Koronavirüsün vurduğu New York’ta ofisler halen boş

New York’taki ofislerde çalışanların sayısı, salgının görece kontrol altına alınmasına rağmen önemli ölçüde azalmış durumda. (New York Times)
New York’taki ofislerde çalışanların sayısı, salgının görece kontrol altına alınmasına rağmen önemli ölçüde azalmış durumda. (New York Times)
TT

Koronavirüsün vurduğu New York’ta ofisler halen boş

New York’taki ofislerde çalışanların sayısı, salgının görece kontrol altına alınmasına rağmen önemli ölçüde azalmış durumda. (New York Times)
New York’taki ofislerde çalışanların sayısı, salgının görece kontrol altına alınmasına rağmen önemli ölçüde azalmış durumda. (New York Times)

ABD’nin finans merkezi New York’ta yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını gerileme dönemine girdi. Ancak şirketler çalışanlarını yüksek gökdelenlerdeki ofislerdeki iş yerlerine geri dönmeye çağırmakta halen tereddüt ediyor. Bazıları da şehir içinde uzun vadeli düzenlemeler konusunda endişeli.
Son dönemde yapılan anketlere göre New Yorktaki ofis çalışanlarının sadece yüzde 10'undan azı geçen aya kadar ofislerine geri dönerken, büyük şirketlerin dörtte birinden biraz fazlasının ise yıl sonuna kadar çalışanlarını ofiste çalışmaya çağırması bekleniyor. Bu şirketlerden yüzde 54'ü, Temmuz 2021'e kadar ofiste çalışmaya geri döneceğini bildirdi.
New York'ta ofis alanlarını kiralamaya yönelik talepler önemli ölçüde düştü. 2020’nin ilk sekiz ayında imzalanan yeni ofis kiralama sözleşmelerinin sayısı, bir yıl önceki sözleşmelerin neredeyse yarısı kadar. Bu yıl ofis kiralama pazarında 20 yılın en büyük düşüşünün yaşanması bekleniyor. Şirketler kısa vadeli sözleşmeleri tercih etse de çoğu mülk sahibi sözleşmelerin şubat ayına kadar geçerli olmasını kabul ediyor.

Geç toparlanma
Mevcut durum, New York'un finans durumuna ve dünyanın en büyük şirketlerinin genel merkezi olarak konumuna yönelik açık riskler taşıyor. Gayrimenkul alanında hizmet veren Cushman & Wakefield şirketine göre New York şehri metrekare bazıda Londra ve San Francisco'nun toplamından daha fazla ofis alanına sahip. Ofis alanları New York ekonomisinin temelini oluştururken ofis binalarından alınan emlak vergileri şehrin toplam yıllık vergi gelirinin yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor.
Daha endişe verici olan ise toparlanmanın 11 Eylül saldırıları ve 2008 mali krizinin ardından yaşanandan çok daha yavaş olması ihtimali. Bunun en büyük nedeni, mevcut salgının şirketleri gayrimenkul ihtiyaçlarını temelde yeniden düşünmeye sevk etmesi olarak görülüyor.
Hukuk bürosu Greenberg Traurig’in gayrimenkul avukatlarından olan Robert J. Ivanhoe, yeni ofis arayışını erteleyen yaklaşık 20 müşterisi olduğunu aktardı. Ivanhoe açıklamasında şunları söyledi:
"Şu an şirketler yeni bir iş modeli formüle etme konusunda daha dikkatli düşünüyorlar. Örneğin evden çalışacak iş gücünün oranı ne kadar olacak ve ne kadar süre çalışacak? Daha önce hiçbir durum bu kadar alt üst etmemişti.”
Gayrimenkul şirketi Colliers International tarafından sunulan emlak piyasasına ilişkin veriler, bu yıl ocak ayından ağustos ayına kadar imzalanan ofis kiralama sözleşmelerinin toplam 1,3 milyon metrekareyi kapsadığını ve bu oranın geçen yıl ilk sekiz ay boyunca kiralanan alanın yarısından azına karşılık geldiğini gösterdi. Buna karşılık kira sözleşmelerinin kapsadığı alanlar, geçen yılın sonunda 18 yılın en yüksek seviyesine ulaşarak yeni kira sözleşmesi ve mevcut kira sözleşmelerinin yenilenmesinin ardından yaklaşık 3,9 milyon metrekare olarak gerçekleşti.
Gayrimenkul danışmanlığı şirketi Wharton Properties’in CEO'su Ruth Colb Haber konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Ofis alanı kiralama konusunda kullanılan en yaygın kelimeler erteleme, iptal ve gecikme oldu" dedi.
Yemek dağıtımı alanında faaliyet gösteren Freshly firmasının yöneticilerinin mart ayında, 29 kattan oluşan ve Art Deco Mimari yapısıyla öne çıkan 2 Park Avenue'de 50 bin metrekarelik ofis alanı için kira sözleşmesi imzalamak üzere hazırlandıkları biliniyordu. Ancak Freshly'nin kurucusu ve CEO'su Michael Wystrach'a göre koronavirüs salgını New York'ta birkaç ay boyunca kapanmaya yol açınca bu durum şirketi büyüme planlarını ertelemeye zorladı. Şirket bugün halen yeni bir ofis alanı düşünüyor. Ancak Wystrach, yeni bir kira sözleşmesinin mevcut durumda imzalanacağından emin olmadıklarını ifade etti. Wystrach açıklamasında "New York’ta uzun vadeli imkanların olacağına inanıyoruz" dedi.

Boş sokaklar
Diğer yandan Midtown bölgesindeki kaldırımların pazar günleri olduğu gibi hafta içi de neredeyse boş olması dikkat çekti. Bu durum, işine ofislerden devam eden az sayıda çalışan olduğunu gösterdi.
Partnership for New York City tarafından ağustos ayında büyük işverenlerle yapılan bir anket, çalışanların yalnızca yüzde 8'inin ofislerine döndüğünü ortaya koydu. Çoğu işverenin ise çalışanlarını önümüzdeki yaz ofiste çalışmaya çağırması beklenirken, şirketlerin dörtte birinin ofislere dönüş tarihleri hakkında henüz bir karar vermediği kaydedildi.
Bazı yetkililer, emlak alanında çalışanlar ve hatta komedyen Jerry Seinfeld, New York şehrinin her türlü darbeden kurtulma gücünü kanıtlayan uzun bir tarihe sahip olduğunu savunarak New York’a dair övgü dolu açıklamalarda bulundular. Şehrin yakında yeniden hareketleneceğini belirttiler. Ancak duruma kötümser bakanlar da var. New York Hedge Fund yöneticileri de dahil olmak üzere bazı kesimler daha karanlık günlerin geleceği görüşündeler. Ayrıca bu durumun şirketlerin çalışanlarını aşı bulunup dağıtılıncaya kadar ve belki de çok daha uzun bir süre ofislerden uzak durmaya yönlendirmesini bekliyorlar.
New York’un gücünü, ekonomisini ve vergi gelirlerini geri kazanmasını ve bu iki yaklaşımdan hangisinin gerçeğe daha yakın olduğunu iyileşme oranları gösterecek.
Yatırımcılar New York'ta hızlı bir iyileşme beklemiyorlar. Empire State binasının sahibi Empire State Realty Trust ve Grand Central Terminal’in yanındaki yeni devasa One Vanderbilt gökdeleninin sahibi SL Green Realty gibi New York'ta büyük ofis alanlarına sahip şirketlerin hisselerinin bu yıl ciddi bir düşüş yaşaması dikkat çekti.
Hedge Fonu Land & Building'in kurucusu Jonathan Litt, "New York ofis alanı pazarının genel olarak önümüzdeki üç ila beş yıl boyunca sıkıntıda olacağını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. Başkanlığını yaptığı Hedge Fonu mayıs ayında bir rapor yayınlayarak Empire State Realty Trust'ın hisselerinin neden çok değerli olduğuna inandığını aktardı. Ancak sorunun büyük bir kısmının birçok şirketin yeni kira sözleşmeleri imzalamaya isteksiz olmasından kaynaklandığını kaydetti.

Mali ve niteliksel teşvikler
Son yıllarda New York'un en büyük özel kiracısı olan WeWork gibi ortak çalışan firmalar, en büyük ofis alanı kiralamalarını gerçekleşirdiler. Cushman Wakefield’e göre bu tür şirketler geçen yıl Manhattan'da tüm yeni kira sözleşmelerinin yaklaşık yüzde 8'ini ve 2018'de de yüzde 12'sini imzaladılar. Ancak günümüzde ortak çalışma şirketleri zor koşullarla karşı karşıya ve bazılarının mevcut krizden sağ çıkmaması bekleniyor.
Diğer potansiyel kiracılar ise ne yapacaklarından veya mülk sahiplerinin kira oranlarını düşürmelerini beklemeleri gerekip gerekmediğinden emin değiller. Bu şirketler, kira ödemeden kalmayı veya ofis iyileştirmeleri karşılığında nakit gibi teşvikler bekliyorlar. SquareFoot gayrimenkul şirketi başkanı Michael Colacino "Eğer fiyatların düşeceğini düşünüyorsanız, kira değerinde yüzde 15'lik bir indirim ile bir kira sözleşmesi imzalamanın mantığı nedir?" diye sordu.
Bazı şirketler ise uzun yıllar süren geleneksel sözleşmelere bağlı kalmak yerine kısa vadeli kira sürelerini uzatmak için sözleşmeler imzalayarak kira kararlarını bilinçli olarak bu yılın sonuna veya gelecek yıla erteliyorlar. Örneğin geçtiğimiz haftalarda NBC Universal, 1221 Avenue of America'daki ikincil ofisinin kiralama süresini uzatmaya karar verdi. Hukuk bürosu Stroock and Stroock and Lavan da şehrin merkezindeki ofisi için aynısını yaptı. Ancak Colliers International'a göre uzatma kararı yalnızca bir yıl içindi. NBC Universal şirketinin sözcülerinden birine ulaşmaya çalıştık ancak kendisi yorum yapmaktan kaçındı. Stroock and Stroock and Lavan  da aramalarımıza ve e-postalarımıza yanıt vermedi.
Colliers International Şirketi’ne bağlı New York Araştırma Grubu'nun Genel Müdürü Franklin Wallach yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Normal koşullar altında büyük ofis binalarının sahipleri büyük şirketler için bir veya iki yıllık kira yenilenmelerini nadiren kabul ediyorlar. Daha fazla kiralanacak alanın pazara girdiği bir zamanda, yeni kiralama faaliyetlerinde de bir düşüş görülüyor. Sonuç olarak mülk sahibi kiracıyı sahibi olduğu binanın içinde tutmak istiyor."
En büyük endişelerden biri, şirketlerin yakın zamanda istifade etmeyi düşünmedikleri yüz binlerce metrekarelik ofis alanlarını kısa süre içinde düşük meblağlarda kiraya vermeye başlama ihtimali. Ofis kiralamak isteyen şirketler için alt kiralama genellikle piyasa oranlarında önemli bir indirimle daha kısa kiralama süreleri sağlıyor.
Colliers International'a göre Maurice R. Greenberg tarafından yönetilen Starr Insurance Companies  Şirketi, şu an 399 Park Avenue'de kiraladığı 190 bin metrekarelik taşeron sözleşmeyi alt kiraya vermeye çalışıyor. Gayrimenkul hizmetleri sağlayıcısı Savills tarafından hazırlanan bir rapora göre, geçen Nisan ayında 410th Avenue'de 20 bin metrekare için kira sözleşmesi imzalayan First Republic Bank, alt kira sözleşmesi için 14 bin metrekare teklif sundu. Starr Insurance Companies ve First Republic Bank şirketlerinin sözcüsü ise konuya dair yorum yapmaktan kaçındı.
Savills'e göre özellikle ikinci çeyreğin sonunda alt kiralanan alan New York'taki toplam kullanılabilir ofis alanının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. Birçok  gayrimenkul hizmeti sağlayıcısı önümüzdeki aylarda bu oranın artmasını beklediklerini aktardı.
Ancak mülk sahipleri, kiracıların çoğu halen kiralarını ödedikleri için endişe etmediklerini vurguladılar. Aynı zamanda ofis alanı kiralamalarının yıllarca devam ettiğini ve erken sonlandırmanın son derece zor olduğunu belirttiler. New York'taki en büyük kiracılar arasında yer alan büyük finans şirketlerinin çoğu, son durgunluk sırasında yaşadıklarının aksine büyük bir baskı altında değil.
New York'un ofis alanlarının hızla toparlanabileceğinin en olumlu işareti, büyük teknoloji şirketlerinin geniş ofis alanlarını kiralamaya başlaması oldu.
Örneğin Facebook, ağustos ayının başlarında Pennsylvania İstasyonu’nun yanındaki Farley Postanesi’nin tahmini 67 bin metrekare olan mevcut tüm ofis alanını kiraladı. Amazon da mart ayında WeWork'ten Beşinci Cadde'deki eski Lord and Taylor binasını satın aldı.



Çin lideri Şi Cinping neden en üst düzey askeri komutanlarını tasfiye etti?

Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
TT

Çin lideri Şi Cinping neden en üst düzey askeri komutanlarını tasfiye etti?

Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yürüttüğü uzun soluklu tasfiye operasyonun ardından, Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı General Zhang Youxia’nın tutuklanması, Çin’in siyasi ve askerî çevrelerinde büyük bir şok etkisi yarattı. Şarku’l Avsat’ın Fransız Le Monde gazetesinde bugün (Cuma) yayımlanan analizden aktardığına göre bu gelişme, Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) bütünlüğü ve Şi’ye bağlılığı konusunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. Zhang yalnızca üst düzey bir komutan değil, fiilen ülkenin ikinci askerî beyni ve en deneyimli, en nüfuzlu generallerden biri olarak görülüyordu.

Askerî piramidin zirvesinde sarsıntı

Son üç yıl içinde Çin, neredeyse tüm üst düzey askerî liderlerini kaybetti. 2022’de Merkez Askerî Komisyona atanan yedi üyeden bugün yalnızca Şi Cinping ve disiplin işlerinden sorumlu, tasfiyeleri yürüten Zhang Shengmin görevde kaldı. Çin kamuoyu üst düzey yetkililerin görevden alınmasına alışkın olsa da, 24 Ocak’ta duyurulan Zhang Youxia’nın düşüşü, Şi’nin iktidara gelişinden bu yana Çin siyasetindeki en sarsıcı gelişmelerden biri olarak nitelendiriliyor.

dı8o
Zhang Youxia, Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Vietnam’ın başkenti Hanoi’de Savunma Bakanlığı’nda düzenlenen bir toplantıya katılıyor… 24 Ekim 2024 (EPA)

Zhang Youxia, fiilen hem Genelkurmay Başkanı hem de Savunma Bakanı yetkilerini bir arada toplayan bir konumdaydı. Bundan önce de, Ekim 2025’te sekiz üst düzey generalin tutuklanması dikkat çekmişti. Bu zincirleme tasfiyeler, gözlemciler arasında Çin ordusunun üst düzey liderlikten yoksun şekilde ne ölçüde sorunsuz işleyebileceği sorusunu gündeme getirdi.

Savaş tecrübesi ve devrimci soy

Şoku derinleştiren bir diğer unsur ise Zhang’ın Şi Cinping’e yakınlığıydı. Zhang, üst düzey subaylar arasında gerçek savaş tecrübesine sahip az sayıdaki isimden biriydi; 1979’daki kısa Çin-Vietnam savaşına ve sonraki sınır çatışmalarına katılmıştı. Ayrıca “kızıl prensler” olarak bilinen elit gruba mensuptu: Babası, Mao Zedong’un ordusunda komutanlık yapmıştı. Aynı şekilde Şi Cinping’in babası da Çin Komünist Devrimi’nin önde gelen isimlerindendi.

frgtyu7
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 2017 yılında kentin İngiliz yönetiminden devrinin 20. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlik kapsamında Hong Kong’daki birlikleri denetliyor (Reuters)

Eski ABD’li yetkililer, Zhang’ı profesyonel, görece açık fikirli ve özellikle Tayvan dosyasında, ordunun zayıf noktaları ve olası bir askerî çatışmanın maliyeti konusunda Şi’ye gerçekçi tavsiyeler sunabilen bir komutan olarak tanımlıyordu.

İsyan suçlaması mı, siyasi gerekçe mi?

Resmî askerî medya, Zhang Youxia ve tutuklanan Genelkurmay Başkanı Liu Zhenli’yi, “Merkez Askerî Komisyon Başkanının mutlak liderliği ilkesini zayıflatmakla” suçladı. Bu ifade, Şi Cinping’in otoritesine meydan okunduğu imasına işaret ediyor. Resmî başyazılarda ise tutuklamalar, yolsuzluğa karşı uzun soluklu mücadelenin parçası olarak savunuldu ve soruşturma derinleştikçe ortaya çıkanların daha da ağırlaştığı vurgulandı.

Ancak bu söylem şüpheleri gidermek yerine, Şi ile ordu arasındaki en kritik bağın neden hedef alındığına dair belirsizliği artırdı.

Askerî ilerleme ve yapısal sorunlar

Tasfiyeler, Çin’in hipersonik füzelerden hayalet uçaklara ve modern uçak gemilerine kadar askerî kapasitesinde büyük sıçramalar yaptığı bir dönemde gerçekleşiyor. Buna karşın, özellikle Roket Kuvvetleri ve silahlanma programları gibi hassas birimlerde devam eden yolsuzluk skandalları, bu teknik ilerlemeyle keskin bir tezat oluşturuyor. 2023’ten bu yana yürütülen soruşturmalar, derin yapısal sorunları gözler önüne serdi.

fgthyu
Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı Zhang Youxia (solda) ile Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Pekin’de düzenlenen Xiangshan Forumu’na geliyor… 30 Ekim 2023 (AFP)

Zhang Youxia, geçmişte ekipman geliştirmeden sorumlu birimi yönetmişti. Bu alan, yolsuzluk iddialarına en açık sektörlerden biri olarak biliniyor. Bu durum, rütbe satışı ya da savunma ihalelerinin kötü yönetimi gibi ihtimalleri gündeme getirse de şu ana kadar doğrulanmış bilgiler bulunmuyor.

Tayvan dosyası merkezde

Yaşananlara ilişkin yorumlar farklılaşıyor: Bu süreç köklü bir yolsuzlukla mücadele mi, ordu içindeki sadakat çatışması mı, yoksa Tayvan’a yönelik olası bir askerî senaryonun hazırlık takvimi konusunda yaşanan görüş ayrılıklarının sonucu mu? Bazı komutanlar önce zafiyetlerin giderilmesini savunurken, diğerleri 2027’ye kadar belirli bir askerî hazır olma düzeyine ulaşmayı öncelik olarak görüyor.

sdfrgt
Çin Halk Kurtuluş Ordusu askerleri, Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda düzenlenen askerî geçit töreni sırasında… 1 Ekim 2019 (Reuters)

Kesin olan şu ki, 2023’ten bu yana 60’tan fazla üst düzey askerî komutan ve savunma sanayii yetkilisi soruşturma altında. Bu soruşturmalar, Çin’deki güç dengelerini doğrudan etkiliyor. Asıl soru ise şu: Bu tasfiyeler, daha disiplinli ve lidere daha bağlı bir ordu mu yaratacak, yoksa özellikle Tayvan başta olmak üzere Çin’in en hassas stratejik dosyalarında karar alma süreçlerini etkileyecek tehlikeli bir deneyim boşluğuna mı yol açacak?


Witkoff ve Tahran arasında Trump'ın kabul edeceği bir anlaşma için gizli görüşmeler yapılıyor

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AFP)
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AFP)
TT

Witkoff ve Tahran arasında Trump'ın kabul edeceği bir anlaşma için gizli görüşmeler yapılıyor

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AFP)
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AFP)

Emel Şehade

İsrail askeri, güvenlik ve siyasi kurumları ABD saldırısına misilleme olarak olası bir İran saldırısına yönelik hazırlıklarını yoğunlaştırmasına rağmen, Washington ve Tel Aviv arasındaki perde arkası görüşmeler hakkında bilgili güvenlik yetkilileri, askeri bir yaklaşım yerine barışçıl bir yaklaşımın galip geleceğini öngörüyor. Bu öngörünün arkasında, ABD Başkanı Donald Trump ve yakın çevresinin Tahran ile bir anlaşmaya varmak için çabalarını yoğunlaştırdığını gösteren bilgiler var.

 

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un, İran'ın nükleer ve füze programını sınırlandıracak ve Trump'ın kabul edeceği bir anlaşmaya varmak amacıyla İran ile gizli görüşmeler yürüttüğü ortaya çıktı.

Eski askeri istihbarat başkanı Amos Yadlin, ayrıntılara vakıf olduğunu belirterek, “Witkoff, Başkan Trump'ın kabul edebileceği bir anlaşmayı formüle etmeyi başarırsa, İsrail bile bunu reddedemez. Bu, herkesin İran ile daha önceki savaşlardan daha tehlikeli ve şiddetli olduğunu kabul ettiği ve çok cepheli bir savaşa dönüşebilecek bir savaşı önleyecektir” dedi.

Yadlin'e göre, Trump henüz nihai kararını vermedi ve ciddi bir baskı altında, ancak askeri saldırı gerçekleştirmeden işi bitirmeye çalışıyor. Witkoff’un ABD için de potansiyel olarak tehlikeli sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle askeri saldırı düzenlemeye karşı çıkmasının ardından, kendisini İran ile müzakereleri yönetmekle görevlendirdi.

Washington'un izlediği siyasi yol hakkında ise Yadlin şunu söyledi: “Amerikan yönetimi Witkoff'un iyi bir anlaşmaya varmasını bekliyor, ancak onun için iyi bir anlaşma ne anlama geliyor? Basitçe, İran'ın uranyum zenginleştirmeyi durdurması, halihazırda elinde bulunan zenginleştirilmiş uranyumun yurt dışına çıkarılması ve sıkı bir şekilde denetlenmesi, ayrıca İran'a elinde bulunduracağı füzelerin sayısı, türü ve menzili konusunda kısıtlamalar getirilmesidir. Buna İran'ın bölgedeki vekil unsurlarına verdiği desteği durdurması da eklenmelidir.”

“Witkoff'un tüm bu şartları garanti etmesi kolay olmayacak, çünkü bunlar pratikte İran için bir yenilgi anlamına geliyor. Ancak Amerikan Özel Temsilcisi böyle bir anlaşmaya varırsa, İsrail bile buna karşı çıkamayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Yadlin, “Washington'un Tahran'a saldırmadan dayattığı başka bir yol daha var, o da kuşatma. Bu, Venezuela'da rejime ekonomik baskı uygulayarak daha önce başarılı olduğunu kanıtlamış bir yol. İran’a karşı da bu yolu kullanmak için zamanı var. Büyük güçler iki veya üç günde savaşa girmez; bu zaman alır” dedi.

Bu bağlamda, Washington ve Tel Aviv'den gelen devam eden ve artan tehditler ve bölgeye daha fazla gemi, deniz aracı ve Amerikan kuvvetinin konuşlandırılması göz önüne alındığında, Yadlin, bunların “diğer yolların başarısız olması durumuna karşı hazırlık olduğunu ve bu durumda ABD'nin askeri seçeneği uygulamaya hazır olacağını” belirtti.

Genişleyen varlık

Yadlin'in özetlediği durum, güvenlik ve askeri kaynaklar tarafından da öngörülüyor. İsrail askeri değerlendirmelerine göre ABD, İran'ın müzakerelerde öne sürdüğü koşulları kabul etmesinin zor olacağı ve bunun da bir çatışma olasılığını artırdığı beklentisiyle, bir saldırıya hazırlık olarak Ortadoğu'daki askeri varlığını önemli ölçüde genişletmeye yöneldi.

Ordunun bir raporuna göre ABD, askeri seçeneğe hazırlık olarak Ortadoğu'daki askeri varlığını genişletmeye devam ediyor. Raporda şuna da işaret edildi: “ABD ordusunun bölgede gerçekleştirdiği kapsamlı hava tatbikatları, herhangi bir anlaşmanın şartlarının İran için kabul edilemez olacağı göz önüne alındığında, bir saldırı olasılığının yüksek olduğunu teyit ediyor.” İsrailli bir yetkiliye göre bu şartlar, İran'ın şu anda sahip olduğu ve ne olursa olsun herhangi bir anlaşma ile vazgeçmeyi kabul etmeyeceği çeşitli kabiliyetlerini zayıflatacaktır.

İran ve Şii ekseni dosyası konusunda uzman araştırmacı Danny Citrinowicz ise İran'ın ABD askeri saldırısına maruz kalması veya İsrail'in İran'a karşı proaktif bir saldırı düzenlemeye karar vermesi durumunda kullanılabileceği kabiliyetleri göz önüne alındığında, İran ile ilişkilerde rehavete kapılmama uyarısında bulundu.

Citrinowicz, medyaya yaptığı açıklamalarda, “Sürekli olarak kendisine yönelik herhangi bir saldırıya karşı uyarıda bulunan İran, kabiliyetlerini ve güçlerini ciddi şekilde kullanabilir ve İsrail'e doğrudan bir saldırı başlatmaktan çekinmeyecektir; bu da daha sonra bizi tam ölçekli bir savaşa sürükleyebilir” dedi.

Citrinowicz, İsrailli karar alıcılara, İran Dini Lideri'nin siyasi danışmanı Ali Şemhani'nin açıklamalarını ciddiye alma çağrısında bulundu ve “İran'ın karar alma sürecindeki en etkili isimlerden biri olan Şemhani, Haziran 2025'teki son İsrail saldırısında neredeyse suikasta kurban gidiyordu. Daha önce Savunma Bakanı ve Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı gibi önemli görevlerde bulundu ve söyledikleri kişisel bir görüş değil” ifadelerini kullandı.

İran'ın, herhangi bir saldırının amacının rejimi devirmek olduğundan emin olması durumunda kullanabileceği en tehlikeli kabiliyetleri hakkındaki tahminlerine için ise Citrinowicz: “12 günlük savaşta kullanmadığı önemli sayıda kabiliyeti kullanabilir; elbette İsrail'e saldırmak da buna dahil. İsrail'de, bir Amerikan saldırısı gerçekleştiği anda, bizim de müdahil olma olasılığımızın önemli ölçüde arttığını hesaba katmalıyız. Doğru, İranlılar savaş istemiyorlar, ancak Trump'ın diktelerini de kabul etmeyecekler” diye konuştu.

Belirsizlik kasıtlı bir politika

İsrail'in yürüttüğü güvenlik araştırmaları, ABD Başkanı’nın eylemlerini saran belirsizliğin ardındaki nedeni de araştırıyor. Zira İsrailli yetkililere göre, Tel Aviv ile temas halinde olan üst düzey ABD’li yetkililer bile ayrıntıları bilmiyor.

Daha önce Askeri İstihbarat Biriminde önemli görevlerde bulunmuş olan Emekli Albay Amir Yagur, Trump'ın ne düşündüğünü kimse gerçekten bilmediği için İsrail'in günlük gündemine egemen olan -saldırının olup olmayacağı ne zaman ve ne türde olacağı konusundaki- tartışmanın gereksiz olduğuna inanıyor. Yagur: “Yoğun kamuoyu ilgisi, bizatihi Amerikan stratejisinin bir parçası olabilir. Washington, bunun medyanın odak noktası olacağının farkında ve istediği belirsizliği yaratmak için bunu oluşturmakla ilgileniyor” dedi.

Yagur, İsrail'in gerçekten bilmesi gerekenlere ve şimdiden çıkarılabilecek sonuçlara odaklanması gerektiğini düşünüyor. İran Devrim Muhafızları unsurlarına yönelik doğrudan baskıyı artırmak için adımlar atılmasının, özellikle de Devrim Muhafızları’nın terör örgütü olarak ilan edilmesinin gerekliliğini vurguluyor.

Yagur'un bu vurgusu, Devrim Muhafızları unsurlarının kendisinden ayrılmaya başlamasının hayati önem taşıdığına dair inancından kaynaklanıyor; çünkü bu, rejimi devirme çabalarını güçlendirecek bir zayıflık yaratacaktır. Öte yandan, Devrim Muhafızları unsurlarının İran'da kendilerine yönelik herhangi bir saldırı veya eylemden korkabileceklerini ve rejimin devrilmesi durumunda kendilerine sığınacak bir ülke arayabileceklerini de düşünüyor. Ona göre Devrim Muhafızları'nın terör örgütü olarak ilan edilmesi adımının başarılı olması, onları rejimin hayatta kalması ile kendi hayatları arasında seçim yapmaya zorlayacaktır.

Savunma amaçlı hava tatbikatı ve merkezdeki deniz kuvvetleri

Değerlendirilen çeşitli senaryolar arasında, ABD güçlerinin konuşlandırılması, askeri teçhizatın desteklenmesi ve ABD ordusunun yürüttüğü tatbikatların ardından İran'a saldırı seçeneği baskın olmaya devam ediyor. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre İsrail'de askeri hazırlıklar en üst düzeyde ve iç cephe, sakinleri korumak için eğitim ve hazırlıklara devam ediyor.

İki ordunun komutanlıkları arasındaki istişareler hakkında bilgili bir askeri yetkili, ABD hava tatbikatının savunma amaçlı bir tatbikat olduğunu belirtti. Tatbikatın, ABD güçlerini, ABD ve Ortadoğu'daki müttefiklerine (İsrail dahil) ait stratejik hedeflere yönelik İran saldırılarına hızlı olarak yanıt verecek şekilde eğitmeyi amaçladığını söyledi.

Masada iki senaryo gündemde; birincisi, ABD saldırı planını engelleyecek ve bozacak sürpriz bir proaktif İran saldırısı, ikincisi ise, ABD saldırısından sonra İran'ın misilleme saldırılarıyla başa çıkmak ki, ABD ordusu bununla ilgili eğitimlerini yoğunlaştırdı.

Buna karşılık, ABD ordusu İran ile bir deniz savaşını yönetmeye de hazırlanıyor. İran'ın hedeflerinin de deniz yönüne odaklanacağı ve bu kapsamda Hürmüz Boğazı'nı deniz mayınları, küçük, hızlı, silahlı bot sürüleri, silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve gemisavar füzeler kullanarak kapatacağı tahmin ediliyor. Bir İsrail raporuna göre bu tür hedefler Ortadoğu'dan Asya ve Avrupa'ya giden petrol ve doğalgaz arzının önemli bir bölümünü felç edecek ve Amerikan saldırısına katılmayan ülkelere de ciddi zararlar verecektir.

Öte yandan, İsrail'de ABD'nin İran içinden doğru ve güvenilir istihbarat toplama konusunda zorluklarla karşılaştığı da açıklandı. İsrail kaynakları, İsrail Askeri İstihbarat Başkanı Shlomi Binder'in, İran ile ilgili olarak Amerikan yönetiminin talep ettiği özel istihbarat hakkında bilgi vermek üzere Pentagon, CIA ve Beyaz Saray'daki üst düzey yetkililerle görüşmeler yaptığını doğruladı.


Citi, ABD ve İsrail'in İran'a karşı sınırlı bir eylemde bulunacağını öngörüyor

İran Devrim Muhafızları mensupları askeri geçit töreninde, (AFP)
İran Devrim Muhafızları mensupları askeri geçit töreninde, (AFP)
TT

Citi, ABD ve İsrail'in İran'a karşı sınırlı bir eylemde bulunacağını öngörüyor

İran Devrim Muhafızları mensupları askeri geçit töreninde, (AFP)
İran Devrim Muhafızları mensupları askeri geçit töreninde, (AFP)

Citibank bir notunda, ABD ve İsrail'in yakın vadede İran'a karşı sınırlı önlemler almasını ve bu önlemlerin, gerilimi tırmandırmaktan kaçınmayı amaçladığını, ayrıca bu önlemlerin Tahran'ı nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varmaya zorlamayı hedeflediğini belirtti.

Bankanın dün yayınladığı notta, küçük ölçekli eylemlerin muhtemelen sınırlı ABD askeri saldırılarını ve petrol tankerlerinin ele geçirilmesini içereceği, bunun da özellikle İran'ın hayati bir su yolu olan Hürmüz Boğazı'nı kapatabileceği endişeleri nedeniyle petrol piyasalarındaki risk primini yükselteceği belirtildi. ABD'nin OPEC'in en büyük ham petrol üreticilerinden biri olan İran'a saldırması durumunda küresel arzda yaşanabilecek olası aksamalara ilişkin artan endişeler arasında petrol fiyatları dün yüzde 3 artarak beş ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (EPA)İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (EPA)

Çeşitli kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la başa çıkmak için güvenlik güçlerine ve liderlere yönelik hedefli saldırılar da dahil olmak üzere farklı seçenekleri değerlendirdiğini, ancak İsrail ve Arap yetkililerinin hava saldırılarının tek başına ülkenin yöneticilerini deviremeyeceğini söylediğini belirtti.

Banka, %70 olasılıkla gerçekleşeceğini düşündüğü sınırlı müdahale senaryosunun, "ABD'nin iç politika mülahazaları, Başkan Trump'ın savaştan kaçınma tercihi ve İran içindeki baskıların devam etmesinin bir anlaşmayla sonuçlanabilecek değişikliklere yol açabileceği olasılığı" nedeniyle "yükselen enerji fiyatlarına karşı duyarlılığını" yansıttığını ifade etti.

Citigroup, İran'ın büyük bir karşılık vermesini ihtimal dışı bırakıyor, "çünkü İran da zor durumdaki ekonomisi ve iç karışıklığı göz önüne alındığında savaş istemiyor." Banka, İran içinde sınırlı ancak tırmanacak bir çatışma ve siyasi istikrarsızlık olasılığını %30 olarak öngörüyor; bu durum petrol üretimi ve ihracatında aralıklı aksamalara neden olabilir. Şarku’l Avsat’ın bankanın notundan aktardığına göre ABD ve İsrail ile yaşanan gerilimler nedeniyle bölgesel arzda önemli kayıplar yaşanma olasılığını %10 olarak değerlendiriyor.

Citi, temel senaryosunda ABD ve İran arasında 2026 yılında bir anlaşmaya varılacağını ve gerilimlerin azalacağını öngörüyor. Bu durum, İran'la ilgili jeopolitik risk primini (şu anda varil başına 7 ila 10 dolar arasında) düşürerek Brent petrolün 70 dolara yaklaşmasını sağlayacak. Brent petrol vadeli işlemleri dün varil başına 70,71 dolarda kapandı.