Rusya'nın, Sputnik V aşısına bilim adamları şüpheyle bakıyor

Aşının testleri Rusya Savunma Bakanlığı ve N.F. Gamaley Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Araştırma Merkezi tarafından yapıldı (Arşiv-Reuters)
Aşının testleri Rusya Savunma Bakanlığı ve N.F. Gamaley Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Araştırma Merkezi tarafından yapıldı (Arşiv-Reuters)
TT

Rusya'nın, Sputnik V aşısına bilim adamları şüpheyle bakıyor

Aşının testleri Rusya Savunma Bakanlığı ve N.F. Gamaley Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Araştırma Merkezi tarafından yapıldı (Arşiv-Reuters)
Aşının testleri Rusya Savunma Bakanlığı ve N.F. Gamaley Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Araştırma Merkezi tarafından yapıldı (Arşiv-Reuters)

Uzmanlar, İngiltere’nin aşı geliştirme çalışmalarına gösterdiği özene övgüde bulunurken 26 bilim adamı, Rusya'nın elde ettiği sonuçlara şüpheyle bakıyor
Oxford Üniversitesi ve ilaç şirketi AstraZeneca'nın ortak olarak geliştirdikleri aşının test edildiği deneklerden birinde ‘açıklanamayan bir hastalığın’ ortaya çıkmasının ardından üçüncü aşama klinik testlerin durdurulduğu duyurmasından günler sonra geçtiğimiz Cumartesi günü ‘aşı ile bu hastalık arasında bir ilişki olmadığının’ tespit edilmesinden sonra, İngiltere'deki aşı testleri yeniden başladı. Uzmanlara göre bu durum, ‘aşı yarışında Oxford'un desteklenmesinin yanı sıra aşının Rusya tarafından geliştirilen ve kullanıma sunulan muadilinin yoksun olduğu güveni kazanmasını’ sağladı.
Dünya genelinde yaşanan koronavirüse karşı aşı geliştirme yarışında, çoğunluğu henüz klinik denemelere başlamamış 170'den fazla araştırma ekibi bulunuyor. Şuana kadar sadece dokuz ekip, denemelerin üçüncü (son) aşamasına ulaştı. Eğer bu aşama aşılırsa, aşı insanlar arasında yayın olarak kullanıma uygun hale geliyor. Bu yarışta, Oxford Üniversitesi’nin geliştirdiği aşı, dtestlerin üçüncü aşamasına erken girerek başı çekerken, Rusya'nın, ‘Sputnik V’ adlı aşısını, klinik denemelerin üçüncü aşamasına geçmeden onayladığını açıklaması dünyayı şaşkına çevirdi.
Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen aşıyı üreten AstraZeneca ilaç şirketinin geçtiğimiz Salı günü, ‘bağımsız bir komisyon, güvenlik verilerini gözden geçirinceye kadar’ üçüncü aşama klinik testlerin askıya alındığını duyurmuştu. Ancak şirket, geçtiğimiz Cuma günü testlerin yeniden başladığını açıkladı. Rusya’nın geliştirdiği aşının birinci ve ikinci aşama klinik çalışmalarının sonuçlarının ‘The Lancet’ tıp dergisinde yayımlanmasının ardından tüm koronavirüs aşı projelerinin aynı derecede şeffaflığa sahip olması ve siyasetin bilimin dışında tutulması gerektiği vurgulandı.
Çoğu İtalya’daki üniversitelerden olmak üzere 26 bilim insanı, geçtiğimiz Cuma günü The Lancet dergisi tarafından yayımlanan Rusya’nın geliştirdiği aşının henüz erken aşamadaki test sonuçlarının güvenilirliğini sorgulayan açık bir mektup yazdılar.
Bilim insanları, ünlü tıp dergisine gönderdikleri mektupta şu ifadelere yer verdiler:
“Birinci ve ikinci aşama testlerde elde edilen sonuçlar, pek çok katılımcının aynı antikor düzeylerini rapor ettiğini gösteriyor ki bu pek olası bir durum değil.”
Ancak aşıyı geliştiren Gamaleya Enstitüsü bu eleştiriyi reddederken ve enstitü müdür yardımcısı Denis Lugunov yaptığı açıklamada, "Yayınlanan sonuçlar doğru ve doğrudur ve (The Lancet) 'de 5 hakem tarafından incelendi. Gamaleya Enstitüsü Müdür Yardımcısı Denis Logunov yaptığı açıklamada, “Yayınlanan sonuçlar, kesin ve doğrudur. Sonuçlar, The Lancet'de 5 eleştirmen tarafından incelendi. Klinik deneylerde elde edilen sonuçları sunduk. Sonuçların özellikle İtalyan uzmanları tatmin etmesi germiyor” ifadelerini kullandı.
İtalyan uzmanlar, eleştirilerinde haksızlık yapıyor olsalar bile, üçüncü aşama klinik denemelerin sonuçları elde edilmeden aşının diğer aşamalardaki sonuçlarının yayınlanması daha önce benzerine rastlanılmamış bir durumdur. Özellikle de AstraZeneca şirketinin adımı, üçüncü aşama denemelerin önemini ortaya koyarken bu aşamayı es geçerek elde edilen verilerin yayımlanması şüpheli bir durum olmaya devam ediyor.
ABD’nin Birmingham şehrinde bulunan Alabama Üniversitesi Patoloji ve Laboratuvar Tıbbı Bölümü Başkanı Dr. George Netto, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bilimsel gerekliliklere bağlı kalmanın ve hız için bundan ödün vermemenin önemini gösterdikleri için AstraZeneca ilaç şirketi ve Oxford Üniversitesi'ne saygı ve takdirlerini bildirdi.
Koronavirüs aşıları üzerinde çalışan çok sayıdaki araştırma ekibi, salgın zamanlarında aşı üretim sürecini hızlandırmak için birinci ve ikinci aşama testlerini birleştirmek gibi kabul edilebilir adımlar atmıştır. Tıpkı Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen aşıda veya Almanya merkezli Biontech ilaç şirketi ile ABD merkezli Pfizer ilaç şirketinin aşı geliştirme çalışmalarında ikinci ve üçüncü aşamaları birleştirmesi gibi. Ancak Dr. Netto’ya göre bu aşamalardan herhangi birinin göz ardı edilmesi, ‘kabul edilemez’.
Aşı testlerinde ilk aşama, aşının güvenilirliğine yöneliktir. İkinci aşamada, bağışıklık sisteminin verdiği tepki ölçülür. Üçüncü aşamada ise aşı en fazla sayıda gönüllü üzerinde denenir. Bu aşamada, aşının ne kadar koruma sağladığı incelenirken önceki iki aşama da gözden geçirilir.
Dr. Netto değerlendirmesinde şunları söyledi:
“AstraZeneca şirketi, gönüllülerden birinde görülen hastalığın aşı ile ilgili olmadığının doğrulanması ve bu doğrulamanın bilimsel olarak kabul edilmesi için üçüncü aşama testlerini durdurdu. Bu tür vakaları bulmak için üçüncü aşama deneylerine çok sayıda gönüllünün katılmasının önemini bir kez daha görüldü. Ancak Rusya’nın geliştirdiği aşıda bu aşama göz ardı edildi.”
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) eski çalışanı olan Mısırlı virüs uzmanı Dr. Eşref el-Feki ise Dr. Netto gibi AstraZeneca şirketinin attığı adıma övgüde bulunarak “AstraZeneca'nın yaptığı, herhangi bir aşının üretimi için tüm güvenlik prosedürlerinin dikkate alınmasıdır” dedi.
Dr. Feki şöyle devam etti:
“Güvenlik önlemleri, yüksek ateş gibi gönüllüde beklenmedik yan etkiler ortaya çıktığında testlerin  askıya alınmasını şart koşar. Bu, hastalığın aşıdan mı yoksa başka bir sebepten mi kaynaklandığını belirlemek içindir. Ortaya çıkan bu durumun nedeninin doğrulanmasının ardından testlere kaldığı yerden veya eğer gerekliyse aşı uygulama protokolünde bir değişiklik yapıldıktan sonra devam edilebilir.”
Edward Jenner Aşı Araştırmaları Enstitüsü’nde immünoloji ve aşı alanında doktora sonrası araştırma görevlisi ve Oxford Üniversitesi’ndeki aşı geliştirme çalışmalarında yardımcı araştırmacı olan Dr. Ahmed Selman Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Testlerin askıya alındığının duyurulması, yeni gönüllülerin klinik çalışmalara katılmaya davet edilmemesi ve klinik çalışmalarda on binlerce gönüllüden yalnızca bir kişide görülen bir takım semptomların nedeni ortaya çıkıncaya kadar aşının insanlara enjekte edilmemesi anlamına geliyordu” şeklinde konuştu.
Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen aşının üçüncü aşama testleri, İngiltere, ABD, Brezilya, Güney Afrika, Hindistan ve diğer ülkelerden yaklaşık elli bin gönüllüyü kapsarken bugüne kadar bu gönüllülerin yarısından fazlasının katıldığı testlerde aşı başarılı sonuçlar verdi.
Dr. Selman, “Herhangi bir gönüllünün hastaneye kaldırılmasını gerektiren semptomların ortaya çıkmasının ardından denemeleri durdurmak rutin bir prosedürdür. Bu çalışmanın sonu veya aşının başarısız olduğu anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.
Aşının geliştirilmesinde yer alan araştırmacı, gönüllülerden birinin rahatsızlandığının duyurulmasının, bilimsel prosedürlere olan bağlılığı açısından Oxford Üniversitesi’nin geliştirdiği aşının güvenilirliğini desteklediğini düşünüyor.
Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü (WHO), aşı geliştirme yarışında bazılarının, hız için güvenlik ve güvenilirlikten ödün vermesinden duyduğu endişeyi dile getirdi. WHO Sözcüsü Dr. Margaret Harris, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “WHO, bu aceleci tutumla Kovid-19’a karşı geliştirilen bir aşıyı, güvenli ve etkili olduğu kanıtlanıncaya kadar asla onaylamayacaktır” dedi.
WHO, dünya çapında koronavirüse karşı geliştirilen aşılarda hızlı, adil ve eşit erişim sağlamak için 75 ülkeden oluşan küresel bir koalisyona liderlik ediyor. Dr. Harris'in açıklaması, güvenlik ve etkinlik önlemlerine uymayan herhangi bir aşının, söz konusu koalisyon aracılığıyla dağıtılmayacağı anlamına geliyor.



Yapay zeka, savaş simülasyonlarında nükleer silahlara başvuruyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Yapay zeka, savaş simülasyonlarında nükleer silahlara başvuruyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir araştırmaya göre, ChatGPT ve diğer önde gelen yapay zeka modellerinin, savaş oyunlarında birbirlerine karşı yarıştırıldıklarında nükleer silah kullanma olasılıkları insanlardan çok daha yüksek.

King's College London'dan Strateji Profesörü Kenneth Payne liderliğindeki araştırmaya göre, Google, OpenAI ve Anthropic'in yapay zeka modelleri, nükleer silahlı güçlerin başına getirildiklerinde simülasyonların yüzde 95'inde nükleer gerilimi tırmandırmaya başvurdu.

Bulgular, Anthropic'le ABD Savaş Bakanlığı arasında askeri alanda yapay zeka kullanımı konusunda tartışma yaşanırken geldi.

Anthropic CEO'su Dario Amodei, şirketinin Pentagon'un iç gözetim ve tamamen otonom silahlar için güvenlik önlemlerini kaldırma talebini reddettiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump ise ABD merkezli bu girişimin "solcu manyaklar" tarafından yönetildiğini ve ulusal güvenliği riske attığını söyleyerek karşılık verdi.

Savaş Bakanı Pete Hegseth, Anthropic'in daha önce yabancı hasımlar için kullanılan bir terim olan "tedarik zinciri riski" diye nitelendirilmesini istedi.

Son çalışma, yapay zeka modellerinin insanlar gibi "nükleer tabu"ya sahip olmadığını ve bunu çatışma zamanlarında gerginliği mantıklı bir şekilde artırma biçimi olarak gördüğünü ortaya koydu.

Profesör Payne, yapay zekanın "nükleer silahları ahlaki eşikler değil, meşru stratejik seçenekler olarak ele aldığını ve nükleer kullanımı genellikle tamamen araçsal terimlerle tartıştığını" belirtti.

Öncü modellerin insanın stratejik mantığını nasıl taklit edip etmediğini anlamak, yapay zekanın stratejik sonuçları giderek daha fazla şekillendirdiği bir dünya için temel bir hazırlık.

Simülasyonlarda Anthropic'in Claude modeli, oyunların yüzde 64'ünde nükleer saldırıya başvurdu. Bu da onu simülasyonlarda nükleer saldırıyı en sık öneren model haline getirdi.

Anthropic anlaşmazlığının ardından Savaş Bakanlığı'yla yakın zamanda anlaşma imzalayan OpenAI tarafından geliştirilen modeller, belirli bir son tarihle karşılaştıklarında sürekli nükleer tehdide başvurdu.

Google'ın Gemini modeliyse sadece 4 komuttan sonra sivillere karşı topyekün nükleer savaş tehdidinde bulundu.

Gemini savaş oyunlarından birinde, "Eğer tüm operasyonlarını derhal durdurmazlarsa... Yerleşim merkezlerine karşı tam stratejik nükleer saldırı düzenleyeceğiz" diye yazdı.

İşlevsiz kalacağımız bir geleceği kabul etmeyeceğiz; ya birlikte kazanırız ya da birlikte yok oluruz.

Yapay zeka modelleri kullanılarak nükleer gerilimi tırmandırma riskinin insanlara kıyasla daha yüksek olmasına rağmen, tehditler daha çok topyekün nükleer savaştan ziyade karşı tarafın da gerilimi tırmandırmasına yol açtı.

"Frontier models exhibit sophisticated reasoning in simulated nuclear crises" (Öncü modeller simüle edilmiş nükleer krizlerde gelişmiş akıl yürütme sergiliyor) başlıklı çalışma henüz hakem değerlendirmesinden geçmedi.

The Independent, çalışma hakkında yorum almak için Anthropic, Google ve OpenAI'la iletişime geçti.

Independent Türkçe


Pixar'ın son filminden büyük başarı

Pixar'ın son filminden büyük başarı
TT

Pixar'ın son filminden büyük başarı

Pixar'ın son filminden büyük başarı

Pixar'ın son filmi Hoplayanlar (Hoppers), eleştirmenlerden övgü dolu yorumlar alıyor.

6 Mart'ta sinemalarda gösterime girecek animasyon, 19 yaşındaki çevreci Mabel'ın bir kunduzun zihnine "hoplamasını" ve bir kunduz kolonisinin yaşam alanlarını kurtarmasına yardım etme girişimini konu alıyor. Bu konu, filmin Avatar'a benzetilmesine yol açtı.

Piper Curda, Bobby Moynihan, Dave Franco, Jon Hamm ve Meryl Streep gibi seslendirme sanatçılarının yer aldığı film, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da yüzde 97'yle neredeyse mükemmel bir puan aldı.

Bu puan, daha fazla eleştiri geldikçe dalgalanabilir fakat şu anda 2017'deki Coco'dan bu yana neredeyse 10 yıldır bir Pixar filminin en yüksek skoru.

İlk iki Oyuncak Hikayesi (Toy Story) filmi sitede yüzde 100 puan alırken, Oyuncak Hikayesi 3, Kayıp Balık Nemo (Finding Nemo), Ters Yüz (Inside Out) ve Yukarı Bak'ın (Up) tamamı yüzde 98 puanda.

Bu, 2026'da vizyona girecek iki Pixar filminden ilki; ardından haziranda Oyuncak Hikayesi 5 gelecek. Animasyon stüdyosu son yıllarda, Luka (Luca), Elemental: Doğanın Güçleri (Elemental) ve Elio gibi orijinal hikayeleri, Işıkyılı (Lightyear) ve Ters Yüz 2 gibi devam filmleri ve yan ürünlerle dengeledi.

2027'de vizyona girecek Gatto adlı bir başka orijinal filmi daha duyurdular ve ayrıca İnanılmaz Aile 3 (Incredibles 3) ve Coco 2 olmak üzere iki devam halkası üzerinde çalıştıkları bildiriliyor.

Pixar, 1979'da Lucasfilm'in bilgisayar animasyon bölümü olarak kuruldu. Başlangıçta Graphics Group diye bilinen şirket, 1986'da adını Pixar yaptı ve aynı yıl Apple'ın kurucusu Steve Jobs tarafından desteklenen bağımsız bir şirket haline geldi. 1995'te stüdyo, tamamen bilgisayar animasyonlu ilk uzun metrajlı film olarak çığır açan Oyuncak Hikayesi'ni yayımladı. Film, daha sonra 2006'da Pixar'ı tamamen satın alan Disney tarafından dağıtıldı.

The Independent'ın sinema eleştirmeni Clarisse Loughrey, Hoplayanlar'ı övenler arasındaydı. Filme 4 yıldız verdiği incelemesinde şunları yazdı:

Evet, temelde James Cameron'ın Avatar'ı ve yönetmen Daniel Chong'la senarist Jesse Andrews, filmin ilk 15 dakikasında bunu itiraf edecek kadar dürüstler. Bununla birlikte Hoplayanlar'a taklitçi demek haksızlık olurdu çünkü aksi takdirde kendine özgü bir niş oluşturacak kadar tuhaf ve sivri bir film. Pixar, Batı animasyonunda animenin enerjik ve dışavurumcu etkisinden kesinlikle faydalandı. Tüm yaratıkları ekranda sanki elektrik çarpmış gibi zıplıyor. Ayrıca, Pixar'ın kunduzlaştırılmış Mabel'la elde ettiği gerçekçi akıcılık derecesinin, Sevimli Canavarlar'ı (Monsters Inc) epey ilkel gösterdiğini de belirtmekte fayda var.

Independent Türkçe


Oscar yarışında deprem: Timothée Chalamet'yi saf dışı bıraktı

1932'de Mississippi Deltası'nda geçen Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
1932'de Mississippi Deltası'nda geçen Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
TT

Oscar yarışında deprem: Timothée Chalamet'yi saf dışı bıraktı

1932'de Mississippi Deltası'nda geçen Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
1932'de Mississippi Deltası'nda geçen Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)

Oscar yarışında sürpriz bir viraj dönüldü: Michael B. Jordan, Günahkarlar'daki (Sinners) performansıyla gecenin kazananı oldu. Favori gösterilen Timothée Chalamet ise bir hafta içinde ikinci kez ödülü rakiplerine kaptırarak büyük bir hüsran yaşadı. Jordan, kürsüde yaptığı duygusal konuşmada New Jersey'deki çocukluk günlerine ve annesinin fedakarlıklarına değinerek salonu duygulandırdı.

Oyuncu Ödülleri, eski ismiyle SAG Ödülleri dün gece Los Angeles'ta düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

39 yaşındaki Jordan, doğaüstü gerilim filmi Günahkarlar'daki performansıyla Oscar yarışında kartların yeniden karılmasına neden oldu.

Los Angeles'taki Shrine Oditoryumu'nda sahneye çıkan Jordan, ödülünü alırken şaşkınlığını gizleyemeyerek, "Bunu hiç beklemiyordum" dedi. Ödülü takdim eden Viola Davis ise zarfı açıp Jordan'ın ismini okuduğunda sevincini büyük bir çığlıkla paylaştı.

Timothée Chalamet için büyük kayıp

Muhteşem Marty'de (Marty Supreme) eleştirmenlerden tam not alan ve ödül sezonunun favorisi olarak gösterilen performansına rağmen Timothée Chalamet, bir hafta içinde ikinci kez hayal kırıklığı yaşadı. 

Chalamet, BAFTA'da ödülü sürpriz bir şekilde I Swear yıldızı Robert Aramayo'ya kaptırdıktan sonra, Oyuncu Ödülleri'nde de Michael B. Jordan'a yenildi.

Ayrıca Muhteşem Marty de geceden eli boş döndü. SAG-AFTRA üyeleri arasında güçlü bir aday olarak görülen film, En İyi Oyuncu Kadrosu ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dahil olmak üzere toplam üç kategoride yarışıyordu.

Jordan için çifte zafer

Michael B. Jordan, geceden iki ödülle ayrıldı. Bireysel başarısının yanı sıra rol aldığı filmin En İyi Oyuncu Kadrosu ödülünü kazanmasıyla sahneye ikinci kez çıktı. Bu, Jordan'ın 2019 yapımı Black Panther'dan sonra bu kategorideki ikinci zaferi.

Eski adı Ekran Oyuncuları Birliği (SAG) Ödülleri olan törende duygusal bir konuşma yapan Jordan, genç bir aktörken tek hayalinin bir "SAG kartı" sahibi olmak olduğunu hatırlattı. 

Ünlü oyuncu, kariyerinin dönüm noktası olan projelerin ismini vermese de HBO'nun efsane dizisi The Wire, ABC pembe dizisi All My Children ve kült spor draması Friday Night Lights'la tanınmıştı.

"Bu kulübe girmeyi her şeyden çok istiyordum" diyen Jordan, oyuncular birliğine atıfta bulunarak şunları ekledi: 

Örnek aldığım tüm o oyuncuların bu topluluğun, SAG-AFTRA'nın bir parçası olduğunu izlediğimi hatırlıyorum. 'Tanrım, bir gün ben de onlardan biri olmak istiyorum' derdim. O sahnede şık takımlarıyla ödül alan adamlar gibi olmak tek hayalimdi. Ve işte o Kuzey Jerseyli çocuk, şu an tam burada duruyor.

Annesine duygusal teşekkür

Jordan, konuşmasında annesini de unutmadı: 

Paramızın yetmediği, benzin parası veya park yeri aradığımız o günlerde beni seçmeler için New York'a taşıyan anneme teşekkür ederim.

Aralarında Chalamet, Leonardo DiCaprio, Ethan Hawke ve Jesse Plemons gibi dev isimlerin bulunduğu kategoride Jordan'ın galibiyeti, daha önce hiçbir öncü ödülü kazanmadığı için büyük bir sürpriz olarak değerlendirildi. Jordan, rakiplerine duyduğu saygıyı şu sözlerle dile getirdi:

Sevdiğim ve işlerine hayran olduğum insanlarla aynı kategoride aday gösterilmek bir onurdur. Bu yolculuk inanılmazdı. Beni aranıza kabul ettiğiniz ve bana kendimi değerli hissettirdiğiniz için teşekkür ederim.

Başarılı işbirliği: Coogler ve Jordan

Günahkarlar, Jordan'la yönetmen Ryan Coogler'ın; Son Durak (Fruitvale Station), Creed ve iki Black Panther filminin ardından 5. işbirliği. 

1930'larda geçen filmde Jordan, I. Dünya Savaşı sonrası Güney'e dönen ve bir eğlence mekanı açan Smoke ve Stack adlı tek yumurta ikizlerini canlandırıyor. Kasabaya vampirlerin saldırmasıyla hikaye karanlık bir boyut kazanıyor.

Oscar'da 16 dalda adaylık elde ederek rekor kıran film, dünya çapında 369 milyon dolar hasılat elde ederek gişede de büyük bir başarı yakaladı. 

Jordan konuşmasını, "Bana kendimi gösterme fırsatı verdiği ve dürüstlüğümüzü bulmamız için güvenli bir alan yarattığı için Ryan Coogler'a teşekkür ederim" diyerek noktaladı.
Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter