Jimi Hendrix’in ölümü: Cevaplanmamış sorular

Kız arkadaşı ve rodiler uyuşturucuları olay yerinden kaldırırken dahi gitarist saatlerce baygın mıydı? Birisi, o ölene dek üstüne şarap mı boşalttı? Ölmesini isteyenler mi vardı? Suçlu sevgilisi miydi? Mark Beaumont yeni kitabında delilleri inceliyor

ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)
ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)
TT

Jimi Hendrix’in ölümü: Cevaplanmamış sorular

ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)
ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)

Kaybedilen saatler ve ortadan yok olan uyuşturucular. Mafya borçları ve CIA’in ölüm listeleri. Polis gözetimi ve şüpheli tanıklıklar. Her süperstar trajedisi sorulara ve komplo teorilerine yol açar ama kötü ünlü 27’ler kulübüne 50 yıl önce bugün (18 Eylül) katılan Jimi Hendrix’in ölümü hâlâ tartışmalara boğulmuş durumda: Ona yakın bazı isimler ölümünün intihar, bazıları korkunç bir kaza olduğunu, bazıları da onun yeraltı dünyasından figürler ya da gizli servis ajanları tarafından öldürüldüğünü iddia etmekte. 18 Eylül 1970’te yaşanan olaylar sonsuza dek kafa karıştıran kızıl bir pusun içinde kaldı.
Şüphe götürmeyen şeyse onun üstün yeteneği. 1970’e kadar, Hendrix’in üç stüdyo albümü olan Are You Experienced (1967), Axis: Bold as Love (1968) ve Electric Ladyland (1968) Seattle doğumlu gitar kahramanını sadece 4 yıllık bir zaman diliminde 1960’ların karşı kültür döneminde merkezi ve etkili bir figür olarak konumlandırmıştı. Pek çok taklitçisi havalı maço bir stili, onun şık ‘dandy’ estetiğine tercih etse de Hendrix’in ham kentsel cazın saykodelik ve funkla buluştuğu, Cream’in sesini kesen şimşekten bir ok gibi gitar çalışıyla dolu plakları gelecek olan hard rock’ın potasıydı. Onun totemik, çatışmacı şovmenlik becerisi (Woodstock’taki savaşta yara almış “Star Spangled Banner” ve Monterey’deki yanan gitar gibi) o dönemin bazı dönüm noktalarını oluşturdu.
Aynı zamanda, 1970 yazının sonlarında onu tehlikeli bir değişime sürükleyen hazcılık ve aşırılık eğilimleri bulunuyordu. Çok sayıda kız arkadaşı vardı, uyuşturucu kullanma kapasitesi dile düşmüştü, ruh hali özellikle de çok içtiği zaman öngörülemez ve şiddetliydi. Sorunlar peşini bırakmadı. Önceki yıl, New York’taki bir gece kulübünde uyuşturucu alırken alt düzeydeki mafya tarafından kaçırılmış ve yalnızca çete liderinin emirleriyle zarar görmeden serbest bırakılmıştı. Jimi Hendrix Experience grubunun dağılmasıyla birlikte büyük festival şovları uyuşturucu kullanımıyla gölgelendi. Sağlığı bozuldu. Hendrix’i tükenmişliğin eşiğine getirene dek çalıştıran ve gitaristin mali durumunun kaydını en iyi ihtimalle şeffaf olmayan bir şekilde tutan kontrolcü ve çete bağlantılı menajeri Michael Jeffery’le iş ilişkisi çöküşün eşiğindeydi. Arkadaşlarına ve gazetecilere kendisini amaçsız hissettiğini, izlendiğini ve etrafındaki kimseye güvenemeyeceğini söylüyordu.
Kadercilik hissi çökmüştü. 1969’da Fas’a yaptığı bir yolculukta, bir falcı tarot falı bakarken ölüm kartını çektiğinde, Hendrix bu tahmini ciddiye aldı. Bir arkadaşına, “30 yaşından önce öleceğim” dedi. Son yılında kalan aylarını saymaya başladı ve ölümünden iki gün önce, Eric Burdon’un grubu War’da planlanan şekilde konuk sanatçı olarak çalamayacak kadar alkollüyken, Sharon Lawrence isimli gazeteci arkadaşıyla Ronnie Scott’un Soho’daki caz kulübünde karşılaştı ve ona “Ölmek üzereyim” dedi.
Son haftaları bir çılgınlık ve talihsizlik düğümüydü. Isle of Wight Festival’daki 600 bin  kişilik güçlü kalabalık onun son gerçek efsanevi performansını yakaladığı için şanslıydı çünkü bundan sonraki Avrupa turu devamlı bir keskin düşüştü. İsveç’in Göteborg kentine bir gösteri için gelen Hendrix, önceki yıl bir Stockholm şovundan sonra oğlu James’in babasının Jimi olduğu konusunda ısrar eden eski öğrenci Eva Sundquist tarafından karşılandı. (Bu Hendrix’e yönelik ikinci babalık iddiasıydı.) O geceki şov tam bir karmaşaydı. Kafayı bulan Hendrix solo performansın ortasında şarkıları unutuyordu ve diğer şarkılara savruluyordu. Danimarka’daki bir sonraki konserinde ateşten muzdaripti, sahneye çıkmasına Danimarkalı model ve oyuncu olan yeni nişanlısı Kirsten Nefer’in yardım etmesi gerekmişti ve sadece üç şarkı çalabilmişti. 6 Eylül’de Almanya’daki Fehmarn Adası’nda bulunan Open Air Love&Peace Festivali’ndeki son gösterisi hiç de aşk dolu ve barışçıl değildi. Bir fırtına, Hendrix’in bir önceki gece planlanan zamanda çalmasını engelledi. Sonunda sahneye çıktığı zaman yuhalandı ve onunla dalga geçildi. Setinin sonunda, yakan ve yağmalayan bir taşkınlıkla Hells Angels güvenliği, sahneye ateşe vermek için saldırdı ve bir rodiyi bacağından vurdu.
Londra’ya dönüp kalan randevularını iptal eden Hendrix çevresindeki destek ağının çöktüğünü hızla gördü. Nefer’in film setine geri dönmesi gerekiyordu. Woodstock ve 1970 turunda Hendrix’le beraber çalan başlıca koruyucusu basçı Billy Cox Göteborg şovunda LSD katılmış kokteyl içmişti, zehirlendiğine dair paranoyak sanrılar görüyordu ve Amerika’ya geri uçtu. Yeni bir Hendrix kitabı olan Wild Thing: The Short, Spellbinding Life of Jimi Hendrix (Vahşi Şey: Jimi Hendrix’in Kısa ve Büyüleyici Hayatı) adlı biyografinin yazarı Philip Norman “Eğer Billy Cox onun etrafında olsaydı, bunların hiçbiri yaşanmazdı” diyor. “Kendini tüketmişti ve Avrupa genelinde yaptığı bu korkunç turdan dolayı tamamen yıprandı.” 
Hendrix, Londra’da ilişkilerini keserek oradan oraya savruldu. Arkadaşları ve eski aşkları onu solgun, zayıf ve yorgun bir şekilde King’s Road’da alışveriş yaparken, sanat filmine giderken, sahneye son kez çıkarken (Ronnie Scott’ın kulübünde Burdon’ın War’ıyla ikinci denemesinde) ya da gizlice Jeffrey’le sözleşmesinden kendisini en iyi şekilde nasıl kurtarabileceğini tartışırken gördü. Ama Nefer’in yokluğunda son üç gününün büyük kısmını önceki yıl Düsseldorf’da ve Londra’da kısa kaçamaklar yaşadığı 25 yaşındaki eski Alman buz patencisi Monika Dannemann’la geçirdi. Daha sonra Danneman, birbirlerine derinden aşık olduklarını ve evlilik planlarının yolda olduğunu iddia edecekti. 
Norman “O, hayranlık duyduğu nesneye gerçekten zarar verebilecek takıntılı bir hayran gibi görünüyordu” diyor. “Hendrix’le nişanlı olduğu ve onun hayatının aşkı olduğu iddiası gayet sorgulanabilir görünüyordu.”
Hendrix, Notting Hill’deki bohem Samarkand Hotel’de küçük daire tarzı bir oda tutan Dannemann’ı Londra’da kendisini görmesi için davet etmişti. Dannemann, Hendrix’in son günlerini Samarkand’da cennet gibi romantizmle, yazılarla, resimlerle ve birbirlerine yaptıkları sonsuz aşk yeminleriyle çevrili olarak tanımlayacaktı. Son yaratıcı eseri “The Story of Life” adlı kader çizgisini öne çıkaran şiiri burada bestelendi: “Hayatın hikayesi göz açıp kapamaktan daha hızlıdır.”
Diğerleri daha sert bir resim çiziyor. 17 Eylül’de, Hendrix’in hayatta olduğu son gün, çift Muhafazakar Parti Milletvekili Arthur Vere Harvey’in sigortacı oğlu Philip Harvey tarafından trafikte rastlantı sonucu görüldü ve Harvey’in iyi döşenmiş dairesine içki içmek için davet edildi. Burada Dannemann, Harvey’nin iki flörtöz kadın arkadaşına ilgi göstermeye başlayan Hendrix’i avluda yarım saat boyunca azarladı. Samarkand’da gece geç saatteki yemekten sonra, 01.45’te Dannemann, Hendrix’i müzik yayıncısı Pete Kameron’ın evindeki bir partiye götürdü. Dannemann davetli değildi (Hendrix’in diğer kız arkadaşlarından birisi, Devon Wilson, orada olacaktı) ve gece 3’te onu almaya geldiğinde Dannemann “onu rahat bırakması için” pencereden azarlandı. 
Takip eden saatler, neredeyse tüm görgü tanıklarının ifadelerinin zamanla değişmesiyle konuya dair gerçeklerin unutulup gitmesi sonucu gizemini koruyor. Dannemann’a göre, o ve Hendrix Samarkand’a geri döndüler ve 07.15’e kadar uyanık kalıp konuştular ya da diğer ifadelere göre tartışmaya devam ettiler. Önceki aylarda uyumak için sıkça mücadele etmiş, bazen günlerce uyuyamamış Hendrix, Kameron’un partisinde “brown bomber” (kahverengi bombacı) denen bir amfetamin hapı kullanmıştı ve Dannemann’a alabileceği sakinleştiricisi olup olmadığını sormuştu. 
O da her tableti paten kariyerini engelleyen sakatlığını hafifletmek için iki doz içeren Vesparax adlı güçlü Alman uyku hapını Hendrix’e verdi. Hendrix’in kaç tablet aldığı bilinmiyor. Folk şarkıcısı arkadaşı Buzzy Linhart’a göre ölümünden bir gün önce Hendrix günlerce uyanık kalmaktan şikâyet etmişti ve New York’taki bir doktor onun bu tür ilaçlara toleransını düşünerek sıradan uyku haplarından üç doz almasını tavsiye etmişti. Çok daha güçlü Vesparax’ın üç ya da dört çift dozu onun zayıflamış durumunda tehlikeli olurdu. Dannemann 9 tane almış olabileceğine inanıyordu. 
Dannemann’ın ertesi sabahla ilgili zamanlamalar ve olaylarla ilgili öyküsü geçen yıllarda bir düzineden fazla kez değişti ve tutarsızlıkla delik deşik edildi. Bazılarına göre sabah 9 civarında, bazılarında 10.20’de veya 11’e doğru uyandı. En genel kabul gören beyanında Hendrix’i “uyurken” bulup sigara için dışarı çıktı. Döndüğünde ağzının etrafında kusmuk olduğunu fark etti ve onu uyandıramadı.
Dannemann, Hendrix’in Harley Sokağı’ndaki doktorunun numarasını bulma umuduyla, geceyi Eric Burdon’la Hotel Russell’da geçiren arkadaşı Alvenia Bridges’i aradı. Bridges, Hendrix’in bayıldığını ve kustuğunu söyleyen Dannemann’ın kendini kaybetmiş durumda olduğunu iddia edecekti. Boğulmasını önlemek için onu ters çevirmesini tavsiye etti ancak Dannemann bunu yapmayı beceremedi. Burdon’ın hikayesi de zamanla değişecekti ancak o Dannemann’ın, Bridges’i aradıktan sonra sigara almak için dışarı çıktığını, odayı dolduran uyuşturucu teçhizatlarından endişelendiği ve Hendrix’in hastane yatağında kelepçeli şekilde iyi hissederek uyanıp kızmasından korktuğu için ikinci telefon görüşmesinde ambulansı araması için ikna edilmesi gerektiğini çeşitli şekillerde iddia etti.
Sonunda ambulans 11.18’de çağrıldı; Samarkand’a, Dannemann’ın kalktığını iddia ettiği en erken saatten iki saat sonra 11.27’de ulaştı. Aradaki sürenin detayları en iyi ihtimalle karmaşık. Burdon olay yerine bazı beyanlarına göre Hendrix hâlâ oradayken, bazılarındaysa ambulans tam ayrılırken gitti. Hendrix’in uzun süreli kız arkadaşı ve Foxy Lady şarkısının ilham kaynağı Kathy Etchingham’a “Oraya vardığım zaman… Sanırım Jimi’yi yatakta gördüm” dedi. “Bilirsin, bakmak istemedim. Dağınıklığa bakmak istemedim. Daha önce orada olmalıydık. Gitarları dışarı çıkardık. Uyuşturucuları oradan dışarı çıkardık…” 
Bir noktada ya ambulans varmadan ya da öğleden sonra polis Dannemann’la görüşmeye gelmeden önce Burdon, çeşitli sahne görevlileri ve yardımcıların da dahil olduğu bir grup Samarkand’da bir temizlik yaptı. Terry “The Pill (Hap)” Slater, kamuya açık bir bahçeye uyuşturucuları gömerken polis tarafından filme alındı. (Bir sonraki gün onlar için geri döndüğünde, kayıplardı.) Bu durum, temizliğin günün ilerleyen saatlerinde, polisin Samarkand’ı potansiyel bir suç mahalli olarak belirlemesinden sonra gerçekleşmiş olabileceğine işaret ediyor. Yine de Etchingham’ın Through Gypsy Eyes (Çingene Gözlerinden)  kitabına göre, Slater Hendrix’i yatakta “bitkin” gördüğünü hatırladı ve Burdon’ın kendisinin Samarkand’a arabaların üstünde hala sabah çiyi varken geldiğine dair iddiası Philip Norman’ın Burdon ve arkadaşlarının daireyi ambulansı çağırmadan önce, Hendrix’e hâlâ yardım edilebilecekken temizlediklerine inanmasına neden oldu.
Norman, “Çok güzel bir pastırma yazıydı bu yüzden bu sabahın erken saatlerinde, şafakta olurdu” diyor. “Kayıtların gösterdiği gibi sabah 11’e kadar ambulans çağrılmadı. İnsanların bodrum katındaki bu otel odasına gitmesiyle onun ambulansla hastaneye götürülmesi arasında birkaç kayıp saat vardı. Yeniden hayata döndürülüp kurtarılabileceği gayet açık olan birkaç saat geçti. Bunun yerine orada uyuşturucudan kurtulan ve ona yardım etmek için hiçbir şey yapmayıp etrafında panikleyen insanlar vardı.”
Hendrix’i tedavi eden sağlık ekiplerinin bile raporlarında çelişkiler vardı. Ambulans ekibi daireyi boş, Hendrix’i tepkisiz bulduklarını; boğazının kusmukla tamamen tıkandığını bildirdi. Ekipten Reginald Jones, Etchingham’a “Onu canlandırmaya çalıştık ama yapamadık” dedi. “Kusmuk tamamen kurumuştu. Uzun bir süredir orada yatıyor olmalıydı. Kalp atışı yoktu. Rengi maviydi, nefes almıyordu ve ışığa ya da acıya tepki vermiyordu.” 
Bununla birlikte, 1993’te eski bir Sussex polis şefi Dennis Care tarafından yürütülen gayriresmi bir soruşturma, Hendrix’in St Mary Abbot‘s (doğrudan morga gönderilmek yerine yeniden canlandırma odasına aceleyle götürüldüğü) hastanesine gelişinde, zar zor da olsa hâlâ hayatta olabileceğini ya da ambulansta öldüğünü öne sürdü. O gün Hendrix’e bakan nöbetçi asistan doktor Dr. John Bannister, onun saatlerdir ölü olduğuna inanıyordu ama her tarafının kırmızı şarapla kaplı olduğunu iddia edecekti. Bannister’ın şu sözleri 2009’da The Times’da alıntılandı: “Üzerindeki şarap miktarı sıra dışıydı. Sadece saçı ve gömleği değil ciğerleri ve midesi de tümüyle şarapla doluydu. İçinden çıkarmaya çalıştık ve kabarmaya devam etti. Gerçekten büyük miktarda kırmızı şarapla boğulmuştu.”
Hendrix’in otopsisi, sol akciğerinde 400 ml “serbest sıvı” olduğunu bildirmesine rağmen ciğerlerinde ya da midesinde şaraptan bahsetmedi ve kan dolaşımında az miktarda alkol olduğunu belirtti. Ölüm raporunda, “uyku hapı zehirlenmesinden dolayı kusmuk teneffüsü” ölüm nedeni olarak gösterildi. Ama Hendrix’in ölümüne dair neredeyse her açıklamanın tutarsız doğasıyla birleşen bu tür detaylar, hayali cinayet ve suikast planı teorilerinin kök salmasına yol açtı. Muhakkak, haklı nedenleri olan bazı insanlar ve kurumlar vardı. FBI’ın ilham veren siyahi figürleri etkisiz hale getirmek için tasarlanan Cointelpro (Karşı İstihbarat Programı) operasyonunun Hendrix hakkında dosyaları vardı ve ismi CIA tarafından MHCHAOS adı verilen bir izleme programının parçası olarak Amerika’nın en yıkıcı figürleri arasında listelenmişti.
Norman, “Erkek kardeşine (Leon) göre Hendrix, 11 Eylül’den sonraki Usame bin Ladin’le aynı seviyedeki bir listedeydi” diyor. “1970’lerin başında, aşırı paranoyanın yaşandığı bir zamanda tehdit olarak gördükleri insanları toplamak ve kamplara koymak için bu acil durum planları varken, Hendrix’in Amerikan hükümeti tarafından tehdit olarak görülüp öldürülmüş olabileceğine dair inandırıcı sebepler vardı. O, Kara Panterler gibi radikal siyahi gruplarla ilişki kurmaya başlamıştı… ve bu hükümeti ya da CIA’i çılgına çevirirdi çünkü onun beyaz dinleyiciler üzerinde büyük etkisi vardı.”
Yeraltı dünyasından tetikçilerin hikayeleri de ortaya çıktı. 1975’te Dannemann bir röportajda, Hendrix’in gangsterler tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Biyografi yazarı Caesar Glebbeek’e “Zehirlendiğine ve gerçekten öldürüldüğüne inanıyorum” dedi. “Bütün bunların arkasında gerçekten bir şeyler ve bütün bu şeylerin arkasında çok güçlü bir grup var. Bence bu mafya.” Daha sonra 2009’da The Animals’a bir defa rodilik yapan James “Tappy” Wright, Jeffery’nin 1973’te bir uçak kazasında ölmeden önce, Jimi’nin kiralık katil tarafından öldürüldüğünü kendisine sarhoşken itiraf ettiğini iddia eden bir anı yayımladı. Wright’ın doğruladığı üzere menajerin mafyaya 45 bin dolar borcu vardı ve Hendrix’in onunla bağlarını koparmaya hazırlanmasından korktuğu için Hendrix adına imzaladığı 2 milyon dolarlık hayat sigortası poliçesinden para kazanmaya çalışmaktan başka çaresi kalmamıştı. Wright’ın açıklamasına göre, Jeffrey o gece onu boğması için kuzeyden bazı kötü adamları tuttuğunu itiraf etti. 
Norman “Bunun gerçekten aslı astarı yok çünkü o asıl menajerlik sözleşmesi sona erdikten sonra da bu korkunç menajere bağlı kalmaya devam edecekti” diyor. Aslında Jeffrey, Hendrix’in 1970’li yıllardaki albüm avanslarından ve gelirlerinden önemli miktarda para kazanmaya devam edecekti ve Hendrix’in ABD’li menajeri Bob Levine’e göre aslında onun plak şirketi Warner Brothers tarafından alınan sigorta tazminatından hiçbir zaman tek kuruş kazanmadı.
2011’de Levine, musicradar.com’a Wright’ın kitabını satmak için hikâyeyi uydurduğunu özel olarak itiraf ettiğini söyledi. “Jimi Hendrix öldürülmedi. Her şey koca bir yalan. Tappy’ye ‘Bu hikâyeyi uydurarak ne yapıyorsun? Yani kitaplarını satmak istiyorsun. Neden böyle yalanları basmak zorundasın?’ dedim. O da bana dedi ki ‘Peki, kim bana karşı çıkacak? Herkes öldü, herkes gitti. Chas Chandler (Hendrix’in eş menajeri), Michael Jeffery, Mitch Mitchell (Jimi Hendrix Experience’ın bateristi), Noel Redding (Experience gitaristi). Hepsi gitti. Kimse yazdıklarımı sorgulayamaz.’”
Kırmızı şarabın varlığına dair mevcut en uygun açıklama 2005’te Jimi Hendrix: The Man, the Magic, the Truth (Jimi Hendrix: Adam, Büyü, Gerçek)  kitabını yazan Sharon Lawrance’dan geldi. 1996’daki bir telefon konuşmasında doğrudan Dannemann’a Hendrix’in boğazına şarap döküp dökmediğini sormuştu. Dannemann’ın cevabının “Her şey dağınıktı. O darmadağınıktı. Yardımcı olacağını düşündüm” olduğunu iddia etti. Lawrance, Hendrix’in ölümünün intihar olduğuna ikna olmuştu. 
Diğer yandan Norman bunun trajediye dönüşen bir kafa karışıklığı ve tedbirsizlik vakası olduğuna inanıyor. “Kazara çok fazla hap kullanmanın ve ona yardım edilebileceği zaman yardım edilmemesinin daha olağan bir açıklama olduğunu düşünüyorum” diyor. “Sanırım aklı yerinde değildi. Kafası güzel değildi ve pek sarhoş da değildi ama sadece biraz kafası karışmıştı ve aldığını sandığı dozun iki katını aldı. Uzun zaman sonra başka bir uzman, Hendrix’in aldığı tek dozun bile onun işini bitirebileceği kadar perişan durumda olduğunu söyledi çünkü sağlık durumu çok kötüydü... O zamanlar fiziksel olarak tamamen bitkin durumdaydı ve Londra ona sözde değer veren ve ona karşı bir tür sorumluluğu olan insanlarla doluydu. Ancak hiçbiri onu bu önlenebilir trajik ölümden kurtaracak gibi görünmüyordu.”
Dannemann’ın 1996’daki intiharıyla, Hendrix’in son saatlerine dair gerçekler onu büyük ihtimalle mezara kadar takip etti. Hendrix’in kendisi gibi ölümü de bir bilmece; rock’n roll kültürünün söylentilerle, rivayetlerle, yalanlarla ve efsanelerle gölgelenmiş erişilmez bir özü olarak kaldı. Ama onun cevheri, ihtişamı, tutkusu, meydan okuması ve ustalığı en iyi müziği günümüze dek getiriyor ve ona ilham veriyor. Bu anlamda, o hâlâ orada bir yerlerde gökyüzünü öpüyor.
Wild Thing: The Short, Spellbinding Life of Jimi Hendrix (Vahşi Şey: Jimi Hendrix'in Kısa ve Büyüleyici Hayatı) çıktı

 



Hideo Kojima, Odyssey'yi yere göğe sığdıramadı: Muazzam

Christopher Nolan'ın rekortmen filmi Odyssey'de Matt Damon, İthaka Kralı Odysseus'u Zendaya ise bilgelik ve savaş tanrıçası Athena'yı canlandırıyor (Universal)
Christopher Nolan'ın rekortmen filmi Odyssey'de Matt Damon, İthaka Kralı Odysseus'u Zendaya ise bilgelik ve savaş tanrıçası Athena'yı canlandırıyor (Universal)
TT

Hideo Kojima, Odyssey'yi yere göğe sığdıramadı: Muazzam

Christopher Nolan'ın rekortmen filmi Odyssey'de Matt Damon, İthaka Kralı Odysseus'u Zendaya ise bilgelik ve savaş tanrıçası Athena'yı canlandırıyor (Universal)
Christopher Nolan'ın rekortmen filmi Odyssey'de Matt Damon, İthaka Kralı Odysseus'u Zendaya ise bilgelik ve savaş tanrıçası Athena'yı canlandırıyor (Universal)

Oyun dünyasının en önemli ve tanınmış isimlerinden Hideo Kojima, Christopher Nolan'ın yeni filmi Odyssey'yi (The Odyssey) izledi ve yapıma hayran kaldı.

Metal Gear serisinin yaratıcısı Kojima, X hesabından Odyssey hakkındaki ilk izlenimlerini paylaştı.

Seyir deneyimini anlatan Kojima, "Ekranı izlemekten ziyade, bütün o süre boyunca bizzat oradaymışım gibi hissettim. Bu, bir seyir deneyiminden fazlasıydı, yaşananlara doğrudan tanıklık etmek gibiydi" dedi.

Filmi 70 mm IMAX formatında izleyen ünlü oyun tasarımcısı, paylaşımında şunları söyledi:

Çocukken izlediğim, Kirk Douglas'ın başrolünde yer aldığı 1954 yapımı versiyon ve siyah-beyaz uyarlamalar sayesinde hikayeyi zaten çok iyi biliyordum. Ancak bu tamamen farklı bir deneyimdi. Benim için daha önce yaşadığım hiçbir şeye benzemeyen, bambaşka bir Odyssey oldu.

Nolan'la uzun yıllardır birlikte çalışan görüntü yönetmeni Hoyte van Hoytema'nın sinemacıyla kurduğu ortaklığı öven Kojima, filmin son derece kişisel ve samimi bir atmosfer yakaladığını belirtti.

Ayrıca Nolan'ın Başlangıç (Inception) ve Oppenheimer gibi filmlerinden aşina olduğumuz, farklı zaman çizgilerini titizlikle iç içe geçiren anlatımına dikkat çekti.

Kojima değerlendirmesini, "Bütün bu unsurlar, dünyanın en tanınmış klasik destanlarından birini derinlikli ve insanı merkeze alan bir dramaya dönüştürüyor. Gerçekten muazzamdı" sözleriyle tamamladı.

Kojima, filmi Los Angeles'taki David Keighley Salonu'nda yalnızca özel davetlilere açık bir gösterimde izledi.

Nolan'ın kariyerindeki en yüksek açılış hafta sonu hasılatına ulaşan Odyssey, yönetmenin gişedeki başarılarına bir yenisini ekledi. 17 Temmuz'da vizyona giren film küresel gişe hasılatında bir milyar dolar sınırını geçti.

Üç haftadır gösterimde olan film, Kuzey Amerika'da 430, dünyanın geri kalanındaysa yaklaşık 579 milyon dolar gişe geliri elde etti. 

Böylece Nolan, 2012'de gösterime giren Kara Şövalye Yükseliyor'dan (The Dark Knight Rises) bu yana ilk kez bir filmiyle milyar dolar barajını aştı.

Ayrıca Odyssey, 2008'de vizyona giren Kara Şövalye'nin (The Dark Knight) toplamda kazandığı 1,008 milyar doları ve Kara Şövalye Yükseliyor'un 1,085 milyar dolarlık hasılatını da geçerek Nolan'ın en fazla gişe geliri elde eden filmi oldu. 

Film Çin'de 14 Ağustos'ta, Japonya'daysa 11 Eylül'de vizyona girecek. Bu gösterimler, 56 yaşındaki Nolan'ın filminin toplam hasılatını daha da artırma potansiyeli taşıyor.

Odyssey, Truva Savaşı'nın ardından yorgun düşen İthaka Kralı Odysseus'un tehlikelerle dolu denizleri aşarak evine dönme mücadelesini anlatıyor.

Filmin oyuncu kadrosu da adeta bir yıldızlar geçidi. Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Zendaya, Lupita Nyong'o, Charlize Theron, Samantha Morton, Mia Goth, Elliot Page ve Jon Bernthal, başroldeki Matt Damon'a eşlik ediyor.

Independent Türkçe, GamesRadar, ComicBookMovie.com


Veteriner, yapay zeka şirketine dava açtı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Veteriner, yapay zeka şirketine dava açtı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir davaya göre, ABD'nin New Jersey eyaleti merkezli bir hayvan sağlığı teknolojisi firması, yapay zeka teşhis aracının yanlış teşhis koyduğu 11 yaşındaki köpeğin ölümüyle ilgili olarak dolandırıcılık ve aldatıcı ticari uygulamalarla suçlanıyor.

Columbia Veteriner Hastanesi, perşembe günü Wasco County Mahkemesi'nde Zoetis Inc. aleyhine en az 50 bin dolar tazminat talebiyle dava açtı.

The Oregonian'un ulaştığı mahkeme belgelerine göre Oregon'un The Dalles kentindeki hastanenin veteriner hekimleri, Ekim 2025'te hızla büyüyen bir boyun kitlesiyle getirilen 11 yaşındaki Belçika Tervuren cinsi köpeğin doku örneklerini değerlendirmek için şirketin Vetscan Imagyst sistemini kullandı.

Yapay zeka yazılımı, kanserli tümörlerle bağlantılı mast ve iğsi hücre özelliklerini belirlemiş olsa da nihayetinde kitleyi kanser yerine iltihaplı bir lezyon olarak sınıflandırdı.

Yazılımın analizine güvenen klinik personeli, kitleyi ameliyatla çıkardı. Ancak Oregon Eyalet Üniversitesi Veteriner Teşhis Laboratuvarı'nın yaptığı daha sonraki doku incelemesi, tümörün agresif bir kanser türü olduğunu doğruladı.

Dava dilekçesine göre ilk işlem tüm kötü huylu dokuyu çıkaramadığı için köpek ikinci bir ameliyat geçirmek zorunda kaldı ve daha sonra ameliyat sonrası komplikasyonlardan öldü.

Davacılar dava dilekçesinde, "Hastanın ölümü, özellikle ilk ameliyattan bu kadar kısa süre sonra ikinci bir invaziv cerrahi işleme duyulan ihtiyaçtan doğrudan kaynaklanmıştır. Eğer Imagyst, davalı Zoetis'in iddia ettiği gibi tümörü kanserli olarak doğru bir şekilde tanımlamış olsaydı bu ameliyata gerek kalmazdı" diye belirtti.

Hastane, sistemi 2024'te uzman düzeyinde teşhis sağladığı izlenimiyle satın aldığını iddia ediyor.

Dava dilekçesinde Zoetis'in cihazı bilinen operasyonel sınırlamaları gizleyerek, belirli kanserleri doğru tespit edebilen "dünyanın en yetenekli veteriner yapay zeka analiz cihazı" diye yanlış bir şekilde tanıttığı iddia ediliyor.

Dava ayrıca, Zoetis'in klinik personelinin hatayı bildirmesinin ardından ilk yapay zeka teşhis raporunu değiştirdiğini de iddia ediyor. Şikayete göre yanlış teşhis bildiriminin ardından Zoetis, şirket temsilcilerinin özür dilediği, sorumluluğu kabul ettiği ve Imagyst platformunu kullanan diğer müşterilerde de benzer hataların meydana geldiğini itiraf ettiği bir telekonferans görüşmesi talep etti.

The Independent, yorum almak için Zoetis Inc.'le iletişime geçti.

Independent Türkçe


Squid Game'in Amerikan uyarlamasından kötü haber

Squid Game, borç batağındaki 456 kişinin, devasa bir para ödülü için hayatlarını riske atarak geleneksel çocuk oyunlarının ölümcül versiyonlarında yarışmasını anlatıyordu (Netflix)
Squid Game, borç batağındaki 456 kişinin, devasa bir para ödülü için hayatlarını riske atarak geleneksel çocuk oyunlarının ölümcül versiyonlarında yarışmasını anlatıyordu (Netflix)
TT

Squid Game'in Amerikan uyarlamasından kötü haber

Squid Game, borç batağındaki 456 kişinin, devasa bir para ödülü için hayatlarını riske atarak geleneksel çocuk oyunlarının ölümcül versiyonlarında yarışmasını anlatıyordu (Netflix)
Squid Game, borç batağındaki 456 kişinin, devasa bir para ödülü için hayatlarını riske atarak geleneksel çocuk oyunlarının ölümcül versiyonlarında yarışmasını anlatıyordu (Netflix)

Netflix'in fenomen dizisi Squid Game'in hayranlarını üzecek bir haber geldi. David Fincher'ın geliştirdiği, İngilizce çekilmesi planlanan Squid Game yan dizisinin rafa kaldırıldığı bildirildi.

The Playlist'in aktardığına göre Heckler çalışma adıyla geliştirilen ve Birleşik Krallık'ta çekilmesi planlanan proje, Güney Kore yapımı gerilim dizisinin Amerikan uyarlaması olarak tasarlanmıştı.

Senaryosunu gerilim dizisi Utopia'yla tanınan Dennis Kelly'nin kaleme aldığı yapımın, Netflix'in değişen yayın stratejisi ve öncelikleri nedeniyle iptal edildiği öne sürülüyor.

Cate Blanchett'li final Amerika'yı işaret etmişti

Squid Game'in üçüncü sezon finali, Amerika'da geçecek yeni bir hikayenin sinyallerini vermişti.

Sezonun son bölümünde Lee Byung-hun'un canlandırdığı Front Man, Gi-hun'un kazandığı parayı kızına teslim etmek için Amerika'ya gitmişti.

Sahnede Cate Blanchett'in canlandırdığı, oyunlara yarışmacı toplayan bir görevlinin potansiyel bir yarışmacıyla ddakji oynadığı görülmüştü. Bu an, ölümcül oyunların dünyanın farklı yerlerinde sürdüğünün işareti olarak yorumlanmıştı.

Blanchett'in sürpriz sahnesinin ardından yeni projede rol alacağı yönündeki beklentiler artsa da oyuncunun katılımı hiçbir zaman resmen doğrulanmadı.

Çekimlerine 2026'da başlanacağı konuşulan proje, Netflix tarafından hiçbir zaman resmen doğrulanmamıştı.

Küresel yan projeler gündemde

Amerikan uyarlaması rafa kaldırılmış olsa da Squid Game evreni, farklı ülkelerde geçen yapımlarla genişlemeye devam edebilir.

Netflix'in tek bir Amerikan uyarlaması yerine Fransa veya Norveç gibi farklı ülkelere özgü yerel hikayeler anlatan bağımsız diziler geliştirmek istediği ifade ediliyor.

Fransa ve Norveç projeleri şimdilik iddia aşamasında. The Playlist’e göreyse Amerikan uyarlaması tamamen rafa kaldırıldı.

Platform, evreni şimdilik popüler yarışma programı Squid Game: The Challenge'la canlı tutuyor.

Fincher'ın yeni adresi Tarantino'nun devam filmi

Squid Game projesinin rafa kaldırılmasının ardından David Fincher, Quentin Tarantino'nun yazdığı Bir Zamanlar... Hollywood'da'nın (Once Upon a Time in... Hollywood) devamı The Adventures of Cliff Booth'a yöneldi.

İlk filmdeki olayların 8 yıl sonrasında geçen yapımda Brad Pitt, Hollywood'da "kriz çözücü" olarak çalışan eski dublör Cliff Booth rolüne geri dönüyor. 

Yapım, kasımda sınırlı sayıda sinema salonunda gösterildikten sonra 23 Aralık'ta Netflix'te yayımlanacak.

Independent Türkçe, GamesRadar, The Playlist, Digital Spy