Suudi Arabistan yurt dışı kısıtlamalarını yılbaşında kaldıracak

Riyad yönetimi, Umre ziyaretinin aşamalı olarak tekrar başlatmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Suudi Arabistan geçen haziran ayı başlarında iç hat uçuşlarının tekrar başlamasına izin verdi
Suudi Arabistan geçen haziran ayı başlarında iç hat uçuşlarının tekrar başlamasına izin verdi
TT

Suudi Arabistan yurt dışı kısıtlamalarını yılbaşında kaldıracak

Suudi Arabistan geçen haziran ayı başlarında iç hat uçuşlarının tekrar başlamasına izin verdi
Suudi Arabistan geçen haziran ayı başlarında iç hat uçuşlarının tekrar başlamasına izin verdi

Suudi Arabistan hükümeti dün 2021 yılının başından itibaren tüm hava, kara ve deniz sınır kapılarının vatandaşlarına açılmasına ve ülkeye giriş-çıkış yapmalarına izin verilmesine karar verirken yarından itibaren değişim öğrencileri de dahil olmak üzere karardan muaf olan grupların seyahat etmesine izin verdiğini duyurdu. Suudi Arabistan, salgının gidişatına göre, umre ziyaretinin kademeli olarak başlatılmasına yönelik bir plan hazırlayacak.
Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı’nda görevli bir kaynak dün yaptığı açıklamada ülkeye giriş-çıkış yapmak isteyen vatandaşlara getirilen kısıtlamaların tamamen kaldırılması için bir karar çıkarıldığı bilgisini paylaştı. Söz konusu karar kapsamında 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından önce izlenen prosedürlere uygun olarak nakil araçlarının geçişi için tüm kara, deniz ve hava sınır kapılarının açılmasına izin verildi.
İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre seyahatlerin askıya alınma kararının iptal edilip izin verilmesine ilişkin kesin tarih 1 Ocak 2021 tarihinden 30 gün önce ilan edilecek ve Sağlık Bakanlığı söz konusu tarihte gerektiği halde yolcular ve araçlar için seyahat esnasında, havalimanlarının, limanların ve istasyonların salonlarında koruyucu sağlık önlemleri alınmasına yönelik talepte bulunabilir.
Söz konusu açıklamaya göre salgın ile ilgili gelişmeler göz önünde bulundurularak daha sonra bağımsız olarak alınacak bir karara göre umre ziyaretinin kademeli olarak başlatılmasına yönelik bir plan açıklanacak.
Kaynak bu kararın Kovid-19 salgını ile mücadeledeki son gelişmelere ilişkin ilgili birimler tarafından sunulanlardan, halihazırda ikinci dalga ile karşı karşıya olan bazı ülkelerde salgının yayılma oranının yükselmeye devam etmesinden ve 2020 yılının bitiminden önce herkesi kapsayacak şekilde bu hastalıktan koruyacak etkili ve güvenilir bir aşı geliştirilememe ihtimalinden hareketle geldiğini ifade etti.
Karar metnine göre “Vatandaşların güvenliğini ve sağlığını koruma isteği, çoğu ülkenin sağlık sistemi salgın yüzünden baskı altında kaldığı için vatandaşların yurtdışındayken gerekli tıbbi bakımı alma konusunda zorluklar yaşamaması ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık ve tıbbi ekiplerin şu anda çeşitli hastane ve tıp merkezlerinde odaklanması gerektiği göz önünde bulundurularak bakanlığın salgın ile mücadelede gösterdiği çabaların bütünlüğünü bozmadan çok sayıda sağlık personelinin kara, deniz ve hava sınır kapılarına nakledilmesine” karar verildi. Salgın ile ilişkili sağlık riskleri ortadan kalkıp, Kovid-19’a karşı etkili bir aşı bulunana dek önümüzdeki aylarda durumun değerlendirilmesine fırsat verilecek şekilde Krallığın uluslararası gidiş-dönüş seferlerini askıya alma kararını iptal edilmesinin ve sınır kapılarının kademeli olarak açılmasının önemine vurgu yapıldı.
İçişleri Bakanlığı, 15 Eylül Salı günü saat 06.00 itibariyle belirli şartlara ve kurallara göre vatandaşlardan bazılarının ülkeden ayrılmasına ve dönmesine müsaade edileceğini duyurdu. Bu istisnanın içerisinde yer alan gruplar şu şekilde: Resmi görevlerden sorumlu kamu görevlileri, diplomatik işlerde çalışan kişiler, yurt dışındaki kamu, özel veya kar amacı gütmeyen kuruluşlarda daimi görevlerde çalışan kişiler, şirketlerde veya ticari kuruluşlarda işleri nedeniyle seyahat etmesi gereken iş insanları, ihracat, pazarlama ve satış müdürleri ve işleri gereği müşterilerini ziyaret etmesi gereken kişiler.
Aynı şekilde bu istisna grupların içerisinde başta kanser ve organ nakli bekleyen hastalar olmak üzere sağlık raporuna dayanarak tedavi almak üzere yurtdışına gitmesi gereken hastalar, burs kazanmış değişim öğrencileri, kendi masraflarını karşılayan öğrenciler, tıp bursu programlarındaki stajyerler, ailesi Suudi Arabistan’ın dışında ikamet eden ve ailesi ile bir araya gelmek isteyen kadın/erkek vatandaşların yanı sıra yurtdışında karısını, kocasını, ebeveynlerinden birini, ya da çocuklarından birini kaybeden kişiler başta olmak üzere insani durumları olan kişiler, Krallık dışında ikamet eden ve bunu kanıtlayacak belgelere sahip olan kişiler ve refakatçileri, oyuncular ile teknik ve idari personelin üyeleri de dahil olmak üzere bölgesel ve uluslararası spor etkinliklerine katılanlar da yer alıyor.
Suudi Arabistan tarafından yayınlanan maddelerin içerisinde ülkeye giriş çıkış yapmasına izin verilenler arasında Körfez İşbirliği Teşkilatı (KİK) vatandaşları ve çıkış, giriş, çalışma, ikamet ya da ziyaret vizesi olan yabancı uyruklu kişiler de bulunuyor. KİK vatandaşlarının ve yabancı uyruklu kişilerin ülke genelinde Kovid-19 salgınının yayılmasını önlemek için gerekli önlemleri alan ilgili komitenin belirlediği sağlık önlemlerine ve kurallarına göre ülkeye giriş yapması gerekiyor. Kurallara göre yalnızca yurtdışında güvenilir bir birim tarafından yapılan yeni bir tahlile dayanarak Kovid-19 hastası olmadığı kanıtlanan kişilerin ülkeye giriş yapmasına izin verilecek. Sınır kapısına gelen kişinin tahlil yaptırdığı tarihin üzerinden 48 saat geçmemiş olması gerekiyor.
Suudi Arabistan’ın açıklaması ışığında yetkili kaynak, Krallığa gelip giden uluslararası uçuşların askıya alınma kararının kısmen kaldırılacağını, kara, deniz ve hava sınır kapılarının açılacağını, vatandaşlar arasından istisna tutulan grupların ve diğerlerinin Krallığa giriş-çıkış yapmalarına izin verileceğini söyledi.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.