimini gizlice yürüten tarihi kuşak liderleri arasında yer alıyor. Avadallah, Şalit takası müzakerelerinin sorumluluğunu üstlenmesinin yanı sıra son savaştaki müzakerelerde aktif ve önemli bir rol oynamış; hareketin 2007’de Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirmesinin ardından çeşitli başkentlerde yürütülen Filistin uzlaşma turlarında da kritik görevler üstlenmişti.

Avadallah, Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin, Abdulaziz Rantisi ve hareketin birinci kuşak diğer tarihi liderleriyle oldukça yakın bir ilişkiye sahipti.

Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde ikamet eden ve evi daha önceki savaşlarda birkaç kez bombalanan 68 yaşındaki mimar Avadallah’ın yıldızı bu süreçte parladı.

2021 yılında düzenlenen son iç seçimlerde Gazze Şeridi Siyasi Büro liderliği için Yahya Sinvar ile yarışan Avadallah, o dönemde yapılan ikinci tur seçimlerin ardından liderliği Sinvar’a kaybetmişti.