Ortadoğu’daki ‘tarihi’ barış anlaşmalarının imza töreni bugün Trump’ın himayesinde gerçekleşiyor

Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)
Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)
TT

Ortadoğu’daki ‘tarihi’ barış anlaşmalarının imza töreni bugün Trump’ın himayesinde gerçekleşiyor

Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)
Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)

Beyaz Saray bugün İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn arasında barış anlaşması imza törenine ev sahipliği yapacak. Tören, söz konusu ülkeler arasında atılan barış anlaşması adımını ‘tarihi’ olarak niteleyen ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde gerçekleşecek.
İmza töreni, ABD yönetiminden çok sayıda yetkilinin yanı sıra BAE ve Bahreyn’den heyetler ile bazı yabancı ülke temsilcileri, büyükelçileri ve çok sayıda ABD Kongresi üyesinin katılımıyla sabah saat 11:00’da Beyaz Saray bahçesinde düzenlenecek.
Dün Beyaz Saray bahçesinin farklı noktalarında ve ana podyumun arkasında, ABD bayrağının yanına İsrail, BAE ve Bahreyn bayraklarının yerleştirildiği görüldü. Anlaşma, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed, Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez-Zeyyani ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından imzalanacak.
Anlaşmanın imzalanmasıyla BAE ve Bahreyn, İsrail ile Mısır (1979) ve Ürdün'den (1994) sonra ‘barış için barış’ ilkesi temelinde diplomatik ilişkiler kurmaya karar veren üçüncü ve dördüncü Arap ülkeleri olacaklar. Bu arada Umman Sultanlığı, Fas ve Sudan başta olmak üzere İsrail ile barış anlaşması imzalamak için diğer birkaç Arap ülkesiyle Beyaz Saray arasında görüşmeler yapıldığına dair bilgiler sızmaya devam ediyor.
Şartları ve detayları henüz tam olarak açıklanmayan anlaşmaya çerçevesinde BAE ve Bahreyn, daha önce kendileriyle savaşa girmemiş olan İsrail ile diplomatik, ticari ve ekonomik ilişkiler kuracaklar. Söz konusu anlaşmalar, bölgede İran'ın tehditlerine ve Türkiye’nin hırslarına karşı gayrı resmi bir ittifakı güçlendirecek. Bununla birlikte BAE'nin ABD’den gelişmiş silahlar satın alması için gerekli anlaşmaların yapılmasının önünü açacak.
Öte yandan Beyaz Saray yetkilileri tören sırasında sosyal mesafe kurallarının uygulanması için gerekli tedbirleri almaya çalıştılar. Bu arada törene Avrupa Birliği’ni (AB) temsil etmek üzere katılacak olan Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Avrupa ülkelerinin söz konusu ülkeler arasında barış anlaşmalarının imzalanmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. AB Komisyonu ise anlaşmaları, ‘bölgede istikrarın sağlanması için önemli birer adım’ olarak niteledi.
İsrail, BAE ve Bahreyn’den heyetler Pazar ve Pazartesi günleri boyunca Washington’a akın ettiler. Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed’in başkanlık ettiği BAE heyetinde, BAE Ekonomi Bakanı, Sanayi Bakanı ile BAE'nin Birleşmiş Milletler (BM) Temsilcisi ve Washington Büyükelçisi yer aldı. Bahreyn heyetine ise Dışişleri Bakanı ez-Zeyyani başkanlık ediyor.
Diğer yandan dün başkent Manama’da Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamad Al Halife başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, ‘İsrail Devleti ile barışa destek ilanına’ övgüde bulundu. Bakanlar Kurulu, Bahreyn ile İsrail arasındaki barış anlaşmasının, ‘Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife'nin Ortadoğu bölgesinde uluslararası işbirliğini, istikrarı, barışı ve refahı artırmaya yönelik girişimleri çerçevesinde yapılan stratejik bir seçim olarak barışa bağlı kalma yaklaşımını teyit ettiğini’ vurguladı. Bakanlar Kurulu’ndan yapılan açıklamada ayrıca, “Barışa destek ilanı, kardeş Filistin halkının haklarını güvence altına almak için uluslararası meşru kararlar ve Arap Barış Girişimi çerçevesinde adil ve kapsamlı bir çözüm bulmaya yönelik çabaları güçlendirmeye yöneliktir” ifadeleri yer aldı.
Bahreyn Haber Ajansı (BNA), Pazartesi sabahı Bahreyn Sanayi Bakanı Zayed Raşid ez-Zeyani ile İsrail Bölgesel İş birliği Bakanı Ofir Akunis arasında bir telefon görüşmesi yapıldığını ve iki taraf arasında barışın ilan edilmesi vesilesiyle karşılıklı tebrikleşme olduğunu bildirdi. BNA görüşmede, iki ülke arasındaki işbirliğinin birçok yönünün barış şemsiyesi altında ele alındığını, bunun da başta ticaret, sanayi ve turizm sektörleri olmak üzere iki ülkenin ekonomilerini olumlu yönde etkileyeceğini söyledi.
Aynı şekilde Bahreyn Savunma Bakanı Korgeneral Abdullah bin Hüseyin en-Naimi ile İsrailli mevkidaşı Benny Gantz arasında yapılan telefon görüşmesinde, iki bakanlık arasında ‘iki ülkenin yeteneklerinin artırılmasına ve bölgede güvenliğin korunmasına katkıda bulunacak’ yakın bir ortaklık kurulması konusu ele alındı. İki bakan görüşmede, Bahreyn ile İsrail arasındaki ‘İbrahim Anlaşması’nın Ortadoğu'nun bölgesel istikrarı açısından önemini dile getirdiler. Görüşmenin sonunda İsrail Savunma Bakanı, Bahreynli mevkidaşını İsrail'e resmi bir ziyarette bulunması için ülkesine davet ederken bakanlar iki ülke arasındaki diyalogu sürdürme konusunda fikir birliğine vardılar.
Öte yandan BAE Uluslararası İşbirliği Bakanı Rim el-Haşimi CNN’e verdiği röportajda, BAE ve İsrail'in ilişkilerini normalleştirme kararı almalarının, Ortadoğu'da olup bitenleri değiştirmek için önemli bir adım olduğunu vurguladı. Bu adımın, ülkesinin umut ve refah dolu, diyalog ve müzakerelerin olduğu yeni bir gelecek oluşturma konusundaki arzusunun bir göstergesi olduğunu söyleyen Haşimi, bununla birlikte Filistin meselesinin BAE’nin endişelerinin başında yer aldığını ve İsrail'in hava sahası için Batı Şeria'daki bazı bölgeleri ilhak etme kararını askıya almayı kabul ettiğini söyledi. Anlaşmanın daha fazla diyalog için bir fırsat sağlayacağını belirten Haşimi, “Barış girişiminin, özelde Arap dünyasında ve genelde Ortadoğu bölgesinde müzakere masasına geri dönülmesini sağlamasını umuyoruz” dedi.
Bu arada BAE Dışişleri Bakanlığı Stratejik İletişim Direktörü Hend Mana el-Otayba, dün sabah İsrail gazetesi Haaretz’de yayınlanan, BAE’nin İsrail ile sıcak ve samimi bir barış istediğini vurgulayan bir makale kaleme aldı. Otayba makalesinde, İsrailli öğrencilerin Muhammed bin Zayed Yapay Zeka Üniversitesi’nde (MBZUAI) okumak üzere BAE’ye gelmeleri ve BAE’li öğrencilerin de İsrail üniversitelerinde okumak için İsrail’e gitmelerinden duydukları memnuniyeti ifade etti. Anlaşmayı Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler tarafından memnuniyetle karşılanan diplomatik bir zafer olarak nitelendiren Otayba, BAE'nin tarih boyunca Filistin halkını, iki devletli çözümü ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme hakkını desteklediğini, güven içinde ve onurlu bir hayat sürme ilkesine olan derin ve kararlı bağlılığını vurguladı.
Bir diğer gelişmede ise BAE merkezli ‘Group 42’ adlı şirket, anlaşmanın imzalanmasından hemen sonra İsrail'de bir ofis açacaklarını, BAE’li ve İsrailli çalışanların işe alınacağını duyurdu. Şirket, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile enfekte olmuş kişileri teşhis etmek için bilimsel işbirliği ve teknolojik çözümler bulmaya odaklı çalışmalarda bulunacaklarını ve bu doğrultuda İsrail merkezli Nanosat şirketi ile teknoloji ve ilaç endüstrileri alanında işbirliği yapacaklarını belirtti.
Diğer yandan İsrail Başbakanı Netanyahu, Pazar akşamı Washington’a ulaştı. Netanyahu ülkesinden ayrılmadan önce resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Barış karşılığında barış için yola çıkıyorum. Sadece bir ay içinde iki barış anlaşması yaptık. Bu yeni bir çağ. Bu anlaşmalar diplomatik barışı ekonomik barışla birleştirecek ve yatırımlar, işbirliği ve ortak girişimlerle ekonomimize milyarlarca dolarlık getirisi olacak” yazdı.
Öte yandan Trump yönetimi, Filistinlilere, on yılı aşkın bir süredir askıda olan barış müzakerelerine geri dönmeleri için baskı yapmaya çalışıyor. ABD eski Başkanı Barack Obama yönetiminde ABD'nin İsrail büyükelçisi olarak görev yapan Daniel Shapiro, normalleşmenin Filistinlilerle barış umutlarını artırabilecek olumlu bir adım olduğunu söyledi. Şu anda İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nde araştırmacı olarak çalışan Shapiro, barış anlaşmalarının iki devletli çözümü etkili bir şekilde desteklemeye yönelik yenilenen çabaların temeli olarak kullanılabileceğini belirtti.
Şuan Carnegie Endowment bünyesinde çalışan ve daha önce ABD’nin Ortadoğu müzakerecisi olarak görev yapan Aaron David Miller ise Trump yönetiminin eski ABD yönetimlerinin İsrail-Filistin çatışmasını çözmek için gerçekleştirdikleri müzakerelerde yaptıklarından tamamen farklı davrandığını düşünüyor. Miller ayrıca Filistinlileri ciddi barış müzakerelerine dahil etmenin kolay olamayacağına inanıyor.



Tucker Carlson: "Mesajlarımı okuyorlar"

Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
TT

Tucker Carlson: "Mesajlarımı okuyorlar"

Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)

Sağcı medya yorumcusu Tucker Carlson, ABD Başkanı Donald Trump'ın Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı bir ceza davası hazırlıyor olabileceğini öne sürdü.

Cumartesi akşamı X'te paylaşılan videoda Carlson, CIA'in "sözde bir suç temelinde" kendisine karşı Adalet Bakanlığı'na "bir tür bir tür cezai sevk hazırladığını" söyledi. Eski Fox News sunucusu, dedektiflerin mesajlarını okuduğunu ve sözde soruşturmanın "savaştan önce İran'daki kişilerle konuşmakla" ilgili olduğunu iddia etti.

"Anlaşılan o ki sözkonusu suç, yabancı bir gücün ajanı olarak hareket etmek gibi bir şey, yabancı ajan yasası veya benzeri bir şey" dedi.

Carlson, Adalet Bakanlığı'na göre, "siyasi faaliyetlerde veya yasa kapsamında belirtilen diğer faaliyetlerde bulunan yabancı yetkililerin belirli ajanlarının" çalışmaları hakkında düzenli açıklamalarda bulunmasını gerektiren Yabancı Ajanlar Kayıt Yasası'na atıfta bulunuyor olabilir.

Podcast sunucusu, iddialarını destekleyen herhangi bir kanıt sunmuş görünmedi. The Independent, Adalet Bakanlığı ve CIA'den yorum istedi.

Carlson, "yabancı bir gücün ajanı olmamak ve "kimseden para almamak" da dahil birçok nedenden dolayı "gerçek bir ceza davası konusunda çok endişeli olmadığını" söyledi.

"Her zaman herkesle konuşmak ve dünyada neler olup bittiğini anlamaya çalışmak benim işim. Tam anlamıyla geçimimi bu şekilde sağlıyorum, bunu yapmayı bırakmayacağım ve bırakmamalıyım diye düşünüyorum" dedi.

Ayrıca Amerikalıyım. İstediğimle konuşabilirim. Açığa çıkaracak hiçbir sırrım yok. Bu nedenle yasal bakımdan davanın saçma olduğunu düşünüyorum ve dava bile açılacağından şüpheliyim.

Popüler muhafazakar medya kişiliği ve The Tucker Carlson Show podcast'inin sunucusu Tucker Carlson, geçen ayın sonlarında, saldırıların başlamasından yalnızca saatler sonra ABC News'tan Jonathan Karl'a yaptığı açıklamada, İran'la olan savaş nedeniyle başkanı eleştirmiş ve askeri harekatı "kesinlikle iğrenç ve şeytani" diye nitelemişti.

Başkan, günler sonra Karl'la yaptığı bir röportajda Carlson'ı sert bir şekilde eleştirdi.

Trump, "Tucker yolunu kaybetti" dedi.

Bunu uzun zaman önce biliyordum ve o MAGA değil. MAGA ülkemizi kurtarıyor. MAGA ülkemizi yeniden harika yapıyor. MAGA, önce Amerika demektir ve Tucker bunların hiçbirini temsil etmiyor. Üstelik Tucker bunu anlayacak kadar zeki de değil.

Carlson'ın muhalefeti muhtemelen sürpriz olmadı. New York Times'a göre, 28 Şubat'ta başlayan askeri harekattan önceki haftalarda Trump'la Oval Ofis'te yaptığı üç görüşmede savaşa karşıtlığını dile getirdi.

Podcast yayıncısı, Trump'ın ABD güçlerinin bir dizi füze saldırısı ve bombalamayla İran'ın nükleer programını "tamamen, kesinlikle yok ettiğini" açıkladığı Haziran 2025'teki İran'a yönelik önceki saldırılar hakkında da açık sözlüydü.

Aynı dönemde Carlson, Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz'la yaptığı röportajla viral olmuş; Cruz'u, İran hakkında çatışma üzerine konuşacak kadar bilgi sahibi olmamakla suçlamıştı.

Independent Türkçe


Saniyenin tanımını değiştirebilecek bir saat geliştirildi

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
TT

Saniyenin tanımını değiştirebilecek bir saat geliştirildi

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)

Çinli bilim insanları, saniyenin yeniden tanımlanmasında ve ultra hassas bir küresel zaman standardının belirlenmesinde öncü rol oynayabilecek kadar hassas bir saat tasarladı.

Yeni optik saat o kadar hassas ki yaklaşık 30 milyar yılda 1 saniyeden daha az ileri ya da geri sapma gösteriyor.

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ndeki araştırmacılara göre bu, saatin evrenin mevcut yaşının iki katından fazla çalışması durumunda, yalnızca 1 saniye sapma göstereceği anlamına geliyor.

Saniyeleri 19 ondalık basamağa kadar ölçebilen optik saatler, günümüzde mevcut en hassas zaman ölçme cihazları.

Bu saatler, atomlardaki elektronlar enerji seviyeleri arasında geçiş yaparken yayılan ışığın frekansını kullanarak zamanı ölçüyor.

Bu tür saatler uydu navigasyonu, telekomünikasyon ve hassas ölçümler gibi modern teknolojiler için son derece hassas zaman referansları sağlıyor.

Optik saatler ayrıca temel fizik prensiplerinin test edilmesi, yerçekimi dalgalarının ve karanlık maddenin tespitinde de kullanılıyor.

Şimdiye kadar bilim insanları, onlarca milyar yılda yalnızca yaklaşık 1 saniyelik sapma gösteren, 10⁻¹⁹ seviyesini aşan son derece hassas saatler üretememişti.

Metrologia adlı akademik dergide yayımlanan çalışmaya göre, yeni elde edilen hassasiyetle araştırmacılar, bir dizi öncü uygulamanın kapısını açabilir.

Yeni saat, yerçekimi ve irtifanın milimetre düzeyindeki küçük gözlemlerini mümkün kılabilir, Dünya kabuğunun deformasyonunu, yeraltı suyu değişimlerini izleyebilir ve volkanik aktivitenin daha hassas ölçümlerini yapabilir.

Saniye başlangıçta bir günün 86 bin 400'de biri olarak tanımlanmış olsa da bu, bilimsel uygulamalar için hassas bir ölçüm değildi.

1967'de atom saatlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte, Fransa'daki Uluslararası Birimler Sistemi, saniyeyi sezyum-133 atomunun 9 milyar 192 milyon 631 bin 770 salınımı olarak tanımladı.

Ancak optik saatlerin daha hassas olduğu keşfedildikçe, iyileştirme için daha fazla alan olduğu ortaya çıktı.

Bilim insanları, daha hassas optik saatlerle, karanlık madde etkileşimlerinden kaynaklanabilecek düşük frekanslı sinyalleri yakalayarak karanlık maddeyi tespit etmeye yönelik yeni yaklaşımların artık mümkün olabileceğini söyledi.

Çalışmada, "Bu performans, SI saniyesini yeniden tanımlamak için gereken 2 x (10^-18) tek saat hassasiyeti gereksinimini karşılıyor" dendi ve bunun "yüksek çözünürlüklü karanlık madde aramalarına" imkan tanıyabileceği eklendi.

Saniyeyi yeniden tanımlamak için, belirli bir hassasiyet ve kararlılık derecesine sahip en az üç optik saatin farklı kurumlarda kullanılması gerekiyor.

Bilim insanları, şu anda iki optik saatin bu dönüm noktasını çoktan geçtiğini ve daha fazla ultra hassas saatin bir araya gelmesiyle saniyeyi yeniden tanımlama kriterlerinin yakında karşılanabileceğini söyledi.

Independent Türkçe


Beyaz Saray'da değişim sürüyor: Sıra sütunlarda

Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
TT

Beyaz Saray'da değişim sürüyor: Sıra sütunlarda

Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)

Donald Trump'ın Beyaz Saray'ı yeniden tasarlaması, ana binanın ikonik ön cephesinde bir değişiklikle devam edebilir; bu da ülkenin simge yapısında kalıcı iz bırakacak bir hamle olur.

Washington Post'un haberine göre Trump'ın kendisine tasarım önerilerinde bulunmakla görevli komiteye atadığı üst düzey yetkili, Beyaz Saray'ın ikonik beyaz sütunlarını, başkanın kendi zevkine daha uygun, daha süslü bir tasarımla değiştirmesini önerecek.

"Korint" düzeni diye adlandırılan yeni tasarım, daha az sivri, daha kısa orta kısımlara sahip ve tepelerinde veya kıvrımlarında daha fazla süsleme ve sarmal kıvrım barındıracak. Post'un belirttiğine göre bu tarz, Manhattan'daki Trump Tower da dahil Trump'ın bazı mülklerinde mevcut.

Trump tarafından atanan Güzel Sanatlar Komisyonu Başkanı Rodney Mims Cook Jr., Post'a, bu fikri henüz başkanla görüşmediğini ancak Beyaz Saray'ın, her ikisi de Korint düzenini kullanan Kongre Binası ve ABD Yüksek Mahkemesi'nden farklı bir sütun stiline sahip olmasını tuhaf bulduğunu söyledi.

"Korint, sütun düzenleri arasında en üst düzey olanıdır ve yönetimimizin diğer iki kolunda da bu tarz var" diyen Cook, sözlerine şöyle devam etti:

Beyaz Saray'ın, en azından ön kapı olarak kabul edilen kuzey cephesinde, başlangıçta neden bu tarzı kullanmamasını aklım almıyor.

Post'un görüştüğü diğer tasarım uzmanları, bunun kasıtlı olduğunu söyledi: Ulusun en önde gelen ailesinin ikametgahı için daha sade, daha mütevazı bir tarz yaratmak.

Biden'ın atadığı ve geçen yıl Trump'ın komiteden çıkardığı Bruce Redman Becker gazeteye, "Bu tamamen uygunsuz bir fikir ve evrensel kabul görmüş tarihi koruma standartlarıyla çelişiyor" diye belirtti.

Trump'ın Beyaz Saray'ı yenileme ve arazisine kişisel damgasını vurma takıntısı, çeşitli politika hedefleri ve başarıları dahil ikinci döneminin kimi yanlarını gölgede bırakıyor.

Beyaz Saray'ın ikonik Doğu Kanadı'nı (First Lady'nin ofislerinin bulunduğu yer) kaldırma ve yerine devasa bir balo salonu inşa etme planı, Trump'ın siyasi rakipleri arasında alay konusu oldu. Demokratlar, projenin konutun imajına zarar veren, başkanın zengin destekçilerinden ve onun lütfuna veya dikkatine ilgi duyanlardan bağış toplamak için bir başka fırsat sunan pahalı bir dikkat dağıtıcı olduğunu savunuyor.

Trump'ın ikinci döneminde Beyaz Saray'da da hızlı değişiklikler oldu; Trump Tower ve Mar-a-Lago mülklerini anımsatan bir tarzda, binanın etrafına aniden altın yazılar ve tabelaların yerleştirilmesi de bunlar arasında. 

Başkan ayrıca, Beyaz Saray'daki başkanların portrelerinin altına yerleştirilen plaketlerle geçmişteki Demokrat liderleri aşağılayarak siyasi rakiplerini kızdırmak için de Beyaz Saray'ı kullandı.

Washington DC genelindeyse başkan, kapanan Kennedy Merkezi'nin maliyetli bir tadilatına başlıyor. Sanatçılar, Trump'ın adını binaya yazmasına ve merkezin programlamasının "woke" kültüründen (genellikle LGBT yanlısı içerik ve liberal sanatçıların performansları anlamına geliyor) uzaklaştırılmasını emretmesine karşı protesto amacıyla toplu olarak performanslarını iptal etmeye başlamıştı.

Independent Türkçe