İran'da Kovid-19 nedeniyle meydana gelen ölüm sayısı 25 bini aştı

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Koronavirüs ile Mücadele Komitesi’nden üst düzey yetkililer ile dün Tahran’da bir araya geldi. (Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Koronavirüs ile Mücadele Komitesi’nden üst düzey yetkililer ile dün Tahran’da bir araya geldi. (Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran'da Kovid-19 nedeniyle meydana gelen ölüm sayısı 25 bini aştı

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Koronavirüs ile Mücadele Komitesi’nden üst düzey yetkililer ile dün Tahran’da bir araya geldi. (Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Koronavirüs ile Mücadele Komitesi’nden üst düzey yetkililer ile dün Tahran’da bir araya geldi. (Cumhurbaşkanlığı)

İran'da koronavirüsün sebebiyle meydana gelen can kaybı 25 bini aşarken günlük vakalar da üst üste dördüncü gün de 3 bin 500’ün üstünde seyretti.
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Koronavirüs ile Mücadele Komitesi’nden üst düzey yetkililerle düzenlediği haftalık buluşmada ülkenin üçüncü dalgaya girmesine atıfta bulunarak hükümetin “yeni dalganın patlak vermesiyle birlikte yeniden bazı kısıtlamalara gideceğini” bildirdi.
IRNA resmi haber ajansı, Ruhani’nin şu ifadelerine yer verdi:
“Sağlık standartlarına uyulmadığı ve yeni koronavirüs salgını dalgası ortaya çıktığı için yeniden bazı kısıtlamalara gitmek zorunda kalacağız.”
 Sağlık Bakanı Said Nemeki çarşamba günü yaptığı açıklamada, ‘İran Rejim Lideri Ali Hamaney’in Kalkınma Fonu’ndan koronavirüsle mücadeleye tahsis edilmesi için onay verdiği 1 milyar doların Sağlık Bakanlığı’na ulaşmadığı’ eleştirilerinde bulunmuştu.
Ruhani, söz konusu eleştirilere üstü kapalı olarak verdiği yanıtta şunları söyledi:
“Bu alandaki projelerin uygulanması gecikebilir ve zorluklar yaşanabilir. Ancak hükümetin halkın, bilhassa sağlık personelinin baskı altına girmesine izin vermeyeceğine güvenmesi gerekiyor.”
Sağlık Bakan Yardımcısı İreç Herirçi de daha önce İran televizyonuna yaptığı açıklamada “koronavirüs ile eli boş savaşmanın mümkün olmadığını” söylemişti. “Sağlık Bakanlığı çalışanlarının yaklaşık üç - dört aydır maaş almadıklarını” belirten Herirçi, maaşların Çalışma Bakanlığı tarafından belirlendiği sınırın altında olduğuna işaret etmişti.
Sağlık personelinin yorulmasını önlemek için talimatlara uymanın önemine işaret eden ve bazı vatandaşların tedbirlere yeteri kadar uymamasından duyduğu üzüntüyü aktaran Ruhani ise “Ülkenin bazı bölgelerinde yeni dalganın patlak vermesi, bu konunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor” dedi.
İran’da salgının üçüncü dalgası, yaz tatilinin bitmesi ve okulların yeniden açılmasından iki hafta sonra patlak verdi. Zira hükümet, sağlık kurumlarının uyarılarına rağmen yaz tatilinin sonuna denk gelen Aşura tatilinde sağlık prosedürlerine uymak kaydıyla merasim düzenlenmesine izin verdi.
İranlı yetkilileri propaganda ve sosyal medya kullanımına odaklanmaya teşvik eden Ruhani, salgın zamanında hayat tarzını da değiştirme çağrısında bulundu.
Sağlık Bakanlığı’nın dün aktardığı verilere göre 24 saat içerisinde kaydedilen 3 bin 521 yeni vaka ve 175 can kaybı ile birlikte ülkede koronavirüsten etkilenenlerin sayısı toplam 436 bin 319’a yükseldi. Yaşamını yitirenlerin sayısı da 25 bin 15’a ulaştı. İyileşenlerin sayısı da 367 bin 829 olarak verildi.
Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Sima Sadat Lari, günlük basın toplantısında yaptığı açıklamada durumları sağlık ekibi gözetimi altında tedavi gerektiren bin 569 hastanın İran hastanelerine girişinin yapıldığını bildirdi. 3 bin 957 kişinin yoğun bakımda olduğu bilgisini paylaştı.
İran Sağlık Bakanlığı, salgının patlak verdiği şubat ayından bu yana yaklaşık 3 milyon 855 bin test gerçekleştirdi. İran, küresel çağtaki salgının bölgedeki ilk odak noktalarındandı.
Salgının ülke çapındaki haritası da değişiklik göstermedi. 31 ilin 29’u halen kırmızı (tehlikeli) alarm durumunda. Tahran da dahil olmak üzere 24 ilde kırmızı, diğer 5 ilde ise düşük tehlikeli alarm hali mevcut.
Devrim Muhafızları'na bağlı Tasnim haber ajansının aktardığına göre Koronavirüsle Mücadele Komitesi Başkanı Ali Rıza Zali, “Görünüşe göre Tahran'da salgın ile ilgili zor bir haftadayız. Kısıtlamalar getirmek için harekete geçmeliyiz” dedi.  Zali ayrıca Sağlık Bakanı'ndan özellikle başkent Tahran'da yeniden evden çalışılması için bir dizi kısıtlama getirilmesini talep etti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.