Sağlık Bakanı Koca: 'Vaka artış hızımız kontrol altına alındı'

Sağlık Bakanı Koca: 'Vaka artış hızımız kontrol altına alındı'
TT

Sağlık Bakanı Koca: 'Vaka artış hızımız kontrol altına alındı'

Sağlık Bakanı Koca: 'Vaka artış hızımız kontrol altına alındı'

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son bir haftadır ülke çapında alınan tedbirler ve sıkı denetim sayesinde vaka artış hızının kontrol altına alındığını açıkladı.
Samsun Valiliğini ziyaret eden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Koca konuşmasında, "Doğu, Güneydoğu ve Ege Bölgemizden sonra bugün Orta Karadeniz'deki illerimizin durumlarını değerlendirmek ve incelemelerde bulunmak üzere Samsundayız. Ziyaretimize Sayın Valimiz ile görüşerek ve genel bir durum değerlendirmesi yaparak başladık. Korona virüsü salgınının Samsun'daki seyrini ele aldık. Sunulan sağlık hizmetlerinin durumu ihtiyaçları ve çözüm talep edilen hususlar hakkında bilgi alma ve istişare etme fırsatı bulduk. Samsun, bölgenin cazibe merkezi, büyüyen ve gelişen bir ilimiz. Buna paralel olarak sağlık alanındaki ihtiyaçları da her geçen gün artıyor. Korona virüsü salgını ile birlikte bu ihtiyacın daha da büyüdüğünü gördük ve adımlarımızı da buna göre atacağız. İl merkezimiz ve ilçelerimizde bu güne kadar pek çok sağlık yatırımı hayata geçirdik. Sayın Valimizle az önceki görüşmemizde bu yatırımlara ek olarak Samsun'un ihtiyaç duyduğu sağlık tesisleri özellikle şehir hastanesi hakkında detaylı değerlendirmelerimizi yapmış olduk. İncelemelerimizi tamamladıktan sonra akşam bu konuda daha detaylı açıklamalarımız olacak. Buradan ayrıldıktan sonra Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanemizi ziyaret edeceğim. Daha sonra da çalışma toplantılarımıza geçmiş olacağım” dedi.

“Bir dönem kurallara sıkı sıkı uyarak yaşadığımız belirgin düşüş ne yazık ki sürdürülebilir olmadı”
Hasta sayılarındaki belirgin düşüşün sürdürülebilir olmadığını dile getiren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Bildiğiniz gibi 6 aydır korona virüsü salgını ile mücadele ediyoruz. Bir dönem kurallara sıkı sıkı uyarak yaşadığımız belirgin düşüş ne yazık ki sürdürülebilir olmadı. Hastalığı hafife almak, temizlik, maske ve mesafe kurallarına riayet etmemek bizi tekrar istemediğimiz tablolarla karşı karşıya bıraktı. Hasta sayılarımız ve kayıplarımız yeniden artmaya başladı. Bu durum sadece Türkiye için değil tüm dünya için geçerli. Hasta sayılarımızdaki artış bildiğiniz gibi her bölgemizde aynı oranda değil. Bazı illerimizde istemediğimiz artışlar görürken bazı illerimiz ve bölgelerimizde ise sağlam tedbirler ve vatandaşlarımızın duyarlılığı sayesinde salgını kontrol altında tutabiliyoruz” diye konuşu.

“Vaka artış hızımızın kontrol altına alındığını söyleyebilirim”
Vaka artış hızının son 1 haftada kontrol altına alındığını vurgulayan Bakan Fahrettin Koca, “Son bir haftadır ülke çapında alınan tedbirler ve sıkı denetim sayesinde vaka artış hızımızın kontrol altına alındığını burada özellikle söylemek istiyorum. Ancak bu bizi asla ve asla rehavete sürüklememelidir. Geçtiğimiz haftalarda çeşitli bölgelerde hastanelerdeki yoğunluk sizlerin de malumu. En belirgin olarak Orta ve Doğu Anadolu illerimizde olsa da bütün büyükşehirlerimizde zaman zaman sıkıntılarımız oldu. Valilerimizle, il müdürlerimizle başhekimlerimizle, sağlık ordumuzla yürüttüğümüz sıkı koordinasyon ile mücadelemizi sürdürüyoruz. Samsun ve civar iller de bu anlamda Sağlık Bakanlığı olarak mercek altına aldığımız merkezlerimizden biri oldu. Karadeniz Bölgesi'ne geçiş kavşağı olması nedeniyle Samsun önemli bir insan hareketine maruz kalıyor. Yaz sonunda diğer illere dönüşler nedeniyle hastalığın daha da yayılma potansiyeli mevcut. Bu nedenle Samsun'un ülke çapında salgın kontrolü adına kritik bir yeri var” şeklinde konuştu.

“Samsun'da 60 yaş üstü büyüklerimiz arasında hasta oranımız oldukça yüksek”
Samsun'da 60 yaş üstü büyüklerin arasında hasta oranının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Koca, “Samsun'daki artışa yönelik yaptığımız hızlı ve etkili müdahaleler ile son 1 haftada 1 ay öncesine göre 3'te 1 oranında vaka sayısında düşüş oldu. Artış hızının kontrol altına alınmasına takiben 1 hafta 10 gün içinde hasta sayılarının daha da aşağıya doğru düşmesini bekliyoruz. Alacağımız tedbirler ile hasta sayısını ve hastane yükümüzü her geçen gün azaltmayı hedefliyoruz. Samsun'da şu an özellikle salgında başarı oranımızı önemli oranda etkileyen sahada filyasyon çalışmalarımız bu dönemde Samsun için filyasyon ekip sayımızı 175'e çıkardık. Türkiye genelinde temaslıların taramasını ortalama 13 saate kadar indirebildik. Samsun'da ise temaslıları takip süremiz 9 saate kadar inmiş durumda. Yani Türkiye ortalamasının altında. Samsunlu vatandaşlarımıza buradan önemli bir uyarımız da olacak. İlimizde 60 yaş üstü büyüklerimiz arasında hasta oranımız oldukça yüksek. Bu yaş grubunun nüfusa oranı Samsun'da yüzde 17. Ama hasta oranı ise yüzde 28. Yani yüzde 65 oranda daha fazla. Hastalığın 60 yaş üstünde daha ağır seyrettiğini hepimiz biliyoruz. Bu nedenle büyüklerimizi daha iyi korumak başta gençler olmak üzere Samsunlular ve bizlerin görevidir” ifadelerini kullandı.

Samsun programı hakkında da konuşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ayrıca şunları söyledi:
“Her zaman altını çiziyorum. Temaslıları ne kadar erken tecrit edebilirsek salgın kontrolünde o kadar başarılı oluruz. Türkiye, dünyada temaslı takibini en iyi yapan ülkelerden biri. Bu gücümüzü de Samsun'da da sahaya sürdük. Önümüzdeki günlerde bunun etkisini daha fazla göreceğimizi söylemek istiyorum. Temizlik, maske ve mesafe bu salgına karşı en önleyici gücümüz. Bu tedbirlerden taviz veren her ülkede ve her ilimizde istemediğimiz tabloları görüyoruz. Bu anlamda tüm hemşehrilerimizi tedbirlere sıkı sıkı sarılmaya davet ediyorum. Bugün bölgedeki durumu yerinde görmek, acil müdahale gereken konulara çözüm üretmek için buradayız. Az sonra da Samsun Sağlık İl Müdürümüzün, saha koordinatörümüzün, başhekimlerimizin katılımı ile il sağlık değerlendirme toplantılarını gerçekleştireceğiz. Alınabilecek tedbirleri de istişare edeceğiz. Daha sonra da Amasya, Çorum, Ordu, Sinop ve Tokat il sağlık müdürleri, başhekimlerimiz ve saha koordinatörlerimizin katılımı ile bölge değerlendirmelerimizi yapacağız. Böylece bu 6 ilimizdeki güncel durumu, ihtiyaçları ve sağlık altyapısını detaylarıyla değerlendirmiş olacağız. Toplantımız bittikten sonra da akşam saatlerinde tekrar sizlerin karşısına geçip bu anlamda daha detaylı bilgi ve aldığımız kararları açıklamış olacağım ve soruları cevaplayacağım.”
Sağlık Bakanı Koca'nın Samsun ziyaretlerinde Samsun Valisi Dr. Zülkif Dağlı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, AK Parti Samsun Milletvekilleri Fuat Köktaş, Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir ile ilgili kurum amirleri katıldı.
Bakan Koca il değerlendirme toplantılarının ardından saat 18.30'da haftalık olağan basın açıklamasında bulunacak.



Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan: Donald Trump bir zorba

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan: Donald Trump bir zorba

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Londra Belediye Başkanı, ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisi için "korkunç, acımasız, iğrenç" demesinden sadece birkaç hafta sonra, Trump'ın kendisine karşı uzun süredir devam eden çıkışları nedeniyle onu "zorba" diye niteledi.

Sör Sadiq Khan ayrıca, Trump'ı Birleşik Krallık'a (BK) "kin" kusmakla suçladı. Trump, Müslüman siyasetçinin şehirde "çok fazla" göçmen bulunduğu için başarılı olduğunu iddia etmişti.

Başkan Trump'ın kendisine "takıntılı" olduğunu da iddia eden Sör Sadiq, "ister oyun alanında ister Beyaz Saray'da olsun, bir zorbayla başa çıkmanın en iyi yolunun ona karşı durmak olduğunu" 9 yaşındayken öğrendiğini söyledi:

Bir zorbanın karşısında sinecek olursanız daha fazla saygı kazanamazsınız.

Politico'ya verdiği röportajda, "Ve birisi şehrime, vatandaşlarımıza, değerlerimize, yaşam tarzımıza saldırdığında, birisi bir inancın mensupları hakkında belirli genellemeler yaptığında, bence onlara karşı durmak zorunludur" dedi.

Ayrıca Zohran Mamdani, New York belediye başkanı seçildiğinde Trump'ın odağını ona çevireceğini düşündüğünü de şaka yollu söyledi.

Seçim öncesinde Trump onu "komünist" diye nitelendirirken, Mamdani de başkanın faşist olduğunu öne sürmüştü.

Ancak Oval Ofis'teki olağanüstü bir görüşmede, iki politikacı hakaretleri gülerek geçiştirmiş ve bir tür yakınlık geliştirmiş gibi görünmüştü.

axscdfvgt
Sör Sadiq, Trump'ın odağını New York'un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani'ye çevireceğini düşündüğünü şaka yollu söyledi (AP)

Sör Sadiq şaka yollu şöyle dedi:

Başkan Trump'ın bana karşı duyduğu düşmanlığı, nefreti ve kini göz önünde bulundurduğunuzda, Zohran seçildiğinde Başkan Trump'ın benim yerine onu hedef alacağını varsaymıştım.

Ancak Khan, ilk görüşmelerinin gerçek bir fikir birliğinden ziyade bir tür "taktik diplomasi" olduğunu öne sürdü.

Trump'ın BK'deki göç politikasına yönelik eleştirilerine gelince, yorumlarını "sadece bana değil, aynı zamanda göçmen politikası ve seçimlerin nasıl yapıldığı ve kazanıldığı konusunda ülke hakkında genellemeler içeren bir nefret" diye nitelendirdi.

Gerçekten de takıntılı olduğunu düşünüyorum. Ve korkunç şeyler söylediği birçok dönem oldu ve ben de cevap vermedim çünkü dedikoduya ve bu zavallı isim takma işine karışacak kadar vaktim yok.

Geçen ay Trump, Sör Sadiq'le uzun süredir devam eden çekişmesini yeniden alevlendirmiş ve şehrin, ebeveynleri Pakistan'dan gelen ilk Müslüman belediye başkanı hakkında şunları söylemişti:

Çok sayıda insan [BK'ye] geldiği için seçiliyor. Şimdi ona oy veriyorlar.

Ayrıca onu "korkunç, acımasız, iğrenç bir belediye başkanı" diye nitelemiş ve "berbat bir iş" yaptığını söylemişti.

Mayısta Galler, İskoçya ve İngiliz belediye meclislerinde yapılacak seçimlerde İşçi Partisi'nin ağır kayıplar yaşayacağı öngörülürken, Sör Sadiq, partisinin Londra'daki başarısından ders çıkarabileceğini belirterek, "Önderlik etmekten ve onların beni takip etmesinden oldukça memnunum" dedi.

Ancak Keir Starmer'ın geleceğiyle ilgili spekülasyonlar artarken, İşçi Partisi lideri olmak istemediğini ısrarla vurguladı. "Hayır, hayır, hayır, hayır. Hiçbir niyetim, planım yok, İşçi Partisi lideri veya başbakan olmak da istemem" dedi.

Independent Türkçe


ABD’nin Maduro'yu tutuklayan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz?

Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
TT

ABD’nin Maduro'yu tutuklayan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz?

Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)
Delta Gücü dünya çapında terörist tehditlerin artmasının ardından 1970'lerde kuruldu (ABD ordusu)

Ahmed Abdulhekim

ABD’nin Venezuela'da askeri operasyon başlatmasıyla birlikte, Başkan Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini tutuklayarak Venezuela'dan sınır dışı ettiğini’ duyurdu. ABD basınında yer alan haberlerde koşulları hala belirsiz olan tutuklamayı gerçekleştiren ve ABD özel askeri grubu Delta Gücü’nün (Delta Force) adı bir kez daha ortaya çıktı.

Karakas, Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez aracılığıyla, hükümetin Devlet Başkanı Maduro ve eşi Cilia Flores'in nerede olduklarını bilmediğini doğruladı. Rodríguez, devlet televizyonunda yayınlanan bir ses kaydında “Başkan Maduro ve First Lady Cilia Flores'in hayatta olduklarına dair acil kanıt talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Peki, 1977 yılında kurulan, ABD ordusunun seçkin üyelerinden oluşan ve özel kuvvetler arasında ‘yüksek riskli’ görevleri yerine getirme konusunda uzmanlaşmış, terörle mücadele ve rehine kurtarma operasyonlarına uzun yıllardır katılan Delta Gücü hakkında ne biliyoruz? Bu birim, son on yıllarda çok ses getiren cinayetlerde ve tutuklamalarda rol aldı.

Delta Gücü ve tehlikeli görevler

1977 yılının kasım ayında, dünya genelinde artan terör tehdidine yanıt olarak ABD ordusu bünyesinde Delta Gücü kuruldu. Çünkü dönemin ABD’li liderleri, orduda ‘küçük ve uyarlanabilir’ bir hassas saldırı gücü ihtiyacı olduğunu düşündüler. Bu birim, hava indirme ve çatışma operasyonlarına dayanan doğrudan eylem ve terörle mücadele görevleri için çok çeşitli özel becerilere sahipti ve üyeleri son derece yetkin kişilerdi.

Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli raporlardan aktardığına göre kod adı “The Unit” olan Delta Gücü’nün kurulması fikri 1970'lerde sona eren Vietnam Savaşı'ndaki deneyimin ardından, ABD'nin terörle mücadele birimini geliştirmek için askeri değişim programı kapsamında İngiliz Özel Hava Servisi (SAS) ile çalıştıktan sonra, bu birimin deneyimlerinden yararlanmak isteyen ABD ordusu Özel Kuvvetleri subayı Charlie Beckwith'in talebiyle ortaya çıktı.

csdfrgthy
Delta Gücü üyesi Amerikan askerleri (ABD ordusu)

ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) resmi internet sitesine göre, Delta Gücü ‘gizlilik örtüsü’ altında faaliyet gösteriyor. Örgütsel olarak ABD ordusu Özel Harekat Komutanlığı'na (USAOC) bağlı olan Delta Gücü, Ortak Özel Harekat Komutanlığı (JSOC) tarafından kontrol ediliyor. Ana görevi, ‘terörist hücreleri’ çökertmek, stratejik keşif yapmak ve savaş operasyonlarına hazırlanmak, ayrıca Merkezi İstihbarat Teşkilatı ile rehine kurtarma operasyonlarına ve gizli görevlere katılmak olarak tanımlanıyor ve karargahı Kuzey Carolina'daki Fort Bragg'da bulunuyor.

ABD’nin seçkin askerleri, Delta Gücü’ne kayıt olduklarında, koruma prosedürleri, casusluk teknikleri, nişancılık, patlayıcı üretim, rehine kurtarma simülasyonları ve binalarda ve kaçırılan uçaklarda teröristlerle çatışma konularında özel eğitim alırlar. Ayrıca Delta Gücü üyelerine alçak irtifa paraşütle atlama ve dalış ekipmanlarıyla derin deniz dalışı gibi serbest senaryolar konusunda da eğitim verilir.

Pentagon, Delta Gücü’nün yapısının ABD Özel Harekat Birimi, Ortak Özel Harekat Birimi ve ABD Kara Kuvvetleri Özel Harekat Birimi olmak üzere üç ana birimden oluştuğunu açıklarken, ABD merkezli raporlara göre ABD Ordusu'ndaki bu birimin üyelerinin çoğu, 75. Ranger Alayı, SEALs ve Deniz Piyadeleri başta olmak üzere diğer Amerikan özel kuvvetler gruplarından geliyor. Çünkü bu güce katılım şartları, başvuru sahiplerinin erkek olması gerektiğini şart koşuyor. Üyeleri özel bir komite tarafından kabul edildikten sonra, tehlikeli senaryolarla başa çıkma becerisini geliştirmeye odaklanan altı aylık fiziksel, savaş ve lojistik eğitimden geçiyorlar. Üyeler ayrıca bir yabancı dil bilmek zorundalar.

xcdfvgh
ABD’nin Venezuela'ya düzenlediği hava saldırılarından sonra geride kalan yıkımdan bir kare (AFP)

Delta Gücü ve Navy SEALs, son birkaç on yılda, ABD ordusu içinde en önde gelen iki özel kuvvet birimi haline gelirken üyelerinin ileri düzeydeki yetkinlikleri ve görev yürütme kabiliyetleri nedeniyle en karmaşık ve tehlikeli askeri görevlerin emanet edildiği iki birim oldu. Sean Naylor'un Delta Gücü hakkındaki kitabına göre birim yaklaşık bin askerden oluşuyor.

Delta Gücü’nün başlıca operasyonları

Delta Gücü, 1977 yılındaki kuruluşundan bu yana, dünyanın dört bir yanında bazı gizli ve özel operasyonlar gerçekleştirdi. Bunların başında, 1989 yılında Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega'nın tutuklanması, eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i tutuklamak için yürütülen Kızıl Şafak Operasyonu ve ondan önce, 2003 yılında Saddam Hüseyin’in oğulları Kusay ve Uday'ın öldürülmesi geliyor. Ayrıca 2019 yılında DEAŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'nin ortadan kaldırılması da bu operasyonlar arasında yer alıyor. Ancak Delta Gücü’nün tarihinde birkaç başarısız operasyon da bulunuyor. Bunların başında, 1980 yılında ABD’nin Tahran'daki Büyükelçiliğinden rehinelerin kurtarılması operasyonu geliyor. Jimmy Carter'ın başkanlığı döneminde gerçekleştirilen ve kod adı ‘Eagle Claw’ (Kartal Pençesi) olan bu operasyon başarısızlıkla sonuçlandı.

Delta Gücü’nün kuruluşundan bu yana tarihine bakıldığında, İran'daki rehineleri kurtarmadaki başarısızlığının ardından bazı başarılı operasyonlar gerçekleştirdiği görülüyor. Bunlardan biri ABD’nin 1983 yılında Grenada'ya gerçekleştirdiği askeri işgaliydi. Delta Gücü ayrıca, 1989 yılında ABD'nin Panama'yı işgalinde ve Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega'nın tutuklanmasında rol aldı. 1993 yılında ise Kolombiya güçlerine Kolombiyalı uyuşturucu baronu Pablo Escobar'ın tutuklanmasına yardım etti.

dfvgt
ABD ordusunun seçkin üyelerinden oluşan Delta Gücü, özel kuvvetler arasında ‘yüksek riskli’ görevleri yerine getirme konusunda uzmanlaşmıştır (ABD ordusu)

Delta Gücü, Ortadoğu'da da bazı askeri operasyonlara katıldı veya gerçekleştirdi. Bunların başında, 1982 yılında Güney Sudan'da, Güney Sudan Kurtuluş Cephesi'nin (SPLA) silahlı unsurları tarafından alıkoyulan ve aralarında Amerikalıların da olduğu beş rehinenin kurtarılmasıydı.

Delta Gücü, 1991 yılında Irak ordusunu Kuveyt'ten çıkarmak için ‘Çöl Fırtınası’ operasyonuna katıldı ve bu operasyonda başarılı oldu.

Ancak Somali'deki bir sonraki operasyonu başarısızlıkla sonuçlandı. Bu, 1993 yılında ABD ordusunun Somali Ulusal Ordusu'nun lideri General Muhammed Ferah Aidid'i tutuklamaya çalıştığı, ancak başarısız olduğu ünlü operasyondu.

ABD merkezli Military.com internet sitesine göre bu operasyon sırasında Delta Gücü’nün çabaları, 18 üyesinin öldürülmesi ve 73 üyesinin yaralanmasıyla büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı. Somali'deki silahlı gruplar, Delta Gücü’nün en önemli başarısızlığı olarak kabul edilen bir üyesini ele geçirmeyi de başardı.

ABD’nin, 11 Eylül 2001 olaylarının ardından, aynı yıl Afganistan'ı ve 2003 yılında Irak'ı işgal ederek terörle mücadeleyi başlatmasının ardından Delta Gücü, ABD ordusunun bir parçası olarak bu savaşa katıldı.

En dikkat çekici operasyonu, eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'i, oğulları Kusay ve Uday'ın öldürülmesinden birkaç hafta sonra yakaladığı ‘Kızıl Şafak’ operasyonuydu.

Delta Gücü, 2005 eylülünde 311 gün süren esaretin ardından Irak'ta tutulan ABD’li müteahhit Roy Helmets'i kurtarmayı başardı.

Delta Gücü, 2011 yılında birçok Arap ülkesinde yaşanan Arap Baharı olaylarının ardından 2012 yılında Libya’nın Bingazi şehrindeki saldırısı sırasında ABD Büyükelçiliği’nin tahliyesine müdahale etti ve bu saldırı, dönemin ABD Libya Büyükelçisi Christopher Stevens'ın ölümüne yol açtı.

Ardından, 2013 ekiminde ABD’li yetkililer, Libya'daki El Kaide liderlerinden biri olarak gördüğü Ebu Enes el-Libi'yi tutuklamayı başardı.

2016 yılında Meksikalı uyuşturucu baronu El Chapo'nun tutuklanmasına katkıda bulunan Delta Gücü, 2019 yılında Suriye'de DEAŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'yi öldüren ABD güçleri arasında yer alırken 2020 yılında Irak'ta İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürdü.

ABD merkezli bazı raporlarda, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaş sırasında, Washington'ın Delta Gücü’nü İsrail'e göndererek Hamas'ın 7 Ekim 2023’te kaçırdığı ‘rehineleri’, özellikle de ABD vatandaşlarını kurtarmaya yardım ettiği belirtildi.


SDG heyeti askeri entegrasyonu görüşmek üzere Şam’da

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)
TT

SDG heyeti askeri entegrasyonu görüşmek üzere Şam’da

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 10 Mart’ta Şam’da SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon anlaşmasını, SDG Genel lideri Mazlum Abdi ile imzalarken (EPA)

Ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), bugün (pazar) yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetin Şam’da merkezi hükümet yetkilileriyle “askerî entegrasyon sürecini” görüştüğünü bildirdi.

SDG’nin açıklamasına göre heyette, SDG lideri Mazlum Abdi ile Genel Komutanlık üyeleri Suzdar Derik ve Sipan Hemo bulunuyor. Kuzeydoğu Suriye’de geniş bir alanı kontrol eden SDG, görüşmelerin askerî alandaki entegrasyonun çerçevesine odaklandığını kaydetti.

SDG, 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile imzalanan anlaşma kapsamında, kendisine bağlı tüm sivil ve askerî kurumların 2025 yılı sonuna kadar Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini kabul etmişti.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, 10 Mart tarihli anlaşmaya tam uyulması ve eksiksiz uygulanması gerektiğini vurgularken, anlaşma maddelerinin sahada hayata geçirilmesi için diyalog ve müzakerelerin sürdürülmesi çağrısında bulundu.

SDG ile Suriye hükümeti arasındaki temaslar, Halep’te iki taraf arasında günler önce patlak veren ve onlarca kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan kanlı çatışmaların ardından gerçekleşti.

Suriye hükümeti, SDG’yi Halep’te hükümete bağlı iç güvenlik güçlerinin noktalarına saldırmakla suçlarken; SDG ise Savunma Bakanlığı’na bağlı silahlı grupların kendi güçlerine saldırdığını ileri sürdü.