MGK'da Doğu Akdeniz vurgusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  (İHA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (İHA)
TT

MGK'da Doğu Akdeniz vurgusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  (İHA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (İHA)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı 4 saat 10 dakika sürdü. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, Doğu Akdeniz vurgusu yapıldı.
Açıklamada, “Türk milletinin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kara, deniz ve havadaki hak ve menfaatlerinin korunması hususunda taviz verilmeyeceği bir kez daha dile getirilmiştir" denildi.
Açıklamanın devamında, “PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere, millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamızı tehdit eden tüm terör örgütlerine karşı yurt içinde ve yurt dışında başarıyla yürütülen operasyonlar hakkında Kurul'a bilgi sunulmuştur. Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin görüş farklılıkları üzerinden gerginliği artırmaya tevessül eden aktörlerin faaliyetleri ele alınmış; Türk milletinin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kara, deniz ve havadaki hak, alaka ve menfaatlerinin korunması hususunda taviz vermeyeceği bir kez daha dile getirilmiştir.
Gayri askeri statüdeki adaların silahlandırılması başta olmak üzere uluslararası hukuka ve antlaşmalara aykırı hareket eden ülkeler aklıselime davet edilmiş; bölgedeki doğal kaynakların adilane bir şekilde paylaşımı konusunda Türkiye'nin her platformda ve öncelikle diyalogdan yana olduğu ifade edilmiştir.
Bölgesel ve küresel her ihtilafta, daima hakkın, hakkaniyetin, adaletin yanında yer alan Türkiye'nin, doğu Akdeniz'deki tutum ve eylemlerinin de aynı çerçevede gerçekleştiği belirtilmiş; Avrupa birliği başta olmak üzere tüm kurumlara ve ihtilaflara müdahil devletlere, ülkemizin bu ilkeli duruşuna ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak ve menfaatlerine saygılı olma çağrısında bulunulmuştur.
Suriye ve Libya'da meşruiyet çerçevesinde terörle mücadeleye ve istikrarın tesisine destek veren Türkiye'nin, bu ülkelerin barışa ve refaha kavuşması yönündeki tutumunu sürdüreceği belirtilmiştir. Uluslararası toplum da mazlum milletlerin hürriyetlerini ve kaynaklarını gasp eden gayrimeşru oluşumlar ve terör örgütleri ile bunları destekleyen aktörlere karşı somut adım atmaya davet edilmiştir." ifadelerine yer verildi.
 



Carney, Trump'ın tehdidine karşılık "Kanada ürünleri satın alma" çağrısında bulundu

Kanada Başbakanı Mark Carney (AP)
Kanada Başbakanı Mark Carney (AP)
TT

Carney, Trump'ın tehdidine karşılık "Kanada ürünleri satın alma" çağrısında bulundu

Kanada Başbakanı Mark Carney (AP)
Kanada Başbakanı Mark Carney (AP)

Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni gümrük vergisi tehdidine karşılık olarak dün insanları "Kanada malı satın almaya ve Kanada'yı inşa etmeye" çağırdı.

Kanada Yayın Kurumu'na (CBC) göre Carney, diğer ülkelerden gelen ekonomik tehditlere karşı koymak için her şeyi Kanada malı olarak satın alıp inşa etme hakkında kişisel sosyal medya hesabında bir video yayınladı.

Carney videonun başında, "Ekonomimiz yurt dışından gelen tehditler altındayken, Kanadalılar bir karar aldılar: Kontrol edebileceğimiz şeylere odaklanmak," dedi.

Başbakan Carney, Amerika Birleşik Devletleri'nden doğrudan bahsetmese de şunları söyledi: "Diğer ülkelerin ne yaptığını kontrol edemeyiz. Kendi kendimizin en iyi müşterisi olabiliriz. Kanada ürünlerini satın alacağız. Kanada'yı inşa edeceğiz."

Trump dün, Kanada'dan ABD'ye giren mallara yüzde 100 gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu.


İran'ın üzerinde çatışma tehlikesi artıyor

Haziran 2019'da ABD Merkez Komutanlığı sorumluluk alanında ortak tatbikatlar düzenleyen USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve bir ABD Hava Kuvvetleri B-52 bombardıman uçağı, (Arşiv AP)
Haziran 2019'da ABD Merkez Komutanlığı sorumluluk alanında ortak tatbikatlar düzenleyen USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve bir ABD Hava Kuvvetleri B-52 bombardıman uçağı, (Arşiv AP)
TT

İran'ın üzerinde çatışma tehlikesi artıyor

Haziran 2019'da ABD Merkez Komutanlığı sorumluluk alanında ortak tatbikatlar düzenleyen USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve bir ABD Hava Kuvvetleri B-52 bombardıman uçağı, (Arşiv AP)
Haziran 2019'da ABD Merkez Komutanlığı sorumluluk alanında ortak tatbikatlar düzenleyen USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve bir ABD Hava Kuvvetleri B-52 bombardıman uçağı, (Arşiv AP)

İran, bölgede yeni bir savaşın işaretleriyle çevrili durumda; Ankara ise İsrail'in çatışmayı yeniden alevlendirme konusunda ABD'den daha istekli olacağı görüşünde.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail'in hâlâ İran'a saldırı düzenlemeye çalıştığına dair "açık işaretler" olduğunu belirterek, herhangi bir çatışmanın "geniş belirsizlik kapıları" açacağını vurguladı.

Bu arada, İsrail'in dün yaptığı değerlendirmeler, Ortadoğu bölgesindeki Amerikan askeri varlığının bu hafta en yüksek seviyesine ulaştığını ve bu konuşlandırmanın İran'ı hedef alan büyük ölçekli bir saldırı için olası bir platform olabileceğini veya Tahran'ı daha sıkı şartlarda nükleer anlaşmaya varmaya zorlamayı amaçlayan bir tehdit olabileceğini gösterdi.

Buna karşılık, İranlı bir yetkili ülkesinin yüksek alarmda olduğunu vurgulayarak, herhangi bir hareketin benzeri görülmemiş bir karşılıkla alacağı ve "topyekün savaş" olarak değerlendirileceği uyarısında bulundu.


Pentagon'un yeni stratejisi: Askeri üniformalı Önce Amerika

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (Arşiv - AFP)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (Arşiv - AFP)
TT

Pentagon'un yeni stratejisi: Askeri üniformalı Önce Amerika

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (Arşiv - AFP)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (Arşiv - AFP)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yayınlanan yeni Ulusal Savunma Stratejisi, öncelikler, tehditler ve taahhütlerde bilinçli bir siyasi değişimi yansıtıyor. ‘Vatan savunmasını’, yani ‘Önce Amerika’ sloganını öne çıkaran yeni strateji, ABD güçlerinin ‘vatan savunmasına’ ve Hint-Pasifik bölgesine odaklanacağına karar vererek, ittifak felsefesinde bir değişiklik sinyali veriyor. Bu da ‘diğer yerlerdeki müttefikler ve ortakların’ kararlı, ancak daha sınırlı ABD desteği ile kendi savunmaları için birincil sorumluluğu üstlenmeleri gerektiği anlamına geliyor.

Aynı zamanda, bu strateji Çin'i denklemin dışına itmiyor, aksine ona yönelik ‘çatışma değil, güç yoluyla caydırıcılık, stratejik istikrar hedefi ve sürtüşme ya da gerginlik olasılığını azaltmak için askeri iletişim kanallarının genişletilmesi’ şeklindeki yaklaşımını yeniden şekillendiriyor.

Ortadoğu'da, strateji gerektiğinde ABD'nin ‘kararlı ve odaklanmış eylem’ kapasitesini korurken, ana yükü bölgesel müttefiklere kaydırıyor. İsrail'i desteklemeye, Körfez ortaklarıyla iş birliğini derinleştirmeye ve Abraham Anlaşmaları'nın izinden giderek bölgesel entegrasyonu teşvik etmeye vurgu yapıyor. Öte yandan yeni strateji, İran'a karşı zaferci bir anlatı benimsiyor ve belirli bir süreç içinde nükleer programını ‘yok etmekten’ bahsediyor.