Ortadoğu’daki ‘tarihi’ barış anlaşmalarının imza töreni bugün Trump’ın himayesinde gerçekleşiyor

Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)
Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)
TT

Ortadoğu’daki ‘tarihi’ barış anlaşmalarının imza töreni bugün Trump’ın himayesinde gerçekleşiyor

Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)
Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)

Beyaz Saray bugün İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn arasında barış anlaşması imza törenine ev sahipliği yapacak. Tören, söz konusu ülkeler arasında atılan barış anlaşması adımını ‘tarihi’ olarak niteleyen ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde gerçekleşecek.
İmza töreni, ABD yönetiminden çok sayıda yetkilinin yanı sıra BAE ve Bahreyn’den heyetler ile bazı yabancı ülke temsilcileri, büyükelçileri ve çok sayıda ABD Kongresi üyesinin katılımıyla sabah saat 11:00’da Beyaz Saray bahçesinde düzenlenecek.
Dün Beyaz Saray bahçesinin farklı noktalarında ve ana podyumun arkasında, ABD bayrağının yanına İsrail, BAE ve Bahreyn bayraklarının yerleştirildiği görüldü. Anlaşma, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed, Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez-Zeyyani ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından imzalanacak.
Anlaşmanın imzalanmasıyla BAE ve Bahreyn, İsrail ile Mısır (1979) ve Ürdün'den (1994) sonra ‘barış için barış’ ilkesi temelinde diplomatik ilişkiler kurmaya karar veren üçüncü ve dördüncü Arap ülkeleri olacaklar. Bu arada Umman Sultanlığı, Fas ve Sudan başta olmak üzere İsrail ile barış anlaşması imzalamak için diğer birkaç Arap ülkesiyle Beyaz Saray arasında görüşmeler yapıldığına dair bilgiler sızmaya devam ediyor.
Şartları ve detayları henüz tam olarak açıklanmayan anlaşmaya çerçevesinde BAE ve Bahreyn, daha önce kendileriyle savaşa girmemiş olan İsrail ile diplomatik, ticari ve ekonomik ilişkiler kuracaklar. Söz konusu anlaşmalar, bölgede İran'ın tehditlerine ve Türkiye’nin hırslarına karşı gayrı resmi bir ittifakı güçlendirecek. Bununla birlikte BAE'nin ABD’den gelişmiş silahlar satın alması için gerekli anlaşmaların yapılmasının önünü açacak.
Öte yandan Beyaz Saray yetkilileri tören sırasında sosyal mesafe kurallarının uygulanması için gerekli tedbirleri almaya çalıştılar. Bu arada törene Avrupa Birliği’ni (AB) temsil etmek üzere katılacak olan Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Avrupa ülkelerinin söz konusu ülkeler arasında barış anlaşmalarının imzalanmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. AB Komisyonu ise anlaşmaları, ‘bölgede istikrarın sağlanması için önemli birer adım’ olarak niteledi.
İsrail, BAE ve Bahreyn’den heyetler Pazar ve Pazartesi günleri boyunca Washington’a akın ettiler. Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed’in başkanlık ettiği BAE heyetinde, BAE Ekonomi Bakanı, Sanayi Bakanı ile BAE'nin Birleşmiş Milletler (BM) Temsilcisi ve Washington Büyükelçisi yer aldı. Bahreyn heyetine ise Dışişleri Bakanı ez-Zeyyani başkanlık ediyor.
Diğer yandan dün başkent Manama’da Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamad Al Halife başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, ‘İsrail Devleti ile barışa destek ilanına’ övgüde bulundu. Bakanlar Kurulu, Bahreyn ile İsrail arasındaki barış anlaşmasının, ‘Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife'nin Ortadoğu bölgesinde uluslararası işbirliğini, istikrarı, barışı ve refahı artırmaya yönelik girişimleri çerçevesinde yapılan stratejik bir seçim olarak barışa bağlı kalma yaklaşımını teyit ettiğini’ vurguladı. Bakanlar Kurulu’ndan yapılan açıklamada ayrıca, “Barışa destek ilanı, kardeş Filistin halkının haklarını güvence altına almak için uluslararası meşru kararlar ve Arap Barış Girişimi çerçevesinde adil ve kapsamlı bir çözüm bulmaya yönelik çabaları güçlendirmeye yöneliktir” ifadeleri yer aldı.
Bahreyn Haber Ajansı (BNA), Pazartesi sabahı Bahreyn Sanayi Bakanı Zayed Raşid ez-Zeyani ile İsrail Bölgesel İş birliği Bakanı Ofir Akunis arasında bir telefon görüşmesi yapıldığını ve iki taraf arasında barışın ilan edilmesi vesilesiyle karşılıklı tebrikleşme olduğunu bildirdi. BNA görüşmede, iki ülke arasındaki işbirliğinin birçok yönünün barış şemsiyesi altında ele alındığını, bunun da başta ticaret, sanayi ve turizm sektörleri olmak üzere iki ülkenin ekonomilerini olumlu yönde etkileyeceğini söyledi.
Aynı şekilde Bahreyn Savunma Bakanı Korgeneral Abdullah bin Hüseyin en-Naimi ile İsrailli mevkidaşı Benny Gantz arasında yapılan telefon görüşmesinde, iki bakanlık arasında ‘iki ülkenin yeteneklerinin artırılmasına ve bölgede güvenliğin korunmasına katkıda bulunacak’ yakın bir ortaklık kurulması konusu ele alındı. İki bakan görüşmede, Bahreyn ile İsrail arasındaki ‘İbrahim Anlaşması’nın Ortadoğu'nun bölgesel istikrarı açısından önemini dile getirdiler. Görüşmenin sonunda İsrail Savunma Bakanı, Bahreynli mevkidaşını İsrail'e resmi bir ziyarette bulunması için ülkesine davet ederken bakanlar iki ülke arasındaki diyalogu sürdürme konusunda fikir birliğine vardılar.
Öte yandan BAE Uluslararası İşbirliği Bakanı Rim el-Haşimi CNN’e verdiği röportajda, BAE ve İsrail'in ilişkilerini normalleştirme kararı almalarının, Ortadoğu'da olup bitenleri değiştirmek için önemli bir adım olduğunu vurguladı. Bu adımın, ülkesinin umut ve refah dolu, diyalog ve müzakerelerin olduğu yeni bir gelecek oluşturma konusundaki arzusunun bir göstergesi olduğunu söyleyen Haşimi, bununla birlikte Filistin meselesinin BAE’nin endişelerinin başında yer aldığını ve İsrail'in hava sahası için Batı Şeria'daki bazı bölgeleri ilhak etme kararını askıya almayı kabul ettiğini söyledi. Anlaşmanın daha fazla diyalog için bir fırsat sağlayacağını belirten Haşimi, “Barış girişiminin, özelde Arap dünyasında ve genelde Ortadoğu bölgesinde müzakere masasına geri dönülmesini sağlamasını umuyoruz” dedi.
Bu arada BAE Dışişleri Bakanlığı Stratejik İletişim Direktörü Hend Mana el-Otayba, dün sabah İsrail gazetesi Haaretz’de yayınlanan, BAE’nin İsrail ile sıcak ve samimi bir barış istediğini vurgulayan bir makale kaleme aldı. Otayba makalesinde, İsrailli öğrencilerin Muhammed bin Zayed Yapay Zeka Üniversitesi’nde (MBZUAI) okumak üzere BAE’ye gelmeleri ve BAE’li öğrencilerin de İsrail üniversitelerinde okumak için İsrail’e gitmelerinden duydukları memnuniyeti ifade etti. Anlaşmayı Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler tarafından memnuniyetle karşılanan diplomatik bir zafer olarak nitelendiren Otayba, BAE'nin tarih boyunca Filistin halkını, iki devletli çözümü ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme hakkını desteklediğini, güven içinde ve onurlu bir hayat sürme ilkesine olan derin ve kararlı bağlılığını vurguladı.
Bir diğer gelişmede ise BAE merkezli ‘Group 42’ adlı şirket, anlaşmanın imzalanmasından hemen sonra İsrail'de bir ofis açacaklarını, BAE’li ve İsrailli çalışanların işe alınacağını duyurdu. Şirket, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile enfekte olmuş kişileri teşhis etmek için bilimsel işbirliği ve teknolojik çözümler bulmaya odaklı çalışmalarda bulunacaklarını ve bu doğrultuda İsrail merkezli Nanosat şirketi ile teknoloji ve ilaç endüstrileri alanında işbirliği yapacaklarını belirtti.
Diğer yandan İsrail Başbakanı Netanyahu, Pazar akşamı Washington’a ulaştı. Netanyahu ülkesinden ayrılmadan önce resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Barış karşılığında barış için yola çıkıyorum. Sadece bir ay içinde iki barış anlaşması yaptık. Bu yeni bir çağ. Bu anlaşmalar diplomatik barışı ekonomik barışla birleştirecek ve yatırımlar, işbirliği ve ortak girişimlerle ekonomimize milyarlarca dolarlık getirisi olacak” yazdı.
Öte yandan Trump yönetimi, Filistinlilere, on yılı aşkın bir süredir askıda olan barış müzakerelerine geri dönmeleri için baskı yapmaya çalışıyor. ABD eski Başkanı Barack Obama yönetiminde ABD'nin İsrail büyükelçisi olarak görev yapan Daniel Shapiro, normalleşmenin Filistinlilerle barış umutlarını artırabilecek olumlu bir adım olduğunu söyledi. Şu anda İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nde araştırmacı olarak çalışan Shapiro, barış anlaşmalarının iki devletli çözümü etkili bir şekilde desteklemeye yönelik yenilenen çabaların temeli olarak kullanılabileceğini belirtti.
Şuan Carnegie Endowment bünyesinde çalışan ve daha önce ABD’nin Ortadoğu müzakerecisi olarak görev yapan Aaron David Miller ise Trump yönetiminin eski ABD yönetimlerinin İsrail-Filistin çatışmasını çözmek için gerçekleştirdikleri müzakerelerde yaptıklarından tamamen farklı davrandığını düşünüyor. Miller ayrıca Filistinlileri ciddi barış müzakerelerine dahil etmenin kolay olamayacağına inanıyor.



İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
TT

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)

 

Üst düzey bir İranlı yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında, ülkesinin nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması ya da tamamen kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi. Yetkili, artan askeri çatışma endişeleri gölgesinde yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını belirtti.

İran ile ABD, Tahran’ın nükleer programı konusunda onlarca yıldır süren anlaşmazlığı ele almak üzere bu ayın başında müzakerelere yeniden başlamıştı. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmasıyla eş zamanlı yürürken, daha geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair kaygıları da artırdı.

İran, ABD güçleri tarafından hedef alınması halinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini vurmakla tehdit ediyor.

Yetkili, “Son tur görüşmeler, yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması veya kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda ABD’nin tutumunun İran’ın taleplerinden farklı olduğunu ortaya koydu. Tarafların yaptırımların kaldırılmasına ilişkin makul bir takvim üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu yol haritası makul ve ortak çıkarlara dayalı olmalı” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde alternatif bir taslak hazırlanmasının beklendiğini belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik sınırlı askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini ifade etmişti.

Taviz vermeye hazır olma

Tahran, önceki müzakerelerde büyük bir anlaşmazlık noktası olan ‘zenginleştirmenin tamamen durdurulması’ yönündeki ABD talebini reddetmesine rağmen, nükleer programına ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Washington, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesini nükleer silah edinmeye giden potansiyel bir yol olarak değerlendiriyor. Tahran ise bu suçlamayı reddederek uranyumu barışçıl amaçlarla zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ediyor.

ABD ayrıca, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçen yıl, İran’ın yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramın üzerinde uranyum stokuna sahip olduğu tahmininde bulunmuştu. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ihraç etmeyi, en yüksek zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve bölgesel bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumu oluşturmayı içeren bir seçeneği ciddi biçimde değerlendirebileceğini söyledi. Ancak bunun karşılığında İran’a ‘barışçıl amaçlarla nükleer zenginleştirme’ hakkının tanınması gerektiğini vurguladı. Yetkili, “Müzakereler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varılması mümkün” şeklinde konuştu.

Her iki taraf için de faydaları

İranlı yetkili, diplomatik bir çözümün hem Tahran hem de Washington için ekonomik faydalar sağlayacağını belirtti. Üst düzey İranlı yetkili, müzakere edilen ‘ekonomik paketin’ ABD’ye İran’ın petrol sektöründe ciddi yatırım fırsatları ve somut ekonomik çıkarlar sunmayı içerdiğini söyledi. Ancak Tahran’ın petrol ve maden kaynakları üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Yetkili, “Nihayetinde ABD, İran için en fazla ekonomik bir ortak olabilir. Amerikan şirketleri her zaman İran’daki petrol ve gaz sahalarında yüklenici olarak yer alabilir” ifadelerini kullandı.


ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
TT

ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)

ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) bir yetkili, Reuters'a yaptığı açıklamada, uyuşturucu çeteleri hakkında istihbarat toplama konusunda uzmanlaşmış, ABD ordusu liderliğindeki yeni bir görev gücünün, dün Meksika’daki Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin (CJNG) lideri ‘El Mencho’ lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes’i öldüren Meksika ordusunun baskınında rol oynadığını söyledi.

ABD’li yetkililer, uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Washington’daki çeşitli resmi kurumların da dahil olduğu kurumlar arası görev gücünün, ABD-Meksika sınırının her iki tarafındaki uyuşturucu çetesi üyelerini tespit etmek amacıyla geçtiğimiz yılın sonlarında gizlice kurulduğunu açıkladı.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen ABD’li yetkili, ABD ordusu liderliğindeki görev gücünün Meksika makamlarına sağladığı bilgiler hakkında daha fazla detay vermekten kaçındı. Yetkili, baskının Meksika ordusu tarafından gerçekleştirilen bir operasyon olduğunu vurguladı.

Meksika Savunma Bakanlığı, batıdaki Jalisco eyaletinde çıkan çatışmada Oseguera'nın ağır yaralandığını ve Mexico City'ye hava ambulansıyla nakledilirken hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık, ABD’li yetkililerin ‘ek bilgi’ sağladığını belirtti. Operasyon, silahlı kişilerin altı eyaletten fazlasında arabaları ateşe verip otoyolları kapattığı bir şiddet olayları dalgasına yol açtı.


Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü
TT

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika hükümeti dün ülkenin en çok aranan uyuşturucu baronunun öldürüldüğünü duyururken bunu suç örgütlerine karşı yeni kampanyasında büyük bir zafer olarak nitelendirdi.

Meksika'nın en güçlü kartellerinden biri olan Jalisco Yeni Nesil Karteli’nin (CJNG) en uzun süredir liderliğini yapan ‘El Mencho’ lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes, ülkenin en azılı suçlularından biri olarak kabul ediliyordu. Son on yılda hızla büyüyen bir suç şebekesini yöneterek uyuşturucu üretimi ve satışı yaparken, yerel işletmeleri de gasp ediyordu. The New York Times'ın (NYT) haberine göre güvenlik güçlerine karşı cesur saldırılar düzenleyerek ve ülke çapında toplulukları terörize ederek de ün kazandı.

Kimliğinin gizli tutulması kaydıyla operasyonun ayrıntılarını açıklayan Meksika hükümetinden bir yetkiliye göre güvenlik güçleri El Mencho'yu, kartelin kurulduğu ve merkezinin bulunduğu ülkenin batısındaki Jalisco eyaletinin kıyı şeridinde bulunan, yaklaşık 20 bin nüfuslu Tapalapa kasabasında öldürdü. Meksika yetkilileri operasyonla ilgili daha fazla ayrıntı açıklamadı, ancak Pazar günü daha fazla bilgi vereceklerini taahhüt etti.

Oseguera'nın öldürülmesi Meksika genelinde şiddet olayları dalgasına yol açtı. Jalisco dahil en az beş eyaletteki sakinler ve yerel yetkililer, uyuşturucu çeteleri arasında yaygın bir uygulama olan yolları kapatmak için araçların ateşe verildiği olayları bildirdi. Jalisco eyaleti, bazı bölgelerde toplu taşımayı askıya aldığını duyurdu ve otellere konuklarından dışarı çıkmamalarını istemeyi tavsiye etti. Şiddet olaylarının bir kısmı eyaletin yönetim şehri ve bu yılki Dünya Kupası'nın ev sahibi şehirlerinden biri olan Guadalajara'da meydana geldi.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, El Mencho'nun öldürülmesini ‘Meksika, ABD, Latin Amerika ve dünya için önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdi.

Oseguera'nın liderliğindeki CJNG, Meksika'nın en öMexico City: Şarku’l Avsatnde gelen uyuşturucu kaçakçılığı örgütlerinden biri haline geldi ve birçok eyalette rakip gruplarla savaştı. Kartel, kokain ve metamfetamin gibi sentetik uyuşturucuları ve son yıllarda fentanili ABD'ye kaçak olarak sokmaya devam etti.

El Mencho'nun öldürülmesi, suç örgütü için büyük bir darbe olup, gruplar kontrol için rekabet ederken yeni iç çatışmalara ve şiddetin yeniden alevlenmesine yol açabilir.

Ayrıca, Meksika hükümetinin Washington ile ilişkilerinin iyileşmesine de katkıda bulunabilir. Zira ABD Başkanı Donald Trump daha önce Meksika'ya kartellere karşı daha sert önlemler alması için baskı uygulamış ve sonuçlardan memnun kalmazsa askeri saldırı tehdidinde bulunmuştu.

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum, bu tehditleri defalarca kez ve kesin bir şekilde reddederken herhangi bir ABD saldırısının Meksika'nın egemenliğini ihlal edeceğini belirtmişti.

Diğer taraftan hükümeti istihbarat alanı da dahil olmak üzere ABD’li güvenlik kurumlarıyla iş birliğini genişletti.