Jimi Hendrix’in ölümü: Cevaplanmamış sorular

Kız arkadaşı ve rodiler uyuşturucuları olay yerinden kaldırırken dahi gitarist saatlerce baygın mıydı? Birisi, o ölene dek üstüne şarap mı boşalttı? Ölmesini isteyenler mi vardı? Suçlu sevgilisi miydi? Mark Beaumont yeni kitabında delilleri inceliyor

ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)
ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)
TT

Jimi Hendrix’in ölümü: Cevaplanmamış sorular

ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)
ABD'li müzisyen, saykodelik rock'la cazı buluşturan tarzıyla ve unutulmaz gitar sololarıyla rock tarihinin efsanevi isimleri arasında yerini aldı (AFP)

Kaybedilen saatler ve ortadan yok olan uyuşturucular. Mafya borçları ve CIA’in ölüm listeleri. Polis gözetimi ve şüpheli tanıklıklar. Her süperstar trajedisi sorulara ve komplo teorilerine yol açar ama kötü ünlü 27’ler kulübüne 50 yıl önce bugün (18 Eylül) katılan Jimi Hendrix’in ölümü hâlâ tartışmalara boğulmuş durumda: Ona yakın bazı isimler ölümünün intihar, bazıları korkunç bir kaza olduğunu, bazıları da onun yeraltı dünyasından figürler ya da gizli servis ajanları tarafından öldürüldüğünü iddia etmekte. 18 Eylül 1970’te yaşanan olaylar sonsuza dek kafa karıştıran kızıl bir pusun içinde kaldı.
Şüphe götürmeyen şeyse onun üstün yeteneği. 1970’e kadar, Hendrix’in üç stüdyo albümü olan Are You Experienced (1967), Axis: Bold as Love (1968) ve Electric Ladyland (1968) Seattle doğumlu gitar kahramanını sadece 4 yıllık bir zaman diliminde 1960’ların karşı kültür döneminde merkezi ve etkili bir figür olarak konumlandırmıştı. Pek çok taklitçisi havalı maço bir stili, onun şık ‘dandy’ estetiğine tercih etse de Hendrix’in ham kentsel cazın saykodelik ve funkla buluştuğu, Cream’in sesini kesen şimşekten bir ok gibi gitar çalışıyla dolu plakları gelecek olan hard rock’ın potasıydı. Onun totemik, çatışmacı şovmenlik becerisi (Woodstock’taki savaşta yara almış “Star Spangled Banner” ve Monterey’deki yanan gitar gibi) o dönemin bazı dönüm noktalarını oluşturdu.
Aynı zamanda, 1970 yazının sonlarında onu tehlikeli bir değişime sürükleyen hazcılık ve aşırılık eğilimleri bulunuyordu. Çok sayıda kız arkadaşı vardı, uyuşturucu kullanma kapasitesi dile düşmüştü, ruh hali özellikle de çok içtiği zaman öngörülemez ve şiddetliydi. Sorunlar peşini bırakmadı. Önceki yıl, New York’taki bir gece kulübünde uyuşturucu alırken alt düzeydeki mafya tarafından kaçırılmış ve yalnızca çete liderinin emirleriyle zarar görmeden serbest bırakılmıştı. Jimi Hendrix Experience grubunun dağılmasıyla birlikte büyük festival şovları uyuşturucu kullanımıyla gölgelendi. Sağlığı bozuldu. Hendrix’i tükenmişliğin eşiğine getirene dek çalıştıran ve gitaristin mali durumunun kaydını en iyi ihtimalle şeffaf olmayan bir şekilde tutan kontrolcü ve çete bağlantılı menajeri Michael Jeffery’le iş ilişkisi çöküşün eşiğindeydi. Arkadaşlarına ve gazetecilere kendisini amaçsız hissettiğini, izlendiğini ve etrafındaki kimseye güvenemeyeceğini söylüyordu.
Kadercilik hissi çökmüştü. 1969’da Fas’a yaptığı bir yolculukta, bir falcı tarot falı bakarken ölüm kartını çektiğinde, Hendrix bu tahmini ciddiye aldı. Bir arkadaşına, “30 yaşından önce öleceğim” dedi. Son yılında kalan aylarını saymaya başladı ve ölümünden iki gün önce, Eric Burdon’un grubu War’da planlanan şekilde konuk sanatçı olarak çalamayacak kadar alkollüyken, Sharon Lawrence isimli gazeteci arkadaşıyla Ronnie Scott’un Soho’daki caz kulübünde karşılaştı ve ona “Ölmek üzereyim” dedi.
Son haftaları bir çılgınlık ve talihsizlik düğümüydü. Isle of Wight Festival’daki 600 bin  kişilik güçlü kalabalık onun son gerçek efsanevi performansını yakaladığı için şanslıydı çünkü bundan sonraki Avrupa turu devamlı bir keskin düşüştü. İsveç’in Göteborg kentine bir gösteri için gelen Hendrix, önceki yıl bir Stockholm şovundan sonra oğlu James’in babasının Jimi olduğu konusunda ısrar eden eski öğrenci Eva Sundquist tarafından karşılandı. (Bu Hendrix’e yönelik ikinci babalık iddiasıydı.) O geceki şov tam bir karmaşaydı. Kafayı bulan Hendrix solo performansın ortasında şarkıları unutuyordu ve diğer şarkılara savruluyordu. Danimarka’daki bir sonraki konserinde ateşten muzdaripti, sahneye çıkmasına Danimarkalı model ve oyuncu olan yeni nişanlısı Kirsten Nefer’in yardım etmesi gerekmişti ve sadece üç şarkı çalabilmişti. 6 Eylül’de Almanya’daki Fehmarn Adası’nda bulunan Open Air Love&Peace Festivali’ndeki son gösterisi hiç de aşk dolu ve barışçıl değildi. Bir fırtına, Hendrix’in bir önceki gece planlanan zamanda çalmasını engelledi. Sonunda sahneye çıktığı zaman yuhalandı ve onunla dalga geçildi. Setinin sonunda, yakan ve yağmalayan bir taşkınlıkla Hells Angels güvenliği, sahneye ateşe vermek için saldırdı ve bir rodiyi bacağından vurdu.
Londra’ya dönüp kalan randevularını iptal eden Hendrix çevresindeki destek ağının çöktüğünü hızla gördü. Nefer’in film setine geri dönmesi gerekiyordu. Woodstock ve 1970 turunda Hendrix’le beraber çalan başlıca koruyucusu basçı Billy Cox Göteborg şovunda LSD katılmış kokteyl içmişti, zehirlendiğine dair paranoyak sanrılar görüyordu ve Amerika’ya geri uçtu. Yeni bir Hendrix kitabı olan Wild Thing: The Short, Spellbinding Life of Jimi Hendrix (Vahşi Şey: Jimi Hendrix’in Kısa ve Büyüleyici Hayatı) adlı biyografinin yazarı Philip Norman “Eğer Billy Cox onun etrafında olsaydı, bunların hiçbiri yaşanmazdı” diyor. “Kendini tüketmişti ve Avrupa genelinde yaptığı bu korkunç turdan dolayı tamamen yıprandı.” 
Hendrix, Londra’da ilişkilerini keserek oradan oraya savruldu. Arkadaşları ve eski aşkları onu solgun, zayıf ve yorgun bir şekilde King’s Road’da alışveriş yaparken, sanat filmine giderken, sahneye son kez çıkarken (Ronnie Scott’ın kulübünde Burdon’ın War’ıyla ikinci denemesinde) ya da gizlice Jeffrey’le sözleşmesinden kendisini en iyi şekilde nasıl kurtarabileceğini tartışırken gördü. Ama Nefer’in yokluğunda son üç gününün büyük kısmını önceki yıl Düsseldorf’da ve Londra’da kısa kaçamaklar yaşadığı 25 yaşındaki eski Alman buz patencisi Monika Dannemann’la geçirdi. Daha sonra Danneman, birbirlerine derinden aşık olduklarını ve evlilik planlarının yolda olduğunu iddia edecekti. 
Norman “O, hayranlık duyduğu nesneye gerçekten zarar verebilecek takıntılı bir hayran gibi görünüyordu” diyor. “Hendrix’le nişanlı olduğu ve onun hayatının aşkı olduğu iddiası gayet sorgulanabilir görünüyordu.”
Hendrix, Notting Hill’deki bohem Samarkand Hotel’de küçük daire tarzı bir oda tutan Dannemann’ı Londra’da kendisini görmesi için davet etmişti. Dannemann, Hendrix’in son günlerini Samarkand’da cennet gibi romantizmle, yazılarla, resimlerle ve birbirlerine yaptıkları sonsuz aşk yeminleriyle çevrili olarak tanımlayacaktı. Son yaratıcı eseri “The Story of Life” adlı kader çizgisini öne çıkaran şiiri burada bestelendi: “Hayatın hikayesi göz açıp kapamaktan daha hızlıdır.”
Diğerleri daha sert bir resim çiziyor. 17 Eylül’de, Hendrix’in hayatta olduğu son gün, çift Muhafazakar Parti Milletvekili Arthur Vere Harvey’in sigortacı oğlu Philip Harvey tarafından trafikte rastlantı sonucu görüldü ve Harvey’in iyi döşenmiş dairesine içki içmek için davet edildi. Burada Dannemann, Harvey’nin iki flörtöz kadın arkadaşına ilgi göstermeye başlayan Hendrix’i avluda yarım saat boyunca azarladı. Samarkand’da gece geç saatteki yemekten sonra, 01.45’te Dannemann, Hendrix’i müzik yayıncısı Pete Kameron’ın evindeki bir partiye götürdü. Dannemann davetli değildi (Hendrix’in diğer kız arkadaşlarından birisi, Devon Wilson, orada olacaktı) ve gece 3’te onu almaya geldiğinde Dannemann “onu rahat bırakması için” pencereden azarlandı. 
Takip eden saatler, neredeyse tüm görgü tanıklarının ifadelerinin zamanla değişmesiyle konuya dair gerçeklerin unutulup gitmesi sonucu gizemini koruyor. Dannemann’a göre, o ve Hendrix Samarkand’a geri döndüler ve 07.15’e kadar uyanık kalıp konuştular ya da diğer ifadelere göre tartışmaya devam ettiler. Önceki aylarda uyumak için sıkça mücadele etmiş, bazen günlerce uyuyamamış Hendrix, Kameron’un partisinde “brown bomber” (kahverengi bombacı) denen bir amfetamin hapı kullanmıştı ve Dannemann’a alabileceği sakinleştiricisi olup olmadığını sormuştu. 
O da her tableti paten kariyerini engelleyen sakatlığını hafifletmek için iki doz içeren Vesparax adlı güçlü Alman uyku hapını Hendrix’e verdi. Hendrix’in kaç tablet aldığı bilinmiyor. Folk şarkıcısı arkadaşı Buzzy Linhart’a göre ölümünden bir gün önce Hendrix günlerce uyanık kalmaktan şikâyet etmişti ve New York’taki bir doktor onun bu tür ilaçlara toleransını düşünerek sıradan uyku haplarından üç doz almasını tavsiye etmişti. Çok daha güçlü Vesparax’ın üç ya da dört çift dozu onun zayıflamış durumunda tehlikeli olurdu. Dannemann 9 tane almış olabileceğine inanıyordu. 
Dannemann’ın ertesi sabahla ilgili zamanlamalar ve olaylarla ilgili öyküsü geçen yıllarda bir düzineden fazla kez değişti ve tutarsızlıkla delik deşik edildi. Bazılarına göre sabah 9 civarında, bazılarında 10.20’de veya 11’e doğru uyandı. En genel kabul gören beyanında Hendrix’i “uyurken” bulup sigara için dışarı çıktı. Döndüğünde ağzının etrafında kusmuk olduğunu fark etti ve onu uyandıramadı.
Dannemann, Hendrix’in Harley Sokağı’ndaki doktorunun numarasını bulma umuduyla, geceyi Eric Burdon’la Hotel Russell’da geçiren arkadaşı Alvenia Bridges’i aradı. Bridges, Hendrix’in bayıldığını ve kustuğunu söyleyen Dannemann’ın kendini kaybetmiş durumda olduğunu iddia edecekti. Boğulmasını önlemek için onu ters çevirmesini tavsiye etti ancak Dannemann bunu yapmayı beceremedi. Burdon’ın hikayesi de zamanla değişecekti ancak o Dannemann’ın, Bridges’i aradıktan sonra sigara almak için dışarı çıktığını, odayı dolduran uyuşturucu teçhizatlarından endişelendiği ve Hendrix’in hastane yatağında kelepçeli şekilde iyi hissederek uyanıp kızmasından korktuğu için ikinci telefon görüşmesinde ambulansı araması için ikna edilmesi gerektiğini çeşitli şekillerde iddia etti.
Sonunda ambulans 11.18’de çağrıldı; Samarkand’a, Dannemann’ın kalktığını iddia ettiği en erken saatten iki saat sonra 11.27’de ulaştı. Aradaki sürenin detayları en iyi ihtimalle karmaşık. Burdon olay yerine bazı beyanlarına göre Hendrix hâlâ oradayken, bazılarındaysa ambulans tam ayrılırken gitti. Hendrix’in uzun süreli kız arkadaşı ve Foxy Lady şarkısının ilham kaynağı Kathy Etchingham’a “Oraya vardığım zaman… Sanırım Jimi’yi yatakta gördüm” dedi. “Bilirsin, bakmak istemedim. Dağınıklığa bakmak istemedim. Daha önce orada olmalıydık. Gitarları dışarı çıkardık. Uyuşturucuları oradan dışarı çıkardık…” 
Bir noktada ya ambulans varmadan ya da öğleden sonra polis Dannemann’la görüşmeye gelmeden önce Burdon, çeşitli sahne görevlileri ve yardımcıların da dahil olduğu bir grup Samarkand’da bir temizlik yaptı. Terry “The Pill (Hap)” Slater, kamuya açık bir bahçeye uyuşturucuları gömerken polis tarafından filme alındı. (Bir sonraki gün onlar için geri döndüğünde, kayıplardı.) Bu durum, temizliğin günün ilerleyen saatlerinde, polisin Samarkand’ı potansiyel bir suç mahalli olarak belirlemesinden sonra gerçekleşmiş olabileceğine işaret ediyor. Yine de Etchingham’ın Through Gypsy Eyes (Çingene Gözlerinden)  kitabına göre, Slater Hendrix’i yatakta “bitkin” gördüğünü hatırladı ve Burdon’ın kendisinin Samarkand’a arabaların üstünde hala sabah çiyi varken geldiğine dair iddiası Philip Norman’ın Burdon ve arkadaşlarının daireyi ambulansı çağırmadan önce, Hendrix’e hâlâ yardım edilebilecekken temizlediklerine inanmasına neden oldu.
Norman, “Çok güzel bir pastırma yazıydı bu yüzden bu sabahın erken saatlerinde, şafakta olurdu” diyor. “Kayıtların gösterdiği gibi sabah 11’e kadar ambulans çağrılmadı. İnsanların bodrum katındaki bu otel odasına gitmesiyle onun ambulansla hastaneye götürülmesi arasında birkaç kayıp saat vardı. Yeniden hayata döndürülüp kurtarılabileceği gayet açık olan birkaç saat geçti. Bunun yerine orada uyuşturucudan kurtulan ve ona yardım etmek için hiçbir şey yapmayıp etrafında panikleyen insanlar vardı.”
Hendrix’i tedavi eden sağlık ekiplerinin bile raporlarında çelişkiler vardı. Ambulans ekibi daireyi boş, Hendrix’i tepkisiz bulduklarını; boğazının kusmukla tamamen tıkandığını bildirdi. Ekipten Reginald Jones, Etchingham’a “Onu canlandırmaya çalıştık ama yapamadık” dedi. “Kusmuk tamamen kurumuştu. Uzun bir süredir orada yatıyor olmalıydı. Kalp atışı yoktu. Rengi maviydi, nefes almıyordu ve ışığa ya da acıya tepki vermiyordu.” 
Bununla birlikte, 1993’te eski bir Sussex polis şefi Dennis Care tarafından yürütülen gayriresmi bir soruşturma, Hendrix’in St Mary Abbot‘s (doğrudan morga gönderilmek yerine yeniden canlandırma odasına aceleyle götürüldüğü) hastanesine gelişinde, zar zor da olsa hâlâ hayatta olabileceğini ya da ambulansta öldüğünü öne sürdü. O gün Hendrix’e bakan nöbetçi asistan doktor Dr. John Bannister, onun saatlerdir ölü olduğuna inanıyordu ama her tarafının kırmızı şarapla kaplı olduğunu iddia edecekti. Bannister’ın şu sözleri 2009’da The Times’da alıntılandı: “Üzerindeki şarap miktarı sıra dışıydı. Sadece saçı ve gömleği değil ciğerleri ve midesi de tümüyle şarapla doluydu. İçinden çıkarmaya çalıştık ve kabarmaya devam etti. Gerçekten büyük miktarda kırmızı şarapla boğulmuştu.”
Hendrix’in otopsisi, sol akciğerinde 400 ml “serbest sıvı” olduğunu bildirmesine rağmen ciğerlerinde ya da midesinde şaraptan bahsetmedi ve kan dolaşımında az miktarda alkol olduğunu belirtti. Ölüm raporunda, “uyku hapı zehirlenmesinden dolayı kusmuk teneffüsü” ölüm nedeni olarak gösterildi. Ama Hendrix’in ölümüne dair neredeyse her açıklamanın tutarsız doğasıyla birleşen bu tür detaylar, hayali cinayet ve suikast planı teorilerinin kök salmasına yol açtı. Muhakkak, haklı nedenleri olan bazı insanlar ve kurumlar vardı. FBI’ın ilham veren siyahi figürleri etkisiz hale getirmek için tasarlanan Cointelpro (Karşı İstihbarat Programı) operasyonunun Hendrix hakkında dosyaları vardı ve ismi CIA tarafından MHCHAOS adı verilen bir izleme programının parçası olarak Amerika’nın en yıkıcı figürleri arasında listelenmişti.
Norman, “Erkek kardeşine (Leon) göre Hendrix, 11 Eylül’den sonraki Usame bin Ladin’le aynı seviyedeki bir listedeydi” diyor. “1970’lerin başında, aşırı paranoyanın yaşandığı bir zamanda tehdit olarak gördükleri insanları toplamak ve kamplara koymak için bu acil durum planları varken, Hendrix’in Amerikan hükümeti tarafından tehdit olarak görülüp öldürülmüş olabileceğine dair inandırıcı sebepler vardı. O, Kara Panterler gibi radikal siyahi gruplarla ilişki kurmaya başlamıştı… ve bu hükümeti ya da CIA’i çılgına çevirirdi çünkü onun beyaz dinleyiciler üzerinde büyük etkisi vardı.”
Yeraltı dünyasından tetikçilerin hikayeleri de ortaya çıktı. 1975’te Dannemann bir röportajda, Hendrix’in gangsterler tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Biyografi yazarı Caesar Glebbeek’e “Zehirlendiğine ve gerçekten öldürüldüğüne inanıyorum” dedi. “Bütün bunların arkasında gerçekten bir şeyler ve bütün bu şeylerin arkasında çok güçlü bir grup var. Bence bu mafya.” Daha sonra 2009’da The Animals’a bir defa rodilik yapan James “Tappy” Wright, Jeffery’nin 1973’te bir uçak kazasında ölmeden önce, Jimi’nin kiralık katil tarafından öldürüldüğünü kendisine sarhoşken itiraf ettiğini iddia eden bir anı yayımladı. Wright’ın doğruladığı üzere menajerin mafyaya 45 bin dolar borcu vardı ve Hendrix’in onunla bağlarını koparmaya hazırlanmasından korktuğu için Hendrix adına imzaladığı 2 milyon dolarlık hayat sigortası poliçesinden para kazanmaya çalışmaktan başka çaresi kalmamıştı. Wright’ın açıklamasına göre, Jeffrey o gece onu boğması için kuzeyden bazı kötü adamları tuttuğunu itiraf etti. 
Norman “Bunun gerçekten aslı astarı yok çünkü o asıl menajerlik sözleşmesi sona erdikten sonra da bu korkunç menajere bağlı kalmaya devam edecekti” diyor. Aslında Jeffrey, Hendrix’in 1970’li yıllardaki albüm avanslarından ve gelirlerinden önemli miktarda para kazanmaya devam edecekti ve Hendrix’in ABD’li menajeri Bob Levine’e göre aslında onun plak şirketi Warner Brothers tarafından alınan sigorta tazminatından hiçbir zaman tek kuruş kazanmadı.
2011’de Levine, musicradar.com’a Wright’ın kitabını satmak için hikâyeyi uydurduğunu özel olarak itiraf ettiğini söyledi. “Jimi Hendrix öldürülmedi. Her şey koca bir yalan. Tappy’ye ‘Bu hikâyeyi uydurarak ne yapıyorsun? Yani kitaplarını satmak istiyorsun. Neden böyle yalanları basmak zorundasın?’ dedim. O da bana dedi ki ‘Peki, kim bana karşı çıkacak? Herkes öldü, herkes gitti. Chas Chandler (Hendrix’in eş menajeri), Michael Jeffery, Mitch Mitchell (Jimi Hendrix Experience’ın bateristi), Noel Redding (Experience gitaristi). Hepsi gitti. Kimse yazdıklarımı sorgulayamaz.’”
Kırmızı şarabın varlığına dair mevcut en uygun açıklama 2005’te Jimi Hendrix: The Man, the Magic, the Truth (Jimi Hendrix: Adam, Büyü, Gerçek)  kitabını yazan Sharon Lawrance’dan geldi. 1996’daki bir telefon konuşmasında doğrudan Dannemann’a Hendrix’in boğazına şarap döküp dökmediğini sormuştu. Dannemann’ın cevabının “Her şey dağınıktı. O darmadağınıktı. Yardımcı olacağını düşündüm” olduğunu iddia etti. Lawrance, Hendrix’in ölümünün intihar olduğuna ikna olmuştu. 
Diğer yandan Norman bunun trajediye dönüşen bir kafa karışıklığı ve tedbirsizlik vakası olduğuna inanıyor. “Kazara çok fazla hap kullanmanın ve ona yardım edilebileceği zaman yardım edilmemesinin daha olağan bir açıklama olduğunu düşünüyorum” diyor. “Sanırım aklı yerinde değildi. Kafası güzel değildi ve pek sarhoş da değildi ama sadece biraz kafası karışmıştı ve aldığını sandığı dozun iki katını aldı. Uzun zaman sonra başka bir uzman, Hendrix’in aldığı tek dozun bile onun işini bitirebileceği kadar perişan durumda olduğunu söyledi çünkü sağlık durumu çok kötüydü... O zamanlar fiziksel olarak tamamen bitkin durumdaydı ve Londra ona sözde değer veren ve ona karşı bir tür sorumluluğu olan insanlarla doluydu. Ancak hiçbiri onu bu önlenebilir trajik ölümden kurtaracak gibi görünmüyordu.”
Dannemann’ın 1996’daki intiharıyla, Hendrix’in son saatlerine dair gerçekler onu büyük ihtimalle mezara kadar takip etti. Hendrix’in kendisi gibi ölümü de bir bilmece; rock’n roll kültürünün söylentilerle, rivayetlerle, yalanlarla ve efsanelerle gölgelenmiş erişilmez bir özü olarak kaldı. Ama onun cevheri, ihtişamı, tutkusu, meydan okuması ve ustalığı en iyi müziği günümüze dek getiriyor ve ona ilham veriyor. Bu anlamda, o hâlâ orada bir yerlerde gökyüzünü öpüyor.
Wild Thing: The Short, Spellbinding Life of Jimi Hendrix (Vahşi Şey: Jimi Hendrix'in Kısa ve Büyüleyici Hayatı) çıktı

 



Bruce Willis, Ben Affleck'e 7 Oscar alan filmde oynamamasını tavsiye etmiş

Affleck neyse ki rol arkadaşının tavsiyesini dinlememiş (Reuters)
Affleck neyse ki rol arkadaşının tavsiyesini dinlememiş (Reuters)
TT

Bruce Willis, Ben Affleck'e 7 Oscar alan filmde oynamamasını tavsiye etmiş

Affleck neyse ki rol arkadaşının tavsiyesini dinlememiş (Reuters)
Affleck neyse ki rol arkadaşının tavsiyesini dinlememiş (Reuters)

Ben Affleck, Bruce Willis'in kendisine verdiği ve dinlememekten memnun olduğu tavsiyeden bahsetti. Affleck'in iddiasına göre Armageddon'daki rol arkadaşı Willis, ona Aşık Shakespeare'de (Shakespeare in Love) yer almamasını söylemiş.

İki oyuncu, 1998 yapımı aksiyon-gerilim filmi Armageddon'da birlikte oynamıştı. 54 yaşındaki Affleck kısa süre sonra John Madden'ın yönettiği romantik komedi Aşık Shakespeare'de yer alarak kariyerinde farklı bir yöne adım atmıştı. Film daha sonra En İyi Film dahil 7 dalda Oscar kazanmıştı.

Batman oyuncusu Happy Sad Confused adlı podcast'te, Armageddon setindeyken Willis'in kendisine verdiği bazı tavsiyeleri anlattı.

Affleck şunları söyledi:

Bruce Willis bir keresinde bana dönüp, 'Sesin çok ince' dedi. Ben de 'Ne?' diye karşılık verdim. O ise, 'Bu kadar ince bir sesle konuşma' dedi. Ben de, 'Bruce, benim sesim zaten böyle. Bunu nasıl değiştirebilirim ki?' dedim.

Willis'in "dünyalar tatlısı bir adam" olduğunu ve aslında kendisine tavsiye vermeye çalıştığını belirten Affleck, şöyle devam etti:

Ayrıca, 'Dostum, o Shakespeare filmini sakın yapma. O filmde yer almak istemezsin' demişti. Bu konuda yanılıyordu. Gerçi hakkını yemeyelim, senaryoyu okumamıştı.

Affleck, Aşık Shakespeare'de Globe Tiyatrosu'ndaki yapımlarda rol alan Ned Allen karakterini canlandırmıştı.

Filmde ünlü oyun yazarını Joseph Fiennes, hikayedeki sevgilisi Viola de Lesseps'i ise Gwyneth Paltrow canlandırıyordu. Paltrow bu rolüyle ilk Oscar ödülünü kazandı. Tarihsel kurgu türündeki filmde Shakespeare, yazma tıkanıklığı yaşarken soylu de Lesseps'te ilham buluyor ve ikili arasında tutkulu bir aşk başlıyordu.

Filmin yardımcı oyuncu kadrosunda ise Colin Firth, Geoffrey Rush ve Dame Judi Dench gibi isimler yer alıyordu. Kraliçe I. Elizabeth rolüyle 10 dakikadan az görünen Judi Dench, bu performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Akademi Ödülü'nü kazandı. Bu, Oscar kazanan en kısa süreli performanslardan biriydi.

Aşık Shakespeare'in kazandığı diğer Akademi Ödülleri arasında en iyi özgün senaryo, en iyi müzik ve en iyi kostüm tasarımı vardı.

vfg
Affleck, Aşık Shakespeare'de (Universal Pictures)

Affleck şu sıralar hem senaryosuna katkıda bulunduğu, hem yönetmenliğini paylaştığı hem de başrolünde yer aldığı yeni Netflix filmi Animals'ın tanıtım turunda.

Oyuncu, en çok gurur duyduğu projelerinden bahsetmenin yanı sıra, 2017 yapımı Justice League: Adalet Birliği (Justice League) dahil kariyerinin en kötü dönemlerini de tüm samimiyetiyle anlattı.

Filmde Batman karakterini canlandıran Affleck için yapım süreci baştan sona sorunlarla doluymuş. Hatta bu deneyim onun için o kadar yıpratıcı olmuş ki bir daha asla bir süper kahraman filminde rol almamaya yemin etmiş.

Affleck, "Gerçek şu ki Justice League: Adalet Birliği deneyimi pek çok farklı nedenden ötürü son derece olumsuzdu" dedi.

Bunun bir kısmı benim o dönemki kişisel durumumla, bir kısmı o süreçte yaşanan trajedilerle ilgiliydi. Ayrıca stüdyoyla film yapımcısının fikir ayrılığına düştüğü durumlarda, böyle bir filmin nasıl yapılmaması gerektiğini de bizzat görmüş oldum. Bu gerçekten büyük bir hata. Filmin sonunu hazırlayan da tam olarak buydu.

Independent Türkçe


Hollywood efsanesi, sette Stanley Kubrick'i tehdit etmiş

Kirk Douglas, 1960 yapımı epik Spartaküs'te (Universal International)
Kirk Douglas, 1960 yapımı epik Spartaküs'te (Universal International)
TT

Hollywood efsanesi, sette Stanley Kubrick'i tehdit etmiş

Kirk Douglas, 1960 yapımı epik Spartaküs'te (Universal International)
Kirk Douglas, 1960 yapımı epik Spartaküs'te (Universal International)

Spartaküs (Spartacus), sinema tarihinin en ikonik sahnelerinden birine sahip. Ancak Kirk Douglas, Stanley Kubrick'in bu sahneyi çekmesini sağlamak için olağanüstü yollara başvurmak zorunda kalmış.

2001: Uzay Macerası (2001: A Space Odyssey), Full Metal Jacket ve Cinnet (The Shining) gibi başyapıtlarına imza atmadan önce Kubrick, western ve kara film türleriyle tanınan Anthony Mann'in 1960 yapımı bu tarihi filmden uzaklaştırılmasının ardından yönetmen koltuğuna oturtulmuştu.

Turner Classic Movies'in The Plot Thickens adlı podcast'inin bir bölümünde, Kirk Douglas'ın, oyuncuları diyaloglarında doğaçlama yapmaya teşvik eden Anthony Mann'den "giderek daha fazla rahatsızlık duymaya başladığı" anlatılıyor. Bu durum, yapımın "planlanan takvimin epey gerisinde kalmasına" yol açıyormuş.

Douglas, daha önce Zafer Yolları'nda (Paths of Glory) birlikte çalıştığı, o dönem 31 yaşında olan Kubrick'i projeye dahil etti. Ancak yönetmen, filmin yaratıcı süreçleri üzerinde tam yetki sahibi değildi. Douglas, 1988'de yayımlanan anılarında, Kubrick'in "özgüveninin çoğu zaman kibre varan bir noktada olduğunu" belirtiyor. Douglas'a göre bu özellik, Laurence Olivier, Charles Laughton ve Peter Ustinov gibi kontrol edilmesi güç oyuncularla çalışırken hem avantaj hem de engel teşkil edebiliyordu.

Kirk Douglas'ın anılarına göre yönetmenle Douglas arasında gerginlik yaşanmıştı. Bunun nedeni Kubrick'in, Dalton Trumbo'nun senaryosunda yer alan klasik "Ben Spartaküs'üm!" sahnesini çıkarması ve Douglas'ın bu konudaki uyarısını görmezden gelmesiydi.

Podcast sunucusu Ben Mankiewicz, sahneyi şöyle açıklıyor:

Söz konusu sahnede Spartaküs ve diğer köleler Romalılar tarafından kıskıvrak yakalanır. Kölelere, 'Spartaküs'ün kim olduğunu söylerseniz hayatınız bağışlanacak' denir. Spartaküs tam kendini ele verecekken, başka bir köle ayağa kalkar ve 'Ben Spartaküs'üm!' der. Ardından bir başka köle de aynısını yapar. Sonra bir başkası daha.

Gönderdiği nota yanıt alamadığı için öfkelenen Douglas, "iri, kahverengi bir atın" sırtında atını "tırıs" sürerek Kubrick'in yanına geldi. Atı "Stanley'nin yüzüne birkaç santim mesafedeyken" ona şunları söyledi:

Bir sahnenin çekimiyle ilgili sana not gönderdiğimde, en azından bir yanıt beklerim. 'Ben Spartaküs'üm' sahnesiyle ilgili not gönderdim ama yanıt verme zahmetine bile girmedin.

Kubrick, "Çünkü bunu yapmak istemiyorum, aptalca bir fikir" diye karşılık verdi. Bunun üzerine Douglas, atını Kubrick'in "tam üzerine sürerek" şöyle dedi:

B k, seni küçük pislik. Aptalca bir fikir olabilir ama deneyeceğiz. Eğer işe yaramazsa çıkarırız ama yine de çekeceğiz.

Yönetmen, Douglas'ın taleplerini kabul etti ve bu sahne "filmin en meşhur sahnesi" haline geldi.

Sözkonusu sahne yıllar içinde pek çok parodiye konu oldu. Bunların en akılda kalıcı olanları, 1979 yapımı Brian'ın Hayatı'nda (Monty Python's Life of Brian) ve The Office'in ABD versiyonunda yer alanlardı.

Üçüncü Köle Savaşı sırasında Roma'ya karşı ayaklanma başlatan köle ve gladyatörün hikayesini anlatan Spartaküs, aralarında Ustinov'a kazandırdığı En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünün yanı sıra En İyi Sinematografi, En İyi Sanat Yönetimi ve En İyi Kostüm Tasarımı dallarında olmak üzere toplam 4 Oscar ödülü kazandı.

The Plot Thickens, efsanevi sinemacıların ve oyuncuların hayatlarını, çalışmalarını ve kamera arkasındaki karmaşayı derinlemesine inceliyor. Kubrick'e odaklanan yeni sezon, Douglas'ın kendi anı kitabında yer alan tanıklıklardan yararlanıyor.

Independent Türkçe 


Avustralya'da yarasa virüsü alarmı: Ölüm riski çok yüksek

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Avustralya'da yarasa virüsü alarmı: Ölüm riski çok yüksek

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Avustralyalı yetkililer, ısırma ve tırmalama vakalarındaki keskin artış nedeniyle nadir görülen bir virüse maruz kalma riskine ilişkin endişeleri artırması üzerine halka yarasalara dokunmamaları uyarısında bulunuyor. Virüs, belirtiler ortaya çıktığında neredeyse her zaman ölüme yol açıyor.

Yeni Güney Galler (NSW) Sağlık Bakanlığı salı günü yaptığı açıklamada, 28 Eylül'le 10 Ekim arasında eyaletin kuzey bölgelerinde 43 kişinin yarasalar tarafından ısırıldığını veya tırmalandığını, geçen yılın aynı döneminde ise bu sayının 10 olduğunu belirtti.

Olayların, Hunter Bölgesi, Orta Kuzey Kıyısı, NSW'nin kuzeyi ve Orta Kıyı'da yaşandığı bildirildi.

Kuduz virüsüyle akraba olan Avustralya yarasa lyssavirüsü, insanlarda ölümcül hastalığa yol açabiliyor. Semptomlar başladıktan sonra etkili bir tedavi yok ancak maruziyet sonrası aşı yaptırmak hastalığı önlemeye yardımcı olabiliyor.

NSW Sağlık Bakanlığı Sağlık Koruma Direktörü Keira Glasgow, "Halkın, insanlar için çok tehlikeli olan, kuduz virüsünün yakın akrabası Avustralya yarasa lyssavirüsünü herhangi bir yarasanın taşıyabileceğini varsaymasını istiyoruz" dedi.

Glasgow, "Avustralya yarasa lyssavirüsünün insanlara bulaşması son derece nadir ancak enfekte bir yarasa tarafından tırmalanan veya ısırılan kişilerde belirtiler başladığında ne yazık ki etkili bir tedavi bulunmuyor" ifadelerini kullandı.

Bir yarasa tarafından ısırılınca veya tırmalanınca acil tıbbi muayene hayati önem taşıyor.

Isırılan veya tırmalanan kişiler, yarayı derhal 15 dakika boyunca sabun ve suyla yıkamalı, antiviral etkiye sahip bir antiseptik sürmeli ve acilen tıbbi yardım almalı.

Bu uyarı, yaban hayatı uzmanlarının gıda kıtlığı nedeniyle yarasa faaliyetlerinin arttığını bildirmesinin ardından geldi.

Nine'a göre NSW İklim Değişikliği, Enerji, Çevre ve Su Bakanlığı'nın koruma programları genel müdürü Ingrid Emery, "Bunun sonucunda bölge sakinleri, gündüz saatlerinde arka bahçelerindeki ağaçlarda kalan uçan tilkileri görüyor" dedi.

Bu gıda kıtlığı olayı, kuzeydeki Clarence Vadisi'nden Güney Kıyısı'na kadar uzanan doğu kıyısı boyunca yaşanıyor.

Uçan tilkiler de dahil yarasalarda bulunan lyssavirüs, kuduzdan (Avustralya'da görülmüyor) farklı. Enfeksiyon; ateş ve baş ağrısı gibi grip benzeri belirtilere yol açtıktan sonra ilerleyerek felç, deliryum ve nöbetlere neden olabilir.

Ölüm genellikle belirtilerin ortaya çıkmasından bir veya iki hafta sonra gerçekleşiyor. Belirtiler genellikle maruziyetten yaklaşık bir hafta sonra başlasa da bazen ortaya çıkması yıllar sürebiliyor.

Yetkililer, halka yaralı veya yere düşmüş yarasalara temas etmeme ve bunun yerine eğitimli yaban hayatı kurtarma ekipleriyle iletişime geçme çağrısı yapıyor.

Independent Türkçe