Irak’ta seçim yasası mayınlı arazi gibi

Irak’ta seçim yasası mayınlı arazi gibi
TT

Irak’ta seçim yasası mayınlı arazi gibi

Irak’ta seçim yasası mayınlı arazi gibi

Irak Meclisi, Aralık 2019’da protestoların baskısı altında ve Kürtlerin ise boykot ettiği oturumda yeni seçim yasası onayladığında, halk hareketine sempati duyan veya protesto dalgasına boyun eğmek zorunda kalan milletvekillerin hiçbirinin aklında yasanın detayları yoktu.
Milletvekilleri tek kelimeyle “erken seçim” anlamına gelebilecek bu yasa karşısında şeytanın ayrıntıda gizli olduğunun farkında değillerdi. Meclis, aynı ayın sonuna doğru Adil Abdulmehdi hükümetinin istifasını onayladığında, yerine alternatif bir hükümeti bulmanın 5 ay süreceği hiçbir vekilin veya parti liderinin aklından geçmiyordu. Bugün ise Meclis’in seçim yasa tasarısına ek protokol metnini kabul etmek ve Cumhurbaşkanı’nın onayına sunmak amacıyla oturumları başlatmasının üzerinden iki gün geçmesinin üzerinden “şeytanın” yasada değil, yasaya ek protokol metnine gizlendiği ortaya çıktı.
Zira bu metin, bütün sorunları ve siyasi sürecin hastalıklarını taşıyor. Metin üzerinde yapılan tartışmalara bakılırsa, özet olarak metinde elektronik kimlik yerine biyometrik kimlik ve çoklu seçim bölgesi yerine tek seçim bölgesinin esas alındığı anlaşılıyor. Seçimlerde geniş kapsamlı hilelerin azaltılmasında bir güvence olarak görülen biyometrik seçmen kartı konusunda dikkat çeken paradoks ise, bu meselenin Usame en-Nuceyfi öncülüğündeki Kurtuluş ve Kalkınma Cephesi ve Nuri el-Maliki’nin Kanun Devleti Koalisyonu gibi birbirinden farklı görüşlere sahip olan siyasi grupları bütün konular üzerinde birleştirmesidir. Kurtuluş ve Kalkınma Cephesi’nden yapılan açıklamada, “Seçimlerin şeffaf ve özgür bir şekilde düzenlenmesi için seçimin gerçek bir seçim yasasına uygun ve seçim konusunda uzman uluslararası örgütler ile BM Irak'a Yardım Misyonu’nun (UNAMI) yardımı ve gözetimi altında bağımsız ve profesyonel bir seçim komiserliği eliyle yapılmasının dışında bir yol bulunmuyor. Önceki seçim sonuçlarının güvenirliğine yerelde ve uluslararası düzeyde gölge düşmesine neden olan seçimlere hile karıştırma durumlarını ortadan kaldırmak için özellikle biyometrik kartın kabul edilmesi ve eski elektronik kartın iptal edilmesi zorunlu bir hal almıştır. Bunun yanı sıra seçim bölgeleri, etkili tarafların baskılarından uzak bir şekilde ve göstericiler arasında yer alan halkımızın evlatlarının talepleri doğrultusunda çizilmelidir. Aynı şekilde seçimlerin düzenlenmesi hususunda tüm şartların tamamlanması ve sonuçlarının onaylanması için Federal Mahkeme Yasası kabul edilmelidir” ifadelerine yer verildi.
Kanun Devleti Koalisyonu Milletvekili İntisar el-Garibavi, biyometrik sistemi uzaklaştırma yönündeki herhangi bir girişimin Irak’ta seçmen iradesine haciz koyma anlamına geleceğini belirtti. Bu sistemin son derece önemli olduğunu belirten Garibavi, “Seçim Komiserliği bu durumu vurguluyoruz. Özellikle etkili güçlerin belirli çıkarlar sağlamak için bu meseleyi gözden kaçırmaya çalışma girişimleri bulunuyor” dedi.
Seçim Komiserliği bünyesindeki Seçim İdaresi eski Başkanı Adil el-Lami, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Biyometrik kayıt, zorunludur. Ayrıca seçmenin fotoğrafı, göz tarama sistemi ve parmak izi gibi güven unsurları içermeyen elektronik karttan daha güvenlidir” dedi. Lami, çoklu seçim bölgesi üzerinde yapılan tartışmalarla ilgili bir soruya, “Çoklu seçim bölgesiyle ilgili tartışmalar, geleneksel çoğu siyasi grubun tek seçim bölgeli sistemi korumak istiyor. Halk hareketi ise Meclis’teki her bir koltuk başına bir seçim bölgesi kurulmasını talep ediyor. Halihazırda siyasi gruplar arasında vilayetleri, nüfuslarına göre birden çok seçim bölgesine bölme hususunda yarı uzlaşı bulunuyor. Bu bölme işleminin tehlikesi, bölmenin Bağdat ve Basra’da olduğu gibi mezhep temelinde veya Kerkük ve Musul’da olduğu gibi etnisite temelinde ya da Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde olduğu gibi partilerin etki alanlarına göre yapılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Hasan Turan, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Her bir vilayette tek seçim bölgesi olmasından yanayız. Çünkü bileşenin oylarının dağılmaması için bunun daha iyi olacağını düşünüyoruz. Aynı zamanda, bölgelerin, idari ve nüfus standartlarına göre değil, parti çıkarlarına göre bölünmesinden endişe ediyoruz. Bazı partiler bölgelerin bölünmesinden kaygılı çünkü bölme konusunda kullanılacak standartlardan emin değil. Seçimlerde modern biyometrik seçmen kartın kullanılmasını şiddetle destekliyoruz. Çünkü eskisi seçimlere hile karıştırılmasına neden oluyordu. Aynı zamanda seçimlere hile karıştırmak için bazıları tarafından satın alınabiliyordu” diye konuştu.



UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)
TT

UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan dün, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) ‘ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde işlenen savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları’ gizlemek için toplu mezarlar kazmakla’ suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Khan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği brifingde, Savcılık Ofisi'nin ‘Faşir'de, özellikle ekim ayı sonlarında HDK'nın şehri kuşatmasının zirveye ulaştığı dönemde, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardığını’ söyledi.

Kendisine ABD'ye giriş vizesi verilmediğini açıklayan Khan, videolu brifinginde, Savcılık Ofisi’nin suçlamalarını ‘toplu katliamları ve toplu mezarlar kazarak suçları gizleme girişimlerine dair ses ve video materyalleri ile uydu görüntülerine’ dayandırdığını söyledi.

HDK, 2024 yılının mayıs ayında Kuzey Darfur eyaletinin yönetim şehri Faşir'e uyguladığı kuşatmayı sıkılaştırdı ve 2025 yılının ekim ayında şehrin tam kontrolünü ele geçirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP tarafından aralık ayında analiz edilen uydu görüntüleri, 3 bin 600 metrekareyi kaplayan bir alana mezarların yayıldığını gösteriyordu.

ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı tarafından kasım ayı sonlarında yapılan benzer bir analiz, taşınmış, gömülmüş veya yakılmış ‘insan kalıntılarına benzeyen nesnelerden oluşan yığınlar’ tespit etti.

Faşir savaşından sağ kurtulanlar, sivillerin şehirden kaçarken hedef alındığını, hatta yargısız infazlara ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.

Darfurluların ‘toplu işkenceye’ uğradığı uyarısında bulunan Khan, “Faşir’in düşüşü, Arap olmayan toplulukları en derin acılara maruz bırakmak için sistematik ve planlı bir kampanyayla birlikte gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalarımıza göre tecavüz dahil cinsel şiddet, Darfur'da bir savaş aracı olarak kullanılıyor ve yavaş yavaş ortaya çıkan tablo, toplu infazlar ve zulümler dahil olmak üzere büyük çaplı organize suçların korkunç bir görüntüsüdür.”

Bu suçların geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve Faşir ile sınırlı olmadığını vurgulayan Khan, ‘2023 yılında El-Cenine'de işlenen zulümlerin 2025 yılında Faşir'de tekrarlandığını ve bu suçların Darfur'daki bir bölgeden diğerine aktarıldığını’ gösteren kanıtlardan bahsetti.

Savcı Yardımcısı, bu suçların ‘mevcut çatışma ve cezasızlık sona erene kadar’ devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, HDK’nın Batı Darfur'un El-Cenine kentinde çoğu Masalit kabilesinden olmak üzere 10 bin ila 15 bin kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor.

Khan, Sudanlı yetkililere, UCM’nin tutuklama emri çıkardığı kişileri, özellikle de eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde iktidar partisinin lideri olan Ahmed Harun'u teslim etmeleri çağrısını yineledi.

Savcı Yardımcısı, Harun'un teslim edilmesini öncelikli bir konu olarak görüyor. Çünkü Harun, 2000’li yılların başlarında Darfur'da ve 2011 yılında Güney Kordofan'da yetkililerin isyanı bastırma sürecinde işlediği cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere onlarca insanlığa karşı suç ve savaş suçu ile suçlanıyor. Harun ise hakkındaki bu suçlamaları reddediyor.


Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
TT

Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)

Lübnan Ordusu Komutanı General Rudolph Heykel, önümüzdeki ayın başlarında Washington'a yapacağı resmi ziyaret için hazırlık yapıyor. Bu ziyaret hem siyasi hem de askeri düzeyde çok önemli bir olay. Ziyaret, Lübnan Ordusu'nu desteklemeye adanmış ve 5 Mart'ta yapılması planlanan Paris Konferansı öncesinde kritik bir döneme denk geliyor.

Bu arada, artan gerilimler ve güneydeki devam eden İsrail hava saldırıları nedeniyle Lübnan ordusu güney sınır boyunca yüksek alarma geçirildi. Yerel kaynaklar Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "Lübnan ordusu Adaysseh kasabasının güneyinde yeni bir mevzi kurarken, İsrail ordusu sınır duvarının dışına bir Merkava tankı yerleştirerek, Lübnan askerlerini geri çekilmeye zorlamak amacıyla toplarını onlara çevirerek doğrudan bir provokasyonda bulundu. Ancak Lübnan ordusu geri çekilmeyi reddetti ve bölgedeki mevzisini kurmaya devam etti."


Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
TT

Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)

Irak İçişleri Bakanı Abdülemir el-Şemmari dün yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriye'deki gelişmeleri günlük olarak takip ettiğini ve özellikle Suriye ile olan uluslararası sınırları boyunca tahkimatlar kurulduğunu söyledi.

Irak Haber Ajansı, el-Şemmari'nin şu sözlerini aktardı: "Tüm Irak sınırları güvenli... ve Suriye ile olan sınırımız en güvenli ve tahkim edilmiş olanıdır."

Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)

Bakan açıklamasında, tahkimat çalışmalarının sınır boyunca 620 kilometre uzunluğunda bir hendek kazılmasını ve sınır noktalarına gece gündüz çalışan termal kameraların yerleştirilmesini içerdiğini belirtti.

Sınırda konuşlandırılan birliklerin yeterli olduğunu, hepsinin gerekli teçhizat ve personelle donatıldığını ve herhangi bir acil durumda müdahale etmeye hazır yedek birliklerin bulunduğunu da belirten yetkili, "Irak sınırına yaklaşan herkesin ateşle karşılanacağı" uyarısında bulundu.