İsrail ile normalleşme anlaşmasına Bahreyn de katıldı

Trump, Bahreyn'in dün İsrail ile barış anlaşmasına katıldığını duyururken yönetim kadrosuyla birlikte (EPA)
Trump, Bahreyn'in dün İsrail ile barış anlaşmasına katıldığını duyururken yönetim kadrosuyla birlikte (EPA)
TT

İsrail ile normalleşme anlaşmasına Bahreyn de katıldı

Trump, Bahreyn'in dün İsrail ile barış anlaşmasına katıldığını duyururken yönetim kadrosuyla birlikte (EPA)
Trump, Bahreyn'in dün İsrail ile barış anlaşmasına katıldığını duyururken yönetim kadrosuyla birlikte (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, Cuma akşamı yaptığı açıklamada, İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki normalleşme anlaşmasının ardından Bahreyn’in de bu sürece katıldığını duyurdu. Böylelikle Beyaz Saray'da yapılacak olan törene İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed ve Bahreyn Dışişleri Bakanı Dr. Abdullatif ez-Zeyyani de katılacak.
Başkan Donald Trump tarafından yapılan ortak açıklamaya göre, Bahreyn ve İsrail, diplomatik ilişkiler kurma konusunda anlaşmaya vardı. Trump, Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 15 Eylül'de Beyaz Saray'da BAE ile İsrail arasındaki anlaşmanın imza törenine katıldıklarında barış anlaşmasını imzalayacaklarını duyurdu.
Trump, "yeni bir tarihi atılım" olarak nitelendirdiği anlaşmayla ilgili olarak şunları söyledi: "İki büyük dostumuz, İsrail ve Bahreyn barış anlaşmasına vardılar. Bugün Bahreyn ve İsrail'in bir barış anlaşması yapmayı kabul etmesiyle tarihi bir başarı elde edildi. Böylelikle Bahreyn, İsrail ile 30 günde barış yapan ikinci Arap ülkesi oldu” dedi.
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada söz konusu anlaşmaya,  Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife, Trump ve Netanyahu arasında dün yapılan görüşmede ulaşıldığını söyledi. ABD Başkanı, Bahreyn'in de Ortadoğu'daki gerilimi hafifletmeyi amaçlayan İsrail ile ilişkileri normalleştirme sürecine katıldığını açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı ve damadı Jared Kushner, İsrail-Bahreyn anlaşmasının iki büyükelçiliğin karşılıklı açılışını içereceğini söyledi. Beyaz Saray'ın açıklamasına göre Trump, Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefonda görüştükten sonra haberi Twitter'da yayınladı
Bahreyn Haber Ajansı, Kral Halife'nin dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da katıldığı ABD Başkanı Donald Trump'tan bir telefon aldığını bildirdi.
Kral Hamad, telefon görüşmesinde, iki devletli çözüme ve ilgili uluslararası meşruiyet kararlarına uygun olarak stratejik bir seçenek olan adil ve kapsamlı bir barışa ulaşma ihtiyacını vurguladı. Kral telefon görüşmesinde ayrıca Amerikan yönetiminin oynadığı önemli rolü ve barış sürecini ilerletme ve Ortadoğu’da güvenlik ve istikrar sağlama yönündeki çabalarını övdü.
Bahreyn haber ajansı, ABD, Bahreyn ve İsrail arasındaki resmi ortak açıklamanın metnini de yayınladı. Yapılan açıklamada, iki gelişmiş ekonomisi bulunan devlet arasındaki diyalog ve doğrudan ilişkilerin Ortadoğu'daki mevcut olumlu dönüşüme katkıda bulunacağı belirtildi. Ayrıca bölgede istikrar, güvenlik ve refahı destekleyeceği için, anlaşma “tarihi bir adım” olarak nitelendirildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “ABD, 25 Haziran 2019'da Manama'da Filistin halkı için barış, haysiyet ve ekonomik fırsatları desteklemek olan tarihi atölyeye (Barış İçin Refah) ev sahipliği yaptığı için Bahreyn’e minnettarlığını ifade ediyor. İsrail-Filistin çatışmasına adil ve kapsamlı bir çözüm bulmak ve Filistin halkının tüm haklarını sonuna kadar kullanmasını sağlamak için taraflar bu yöndeki çabalarını sürdüreceklerdir. İsrail ayrıca barış vizyonunda da belirtildiği gibi, tüm Müslümanların Mescid-i Aksa’ya barış içinde ibadet etmek için gelebileceklerini ve Kudüs'teki diğer tüm kutsal yerlerin çeşitli dinlerin barışçıl ibadetlerine açık kalacağını onaylamaktadır.”
Bahreyn Krallığı, ABD Başkanı Trump'ın, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Bahreyn Dışişleri Bakanı ez-Zeyyani'nin bildiriyi imzalayacağı Beyaz Saray'da 15 Eylül'de BAE ile İsrail arasındaki anlaşmanın imza törenine katılma davetini kabul ettiğini de bildirdi.
Yapılan açıklamaya göre, Kral Hamad Al Halife, "11 Eylül saldırılarının kurbanlarının anısına ABD Başkanı'na en derin taziye ve başsağlığı diledi."
Bahreyn hükümdarının diplomatik işler danışmanı ve eski Dışişleri Bakanı Şeyh Halid bin Ahmed Al Halife ise "Bahreyn Krallığı ile İsrail arasında ilişkiler kurulması, bölgenin güvenliği, istikrarı ve refahı yararına" dedi. Bu anlaşmanın "İsrail halkına olumlu ve cesaret verici bir mesaj gönderdiğini" sözlerine ekleyen eski Dışişleri Bakanı, “Filistin halkıyla adil ve kapsamlı bir barış, onların geleceği ve bölge halklarının geleceği için en iyi yol ve gerçek menfaattir” dedi.
Şeyh Halid Al Halife Twitter'da yaptığı açıklamada, "Bahreyn Krallığı, açıklık ve herkesle bir arada yaşama yaklaşımını dış politikasındaki önceliklerinin arasına koymuştur. Dış politikasını, farklı ırk ve dinler arasında yüzyıllardır süregelen bir arada yaşama ve toplumsal uyum üzerine inşa ediyor. Bahreyn’in bu konudaki başarısı, bölgemizin başarısı konusunda bize iyimserlik veriyor” dedi.

Netanyahu: Yeni bir dönüm
Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs'te Cuma günü, ABD Başkanı Donald Trump'ın Bahreyn ve İsrail'in ilişkilerini normalleştirmeye karar verdiklerini açıklamasının ardından, anlaşmanın "barış için yeni bir dönem" olduğunu söyledi.
Netanyahu yaptığı açıklamada, "Uzun yıllardır barışa yatırım yaptık ve şimdi barış bize yatırım yapıyor ve İsrail ekonomisine gerçekten büyük yatırımlar getirecek ve bu çok önemli" dedi.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ise Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Bahreyn ve İsrail'in Filistin meselesine adil ve kalıcı bir çözüm sağlayacak şekilde Ortadoğu bölgesinde istikrar ve barışı tesis etmeye yönelik önemli adımlarını takdir ettiğini” söyledi.
Bahreyn Kralı, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile 26 Ağustos'ta Manama'da yaptığı görüşmede, Bahreyn'in İsrail ile ilişkileri normalleştirmeden önce bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını sağlayan Arap Barış Girişimi'ne bağlı olduğunu vurguladı ve iki devletli çözüme uygun olarak Filistin-İsrail ihtilafını sona erdirme çabalarının yoğunlaştırılmasının önemine değindi. Kral, adil ve kapsamlı bir barışın uluslararası meşruiyet kararları ve Arap Barış Girişimi uyarınca sağlanmasının başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasına yol açacağını dile getirdi.
Kral Hamad bin İsa Al Halife ise bu ayın başında yapılan İsrail ile BAE arasındaki ilk ticari geziye katıldıktan sonra Trump'ın danışmanı Jared Kushner ile bir araya gelmişti.
Bahreyn, BAE, Mısır ve Ürdün'den sonra İsrail ile barış anlaşması imzalayan dördüncü ülke oldu. BAE-İsrail anlaşmasının açıklanmasının ardından, Norveçli bir yetkili, iki ülkede büyükelçilikler ve konsolosluklar kurmanın yanı sıra, doğrudan ticari uçuşlar ve ticari- bilimsel alışverişi içeren normalleşmedeki rolü nedeniyle Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdi. Geçen yıl, Bahreyn İsrail-Filistin barışına ve "Yüzyılın Anlaşması" olarak adlandırılan ekonomik vizyona odaklanan bir barış konferansına ev sahipliği yapmıştı.
Öte yandan gazetecilere yaptığı açıklamalarda Kushner, Bahreyn’e övgüde bulunarak ABD'nin Bahreyn ile güçlü ilişkilerine vurgu yaptı. Washington'un Manama'nın güvenliğini artırmasına yardımcı olmaya devam edeceğini söyleyen Kushner, aşırılık yanlılarının Filistin davasını nefreti körüklemek için kullandığını belirtti ve anlaşmanın bütün Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etmesine imkan verdiğine dikkati çekti.
Kushner, Ortadoğu'daki ülkelerin İsrail ile ilişkileri normalleştirmek için adımlar atacağının kesin olduğunu vurguladı ancak bu adımların zamanlaması konusunda ne bir bilgi vermedi.
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ise Bahreyn ile İsrail arasında gerçekleşen barış anlaşmasının 11 Eylül saldırılarının kurbanları için en büyük onur olduğunu belirtti. İran'ın eski ABD elçisi Brian Hook ise, "İsrail ile hem BAE hem de Bahreyn arasındaki barış anlaşması, Arap-İsrail çatışmasının sonunun başlangıcı ve daha büyük başarıların temelidir" dedi.



Dünya Ekonomik Forumu, yeni ufuklar arayışında tarihi konumunu değiştirmeyi düşünüyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)
TT

Dünya Ekonomik Forumu, yeni ufuklar arayışında tarihi konumunu değiştirmeyi düşünüyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)

Financial Times, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) üst düzey yöneticilerinin, yıllık ana toplantının geleneksel olarak gerçekleştirildiği İsviçre Alpleri’ndeki Davos’un etkinliği artık karşılayamayacağı endişesiyle yer değiştirme olasılığını incelediğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, BlackRock Yönetim Kurulu Başkanı ve WEF’in geçici eş başkanı Larry Fink, zirvenin kalıcı olarak Davos’tan taşınması veya alternatif mekanların dönüşümlü olarak kullanılması seçeneklerini gayri resmi şekilde ele aldı. Görüşülen potansiyel lokasyonlar arasında Detroit ve Dublin de bulunuyor.

Fink, forumun aşırı elitist ve gerçeklikten kopuk olduğu yönündeki geniş çaplı eleştiriler sonrası, organizasyonu yeniden yapılandırmayı hedefliyor. Fink, “Forumun erişilebilirliği, yalnızca siyasi liderler ve iş dünyası yöneticileri ile sınırlı olmamalı” dedi.

Fink, pazartesi günü yayımladığı bir yazıda, “WEF, yeni bir şey yapmaya başlamalı: Modern dünyanın gerçekten inşa edildiği yerlerde bulunmak ve dinlemek. Davos, evet. Ama aynı zamanda Detroit, Dublin ve Jakarta ile Buenos Aires gibi şehirler de düşünülmeli” ifadelerini kullandı.

WEF yönetimi Davos’un, yaklaşık altmış yıldır yıllık toplantılara ev sahipliği yapan operasyonel merkez olarak önemini vurgulamaya devam etse de, içeriden gelen bilgiler, söz konusu mekânın artan lojistik ve stratejik zorluklarla karşı karşıya olduğuna dair farkındalığın da bulunduğunu ortaya koyuyor.

Hafta boyunca etkinliklere katılmak için Davos’a girmeye çalışırken trafik sıkışıklığında 3 buçuk saat bekleyen üst düzey bir yetkili, WEF’in kapasitesini aştığını belirtti.

Toplantının yeriyle ilgili tartışmalar, forumun başlangıçtaki kimliğini aşarak Avrupa yönetim elitleri için bir kulüp olma rolünden çok daha geniş bir yapıya dönüşmesiyle gündeme geliyor. Beş gün süren WEF, düzenli olarak on binlerce katılımcıyı çekiyor; bunlar arasında resmi davetliler, devlet başkanları, iş dünyası ve sivil toplumdan yöneticiler bulunuyor.

Görüşmelere aşina bir kaynak, “Forum artık başarısının kurbanı haline geldi” dedi.

WEF yetkilileri, konaklama yetersizliği, güvenlik maliyetleri ve fiziksel altyapının sınırlılığı gibi sorunların, mevcut dönemde rekor katılımın kaydedildiği göz önüne alındığında ciddi problemler oluşturduğunu kabul ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımının, zirvenin lojistik zorluklarını daha da artırması bekleniyor.

Bir kaynak, “İsviçre hükümeti için WEF’in ülkeyle güçlü ilişkilerini sürdürmesi önemli. Forumun Avrupa’da kalması, birçok üst düzey yetkili için öncelik teşkil ediyor” dedi.

Bu tartışmalar, forumun üst yönetiminde yapılan değişikliklerle de örtüşüyor. Ağustos ayında Larry Fink ve Roche’un Başkan Yardımcısı Andre Hofmann, yönetim kurulunun geçici eş başkanlık görevine getirilmişti.


Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu, Davos'ta HUMAIN için milyar dolarlık finansman sağladığını duyurdu

Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu, Davos'ta HUMAIN için milyar dolarlık finansman sağladığını duyurdu

Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)

Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında, Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu (Infra), fonun portföyündeki şirketlerden biri olan HUMAIN ile stratejik finansman için 1,2 milyar dolara kadar ulaşabilecek bir çerçeve anlaşması imzaladığını duyurdu. Anlaşma, ülkedeki yapay zekâ ve dijital altyapı projelerinin genişletilmesini desteklemeyi hedefliyor.

Fonun CEO’su İsmail bin Muhammed es-Sellum, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, bu adımın ‘fonun, hızlı talep gören yeni altyapı varlık sınıflarını destekleme rolünün bir devamı’ olduğunu belirterek, “gelişmiş altyapının, Vizyon 2030 hedeflerinin gerçekleştirilmesinde temel bir şart” olduğunu söyledi.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 12 Mayıs’ta HUMAIN’i yapay zekâ çözümleri ve teknolojilerinin geliştirilmesi ile sektör ekosistemine yatırım yapmak amacıyla kurmuştu.

fde
Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu CEO'su İsmail bin Muhammed es-Sellum (Şarku’l Avsat)

HUMAIN tarafından yayımlanan resmî açıklamaya göre anlaşma, şirketin yapay zekâ veri merkezlerini geliştirmek için bağlayıcı olmayan finansman şartlarını belirliyor. Proje kapsamında, ileri düzey grafik işlem birimleri kullanılarak yapay zekâ modellerinin eğitimi ve uygulanmasına hizmet edecek, toplam kapasitesi 250 megavat olan ultra ölçekli veri merkezleri kurulacak ve bu merkezler hem yerel hem bölgesel hem de küresel müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak.

Açıklamada, Infra ve HUMAIN’in, yapay zekâ veri merkezlerine yatırım yapacak bir platform oluşturmayı da araştırmayı kabul ettiği belirtildi. Platform, iki tarafın merkezinde yapılandırılacak ve kurumsal yatırımcıların katılımına imkân sağlayacak; bu adım, HUMAIN’in sektördeki stratejisini genişletme hedefini destekleyecek.

HUMAIN CEO’su Tarık Emin’in açıklamasına göre, “İleri düzey hesaplama kapasitesine talep giderek artıyor ve bu anlaşma, şirketi hızlı ve geniş çapta yanıt verebilecek konuma taşıyor.” Emin, amaçlarının, şirketlerin artan karmaşık hesaplama ihtiyaçlarını karşılayabilecek dünya standartlarında yapay zekâ veri merkezleri altyapısı sunmak olduğunu ifade etti.

Finansman açığını kapatmak

Sellum, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Ulusal Altyapı Fonu’nun rolünü, stratejik etkiye sahip bazı altyapı projelerinin karşılaşabileceği finansman ve yapısal boşlukları doldurmak olarak tanımladı. Bu rol, ticari finansmanın tek başına ihtiyaçları karşılamaya yetmediği aşamalarda öne çıkıyor. Sellum, fonun rolünün projelere doğrudan finansman sağlamakla sınırlı olmadığını, asıl amacının bu projeleri yatırım yapılabilir hale getirmek olduğunu vurguladı. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği güçlendirirken doğrudan devlet finansmanına olan bağımlılığı da azaltıyor.

Altyapı varlıklarının kapsamının genişletilmesi

Sellum, HUMAIN ile yapılan çerçeve anlaşmasını, fonun hızla talep gören yeni altyapı varlık sınıflarını destekleme rolünün bir uzantısı olarak nitelendirdi. Özellikle dijital altyapı ve yapay zekâ veri merkezleri öncelikli alanda yer alıyor.

Sellum’a göre bu tür varlıklar, ‘yüksek ve uzun vadeli sermaye yatırımlarına ihtiyaç duyan, ayrıca genellikle geleneksel finansman koşulları tamamlanmadan önce erken aşamalarda finansman gerektiren’ özellikler taşıyor.

Bu bakış açısıyla, fonun bu aşamadaki müdahalesi, ‘pazar olgunluğunu artırmak, uygun finansal yapıyı belirlemek ve kurumsal yatırımcıların daha geniş ve sürdürülebilir katılımını sağlamak’ amacını taşıyor.

Kapsamlı yaklaşım

Bu adımın yapay zekâ sektörüne özel bir odaklanmayı mı işaret ettiği sorusuna yanıt olarak Sellum, fonun belirli sektörleri hedeflemediğini, aksine altyapı projelerinin ekonomik büyümeyi destekleme ve güçlendirme etkisine odaklandığını söyledi. Sellum, “Bugün yapay zekâ, enerji, su, iletişim ve veri merkezlerini kapsayan birbirine bağlı bir altyapı ekosistemine dayanıyor. Bu projeler sürdürülebilir ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşmada ve yatırımları çekmede kritik bir unsur haline geldiğinde, fonun müdahalesi de rolünün doğal bir uzantısı oluyor” dedi.

Esnek finansman çözümleri

Geleneksel ticari finansmanla kıyaslandığında Sellum, fonun sağladığı katma değerin, yatırım yapılan varlığın doğasına uygun bir finansman yapısı sunmak olduğunu vurguladı. Sellum, “Yeni altyapı projelerinde ya da operasyonel ve finansal modellerinde dönüşüm geçiren projelerde, riskler dengesiz veya getiriler uzun vadeli olabilir; bu durum geleneksel ticari finansman şartlarıyla uyumlu değildir. Bu bağlamda fon, özel sektörün katılımını teşvik eden, riskleri hafifleten ve projelerin finansal sürdürülebilirliğini destekleyen esnek finansman çözümleri sunar; hem piyasa dengesini bozmaz hem de ticari finansmanı ikame etmez” dedi.

Yapay zekâ veri merkezleri için yatırım platformu

Sellum, yapay zekâ veri merkezleri için bir yatırım platformu oluşturma çalışmasının, ‘fonun bu tür varlıkları ayrı projeler olarak değil, entegre bir çerçevede ele alma yönelimini yansıttığını’ belirtti. Buna ek olarak, bu yaklaşımın “varlıkları bir araya getirmeyi, standartları tekleştirmeyi ve kurumsal yatırımcılardan uzun vadeli sermaye çekmeyi mümkün kılan, tekrarlanabilir ve ölçeklendirilebilir bir model inşa etmeyi amaçladığını; bu sayede finansmanın verimliliği ve yatırımın sürdürülebilirliği artırılmış olur” dedi.

Finansal sürdürülebilirlik ve özel sektör katılımı

Daha geniş bir çerçevede Sellum bu yaklaşımı Vizyon 2030 hedefleriyle ilişkilendiriyor. Ona göre, “ilerlemiş altyapının geliştirilmesi, dijital altyapı da dahil olmak üzere, bu hedeflerin gerçekleşmesi için temel bir şart.” Bu bağlamda, fonun rolü, bu altyapının finansal olarak sürdürülebilir bir şekilde hızlandırılmasını sağlamak ve özel sektör katılımını güçlendirmek olarak öne çıkıyor.


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve Filistin Başbakanı Gazze'deki gelişmeleri görüştü

Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve Filistin Başbakanı Gazze'deki gelişmeleri görüştü

Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Gazze Şeridi'ndeki gelişmeleri ve bunlara yönelik çabaları görüşmek üzere Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa ile bir araya geldi.

Görüşme, dün İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nun 2026 Yıllık Toplantısı'nın oturum aralarında gerçekleşti ve ikili ilişkiler gözden geçirilerek, ortak iş birliği alanları ele alındı.

Öte yandan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı dün Mısırlı mevkidaşı Dr. Bedr Abdulati ile bir araya gelerek bölgedeki son gelişmeleri ve ortak ilgi alanlarına giren bir dizi konuyu görüştü.

asdfe
Prens Faysal bin Ferhan ile Dr. Bedr Abdulati’nin dün Davos'ta gerçekleştirdiği görüşmeden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Prens Faisal bin Ferhan dün ayrıca, Hollanda Dışişleri Bakanı David van Welhole ile iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve bu ilişkileri çeşitli alanlarda güçlendirme ve geliştirme yollarını gözden geçirdi. Ayrıca, en önemli bölgesel ve uluslararası konulardaki son gelişmeleri ve bu konularda yapılan çalışmaları da ele aldılar.