Libya’da ‘petrol anlaşması’  ‘pozisyonların dağılımı’ mücadelesini körüklüyor

Siyasiler, bu gelişmeleri eski yetkililerin yetkilerini ellerinde tutma şansını ‘artırma’ olarak görüyor

Libya'nın en önemli petrol sahalarından biri olarak kabul edilen Ras Lanuf petrol sahası (Reuters)
Libya'nın en önemli petrol sahalarından biri olarak kabul edilen Ras Lanuf petrol sahası (Reuters)
TT

Libya’da ‘petrol anlaşması’  ‘pozisyonların dağılımı’ mücadelesini körüklüyor

Libya'nın en önemli petrol sahalarından biri olarak kabul edilen Ras Lanuf petrol sahası (Reuters)
Libya'nın en önemli petrol sahalarından biri olarak kabul edilen Ras Lanuf petrol sahası (Reuters)

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmed Muaytik’e, Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter ile ‘petrol üretiminin yeniden başlaması için bir  anlaşma’ yapmasının ardından yöneltilen eleştiriler, Libya'nın batısındaki siyasi liderler arasında, ‘pozisyonların dağılımında’ yer kapmak için verilen gizli mücadeleyi ortaya çıkarırken Muaytik, ‘petrol kartını, kişisel çıkarları için kullanmaya çalışmakla’ suçlandı.
Libya Yüksek Devlet Konseyi üyesi Muhammed Meazzib Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Muaytik’in muhalifleri tarafından onun siyasi hedeflerini dizginlemek için uygulanan yoğun bir siyasi istismar ve dikkatli bir takip söz konusu. Ancak Muaytik, Libya krizine siyasi çözüm getirilmesi çerçevesinde yakında seçilecek olan yeni Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcılığı görevini kazanma çabasıyla petrol kartını kişisel çıkarları için kullandıktan sonra, kendisini, ülke için çok önemli bir konu olan petrol üretiminin yeniden başlamasıyla ilgili anlaşmayı yönetmeyi başaran bir şahıs olarak göstermek istiyor” ifadelerini kullandı.
Yakında seçilecek Başkanlık Konseyi’nin bir başkan ve biri batı bölgesinden (Trablus bölgesi) olmak üzere iki yardımcısından oluşacağına işaret eden Meazzib,  Serrac’ın siyaset sahnesinden uzaklaşmasıyla Muaytik’in Başkanlık Konseyi Başkanı’nın batı bölgesinden yardımcısı olması için bir şansının olabileceğine dikkati çekti.
Libya siyaset sahnesi, özellikle Libya’nın batısı şu sıralar yoğun gelişmelere tanık oluyor. Libya Genel Ulusal Kongre Başkanı Nuri Ebu Sehmeyn ve eski Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Abdurrahman Suveyhli gibi isimlerinde aralarında olduğu çok sayıda siyasi isim, yaklaşan maratonda yüksek mevkileri kapmak için yarışıyorlar.
Meazzib, Muaytik’in bu makamı almaya çalışan rakiplerinin fırsatı değerlendirmek için petrol üretiminin yeniden başlamasına yönelik anlaşmaya doğrudan olmasa da televizyon ekranlarında boy gösteren analistler ve sosyal medya gibi dolaylı yollardan saldırmaktan ve onu çürütmekten çekinmediklerini söyledi. Ancak bunu yaparken anlaşmadaki boşluklardan yararlandıklarını belirten Meazzib, bu boşlukların başında Muaytik’in LUO ile tek başına anlaşma yapmasının geldiğini, oysa LUO liderlerinin yakında ABD’nin petrol üretiminin yeniden başlaması için yaptığı baskılara teslim olmasının beklendiğini belirtti.
Hafter ve Muaytik, petrol gelirlerinin adil bir şekilde dağıtılması da dahil olmak üzere bir dizi koşul ve prosedür çerçevesinde petrol üretiminin yeniden başlaması ve ihraç edilmesi için bir anlaşma imzaladılar.
Libya'nın doğusunu yöneten Tobruk Temsilciler Meclisi (TM) üyesi Cibril Vahide, Libya’nın batısındaki siyasetçilerin mücadelesi çerçevesinde söz konusu anlaşmaya yapılan saldırılara dikkat çekerek, burada herkesin çözümün anahtarı olmak istediğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Vahide, “Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Halid el-Meşri, TM Başkanı Akile Salih ile Fas’a müzakereler için heyetler göndererek ayrı bir anlaşmaya varmak istiyorlardı” dedi. Vahide, Fas’ın Buznika kentinde gerçekleşen bu müzakerelerin, Libya'nın batısındaki diğer siyasetçilerin muhalefetiyle karşılaştığını’ kaydetti.
Muaytik’in adıma karşı çıkılmasının sebebini İçişleri Bakanı Fetih Başağa gibi silahlı milislerin desteğini alamamasına bağlayan Vahide, “Misrata ya da Trablus'ta halkın ağırlığını yitirmesini telafi etmeye yönelik yorulmak bilmeyen girişimlerine rağmen Muaytik’e yönelik eleştirilerin önemli ölçüde artmasını ve bu eleştirilerde önümüzdeki dönemde içeride ve dışarıda birçok kişinin de katılmasıyla Muaytik’in rolünün sınırlandırılmasına katkıda bulunmasını bekliyorum” dedi.
Muaytik’in ‘mevcut durumdan yararlandığını ve çözümlerini sunduğunu’ söyleyecek kadar ileri giden Vahide, “Meydan, başkente saldıran LUO’nun liderleriyle yapılan anlaşmaya itiraz edilmesini fırsat bilecek ve bu anlaşmayı, Muaytik’i devre dışı bırakma fırsatı olarak görecek özellikle Müslüman Kardeşlerden olmak üzere çok sayıda siyasetçiyle dolu” şeklinde konuştu.
Vahide açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Gerçek şu ki, sürekli aldatma ve yanıltma girişimlerine karşı LUO’nun verdiği güçlü tepkiden çekindikleri için onunla karşı karşıya gelmekten kaçınıyorlar. Bu yüzden anlaşmayı engellemek için başka tüm yolları deneyeceklerini düşünüyoruz.”
 Libyalı siyasi analist İzzeddin Akil ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ve İngiltere'nin gizli de olsa anlaşma sebebiyle Muaytik’e yönelik saldırılarını artırmalarını beklediğini söyledi. Akil Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Libya'daki ABD Büyükelçiliği'nin her ne kadar Libya’daki tarafların bir araya gelmesinin bir başlangıcı olarak sayılsa da anlaşmanın açıklanmasından sonra kendisini rahat hissetmediğini düşünüyorum. Aynı şekilde İngiltere'nin ve tabii Türkiye'nin de.”
Anlaşmanın Hafter’i, herhangi bir müzakereye katılmasını engellemek ve yerine Akile Salih’i getirmek gibi onu marjinalleştirmek için yaptıkları pek çok yorucu girişimden sonra, ‘stratejik kararları kontrol eden merkezi bir şahsiyet’ olarak yeniden sunduğunu düşünen Akil, “Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Libya'nın batısındaki kollarının, onun vereceği talimatlarla, anlaşmaya ve anlaşmayı yapanlara karşı tüm gücüyle çalışacaklarını düşünüyorum” yorumunda bulundu.
Akil, Batı’daki liderlerin "Maitiq siyasi alanı kendileriyle yüzleşmeyi başarırsa güçlenecek olan anlaşmaya karşı çıkacaklarını" sözlerine ekledi. Ayrıca, (anlaşma) onları "ulusal orduya" karşı askeri mücadelelerinde kullanılan paradan mahrum edecek.
Batıdaki siyasi liderlerin Muaytik’in siyasi çevresinin kendileriyle mücadeleyi kazanmaları halinde güçlenecek olan anlaşmaya karşı çıktıklarını söyleyen Akil, söz konusu anlaşmanın onları LUO’ya karşı verdikleri askeri mücadelelerinde kullandıkları paradan mahrum edeceğini öne sürdü.
Buna karşın UMH'nin ABD ile ilişkilerinden sorumlu danışmanı Muhammed Ali Abdullah, Başkanlık Konseyi’nden, TM’den veya Devlet Yüksek Konseyi’nden mevcut siyaset sahnesindeki kişilerin yeniden görevlendirilmeleri herhangi bir fırsat kollanmadığını söyledi. Abdullah, “Muaytik dahil hiç kimse, vatandaşların ihtiyaçlarını ve özlemlerini karşılayamadı” dedi. Şarku’l Avsat’a konuşan Abdullah, “Bazıları, Muaytik’e başkente saldıran bir kişiyle diyalog kurma yetkisi verilmemesi nedeniyle anlaşmaya itiraz etti. Herkes, Muaytik ve Hafter’in Libya krizine radikal çözümler getirmeye çalışarak siyasi çözüm yolunu atlamaya ve engellemeye çalıştıklarını hissetti” ifadelerini kullandı.
 



Macron, Irak'ta düzenlenen İHA saldırısında bir Fransız askerinin öldüğünü ve bazı askerlerin yaralandığını açıkladı

Erbil'in banliyölerinde meydana gelen İHA saldırısı bölgesinden duman yükseliyor (Reuters)
Erbil'in banliyölerinde meydana gelen İHA saldırısı bölgesinden duman yükseliyor (Reuters)
TT

Macron, Irak'ta düzenlenen İHA saldırısında bir Fransız askerinin öldüğünü ve bazı askerlerin yaralandığını açıkladı

Erbil'in banliyölerinde meydana gelen İHA saldırısı bölgesinden duman yükseliyor (Reuters)
Erbil'in banliyölerinde meydana gelen İHA saldırısı bölgesinden duman yükseliyor (Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Irak Kürdistanı'nın Erbil bölgesinde düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısında bir Fransız askerinin hayatını kaybettiğini ve bazı askerlerin yaralandığını açıkladı.

Macron, "Askerlerimizden birkaçı yaralandı ve Başçavuş Arnaud Freon, Irak'ın Erbil bölgesinde düzenlenen bir saldırı sırasında Fransa adına görev yaparken hayatını kaybetti" dedi.

Şöyle devam etti: "Güçlerimize yönelik saldırı kabul edilemez."

Fransız Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı'na göre bu askerler "Iraklı ortaklarla terörle mücadele tatbikatlarına katılıyorlardı" ve "altı asker derhal en yakın sağlık tesisine sevk edildi."

Erbil valisine göre, saldırı iki İHA tarafından gerçekleştirildi ve Irak'ın özerk Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil'in yaklaşık 40 kilometre güneybatısındaki Molla Kara'daki üssü hedef aldı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu saldırı, Erbil'de diğer yabancı birliklerin de bulunduğu bir askeri yerleşke içindeki İtalyan üssünü hedef alan ve can kaybına yol açmayan İHA aracı saldırısından kısa bir süre sonra gerçekleşti.

Saldırının ardından İtalyan yetkililer, üsten tüm askeri personelini geçici olarak geri çekeceklerini açıkladı.

Fransız ve İtalyan birlikleri de dahil olmak üzere yabancı güçler, 2014'ten beri DEAŞ'la mücadele eden ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun bir parçası olarak bölgenin güvenlik güçlerini eğitmek amacıyla Erbil'de konuşlandırılmış durumda.

Ortadoğu'daki savaşın başlangıcından bu yana, Irak'ın Kürdistan bölgesi, İran'a bağlı Iraklı silahlı gruplara atfedilen ve çoğunlukla hava savunması tarafından püskürtülen çeşitli saldırılara maruz kaldı.


Irak'ın batısında bir ABD yakıt ikmal uçağı düştü

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir KC-135 Stratotanker uçağı, bir F-16 savaş uçağına havada yakıt ikmali yapıyor, (CENTCOM)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir KC-135 Stratotanker uçağı, bir F-16 savaş uçağına havada yakıt ikmali yapıyor, (CENTCOM)
TT

Irak'ın batısında bir ABD yakıt ikmal uçağı düştü

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir KC-135 Stratotanker uçağı, bir F-16 savaş uçağına havada yakıt ikmali yapıyor, (CENTCOM)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir KC-135 Stratotanker uçağı, bir F-16 savaş uçağına havada yakıt ikmali yapıyor, (CENTCOM)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, KC-135 Stratotanker tipi havadan yakıt ikmal uçaklarından birinin Irak'ın batısında düştüğünü, olaya karışan ikinci uçağın ise güvenli bir şekilde iniş yaptığını duyurdu.

ABD Merkez Komutanlığı, İran ile devam eden çatışma sırasında Irak üzerinde "dost hava sahasında" bir askeri uçağın düşmesinin ardından arama ve kurtarma operasyonu yürüttüğünü daha önce açıklamıştı. Ordu açıklamasında, "Olayda iki uçak yer aldı. Biri Irak'ın batısında düştü, diğeri ise güvenli bir şekilde indi" ifadelerini kullandı. Açıklamada, olayın düşman veya dost ateşi sonucu gerçekleşmediği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın ABD medyasından aktardığına göre Irak'ın batısında kaybolan uçakta altı kişilik mürettebat bulunuyordu.

İran'la ittifak halindeki silahlı grupların oluşturduğu Irak İslam Direnişi, uçağı düşürme sorumluluğunu üstlendi. Grup yaptığı açıklamada, uçağı "ülkemizin egemenliğini ve işgal güçlerinin uçakları tarafından ihlal edilen hava sahasını savunmak için" düşürdüğünü belirtti. Açıklamada, Amerikan uçağının "uygun silahla" düşürüldüğü ifade edildi.

Bu, ABD-İsrail-İran savaşının başlamasından bu yana düşen en az dördüncü ABD askeri uçağı. Daha önce Kuveyt üzerinde dost ateşiyle üç F-15 uçağı düşürülmüştü. Askeri komutanlık o dönemde olayın "İran uçakları, balistik füzeler ve insansız hava araçlarının saldırıları" içeren bir çatışma sırasında meydana geldiğini belirtmişti.

ABD ordusuna göre, KC-135 Stratotanker 60 yıldan fazla bir süre önce hizmete girdi ve tipik olarak üç kişilik bir mürettebata sahip: bir pilot, bir yardımcı pilot ve uçağın yakıt ikmal sistemini kullanan üçüncü bir görevli. Bununla birlikte, bazı görevler bir navigatör gerektiriyor ve uçak aynı kaynağa göre 37 yolcuya kadar taşıyabiliyor.


Akkaşat ve Kerkük’te Halk Seferberlik Güçleri’ne yönelik ölümcül hava saldırıları

Irak’ın batısındaki Akkaşat’ta meydana gelen saldırının yerini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Sosyal medya)
Irak’ın batısındaki Akkaşat’ta meydana gelen saldırının yerini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Sosyal medya)
TT

Akkaşat ve Kerkük’te Halk Seferberlik Güçleri’ne yönelik ölümcül hava saldırıları

Irak’ın batısındaki Akkaşat’ta meydana gelen saldırının yerini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Sosyal medya)
Irak’ın batısındaki Akkaşat’ta meydana gelen saldırının yerini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Sosyal medya)

Irak’ın batısında, Halk Seferberlik Güçleri’ne (Haşdi Şabi) bağlı noktalara bugün şafak vakti düzenlenen hava saldırılarında ölü, yaralı ve kayıp sayısının 260’ı aştığı bildirildi. Söz konusu saldırı, milis grupları hedef alan en şiddetli saldırılardan biri olarak değerlendirilirken, bölgede artan gerilim ve saldırının sorumluluğuna ilişkin karşılıklı suçlamalar da sürüyor.

Enbar vilayetindeki bir güvenlik kaynağı, hava saldırılarının Halk Seferberlik Güçleri bünyesindeki Ensarullah el-Evfiya hareketine bağlı 19. Tugay’a ait üç noktayı hedef aldığını söyledi. Saldırıların, Irak-Suriye sınırında yer alan el-Kaim ilçesine bağlı Akkaşat bölgesinde gerçekleştiği belirtildi.

Kaynak, güçlü bombardımanın askeri sağlık birimleri, ikinci tabur ve destek birliğine ait karargâhları hedef aldığını ifade etti. Saldırılarda 99 kişi hayatını kaybetti, 43 kişi kayboldu ve bazıları ağır olmak üzere yaklaşık 123 kişi yaralandı.

Ayrıca saldırıyı gerçekleştiren savaş uçaklarının bombardımanın ardından da bölge üzerinde uçuşlarını sürdürdüğü aktarıldı. Hedef alınan noktalara ulaşmaya çalışan ambulans ekiplerinin de hava saldırılarına maruz kaldığı, bu nedenle yaralıların tahliyesi ve hastanelere sevkinin geciktiği kaydedildi.

Kimliği açıklanmayan savaş uçaklarının bugün erken saatlerde Akkaşat bölgesinde Halk Seferberlik Güçleri’ne ait bir noktaya şiddetli bir hava saldırısı düzenlediği bildirilmişti. İlk belirlemelere göre saldırıda çok sayıda militanın öldüğü ve bazılarının yaralandığı açıklanmış, enkaz altında kayıp kişilerin aranması sürdükçe bilanço daha da yükselmişti.

dfgth
Halk Seferberlik Güçleri üyeleri, Musul’un güneyindeki karargahlarından birini hedef alan hava saldırısında yaralanan bir meslektaşlarına ilk yardım uyguluyor. (Reuters)

Diğer yandan Ensarullah el-Evfiya hareketi, saldırının arkasında İsrail ve ABD’nin olduğunu iddia ederek, bombardımanın ‘terör örgütleri için boşluk yaratmayı ve bölgeyi yeniden kaosa sürüklemeyi amaçladığını’ savundu.

Hareket, hedef alınan 19. Tugay mensuplarının ‘sınırları koruma ve silahlı örgütlerin sızmalarını önleme görevini yerine getirdiğini’ belirtti.

Ensarullah el-Evfiya, yaşanan olayla ilgili olarak Irak hükümetini ‘anayasal ve etik sorumluluk’ taşımakla suçladı ve olayın ciddiyetine uygun resmi bir tavır alınması çağrısında bulundu. Hareket ayrıca 19. Tugay’ın Irak Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı’na bağlı resmi bir birim olduğunu vurguladı.

Ensarullah el-Evfiya, İran destekli Irak İslami Direnişi çatısı altında yer alan gruplardan biri olarak biliniyor.

ABD, 2024 yılında bu hareketi ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmıştı. Bu karar, hareketin Ürdün ve Suriye’deki Amerikan güçlerine yönelik saldırılara karışması ve Gazze savaşı sırasında İsrail’e roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlemesi iddialarına dayanıyordu.

Kerkük’te saldırılar

Paralel bir gelişme olarak, Irak’ın kuzeyinde bulunan Kerkük kenti yakınlarındaki bir Halk Seferberlik Güçleri noktasına da bugün şafak vakti hava saldırısı düzenlendi. Olayın ardından güvenlik güçleri bölgeyi kuşatarak inceleme başlattı.

Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı, Halk Seferberlik Güçleri’ne ait hedeflere yapılan bu saldırıları ‘haksız saldırılar’ olarak nitelendirerek, ülke egemenliğinin açık bir ihlali olduğunu bildirdi.

frgt
Askeri tatbikatlar sırasında Halk Seferberlik Güçleri bayrağı taşıyan savaşçılar (Arşiv – Halk Seferberlik Güçleri)

Komutanlık tarafından yapılan açıklamada, “Tekrarlayan sistemli ihlaller ve saldırılar, toplumsal barışı tehdit ederek güvenlik ve istikrarın temellerini sarsabilir ve Irak halkı arasında rahatsızlık yaratabilir” ifadesi yer aldı.

Açıklamada, son saldırıların bugün Kerkük ve Enbar vilayetlerinde gerçekleştiği, geçtiğimiz günlerde ise Vasıt ile Babil vilayetinde Halk Seferberlik Güçleri’ne ait diğer noktalara hava saldırıları düzenlendiği belirtildi.

Yerel kaynaklara göre, önceki saldırılarda bir mühimmat deposunun hedef alınması sonucu depodaki mühimmat patlamış ve parçalar çevredeki yerleşim alanlarına saçılmıştı. Bu olayda bir kadın hayatını kaybetmiş, oğlu yaralanmış ve bazı Halk Seferberlik Güçleri mensupları da saldırıda zarar görmüştü.

Bu saldırılar, bölgede süregelen savaş ortamı ve güvenlik gerilimleri çerçevesinde gerçekleşiyor. İran destekli silahlı gruplara ait hedeflerin sık sık vurulmasıyla eş zamanlı olarak, bu grupların ABD ve İsrail çıkarlarına yönelik karşı saldırılar düzenlediği, bunu ‘direnişi destekleme’ çerçevesinde yaptıkları bildiriliyor.