Lübnan’da Maliye Bakanlığı konusunda yaşanan çatışma din adamları arasında tartışma yarattı

Maruni Patriği Beşara er-Rai, 20 Eylül’de bir vaaz verdi. (Ulusal Ajans)
Maruni Patriği Beşara er-Rai, 20 Eylül’de bir vaaz verdi. (Ulusal Ajans)
TT

Lübnan’da Maliye Bakanlığı konusunda yaşanan çatışma din adamları arasında tartışma yarattı

Maruni Patriği Beşara er-Rai, 20 Eylül’de bir vaaz verdi. (Ulusal Ajans)
Maruni Patriği Beşara er-Rai, 20 Eylül’de bir vaaz verdi. (Ulusal Ajans)

Emel Hareketi ve Hizbullah'ın oluşturduğu Şii ikilinin yeni Lübnan hükümetinde Maliye Bakanlığı’nı koruma talebi, siyasi arenadan dini koridorlara doğru genişledi. Öyle ki Maruni Patriği Mar Beşara Butrus er-Rai, “Bir mezhep hangi sıfatla belirli bir bakanlığı kendisininmiş gibi davranır?” diye sordu. Rai’nin çıkışına cevap veren Caferi müftü Mümtaz Şeyh Ahmen Kablan ‘ABD’nin sopası ve Fransa’nın havucu ile mezhepler için ayrılan kotaların bir parçasının ya da tamamının iptal edilmesini kabul etmeyeceklerini’ vurguladı.
Şii ikilinin Maliye Bakanlığı’nı elinde tutma talebi, hükümeti kurmakla görevli Mustafa Edib’in bakanlık pozisyonlarını yönetme ısrarı doğrultusunda yeni hükümet sürecini daha da karmaşık hale getirdi. Bu durum, Şii ikilinin vetoya yönelmesine yol açtı. Öyle ki bu veto, devletten finansal harcama gerektiren kararlar hakkında Cumhurbaşkanı'nın ve Başbakan’ın yanı sıra Maliye Bakanı’nın da imzasıyla yürütme makamına katılabildiklerine inandıkları Maliye Bakanlığı pozisyonu rotasyonu şartıyla geldi.
Maruni Patriği, 20 Eylül’de verdiği vaazda konuya dair şunları söyledi:
“Bir mezhep hangi sıfatla belirli bir bakanlığı kendisininmiş gibi davranır ve siyasi felce, ekonomik, finansal ve yaşamsal durgunluğa sebep olana kadar hükümetin oluşumunu engeller? Reform yolundaki siyasi güçler anlaşması üçgeni, ‘mini bir kurtarma, siyasi deneyime sahip bağımsız uzmanlar hükümeti ve bakanlık rotasyonu nerede? Değişiklik yapılan anayasanın (Taif Anlaşması) 95’inci maddesine geri dönersek; Paragraf B’yi açıkça okuyalım: Bakanlıklar da dahil olmak üzere birinci sınıftaki görevler, uzmanlık ve yetkinlik ilkelerine bağlı kalarak hiçbir mezhebe tahsis edilmeksizin Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında eşit olarak paylaşılacaktır. Bu madde gafletle değiştirildi mi yoksa güç ve zorbalık mı dayatılıyor?”
Lübnan’ın çok yönlü demokratik sisteminde bu durumun kabul edilemez olduğunu belirten Maruni Patriği sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hangi anayasa bir bakanlık pozisyonunun tekele alınmasına izin verir? Özelleştirmeye ve tekele mezhep merkezli değil, anayasal açıdan karşı çıkıyoruz. Bu karşı çıkışımız belirli bir mezhebe yönelik değildir. Aksine bir sınıfın ulusal karar alma mekanizmasını ve egemenliğini kaybetmiş bir devlet üzerinde hegemonyasını kurması amacıyla bakanlıklar ve mezhepler arası eşitlik kavramını çürüten sapkınlığına ve üniter boyutuyla ulusal ortaklığın baltalanmasına karşıyız.”
Hükümeti kurmakla görevli Mustafa Edib’e de ‘anayasaya uyma, halkın ve dünyanın beklediği bir hükümet kurma’ çağrısında bulunan Rai sözlerine şöyle devam etti:
“Koşullara boyun eğmeye, ertelemeye veya özür dilemeye gerek yok. Kadersel açıdan sorumluluk almak, cesurca bir vatanseverlik konusudur. Sizi destekleyenler bunu bir hükümet kurmanız için yaptılar. Özür dilemeniz için değil. Tüm kusurlarına rağmen Lübnan rejimi halen parlamenter bir demokrasidir ve hükümetin kurulması, bunu sağlayacak ismin görevlendirilmesi, bu isme güven verilmesi ya da verilmemesi mekanizmalarını da içerir. O halde bırakın parlamento kendi yoluna gitsin. Sen buradasın ve yalnız da değilsin. Bizim açımızdan bakacak olursak; bir hükümet kurduğumuzda varlığımızı ve sistemimizi yeniden gözden geçirmeye hazır değiliz. Lübnan’ın tercihleri, tüzüğü ve demokrasisi pahasına tavizleri kabul edemeyiz. Tüm bileşenler meşruiyet sınırlarına girmeden ve kendi projelerinden vazgeçmeden sistem değişikliğini tartışmaya hazır değiliz. Cumhurbaşkanı'nın dediği gibi; devlette bir değişiklik yok. İster Lübnanlılar isterse Lübnanlı olmayanlar tarafından taşınan yasa dışı ve istilacı silahların hakimiyeti ortasında sistemi değiştirmenin ne gibi bir faydası var?”
Beşara er-Rai açıklamasının devamında Lübnan'ın tarafsızlık ilkesine dikkat çekti:
“Lübnan sisteminin yeniden gözden geçirilmesi, yetki ve rol dağılımı, ‘onu ihtilaflardan, anlaşmazlıklardan, bölgesel ve uluslararası savaşlardan etkisiz hale getirerek’ gerekirse Lübnan'ın üç boyutunda tarafsızlığını tesis ettikten sonra tamamlanacaktır. Bu boyutlar devletin tüm topraklar üzerindeki egemenliğini başkaları olmaksızın silahlı kuvvetleriyle sağlaması, herhangi bir dış saldırganlığa karşı kendisini savunması ve dış politikasını uygulamasına imkan verilmesidir. Aynı şekilde Lübnan Arap ailesinin kalbinde, başta Filistin halkının hakları olmak üzere halkların hakları, mülteci ve yerinden edilmişlerin ülkelerine geri dönüşleri açısından ve yakınlaşma, diyalog ve istikrar bakımından özel bir role ve misyona sahiptir.”
Caferi müftü Şeyh Ahmed Kablan ise söz konusu sözlere cevap mahiyetindeki açıklamasında şunları söyledi:
“Hükümet bir kişiye ait değildir. Ülke de hiç kimsenin tekelinde olamaz. Bu halde siyasi sistem, kaçınılmaz olarak başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Kalkınma kesin olarak gereklidir. 20 yıllık zaman sona erdi. Talebimiz, geçmişte bazılarının mezhep merkezli bir formülle oluşturduğu ve halen üzerinde ısrar ettiği formülden kaynaklanıyor. Bir sivil devlet veya devlet ile insanları bölen bir mezhep merkezli devlet arasında seçim yapın. Kotalar mezheplere tahsis edildiği sürece bizim ve sizin aranızda misliyle muamele ilkesine göre hüküm vereceğiz. ABD’nin sopası ve Fransa’nın havucu ile mezhepler için ayrılan kotaların bir parçasının ya da tamamının iptal edilmesini kabul etmeyeceğiz. Asla uluslararası, bölgesel veya yerel bir öldürme oyununa dahil olmayacağız. Bu ülkenin nefretin veya tuzakların kurbanı olmasına izin vermeyeceğiz. Tüm bu günlerde ortaya atılan silah, bu ülkeyi özgürleştiren, egemenliğini güvence altına alan ve haritayı onaran araç olmalıdır.”
Hizbullah'ın silahlarına da atıfta bulunan Kablan “O halen bunu Lübnan ve Lübnanlılar için bir garanti olarak yapıyor” ifadesini kullandı.
Caferi Müftü, hükümeti kurmakla görevli yetkiliye hitaben de şunları söyledi:
“Ülke ve bölge küller altında bir kömürdür. Bu nedenle dengelerle oynanamaz ve bu ülkenin krizi ateşe verilemez. Çünkü Lübnan’da yaşananlar, bölgedeki dünya savaşından kaynaklanmaktadır. Washington, Lübnan’ı Amerikanlaştırma ve Yahudileştirme savaşına sokmaya çalışıyor. Bu bağlamda Lübnan ile savaşıyor ve teslim olma karşılığında finansal temellemeyle onu içeriden havaya uçurmaya çalışıyor. Tavrımız tüm mezhepler, bölgeler ve egemenlikler açısından Lübnan’ın temel çıkarlarına odaklanmaktır. Bu olduğu seçimimiz tüm dünya bizi kuşatmak için bir olsa bile teslim olmamaktır.”



İsrail, Husilere karşı "hassas bir saldırı" gerçekleştirdiğini iddia etti

İsrail'in misilleme saldırıları sonucu Husi kontrolündeki Sana'da büyük bir yangın çıktı (Reuters)
İsrail'in misilleme saldırıları sonucu Husi kontrolündeki Sana'da büyük bir yangın çıktı (Reuters)
TT

İsrail, Husilere karşı "hassas bir saldırı" gerçekleştirdiğini iddia etti

İsrail'in misilleme saldırıları sonucu Husi kontrolündeki Sana'da büyük bir yangın çıktı (Reuters)
İsrail'in misilleme saldırıları sonucu Husi kontrolündeki Sana'da büyük bir yangın çıktı (Reuters)

İsrail ordusu, yaptığı açıklamada, İran destekli Husi grubunu "bölgesel istikrarı baltalamak ve uluslararası seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle" suçlayarak, uçaklarının dün Sana'da bir Husi askeri hedefine "hassas bir saldırı" gerçekleştirdiğini bildirdi.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Husi'lere karşı operasyonların devam edeceğini belirterek, “İsrail, kendisine karşı el kaldıranların elini kesecek” ifadelerini kullandı.

Husi askeri kaynakları ise liderlerin hedef alındığına dair haberleri yalanlayarak, saldırıların “sivil hedefleri” vurduğunu ve saldırıların Yemenlileri Gazze'ye verdikleri destek nedeniyle cezalandırmak amacıyla gerçekleştiğini belirten bir açıklama yaptı.

Görgü tanıkları, saldırıların Sana'nın güneybatısındaki Atan bölgesini ve şehrin güneyindeki Beyt Bos'ta bir evi hedef aldığını bildirdi.

Dün erken saatlerde, İsrail ordusu Gazze Şeridi yakınlarındaki bazı İsrail kasabalarında sirenlerin çalmasının ardından Yemen'den fırlatılan bir insansız hava aracını (İHA) engellediğini açıkladı.

Bu İsrail saldırıları, 20 Temmuz 2024'ten bu yana Husi'lere karşı yapılan 15. misilleme saldırı dalgası.

Dün Sana’ya yapılan saldırılar, İsrail'in geçen pazar günü Sana'ya düzenlediği ve en az 10 kişinin ölümüne yol açan askeri saldırının sonrasında yapıldı.

Dün İsrail'in düzenlediği saldırılar, Husi yönetimindeki El-Mesire TV'nin, grubun lideri Abdulmelik el-Husi'nin haftalık konuşmasını yayınlamasıyla eş zamanlı olarak geldi. Kanal konuşmanın ardından bir son dakika haberinde "Sana'ya yeni bir İsrail saldırısı" olduğunu duyurdu.


Suriye'yi ziyaret eden 3 Kongre üyesi, İsrail'in Suriye'ye yönelik hava saldırılarını kınadı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Kongre heyetiyle bir araya geldi (AP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Kongre heyetiyle bir araya geldi (AP)
TT

Suriye'yi ziyaret eden 3 Kongre üyesi, İsrail'in Suriye'ye yönelik hava saldırılarını kınadı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Kongre heyetiyle bir araya geldi (AP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Kongre heyetiyle bir araya geldi (AP)

Son iki hafta içinde Şam'ı ziyaret eden üç ABD Kongre üyesi, dün ortak bir açıklama yaparak, İsrail'in çarşamba günü Suriye'ye düzenlediği hava saldırılarını kınadı.

ABD'li senatörler Demokrat Jeanne Shaheen ile Cumhuriyetçi Joni Ernst ve Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Joe Wilson, ortak bir açıklama ile İsrail'e tepki gösterdi.

Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Senatör Jeanne Shaheen, Senatör Joni Ernst (Iowa Cumhuriyetçi) ve Helsinki Komisyonu Başkanı Temsilci Joe Wilson yaptıkları ortak açıklamada, "Suriye'den yeni döndük. Orada geçici Başkan Ahmed eş-Şara, bakanlar ve farklı mezhep ve etnik gruplardan Suriyelilerle doğrudan görüştük. Aldığımız mesaj açıktı: Suriye'nin, 14 yılı aşkın süredir ülkeyi tüketen şiddet ve çatışmayı aşıp başarıya ulaşmak için bir şansa ihtiyacı var. İsrail'in dün gece Suriye'ye yaptığı istikrarı bozucu hava saldırıları, bu hedefe ulaşmayı daha da zorlaştırıyor" ifadeleri yer aldı.

jnjb
Başkan Şara Amerikan heyetiyle birlikte (Senatör Jeanne Shaheen'in Instagram hesabı)

Açıklamada, Başkan Trump'ın bu yılın başlarında Suriye'ye yönelik yaptırımları kaldırma gibi cesur bir adım atması takdir edildi. Başkan Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın çabaları sayesinde, Suriye ve İsrail hükümetleri arasında daha önce düşünülemez olarak görülen tarihi bir toplantının (Paris'te) bu ay gerçekleştiği belirtildi.

Resim  İsrail'in geçen temmuz ayında Şam'daki Suriye Savunma Bakanlığı'na düzenlediği bombardıman sonucu yükselen dumanlar (Arşiv-AFP)

Senato Dış İlişkiler Komitesi'nin internet sitesinde Kongre'nin üç üyesi adına yayımlanan açıklamada, Suriyelilerin "barış sürecini ilerletmek için İsrail ile iş birliği yapmaya hazır olduğu, ancak bu fırsatın ne kadar süre açık kalacağının belirsiz olduğu" ifade edildi.

Açıklama, İsrail'in fırsatı değerlendirerek "çatışmaları derhal durdurması" çağrısıyla sona erdi. Böylece Suriyeliler ve Özel Temsilci Barrack ilerlemelerine devam edebilecekler. Şarku’l Avsat’ın siteden aktardığına göre açıklamada, istikrarlı ve güvenli bir Suriye'nin "İran etkisinden kurtulmanın ve DEAŞ tehdidini kontrol altına almanın" tek yolu olduğu vurgulandı.


Şam ile Tel Aviv arasında gelecek ay bir güvenlik anlaşması yapılması mümkün

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, Şam'da düzenlenen 62. Şam Uluslararası Fuarı'nın açılış törenine katıldı (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, Şam'da düzenlenen 62. Şam Uluslararası Fuarı'nın açılış törenine katıldı (Reuters)
TT

Şam ile Tel Aviv arasında gelecek ay bir güvenlik anlaşması yapılması mümkün

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, Şam'da düzenlenen 62. Şam Uluslararası Fuarı'nın açılış törenine katıldı (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, Şam'da düzenlenen 62. Şam Uluslararası Fuarı'nın açılış törenine katıldı (Reuters)

Suriye ile İsrail arasındaki müzakerelere yakın kaynaklar, iki ülke arasında bir güvenlik anlaşmasının, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara'nın BM Genel Kurulu'na hitap edeceği toplantılar sırasında, 25 Eylül'de açıklanması veya imzalanmasının beklendiğini belirtiyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, bu uluslararası etkinliği Şara ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında bir toplantı düzenlemek için kullanmak istiyor. Toplantıya Trump da katılacak.

Bu Amerikan baskısı, Suriye cumhurbaşkanının İsrail ile güvenlik anlaşması konusunda “ileri düzeyde görüşmeler” yürütüldüğünü ve bu anlaşmanın Golan Tepeleri sınırında askerden arındırılmış bölgeler de dahil olmak üzere bir dizi düzenlemeyi içereceğini açıklamasının ardından geldi.

Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığına göre Netanyahu dün Dürzi topluluğunun ruhani lideri Şeyh Muvaffak Tarif ve diğer dini ve sivil şahsiyetlerle bir araya geldi. Netanyahu, Suriye'deki Dürzilere desteğini yineledi ve “Ahmed eş Şara hükümetiyle varılan mutabakatların onların aleyhine olmayacağı” konusunda güvence verdi.