Cezayir, Mali ile uzlaşı anlaşmasının iptal olmasından endişe ediyor

Mali’deki Fransız askerler (Reuters)
Mali’deki Fransız askerler (Reuters)
TT

Cezayir, Mali ile uzlaşı anlaşmasının iptal olmasından endişe ediyor

Mali’deki Fransız askerler (Reuters)
Mali’deki Fransız askerler (Reuters)

Ali Yahi
Cezayir, İbrahim Ebubekir Keita’yı deviren askeri darbeye tanık olmuş Mali’de barış ve uzlaşı anlaşmasına büyük bir önem veriyor. Bu durum, Bamako’daki askeri hareketin ardında bıraktığı siyasi koşullara kıyasla, Malili taraflar arasında imzalanan anlaşmanın korunması önceliğine ilişkin sorular ortasında dikkatleri üzerine çekti.
5 Haziran halk hareketi bünyesindeki bir grup asker önderliğinde yapılan darbeden bir hafta sonra Cezayir Dışişleri Bakanı Sabri Bukadum, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un temsilcisi olarak Mali’nin başkenti Bamako’ya ziyarette bulundu. Bukadum, kendilerini ‘Mali Halkının Kurtuluşu Ulusal Komitesi (CNSP)’ olarak adlandıran liderlerle görüştü. Bakan, Cezayir sürecinden doğan barış ve uzlaşı anlaşmasının uygulanması da dahil, iki ülke arasındaki mevcut ilişkilere, Mali ve kardeş halkına olan sıkı bağlılığa dikkati çekti. Sabri Bukadum, Mali’deki krizden kalıcı olarak kurtulmak için barış anlaşmasının fiilen uygulanmasına yönelik bağlılığını dile getirdi.
Anlaşmaya yönelik ilgili artarken, Bamako’dan ayrıldıktan saatler sonra gerçekleştirdiği Ankara ziyareti sırasında Cezayirli Bakan Bukadum endişelerini de ifade etti. Düzenlediği basın toplantısında “Mali devletinde olup bitenler hakkında herhangi bir yorumumuz veya takdirimiz yok” diyen Bukadum, “Oradaki herkes güvenlik eksikliğinden ve mevcut siyasi bölünmeden mustarip” değerlendirmesinde bulundu.
Bukadum, kargaşadan korktuğunu söyleyerek, 40 binden fazla vatandaşın sınır bölgelerinde yaşadığını hatırlattı. Göç meselesinin kendilerini ve Libya devletini tehdit ettiğine de dikkati çeken Sabri Bukadum, “Anlaşmaları çoğaltma yolunda Mali ve istikrarı, bizim açımızdan çok önemlidir” dedi.

Paris’te kaos korkusu ve sürpriz sessizlik
Azavad Hareketleri Koordinasyonu (CMA) ve Bamako hükümeti tarafından 2015 yılında Cezayir’de imzalanan barış ve uzlaşı anlaşması, Mali’nin kuzey bölgesindeki krizin çözümüne dikkati çekiyor. Çatışmayı sonlandırma anlaşması, yerel kalkınmanın ve bölgede faaliyet gösteren grupların sınır dışı edilmesine yönelik ortak çabaların önünü açtı. Bu nedenle olası bir çatlak, bölgeyi kaosa maruz bırakacak ve onu söndürülmesi zor bir volkan haline getirecek.
Şarku’l Avsat’ın aktardığı habere göre Cezayir ordusunda eski bir subay olan Ahmed Karuş, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Cezayir, darbenin Mali ve bölgedeki güvenlik etkilerini hafifletmek ve özellikle Mali halkının çektiği acıyı artıran uluslararası izolasyon ortasında anayasal sürece hızlı bir dönüş sağlamak için çabalamak istiyor. Bu durum, iç çatışmalara ve şiddete dönüşebilecek protesto hareketlerine yol açarak, güvenli alan arayışında halkın kitlesel göçüne neden olacak. Elbette hedef, Cezayir olacak ve bu da Cezayir üzerine ek güvenlik ve insani yükler bindirecek” dedi.
Karuş, “Mali’de 5 bin 100’den fazla askeri bulunan ve siyasi, ekonomik ve idari olarak devletin eklemlerini kontrol eden Fransa, darbeyi nasıl hissetmiyor?” ifadelerini kullanırken, Fransa’nın darbeye müdahale etmediğini ve seyirci olarak kaldığını vurguladı.

En çok etkilenen
Afrika Rüyası Kuruluşu Başkanı Sally Atef, “Cezayir, Mali’deki durumdan en çok etkilenen ülkelerden biri. Uzun kuzey sınırlarına sahip. Komşu ülke olması ve ulusal güvenliğinin Mali’deki durumdan etkilenmesi göz önüne alındığında Güvenlik durumundaki her türlü bozulma, onu etkiliyor. Bu nedenle durumu yatıştırmak ve çözüm için siyasi girişimler öne sürmek amacıyla sürekli çaba sarf ediyor” değerlendirmesinde bulundu. Sally Atef’e göre Mali’de yaşananlar, ülkenin 1960 yılında Fransa’dan bağımsızlığından bu yana dördüncü, son 8 yılda ise ikinci oldu. Atef, “Askeri bir konseyin ülkenin işlerini üstlenebilmesi için Başkan Keita’nın yönetimi devrildi. Ama Mali’nin geleceği belirsiz” dedi.
Yaşananların etkilerine de değinen Atef, “Mali ile sınırlı değil. Etki, radikalizm yanlısı ve militan örgütler tarafından tehdit edilen Batı Afrika bölgesinin tamamına yayılıyor” dedi.

BM raporu, manipülasyonları ortaya çıkardı
Cezayir, darbeci liderlerin haklı görülen barış ve uzlaşı anlaşmasını görmezden gelmesinden endişe ediyor. Öyle ki bir BM raporu, Malili askeri ve istihbarat yetkililerini Cezayir’de imzalanan barış anlaşmasını tehlikeye atmakla suçladı. Raporda, üst düzey yetkililerin ‘Bamako ile silahlı gruplar arasında 2015 yılında imzalanan barış anlaşmasının uygulanmasını’ engellemesinden kaynaklanan ‘güvensizlik’ ve ‘kafa karışıklığına’ dikkat çekildi.
7 Ağustos 2020 tarihinde Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunulan yayınlanmamış rapor, anlaşmanın uygulanmasını tehdit eden ve geciktiren Malili yetkililerin, BM Yaptırımlar Komitesi tarafından sorumlu tutulması gerektiğini belirtti. 2019- 2020 yılları arasında görevde bulunan Kara Kuvvetleri eski Genelkurmay Başkanı General Kiba Sangari, 2019’un sonunda Mali ordusu unsurlarının ülkenin kuzeyinde konuşlandırılması sırasında şüphe uyandıracak bir karar almakla suçlandı. Ordu, Mali silahlı kuvvetlerinden, eski isyancı hareketlerin savaşçılarından ve hükümete sadık silahlı gruplarından eşit oranlarda, yeniden kurulan bir ordundan karma unsurları, ülkenin kuzeyindeki şehirlerde kademeli olarak yeniden konuşlandırıyor.

Kasıtlı engel
Fransız Haber Ajansı (AFP) tarafından bir kısmı yayınlanan BM raporu, bu karma tugayların bir kısmının 2 Eylül 2019 tarihinde resmi eğitimlerine son verildiğini belirtti. Ancak Genelkurmay’a görevlendirildiği yer hakkında Aralık 2019’da bilgi verildi. Rapor, bu gecikmeyi General Sangari’ye taşıdı. BM’ye göre çoğunluğu Mali’nin kuzeyinden olan askerlerin büyük kısmı, Bamako’da aileleri bulunmadığını ve asli bölgelerine geri dönmek için bir araca sahip olmadıklarını ifade etti. Bazılarının evlerine kendi başlarına dönmeye çalıştıkları da belirtilirken, 20 tanesinin halk otobüsü kullandığı kaydedildi. Bu askerler, Eylül 2019’un başlarında Bamako ve Gao arasındaki yolda silahlı kişiler tarafından kaçırılmıştı. Söz konusu gerçekler, planlamada ve hükümetin barış anlaşmasının uygulanmasını geciktirme taktiklerinde hatalar olduğunu gösteriyor.
Rapora göre, Genelkurmay Başkanı sıfatıyla ve Mali’nin merkez bölgesinden sorumlu General Sangari, tehdit ve saldırı hazırlıkları hakkında mesajlar aldı. Ancak birliğin, alternatif ulaşmadan ayrılmayacağı konusunda ısrar etti. Ogusago birimi, gün batmadan kısa bir süre önce yerinden ayrıldı ve  saldırı öncesinde yedek kuvvet yerini aldı. Rapora göre en az 35 kişi savunmasız vatandaş hayatını kaybetti.
BM raporunu hazırlayan uzmanlar, Mali istihbarat servisini ‘anlaşmanın uygulanmasını engellemeyi amaçlamakla’ suçladı. Devlet Güvenlik Genel Müdürlüğü’nün, 2016 yılında CNSP üyesi Azavad Kurtuluş Hareketi’nden parçalanmış gruplar kuran önemli isimleri finanse ederek, barış anlaşmasının ana tarafı Azavad Hareketleri Koordinasyonu’nun dağılmasına zemin hazırladığı kaydedildi. Uzmanlar, Devlet Genel Güvenlik Müdürlüğü’nün anlaşmayı imzalayan gruplarda iç bölünmeleri körüklediğini vurguladı. Genel Güvenlik Müdürlüğü Başkanı General Musa Divara da zimmete para geçirme operasyonuna şahsen müdahale etmekle suçlandı.

En kötü saldırı
Öte yandan Mali ordusu, 3 Eylül Perşembe günü ülkenin merkezinde yer alan Gir kasabası yakınlarında düzenlenen bir saldırıda yaklaşık 10 askerinin öldürüldüğünü açıkladı. Söz konusu saldırı, Mali’deki silahlı kuvvetlere karşı 18 Ağustos’taki askeri darbeden bu yana en kötü saldırı oldu.
Ordu, cuma günü Twitter’da bölgeye takviye kuvvetler gönderdiğini duyurdu.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.