Pentagon, BAE'ye F-35 satışı için İsrail'e tazminat ödeyecek

Gantz’ın Washington ziyareti sona erdi

ABD Savunma Bakanı ve İsrailli mevkidaşı, Salı günü Pentagon girişinde böyle selamlaştılar (AFP)
ABD Savunma Bakanı ve İsrailli mevkidaşı, Salı günü Pentagon girişinde böyle selamlaştılar (AFP)
TT

Pentagon, BAE'ye F-35 satışı için İsrail'e tazminat ödeyecek

ABD Savunma Bakanı ve İsrailli mevkidaşı, Salı günü Pentagon girişinde böyle selamlaştılar (AFP)
ABD Savunma Bakanı ve İsrailli mevkidaşı, Salı günü Pentagon girişinde böyle selamlaştılar (AFP)

İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, ABD'nin İsrail Büyükelçisi David Friedman’ın, İsrail’e Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) ABD'den F-35 savaş uçağı alması halinde ancak 6-7 yılda teslim edilebileceğini söyleyerek, güvence vermesine rağmen ABD’li mevkidaşı Mark Esper ile İsrail'in askeri üstünlüğünü korumak için bir takım adımlar attı. Buna göre Gantz, söz konusu satış ile ilgili ABD Savunma Bakanlığı’nda (Pentagon) bir komisyon oluşturulmasını ve ABD’nin BAE’ye modern bir silah satışı yapması nedeniyle İsrail ordusuna tazminat ödenmesini talep etti.
ABD ziyareti sırasından Bakan Gantz'a eşlik eden kaynaklar, Beyaz Saray'da ve Pentagon'da görüştüğü yetkililerin İsrail'in talebini tam olarak anladığını ve bir talep listesi aldığını, bu talepleri olumlu yönde inceleme sözü verdiklerini söylediler.
Kaynaklar, Gantz'ın ziyaretinin ana başlıklarının ‘iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin’ yanı sıra ‘İran dosyasına ilişkin ortak bir vizyon oluşturulması ve bu vizyonun mevcut aşamadaki gereklilikleri’ olduğunu, ancak BAE’ye silah satışı meselesinin diğer başlıkları gölgede bıraktığını belirttiler. Gantz’ın dün gerçekleştirdiği 24 saatlik ani ziyareti sırasında, Beyaz Saray’da Donald Trump'ın damadı ve danışmanı olan Jared Kushner ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien ile Pentagon’da ise ABD Savunma Bakanı Mark Esper ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mark Milley ile görüştüğü açıklandı.
Gantz'a ABD'nin İsrail'in Ortadoğu'daki askeri üstünlüğünü koruyacağını söyleyen Esper, “Herkese savunma ilişkilerimizin dayanak noktalarından birinin İsrail'in bölgedeki askeri üstünlüğünün korunması olduğunu söylüyorum. ABD, bunu taahhüt eder ve Savunma Bakanlığı bu taahhüde saygı duyar. İsrail’in güvenliğini koruma konusundaki eski Amerikan politikasını desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Gantz, ABD ile yakın savunma ilişkilerini sürdürme sözü verirken bunun bir ‘ayrıcalık ama aynı zamanda bir zorunluluk’ olduğunu vurguladı. Gantz, “Bu mesele askeri üstünlükle bağlantılı olduğu kadar, aramızdaki önemli işbirliğimizle de ilişkilidir” dedi.
Gantz, Kushner ile yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “ABD’nin bölgeye barışı getirme çabalarına ve İsrail’in güvenlik üstünlüğüne bağlılığına müteşekkiriz” şeklinde konuştu. Gantz ve Kushner yaptıkları görüşmede, ‘sürecin temel taşı olarak İsrail'in güvenliğine bağlı kalırken’ bölgedeki istikrarı garanti altına alacak diğer anlaşmalar üzerinde çalışmanın yollarını tartıştılar.
 Tel Aviv'deki kaynaklara göre Gantz, Savunma Bakanlığı ve İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Amikam Norkin’in görev süresinin bitmesinin ardından yerine gelmesi beklenen İsrail Hava Kuvvetleri Genel Kurmay Başkanı General Tomer Bar öncülüğündeki bir ekip tarafından yapılan bir dizi yeni talebi Washington’a iletti. Bu talepler arasında, İsrail’e uzun mesafelerde uçabilen son model bir helikopter olan  ‘Talatator V-22’ ve gelişmiş ‘F-15 EX’ model savaş uçağının yanı sıra  ‘F-35’ savaş uçağını tespit edebilen radarlar ve normal radarlardan kaçabilen Boeing KC-46 model iki yakıt ikmal uçağı gibi modern silahların İsrail’in havacılık envanterine dahil edilmesi yer alıyor. Bununla birlikte siber savaşta iki ülke arasındaki işbirliğinin derinleştirilmesi de talep edildi.
Reuters dün, BAE’nin 2 Aralık'taki Bağımsızlık Günü öncesinde ABD ve BAE'nin F-35 savaş uçağı satışı için ön anlaşmaya varacağı yazdı.
Yediot Aharonot gazetesinden Nahum Barnea’nın yaklaşık iki ay önce duyurduğu anlaşma, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun bilgisi dahilinde ABD’nin İsrail ile BAE anlaşmasına dahil ettiği bir alışverişin yapılmış olması ihtimali nedeniyle, uluslararası camia büyük yankı uyandırmış, İsrail'de ise kamuoyu tarafından şiddetle eleştirilmişti. Anlaşma, ordu komutasının yanı sıra konudan haberdar edilmemeleri sebebiyle Gantz ve Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi'yi de kızdırmıştı.
İsrail’in eski Savunma Bakanı, muhalefetteki milletvekili Avigdor Lieberman Knesset'in (İsrail parlamentosu) gündemiyle ilgili olarak dün yaptığı açıklamada, Başbakan’ın askeri kararlar verilmesi durumunda hükümet ve ordu gibi ilgili kurumlara gitmeden anlaşma yapmasını yasaklayan bir yasa çıkarılmasını önerdi. Lieberman, ‘BAE ile yapılan anlaşma, iyi bir anlaşma. Ancak Netanyahu'nun ordu komutasını, Savunma ve Dışişleri bakanlarını önceden bilgilendirmesi gerekirdi. Netanyahu'nun bu konuda bilgilendirme yapmaması, ciddi anlamda kötü niyetli bir davranıştır” dedikten sonra önerisini açıkladı.
Buna karşın ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman, tüm bu eleştirilere karşı Netanyahu'yu savunarak, gereksiz bir kargaşanın yaşandığını söyledi. Friedman öncelikle BAE’nin ilk uçağı anlaşmanın imzalanmasından, ancak 7 yıl sonra teslim alabileceğini, ikinci olarak da İsrail ve ABD arasında, İsrail'in Ortadoğu'daki askeri üstünlüğünün korunmasına bir anlaşma olduğunu vurguladı.



İran hava sahası yasağı, Hürmüz’ün yeniden açılması için baskıyı artırıyor

17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)
17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)
TT

İran hava sahası yasağı, Hürmüz’ün yeniden açılması için baskıyı artırıyor

17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)
17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)

İran’a yönelik hava sahası yasağının dün Irak’taki havalimanlarında da uygulanmaya başlaması, Tahran üzerinde Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda müzakere çabalarını yoğunlaştırması yönündeki baskıyı artırdı.

Irak’tan yapılan açıklamalara göre, İran açısından kritik öneme sahip bazı havalimanları, Washington’un iki gün önce dünya genelindeki bütün İran hava trafiğine yönelik açıkladığı yasak kapsamında Tahran ve diğer kentlere düzenlenen günlük seferleri durdurdu. Irak’taki bazı havalimanlarının yasağa uyması, İran havacılık sektörünü mali ve operasyonel açıdan ağır bir darbe ile karşı karşıya bıraktı.

İranlı havayolu şirketi Mahan Air, uçuşlarına izin verilmeyeceğinin bildirilmesinin ardından Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil ve Süleymaniye’de bulunan Celal Talabani Havalimanı’na planlanan seferlerini iptal ettiğini açıkladı. Irak Haber Ajansı da Necef Havalimanı’nın İran’a yönelik ve İran’dan gerçekleştirilen tüm uçuşları askıya aldığını bildirdi.

Lider Ali Hamaney’in danışmanı Muhammed Muteber ise Tahran’ın uçuş gerçekleştirmesinin ve havalimanı hizmetlerinden yararlanmasının engellenmesi halinde, bölgedeki hiçbir ülkenin de bu hizmetlerden yararlanamayacağını söyledi.

İran hava trafiğine yönelik yasağın uygulanması, Tahran’ın Washington’a yedi günlük bir plan sunduğunu açıklamasıyla eş zamanlı olarak gereçekleşti. Plana göre Hürmüz Boğazı yeniden açılacak ve iki ülke arasında yedi aydır devam eden savaşı sona erdirecek nihai bir anlaşmaya ulaşmak amacıyla müzakereler yeniden başlatılacak.

Şarku’l Avsat'ın CNN’den aktardığına göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “İran’ın arabulucular vasıtasıyla ABD’ye sunduğu teklif, Washington’un müzakerelerin yeniden başlatılması ve boğazın yeniden açılması için yedi gün içinde belirli şartları yerine getirmesini öngörüyor” dedi.


Beyaz Saray: CNN'in Trump’a başkanlık uçağında eşlik etmesi engellendi

ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık uçağı “Air Force One”da basın mensuplarına konuşurken (AFP – Arşiv)
ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık uçağı “Air Force One”da basın mensuplarına konuşurken (AFP – Arşiv)
TT

Beyaz Saray: CNN'in Trump’a başkanlık uçağında eşlik etmesi engellendi

ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık uçağı “Air Force One”da basın mensuplarına konuşurken (AFP – Arşiv)
ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık uçağı “Air Force One”da basın mensuplarına konuşurken (AFP – Arşiv)

Beyaz Saray, bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’a başkanlık uçağında eşlik edecek basın mensupları arasında CNN’in yer almayacağını bildirdi. Bu karar, medya kuruluşlarına yönelik son kısıtlama olarak değerlendirildi.

Beyaz Saray perşembe günü yaptığı açıklamada, federal yargıç Tim Kelly’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın “MS NOW”, “CNN” ve “Politico” adlı medya kuruluşlarına yönelik yasağının “muhtemelen anayasaya aykırı” olduğuna hükmetmesinin ve gazetecilerin derhal yeniden içeri alınması yönünde karar vermesinin ardından, bu kuruluşların gazetecilerinin Beyaz Saray’a yeniden girişine izin verdiğini duyurmuştu.

Gazetecilerin yeniden içeri alınmasına günün ortasında izin verilirken, bundan önce saatler boyunca Beyaz Saray’a gazetecilerin girişinin engellenmesi nedeniyle kaos yaşandı.


Netanyahu'nun BM konuşması: İsrail'in itibarı ciddi zarar gördü

Netanyahu'nun konuşması sırasında protesto gösterileri düzenlendi (Reuters)
Netanyahu'nun konuşması sırasında protesto gösterileri düzenlendi (Reuters)
TT

Netanyahu'nun BM konuşması: İsrail'in itibarı ciddi zarar gördü

Netanyahu'nun konuşması sırasında protesto gösterileri düzenlendi (Reuters)
Netanyahu'nun konuşması sırasında protesto gösterileri düzenlendi (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'ndaki konuşmasında salonun boşalması gündem oldu.

Netanyahu'nun konuşması sırasında farklı ülkelerden onlarca temsilci salondan ayrıldı. Bazı delegeler yuhalayarak lidere tepki gösterirken, Netanyahu'nun beraberindeki heyet ayağa kalkarak siyasetçiyi alkışladı.

İsrail lideri ise "Bu salonu henüz terk etmemiş başka ahlaki korkaklar varsa, lütfen şimdi bunu yapsınlar" dedi.

Netanyahu'nun konuşması, 27 Ekim'de yapılması planlanan İsrail seçimlerine az süre kalmışken ülkedeki siyasi tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi.

İsrail gazetesi Haaretz, Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasının uluslararası kamuoyuna hitap etmekten çok İsrail'deki seçmenlere yönelik olduğuna dikkat çekiyor.

Ayrıca Netanyahu'nun, konuşmasında dünya genelindeki Yahudilerin karşı karşıya olduğu tehlikelerden bahsetmesine rağmen ikinci yıl üst üste ABD'deki Yahudi liderlerle görüşmediğine işaret ediliyor.

Netanyahu'nun Türkiye, Suriye, Katar, Birleşik Krallık ve Fransa yönetimlerini sert şekilde eleştirdiği konuşmasının diplomatik ilişkileri onarmaktan ziyade İsrail'deki seçmenlere siyasi mesaj verme kaygısı taşıdığı ifade ediliyor. Bu doğrultuda 71 yaşındaki liderin BM Genel Kurul kürsüsünü “seçim kampanyası sahnesine" dönüştürdüğü yazılıyor.

Netanyahu konuşmasında, "Yahudi karşıtı yalanları geniş çapta yayan bir diğer ülke de Türkiye. Erdoğan da bir tiran. Kendisi aynı zamanda Hamas'ın terör elebaşlarına da ev sahipliği yapıyor" iddialarını ortaya attı.

Ankara ise açıklamaya sert tepki gösterdi. İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Netanyahu için "hadsiz ve alçak" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de açıklamaları en güçlü şekilde kınadıklarını söyledi.

Ben Samuels'ın analizinde Netanyahu'nun İsrail'in uluslararası itibarına ciddi zarar verdiği ve bunu yeniden tesis etmenin liderin öncelikleri arasında görünmediği yorumu yapılıyor.

Times of Israel'deki analizdeyse Netanyahu'nun Gazze savaşındaki tutumunu güçlü biçimde savunduğu ileri sürülürken, liderin 7 Ekim 2023'te çatışmaları başlatan Hamas saldırılarındaki sorumluluğunu gündeme getirmediği yazılıyor.

David Horovitz imzalı yazıda, Netanyahu'nun İsrail'deki toplumsal bölünmelerden de bahsetmediği belirtiliyor. Ayrıca liderin radikal sağcı Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik uyguladığı şiddeti önemsizleştirmeye çalıştığı vurgulanıyor.

Wall Street Journal da Netanyahu'nun bu hafta Trump'la görüşmek için randevu almaya çalıştığını ancak çabalarının sonuçsuz kaldığını yazıyor.

ABD'li ve İsrailli yetkililer, Trump'ın takviminin yoğunluğu nedeniyle görüşmenin yapılamadığını söylüyor.

Netanyahu'nun hem ülkesinde zorlu bir seçim sürecine girdiği hem de uluslararası arenada giderek daha fazla yalnızlaştığı ifade ediliyor.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Wall Street Journal