Moskova ve Tahran, Washington'ın baskılarına karşı koordinasyonu artırıyor

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif dün Moskova’da basın toplantısı düzenlediler. (AFP)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif dün Moskova’da basın toplantısı düzenlediler. (AFP)
TT

Moskova ve Tahran, Washington'ın baskılarına karşı koordinasyonu artırıyor

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif dün Moskova’da basın toplantısı düzenlediler. (AFP)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif dün Moskova’da basın toplantısı düzenlediler. (AFP)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif ile dün başkent Moskova’da gerçekleştirdiği görüşmede İran’ın nükleer programını ve Tahran’a yönelik ABD yaptırımlarının yeniden başlatılması karşısında koordinasyonun geliştirilmesini ele aldı.
Lavrov toplantının başında, İran tarafıyla devam ettirilen diyalogun, “İran’ın nükleer programına ilişkin Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nı korumak için ek adımların formüle edilmesine” yardımcı olmasını umut ettiğini dile getirdi. Lavrov, ülkesinin halen bu önemli belgeye (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) bağlı olan tüm katılımcılarla birlikte aktif olarak çalıştığına dikkat çekti.
Lavrov, Moskova ve Tahran yönetimlerinin uluslararası arenada, ortak eylem ve ikili iş birliğinde nasıl ilerleme kaydettiği hususunda net bir anlayış paylaştıklarını vurguladığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Maalesef, plan etrafındaki durum gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor. Amerikalı meslektaşlarımız, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde destek bulamayan, kabul edilemez, tek taraflı ve kanunsuz fikirlerini empoze etmeye çalışıyorlar.”
Lavrov görüşme sonrasında yapılan ortak basın toplantısında Moskova’nın İran ile “ortaklığı” ilerletmeye verdiği önemi yineledi. Bakan Lavrov, iki ülkenin ortak hükümet komisyonunun 2020 sonunda Moskova’da bir araya gelmesine ilişkin anlaşmasına işaret ederek ülkeler arasında nükleer, enerji, ulaşım ve diğer alanlarda iş birliğini geliştirmek için geniş bir işbirliği alanının bulunduğu vurguladı. “Moskova ve Tahran’ın uluslararası ve bölgesel meselelerde aynı veya birbirine çok yakın görüşlere sahip olduğuna” dikkat çekti.
Lavrov Washington’ın hamlelerine karşı oluşan bu görüşün, BMGK’ya üyelerinin çoğunluğu ve Ortak Eylem Planı’na imza atan ülkeler tarafından desteklendiğini kaydetti. ABD’nin Tahran’a yönelik yaptırımları yeniden başlatma kararıyla askeri teknoloji paylaşımına uygulanan ambargo hakkında değerlendirmelerde bulunan Lavrov söz konusu kararın “yasa dışı olduğunu ve uygulanamayacağını” söyledi. Rusya Dışişleri Bakanı, askeri teknoloji de dahil olmak üzere İran ile her alanda iş birliğinin yeniden başlatılmasının yasal olduğuna ve BMGK kararlarına uygun olarak yürütüldüğüne işaret etti. Ayrıca  2231 sayılı karar uyarınca “daha önce İran’ın silahlanmasına getirilen tüm kısıtlamaların bir ay içerisinde kalkacağını, askeri ve teknik alanlardaki iş birliğinin kapsamını genişletmek için çeşitli çalışma alanlarının da mümkün kılınacağını” vurguladı. Lavrov, mevkidaşıyla yaptığı görüşmede İran’ın nükleer anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerine olan bağlılığını teyit etmek amacıyla iki tarafın Nükleer Silahların Yasaklanması Kurumu ile temaslarını yeniden canlandırmayı ele aldıklarına da işaret etti.
Diğer yandan İran Dışişleri Bakanı Zarif, ülkesinin Moskova ile çeşitli alanlarda iş birliğine verdiği önemi vurguladı. ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki hamleleri karşısında Rusya’nın tutumuna övgüde bulunan Zarif, Moskova yönetiminin “BM Güvenlik Konseyi’nin sorunları çözmedeki güvenilirliğini koruduğunu” da sözlerine ekledi.
Zarif, toplantıdan önce Sputnik ajansıyla yaptığı röportajda da şunları söyledi:
“Amerikalıların atmaları gereken ilk adım, nükleer anlaşmaya geri dönmeleridir. ABD’nin İran halkına verdiği zararı telafi etmesi gerekiyor.”
Zarif ayrıca ABD’nin “Rusya, İran ve Çin’e karşı elindeki tüm imkanlarla baskı yaparak ekonomik bir savaş yürüttüğünü, bu amaç doğrultusunda, dostlarına ve müttefiklerine karşı dahi tehlikeli ekonomik planlar uyguladığını” belirtti.
Zarif, Tahran’ın Washington ve müttefikleri tarafından esir tutulan mahkumlar karşılığında Tahran’da tutuklu bulunan İran-ABD çifte vatandaşlığına sahip mahkumları takas etmek isteğine işaret etti. Daha önceki takas anlaşmasından sonra İran’da artık tek uyruklu, yani sadece ABD vatandaşlığına sahip tutuklular olmadığını kaydetti.
İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Rusya ile ilişkiler konusunda da Tahran ve Moskova’nın “askeri iş birliği alanında oldukça verimli görüşmeler yaptığını,  söz konusu görüşmelerin devam edeceğini” belirtti. Bakan Zarif, “İran’ın savunma amaçlı silahlanma alanında kendi kendine yeter bir seviyeye ulaştığını” vurguladı. Ayrıca ülkesinin silahlanma alanındaki yeteneklerini artırmak için Moskova ve diğer taraflarla iş birliğini sürdürme konusundaki kararlığına dikkat çekti.

Zarif sözlerini şöyle sürdürdü:
“İran ve Rusya askeri iş birliği noktasında oldukça iyi ve faydalı görüşmeler yaptı. Bu görüşmelere devam edeceğiz. Bazı durumlarda, Rus dostlarımızla silah alanında ciddi iş birliğine ihtiyaç duyuyoruz. Diğer yandan başka ülkelerle de uluslararası kanunlara uygun olarak iş birliği yapmaya istekliyiz. İran Savunma Bakanlığı’ndaki meslektaşlarım bu görüşmelere ciddiyetle devam edeceklerdir.”
Zarif, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ilaç ve gıda gibi temel ihtiyaç maddeleri için “ticaret savaşları ve yaptırımlardan arındırılmış yeşil koridorlar” kurulması önerisini destekleyerek söz konusu önerinin uluslararası mevcut durum ışığında oldukça önemli olduğunu” belirtti.
Zarif konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Mevcut koşullar ışığında yeşil koridor önerisi oldukça önemli. Çünkü uluslararası koşullar son derece tehlikeli ve oldukça karmaşık. Küçük bir virüs tüm büyük güçlere diz çöktürürken ülkeler arasında iş birliği olmadan bu krizden başarılı bir şekilde çıkmak mümkün olmayacaktır.”



ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
TT

Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)

Pakistan, bu sabah erken saatlerde, Afganistan'ın desteklediği silahlı grupların üstlendiği son intihar saldırılarına misilleme olarak Pakistan-Afganistan sınır bölgesindeki yedi noktaya hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Enformasyon Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan'ın ‘istihbarat bilgilerine dayanarak yedi terörist kampına ve sığınağına askeri operasyonlar düzenlediği’ belirtildi. Açıklamaya göre Ramazan'ın başlamasından bu yana üç intihar saldırısı düzenlendi.

Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan'ın DEAŞ terör örgütünün bir kolunun hedef alındığını söyledi.

Tatar, açıklamada saldırıların yeri veya daha fazla ayrıntı belirtmedi.

Ancak Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mucahid bugün X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Pakistan tarafından Afganistan’ın Nangarhar ve Paktika illerinde sivillerin bombaladığını, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını’ söyledi.

Bakanlık, operasyonların iki hafta önce İslamabad'daki bir Şii camisini hedef alan intihar bombalı saldırı ve son zamanlarda Pakistan'ın kuzeybatısında meydana gelen diğer intihar bombalı saldırılara misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

Pakistan tarafından bugün yapılan açıklamada, İslamabad'ın defalarca kez talepte bulunmasına rağmen, Kabil'deki Taliban yetkililerinin Afganistan topraklarını Pakistan'da saldırılar düzenlemek için kullanan silahlı gruplara karşı harekete geçmediği belirtildi.

Enformasyon Bakanlığından yapılan açıklamada, “Pakistan her zaman bölgede barış ve istikrarı korumak için çaba göstermiştir, ancak aynı zamanda vatandaşlarımızın güvenliği ve emniyeti de bizim en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor” denildi.

İslamabad ayrıca uluslararası topluma, Kabil'i geçtiğimiz yıl Doha’da varılan anlaşma kapsamında diğer ülkelere karşı düşmanca eylemleri desteklememe yükümlülüğünü yerine getirmesi için baskı yapmaya çağırdı.

Afganistan ve Pakistan arasındaki gerginlik, Taliban'ın 2021 yılında Kabil'in kontrolünü yeniden ele geçirmesinden bu yana tırmanıyor.

Son aylarda kanlı sınır çatışmalarıyla iki ülke arasındaki ilişkiler keskin bir şekilde kötüleşti.

Ekim ayında patlak veren ve Katar ile Türkiye'nin arabuluculuğunda ateşkesle sona eren çatışmalarda 70'den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Ancak, Doha ve İstanbul'da birkaç tur görüşme yapıldıysa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı.


Ukrayna, Macaristan ve Slovakya'yı elektrik kesintisi tehditleriyle "şantaj" yapmakla suçladı

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
TT

Ukrayna, Macaristan ve Slovakya'yı elektrik kesintisi tehditleriyle "şantaj" yapmakla suçladı

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı dün, Macaristan ve Slovakya hükümetlerinin Rus petrolünün akışına yeniden başlanmaması halinde Ukrayna'ya elektrik tedarikini kesme tehdidinde bulunmalarını "uyarı ve şantaj" olarak nitelendirerek kınadı.

Rus petrol sevkiyatları, Kiev'in 27 Ocak'ta Batı Ukrayna'da boru hattındaki ekipmanı bombalayan bir Rus insansız hava aracının (İHA) saldırısını gerçekleştirdiğini açıklamasından bu yana Macaristan ve Slovakya'ya durdurulmuş durumda. Slovakya ve Macaristan, uzun süredir devam eden tedarik kesintilerinden Ukrayna'nın sorumlu olduğunu savunuyor.

Slovakya Başbakanı Robert Fico dün yaptığı açıklamada, Kiev'in Rus petrolünün Ukrayna toprakları üzerinden Slovakya'ya transit geçişine yeniden başlamaması halinde, iki gün içinde Ukrayna'ya acil durum elektrik tedarikini keseceğini söyledi. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Macaristan Başbakanı da birkaç gün önce benzer bir tehditte bulunmuştu.

Bu konu, Ukrayna ile komşuları Macaristan ve Slovakya arasında bugüne kadarki en ciddi anlaşmazlık noktalarından biri haline geldi. Bu ülkelerin liderleri, Moskova ile bağlarını güçlendirerek büyük ölçüde Ukrayna yanlısı Avrupa konsensüsünden ayrıldılar.

Macaristan ve Slovakya, Avrupa Birliği ve NATO üyesidir ve bloktaki diğer iki ülke olarak Ukrayna üzerinden Druzhba boru hattıyla taşınan Rus petrolüne hâlâ büyük ölçüde bağımlıdırlar.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Ukrayna, Macaristan ve Slovakya hükümetlerinin iki ülke arasındaki enerji tedarikine ilişkin uyarılarını ve şantajlarını reddediyor ve kınıyor. Bu uyarılar kesinlikle Kiev'e değil, Kremlin'e yöneltilmelidir” ifadelerini kullandı.