Afrika’da Barış ve Güvenlik Konferansı: Koronavirüs Afrika’daki güvenlik görevini daha da zorlaştırdı

Kazablanka’daki bir hapishanede strelizasyon çalışması yapılıyor (AFP)
Kazablanka’daki bir hapishanede strelizasyon çalışması yapılıyor (AFP)
TT

Afrika’da Barış ve Güvenlik Konferansı: Koronavirüs Afrika’daki güvenlik görevini daha da zorlaştırdı

Kazablanka’daki bir hapishanede strelizasyon çalışması yapılıyor (AFP)
Kazablanka’daki bir hapishanede strelizasyon çalışması yapılıyor (AFP)

Fas’ta video konferans aracılığıyla düzenlenen ‘Afrika’da Barış ve Güvenlik Konferansı’nın katılımcıları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının uluslararası güvenlik açısından bir dönüm noktasını temsil ettiğini vurguladı.
Güvenlik için azalan bütçeler, seyahat yasakları ve uluslararası yardımlardaki düşüş ile bazı ülkeler üzerinde baskıya yol açan ekonomik yansımaların altı çizilen toplantıda, çatışma yoğunluğu ve yönetim sorunları göz önüne alındığında, salgının ülkeler arasında büyük farklılıklar bulunan Afrika’da güvenlik görevini daha zor hale getirmesi ele alındı.
Fas’taki Yeni Güney Politika Merkezi tarafından düzenlenen üç günlük konferansın bu yılki oturumunda, uzmanlar ‘Kovid-19 krizi sırası ve sonrasında Afrika’daki güvenlik sektörü’ ve ‘Afrika’da şiddetin hükümet dışı silahlı gruplar ve özel güvenlik yoluyla özelleştirilmesi’ konulu mini seminerlere katılacak.
Afrika’daki İnsan Güvenliği Endeksi veya Küresel Barış Endeksi ile ilgili konular da iki çalıştayda ele alınacak.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nda (UNDP) danışman olan Bedreddin el-Harisi’nin moderatörlüğünü yaptığı ilk oturumda ‘Kovid-19 krizi sırası ve sonrasında Afrika’daki güvenlik sektörü’ konusu ele alındı.
Yeni Güney Politika Merkezi’nde araştırmacı olan Raşid el-Hadiki  yaptığı açılış konuşmasında, salgının ulusal, bölgesel ve kıtasal özelliklerini dikkate alarak, sürdürülebilir Afrika güvenliğini sağlama konusunda insan güvenliği seviyesinde değişiklikler olabileceğini belirtti.
Barış ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (Etiyopya) Direktörü Dr. Yonas Adaye Adeto ise, katı karantina yöntemini seçmeyen ve daha çok topluluk dayanışmasına dayalı geleneksel sistemi teşvik etmeyi amaçlayarak sosyal bir yaklaşım benimsemekte ısrar eden Etiyopya’ya odaklandı.
Avrupa Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nde Sahra Altı Afrika uzmanı olan Giovanni Faleg de, “Mevcut salgın uluslararası güvenlik için bir dönüm noktasını temsil ettiği için tehdidin niteliği değişti. Geleneksel askeri veya ulusal güvenlik kavramları göz ardı edildi ve sağlık krizi insanlık için temel bir güvenlik tehdidi haline geldi. Salgına, Afrika dahil dünyanın çeşitli yerlerinde radikal politikaların büyümesi de eşlik etti” dedi.
Faleg’e göre ekonomik yansımalar, güvenlik ve seyahat yasakları için azalan bütçeler ve uluslararası yardımlarda düşüş bazı ülkelerde baskıya yol açtı. Karantina önlemlerine yanıt olarak ortaya çıkan sosyal huzursuzluk da yetkililer üzerinde baskı oluşturdu.
Güvenlik güçlerinin baskıcı uygulamaları nedeniyle halk ve yetkililer arasındaki güven azalırken, salgın da mevcut kırılganlıkları şiddetlendirdi.
Gelecekteki beklentilerle ilgili olarak ise Faleg, nüfusun yüzde 70’ini temsil eden ve salgının etkilerine karşı tampon rol oynayabilecek Afrikalı gençlerin önemini vurguladı.
Şehirlerde sağlık ve eğitim sistemine yatırım yapmanın genel olarak güvenlik bağlamı açısından akıllıca bir konu olduğunu da sözlerine ekledi.
Yeni Güney Politika Merkezi’nde araştırmacı olan Halid eş-Şakravi’ye göre Afrika’daki durum, devletin genel zayıflığı ve istikrar üzerindeki olumsuz etkilere karşı koyacak etkili politikaların olmadığını gösterdi.
Şakravi, çatışma yoğunluğu ve yönetim sorunları göz önüne alındığında, salgının ülkeler arasında büyük farklılıklar bulunan Afrika’da güvenlik görevini daha zor hale getirdiğini dile getirerek, “Salgının gelişimi her ülkenin kendi özelliklerine göre oldu. Bu nedenle Kuzey ve Güney Afrika ülkeleri arasındaki benzerlikler konusunu incelenmeli” şeklinde konuştu.
Birçok ülkenin artık Afrika’daki salgın verilerini yayınlamadığını kaydeden Şakravi, “Kriz yönetimi, devletler için çok karmaşık olmaya devam ediyor. Ancak bu insanlık trajedisi aynı zamanda devletler için güç uygulamak yerine nüfusu koruma, sosyal ve kültürel kurumlar aracılığıyla nüfusla uzlaşma ve etkileşim kurma, alınan önlemlerin etkinliğini ve meşruluğunu ikna etmek için bir fırsattır” ifadelerini kullandı.
Şakravi son olarak, “Diğer ülkeleri Kovid-19 aşılarını üretmesini bekliyoruz ve Çin veya Rusya’dan daha ucuza satın almak yerine bazı ülkelerle anlaşmalar yaptıktan sonra bedelini ödeyeceğiz” diye konuştu.



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.