Nobel Ödülleri'ne zam geldi

Para ödülü, bu yıl 10 milyon krona (yaklaşık 8 milyon 400 bin TL) ulaşacak

Nobel Vakfı, dinamitin mucidi Alfred Nobel'in vasiyeti üzerine kuruldu (AFP)
Nobel Vakfı, dinamitin mucidi Alfred Nobel'in vasiyeti üzerine kuruldu (AFP)
TT

Nobel Ödülleri'ne zam geldi

Nobel Vakfı, dinamitin mucidi Alfred Nobel'in vasiyeti üzerine kuruldu (AFP)
Nobel Vakfı, dinamitin mucidi Alfred Nobel'in vasiyeti üzerine kuruldu (AFP)

Nobel Ödülleri’nden sorumlu vakfın başkanı Perşembe günü yaptığı açıklamada, bu yıl ödül kazananların fazladan 1 milyon İsveç kronu (yaklaşık 850 bin TL) alacağını duyurdu.
Reuters’ın haberine göre bu artışla birlikte para ödülü, bu yıl 10 milyon krona (yaklaşık 8 milyon 400 bin TL) ulaşacak.
Nobel Vakfı başkanı Lars Heikensten, “Maliyetlerimiz ve sermayemiz, öncekinden tamamen farklı olarak, istikrarlı bir ilişki içinde. Karar bu nedenle alındı” diye konuştu.
Dinamitin mucidi Alfred Nobel, 1901'den bu yana verilen ödülleri finanse etmek için yaklaşık 31 milyon kron (vakfa göre bugünün parasıyla yaklaşık 1,8 milyar kron) bırakmıştı.
Zaman içinde değişiklik gösteren ödül parası, 150 bin kronla başlamış ve 1981’de 1 milyon krona ulaşmıştı.
Miktar 1980'lerde ve 1990'larda keskin bir sıçrama göstermiş ve 2000'de 9 milyon krona, bir yıl sonra da 10 milyona çıkmıştı.
Ancak 2008-2009 ekonomik krizi vakfın yatırımlarını da vurmuştu ve merkez bankasının eski başkanı Heikensten, vakfın finansmanını düzenlemesi için işe alınmıştı.
Bunun ardından para ödülü 2012'de 8 milyon krona düşürülmüş, ancak 2017'de tekrar 9 milyona çıkarılmıştı.
Nobel Vakfı’ndaki görevini yıl sonunda, Norveç’in eski dışişleri bakanı Vidar Helgesen'in yerini almak üzere bırakacak olan Heikensten, vakfın ödül miktarını zaman zaman artırmaya devam edeceğini belirtiyor.



Saplantı'nın yönetmeninden sürpriz kısa film

30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
TT

Saplantı'nın yönetmeninden sürpriz kısa film

30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)

Saplantı'nın (Obsession) yönetmeni Curry Barker, korku sezonu bitmeden izleyiciyle buluşacak yeni kısa filmi için Windows'la işbirliği yaptı.

Mama Bear adlı film, bugün Barker'ın YouTube kanalı That's a Bad Idea'da yayımlanacak. Filmin konusu ve süresi henüz bilinmiyor. Senaryoyu yazan, yönetmenliği ve kurguyu üstlenen Barker'a Windows "sponsor" olarak destek veriyor.

Filmde Floyd'u Jon Lee Richardson, Lacey'yi Katie Sarife, Wilson Hanım'ı ise Ericka Kreuz canlandırıyor. Joshua Snyder da yalnızca "Doppelgänger" (tıpatıp benzeyen kişi) olarak tanımlanan bir karakterle kadroda yer alıyor.

Barker, 2027'de gösterime girmesi planlanan Anything But Ghosts'un çekimlerini de tamamladı. Filmde Barker ve Cooper Tomlinson, paranormal olayları araştırıyormuş gibi yaparken sonunda gerçek hayaletlerle karşılaşan iki sahtekarı canlandırıyor.

Saplantı'yla aynı evrende geçen yapım için "Sanki Key ve Peele, Ayin (Hereditary) filmine adım atmış gibi" benzetmesi yapılıyor. 

Film, Barker'ın Universal'la yaptığı milyonlarca dolarlık anlaşmanın bir parçası. Anlaşmanın, korku klasiği Teksas Katliamı'nın (The Texas Chainsaw Massacre) yeni bir çevrimini de kapsayıp kapsamadığı henüz belli değil.

Tomlinson ve Barker, 10 yıldır That's a Bad Idea adlı YouTube kanalı için komedi videoları çekiyor. İkilinin en son videosu, Saplantı'nın internette büyük ses getirdiği sıralarda yayımlanmıştı. Film, yalnızca 750 bin dolarlık bütçesine karşılık 523 milyon dolar hasılat elde etmişti.

Anything But Ghosts, 7 Mayıs 2027'de sinemalarda gösterime girecek. Saplantı ise Türkiye'de Amazon Prime Video'da izlenebiliyor.

Independent Türkçe, GamesRadar, Polygon


Matrix yıldızı, "daha seksi giyin" denilince çok kazandıracak rolü reddetmiş

Fotoğraf: Warner Bros.
Fotoğraf: Warner Bros.
TT

Matrix yıldızı, "daha seksi giyin" denilince çok kazandıracak rolü reddetmiş

Fotoğraf: Warner Bros.
Fotoğraf: Warner Bros.

Carrie-Anne Moss, 1999 yapımı devrim niteliğindeki bilimkurgu filmi Matrix'te (The Matrix) rol aldığında kariyerinin en büyük fırsatını yakalamış oldu. Bu da epey isabetli bir gelişmeydi zira kısa süre önce başka bir iş için kendisine teklif edilen "ciddi miktarda parayı" reddetmişti.

59 yaşındaki Kanadalı oyuncu, kariyerinin daha önceki bir döneminde seçme sırasında kendisinden "daha seksi giyinmesi" istendiğinde rolü geri çevirdiğini açıkladı.

Matrix serisinde bilgisayar programcısı Trinity karakterini canlandıran Moss, yeni bir röportajda, oyunculuk mesleğinin getirdiği "reddedilme durumlarıyla başa çıkmak" için meditasyona yöneldiğini belirtti. Moss, meditasyonun kendisine, "daha seksi giyinmesi" istendiği o rolü ve beraberinde gelen "ciddi miktarda parayı" reddedecek gücü de verdiğini ifade etti.

The Telegraph'a, Melrose Place'in yan dizisi olan ve Los Angeles merkezli bir modellik ajansını konu alan Models Inc. adlı dizide rol aldıktan sonra bu tür taleplerden bıktığını dile getirdi.

Moss, "Sürekli istismar edilen bir karakteri canlandırıyordum" dedi.

Çok hatırlamıyorum çünkü sürekli bir adamla öpüşüyor, ardından başka bir adamla öpüşüyordu. Hafızamdan silmişim! O 'daha seksi giyinmemi' gerektiren rolü reddettikten kısa süre sonra Matrix'teki Trinity rolünü aldım.

1999 yapımı Matrix'in ardından Moss, Christopher Nolan'ın Akıl Defteri (Memento), romantik film Çikolata (Chocolat) ve Marvel dizisi Jessica Jones gibi yapımların yanı sıra, Matrix serisinin diğer üç filminde de rol aldı.

Yıldızı parlamaya başlamasına rağmen Moss, 1999'da evlendiği oyuncu eşi Steven Roy'la birlikte üç çocuğunu (Owen, 23; Kaden, 20 ve Frances, 17) büyütmek için kariyerine "epey uzun bir ara" verdi.

Geçen yıl The Independent'a konuşan Moss, o dönemi şöyle anlatmıştı:

İçten içe bir ikilem yaşadığımı hatırlıyorum, 'Tanrım, karşıma harika fırsatlar çıkıyor. Bu çok büyük bir olay olurdu' diye düşünerek küçük bir huzursuzluk hissediyordum. Bebeğimi kucağımda tutarken şunu düşündüğümü hatırlıyorum: 'Hayatımın sonunda, özgeçmişime bir film daha eklemek mi önemli olacak? Yoksa bebeğimi kucağımda tutmuş olmak mı?' Ve anında hayır dedim. Hiç düşünmeyi bile gerektirmeyen bir karardı. Bunu yaptığıma çok memnunum. İçimde böyle bir pişmanlık kalmadığı için çok mutluyum.

Moss, bunun, "hayatında verdiği en iyi karar” olduğunu da sözlerine eklemişti.

Moss son olarak Kanada yapımı drama Yaga'da Noah Reid ve Hudson Williams'la birlikte rol aldı. Yapım, bu ayın sonunda Birleşik Krallık'ta Sky platformunda izleyiciyle buluşacak.

Independent Türkçe


Bilim insanları bazı sarılmaları unutulmaz kılan unsurları tespit etti

Anaokulunda ağlayan üzgün bir küçük çocuk, bir elinde peluş hayvanını tutarken diğeriyle annesine sarılıyor (Hans Lucas/AFP)
Anaokulunda ağlayan üzgün bir küçük çocuk, bir elinde peluş hayvanını tutarken diğeriyle annesine sarılıyor (Hans Lucas/AFP)
TT

Bilim insanları bazı sarılmaları unutulmaz kılan unsurları tespit etti

Anaokulunda ağlayan üzgün bir küçük çocuk, bir elinde peluş hayvanını tutarken diğeriyle annesine sarılıyor (Hans Lucas/AFP)
Anaokulunda ağlayan üzgün bir küçük çocuk, bir elinde peluş hayvanını tutarken diğeriyle annesine sarılıyor (Hans Lucas/AFP)

Birleşik Krallık'taki (BK) 15 binden fazla yetişkini kapsayan geniş çaplı bir araştırmaya göre yakın çevreden gelen, rahatlık, destek ve anlayış sunan sarılmalar genellikle en unutulmaz olanları.

Sosyal temasın önemli bir biçimi olan sıcak kucaklaşmalar, stresin azalması ve ruh halinin iyileşmesi gibi olumlu sonuçlarla ilişkilendiriliyor.

Ancak farklı sarılma türleri arasındaki bireysel farklılıklar ve kucaklaşmaların nasıl hatırlandığına dair çok az şey biliniyor.

Bristol Üniversitesi'nden araştırmacılar, empati, beden algısı, ilişkilerdeki bağlanma kalıpları ve günlük deneyimlerin kucaklaşmalara atfedilen duygusal değeri etkileyip etkilemediğinin bilhassa belirsizliğini koruduğunu söylüyor.

Yeni çalışmada araştırmacılar, kucaklaşmaların genelde ayrı birer duygusal deneyim olarak hatırlanıp hatırlanmadığını ve bireysel farklılıkların kucaklaşmayla bağlantılı duygularla ilişkili olup olmadığını inceledi.

Araştırmada, yüzde 75'i kadın olan 15 bin 49 sağlıklı yetişkine yönelik bir anketin verileri değerlendirildi.

Katılımcılar, BK'deki kamusal yayın programları ve diğer medya kanalları aracılığıyla yapılan duyurular yoluyla seçildi.

Genel olarak katılımcıların yaklaşık yüzde 70'i kucaklaşmaları olumlu duygusal etkileri nedeniyle anımsıyordu.

Araştırmada, beden farkındalığıyla dokunma arasındaki bağı inceleyen beden algısı ölçeğinde daha yüksek puanlar alan katılımcıların bir sarılmayı hatırlama olasılığının daha yüksek olduğu bulundu.

Bilişsel ve empati ölçümlerinde daha yüksek puanlar alan kişilerin bir sarılmayı hatırlama ihtimali daha yüksekti.

Nasıl sarılacağını bilmekte zorlanma ve sarılmaktan hoşlanmama ise bir sarılmayı hatırlama olasılığının daha düşük olmasıyla ilişkiliydi.

Çalışmaya göre ilişkilerde daha yüksek düzeyde bağımsızlık sergileyen bireylerin, ayrı kalma durumunda sıkıntı yaşama eğilimindeki kişilere kıyasla bir kucaklaşmayı hatırlama ihtimali daha düşük olabiliyor.

Aile ve arkadaşlarını sarılarak selamlamaya daha meyilli kişiler ise en olumlu duygusal değeri deneyimleyen katılımcılardı.

Araştırmacılar, hakemli dergi PLOS One'da yayımlanan çalışmada şöyle yazıyor: 

Erkekler, fiziksel uyarılma yaratan sarılmaların en unutulmaz olduğunu belirtmeye kadınlardan daha yatkındı.

Genel olarak bulgular, sarılmaların çoğunlukla "rahatlık, destek ve anlayış" sundukları için hatırlandığına işaret ediyor.

Araştırmacılar, çalışma sonuçlarının fiziksel temasa karşı farklı tutumlara sahip toplumlarda yaşayan kişiler için geçerli olmayabileceği uyarısında bulunuyor.

Ayrıca çalışmanın gözleme dayandığını ve sarılma deneyimleri, katılımcıların kişilik özellikleri ve anıların oluşumu arasında nedensel bir ilişki saptanmadığını da belirtiyorlar.

Bu sınırlamalara rağmen yine de çalışma sosyal temasın anlamını şekillendiren psikolojik faktörlere genel bir bakış sunuyor.

Araştırmacılar, duygusal dokunmayı anıların oluşumuyla ilişkilendiren bulguların, mevcut teorik çalışmaları genişlettiğini söylüyor.

Independent Türkçe