Trump, İran'a yönelik silah ambargosunu ihlal edenlere yönelik karar çıkarmaya hazırlanıyor

ABD Deniz Kuvvetleri’ne ait bir uçak gemisi, Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik tehditlerle eş zamanlı olarak Arap Körfezi’ne giriş yaptı.

USS Nimitz uçak gemisi, iki korvet ve bir destroyer dün Hürmüz Boğazı’ndan geçti. (AFP)
USS Nimitz uçak gemisi, iki korvet ve bir destroyer dün Hürmüz Boğazı’ndan geçti. (AFP)
TT

Trump, İran'a yönelik silah ambargosunu ihlal edenlere yönelik karar çıkarmaya hazırlanıyor

USS Nimitz uçak gemisi, iki korvet ve bir destroyer dün Hürmüz Boğazı’ndan geçti. (AFP)
USS Nimitz uçak gemisi, iki korvet ve bir destroyer dün Hürmüz Boğazı’ndan geçti. (AFP)

ABD yönetiminden gelen haberler, Başkan Donald Trump’ın İran’a uygulanan konvansiyonel silah ambargosunu ihlal edenlere yönelik yeni yaptırım kararı çıkarma planı olduğu yönünde. niyetinde olduğunu doğruladı. Washington, önümüzdeki ay sona ermesi beklenen İran’a yönelik silah ambargosunun süresinin uzatılması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) bir öneri sunmuş muhalefetle karşılaşmıştı. Önlemlerle eş zamanlı olarak ABD Donanması ait bir uçak gemisi Arap Körfezi’ne girmek üzere dün Hürmüz Boğazı’ndan geçti.
Reuters ve diğer medya kurumlarının dört farklı kaynaktan aktardığına göre söz konusu yürütme kararının önümüzdeki günlerde çıkması bekleniyor.Bu adım, ABD Başkanı’nın bu karara muhalefet eden kişileri ya da kurumları ikinci derecede yaptırımlara tabi tutmasına ve ABD pazarına erişimlerini engellemesine izin verecek. ABD’nin bu hamlesi aslında, Birleşmiş Milletler tarafından İran’a uygulanan silah ambargosunun sonuna yaklaşılmasından kaynaklanıyor. Yürürlüğe konulacak yeni yaptırım kararlarıyla ayrıca İran’a silah satan ve alan tarafları da kapsamayı amaçlıyor.
İran’ın 2015 yılında İngiltere, Çin, Fransa, Almanya, Rusya ve ABD olmak üzere altı büyük devletle imzaladığı nükleer anlaşma, 3 Kasım 2020’de yapılacak ABD başkanlık seçimlerinden kısa bir süre önce sona erecek. Zira Birleşmiş Milletler’in konvensiyonel silah yasağını 18 Ekim 2020 tarihinde yürürlükten kaldırması öngörülüyor.
ABD, Mayıs 2018 tarihinde geri çekildiği nükleer anlaşmanın kapsamında yer alan silah ambargosu da dahil olmak üzere İran’a yönelik tüm BM yaptırımlarının Greenwich zamanına göre pazar sabahı itibariyle yeniden yürürlüğe geçireceğini belirtiyor. Nükleer anlaşmanın diğer tarafları ve BM Güvenlik Konseyi’nin birçok üyesi, ABD’nin Birleşmiş Milletler yaptırımlarını yeniden uygulama hakkına sahip olduğunu düşünmediklerini, Washington'ın bu yönde atacağı adımın uluslararası organizasyonda yasal hiçbir etkisinin olmayacağını savunuyor.
Reutres’a açıklamalarda bulunan bir kaynak, ABD yönetiminin ileri sürdüğü yürütme kararıyla Birleşik Devletler’in İran’a yönelik yaptırımları yeniden uygulamak için BMGK’nin desteğini alamamasına rağmen geri adım atmayacağını göstermeye çalıştığını belirtti. Aynı zamanda Avrupalı bir diplomat da ABD’nin yeni yürütme kararının, Washington yönetiminin İran’a ve İran’dan silah nakliyatı gerçekleştirenlere ikincil yaptırımlar uygulama yetkisi vererek uluslararası silah ambargosunun ekim ayından sonra da devam edeceği yönündeki iddiasını desteklediğini ifade etti.
İkincil yaptırımlar, bir ülkenin üçüncü bir ülke ile ticareti sebebiyle ikinci ülkeye yönelik uyguladığı cezalara yönelik. Bu durum ikinci ülkenin, cezayı kesen ülkenin pazarında faaliyet göstermesinin engellenmesi anlamına geliyor. Dev ekonomisi nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri’nin elinde oldukça güçlü bir araç olarak duruyor. Birçok yabancı şirket, İran gibi daha küçük ülkelerle ticaret yaparak daha büyük bir pazar olan ABD pazarının dışında kalma riskini göze almak istemiyor.
Başkan Trump önceki gün Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında İran’ın nükleer silah geliştirmesine ve edinmesine asla izin vermeyeceğini şu sözlerle ifade etmişti:
“İran’ın nükleer silah edinmesinin herhangi bir yolu yok. Sadece bir hatırlatma olarak söylüyorum; bunun olmasına asla izin vermeyeceğim.” 
Trump, İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekildikten sonra Demokratların her hâlükârda kendisini eleştireceklerini düşündüğünü belirterek selefi Barack Obama yönetimini nükleer anlaşma karşılığında İran’a milyarlarda dolar bağışta bulunmakla suçladı:
“Obama boşu boşuna 150 milyar dolar ödedi. 1,8 milyar dolar nakit sağladığı İran ile yapılan bu korkunç ve akılsızca nükleer anlaşmadan ülkemizi çekmek daha etkileyici bir adımdı.”
ABD yönetiminin İran ve Venezuela Özel Temsilcisi Elliott Abrams bu hafta başlarında düzenlediği basın toplantısında gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD yaptırım kararlarının Tahran ile irtibatını sürdüren silah üreticileri ve satıcıları üzerinde “büyük bir etki meydana getireceğini” belirterek İran’a yönelik yaptırımlara dair detayların önümüzdeki pazartesi günü açıklanacağını vurguladı.
Abrams, yaptırımların ayrıntılarının pazartesi günü açıklanacağını belirterek ABD yönetiminin İran’a silah sevkiyatı konusundaki tavrının net olduğunu ancak Çin ve Rusya’nın Başkan Trump’ın 3 Kasım'da yeniden seçilip seçilmeyeceğini görmek için beklediklerini ifade etti. Abrams, ABD’nin bazı yaptırımları yeniden yürürlüğe koyabileceğini belirterek yönetimin yaptırım uygulama planının hazırlıkları içerisinde olduğuna işaret etti.
ABD’nin özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) İran’a yönelik silah ambargosu kararının uzatılmasını kabul etmemesi ve bu hususta Avrupalı bazı müttefiklerle anlaşmazlığa düşmesinin ardından ABD yönetiminin İran’a yönelik politikasını baştan sona değiştirecek yeni yaptırımlar uygulamaya yönelik bir plan hazırlığı içerisinde olduğu bilgisine yer verdi.
Abrams, İran’a yönelik neredeyse tüm BM yaptırımlarının bugün (19 Eylül 2020 Cumartesi saat 20.00) itibariyle yeniden yürürlüğe gireceğini, diğer kısıtlamalara ek olarak silah ambargosunu süresiz olarak yeniden uzatılacağını aktardı. Ambargo kapsamında İran’ın uranyum zenginleştirme ve yeniden işleme faaliyetlerine katılımının ve balistik füzeleri test etmesi ve geliştirmesinin yasaklanması yer alıyor. Ayrıca nükleer silahların ve füzelerin transferlerine yönelik yaptırımlar bulunuyor.
Diğer yandan ABD Donanması, filosundaki bir uçak gemisinin ve savaş gemilerinin Basra Körfezi’ne girmek üzere Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini duyururken Washington yönetimi, BMGK’daki ortaklarının desteği olmadan Tahran yönetimine BM yaptırımlarını yeniden yürürlüğe koyma tehdidinde bulundu.
ABD 5. Filosu tarafından yapılan açıklamada, güdümlü füzelerle donatılmış kruvazörlerin ve yine güdümlü füzelerle donatılmış savaş gemileri ile USS Nimits uçak gemisinin liderliğindeki muharip bir deniz gücünün ABD’li ortaklarla çalışmalar yapmak, eğitim vermek ve DEAŞ ile savaşan Koalisyon'a destek sağlamak üzere Arap Körfezi’ne yelken açtığını duyurdu. Muharip filonun komutanı Amiral James A. Kirk yaptığı açıklamada, “Nimitz Strike grubu, Temmuz ayından bu yana 5. Filo’nun operasyon bölgesinde faaliyet yürütüyor ve hazırlıklarının da zirve noktasında” dedi.



Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
TT

Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bugün Uruguaylı mevkidaşı Yamandu Orsi'ye, iki ülkenin "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünya"ya doğru ilerlemek için birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

İki ülke, ticaret ve çevre de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Orsi'nin ziyareti, ABD'nin geçen ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasından bu yana bir Güney Amerika liderinin Çin başkentine yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Medyada yer alan bir haberde Şi'nin, Çin'in Latin Amerika ve Karayip ülkelerini egemenliklerini, güvenliklerini ve kalkınma çıkarlarını korumada ve uluslararası gerilimleri hafifletmeye yardımcı olmada desteklediğini söylediği belirtildi.

Şi, Çin ve Uruguay'ın "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünyaya ve kapsayıcı ve karşılıklı yarar sağlayan ekonomik küreselleşmeye doğru ilerlemek için iş birliği yapması" gerektiğini ifade etti.

Bu görüşme, bu yıl Batılı başbakanların Çin'e yaptığı bir dizi ziyaretin ardından gerçekleşti.

Haberde, Orsi'nin Çin ve Uruguay arasındaki stratejik ortaklığın "en iyi noktasında" olduğunu söylediği ve her iki ülkeyi de "ortaklığı yeni bir seviyeye yükseltmeye kararlı olmaya" çağırdığı belirtildi.

Çin ve Uruguay bugün, stratejik ortaklıklarını güçlendirmek için bir bildiri imzaladı ve bilim ve teknolojiden çevreye, fikri mülkiyete ve et ticaretine kadar çeşitli alanları kapsayan 12 iş birliği belgesini imzaladı.


İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmaya varılmaması halinde ‘kötü sonuçlar’ doğabileceği yönündeki uyarısının ardından, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye ABD ile müzakereler için gerekli zeminin hazırlanması talimatını verdiğini açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformundaki paylaşımında, Dışişleri Bakanı’nı ‘adil ve eşitlikçi müzakerelere’ hazırlıkla görevlendirdiğini belirterek, bunun tehditten arındırılmış ve gerçekçi olmayan beklentilerden uzak bir ortamda, ‘ulusal çıkarlar ile izzet, hikmet ve maslahat ilkeleri’ gözetilerek yapılması gerektiğini vurguladı. İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Cafer Gaimpenah da X hesabından yaptığı açıklamada, “İyi bir savaş yoktur, her barış da teslimiyet değildir” ifadesini kullandı.

Washington, İran yönetiminin geçen ay zirveye ulaşan hükümet karşıtı protestolara sert müdahalesinin ardından Ortadoğu’ya uçak gemileri göndermişti. ABD Başkanı Donald Trump, saatler önce yaptığı açıklamada, büyük savaş gemilerinin İran’a doğru yola çıktığını duyurarak, temsilcilerinin Tahran’la görüşmeler yürüttüğünü ve bu temasların olumlu sonuçlar doğurmasını umduğunu söyledi. Trump dün, anlaşmaya varılamaması halinde ‘kötü şeyler’ yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Bu gelişmelerin ardından gözler İstanbul’a çevrildi. ABD ve İranlı kaynakların doğruladığına göre, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması amacıyla İstanbul’da Abbas Arakçi ile bir araya gelmesi bekleniyor. Söz konusu görüşmeler, İsrail’in haziran ayında İran’ın askeri ve nükleer tesislerine saldırması ve ABD’nin de bu operasyona katılmasıyla patlak veren 12 günlük savaş nedeniyle kesintiye uğramıştı.

Buna karşılık Tahran, diplomatik bir çözüme ulaşmak istediğini belirtirken, kendisine yönelik herhangi bir saldırıya sert karşılık verileceği uyarısında bulundu. İran yönetimi, görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı olması gerektiğini vurgulayarak, füze programı ya da savunma kapasitesine ilişkin herhangi bir müzakereyi reddetti.

Bölgesel bir yetkili bugün yaptığı açıklamada, bu hafta İstanbul’da İran ile ABD arasında yapılması öngörülen görüşmelerin önceliğinin, olası bir çatışmanın önlenmesi ve iki taraf arasındaki gerilimin düşürülmesi olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, dışişleri bakanları düzeyinde görüşmelere davet edilen ülkeler arasında Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Pakistan’ın bulunduğunu aktardı.

Kaynak, görüşmelerin çerçevesinin henüz netleşmediğini, ancak ‘ana toplantının’ cuma günü yapılmasının planlandığını belirterek, daha fazla gerilimin önüne geçilmesi için taraflar arasında diyaloğun başlatılmasının önemine dikkat çekti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile nükleer bir anlaşmaya varılmasının mümkün olduğunu söyledi. CNN’e konuşan Arakçi, “Başkan Trump nükleer silah istemediğini söyledi, biz de buna tamamen katılıyoruz. Bu çok iyi bir anlaşma olabilir” dedi. Arakçi, Tahran’ın beklentisinin yaptırımların kaldırılması olduğunu da sözlerine ekledi. Birkaç gün önce İran Dini Lideri Ali Hamaney, ABD’nin ülkesine yönelik bir saldırı düzenlemesi halinde ‘bölgesel bir savaş’ çıkabileceği uyarısında bulunmuştu.

Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani ise İran’ın beş tur önceki müzakerelerde nükleer silah edinme peşinde olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, ancak ‘bunun bir bedeli olması gerektiğini’ söyledi.

Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokunun miktarının şu aşamada bilinmediğini belirterek, ‘Stok enkaz altında kaldığı için, tehlikeli olması nedeniyle şu ana kadar çıkarılmasına yönelik bir girişim bulunmuyor” ifadesini kullandı.

Şemhani, aynı zamanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile güvenliğin korunması ve risk oluşturulmaması kaydıyla zenginleştirilmiş uranyum stokuna erişim ve miktarın tahmin edilmesine ilişkin müzakerelerin sürdüğünü kaydetti.

Şemhani, İran’ın ABD ile doğrudan ve somut müzakerelere hazır olduğunu, başka taraflarla yürütülecek görüşmeleri ise kabul etmediğini vurguladı.

Paris, ‘baskıya son verilmesi’ çağrısında bulundu

Bu arada Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, cuma günü yapılması planlanan müzakerelerin, nükleer dosyaya geçilmeden önce İran’daki baskı meselesine odaklanması gerektiğini söyledi.

Barrot bugün France Televisions’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Elbette alınması gereken ilk kararlar, bu kanlı baskıya son verilmesi, gözaltındakilerin serbest bırakılması, iletişimin yeniden sağlanması ve İran halkına özgürlüklerin iade edilmesidir. Bundan sonra nükleer meseleler, füzeler ve terör örgütlerine verilen destek ele alınmalıdır” dedi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı da İran’ın nükleer dosyasına yönelik bir çözümün, İran halkı pahasına olmaması gerektiğini vurguladı.

cdfrgt
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bugün Brüksel'de düzenlenen bakanlar toplantısının oturum aralarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile görüştü. (EPA)

Barrot, “Bir kez daha vurguluyorum ki öncelik, devlet tarafından uygulanan bu baskı ve şiddetin sona ermesi ve cezasız kalmaması gereken bu geniş çaplı suçların durdurulmasıdır” dedi.

Barrot, bundan iki gün önce pazar günü yayımlanan Liberation gazetesine verdiği röportajda ise İran’ın topraklarına yönelik olası ABD saldırılarını önlemek için diplomatik müzakereler kapsamında ‘büyük tavizler’ vermesi gerektiğini söyledi. Barrot, ABD’nin ‘İran’a karşı askeri operasyon başlatabilecek bir konuma geldiğini’ belirterek, aynı zamanda rejimin değerlendirmesi gereken bir müzakere yolunun da sunulduğunu ifade etti. Barrot sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Rejimin bu fırsatı değerlendirmesi, büyük tavizleri kabul etmesi ve yaklaşımında köklü bir değişikliğe gitmesi gerekiyor. İran, bölgesel komşuları ve bizim güvenlik çıkarlarımız için bir tehdit kaynağı olmaktan çıkmalı. İran halkı özgürlüğünü yeniden kazanmalı.”


Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
TT

Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)

ABD Adalet Bakanlığı dün, Jeffrey Epstein ile ilgili birkaç bin belge ve ‘medya’ materyalini geri çektiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, New York’ta bir mahkemeye başvuran avukatlar, hükümetin son yayınladığı belgelerdeki hassas bilgilerin sansürlenmesinde yapılan hatalar nedeniyle yaklaşık 100 mağdurun hayatının ‘alt üst olduğunu’ öne sürmüştü.

Yanlışlıkla ifşa edilen materyaller arasında mağdurların yüzlerinin göründüğü çıplak fotoğraflar, isimler, e-posta adresleri ve tam olarak gizlenmemiş diğer tanımlayıcı bilgiler yer alıyordu. Bakanlık, bunun ‘teknik veya insan hatasından’ kaynaklandığını belirtti.

ABD Başsavcısı Jay Clayton, Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell’e karşı açılan insan ticareti davalarını denetleyen yargıçlara yazdığı mektupta, bakanlığın mağdurların veya avukatlarının belirttiği materyallerin neredeyse tamamını, ayrıca hükümetin bağımsız olarak belirlediği ‘çok sayıda’ belgeyi geri çektiğini bildirdi.

Clayton, mağdurlar ve avukatlarının değişiklik talebinin ardından, bakanlığın ‘rapor edilen belgelerle ilgili protokollerini’ revize ettiğini açıkladı.

Yeni mekanizmaya göre, belgeler mağdurlar tarafından bildirildiği anda geri çekiliyor, ardından gözden geçirilip düzeltilmiş bir kopya yeniden yayımlanıyor ve işlemin ‘24 ila 36 saat içinde tamamlanması’ hedefleniyor.

Epstein mağdurlarını temsil eden iki avukat pazar günü, hükümetin isimleri ve diğer kişisel bilgileri gizleme konusundaki binlerce hatayı gerekçe göstererek mahkemeden ‘acil yargı müdahalesi’ talebinde bulundu.

Sekiz kadın, kendilerini Epstein mağduru olarak tanıtarak, yargıç Richard M. Berman’a gönderilen mektuba yorum ekledi. Kadınlardan biri, belgelerin açıklanmasının ‘hayatını tehdit ettiğini’ yazdı. Bir diğeri ise 51 materyalde banka bilgilerinin yer alması nedeniyle ölüm tehditleri aldığını, bunun sonucunda kredi kartlarını ve banka hesaplarını dondurmak zorunda kaldığını belirtti.

ABD Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, pazar günü ABC’nin ‘This Week’ programına verdiği röportajda, hassas bilgilerin gizlenmesi sürecinde bazı hataların meydana geldiğini, ancak Adalet Bakanlığı’nın hızlı bir şekilde müdahale etmeye çalıştığını söyledi.

Blanche, “Bir mağdur ya da avukatı, adının doğru şekilde gizlenmediğini bildirdiğinde, bunu derhal düzeltiyoruz. Bahsettiğimiz sayı, Amerikalıların anlayabilmesi için, toplam materyalin yüzde 0,001’ini geçmiyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşın, AP’den onlarca gazeteci dosyaları inceleyerek, bazı belgelerde isimlerin gizlenmiş olmasına rağmen aynı dosyanın diğer kopyalarında açık bırakıldığını tespit etti.