Ortadoğu’daki ‘tarihi’ barış anlaşmalarının imza töreni bugün Trump’ın himayesinde gerçekleşiyor

Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)
Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)
TT

Ortadoğu’daki ‘tarihi’ barış anlaşmalarının imza töreni bugün Trump’ın himayesinde gerçekleşiyor

Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)
Dün İsrail'in Netanya kentinde BAE, Bahreyn, İsrail ve ABD bayraklarının önünden geçen bir  adam (Reuters)

Beyaz Saray bugün İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn arasında barış anlaşması imza törenine ev sahipliği yapacak. Tören, söz konusu ülkeler arasında atılan barış anlaşması adımını ‘tarihi’ olarak niteleyen ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde gerçekleşecek.
İmza töreni, ABD yönetiminden çok sayıda yetkilinin yanı sıra BAE ve Bahreyn’den heyetler ile bazı yabancı ülke temsilcileri, büyükelçileri ve çok sayıda ABD Kongresi üyesinin katılımıyla sabah saat 11:00’da Beyaz Saray bahçesinde düzenlenecek.
Dün Beyaz Saray bahçesinin farklı noktalarında ve ana podyumun arkasında, ABD bayrağının yanına İsrail, BAE ve Bahreyn bayraklarının yerleştirildiği görüldü. Anlaşma, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed, Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez-Zeyyani ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından imzalanacak.
Anlaşmanın imzalanmasıyla BAE ve Bahreyn, İsrail ile Mısır (1979) ve Ürdün'den (1994) sonra ‘barış için barış’ ilkesi temelinde diplomatik ilişkiler kurmaya karar veren üçüncü ve dördüncü Arap ülkeleri olacaklar. Bu arada Umman Sultanlığı, Fas ve Sudan başta olmak üzere İsrail ile barış anlaşması imzalamak için diğer birkaç Arap ülkesiyle Beyaz Saray arasında görüşmeler yapıldığına dair bilgiler sızmaya devam ediyor.
Şartları ve detayları henüz tam olarak açıklanmayan anlaşmaya çerçevesinde BAE ve Bahreyn, daha önce kendileriyle savaşa girmemiş olan İsrail ile diplomatik, ticari ve ekonomik ilişkiler kuracaklar. Söz konusu anlaşmalar, bölgede İran'ın tehditlerine ve Türkiye’nin hırslarına karşı gayrı resmi bir ittifakı güçlendirecek. Bununla birlikte BAE'nin ABD’den gelişmiş silahlar satın alması için gerekli anlaşmaların yapılmasının önünü açacak.
Öte yandan Beyaz Saray yetkilileri tören sırasında sosyal mesafe kurallarının uygulanması için gerekli tedbirleri almaya çalıştılar. Bu arada törene Avrupa Birliği’ni (AB) temsil etmek üzere katılacak olan Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Avrupa ülkelerinin söz konusu ülkeler arasında barış anlaşmalarının imzalanmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. AB Komisyonu ise anlaşmaları, ‘bölgede istikrarın sağlanması için önemli birer adım’ olarak niteledi.
İsrail, BAE ve Bahreyn’den heyetler Pazar ve Pazartesi günleri boyunca Washington’a akın ettiler. Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed’in başkanlık ettiği BAE heyetinde, BAE Ekonomi Bakanı, Sanayi Bakanı ile BAE'nin Birleşmiş Milletler (BM) Temsilcisi ve Washington Büyükelçisi yer aldı. Bahreyn heyetine ise Dışişleri Bakanı ez-Zeyyani başkanlık ediyor.
Diğer yandan dün başkent Manama’da Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamad Al Halife başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, ‘İsrail Devleti ile barışa destek ilanına’ övgüde bulundu. Bakanlar Kurulu, Bahreyn ile İsrail arasındaki barış anlaşmasının, ‘Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife'nin Ortadoğu bölgesinde uluslararası işbirliğini, istikrarı, barışı ve refahı artırmaya yönelik girişimleri çerçevesinde yapılan stratejik bir seçim olarak barışa bağlı kalma yaklaşımını teyit ettiğini’ vurguladı. Bakanlar Kurulu’ndan yapılan açıklamada ayrıca, “Barışa destek ilanı, kardeş Filistin halkının haklarını güvence altına almak için uluslararası meşru kararlar ve Arap Barış Girişimi çerçevesinde adil ve kapsamlı bir çözüm bulmaya yönelik çabaları güçlendirmeye yöneliktir” ifadeleri yer aldı.
Bahreyn Haber Ajansı (BNA), Pazartesi sabahı Bahreyn Sanayi Bakanı Zayed Raşid ez-Zeyani ile İsrail Bölgesel İş birliği Bakanı Ofir Akunis arasında bir telefon görüşmesi yapıldığını ve iki taraf arasında barışın ilan edilmesi vesilesiyle karşılıklı tebrikleşme olduğunu bildirdi. BNA görüşmede, iki ülke arasındaki işbirliğinin birçok yönünün barış şemsiyesi altında ele alındığını, bunun da başta ticaret, sanayi ve turizm sektörleri olmak üzere iki ülkenin ekonomilerini olumlu yönde etkileyeceğini söyledi.
Aynı şekilde Bahreyn Savunma Bakanı Korgeneral Abdullah bin Hüseyin en-Naimi ile İsrailli mevkidaşı Benny Gantz arasında yapılan telefon görüşmesinde, iki bakanlık arasında ‘iki ülkenin yeteneklerinin artırılmasına ve bölgede güvenliğin korunmasına katkıda bulunacak’ yakın bir ortaklık kurulması konusu ele alındı. İki bakan görüşmede, Bahreyn ile İsrail arasındaki ‘İbrahim Anlaşması’nın Ortadoğu'nun bölgesel istikrarı açısından önemini dile getirdiler. Görüşmenin sonunda İsrail Savunma Bakanı, Bahreynli mevkidaşını İsrail'e resmi bir ziyarette bulunması için ülkesine davet ederken bakanlar iki ülke arasındaki diyalogu sürdürme konusunda fikir birliğine vardılar.
Öte yandan BAE Uluslararası İşbirliği Bakanı Rim el-Haşimi CNN’e verdiği röportajda, BAE ve İsrail'in ilişkilerini normalleştirme kararı almalarının, Ortadoğu'da olup bitenleri değiştirmek için önemli bir adım olduğunu vurguladı. Bu adımın, ülkesinin umut ve refah dolu, diyalog ve müzakerelerin olduğu yeni bir gelecek oluşturma konusundaki arzusunun bir göstergesi olduğunu söyleyen Haşimi, bununla birlikte Filistin meselesinin BAE’nin endişelerinin başında yer aldığını ve İsrail'in hava sahası için Batı Şeria'daki bazı bölgeleri ilhak etme kararını askıya almayı kabul ettiğini söyledi. Anlaşmanın daha fazla diyalog için bir fırsat sağlayacağını belirten Haşimi, “Barış girişiminin, özelde Arap dünyasında ve genelde Ortadoğu bölgesinde müzakere masasına geri dönülmesini sağlamasını umuyoruz” dedi.
Bu arada BAE Dışişleri Bakanlığı Stratejik İletişim Direktörü Hend Mana el-Otayba, dün sabah İsrail gazetesi Haaretz’de yayınlanan, BAE’nin İsrail ile sıcak ve samimi bir barış istediğini vurgulayan bir makale kaleme aldı. Otayba makalesinde, İsrailli öğrencilerin Muhammed bin Zayed Yapay Zeka Üniversitesi’nde (MBZUAI) okumak üzere BAE’ye gelmeleri ve BAE’li öğrencilerin de İsrail üniversitelerinde okumak için İsrail’e gitmelerinden duydukları memnuniyeti ifade etti. Anlaşmayı Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler tarafından memnuniyetle karşılanan diplomatik bir zafer olarak nitelendiren Otayba, BAE'nin tarih boyunca Filistin halkını, iki devletli çözümü ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme hakkını desteklediğini, güven içinde ve onurlu bir hayat sürme ilkesine olan derin ve kararlı bağlılığını vurguladı.
Bir diğer gelişmede ise BAE merkezli ‘Group 42’ adlı şirket, anlaşmanın imzalanmasından hemen sonra İsrail'de bir ofis açacaklarını, BAE’li ve İsrailli çalışanların işe alınacağını duyurdu. Şirket, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile enfekte olmuş kişileri teşhis etmek için bilimsel işbirliği ve teknolojik çözümler bulmaya odaklı çalışmalarda bulunacaklarını ve bu doğrultuda İsrail merkezli Nanosat şirketi ile teknoloji ve ilaç endüstrileri alanında işbirliği yapacaklarını belirtti.
Diğer yandan İsrail Başbakanı Netanyahu, Pazar akşamı Washington’a ulaştı. Netanyahu ülkesinden ayrılmadan önce resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Barış karşılığında barış için yola çıkıyorum. Sadece bir ay içinde iki barış anlaşması yaptık. Bu yeni bir çağ. Bu anlaşmalar diplomatik barışı ekonomik barışla birleştirecek ve yatırımlar, işbirliği ve ortak girişimlerle ekonomimize milyarlarca dolarlık getirisi olacak” yazdı.
Öte yandan Trump yönetimi, Filistinlilere, on yılı aşkın bir süredir askıda olan barış müzakerelerine geri dönmeleri için baskı yapmaya çalışıyor. ABD eski Başkanı Barack Obama yönetiminde ABD'nin İsrail büyükelçisi olarak görev yapan Daniel Shapiro, normalleşmenin Filistinlilerle barış umutlarını artırabilecek olumlu bir adım olduğunu söyledi. Şu anda İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nde araştırmacı olarak çalışan Shapiro, barış anlaşmalarının iki devletli çözümü etkili bir şekilde desteklemeye yönelik yenilenen çabaların temeli olarak kullanılabileceğini belirtti.
Şuan Carnegie Endowment bünyesinde çalışan ve daha önce ABD’nin Ortadoğu müzakerecisi olarak görev yapan Aaron David Miller ise Trump yönetiminin eski ABD yönetimlerinin İsrail-Filistin çatışmasını çözmek için gerçekleştirdikleri müzakerelerde yaptıklarından tamamen farklı davrandığını düşünüyor. Miller ayrıca Filistinlileri ciddi barış müzakerelerine dahil etmenin kolay olamayacağına inanıyor.



İsrail ordusu, Besic komutanının öldürüldüğünü duyururken Laricani'yi hedef alan bir saldırıya dair haberler medyada yer almaya başladı

İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani
İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani
TT

İsrail ordusu, Besic komutanının öldürüldüğünü duyururken Laricani'yi hedef alan bir saldırıya dair haberler medyada yer almaya başladı

İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani
İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani

İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada, İran'daki Besic milislerinin komutanını etkisiz hale getirdiğini duyurdu. İsrail medyası, ordunun İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'yi de hedef aldığını, ancak öldürülüp öldürülmediğinin veya yaralanıp yaralanmadığının henüz netleşmediğini bildirdi.

İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee X platformunda yaptığı açıklamada "Hava Kuvvetleri, Askeri İstihbarat Müdürlüğü'nden gelen kesin istihbarat doğrultusunda, dün Tahran'ın kalbinde hedefli bir saldırı düzenleyerek, son altı yıldır Besic örgütünün komutanı olan Gulam Rıza Süleymani‘yi etkisiz hale getirdi" ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre sözcü daha önce "bugün İran'ın başkenti Tahran'ı sarsan güçlü patlamalar sırasında, onlarca savaş uçağının Tahran, Şiraz ve Tebriz'deki İran altyapısını hedef alan kapsamlı hava saldırıları düzenlediğini" belirtmişti.

Adraee, X'te yaptığı paylaşımda, Tahran'daki saldırıların, İstihbarat Bakanlığı ve Besic güçleri de dahil olmak üzere güvenlik karargahlarının yanı sıra, insansız hava araçları (İHA), balistik füzeler ve hava savunma sistemlerinin depolandığı ve fırlatıldığı yerleri hedef aldığını açıkladı.

Şiraz'daki saldırıların İç Güvenlik Kuvvetleri karargahını ve balistik füze deposunu hedef aldığını, Tebriz'deki saldırıların ise "hava üstünlüğünü genişletmek ve tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla" hava savunma sistemlerini hedef aldığını ifade etti.

Şöyle devam etti: "Bu saldırılar, İran terör rejimine ait ve İsrail Devleti'ni ve hava kuvvetlerine ait uçakları tehdit etmek için kullanılan kilit sistem ve yeteneklerin hedef alınmasının yoğunlaştırılması aşamasının bir parçasıdır."

İsrail ve İran arasındaki karşılıklı saldırılar dün yoğunlaştı ve İran içindeki baskınların kapsamı genişledi. Bu sırada ABD Merkez Komutanlığı, askeri harekatın İran'ın sanayi ve askeri altyapısını hedef almaya devam ettiğini söylerken, Tahran ise yeterli füze ve insansız hava aracı kapasitesine sahip olduğunu ve uzun süreli bir savaşa hazırlandığını belirtti.

Karşılıklı saldırılar, İran askeri ve güvenlik yapısı içinde çatışmanın daha derin bir düzeye geçişini yansıtıyordu; İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri, karar alma organlarını, endüstriyel ve uzay kapasitelerini ve silah depolarını ortadan kaldırmaya odaklanırken, İran söylemi ise devlet kurumlarının bütünlüğünü, ordunun ve "Devrim Muhafızları"nın karşılık verme yeteneğinin devam ettiğini göstermeyi amaçlıyordu. Bu durum, Ali Hamaney'in öldürülmesi ve oğlu Mücteba'nın göreve gelmesinden sonra güç piramidindeki pozisyonların yeniden düzenlenmesine paralel olarak gerçekleşiyor.

rgthy
İsrail'in Tahran'a düzenlediği hava saldırılarından duman yükseliyor (AFP)

İsrail ordusu, geçen hafta istihbarat bilgisine dayalı hassas bir vuruşla İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin karargâhının imha edildiğini açıkladı. Açıklamada, karargâhın büyük bir İran askeri yerleşkesi içinde bulunduğu ve yıllardır Devrim Muhafızları deniz komutanları tarafından operasyonel faaliyetleri yönetmek ve İsrail ile Ortadoğu'daki diğer ülkelere karşı "terörist" deniz operasyonları geliştirmek için kullanıldığı belirtildi.

İsrail ordusu, İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun deniz biriminin, sivil gemilere yönelik saldırılardan, deniz yoluyla silah taşımacılığından ve bölgedeki İran destekli grupları finanse edip silahlandırmaktan sorumlu olduğunu belirtti. Açıklamada, karargahın hedef alınmasının Evrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin komuta ve kontrol yeteneklerini zayıflattığı, İsrail'e karşı operasyonlar yürütme ve uluslararası ticaret yollarını ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etme kabiliyetini sınırladığı ifade edildi.


İsrailli yetkililer: İran'a karşı savaş, belirlediğimiz hızda ilerlemiyor

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)
TT

İsrailli yetkililer: İran'a karşı savaş, belirlediğimiz hızda ilerlemiyor

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)

ABD Başkanı Donald Trump'ın ve İsrail'deki askeri ve siyasi liderlerin iddialarının aksine, İsrail Kamu Yayın Kurumu (KAN 11), İsrailli güvenlik yetkililerinin ‘İran'daki savaş hedeflerini yeniden değerlendirmeleri gerektiği’ yönündeki itiraflarını aktardı. Yetkililer, “Belirlediğimiz hızda ilerleyemiyoruz” açıklamasında bulundular.

İsrail ordusu, hiç vakit kaybetmeden bunu yalanlayıp askeri başarıların her geçen gün arttığını vurgulayarak İran'da hâlen binlerce hedef olduğunun altını çizdi. Aynı yetkililer, savaşın başında Tel Aviv'in İran'a yönelttiği ilk saldırının beklentileri aştığını, ancak İran halkını rejime karşı sokaklarda büyük çaplı protestolar düzenlemeye ikna etmenin son derece zor olduğunu, bundan dolayı ABD ve İsrail’in İran'da savaşın gidişatını etkileyeceği tahmin edilen daha büyük hamleler planladıklarını belirttiler.

İsrail'in askeri istihbarat birimi AMAN Sözcüsü, savaş ve bugüne kadarki sonuçlarına ilişkin bazı dikkat çekici verileri içeren iki ayrı açıklama yayınladı. AMAN Sözcüsü, “İran rejimi zayıf ve istikrarsız.  Bunu vatandaşlarından gizlemeye çalışıyor” dedi.

Sözcü, şöyle devam etti:

“Beklentilerimizin ötesinde, büyük başarılar elde ettik ve bu başarılar her geçen gün artıyor.”

Binlerce hedef

İsrail'in planında ‘İran rejimine ait tüm sistemleri ve kapasiteleri ortadan kaldırmanın’ yer aldığını söyleyen Sözcü, “İran'da binlerce başka hedefimiz var” diye vurguladı.

AMAN Sözcüsü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Balistik füze sistemini vurduk, 700'den fazla füzeyi imha ettik ve fırlatma rampalarının yüzde 75'ini, yani toplam 400 rampanın 300'ünü devre dışı bıraktık. Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) kalan 100 adet füze fırlatma rampası ise yeraltında ve dağların kalbinde bulunduğu için akıllı bombalarla ABD uçakları tarafından imha edilecek.”

r4gt
Cuma günü Tahran'ın güneyinde düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz altında hayatta kalanları arayan kurtarma ekipleri (AP)

İsrail ordusu, savaşın uzaya da sıçradığını iddia etti. İran'ın Kudüs yakınlarındaki İsrail uydu sinyallerini alan istasyonu bombaladığı ve burada hafif hasara yol açtığı belirtildi. İsrail uçakları ise Tahran'daki bir uzay merkezini imha etti. Bu merkezde, 2024 eylülünde fırlatılan İran uydusu ‘Şemran 1’ geliştirilmişti.

İsrail ordusu, bunun İran'ın uzay endüstrisine yönelik ikinci saldırı olduğunu açıkladı.

AMAN ise, saldırılar sonucunda İran'ın füze fırlatma rampalarının yaklaşık yüzde 70'inin hizmet dışı kaldığını ve İran'ın füze üretim kapasitesinin şu anda tamamen durmuş olduğunu belirtti. Ayrıca İran’ın, savaşın ilk iki haftasında İsrail'e 290 füze ve 500 insansız hava aracı (İHA) ile saldırdığını ve ilk günlerden sonra her turda bu sayıda belirgin bir düşüş görüldüğünü vurguladı.

Yeni yer altı tesisleri

İsrail ordusu şimdiye kadar, DMO ile bağlantılı tesisler, bakanlıklar, komuta merkezleri, iç güvenlik birimleri ve Besic güçleri dahil olmak üzere İran rejimine ait yaklaşık 2 bin 200 hedefe saldırı düzenledi. Bu saldırılar özellikle başkent Tahran'da yoğunlaştı. AMAN, binaların içinde yakalanan unsurlar sayesinde tespit edilen hedeflere öncelik verdiğini açıkladı.

İran rejimi, geçtiğimiz haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana, yaklaşık bin adet ek balistik füze üretmeyi ve gelecekteki saldırıları zorlaştıracak yeni yeraltı tesisleri kurmayı başardı. Bu durum, İsrail ve ABD’nin beklentilerini aştı.

efrv
Maxar uydusundan çekilen bu fotoğraf, ABD'nin İran'ın Kum kenti yakınlarındaki yeraltı nükleer tesisine saldırı düzenlemesinin ardından Fordo Nükleer Tesisi’ni gösteriyor (Arşiv - Reuters)

Ancak buna karşılık, İsrail ordusunun açıklamasına göre İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları, hava kuvvetleri arasındaki iş birliği sayesinde sıklığı, niteliği, başarısı ve sonuçları açısından ‘beklentilerin ötesine geçti’.

AMAN’ın çabalarıyla titizlikle hazırlanmış bir plan uygulandı. Bu plan sayesinde istihbarat birimleri, ayrıntılı bir istihbarat tablosu oluşturmayı ve ‘kapsamlı bir hedef veritabanı’ oluşturmayı başardı.

İsrail ordusu, babasının öldürülmesinin ardından Mücteba Hamaney'in lider olarak atandığını belirterek, sağlık durumunun karar alma sürecini etkileyip etkilemediğinin belirsiz olduğunu ifade etti.

İranlılar ise ABD-İsrail saldırılarına misilleme olarak enerji sektörünü vurma yönünde stratejik bir karar aldı. Hürmüz Boğazı’ndaki deniz yolunu kapattı. Bu gelişme, ABD’nin İran’ın Hark Adası’na saldırmasına neden oldu.

İran, bu yılın ocak ayında ülkenin çeşitli şehirlerinde protestoların patlak verdiği ekonomik ve mali krize rağmen askeri kapasitesini yeniden inşa etmek için kaynak ayırmaya devam etti.


İsrail, Lübnan’ın güney sakinlerinin geri dönüşmesi için kuzeyinde güvenliğin sağlanmasını şart koştu

Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)
Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)
TT

İsrail, Lübnan’ın güney sakinlerinin geri dönüşmesi için kuzeyinde güvenliğin sağlanmasını şart koştu

Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)
Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ‘Litani Nehri'nin güneyinde evlerinden göç etmek zorunda kalan yüz binlerce Güney Lübnan sakininin geri dönüşünü, İsrail'in kuzeyindeki halkın güvenliğinin sağlanmasına’ bağladı. Bu açıklama, İsrail ordusunun dün sabah, ön savunma hattını genişletmek ve Hizbullah'ın geri dönüşünü engellemek amacıyla sınır köylerindeki terörist altyapıları yıkmayı amaçlayan, Lübnan'ın güneyinde yoğun bir kara operasyonu başlatmasının ardından geldi. Bu gelişme, askeri tırmanışa geniş destek olmasına rağmen, İsrail'in ‘Lübnan bataklığına’ saplanma korkusunun artmasıyla birlikte gerçekleşti.

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı kaynaklar, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ‘İsrail ile müzakere çağrısında ısrar ettiğini, çünkü diğer seçeneklerin ülkeyi bugünkü duruma sürüklediğini’ belirttiler. Kaynaklar, Cumhurbaşkanı Avn'ın ‘Lübnan'ın İran cephesindeki savaşın sona ermesinden sonra bekleme listesine alınmaması için müzakerelerin derhal başlatılmasını istediğini’ de sözlerine eklediler.