Körfez İşbirliği Konseyi, Suudi Arabistan’da sivilleri hedef alan Husi saldırılarını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi, Suudi Arabistan’da sivilleri hedef alan Husi saldırılarını kınadı
TT

Körfez İşbirliği Konseyi, Suudi Arabistan’da sivilleri hedef alan Husi saldırılarını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi, Suudi Arabistan’da sivilleri hedef alan Husi saldırılarını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreterliği, Husilerin Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve istikrarını tehdit eden füze ve insansız hava araçlarıyla yaptıkları saldırıları kınadı. Konsey aynı zamanda, Suudi Arabistan’ın güvenliği ve toprak bütünlüğünü sağlamak için atacağı tüm adımları destekleyeceğini vurguladı.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Nayef el- Hacraf, ABD, Çin, Fransa, Rusya, Almanya, Kuveyt, İsveç ve Avrupa Birliği’ni içeren Bakanlar Konseyi’nin, Birleşmiş Milletler’in Yemen krizini sonlandırmak için yürüttüğü uluslararası çabaları baltalayan ve Yemen’deki insani krizi daha da şiddetlendiren Husilerin Marib saldırısı kapsamında endişelerini dile getirdiği açıklamaları memnuniyetle karşıladı.
Genel Sekreter, Bakanlar Konseyinde temsil edilen ülkelerin, BM Yemen Özel Temsilcisinin Yemen’de kalıcı ateşkesi sağlama, güven oluşturma, kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için ciddi görüşmelere girme ve siyasi süreci yeniden başlatmaya yönelik adımlarını uygulamasına katkı sağlayacağını umduğunu ifade etti. Ayrıca bu kapsamlı çözümün, Ulusal Diyalog Konferansı, 2216 sayılı Güvenlik Konseyi kararı, Körfez girişimi ve uygulama mekanizmasını temsil eden 3 referansa dayandığını bildirdi.
Genel Sekreter, KİK’in, Yemen’deki krizi Birleşmiş Milletler öncülüğünde, üç referansa dayanan siyasi bir çözümle sonlandırmayı hedeflediğini doğruladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin korona salgınından dolayı tüm çatışmalarda ateşkes çağrısına yanıt niteliğinde, Arap Koalisyonun ve Yemen hükümetinin Nisan 2020’deki tek taraflı ateşkese verdiği yanıtı övdü.
Hacraf, uluslararası toplumu, sorumluluklarını üstlenmeye, Husilerin Marib’e yönelik saldırılarını durdurmak için önlemler almaya ve gecikmeden siyasi çözüm sürecine girmeye çağırdı.
Ayrıca Genel Sekreter, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletlere Safer tankerinin uzman ekip tarafından bakımının yapılamamasından dolayı çevresel ve ekonomik felaketlere karşı sorumluluklarını üstlenme çağrısında bulundu. Olası felaket senaryolarından kaçınmak için uluslararası toplumu, Husilere daha fazla baskı uygulayarak Safer tankerine derhal müdahaleye çağırdı.



İİT ülkeleri, ilk Siber Güvenlik Bakanlar Kurulu Konseyi’nin merkez üssü olarak Riyad’ı seçti

Bağdat’ta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısından, (İİT)
Bağdat’ta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısından, (İİT)
TT

İİT ülkeleri, ilk Siber Güvenlik Bakanlar Kurulu Konseyi’nin merkez üssü olarak Riyad’ı seçti

Bağdat’ta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısından, (İİT)
Bağdat’ta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısından, (İİT)

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, 51. dönem toplantılarında, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ilk Siber Güvenlik Bakanlar Konseyi’nin kurulmasını onayladı.

Suudi Arabistan’ın sunduğu teklif doğrultusunda kurulan konseyin hedefleri arasında, üye ülkelerin hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak amacıyla siber güvenliğin güçlendirilmesi, iş birliğinin geliştirilerek pekiştirilmesi ve siber güvenlikle ilgili uluslararası kuruluşlarda üye ülkelerin çıkarlarının korunması yer alıyor.

Dışişleri bakanlarının aldığı karara göre konsey, İİT bünyesinde faaliyet gösteren bağlı bir organ ve siber güvenlikle ilgili bütün konularda başvuru mercii olacak. Konseyin genel sekreterliği ve yürütme ofisi Riyad’da bulunacak. Her iki birimin başkanlığını da ev sahibi ülkenin bir temsilcisi üstlenecek. Konsey, İİT üyesi ülkelerin siber güvenlikten sorumlu kurumlarından oluşacak.

Suudi Arabistan Siber Güvenlik Kurumu Başkanı Mühendis Macid el-Mezid, ülkesinin konsey kurulmasına yönelik teklifinin, uluslararası alanda siber tehditlerin giderek arttığı bir dönemde sunulduğunu belirtti. Bu tehditlerin, ülkelerin hayati çıkarları, kritik altyapıları, öncelikli sektörleri, kamu hizmetleri ve devlet faaliyetleri açısından risk oluşturduğunu ifade etti.

El-Mezid, İİT üyesi ülkelerde siber güvenliğin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, bunun ekonomik büyümenin, toplumsal refahın ve bireylerin gelişiminin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Siber güvenliğin aynı zamanda uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına yönelik sistemin ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydetti.

Suudi Arabistan’da siber güvenlik sektörünün ülke yönetiminden gördüğü güçlü destek ve himayeye değinen El-Mezid, Dr. Müsait el-Ayban başkanlığındaki kurum yönetim kurulu üyelerine de sürekli takipleri ve ilgileri dolayısıyla teşekkür etti.

El-Mezid, Suudi Arabistan’ın siber alanın istikrarını güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası girişimlere liderlik etme konusunda uzun bir geçmişe sahip olduğunu belirtti. Ülkenin siber güvenlik alanında faaliyet gösteren bölgesel ve uluslararası kuruluşlara ev sahipliği yaptığını, stratejik girişimlerin desteklenmesi konusunda da önemli başarılara imza attığını ifade etti.

Birleşmiş Milletler’den sonra dünyanın en büyük ikinci hükûmetler arası kuruluşu olan ve 57 üye ülkeyi bünyesinde barındıran İİT’nin Siber Güvenlik Bakanlar Konseyi için Riyad’ı merkez seçmesinin, İslam dünyası ülkelerinin Suudi Arabistan’ın uluslararası nitelikteki girişim ve projelere liderlik etme kapasitesine duyduğu güveni yansıttığını belirten El-Mezid, bu tercihin stratejik hedeflerin gerçekleştirilmesine ve siber güvenlik dâhil bütün alanlarda ortak iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını söyledi.

Suudi Arabistan’ın daha önce de uluslararası ve bölgesel kuruluşların oluşturulmasına öncülük ettiği hatırlatıldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu girişimler arasında Uluslararası Siber Güvenlik Forumu Vakfı’nın kurulması, ülkenin önerisiyle Arap Siber Güvenlik Bakanlar Konseyi’nin oluşturulması ve bu konseyin genel sekreterliği ile yürütme ofisinin Riyad’da konumlandırılması yer alıyor.

Ayrıca Uluslararası Siber Güvenlik Forumu Vakfı ile Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ortaklığında Siber Ekonomi Merkezi’nin kurulması ve yakın zamanda Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsüne (UNITAR) bağlı ilk siber güvenlik ofisinin Riyad’da açılması da ülkenin bu alandaki girişimleri arasında bulunuyor.


Macron Abu Dabi’de... Muhammed bin Zayid ile stratejik ortaklık ve enerji güvenliğini görüştü

Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Abu Dabi’de (AFP
Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Abu Dabi’de (AFP
TT

Macron Abu Dabi’de... Muhammed bin Zayid ile stratejik ortaklık ve enerji güvenliğini görüştü

Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Abu Dabi’de (AFP
Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Abu Dabi’de (AFP

Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin güçlendirilmesi ve ekonomik ve yatırım alanlarındaki iş birliğinin genişletilmesinin yanı sıra, bölgesel gelişmelerin deniz ulaşımının güvenliği ve küresel enerji arzı üzerindeki etkilerini görüştü.

Şarku’l Avsat’ın WAM’dan aktardığına göre bu konular, BAE Devlet Başkanı’nın resmî ziyaret kapsamında ülkeye gelen Fransız mevkidaşını kabulü sırasında ele alındı. Görüşmede özellikle enerji, ileri teknoloji ve yapay zekâ alanlarında ikili ortaklığın geliştirilmesine yönelik fırsatlar üzerinde duruldu. Bu iş birliğinin iki ülkenin ortak çıkarlarını ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini desteklemesi amaçlanıyor.

İki lider, hayati sektörlerde BAE-Fransa iş birliğini daha da güçlendirme ve ortak projelerin hayata geçirilme sürecini hızlandırma konusundaki kararlılıklarını vurguladı. Enerji, ileri teknolojiler ve yapay zekânın Abu Dabi ile Paris arasındaki stratejik ortaklığın temel başlıkları arasında yer aldığı belirtildi.

Bölgesel gelişmeler kapsamında iki lider, başta Ortadoğu’daki son gelişmeler olmak üzere çeşitli uluslararası meseleleri ve bunların etkilerini sınırlandırmaya yönelik çabaları değerlendirdi. Görüşmelerde özellikle deniz ulaşım yollarının güvenliği ve küresel piyasalara enerji arzının istikrarı üzerinde duruldu.

Muhammed bin Zayid ve Macron, bölgesel güvenlik ve istikrarın desteklenmesi, barışın tesis edilmesine yönelik fırsatların güçlendirilmesi ve bölge ülkeleri ile halklarının çıkarlarına hizmet edilmesi amacıyla iki ülke arasındaki eş güdüm ve iş birliğinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı’na BAE’ye gelişinde, Havalimanında iki ülkenin millî marşlarının çalındığı ve onur kıtasının selamlandığı resmî karşılama töreni düzenlendi.


Körfez ülkeleri, İran ile yürütülecek her türlü müzakereye dahil edilmelerini, sürecin füze programını ve vekil güçlere verilen desteği de kapsamasını talep ediyor.

Bahreyn'in başkenti Manama'da bir araya gelen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları. (BNA)
Bahreyn'in başkenti Manama'da bir araya gelen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları. (BNA)
TT

Körfez ülkeleri, İran ile yürütülecek her türlü müzakereye dahil edilmelerini, sürecin füze programını ve vekil güçlere verilen desteği de kapsamasını talep ediyor.

Bahreyn'in başkenti Manama'da bir araya gelen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları. (BNA)
Bahreyn'in başkenti Manama'da bir araya gelen Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanları. (BNA)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Dışişleri Bakanları, Husi hareketinin "terör örgütü" olarak tanımlanması ve füze ile insansız hava aracı (İHA) elde etmesini sağlayan desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Bakanlar ayrıca İran’dan bölge ülkelerine yönelik saldırılarını durdurmasını ve oluşan zararları tazmin etmesini talep etti.

Bölge güvenliğini ilgilendiren her türlü müzakere veya düzenlemeye Körfez ülkelerinin de dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan bakanlar; İran ile yapılacak muhtemel mutabakatların nükleer ve füze programlarını, İHA kapasitesini ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteği kapsaması gerektiğini belirtti. Metinde, gerilimi düşürmeyi hedefleyen diplomatik çabaların desteklendiği kaydedildi.

Manama’da dün gerçekleştirilen KİK Bakanlar Kurulu 168. Dönem Toplantısı’nın sonuç bildirisinde, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik sürdürdüğü saldırılar kınandı. Mescid-i Haram ile Mescid-i Nebevi ve çevresi dahil olmak üzere sivil havalimanları ile kritik tesislerin hedef alındığı, bu saldırıların sivil kayıplara ve yaralanmalara yol açtığı ifade edilerek hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar dilendi.

Konsey, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğunu ve ülkenin güvenlik ile egemenliğini korumak adına aldığı tüm tedbirleri desteklediğini vurguladı. Ortak Savunma Antlaşması uyarınca üye ülkelerden birine yapılan saldırının tüm Konsey üyelerine yapılmış sayılacağı hatırlatılırken, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51. maddesi kapsamında üye ülkelerin bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkı saklı tutuldu.

Bakanlar, BM Güvenlik Konseyi’nin 15 Ekim’de yayımladığı ve Aramco tesisleri dahil Suudi Arabistan’a yönelik Husi saldırılarını kınayan, Krallığın kendini savunma hakkını teyit eden başkanlık bildirisini memnuniyetle karşıladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Husilere yönelik silah ambargosunun kesin bir şekilde uygulanması çağrısında bulunulurken, Yemen krizinde üç temel referans doğrultusunda siyasi bir çözüme ulaşılmasına verilen destek yinelendi.

İran konusuna ilişkin olarak Bakanlar Kurulu, Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik saldırılardan tamamen Tahran yönetimini sorumlu tuttu. İnsan Hakları Konseyi’nin 2026 tarihli ve 61/1 sayılı kararı uyarınca sorumlulardan hesap sorulması ve İran’ın doğan zararları tazmin etmekle yükümlü kılınması talep edildi.

Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğinin korunmasının önemine dikkat çeken bakanlar; bu geçitlerin kapatılması, deniz trafiğinin engellenmesi, ticari gemiler ile mürettebatın hedef alınması veya mayın döşenmesi gibi eylemlere karşı uyarıda bulundu. Gemilerin geçişine yasa dışı harç veya kısıtlamalar getirilmesi, transit geçişlerin önceden izne bağlanması ya da dayatılan rotalara tabi tutulması reddedildi. Seyrüsefer serbestisinin yeniden tesis edilmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki durumun 28 Şubat öncesindeki haline dönmesi talep edildi.