Jimi Hendrix’in ölümü: Cevaplanmamış sorular

Kız arkadaşı ve rodiler uyuşturucuları olay yerinden kaldırırken dahi gitarist saatlerce baygın mıydı? Birisi, o ölene dek üstüne şarap mı boşalttı? Ölmesini isteyenler mi vardı? Suçlu sevgilisi miydi? Mark Beaumont yeni kitabında delilleri inceliyor

ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)
ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)
TT

Jimi Hendrix’in ölümü: Cevaplanmamış sorular

ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)
ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)

Kaybedilen saatler ve ortadan yok olan uyuşturucular. Mafya borçları ve CIA’in ölüm listeleri. Polis gözetimi ve şüpheli tanıklıklar. Her süperstar trajedisi sorulara ve komplo teorilerine yol açar ama kötü ünlü 27’ler kulübüne 50 yıl önce bugün (18 Eylül) katılan Jimi Hendrix’in ölümü hâlâ tartışmalara boğulmuş durumda: Ona yakın bazı isimler ölümünün intihar, bazıları korkunç bir kaza olduğunu, bazıları da onun yeraltı dünyasından figürler ya da gizli servis ajanları tarafından öldürüldüğünü iddia etmekte. 18 Eylül 1970’te yaşanan olaylar sonsuza dek kafa karıştıran kızıl bir pusun içinde kaldı.
Şüphe götürmeyen şeyse onun üstün yeteneği. 1970’e kadar, Hendrix’in üç stüdyo albümü olan Are You Experienced (1967), Axis: Bold as Love (1968) ve Electric Ladyland (1968) Seattle doğumlu gitar kahramanını sadece 4 yıllık bir zaman diliminde 1960’ların karşı kültür döneminde merkezi ve etkili bir figür olarak konumlandırmıştı. Pek çok taklitçisi havalı maço bir stili, onun şık ‘dandy’ estetiğine tercih etse de Hendrix’in ham kentsel cazın saykodelik ve funkla buluştuğu, Cream’in sesini kesen şimşekten bir ok gibi gitar çalışıyla dolu plakları gelecek olan hard rock’ın potasıydı. Onun totemik, çatışmacı şovmenlik becerisi (Woodstock’taki savaşta yara almış “Star Spangled Banner” ve Monterey’deki yanan gitar gibi) o dönemin bazı dönüm noktalarını oluşturdu.
Aynı zamanda, 1970 yazının sonlarında onu tehlikeli bir değişime sürükleyen hazcılık ve aşırılık eğilimleri bulunuyordu. Çok sayıda kız arkadaşı vardı, uyuşturucu kullanma kapasitesi dile düşmüştü, ruh hali özellikle de çok içtiği zaman öngörülemez ve şiddetliydi. Sorunlar peşini bırakmadı. Önceki yıl, New York’taki bir gece kulübünde uyuşturucu alırken alt düzeydeki mafya tarafından kaçırılmış ve yalnızca çete liderinin emirleriyle zarar görmeden serbest bırakılmıştı. Jimi Hendrix Experience grubunun dağılmasıyla birlikte büyük festival şovları uyuşturucu kullanımıyla gölgelendi. Sağlığı bozuldu. Hendrix’i tükenmişliğin eşiğine getirene dek çalıştıran ve gitaristin mali durumunun kaydını en iyi ihtimalle şeffaf olmayan bir şekilde tutan kontrolcü ve çete bağlantılı menajeri Michael Jeffery’le iş ilişkisi çöküşün eşiğindeydi. Arkadaşlarına ve gazetecilere kendisini amaçsız hissettiğini, izlendiğini ve etrafındaki kimseye güvenemeyeceğini söylüyordu.
Kadercilik hissi çökmüştü. 1969’da Fas’a yaptığı bir yolculukta, bir falcı tarot falı bakarken ölüm kartını çektiğinde, Hendrix bu tahmini ciddiye aldı. Bir arkadaşına, “30 yaşından önce öleceğim” dedi. Son yılında kalan aylarını saymaya başladı ve ölümünden iki gün önce, Eric Burdon’un grubu War’da planlanan şekilde konuk sanatçı olarak çalamayacak kadar alkollüyken, Sharon Lawrence isimli gazeteci arkadaşıyla Ronnie Scott’un Soho’daki caz kulübünde karşılaştı ve ona “Ölmek üzereyim” dedi.
Son haftaları bir çılgınlık ve talihsizlik düğümüydü. Isle of Wight Festival’daki 600 bin  kişilik güçlü kalabalık onun son gerçek efsanevi performansını yakaladığı için şanslıydı çünkü bundan sonraki Avrupa turu devamlı bir keskin düşüştü. İsveç’in Göteborg kentine bir gösteri için gelen Hendrix, önceki yıl bir Stockholm şovundan sonra oğlu James’in babasının Jimi olduğu konusunda ısrar eden eski öğrenci Eva Sundquist tarafından karşılandı. (Bu Hendrix’e yönelik ikinci babalık iddiasıydı.) O geceki şov tam bir karmaşaydı. Kafayı bulan Hendrix solo performansın ortasında şarkıları unutuyordu ve diğer şarkılara savruluyordu. Danimarka’daki bir sonraki konserinde ateşten muzdaripti, sahneye çıkmasına Danimarkalı model ve oyuncu olan yeni nişanlısı Kirsten Nefer’in yardım etmesi gerekmişti ve sadece üç şarkı çalabilmişti. 6 Eylül’de Almanya’daki Fehmarn Adası’nda bulunan Open Air Love&Peace Festivali’ndeki son gösterisi hiç de aşk dolu ve barışçıl değildi. Bir fırtına, Hendrix’in bir önceki gece planlanan zamanda çalmasını engelledi. Sonunda sahneye çıktığı zaman yuhalandı ve onunla dalga geçildi. Setinin sonunda, yakan ve yağmalayan bir taşkınlıkla Hells Angels güvenliği, sahneye ateşe vermek için saldırdı ve bir rodiyi bacağından vurdu.
Londra’ya dönüp kalan randevularını iptal eden Hendrix çevresindeki destek ağının çöktüğünü hızla gördü. Nefer’in film setine geri dönmesi gerekiyordu. Woodstock ve 1970 turunda Hendrix’le beraber çalan başlıca koruyucusu basçı Billy Cox Göteborg şovunda LSD katılmış kokteyl içmişti, zehirlendiğine dair paranoyak sanrılar görüyordu ve Amerika’ya geri uçtu. Yeni bir Hendrix kitabı olan Wild Thing: The Short, Spellbinding Life of Jimi Hendrix (Vahşi Şey: Jimi Hendrix’in Kısa ve Büyüleyici Hayatı) adlı biyografinin yazarı Philip Norman “Eğer Billy Cox onun etrafında olsaydı, bunların hiçbiri yaşanmazdı” diyor. “Kendini tüketmişti ve Avrupa genelinde yaptığı bu korkunç turdan dolayı tamamen yıprandı.” 
Hendrix, Londra’da ilişkilerini keserek oradan oraya savruldu. Arkadaşları ve eski aşkları onu solgun, zayıf ve yorgun bir şekilde King’s Road’da alışveriş yaparken, sanat filmine giderken, sahneye son kez çıkarken (Ronnie Scott’ın kulübünde Burdon’ın War’ıyla ikinci denemesinde) ya da gizlice Jeffrey’le sözleşmesinden kendisini en iyi şekilde nasıl kurtarabileceğini tartışırken gördü. Ama Nefer’in yokluğunda son üç gününün büyük kısmını önceki yıl Düsseldorf’da ve Londra’da kısa kaçamaklar yaşadığı 25 yaşındaki eski Alman buz patencisi Monika Dannemann’la geçirdi. Daha sonra Danneman, birbirlerine derinden aşık olduklarını ve evlilik planlarının yolda olduğunu iddia edecekti. 
Norman “O, hayranlık duyduğu nesneye gerçekten zarar verebilecek takıntılı bir hayran gibi görünüyordu” diyor. “Hendrix’le nişanlı olduğu ve onun hayatının aşkı olduğu iddiası gayet sorgulanabilir görünüyordu.”
Hendrix, Notting Hill’deki bohem Samarkand Hotel’de küçük daire tarzı bir oda tutan Dannemann’ı Londra’da kendisini görmesi için davet etmişti. Dannemann, Hendrix’in son günlerini Samarkand’da cennet gibi romantizmle, yazılarla, resimlerle ve birbirlerine yaptıkları sonsuz aşk yeminleriyle çevrili olarak tanımlayacaktı. Son yaratıcı eseri “The Story of Life” adlı kader çizgisini öne çıkaran şiiri burada bestelendi: “Hayatın hikayesi göz açıp kapamaktan daha hızlıdır.”
Diğerleri daha sert bir resim çiziyor. 17 Eylül’de, Hendrix’in hayatta olduğu son gün, çift Muhafazakar Parti Milletvekili Arthur Vere Harvey’in sigortacı oğlu Philip Harvey tarafından trafikte rastlantı sonucu görüldü ve Harvey’in iyi döşenmiş dairesine içki içmek için davet edildi. Burada Dannemann, Harvey’nin iki flörtöz kadın arkadaşına ilgi göstermeye başlayan Hendrix’i avluda yarım saat boyunca azarladı. Samarkand’da gece geç saatteki yemekten sonra, 01.45’te Dannemann, Hendrix’i müzik yayıncısı Pete Kameron’ın evindeki bir partiye götürdü. Dannemann davetli değildi (Hendrix’in diğer kız arkadaşlarından birisi, Devon Wilson, orada olacaktı) ve gece 3’te onu almaya geldiğinde Dannemann “onu rahat bırakması için” pencereden azarlandı. 
Takip eden saatler, neredeyse tüm görgü tanıklarının ifadelerinin zamanla değişmesiyle konuya dair gerçeklerin unutulup gitmesi sonucu gizemini koruyor. Dannemann’a göre, o ve Hendrix Samarkand’a geri döndüler ve 07.15’e kadar uyanık kalıp konuştular ya da diğer ifadelere göre tartışmaya devam ettiler. Önceki aylarda uyumak için sıkça mücadele etmiş, bazen günlerce uyuyamamış Hendrix, Kameron’un partisinde “brown bomber” (kahverengi bombacı) denen bir amfetamin hapı kullanmıştı ve Dannemann’a alabileceği sakinleştiricisi olup olmadığını sormuştu. 
O da her tableti paten kariyerini engelleyen sakatlığını hafifletmek için iki doz içeren Vesparax adlı güçlü Alman uyku hapını Hendrix’e verdi. Hendrix’in kaç tablet aldığı bilinmiyor. Folk şarkıcısı arkadaşı Buzzy Linhart’a göre ölümünden bir gün önce Hendrix günlerce uyanık kalmaktan şikâyet etmişti ve New York’taki bir doktor onun bu tür ilaçlara toleransını düşünerek sıradan uyku haplarından üç doz almasını tavsiye etmişti. Çok daha güçlü Vesparax’ın üç ya da dört çift dozu onun zayıflamış durumunda tehlikeli olurdu. Dannemann 9 tane almış olabileceğine inanıyordu. 
Dannemann’ın ertesi sabahla ilgili zamanlamalar ve olaylarla ilgili öyküsü geçen yıllarda bir düzineden fazla kez değişti ve tutarsızlıkla delik deşik edildi. Bazılarına göre sabah 9 civarında, bazılarında 10.20’de veya 11’e doğru uyandı. En genel kabul gören beyanında Hendrix’i “uyurken” bulup sigara için dışarı çıktı. Döndüğünde ağzının etrafında kusmuk olduğunu fark etti ve onu uyandıramadı.
Dannemann, Hendrix’in Harley Sokağı’ndaki doktorunun numarasını bulma umuduyla, geceyi Eric Burdon’la Hotel Russell’da geçiren arkadaşı Alvenia Bridges’i aradı. Bridges, Hendrix’in bayıldığını ve kustuğunu söyleyen Dannemann’ın kendini kaybetmiş durumda olduğunu iddia edecekti. Boğulmasını önlemek için onu ters çevirmesini tavsiye etti ancak Dannemann bunu yapmayı beceremedi. Burdon’ın hikayesi de zamanla değişecekti ancak o Dannemann’ın, Bridges’i aradıktan sonra sigara almak için dışarı çıktığını, odayı dolduran uyuşturucu teçhizatlarından endişelendiği ve Hendrix’in hastane yatağında kelepçeli şekilde iyi hissederek uyanıp kızmasından korktuğu için ikinci telefon görüşmesinde ambulansı araması için ikna edilmesi gerektiğini çeşitli şekillerde iddia etti.
Sonunda ambulans 11.18’de çağrıldı; Samarkand’a, Dannemann’ın kalktığını iddia ettiği en erken saatten iki saat sonra 11.27’de ulaştı. Aradaki sürenin detayları en iyi ihtimalle karmaşık. Burdon olay yerine bazı beyanlarına göre Hendrix hâlâ oradayken, bazılarındaysa ambulans tam ayrılırken gitti. Hendrix’in uzun süreli kız arkadaşı ve Foxy Lady şarkısının ilham kaynağı Kathy Etchingham’a “Oraya vardığım zaman… Sanırım Jimi’yi yatakta gördüm” dedi. “Bilirsin, bakmak istemedim. Dağınıklığa bakmak istemedim. Daha önce orada olmalıydık. Gitarları dışarı çıkardık. Uyuşturucuları oradan dışarı çıkardık…” 
Bir noktada ya ambulans varmadan ya da öğleden sonra polis Dannemann’la görüşmeye gelmeden önce Burdon, çeşitli sahne görevlileri ve yardımcıların da dahil olduğu bir grup Samarkand’da bir temizlik yaptı. Terry “The Pill (Hap)” Slater, kamuya açık bir bahçeye uyuşturucuları gömerken polis tarafından filme alındı. (Bir sonraki gün onlar için geri döndüğünde, kayıplardı.) Bu durum, temizliğin günün ilerleyen saatlerinde, polisin Samarkand’ı potansiyel bir suç mahalli olarak belirlemesinden sonra gerçekleşmiş olabileceğine işaret ediyor. Yine de Etchingham’ın Through Gypsy Eyes (Çingene Gözlerinden)  kitabına göre, Slater Hendrix’i yatakta “bitkin” gördüğünü hatırladı ve Burdon’ın kendisinin Samarkand’a arabaların üstünde hala sabah çiyi varken geldiğine dair iddiası Philip Norman’ın Burdon ve arkadaşlarının daireyi ambulansı çağırmadan önce, Hendrix’e hâlâ yardım edilebilecekken temizlediklerine inanmasına neden oldu.
Norman, “Çok güzel bir pastırma yazıydı bu yüzden bu sabahın erken saatlerinde, şafakta olurdu” diyor. “Kayıtların gösterdiği gibi sabah 11’e kadar ambulans çağrılmadı. İnsanların bodrum katındaki bu otel odasına gitmesiyle onun ambulansla hastaneye götürülmesi arasında birkaç kayıp saat vardı. Yeniden hayata döndürülüp kurtarılabileceği gayet açık olan birkaç saat geçti. Bunun yerine orada uyuşturucudan kurtulan ve ona yardım etmek için hiçbir şey yapmayıp etrafında panikleyen insanlar vardı.”
Hendrix’i tedavi eden sağlık ekiplerinin bile raporlarında çelişkiler vardı. Ambulans ekibi daireyi boş, Hendrix’i tepkisiz bulduklarını; boğazının kusmukla tamamen tıkandığını bildirdi. Ekipten Reginald Jones, Etchingham’a “Onu canlandırmaya çalıştık ama yapamadık” dedi. “Kusmuk tamamen kurumuştu. Uzun bir süredir orada yatıyor olmalıydı. Kalp atışı yoktu. Rengi maviydi, nefes almıyordu ve ışığa ya da acıya tepki vermiyordu.” 
Bununla birlikte, 1993’te eski bir Sussex polis şefi Dennis Care tarafından yürütülen gayriresmi bir soruşturma, Hendrix’in St Mary Abbot‘s (doğrudan morga gönderilmek yerine yeniden canlandırma odasına aceleyle götürüldüğü) hastanesine gelişinde, zar zor da olsa hâlâ hayatta olabileceğini ya da ambulansta öldüğünü öne sürdü. O gün Hendrix’e bakan nöbetçi asistan doktor Dr. John Bannister, onun saatlerdir ölü olduğuna inanıyordu ama her tarafının kırmızı şarapla kaplı olduğunu iddia edecekti. Bannister’ın şu sözleri 2009’da The Times’da alıntılandı: “Üzerindeki şarap miktarı sıra dışıydı. Sadece saçı ve gömleği değil ciğerleri ve midesi de tümüyle şarapla doluydu. İçinden çıkarmaya çalıştık ve kabarmaya devam etti. Gerçekten büyük miktarda kırmızı şarapla boğulmuştu.”
Hendrix’in otopsisi, sol akciğerinde 400 ml “serbest sıvı” olduğunu bildirmesine rağmen ciğerlerinde ya da midesinde şaraptan bahsetmedi ve kan dolaşımında az miktarda alkol olduğunu belirtti. Ölüm raporunda, “uyku hapı zehirlenmesinden dolayı kusmuk teneffüsü” ölüm nedeni olarak gösterildi. Ama Hendrix’in ölümüne dair neredeyse her açıklamanın tutarsız doğasıyla birleşen bu tür detaylar, hayali cinayet ve suikast planı teorilerinin kök salmasına yol açtı. Muhakkak, haklı nedenleri olan bazı insanlar ve kurumlar vardı. FBI’ın ilham veren siyahi figürleri etkisiz hale getirmek için tasarlanan Cointelpro (Karşı İstihbarat Programı) operasyonunun Hendrix hakkında dosyaları vardı ve ismi CIA tarafından MHCHAOS adı verilen bir izleme programının parçası olarak Amerika’nın en yıkıcı figürleri arasında listelenmişti.
Norman, “Erkek kardeşine (Leon) göre Hendrix, 11 Eylül’den sonraki Usame bin Ladin’le aynı seviyedeki bir listedeydi” diyor. “1970’lerin başında, aşırı paranoyanın yaşandığı bir zamanda tehdit olarak gördükleri insanları toplamak ve kamplara koymak için bu acil durum planları varken, Hendrix’in Amerikan hükümeti tarafından tehdit olarak görülüp öldürülmüş olabileceğine dair inandırıcı sebepler vardı. O, Kara Panterler gibi radikal siyahi gruplarla ilişki kurmaya başlamıştı… ve bu hükümeti ya da CIA’i çılgına çevirirdi çünkü onun beyaz dinleyiciler üzerinde büyük etkisi vardı.”
Yeraltı dünyasından tetikçilerin hikayeleri de ortaya çıktı. 1975’te Dannemann bir röportajda, Hendrix’in gangsterler tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Biyografi yazarı Caesar Glebbeek’e “Zehirlendiğine ve gerçekten öldürüldüğüne inanıyorum” dedi. “Bütün bunların arkasında gerçekten bir şeyler ve bütün bu şeylerin arkasında çok güçlü bir grup var. Bence bu mafya.” Daha sonra 2009’da The Animals’a bir defa rodilik yapan James “Tappy” Wright, Jeffery’nin 1973’te bir uçak kazasında ölmeden önce, Jimi’nin kiralık katil tarafından öldürüldüğünü kendisine sarhoşken itiraf ettiğini iddia eden bir anı yayımladı. Wright’ın doğruladığı üzere menajerin mafyaya 45 bin dolar borcu vardı ve Hendrix’in onunla bağlarını koparmaya hazırlanmasından korktuğu için Hendrix adına imzaladığı 2 milyon dolarlık hayat sigortası poliçesinden para kazanmaya çalışmaktan başka çaresi kalmamıştı. Wright’ın açıklamasına göre, Jeffrey o gece onu boğması için kuzeyden bazı kötü adamları tuttuğunu itiraf etti. 
Norman “Bunun gerçekten aslı astarı yok çünkü o asıl menajerlik sözleşmesi sona erdikten sonra da bu korkunç menajere bağlı kalmaya devam edecekti” diyor. Aslında Jeffrey, Hendrix’in 1970’li yıllardaki albüm avanslarından ve gelirlerinden önemli miktarda para kazanmaya devam edecekti ve Hendrix’in ABD’li menajeri Bob Levine’e göre aslında onun plak şirketi Warner Brothers tarafından alınan sigorta tazminatından hiçbir zaman tek kuruş kazanmadı.
2011’de Levine, musicradar.com’a Wright’ın kitabını satmak için hikâyeyi uydurduğunu özel olarak itiraf ettiğini söyledi. “Jimi Hendrix öldürülmedi. Her şey koca bir yalan. Tappy’ye ‘Bu hikâyeyi uydurarak ne yapıyorsun? Yani kitaplarını satmak istiyorsun. Neden böyle yalanları basmak zorundasın?’ dedim. O da bana dedi ki ‘Peki, kim bana karşı çıkacak? Herkes öldü, herkes gitti. Chas Chandler (Hendrix’in eş menajeri), Michael Jeffery, Mitch Mitchell (Jimi Hendrix Experience’ın bateristi), Noel Redding (Experience gitaristi). Hepsi gitti. Kimse yazdıklarımı sorgulayamaz.’”
Kırmızı şarabın varlığına dair mevcut en uygun açıklama 2005’te Jimi Hendrix: The Man, the Magic, the Truth (Jimi Hendrix: Adam, Büyü, Gerçek)  kitabını yazan Sharon Lawrance’dan geldi. 1996’daki bir telefon konuşmasında doğrudan Dannemann’a Hendrix’in boğazına şarap döküp dökmediğini sormuştu. Dannemann’ın cevabının “Her şey dağınıktı. O darmadağınıktı. Yardımcı olacağını düşündüm” olduğunu iddia etti. Lawrance, Hendrix’in ölümünün intihar olduğuna ikna olmuştu. 
Diğer yandan Norman bunun trajediye dönüşen bir kafa karışıklığı ve tedbirsizlik vakası olduğuna inanıyor. “Kazara çok fazla hap kullanmanın ve ona yardım edilebileceği zaman yardım edilmemesinin daha olağan bir açıklama olduğunu düşünüyorum” diyor. “Sanırım aklı yerinde değildi. Kafası güzel değildi ve pek sarhoş da değildi ama sadece biraz kafası karışmıştı ve aldığını sandığı dozun iki katını aldı. Uzun zaman sonra başka bir uzman, Hendrix’in aldığı tek dozun bile onun işini bitirebileceği kadar perişan durumda olduğunu söyledi çünkü sağlık durumu çok kötüydü... O zamanlar fiziksel olarak tamamen bitkin durumdaydı ve Londra ona sözde değer veren ve ona karşı bir tür sorumluluğu olan insanlarla doluydu. Ancak hiçbiri onu bu önlenebilir trajik ölümden kurtaracak gibi görünmüyordu.”
Dannemann’ın 1996’daki intiharıyla, Hendrix’in son saatlerine dair gerçekler onu büyük ihtimalle mezara kadar takip etti. Hendrix’in kendisi gibi ölümü de bir bilmece; rock’n roll kültürünün söylentilerle, rivayetlerle, yalanlarla ve efsanelerle gölgelenmiş erişilmez bir özü olarak kaldı. Ama onun cevheri, ihtişamı, tutkusu, meydan okuması ve ustalığı en iyi müziği günümüze dek getiriyor ve ona ilham veriyor. Bu anlamda, o hâlâ orada bir yerlerde gökyüzünü öpüyor.
Wild Thing: The Short, Spellbinding Life of Jimi Hendrix (Vahşi Şey: Jimi Hendrix'in Kısa ve Büyüleyici Hayatı) çıktı

 



Yapay zekanın ürettiği virüs insana enjekte edildi

Bakteriyofaj (NIAID)
Bakteriyofaj (NIAID)
TT

Yapay zekanın ürettiği virüs insana enjekte edildi

Bakteriyofaj (NIAID)
Bakteriyofaj (NIAID)

Kaliforniya'daki bir yapay zeka araştırma laboratuvarı, yapay zeka tarafından özel olarak tasarlanmış bir virüsü ilk kez bir insan hastaya uyguladığını açıkladı. Bu gelişme, antibiyotiğe dirençli süper bakterilerle mücadelede ölçeklendirilebilecek bir çözüm sunabilir.

Yapay zeka laboratuvarı Radical Numerics tedaviyi salı günü duyurdu ancak işlemin, hakemli bir çalışma şeklinde bilimsel incelemeye tabi tutulması bekleniyor.

Doğrulanması halinde Omnii-1 adı verilen bu tedavi, yapay zekayla tasarlanmış bakteriyofajların (faj) bir insan hastaya uygulandığı ilk örnek olabilir.

Fajlar, bakterileri enfekte eden virüslerdir. Antibiyotiğe dirençli süper bakterilerin 2050'ye kadar yaklaşık 40 milyon kişinin ölümüne yol açacağı tahmin ediliyor.

Bakteriyel enfeksiyonlara yönelik mevcut faj tedavi yaklaşımlarında araştırmacılar, son derece kapsamlı çevresel faj koleksiyonlarında uzun uzun arama yaparak hastanın spesifik enfeksiyonuna uyan bir faj bulmaya çalışıyor.

Bu sürecin ilk adımında doktorlar, hastanın enfeksiyonuna neden olan bakteriden bir numune alıp bulaşıcı mikrobu öldüren fajları buluyor veya tasarlıyor.

İşin anahtarı, belirli bakteri suşlarını öldürebilecek olası fajların genetik özelliklerini anlamakta yatıyor.

Fajlar, virüsün önce hedef bakterinin yüzeyindeki belirli reseptör moleküllerine bağlandığı çok aşamalı bir süreçle bakterileri öldürüyor.

Ardından bakteriyel hücreye girip onu ele geçirerek kendilerini çoğaltıyor ve hücreyi parçalıyorlar.

Bir faj, yalnızca belirli bakteri suşlarını veya türlerini hedef aldığı için virüsün bakteriye ilk bağlanması son derece özgüldür. 

Bu özgüllük, geniş spektrumlu antibiyotiklerden etkilenmeye yatkın yararlı bağırsak mikroplarını koruyan faj terapisinin kritik bir avantajı.

Radical Numerics, yapay zeka destekli yaklaşımıyla hastanın ihtiyaçlarına uygun fajları talep üzerine hızla üreterek tedaviye başlanmasını hızlandırabileceğini iddia ediyor.

Radical Numerics blog yazısında, "Yapay zekayla tasarlanmış fajların dünyadaki ilk klinik kullanımında Omnii-1'in ürettiği tasarımlar, doktor gözetiminde yürütülen onaylanmış bir insani amaçlı ilaca erken erişim programı kapsamında antibiyotiğe dirençli bakteriyel enfeksiyonu olan bir hastaya uygulandı" diye yazıyor.

Bu dönüm noktası, yapay zeka destekli genom tasarımını kişiselleştirilmiş tedavilere dönüştürme yolunda atılan ilk adımlardan biri.

dfghjuk
Faj G'nin fotoğrafı (Kayla Lenz/Richard Allen White III/Eurekalert)

Girişim, yapay zeka modelinin çeşitli genom dizileri ve faj genomlarının yanı sıra daha önce ölçülmüş faj-konak etkileşimlerine ilişkin verilerle eğitildiğini iddia ediyor.

Bu bilgileri öğrenen yapay zeka, belirli tedavi gereksinimleri için aday fajları hem tanımlayabiliyor hem de tasarlayabiliyor.

Girişim, "Omnii-1'in tasarladığı faj varyantlarını sentezleyip farklı bakteri suşları üzerinde geri kazanım ve aktivite düzeylerini ölçüyoruz" ifadelerini kullanıyor.

Bir fajın canlılık derecesini gösteren ölçüt olan geri kazanım, yapay zekayla tasarlanan viral genomun laboratuvarda başarıyla canlanarak çoğalıp çoğalamayacağını anlamaya yarıyor.

Radical Numerics, "Bu deneyler, varyantlarımızın hedef konaklara karşı aktivitesini tanımlamaya yardımcı olurken, sonraki modelleme ve tasarım aşamalarına bilgi sağlıyor" diye açıklıyor.

Şirket, Omnii-1 tasarımlarının sentezlendiğini ve tıbbi seçenekleri neredeyse tükenmiş, antibiyotiğe dirençli bir enfeksiyonu olan bir hastaya uygulandığını belirtiyor.

Ancak hasta mahremiyetini gerekçe göstererek tedavinin klinik sonuçlarına ilişkin spesifik ayrıntıları açıklamadı.

Independent Türkçe


Yeni filminde hırsızı canlandıran yıldız, alıştırma için yankesicilik yapmış

John Turturro, The Only Living Pickpocket in New York'ta Harry rolünde (AP)
John Turturro, The Only Living Pickpocket in New York'ta Harry rolünde (AP)
TT

Yeni filminde hırsızı canlandıran yıldız, alıştırma için yankesicilik yapmış

John Turturro, The Only Living Pickpocket in New York'ta Harry rolünde (AP)
John Turturro, The Only Living Pickpocket in New York'ta Harry rolünde (AP)

John Turturro, The Only Living Pickpocket in New York'taki rolüne hazırlanmak için "birçok kişiye yankesicilik yaptığını" iddia ediyor.

Suç-gerilim filminde hırsız Harry Lehman'ı canlandıran 69 yaşındaki oyuncu, rol için el çabukluğu becerilerini geliştirmek amacıyla uzman Apollo Robbins'le çalıştı.

The New York Times'a konuşan Turturro, "Apollo Robbins konser piyanisti gibi. Ben hiçbir zaman onun gibi olamayacağım. Yani her seferinde kolumdaki saati alsa farkına bile varmam. Bana bozuk paralarla yapmam gereken egzersizler verdi ve birine nasıl çarpmam gerektiğini öğretti" dedi.

Turturro "çoğunlukla sette pratik yapmaya devam etti" ve filmin bazı oyuncularıyla ekip üyeleri, farkında olmadan onun hedefi haline geldi.

Aktör, "Birçok kişiye yankesicilik yaptım. Bazen beni yakalasalar da çoğu zaman farkına bile varmıyorlardı" diye itiraf etti.

Büyük Lebowski'nin (The Big Lebowski) yıldızı, geçen yaz kendini New York metrosunda bile pratik yaparken yakalamış. Ara sıra yolcuların açık çantalarına göz atıp elini cüzdan veya telefonlarına yaklaştırsa da bir şey almadan durmuş. 

Turturro "Gerçekten çok yaklaştım. Sadece bunun nasıl bir heyecan ve gerginlik yaratacağını hissetmek istedim" dedi. Bir film için alıştırma yaptığını öne sürmenin mahkemede ikna edici bir savunma olmayacağını söyleyerek espri yaptı.

Severance'ın oyuncusu şöyle konuştu: 

'Yani tutuklanmak istemem' diye düşündüm. Ne söyleyecektim ki? Araştırma yaptığımı mı?

Turturro hiç yankesicilik kurbanı olmamış ancak kendisi gibi oyuncu olan eşi Katherine Borowitz böyle bir olay yaşamış.

Oyuncu, "Birlikte sinemadan çıkıyorduk, biri onun dikkatini dağıttı ve çantasına elini attı" dedi. 

Yani benim dairem soyulmuştu ama o farklı bir durumdu. Küçük stüdyo dairemin penceresine klima takmıştım ve ertesi gün evim soyulmuştu.

Kayıp, başarısızlık ve beklenmedik sorumlulukların insana hayattaki en önemli şeyin ne olduğunu gösterebileceğini ele alan özgün hikayesiyle film, Turturro'nun dikkatini çekmiş.

Oyuncu şunları söyledi: 

O kadar çok senaryo okudum ki çoğu birbirinin tekrarı gibiydi. Ama bu senaryo, vay canına! Daha önce hiç kimsenin bakımını üstlenmemiş biri, artık hayatın anlamının bir başkasına bakmak ve onun sorumluluğunu üstlenmek olduğunu anlıyor. Hayatı değişiyor, dünyası değişiyor, mesleği değişiyor ve bu hikaye bende büyük yankı uyandırdı. İnsan belli bir yaşa gelince kaybın ne olduğunu, başarısızlığın ne olduğunu anlıyor.

Cuma günü ABD'deki belirli sinemalarda gösterime giren The Only Living Pickpocket in New York, hırsız Harry Lehman'ın engelli eşi Rosie'ye (Karina Arroyave) bakma mücadelesini anlatıyor. Ancak bir suç ailesine ait USB belleği çalıp sattıktan sonra Harry tehlikeyle karşı karşıya kalıyor.

Independent Türkçe


Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler

Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler
Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler
TT

Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler

Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler
Tarantino yazdı, Fincher yönetti: Brad Pitt'in beklenen filminden yeni kareler

Netflix'in yeni filminde Cliff Booth rolüne dönen Brad Pitt'in başı yine belaya giriyor.

Yayın devi, David Fincher'ın yakında izleyiciyle buluşacak filmi Cliff Booth'un Başına Gelen Diğer Talihsizlikler'den (The Further Mis-Adventures of Cliff Booth) yeni kareler paylaştı. 

Film, 25 Kasım'dan itibaren dünya genelindeki IMAX salonlarında iki hafta boyunca gösterilecek ve 23 Aralık'ta Netflix'te yayımlanacak. Türkiye'de ise sinemalara uğramadan doğrudan platformda izleyiciyle buluşacak.

Senaryosunu Quentin Tarantino'nun kaleme aldığı yapımın kadrosunda Elizabeth Debicki, Scott Caan, Carla Gugino, Yahya Abdul-Mateen II, Peter Weller, Matt Groove, JB Tadena, Corey Fogelmanis ve Karren Karagulian da yer alıyor.

Pitt, Tarantino'nun yazıp yönettiği 2019 yapımı Bir Zamanlar... Hollywood'da (Once Upon a Time in Hollywood) filmindeki dublör Cliff Booth rolüne geri dönüyor. İlk filmde başrolü Pitt'le paylaşan Leonardo DiCaprio, western yıldızı Rick Dalton'ı canlandırmıştı.

Yeni karelerden birinde Pitt, koruyucu gözlüklerle toprak pistte bir yarış otomobili kullanırken görülüyor. Diğer fotoğraflarda ise Debicki'yle bir barda sohbet ediyor ve Debicki, Caan ve Gugino'yla tenis kortunda bir araya geliyor.

İlk filmdeki olaylardan 8 yıl sonrasına, 1977'ye uzanan hikaye, artık bambaşka bir Hollywood'la karşı karşıya olan Booth'un bu değişime uyum sağlama çabasını anlatıyor.

Geçen ay yayımlanan fragmanda Booth, "Şöyle söyleyelim: Birini bıçakla öldürmenin nasıl bir şey olduğunu biliyorum" diyor.

Bir Zamanlar... Hollywood'da, dünya çapında 377 milyon dolar hasılat elde etmiş ve 10 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve iki ödül kazanmıştı. Pitt de filmdeki performansıyla oyunculuk dalındaki ilk Oscar'ını almıştı.

Beğeniyle anılmayı sürdüren film, yardımcı rollerde yer alan Mikey Madison, Austin Butler, Sydney Sweeney ve Margaret Qualley gibi isimlerin sinema kariyerlerine de ivme kazandırmıştı.

Tarantino, yöneteceği bir sonraki filmle kariyerini noktalamayı planladığını ve bu son projenin bir devam filmi olmasını istemediği için yönetmenliği üstlenmediğini açıklamıştı.

Geçen yıl Church of Tarantino podcast'inde konuşan yönetmen, şunları söylemişti:

Bu senaryoyu çok seviyorum ama yine daha önce geçtiğim yollardan geçiyorum. Bu da hevesimi biraz kaçırdı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Deadline, Church of Tarantino