2021 Rio karnavalına koronavirüs engeli

Rio karvanalı (Arşiv-Reuters/Pilar Olivares)
Rio karvanalı (Arşiv-Reuters/Pilar Olivares)
TT

2021 Rio karnavalına koronavirüs engeli

Rio karvanalı (Arşiv-Reuters/Pilar Olivares)
Rio karvanalı (Arşiv-Reuters/Pilar Olivares)

En fazla turist çeken festivallerden biri olan ve Şubat ayında gerçekleşmesi beklenen Rio karnavalı süresiz olarak ertelendi.
Güney Amerika'da en fazla korona virüs vakasının görüldüğü Brezilya'da vaka sayılarında artış yetkilileri harekete geçirdi. Daha önce 2021 Ekim ayına ertelenen her yıl milyonlarca ziyaretçinin akın ettiği Rio karnavalı bu kez süresiz olarak ertelendi. Geçtiğimiz yıllarda da karnavalda görev alan Samba okulları, karnavalın korona virüs aşısı olmadan organize edilmesinin neredeyse imkansız olduğunu ifade ederek, kutlamaların yapılmaması gerektiğini savundu. Samba Lig (LIESA) Başkanı Jorge Castanheira, Samba okullarının Şubat ayında gerçekleştirilecek karnavalı organize etmek veya karnavala hazırlanmak için yeterli zamanlarının olmadığını söyleyerek, “Şehir güvenli olduğunda gerçekleştirilebilecek alternatif bir çözüm arıyoruz. Ancak tam bir tarih veremiyoruz” ifadelerini kullandı. LIESA yetkilileri, erteleme kararanın sokak kutlamaları için geçerli olmadığını ifade etti.
Dünya genelinde korona virüs salgınından en çok etkilenen ülkeler arasında 3. sırada olan Brezilya'da pandemi sürecinde şu ana kadar 4 milyon 659 bin 909 kişi korona virüse yakalanırken, 139 bin 883 kişi ise korona virüs sonucu hayatını kaybetti.



91 yaşındaki Judi Dench, "keşke oynasaydım" dediği rolü paylaştı

Dame Judi Dench, Shakespeare'in Troilus ve Cressida adlı eserinde Cressida karakterini canlandırmayı çok istediğini söylüyor (AFP)
Dame Judi Dench, Shakespeare'in Troilus ve Cressida adlı eserinde Cressida karakterini canlandırmayı çok istediğini söylüyor (AFP)
TT

91 yaşındaki Judi Dench, "keşke oynasaydım" dediği rolü paylaştı

Dame Judi Dench, Shakespeare'in Troilus ve Cressida adlı eserinde Cressida karakterini canlandırmayı çok istediğini söylüyor (AFP)
Dame Judi Dench, Shakespeare'in Troilus ve Cressida adlı eserinde Cressida karakterini canlandırmayı çok istediğini söylüyor (AFP)

Dame Judi Dench, hep canlandırma fırsatı bulmak istediği rolü açıkladı.

1602 civarında yazıldığı düşünülen Troilus ve Cressida, Shakespeare'in "sorunlu oyunlar" kategorisinde değerlendirilen eserlerinden biri. Truva Savaşı sırasında geçen oyun romantizm, komedi ve trajediyi bir araya getirir. Cressida karakteri, aralarında 1968'de Royal Shakespeare Company yapımında rol alan Helen Mirren'ın da bulunduğu pek çok önemli oyuncu tarafından canlandırıldı.

91 yaşındaki Dench, People'a verdiği yeni röportajda bu rolü "elinden kaçırdığı bir fırsat" diye tanımladı ve karakteri her zaman ilgi çekici bulduğunu belirtti.

Uzun kariyerine de değinen Dench, "İlk hayalim balerin olmaktı ancak babam 40 yaşıma geldiğimde emekli olmam gerekeceğini söyleyince, bu mesleğin bana göre olmadığına karar verdim" ifadelerini kullandı.

Dench şu sıralar, 3 Kasım'da yayımlanacak Is It Too Late to Make a Run For It? (Denemek İçin Çok Mu Geç?) adlı anı kitabının tanıtımını yapıyor.

Oscar ödüllü oyuncu, bu ay göz sağlığının kötüleşmesi nedeniyle artık çalışamayacağını duyurmuştu.

2012'de kendisine yaşa bağlı sarı nokta hastalığı teşhisi konan Dench, bu durumun günlük aktivitelerini giderek zorlaştırdığını ve mesleğini yaparken aşılması güç, üzücü engeller yarattığını ifade etti.

BBC Radio 4'teki Today programına verdiği röportajda hastalığı hakkında şunları söylemişti:

Artık sahneye çıkamıyorum. Tiyatro yapamıyorum. Film çekemiyorum. Artık okuyamıyorum.

Hayatında radyonun önemini vurgulayan Dench, "Tüm bunlara uyum sağlamak, durumu kabullenmek, hayata devam etmek  üzerinde çok fazla kafa yormamak gerekiyor" demişti.

Oyuncu ayrıca bazen insanların yanına gidip onlara "neredeyse sarılacakmış gibi" davrandığını ancak yaklaştığında aslında düşündüğü kişiler olmadıklarını fark edince özür dilediğini anlatmıştı. Röportajı yapan Emma Barnett'ın yüzünü ise "hiç" göremediğini eklemişti

Mavi rengi görememekten duyduğu üzüntüyü de dile getiren oyuncu, Barnett'a şunları söylemişti:

Bu yaz çan çiçeklerinin harika açtığını söylediler. Ben bir tane bile göremedim. Ancak ağaçlarımın nasıl göründüğünü biliyorum, bunun bir kısmı hafızamda, bir kısmı ise umarım seçebileceklerimden ibaret.

Yaşlanma hakkındaki düşünceleri sorulduğunda ise Dench şu yorumu yaptı:

Bunun hakkında söylenecek hiçbir şey yok. Üzerinde çok fazla kafa yormuyorum.

Independent Türkçe


Cambridge araştırması: Dünya'ya yaşamı kuyrukluyıldızlar getirmedi

Dünya'ya erken dönemlerinde çok sık düşen kuyrukluyıldızların yaşam için gerekli molekülleri taşıdığı uzun zamandır güçlü bir teoriydi (Scarlett White)
Dünya'ya erken dönemlerinde çok sık düşen kuyrukluyıldızların yaşam için gerekli molekülleri taşıdığı uzun zamandır güçlü bir teoriydi (Scarlett White)
TT

Cambridge araştırması: Dünya'ya yaşamı kuyrukluyıldızlar getirmedi

Dünya'ya erken dönemlerinde çok sık düşen kuyrukluyıldızların yaşam için gerekli molekülleri taşıdığı uzun zamandır güçlü bir teoriydi (Scarlett White)
Dünya'ya erken dönemlerinde çok sık düşen kuyrukluyıldızların yaşam için gerekli molekülleri taşıdığı uzun zamandır güçlü bir teoriydi (Scarlett White)

Bilim insanları, Dünya'daki yaşamı başlatan yapıtaşlarını muhtemelen kuyrukluyıldızların getirmediğini öne sürdü.

Kuyrukluyıldızlar, Güneş Sistemi'nin erken dönemlerinden kalma karbon ve azot içeren moleküller taşıyor. Bu moleküller reaksiyona girerek şeker veya DNA gibi bileşikler oluşturabiliyor.

Dünya ilk 1 milyar yılında kuyrukluyıldız bombardımanına tutulduğu için bilim insanları, gezegende yaşamın fitilini ateşleyen yapıtaşlarını bu cisimlerin getirdiğini uzun zamandır düşünüyordu. 

Ancak Cambridge Üniversitesi liderliğindeki yeni bir araştırmaya göre bu teorinin doğru olması çok düşük bir ihtimal. 

Bilim insanları yeni çalışmada, Güneş Sistemi'ndeki kuyrukluyıldızlarda sıkça görülen prebiyotik (yaşam öncesi) molekül hidrojen siyanüre odaklandı. Hidrojen siyanürdeki karbon ve azot atomları arasındaki güçlü kimyasal bağ, yaşam için gereken kimyasal reaksiyonları yönlendiren enerjiyi açığa çıkarabilir.

Araştırmacılar bilgisayar simülasyonları kullanarak Dünya'ya çarpan kuyrukluyıldızlardaki bu molekülün atmosferden geçip yeryüzüne ulaştıktan sonra varlığını sürdürüp sürdüremeyeceğini inceledi.

Bulguları hakemli dergi Scientific Reports'ta dün (28 Ekim) yayımlanan çalışmaya göre kuyrukluyıldızların hızı ve Dünya'ya çarpma açısı nedeniyle hidrojen siyanürün atmosferden geçtikten sonra sağlam kalması pek muhtemel değildi.

Simülasyonlara göre moleküllerin çarpışmadan sağ çıkması için kuyrukluyıldızın çapının 100 metreden büyük olması, yavaş ilerlemesi ve gezegene eğik bir açıyla çarpması gerekiyordu.

Ayrıca yaşam için gerekli kimyasal reaksiyonları başlatabilmesi için okyanus yerine karaya düşmesi lazımdı. Araştırmacılar, kuyrukluyıldızın okyanusa düştüğü durumda, atmosferden sağ çıkan hidrojen siyanürün bu reaksiyonları tetikleyemeden yoğunluğunu kaybedeceğini söylüyor.

Araştırmacıların simülasyonlarının yüzde 54'ünde, yaşamın oluşumuna katkıda bulunabilecek yoğunlukta hidrojen siyanür taşıyan tek bir kuyrukluyıldız çarpması bile gerçekleşmedi.

Bilim insanları bu nedenle kuyrukluyıldızların yaşam için kritik maddeleri Dünya'ya taşımasının, daha önce düşünüldüğü gibi sürekli değil, en iyi ihtimalle tek seferlik bir tesadüf sonucu gerçekleşmiş olabileceğini savunuyor.

Makelenin başyazarı Richard Anslow, "Bu gerçekten milyonda bir görülen bir olay olmalı. Çünkü sadece doğru hızda ve doğru açıda bir çarpışma yetmez; o noktadan sonra yaşamın kimyasal temellerinin ortaya çıkma hızı ve yoğunluğu açısından her şeyin tamı tamına yolunda gitmesi gerekir" diyerek ekliyor:

Olayın bu şekilde gerçekleşmiş olma ihtimalini tamamen eleyemeyiz. Ancak bu çok nadir bir durum gibi görünüyor; en iyi ihtimalle tek seferlik bir tesadüf.

Peki o zaman yapıtaşları nereden geldi? Bilim insanları bir ihtimalin asteroitlerin bu molekülleri taşıması olabileceğini söylüyor. Ryugu ve Bennu gibi asteroitlerde organik kimyasal bileşikler tespit edilmesi de bu teoriyi güçlendiriyor.

Bunun yanı sıra yaşamı başlatan kimyasalların, Dünya'nın kendi iç süreçleri sonucu ortaya çıkmış olması da muhtemel.  

Ekip ayrıca kuyrukluyıldızların yapıtaşlarını Mars'a taşıma ihtimalini de değerlendirdi. 

Hem bu cisimlerin Mars'a daha yavaş hızla çarpması hem de Kızıl Gezegen'in daha ince bir atmosfere sahip olması moleküllerin geçişini kolaylaştırmış olabilir.

Bilim insanları bu nedenle Güneş Sistemi'nin erken dönemlerinde Mars'a yaşamın yapıtaşlarının ulaşmasını, Dünya'ya kıyasla daha muhtemel görüyor.

Anslow, "Elbette bu, Mars'ta kesinlikle böyle bir şey yaşandığı anlamına gelmiyor ancak Dünya'da gerçekleşip Mars'ta gerçekleşmemesi pek olası görünmüyor" diye açıklıyor: 

Fakat belki de daha muhtemel alternatif, bunun iki gezegende de gerçekleşmemiş olması.

Independent Türkçe, IFLScience, Phys.org, Science News, Scientific Reports, Nature


Ölü yıldızın ilginç enkaz diski, Dünya'nın geleceğine ışık tuttu

Beyaz cüce J1328−1450'nin etrafındaki enkaz diskini gösteren illüstrasyon. Dünya benzeri gezegenler bu ortamda buharlaşarak enkaza dönüşmüş olmalı (ESO/L. Calçada)
Beyaz cüce J1328−1450'nin etrafındaki enkaz diskini gösteren illüstrasyon. Dünya benzeri gezegenler bu ortamda buharlaşarak enkaza dönüşmüş olmalı (ESO/L. Calçada)
TT

Ölü yıldızın ilginç enkaz diski, Dünya'nın geleceğine ışık tuttu

Beyaz cüce J1328−1450'nin etrafındaki enkaz diskini gösteren illüstrasyon. Dünya benzeri gezegenler bu ortamda buharlaşarak enkaza dönüşmüş olmalı (ESO/L. Calçada)
Beyaz cüce J1328−1450'nin etrafındaki enkaz diskini gösteren illüstrasyon. Dünya benzeri gezegenler bu ortamda buharlaşarak enkaza dönüşmüş olmalı (ESO/L. Calçada)

Ölü bir yıldızın keşfi, Güneş sönüp tükendiğinde Dünya'yı neler beklediğine dair nadir bir fikir verdi.

Avrupa Güney Rasathanesi'nin Şili'deki Çok Büyük Teleskop'unu (Very Large Telescope / VLT) kullanan uluslararası bir gökbilimci ekibi, J1328−1450 diye bilinen yıldızın yoğun, tükenmiş çekirdeği olan beyaz cücenin etrafında sıradışı bir enkaz diski keşfetti.

Bir zamanlar yıldızın yörüngesinde dönen gezegenlerin kalıntılarını içeren enkaz, aralarında bir boşluk bulunan iki ayrı madde halkası oluşturmuştu.

Trieste INAF-Astronomi Gözlemevi'nden Gentile Fusillo, "Bu sistem, bir gezegen sisteminin sonunu getiren şiddetli ve kaotik sürece dair nadir bir bakış sunuyor ve ölü yıldızların, daha önce düşünülenden çok daha karmaşık disk yapılarına sahip olabileceği sinyalini veriyor" diyor.

Gökbilimciler, gezegen benzeri iki cismin disklerin yapısını koruduğunu düşünüyor. Bu cisimlerden biri bir asteroitle benzer özellikler taşırken diğeri Ay'a yakın büyüklükte.

CDSVD
Beyaz cüce J1328−1450'nin, yıldız ölürken buharlaşarak enkaz haline gelen bir gezegen sistemine sahip olduğu ve bu enkazın, sonunda görseldeki gibi bir disk şeklinde düzenlendiği düşünülüyor (ESO/L. Calçada)

Bulgular, hakemli dergi Nature Astronomy'de "A double debris disc around a white dwarf sculpted by two planetary bodies" (İki gezegensel cismin şekillendirdiği, bir beyaz cücenin çevresindeki çift enkaz diski) başlıklı makalede yayımlandı.

İtalya'daki Trieste Üniversitesi'nden gökbilimci ve çalışmanın başyazarı Nicola Gentile Fusillo şu ifadeleri kullanıyor: 

Gezegenlerin ana yıldızlarının dönüşümünden sonra da hayatta kalabileceğini bir süredir biliyorduk. Ancak bu, çift enkaz diski ve muhtemelen hayatta kalmış iki gezegenimsi cismi barındıran karmaşık bir sistemin ilk örneği.

Güneş gibi yıldızlar yakıtlarını tükettiğinde, dış katmanlarını atıyor ve yakındaki gezegenleri yok ederek bir enkaz diski oluşturuyor.

Önceki beyaz cüce gözlemlerinde enkaz diskleri tek ve düz bir yapı olarak görünüyordu.

Ancak J1328-1450'nin VLT'yle yapılan gözlemleri, belirgin bir boşlukla birbirinden ayrılmış iki eşmerkezli gaz halkasını gözler önüne serdi.

Birleşik Krallık'taki Warwick Üniversitesi ve Şili'deki Federico Santa María Teknik Üniversitesi'nden gökbilimci ve çalışmanın ortak yazarı Felipe Lagos-Vilches, "Bu sistemde gördüğümüz yapı özellikle ilginç çünkü iki gaz halkası olağanüstü derecede kararlı ve bir boşlukla birbirlerinden ayrı duruyor" diyor.

Enkaz diski ayrıca kalsiyum, oksijen ve magnezyum içeriyordu. Bu da yanıp tükenmiş yıldızın yuttuğu gezegenlerin, Güneş Sistemi'ndeki gezegenlerle benzer maddelerden oluştuğuna işaret ediyor.

Güneş'in birkaç milyar yıl içinde kırmızı dev haline gelmesi ve ardından tamamen sönerek beyaz cüceye dönüşmesi bekleniyor.

J1328−1450 gözlemlerine bakılırsa bu süreç muhtemelen Dünya'yı yok edecek ancak Güneş Sistemi'nin dış kesimlerindeki bazı gezegenler varlığını sürdürebilecek.

Dr. Lagos-Vilches şunları söylüyor: 

Dolayısıyla bu sistem, bizimki gibi olanlar da dahil gezegen sistemlerinin geleceğinin nasıl görünebileceğine dair olağanüstü bir fikir veriyor.

Independent Türkçe