BM'nin 75'inci yıl dönümü kutlamasına sessizlik hakim

New York'taki Birleşmiş Milletler genel merkezi salgın nedeniyle Genel Kurul toplantısına günler kala halen kapalı. (AFP)
New York'taki Birleşmiş Milletler genel merkezi salgın nedeniyle Genel Kurul toplantısına günler kala halen kapalı. (AFP)
TT

BM'nin 75'inci yıl dönümü kutlamasına sessizlik hakim

New York'taki Birleşmiş Milletler genel merkezi salgın nedeniyle Genel Kurul toplantısına günler kala halen kapalı. (AFP)
New York'taki Birleşmiş Milletler genel merkezi salgın nedeniyle Genel Kurul toplantısına günler kala halen kapalı. (AFP)

Birleşmiş Milletler bugün (BM) kuruluşunun 75'inci yıl dönümünü bugün itibariyle misafirsiz, soluk bir törenle kutluyor. Nitekim Kovid-19 salgınının dünyayı karşı karşıya bıraktığı istisnai durumlar olmasaydı aralarında krallar, devlet ve hükümet başkanları, bakanlar, ajanslardan, sivil toplum kuruluşlarından ve hükümet kuruluşlardan üst düzey yetkililer de olmak üzere yüzlerce kişi törene katılacaktı. Merasim, BM Genel Kurulu (BMGK) yıllık oturumunda gerçekleştirilecek, uluslararası ilişkileri zehirleyen birçok mesele, sıkıntı, hatta çeşitli bölünmelerin yüz yüze ele alınacağı üst düzey toplantılar ile eşzamanlı gerçekleşiyor.
New York şehri her yıl eylül ayında gerçekleşen bu etkinliğe eşlik eden görkemden yoksun kalacak. Zirâ Manhattan’daki 1'st Avenue Caddesi, ülke liderlerinin, yetkililerin, çevirmen ve gazetecilerin şehirde kaldıkları yerlerden BM genel merkezine gidişlerini kolaylaştırmak için halka kapalı olmayacak. ‘Dünyanın başkenti’ New York’taki bulvar ve sokaklar, ciddi güvenlik önlemleri altında dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden gelen uluslararası yetkililer ve diplomatların hareketlerine eşlik eden gürültüden yoksun kalırken 2 bin 500 kişi kapasiteli ana toplantı salonu ise 193 üye devletin her birinden birer temsilci, gözlemci ülkeler ve uluslararası kuruluşlardan bir avuç yetkili ile yetinecek. Yetkililer, liderlerin dijital platformlarda gerçekleştirdikleri konuşmaları dev ekranlar aracılığıyla takip edecek.

Münasebetin tekdüzeliği ve sıkıntıların önemi
Uluslararası yetkililer ve diplomatlar, birebir iletişimin uzun ve stresli video konferanslarla yer değiştirecek olması nedeniyle merasimin ‘tekdüze’ geçeceği korkusunu gizlemiyor. Zira yetkililer salgın nedeniyle New York’ta kamu güvenliğini sağlamak için yurt dışından, hatta diğer eyaletlerden gelenleri iki hafta süreyle karantina uygulamasına tabi tutmak gibi katı kısıtlamalar getirdi.
Böylece beklentiler de Birleşmiş Milletler Şartı'nın 26 Haziran 1945'te imzalanmasından bu yana en düşük seviyeye indi. Liderlerin kişisel katılımı ve büyük ziyafetler gerçekleştirilmeyeceği gibi ikili toplantılar da yapılmayacak. Gazeteciler haber veya fotoğraf almak için birbiriyle yarışmayacak. Beyaz Saray, yaklaşık bir ay süren spekülasyonların ardından ABD Başkanı Donald Trump'ın konuşmasını meşhur BM kürsüsünden yapmayacağını duyurdu. Bu kürsüyü kullanma fırsatı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM 75’inci Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır'a kalacak.
Küresel salgın ve beraberinde getirdiği ekonomik baskıların yanısıra şiddetli iklim değişikliğinin de yaşandığı, dünyanın çatışmalar, savaşlar, krizler ve felaketlerle boğuştuğu bu dönemde, dünya liderlerinin yapacakları ses kayıtlarında, mevcut sorunlara ve bölgeyi yutan kaosa çözüm bulup bulmayacağı merak ediliyor.
21 Eylül BM’nin elmas yıldönümü sayılıyor. 119 devlet ve hükümet başkanının yer aldığı konuşma programına göre öncelik ABD Başkanı Donald Trump’ın olacak. Ardından ise bakanlar ve diğerlerinden oluşan 200 kişi söz alacak. Tüm bu konuşmalara gün içinde zaman kalmaması halinde kalan konuşmalar ertesi güne ertelenecek. Zira Üst Düzeyli Haftası konuşmaları 22 Eylül’de başlayacak. Her lider en fazla 15 dakika konuşma süresine sahip olacak. Genel Sekreter Guterres’in konuşması ise 20 dakika kadar sürecek.

Dünyanın içinde bulunduğu korkunç durum
Uluslararası yetkililer, Guterres'in 22 Eylül'de gerçekleştireceği konuşmanın dünyanın içinde bulunduğu ‘korkunç durum’ hakkında kararlı ve uyarıcı olacağını düşünüyor. Ardından Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ve yine ABD Başkanı Trump konuşma yapacak. Yarın aynı zamanda Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, Ürdün Kralı 2. Abdullah, Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmalarını gerçekleştirecek. Çarşamba günü sabahı öncelik Suudi Arabistan’ı temsilen Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in olacak. Ardından da birçok ülkenin yasa dışı saydığı Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro da dahil olmak üzere Irak, Lübnan, Cezayir gibi birçok ülkenin liderleri söz alacak.
Guterres, toplantılar öncesinde yaptığı konuşmada, “Diplomasinin etkili olabilmesi için kişisel temaslar gerekiyor. Ülke liderlerini bir araya getirme fırsatımız olmayacağı için oldukça üzgünüm” dedi. Aynı zamanda aralarda özellikle iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik, Libya'daki çatışma ve Lübnan'daki kriz gibi konularda ‘çok sayıda sanal toplantı yapılacağı’ bilgisini verdi.

İyi niyetler ve hayal kırıklıkları
Toplantıların ortak iyi niyet beyanı ve tek taraflılıkla mücadele çağrısıyla başlaması, Kovid-19 salgınının patlak vermesi, sınırların kapatılması ve ülkeler arası iş birliğinin sekteye uğramasından bu yana yaşananları gizleyemiyor. BM’nin yedi buçuk yıldır ‘hayal kırıklığına uğradığını' kabul eden beyanda “dünyanın 75 yıl önce kurucuların hayal ettiği bir yer olmadığı” da belirtiliyor. Aynı zamanda artan eşitsizlik, kalıcı yoksulluk, açlık, silahlı çatışma, terörizm ve iklim değişikliğine de işaret ediliyor. BM’nin sömürgeciliğin sona ermesine, özgürlüğün artırılmasına, kalkınma standartları oluşturulmasına ve hastalıkların ortadan kaldırılmasına yardımcı olduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“BM, düzinelerce çatışmanın hafifletilmesine yardımcı oldu, insani yardımlarla 100 binlerce hayat kurtardı ve milyonlarca çocuğa her çocuğun hakkı olan eğitimi sağladı.”
Açıklamada daha iyi ve daha yeşil bir dünya için tarihi bir fırsata sahip olunduğu vurgulanıyor.

BMGK: Başarısızlık mı çözüm mü?
AFP’nin haberine göre Paris Siyasi Araştırmalar Enstitüsü'nden Profesör Bertrand Badie, büyük güçlerin koronavirüs sayesinde küresel iş birliğini güçlendirme şansını kaçırdığını söylüyor. Bunun yerine Çin ve Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) salgın ilk patlak verdiği sırada yavaş hareket etmesi, ABD'nin ise tek taraflı hareket ederek WHO’dan çekileceğini ilan etmesi gibi durumlar dolayısıyla iş birliğinin dağıldığını söylüyor. Süper güçlerin davranışlarının salgın gibi dünyayı sarsan zorluklarla baş etmek için kurulan “BMGK’nın başarısızlığına, hatta çöküşüne neden olduğunu” belirten Badie, kuruluşun, kurulduğu güne uzanan iktidar rekabeti dolayısıyla felç olduğu görüşünde. Reformlara başlamak için BMGK’nın beş daimi üyesi, ABD, İngiltere, Rusya, Fransa ve Çin’in Soğuk Savaş zihniyetinden vazgeçmeleri gerektiğini söyleyen Badie bunu reddetmelerinin nükleer ayrıcalıkların yitirilmesine yol açacağı konusunda uyarıda bulundu.
New York'taki Uluslararası Kriz Grubu'ndan Richard Gowan, ABD’nin dünya liderliğinden çekilmesi bağlamında yaptığı değerlendirmede BM’nin gerçek bir reform şansı olmasına ilişkin kötümserliğini aktardı. “Çin ve ABD'yi şu an ciddi reformlar üzerinde anlaşırken göremiyorum” ifadelerini kullandı.



İsrail merkezli bir insan hakları örgütü, Filistinlilere uygulanan işkencelerle ilgili şok edici bir rapor yayınladı

Mahmud Ebu Foul, eski bir Filistinli tutuklu, “Sde Teiman” toplama kampında kaldı, (Şarku’l Avsat)
Mahmud Ebu Foul, eski bir Filistinli tutuklu, “Sde Teiman” toplama kampında kaldı, (Şarku’l Avsat)
TT

İsrail merkezli bir insan hakları örgütü, Filistinlilere uygulanan işkencelerle ilgili şok edici bir rapor yayınladı

Mahmud Ebu Foul, eski bir Filistinli tutuklu, “Sde Teiman” toplama kampında kaldı, (Şarku’l Avsat)
Mahmud Ebu Foul, eski bir Filistinli tutuklu, “Sde Teiman” toplama kampında kaldı, (Şarku’l Avsat)

İsrail insan hakları örgütü B'Tselem, İsrail hapishanelerinde güvenlik gerekçesiyle tutulan Filistinli mahkumların koşulları hakkında yeni bir rapor yayınladı. Rapor, hapishane gardiyanları, askerler ve Şin Bet ajanları tarafından uygulanan şiddetin boyutunu ayrıntılarıyla anlatan yürek burkan tanıklıklar içeriyor. Raporda, diğer hususların yanı sıra, cinsel şiddet, açlık, işkence, zorlu yaşam koşulları ve tıbbi tedaviye erişimin engellenmesi şikayetleri yer alıyor.

Serbest bırakılan mahkumlarla yapılan görüşmelere dayanan raporda, dört mahkumun hapishane gardiyanları ve askerler tarafından maruz kaldıkları ağır cinsel istismara dair tanıklıkları da bulunuyor.

Sigara Yanıkları

B'Tselem, bu ve diğer tanıklıkların, son iki yıldır birçok raporda ortaya koyduklarına kıyasla Filistinli tutsakların koşullarında önemli bir bozulmayı doğruladığını belirtti. Örnek olarak, Gazze'den serbest bırakılan tutsak Muhammed Ebu Tavila'nın (35 yaşında) ifadesini gösterdi; Ebu Tavila, sorgusu sırasında askerlerin vücudunda sigara söndürdüğünü, üzerine hidroklorik asit döktüğünü ve sırtını çakmakla yaktığını açıkladı.

Ofer ve Ketziot hapishanelerinde tutulan bir başka mahkum şunları söyledi: “Sorgum sırasında beni disko odası denilen bir odaya götürdüler. Altı gün boyunca günde bir şişe su içmeme, bir salatalık ve askerin bana vermeden önce üzerine bastığı bayat bir ekmek parçası yememe izin verdiler. Durmaksızın dövüldüm ve zaman zaman elektrik şokuna maruz kaldım. Sabahtan akşama kadar demir bir sandalyede oturdum. Odanın dışında, dayanılmaz derecede yüksek sesle İbranice şarkılar çalan büyük bir hoparlör vardı. Kulak zarlarım delindi ve kanamaya başladı.” Ayrıca, odada tuvalet olmadığı için kıyafetlerine işemek zorunda kaldığını da ifade etti.

Rapora göre, bugün İsrail Cezaevleri Servisi'ne bağlı cezaevlerinde yaklaşık 9 bin güvenlik mahkumu bulunuyor ve bunların çoğu henüz yargılanmamış olup şu kategorilerden birine giriyor: yargılama öncesi tutuklular, idari tutuklular ve "yasadışı savaşçılar". İsrail'in bu tanımı, uluslararası hukukta kabul edilemez bir şekilde, Gazze'den Hamas elit üyesi olduğundan şüphelenilen herkesi hedef alıyor ve onlara suçlu tutukluların veya savaş esirlerinin haklarını tanımıyor.

7 Ekim 2023'ten bu yana, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 84 mahkum hayatını kaybetti ve İsrail, bunlardan 80'inin cesedini hâlâ teslim etmedi. Dahası, savaşın başlangıcından bu yana Kızılhaç ekiplerinin hapishaneleri ziyaret etmesi engelleniyor ve Yüksek Mahkeme bugüne kadar İsrail'i bu tür ziyaretlere izin vermeye zorlamaktan kaçındı.

Rapor, özellikle 1980'lerde sert hapishane koşulları nedeniyle kapatılan ve dönemin Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in talimatıyla yeniden açılan Ramle Hapishanesi'ndeki Rekafet koğuşunu eleştiriyor. Bu koğuş, mahkumların asla ışık görmediği yeraltı konumu nedeniyle "Hapishane Hizmetinin en kötüsü" olarak tanımlanıyor.

Cilt Erozyonu ve Uyuz

Raporda, İnsan Hakları İçin Hekimler örgütünün yayınladığı verilere atıfta bulunularak, örgütün ziyaret ettiği 349 mahkumun %67'sinin gözaltı tesisinde en az bir kez ciddi şiddet olayına maruz kaldığı belirtiliyor. Örneğin, Beyt Lahia'dan 41 yaşındaki Tamer Karmut, acı verici ve uzun süren kelepçelenmeye tanık oldu. Ona göre kelepçeler o kadar sıkıydı ki, derisi ve eti kemiğe kadar yırtıldı. “Acı şiddetli ve sürekliydi. Durumum kötüleşince, askerler beni doktorun tedavi ettiği bir yere götürdüler. Doktor bütün gün boyunca büyük miktarda kirlenmiş kan ve kan pıhtısı temizlemekle meşguldü.”

fevgf
İsrail merkezli Breaking the Silence örgütü, Sde Teiman askeri üssünde gözleri bağlı Filistinli tutsakların fotoğrafını yayınladı (AP)

Rapora göre, mahkumların dörtte biri uyuz hastalığından muzdarip. Şeker hastalığı olan ve Sde Teiman'da hapsedilen 45 yaşındaki Cibril es-Safadi, cezaevine girdikten bir gün sonra ayağında şiddetli ağrılar hissetmeye başladığını söyledi. “Ayakta durma yeteneğimi yavaş yavaş kaybettim ve uyandığımda kendimi kan gölü içinde buldum. Şoktaydım ve ayağıma baktığımda enfeksiyon kaptığını ve kanadığını gördüm.”

 Es-Safadi'ye göre, böbreklerine aldığı darbeler durumunu daha da kötüleştirdi ve sonunda doktorlar sağ bacağını ampute etmek zorunda kaldı. Amputasyona rağmen, sonunda bir mahkum takası kapsamında serbest bırakılana kadar işkence de dahil olmak üzere sert sorgulamalara maruz kalmaya devam ettiğini söyledi.

Ketziot'ta gözaltına alınan Beyt Lahia'lı İbrahim Fouda şunları ifade etti: “Suyu kestiler ve geri verdiklerinde de sadece bir saatliğine yetti. Kirlenmiş suyu içmekten başka çaremiz yoktu. Çadırın kıvrımlarında veya astarında su depoladık ve bazen tuvaletlerden su içmek zorunda kaldık.”

İşkence Kampları

B'Tselem'in İcra Direktörü Yuli Novick şunları söylüyor: “İsrail gözaltı merkezleri, Filistin toplumuna karşı planlı ve yaygın saldırısının bir parçası olarak, Filistinlileri parçalamayı ve yok etmeyi amaçlayan bir işkence kampları ağına dönüştürüldü. Gazze Şeridi'ndeki soykırım ve Batı Şeridi'ndeki etnik temizlik, bu politikanın en aşırı tezahürleri arasındadır.”

sdfdfdv
İsrail'in Sde Teiman hapishanesinde eski bir Filistinli mahkum olan Mahmud Ebu Foul, işkence nedeniyle görme yetisini kaybetti (Şarku’l Avsat)

Cezaevleri İdaresi şu açıklamayı yaptı: “Cezaevleri İdaresi, kanunlara ve kanun hükümlerine ve mahkeme kararlarına uygun olarak faaliyet göstermekte olup, resmi denetim organlarının gözetim ve denetimine tabidir. Tüm mahkumlar, kanunlara uygun olarak, hakları güvence altına alınarak, gerekli tedaviye erişimleri sağlanarak ve kanun hükümlerine uygun yaşam koşulları sağlanarak gözaltında tutulmaktadır.”


NATO Genel Sekreteri: Trump ile yaptığım görüşmelerde Grönland'ın Danimarka'da kalması konusuna değinilmedi

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu toplantısında (Reuters)
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu toplantısında (Reuters)
TT

NATO Genel Sekreteri: Trump ile yaptığım görüşmelerde Grönland'ın Danimarka'da kalması konusuna değinilmedi

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu toplantısında (Reuters)
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu toplantısında (Reuters)

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, dün Fox News'e verdiği demeçte, ABD Başkanı Donald Trump ile gün içinde yaptığı görüşmelerde Grönland'ın Danimarka'nın bir parçası olarak kalması konusuna değinilmediğini söyledi.

Bugün erken saatlerde Trump, Grönland'ın satın alınması için baskı aracı olarak gümrük vergileri uygulama tehditlerinden aniden geri adım attı ve Danimarka toprağı üzerindeki anlaşmazlığı sona erdirmek için bir anlaşmanın ufukta olduğunu söyleyerek, güç kullanımını da reddetti.


İspanya, Avrupa Birliği'ni ortak ordu kurmaya çağırdı

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Alvarez (EPA)
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Alvarez (EPA)
TT

İspanya, Avrupa Birliği'ni ortak ordu kurmaya çağırdı

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Alvarez (EPA)
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Alvarez (EPA)

İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Álvarez, İspanya'nın caydırıcılık önlemi olarak ortak bir AB ordusu kurma yönünde Avrupa Birliği'ni harekete geçmeye çağırdığını söyledi.

Álvarez, Reuters'e yaptığı açıklamalarda, bölgenin öncelikle savunma sanayilerini düzgün bir şekilde entegre etmek için kaynaklarını birleştirmeye odaklanması ve ardından istekli bir koalisyon kurması gerektiğini belirtti.

Bakan, Avrupa vatandaşlarının askeri olarak birleşmeye hazır olup olmadıkları konusundaki endişelerin "meşru bir tartışma" olduğunu kabul etti, ancak "herhangi bir ortak çabanın 27 ayrı ulusal ordudan daha verimli olacağını" vurguladı.

Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı satın alma veya ilhak etme tehditlerine ortak bir yanıt koordine etmek üzere bugün Brüksel'de yapılacak AB liderlerinin acil toplantısı öncesinde geldi. Konsey sözcüsü dün geç saatlerde, Trump'ın sosyal medyada NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile "bir anlaşma çerçevesi oluşturduklarını" duyurmasına rağmen toplantının yapılacağını doğruladı.

Alvarez, dün Delhi'de Hintli mevkidaşıyla yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, kurulacak ordunun amacının NATO'nun yerini almak olmadığını vurguladı.

Dışişleri bakanı "Ancak Avrupa'nın askeri veya ekonomik olarak şantaja boyun eğecek bir yer olmadığını göstermemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.