Libyalılar Fas anlaşmasına yönelik temkinli iyimserlik içerisinde

Bingazi’de meydana gelen yıkım. (Reuters)
Bingazi’de meydana gelen yıkım. (Reuters)
TT

Libyalılar Fas anlaşmasına yönelik temkinli iyimserlik içerisinde

Bingazi’de meydana gelen yıkım. (Reuters)
Bingazi’de meydana gelen yıkım. (Reuters)

Zayid Hediye
Libya krizinin karmaşık dosyalarının birbiri ardına çözülmesi, ülkede yıllardır süren ve devlet kurumlarında tam bir bölünmeye, hizmetlerin gerilemesine ve ekonomik krize yol açan siyasi ve askeri çekişmelerin ardından çatışan taraflar arasında kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma konusunda olumlu işaretler veriyor.
Devlet Yüksek Konseyi ile Temsilciler Meclisi heyetlerinin Fas’taki zorlu müzakereler neticesinde egemenliği ilgilendiren makamların bölüşülmesine dair anlaşma imzalaması sonrasında taraflar, özellikle servetlerin paylaştırılması ve petrol gelirlerinin yönetimi gibi yıllardır siyasi çözüm yolunda gerçek engeller oluşturan bazı ihtilaflar üzerinde uzlaşmaya yakınlaştılar. Yürütme organının Libya’nın 3 tarihi bölgesi arasında paylaşımı ise başta Mısır’da yapılan görüşmeler olmak üzere diğer müzakerelere bırakıldı.
Bunun karşılığında Libya’nın doğusundaki halk hareketi, Abdullah es-Seni başkanlığındaki geçici hükümetin performansına karşı protesto gösterilerini sürdürüyor. Nitekim Seni hükümetinin temel hizmetler ve yaşam koşullarını iyileştirme konusunda mevcut krizle mücadelede başarılı olamaması yönetimi Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih aracılığıyla istifasını sunmaya zorladı.
Libya’nın doğusundaki kentlerde protestolar üç gün üst üste devam etti. Bingazi, Beyda ve Tobruk’taki gösteriler daha sonra Bingazi’nin doğusundaki El-Merec ve batısındaki İcdabiya kentlerine de sıçradı. Libya’da tüm çevrelerin çağrısını yaptığı yarınki barışçıl protestoların düzenlenmesinin gerginliğin daha da tırmanmasına ve olayların tamamen kontrolden çıkmasına yol açabileceği belirtiliyor.
Söz konusu gerginlik, göstericilerin Bingazi’deki geçici hükümet binasının bir kapısını ateşe vermesinin ardından geldi. Ordunun ve polisin müdahalesi sonrasında durum yeniden kontrol altına alındı. Göstericiler, hükümetin vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalması ve bazı bakanların yolsuzluğa bulaştığı şüphesiyle Meclis binasına saldırmıştı.

Geçici hükümetin istifası ve istifanın reddi
Temsilciler Meclisi Başkanı Salih bu gelişmelerin ardından hükümet ile olağanüstü bir toplantı düzenledi. Hükümet toplantıda istifasını sundu ancak Salih istifayı önümüzdeki günlerde Meclis’te düzenlenecek resmi oturuma erteleme talebiyle reddetti.
Meclis’in basın ofisinden yapılan açıklamada istifa talebinin Meclis Başkanı’nın halkın elektrik ve su kesintileri başta olmak üzere hizmetlerin ve yaşam koşullarının kötüleşmesine karşı dile getirdiği talepleri ele almak ve bu krizleri çözerek vatandaş üzerindeki yükü hafifletmek amacıyla 13 Eylül’de bazı yetkililerle düzenlediği olağanüstü toplantıda geldiği bildirildi.

Ordu, gösterilerin amacından sapmasına karşı uyardı
Libya Ordusu Genel Komutanlığı’ndan protestolarla ilgili pazar günü bir açıklama yayınlandı. Libya Ulusal Ordu (LUO) Sözcüsü Ahmed Mismari’nin okuduğu açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Gösteri düzenleme Libya halkının hakkıdır. Libya Ordu Komutanlığı başta olmak adil taleplerin karşılanması konusunda halkın yanındadır. Ordu, protestocuları koruma ve protestoları amacından saptırma fırsatına izin vermeme taahhüdünde bulunuyor.”
Açıklamanın devamında, Ordu Genel Komutanlığı’nın Libya krizinin siyasi, güvenlik, askeri ve ekonomi alanlarındaki gelişmeleri ve özellikle koronavirüs salgınının patlak vermesi, likidite eksikliği, yüksek fiyatlar ve yolsuzluğun yaygınlaşması gibi vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen bu krizleri protesto etmek için ortaya çıkan halk hareketini büyük bir dikkatle takip ettiği kaydedildi.
Bu krizlerin ‘suni’ olduğu belirtilen açıklamada ayrıca halkın gösteri düzenleme hakkına sahip olduğunun altı çizilerek komplocuların, ajanların ve hainlerin ülkeyi bu durumu soktukları ve Libyalıların gayretini devşirdikleri konusundaki acı gerçeğin reddedildiği ifade edildi.

Petrol tesislerine yönelik ablukayı kaldırma sözü
ABD’nin Trablus Büyükelçiliği, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Halife Hafter’in ülkenin enerji sektörünü eski haline getirme ve petrol tesislerine yönelik aylardır devam eden ablukaya son verme sözü verdiğini bildirdi.
Büyükelçilik tarafından yapılan açıklamada “LUO, Hafter'in tüm enerji sektörünün en geç 12 Eylül’e kadar yeniden açılmasına izin verme konusundaki kişisel taahhüdünü ABD hükümetine iletti” denildi.
ABD’nin petrol ve gaz gelirlerinin şeffaf bir şekilde dağıtılacağının ve Libya halkının yararına kullanılacağının garantisi olacak finans modelini desteklediğinin ifade edildiği açıklamada “Büyükelçilik, enerji sektörünü yeniden açma zamanının geldiğine dair Libyaların görüş birliğine varmasını memnuniyetle karşılıyor” ifadeleri kullanıldı.
Büyükelçilik, Ulusal Petrol Kurumu’nun siyasi olmayan hayati çalışmasına yeniden başlamasına imkan tanıyacak anlaşmaya yakınlaşmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Temkinli iyimserlik
ABD Büyükelçiliği’nin açıklaması, Devlet Yüksek Konseyi ile Temsilciler Meclisi heyetlerinin günü Fas’ta uzun süren zor görüşmelerin ardından cumartesi ulaştıkları nihai anlaşma belgesini imzalaması ülke geneline hakim olan iyimserliği güçlendirdi.
Müzakereler, tarafların Libya Devleti’nin egemenliğini temsil eden makamların başına geçecek isimlerin belirlenmesinde ve bu makamlarda yolsuzlukla mücadelede izlenecek mekanizmalar oluşturma ve kurumların inşasında uluslararası tecrübelerden faydalanma konusunda uzlaşıya varmasıyla sonuçlandı.
Temsilciler Meclisi’nden İdris Umran’ın okuduğu ortak sonuç bildirgesinde “iki tarafın ayrıca bu anlaşmanın uygulanmasını ve aktifleştirilmesini sağlamak için gerekli prosedürleri tamamlamak amacıyla diyalogları sürdürme ve eylül ayının sonunda bu görüşmeleri yeniden başlatma konusunda anlaştığı” bildirildi.

4 temel nokta üzerinde uzlaşıldı
Temsilciler Meclisi Başkanı Salih, “Ülkedeki krizin bitirilmesi için Temsilciler Meclisi ile Trablus’taki Devlet Konseyi arasında 4 temel nokta üzerine anlaşma sağlandı” dedi.
Salih, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Anlaşmada, ülkenin her üç bölgesinin seçim grupları aracılığıyla bir başkan ve iki yardımcıdan oluşacak yeni Başkanlık Konseyi temsilcisi seçmesi, aynı şekilde ülkenin orta kesimindeki Sirte kentinin yeni hükümetin, merkez bankasının ve yasama meclislerinin merkezi olması öngörülüyor. İlgili tüm kurumlar, parlamento ve devlet başkanlığı seçimlerinin belirlenen vaktinde düzenlenmesi için başta hukuki ve anayasal önlemlerin alınması olmak üzere belirtilen süre içinde görevlerini yerine getirmelidir.”
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler uzmanı Prof. Cemal Şatşat, konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Söz konusu iyimserlik doğaldır. Ancak Libya krizinin son yıllarda izlediği dolambaçlı ve karmaşık yollara alışkınız. Bu yüzden daima temkinli olmalı ve eylemleri beklemeliyiz. Çünkü eylemler daha doğru ve daha güvenilirdir. Şu anki anlaşma bence, siyasiler arasında makam pastasını bölüşme anlaşmasıdır. Ancak diğer taraflar henüz sözlerini söylemediler. Bu sözler belirleyici olabilir. Yani tüm tarafların askeri kollarını kastediyorum. Onlar şu an anlaşmaların akıbetini görmek ve buna göre pozisyon almak için olan biteni sessizce takip ediyorlar. Aynı şey aşağı yukarı dış aktörler için de geçerli. Zira söz konusu aktörler bu anlaşmalara çıkar gözüyle bakıyorlar. Eğer çıkarlarına hizmet ederse desteklerler, aksi takdirde desteklemezler. Uzun yıllardır krize dahil olan eden büyükleri kastediyorum. Bu büyükler, çatışmanın taraflarına önemli destek verdi ve çıkarlarına ulaşmadan bunları çıkarmak mümkün değil.”



Gazze anlaşması: Arabulucular ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılması ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucular ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılması ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ne ilişkin planının kalan maddelerinin hayata geçirilmesi için arabulucuların yoğun diplomatik temaslar yürüttüğü bildirildi. Özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açılması ve ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılmasına ilişkin maddeler öne çıkarken, bu başlıklar ocak ayı ortasında bölgede yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması öncesinde tartışmalara yol açmıştı. Tartışmaların temelinde, İsrail’in Türkiye’nin sürece dahil olmasına karşı çıkması yer alırken, bu yöndeki yeni girişimler de Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinden eleştiri aldı.

İsrailli kaynaklar, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’u, son cesedin teslimini beklemeden bu hafta Ankara’nın istikrar güçlerine katılımı ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapmakla suçladı. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise söz konusu gelişmelerin, ‘sınır kapısının açılması ve güçlerin konuşlandırılmasına daha da yaklaştıracağını; zira Washington’ın, ABD Başkanı’nın büyük önem atfettiği Barış Konseyi’nin önüne herhangi bir engelin çıkmamasına özen gösterdiğini’ bildirdi. Uzmanlar, olası bir seçim süreci öncesinde İsrail’den gelen itirazların ‘esas olarak iç kamuoyuna mesaj verme amacı taşıyacağını’ ve bu tutumun sürmesini beklediklerini ifade etti.

İsrail'e yönelik eleştiriler

İbranice yayın yapan Ynet internet sitesi, Netanyahu’nun dün ABD Başkanı’nın temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff ile bir araya geldiğini duyurdu. Haberde, ‘Witkoff’un, son rehinenin iadesi gerçekleşmeden önce Refah Sınır Kapısı’nın açılması için yoğun baskı yaptığı’ belirtildi.

Site, kimliğinin açıklanmasını istemeyen İsrailli bir kaynağın aktardığı görüşmeye de yer verdi. Kaynak, “Witkoff, azılı düşmanımız Türkiye’yi sınıra getirmek için baskı yapıyor. Zaman, Türkiye ile bir yüzleşmeye doğru hızla ilerliyor ve bu durum güvenliğimiz açısından gerçek bir tehdit oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

defrgt
Yerinden edilmiş Filistinliler, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda İsrail ordusunun geride bıraktığı moloz ve enkazın ortasında yaşıyor. (AFP)

ABD Başkanı Trump’ın Gazze’ye yönelik barış planını geçtiğimiz yıl eylül ayında açıklamasından ve Gazze’de ateşkes anlaşmasının 10 Ekim’de yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail, Türkiye ve Katar’ın Gazze Şeridi’ndeki istikrar güçlerine katılmasına defalarca karşı çıktı. İsrail, Ankara ve Doha’yı ‘Hamas’a destek vermekle’ suçluyor.

Öte yandan İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi de dün Netanyahu hükümeti içinde Witkoff’a yönelik rahatsızlık bulunduğunu yazdı. Haberde, Witkoff’un, Hamas’ın Gazze’de tutulan son İsrailliye ait cesedi teslim edememesi ihtimaline rağmen, bu hafta Refah Sınır Kapısı’nın açılması yönünde ‘haklı olmayan baskılar’ uyguladığı ifade edildi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İsrail işleri uzmanı Dr. Ahmed Fuad Enver ise İsrail’den gelen eleştirilerin Washington tarafından artık ciddiye alınmadığını savundu. Enver, ABD yönetiminin, Trump’ın başkanlığını yaptığı Barış Konseyi için somut bir başarı elde etmek amacıyla anlaşmanın hayata geçirilmesi konusunda ısrarcı olduğunu ve bunu konseyin rolünü genişletme çabalarında temel almak istediğini söyledi.

Enver, ABD’nin istemesi halinde istikrar güçlerinin konuşlandırılmasının yaklaşık bir ay içinde gerçekleşebileceğini, Refah Sınır Kapısı’nın da Gazze Yönetim Komitesi’nin giriş yaparak çalışmalarına başlaması için yakında açılacağını öngördü. İsrail’den gelen eleştiri ve itirazların ise muhtemel seçim süreci öncesinde iç kamuoyuna yönelik mesajlar olmaktan öteye geçmeyeceğini belirtti.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab da ABD baskısının İsrail üzerinde mutlaka etkili olacağını ifade ederek, “Bu eleştirilere ilişkin sızdırmalar bir manevra değilse, Refah Sınır Kapısı’nın çok yakında açılmasına ve Türk askerinin katılımıyla istikrar güçlerinin konuşlandırılmasına her zamankinden daha yakınız. Bu adım, özellikle Türkiye ve Katar’ın Barış Konseyi’nde yer alması nedeniyle, Washington tarafından Tel Aviv’e dayatılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır'ın talepleri

Gazze konusu, Mısır ile ABD arasında gerçekleştirilen görüşmelerde de ele alındı. Bu kapsamda Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau ile Gazze’deki son gelişmeleri ve Gazze anlaşmasını değerlendirdi.

Abdulati, ABD Başkanı’nın planının ikinci aşamasına ilişkin yükümlülüklerin hayata geçirilmesinin önemini vurgulayarak, Gazze’nin yönetimi için kurulan ulusal komitenin desteklenmesi, ateşkesin denetlenmesi amacıyla uluslararası istikrar gücünün hızla konuşlandırılması, Refah Sınır Kapısı’nın iki yönlü olarak açılması ve İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesinin sağlanması gerektiğini dile getirdi.

sdcfvg
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, dün Kahire'de ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Ahmed Fuad Enver, Mısır’ın taleplerinin anlaşmanın ilerletilmesi ve İsrail kaynaklı engellerin azaltılması amacıyla gündemde kalmaya devam edeceğini belirtti. Enver, özellikle istikrar güçlerinin konuşlandırılması, Gazze’ye yönelik yardımların artırılması ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi kalan maddelerin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini, Gazze’yi yönetecek Filistinli komitenin bölgeye giriş yaparak çalışmalarına başlamasının da İsrail’in olası engelleme girişimlerini boşa çıkaracağını ifade etti.

Eymen er-Rakab ise Mısır’ın tekrarlanan taleplerinin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, bu taleplerin anlaşmanın sürdürülmesi için yeni bir güvence sunduğunu, yeniden imar ve artan insani yardımlar yoluyla Gazze’de hayatın normalleşmesine katkı sağlayacağını söyledi. Rakab ayrıca, başta Washington olmak üzere uluslararası aktörlere, İsrail’in yeni engeller çıkarmasını önlemek amacıyla baskılarını artırmaları yönünde açık mesajlar verildiğini kaydetti.


Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
TT

Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, göçmenlik memurlarının vücut kameralarının kullanımını genişletme çabalarına karşı çıktı ve denetim personelini büyük ölçüde azalttı. Aynı zamanda çok sayıda memuru Minneapolis ve diğer şehirlere göndererek bir dizi şiddetli çatışmaya yol açtı.

İki Amerikalı protestocuyu öldüren iki silahlı çatışmanın yoldan geçenler tarafından çekilen görüntüleri, vurulmuş iki kişinin göçmenlik memurlarıyla şiddetli çatışmalara neden olduğu yönündeki resmi açıklamaları doğrulamada videoların gücünü ortaya koydu.

Bu nedenle, memurlar tarafından giyilen vücut kameraları polis reformu çabalarının merkezinde yer aldı. Ancak Trump yönetimi geçen yıl, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Ajansı memurlarına vücut kameraları takılmasına yönelik pilot programın uygulanmasını yavaşlatmak için harekete geçti ve haziran ayında fonlamayı yüzde 75 oranında azaltmasını ve kolluk görevlilerini kamera ile donatma eğiliminden vaz geçmesini istedi.

Geçen yıl yetkililer, göçmenlik kurumlarını denetleyen üç iç denetim kurumunun tüm çalışanlarını ücretli izne çıkardı ve bu da onların suistimalleri soruşturma yeteneklerini zayıflattı.

Ağustos ayına kadar Baltimore Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu'nun direktörlüğünü yapan Darius Reeves, eski Başkan Joe Biden'ın (Demokrat) görevde olduğu 2024 yılında vücut kameraları için pilot programın yavaş ilerlediğini söyledi ancak Cumhuriyetçi Trump döneminde “doğum aşamasında öldü”.

Yorum talebine yanıt olarak, Beyaz Saray sözcüsü Abigail Jackson, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza memurlarının “yasayı uygulamak ve Amerikan toplumlarını korumak için kahramanca çalıştıklarını” söyledi. Jackson, “Suçlular yerine kolluk görevlilerini suçlayanlar, yasadışı yabancı suçluların emirlerini yerine getiriyorlar” ifadesini kullandı. Reuters tarafından yayınlanan doğrulanmış video görüntülerinde, cumartesi günkü silahlı çatışmanın yaşandığı olay yerinde bulunan sekiz veya daha fazla sınır muhafızından en az üçünün vücut kamerası taktığı görülüyor.

Reuters, kameraların çalışır durumda olup olmadığını veya fiziksel çatışmaya karışan memurlardan herhangi birinin bunları takıp takmadığını belirleyemedi.

Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi veya sınır devriye görevlileri, Minneapolis'te Amerikan vatandaşları Reneh Goode ve Alex Brattin'in vurularak öldürülmesi dahil olmak üzere şiddet olaylarına karıştığında, Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, kapsamlı soruşturma yapılması çağrısında bulunmak yerine, kurbanları saldırganlar olarak nitelendirdiler.

Trump, geçen yıl Kongre'deki Cumhuriyetçiler kampanyaya 170 milyar dolarlık bütçe ayıran bir yasa tasarısını kabul ettikten sonra, bu yıl göçmenlik uygulamalarını sıkılaştırmaya başladı. Bu önemli bütçe artışının, ICE ve Sınır Devriyesi'nin çalışma şeklini değiştirmesi bekleniyor.


Sudan: Mavi Nil cephesinde şiddetli çatışmalar sürüyor

12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
TT

Sudan: Mavi Nil cephesinde şiddetli çatışmalar sürüyor

12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)

Sudan'ın Mavi Nil Eyaleti'nin güney cephesinde, ordunun merkezi bölgeleri ve Hartum'u Hızlı Destek Kuvvetleri'nden (HDK) geri alması sonrasında yaşanan göreceli sakinliğin ardından şiddetli çatışmalar yeniden başladı.

Dün, bir tarafta ordu, diğer tarafta HDK ve müttefiki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SPLM) arasında çatışmalar yoğunlaştı ve özellikle Bav bölgesinde yoğun çatışmalar yaşandığı bildirildi.

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), el-Salk ve Ahmar Saydak kasabalarının yanı sıra stratejik öneme sahip Malkan kasabasının kontrolünü ele geçirdiklerini ve ordu güçlerinin Mavi Nil Eyaleti'nin başkenti Damazin'e doğru geri çekildiğini bildirdi. Bu, saatlerce süren ve savaş dronları, topçu birlikleri ve zırhlı araçların da dahil olduğu şiddetli çatışmaları bildiren çok sayıda kaynak tarafından doğrulandı. Ordu konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı.

Öte yandan, Kamil Idris başkanlığındaki Sudan hükümeti, dün başkente döndükten sonra Hartum'da ikinci toplantısını gerçekleştirdi.