Sağlık Bakanı Koca: 'Vaka artış hızımız kontrol altına alındı'

Sağlık Bakanı Koca: 'Vaka artış hızımız kontrol altına alındı'
TT

Sağlık Bakanı Koca: 'Vaka artış hızımız kontrol altına alındı'

Sağlık Bakanı Koca: 'Vaka artış hızımız kontrol altına alındı'

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son bir haftadır ülke çapında alınan tedbirler ve sıkı denetim sayesinde vaka artış hızının kontrol altına alındığını açıkladı.
Samsun Valiliğini ziyaret eden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Koca konuşmasında, "Doğu, Güneydoğu ve Ege Bölgemizden sonra bugün Orta Karadeniz'deki illerimizin durumlarını değerlendirmek ve incelemelerde bulunmak üzere Samsundayız. Ziyaretimize Sayın Valimiz ile görüşerek ve genel bir durum değerlendirmesi yaparak başladık. Korona virüsü salgınının Samsun'daki seyrini ele aldık. Sunulan sağlık hizmetlerinin durumu ihtiyaçları ve çözüm talep edilen hususlar hakkında bilgi alma ve istişare etme fırsatı bulduk. Samsun, bölgenin cazibe merkezi, büyüyen ve gelişen bir ilimiz. Buna paralel olarak sağlık alanındaki ihtiyaçları da her geçen gün artıyor. Korona virüsü salgını ile birlikte bu ihtiyacın daha da büyüdüğünü gördük ve adımlarımızı da buna göre atacağız. İl merkezimiz ve ilçelerimizde bu güne kadar pek çok sağlık yatırımı hayata geçirdik. Sayın Valimizle az önceki görüşmemizde bu yatırımlara ek olarak Samsun'un ihtiyaç duyduğu sağlık tesisleri özellikle şehir hastanesi hakkında detaylı değerlendirmelerimizi yapmış olduk. İncelemelerimizi tamamladıktan sonra akşam bu konuda daha detaylı açıklamalarımız olacak. Buradan ayrıldıktan sonra Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanemizi ziyaret edeceğim. Daha sonra da çalışma toplantılarımıza geçmiş olacağım” dedi.

“Bir dönem kurallara sıkı sıkı uyarak yaşadığımız belirgin düşüş ne yazık ki sürdürülebilir olmadı”
Hasta sayılarındaki belirgin düşüşün sürdürülebilir olmadığını dile getiren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Bildiğiniz gibi 6 aydır korona virüsü salgını ile mücadele ediyoruz. Bir dönem kurallara sıkı sıkı uyarak yaşadığımız belirgin düşüş ne yazık ki sürdürülebilir olmadı. Hastalığı hafife almak, temizlik, maske ve mesafe kurallarına riayet etmemek bizi tekrar istemediğimiz tablolarla karşı karşıya bıraktı. Hasta sayılarımız ve kayıplarımız yeniden artmaya başladı. Bu durum sadece Türkiye için değil tüm dünya için geçerli. Hasta sayılarımızdaki artış bildiğiniz gibi her bölgemizde aynı oranda değil. Bazı illerimizde istemediğimiz artışlar görürken bazı illerimiz ve bölgelerimizde ise sağlam tedbirler ve vatandaşlarımızın duyarlılığı sayesinde salgını kontrol altında tutabiliyoruz” diye konuşu.

“Vaka artış hızımızın kontrol altına alındığını söyleyebilirim”
Vaka artış hızının son 1 haftada kontrol altına alındığını vurgulayan Bakan Fahrettin Koca, “Son bir haftadır ülke çapında alınan tedbirler ve sıkı denetim sayesinde vaka artış hızımızın kontrol altına alındığını burada özellikle söylemek istiyorum. Ancak bu bizi asla ve asla rehavete sürüklememelidir. Geçtiğimiz haftalarda çeşitli bölgelerde hastanelerdeki yoğunluk sizlerin de malumu. En belirgin olarak Orta ve Doğu Anadolu illerimizde olsa da bütün büyükşehirlerimizde zaman zaman sıkıntılarımız oldu. Valilerimizle, il müdürlerimizle başhekimlerimizle, sağlık ordumuzla yürüttüğümüz sıkı koordinasyon ile mücadelemizi sürdürüyoruz. Samsun ve civar iller de bu anlamda Sağlık Bakanlığı olarak mercek altına aldığımız merkezlerimizden biri oldu. Karadeniz Bölgesi'ne geçiş kavşağı olması nedeniyle Samsun önemli bir insan hareketine maruz kalıyor. Yaz sonunda diğer illere dönüşler nedeniyle hastalığın daha da yayılma potansiyeli mevcut. Bu nedenle Samsun'un ülke çapında salgın kontrolü adına kritik bir yeri var” şeklinde konuştu.

“Samsun'da 60 yaş üstü büyüklerimiz arasında hasta oranımız oldukça yüksek”
Samsun'da 60 yaş üstü büyüklerin arasında hasta oranının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Koca, “Samsun'daki artışa yönelik yaptığımız hızlı ve etkili müdahaleler ile son 1 haftada 1 ay öncesine göre 3'te 1 oranında vaka sayısında düşüş oldu. Artış hızının kontrol altına alınmasına takiben 1 hafta 10 gün içinde hasta sayılarının daha da aşağıya doğru düşmesini bekliyoruz. Alacağımız tedbirler ile hasta sayısını ve hastane yükümüzü her geçen gün azaltmayı hedefliyoruz. Samsun'da şu an özellikle salgında başarı oranımızı önemli oranda etkileyen sahada filyasyon çalışmalarımız bu dönemde Samsun için filyasyon ekip sayımızı 175'e çıkardık. Türkiye genelinde temaslıların taramasını ortalama 13 saate kadar indirebildik. Samsun'da ise temaslıları takip süremiz 9 saate kadar inmiş durumda. Yani Türkiye ortalamasının altında. Samsunlu vatandaşlarımıza buradan önemli bir uyarımız da olacak. İlimizde 60 yaş üstü büyüklerimiz arasında hasta oranımız oldukça yüksek. Bu yaş grubunun nüfusa oranı Samsun'da yüzde 17. Ama hasta oranı ise yüzde 28. Yani yüzde 65 oranda daha fazla. Hastalığın 60 yaş üstünde daha ağır seyrettiğini hepimiz biliyoruz. Bu nedenle büyüklerimizi daha iyi korumak başta gençler olmak üzere Samsunlular ve bizlerin görevidir” ifadelerini kullandı.

Samsun programı hakkında da konuşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ayrıca şunları söyledi:
“Her zaman altını çiziyorum. Temaslıları ne kadar erken tecrit edebilirsek salgın kontrolünde o kadar başarılı oluruz. Türkiye, dünyada temaslı takibini en iyi yapan ülkelerden biri. Bu gücümüzü de Samsun'da da sahaya sürdük. Önümüzdeki günlerde bunun etkisini daha fazla göreceğimizi söylemek istiyorum. Temizlik, maske ve mesafe bu salgına karşı en önleyici gücümüz. Bu tedbirlerden taviz veren her ülkede ve her ilimizde istemediğimiz tabloları görüyoruz. Bu anlamda tüm hemşehrilerimizi tedbirlere sıkı sıkı sarılmaya davet ediyorum. Bugün bölgedeki durumu yerinde görmek, acil müdahale gereken konulara çözüm üretmek için buradayız. Az sonra da Samsun Sağlık İl Müdürümüzün, saha koordinatörümüzün, başhekimlerimizin katılımı ile il sağlık değerlendirme toplantılarını gerçekleştireceğiz. Alınabilecek tedbirleri de istişare edeceğiz. Daha sonra da Amasya, Çorum, Ordu, Sinop ve Tokat il sağlık müdürleri, başhekimlerimiz ve saha koordinatörlerimizin katılımı ile bölge değerlendirmelerimizi yapacağız. Böylece bu 6 ilimizdeki güncel durumu, ihtiyaçları ve sağlık altyapısını detaylarıyla değerlendirmiş olacağız. Toplantımız bittikten sonra da akşam saatlerinde tekrar sizlerin karşısına geçip bu anlamda daha detaylı bilgi ve aldığımız kararları açıklamış olacağım ve soruları cevaplayacağım.”
Sağlık Bakanı Koca'nın Samsun ziyaretlerinde Samsun Valisi Dr. Zülkif Dağlı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, AK Parti Samsun Milletvekilleri Fuat Köktaş, Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir ile ilgili kurum amirleri katıldı.
Bakan Koca il değerlendirme toplantılarının ardından saat 18.30'da haftalık olağan basın açıklamasında bulunacak.



Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland'la ilgili tavrı, transatlantik ittifakını geri dönülmez şekilde değiştirdi.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Cumhuriyetçi lider, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da açıklamıştı.

CNN'in analizinde, Trump'ın Grönland'a yönelik tehditleriyle ABD'nin Avrupa ve NATO'yla ilişkilerini "diplomatik kaosa" sürüklediği belirtiliyor.

İsveç Başbakan Yardımcısı Ebba Busch, "Son birkaç haftada yaşananlar Avrupa Birliği (AB), Avrupa ve ABD arasındaki ilişkilere çok zarar verdi" diyor.

Eski Litvanya Savunma Bakanı Dovile Sakaliene de ABD-Avrupa ilişkilerinin tamamen kopması ihtimaline dair "Bu, siyam ikizlerinin ayrılması gibi olur. Her ikisi için de kesin ölümle sonuçlanır" ifadelerini kullanıyor.

Ayrıca Avrupa'nın ABD ordusunun seviyesine ulaşıp kendi kendine yetebilecek silahlı güçlere sahip olması için 5 ila 10 yıla ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizindeyse Grönland meselesinin "transatlantik diplomasisi için stres testine dönüştüğü" yazılıyor.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği askeri üsler de kendi toprağı olarak sayılıyor. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü.

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

New York Times'ın dün yayımladığı analizde de benzer iddialar paylaşılıyor. Adlarının açıklanmamasını isteyen kaynaklar, ortada yazılı bir anlaşmanın olmadığını söylüyor.

Kopenhag yönetiminin ABD'yle herhangi bir anlaşmayı onaylayıp onaylamadığı belli değil.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtmişti.

Diğer yandan Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, sürecin dışında bırakıldıklarını WSJ'ye açıklayarak, "Katılmadığım bazı görüşmeler sonucunda, ülkemle ilgili anlaşma yapılıp yapılmadığını veya anlaşmada neler olduğunu bilmiyorum" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, CNN


Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
TT

Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)

Teknoloji milyarderi Elon Musk, ABD siyasetine geri dönüyor.  

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, Musk'ın politika ekibinin kasımda düzenlenecek ara seçim için çalışmalara başladığını söylüyor.

Musk'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın 2024'teki seçim kampanyasına destek için kurduğu America PAC üzerinden bağışları artırmayı planladığı belirtiliyor.

Musk'ın ekibi, Trump'a başkanlık seçiminde oy veren kitlenin ara seçimde de sandığa gitmesini sağlamak istiyor.

Kaynaklar, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance başta olmak üzere üst düzey Cumhuriyetçilerin destek için Musk'la iletişime geçtiğini söylüyor.

Bu kişiler, X CEO'sundan Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluğunu korumasına yardım etmesini istemiş.

Axios'un pazartesi günkü haberinde, Musk'ın Cumhuriyetçi Senatör Mitch McConnell'ın boşaltacağı koltuğa iş insanı Nate Morris'in gelmesi için 10 milyar dolarlık bağışta bulunduğu yazılmıştı.

Tesla CEO'su, şimdiye kadar bir senatör için yaptığı en yüksek bağışı Fight for Kentucky PAC'i üzerinden vermiş.

WSJ'nin analizinde, Morris'in Vance'le yakın bağları olduğu ve Fight for Kentucky PAC'inin ABD Başkan Yardımcısı'nın üst düzey bir danışmanı tarafından yönetildiği belirtiliyor.

ABD Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nı (DOGE) yönetirken yaptığı federal kesintilerle ses getiren Musk, Tesla hisselerindeki düşüşün ardından mayısta kurumdan ayrıldığını duyurmuştu.

Teknoloji milyarderiyle Trump'ın arası, Beyaz Saray'ın tartışmalı vergi indirimi tasarısı nedeniyle bozulmuştu. Sosyal medya üzerinden atışmaların ardından ikili daha sonra "dostluk mesajları" paylaşmıştı.

Analizde, Musk'ın Cumhuriyetçi adayları destekleyerek yeniden Trump'ın kampına katıldığı belirtiliyor. Bu "pragmatik ittifakta" Trump'ın, SpaceX CEO'sunun parası ve teknik altyapısına yeniden erişim kazanacağı, Musk'ın da Washington'daki nüfuzunu sürdürme imkanı bulacağı ifade ediliyor.

Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre Musk, geçen yıl hazirandan bu yana Cumhuriyetçilerin siyasi kampanyalarına yaklaşık 42 milyon dolar bağış yaptı. Bu rakamlara, Morris'i desteklemek için yaptığı bağış dahil değil.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios


ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
TT

ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)

Gazze’yi “modern bir kıyı kenti”ne dönüştürmeyi amaçlayan ABD planının yeniden gündeme gelmesi, bölgedeki demografik dengelere ilişkin kaygıları da beraberinde getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı ve Filistinli gözlemcilere göre bu girişim, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi riskini barındırırken, uzmanlar Washington’un “Yeni Gazze” tasarımının Arap-İslam dünyasının benimsediği yeniden imar planı karşısında sahada karşılık bulmasının zor olduğunu vurguluyor.

ABD, yıkıma uğrayan Filistin topraklarının yeniden inşasını hedefleyen “Yeni Gazze” planını kamuoyuna açıkladı. Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında gerçekleştirilen “Yeni Küresel Barış Konseyi” imza töreninde, Akdeniz kıyısı boyunca uzanan gökdelenler, Refah bölgesinde yer alacak konut projeleri ile yeni yerleşim, tarım ve sanayi alanlarının aşamalı gelişimini gösteren bir harita sunuldu.

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Davos’ta “Barış Konseyi”ni resmen başlattı. Konseyin ilk aşamada Gazze’de ateşkesin kalıcı hale getirilmesine, yeniden imar çalışmalarına ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına odaklanacağını belirten Trump, ilerleyen dönemde daha geniş bir rol üstleneceğini söyledi. Trump, konseyin “Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde çalışacağını” da ifade etti.

Gazze’de “büyük bir başarı” elde edeceklerini savunan Trump, “Ben bir emlakçıyım; her şey Gazze’nin konumuyla ilgili” dedi. Trump, “Deniz kıyısında bir yerden söz ediyoruz. Bu alan pek çok insan için çok şey ifade edebilir” ifadelerini kullandı.

ABD’nin açıkladığı “ana plan” haritasında, “kıyı turizmi” için ayrılmış bir bölge, 180 kule, çeşitli “konut alanları”, “sanayi kompleksi, veri merkezleri ve ileri üretim tesisleri”, “parklar ile tarım ve spor alanları” yer aldı. Plan ayrıca Mısır sınırına yakın bir bölgede yeni bir liman ve havalimanı inşasını ve Mısır, İsrail ve Gazze sınırlarının kesiştiği noktada “üçlü sınır kapısı” oluşturulmasını öngörüyor.

vfdvfd
Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının imza töreni, Şarm eş-Şeyh (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

ABD planına göre Gazze Şeridi’nin yeniden geliştirilmesi dört aşamada gerçekleştirilecek; süreç Refah’tan başlayarak kademeli biçimde kuzeye, Gazze kentine doğru ilerleyecek.

Uluslararası Filistin’i Destekleme Kurumu Başkanı Salah Abdülati, “Yeni Gazze” planının zorunlu göç riskini yeniden gündeme getirdiği uyarısında bulundu. Abdülati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “ABD planı iddialı, ancak Gazze halkının yerinden edilmesine yönelik bir projenin vitrini olmasından endişe ediliyor” dedi.

Abdülati, Trump yönetiminin planının Filistinli grupların silahsızlandırılmasına, Gazze’nin yeniden yapılandırılmasına ve mülkiyetlerin yeniden dağıtılmasına bağlı olduğunu belirterek, bunun “yeniden göç kapısını aralayabileceğini” savundu. Planın, Gazze’yi halkının denetimi dışında bir ekonomik bölgeye dönüştürmeyi hedeflediğini ifade etti.

Buna karşılık Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi Tarek Fahmi, Washington’un “Yeni Gazze” vizyonunu “Amerikan temennileri” olarak nitelendirdi. Fahmi, Gazze için hazırlanmış “Arap-İslam yeniden imar planının” daha kapsamlı ve uygulanabilir olduğunu söyledi.

Arap Birliği, Mart ayında Mısır tarafından hazırlanan Gazze’nin yeniden imar planını kabul etmiş, plan daha sonra İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından da onaylanmıştı. Söz konusu plan, Filistinlilerin yerinden edilmeden erken toparlanma ve yeniden imar sürecini hedefliyor.

Fahmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “ABD planı ile Arap planı arasında doğrudan bir çelişki yok, ancak iki plan arasında bir tamamlayıcılık da bulunmuyor” dedi. Kahire’nin, ABD himayesinde uluslararası bir yeniden imar konferansı düzenlemek için çalıştığını aktardı.

Mısır, Gazze’nin yeniden inşası için uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacağını açıklarken, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Şarm eş-Şeyh’te düzenlenen Barış Zirvesi sırasında ABD Başkanı’nı konferansa katılmaya davet etti.

Mısır ve Arap ülkeleri, Gazze’nin mevcut yönetimi için kurulan bağımsız komitenin etkinleştirilmesine odaklanıyor. Fahmi’ye göre, komitede Filistinli bir ortağın yer alması, Gazze’de barış planının devamı açısından önemli bir kazanım niteliği taşıyor.

ABD Başkanı’nın geçen hafta duyurduğu kararla kurulan ve Ali Şaş’ın başkanlığını yaptığı Filistinli “teknokrat komite”, Gazze’nin yönetimini devralmak üzere çalışmalarına başladı.

Salah Abdülati ise Arap ve İslam dünyası tarafından kabul edilen planın Filistinliler için en uygun seçenek olduğunu vurguladı. Bu planın zorunlu göçü engellediğini, kısa bir zaman dilimi içinde yeniden imarı mümkün kıldığını ve Filistinlilerin sürece gerçek anlamda katılımını sağladığını belirtti. Abdülati, ABD planının ise Filistinlileri yeterince dahil etmemesi nedeniyle çok sayıda engelle karşılaşacağını söyledi.

Öte yandan Trump’ın Şubat ayında yaptığı ve Gazze’yi “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüştürmeyi, Filistinlileri başka bölgelere yerleştirmeyi öngören açıklamaları, Mısır ve birçok Arap ülkesi tarafından sert biçimde reddedilmişti.

Trump, o dönemde yaptığı açıklamada, “ABD Gazze Şeridi’nin kontrolünü üstlenecek. Bölgede bulunan patlamamış mühimmatları ve tehlikeli silahları temizleyeceğiz. Bu alanı devralacak, geliştirecek, binlerce istihdam yaratacağız. Ortadoğu’nun tamamının gurur duyacağı bir yer olacak” demiş ve Gazze’nin “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüşeceğini savunmuştu.