Suudi Arabistan koronavirüsün hafife alınmasına karşı uyarıda bulunuyor… İyileşme oranı yüzde 94’ü geçti

Suudi bir aile, Çarşamba günü önleyici tedbirlere riayet ederek Suudi Ulusal Günü'nü kutluyor (Reuters)
Suudi bir aile, Çarşamba günü önleyici tedbirlere riayet ederek Suudi Ulusal Günü'nü kutluyor (Reuters)
TT

Suudi Arabistan koronavirüsün hafife alınmasına karşı uyarıda bulunuyor… İyileşme oranı yüzde 94’ü geçti

Suudi bir aile, Çarşamba günü önleyici tedbirlere riayet ederek Suudi Ulusal Günü'nü kutluyor (Reuters)
Suudi bir aile, Çarşamba günü önleyici tedbirlere riayet ederek Suudi Ulusal Günü'nü kutluyor (Reuters)

Suudi Sağlık Bakanlığı, salgının yeniden yayılmasını önlemek için tedbirlere uyma ve sosyal mesafeyi koruma çağrısını yineledi. Bakanlığın çağrısı, ülkedeki virüs istatistiklerinde düşük vaka sayılarının kaydedildiği buna karşılık iyileşme oranının yüzde 94’ü geçtiği bir zamanda geldi.
Sağlık Bakanlığı, vakalarda aşamalı düşüş ile 472 yeni hastanın kaydedildiğini, böylece toplam vaka sayısının 332 bin 329 kişiye yükseldiğini belirtti. Bakanlık, vakaların 12 bin 68’inin hala tedavi gördüğünü ve çoğunun durumunun güven verici olduğunu, bin 42 hastanın durumunun kritik olduğunu duyurdu.
Ülkedeki iyileşme oranı yükselmeye devam ederken, son 24 saatte 843 hastanın daha iyileşmesi ile toplam iyileşen hasta sayısı 315 bin 636 kişiye yükseldi. Ayrıca 26 kişinin daha virüs sebebiyle hayatını kaybetmesinin ardından toplam ölüm sayısı 4 bin 625 kişiye yükseldi.
Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı 472 yeni vakanın kaydedildiğini, vakaların yüzde 41.2’sinin erkek, yüzde 59.2’ sinin ise kadınlardan oluştuğunu ayrıca hastaların yüzde 12’sini çocukların, yüzde 84’ünü yetişkinlerin, yüzde 4’ünü ise yaşlıların oluşturduğunu açıkladı. Bakanlık 38 bin 698 testin daha gerçekleştirildiği bilgisini paylaştı.

BAE: Bin 8 yeni vaka teşhis edildi
Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) son 24 saatte bin 8 yeni vaka teşhis edilirken iki kişi daha virüs sebebiyle hayatını kaybetti. Böylece toplam vaka sayısı 89 bin 540 kişiye yükselirken virüse bağlı ölüm sayısı 409 kişiye ulaştı.
BAE Sağlık ve Toplum Koruma Bakanlığı 882 kişinin daha sağlığına kavuşması ile iyileşenlerin toplam sayısının 78 bin 819’a yükseldiğini ve son 24 saatte 9 bin 205 test yapıldığını açıkladı.

Kuveyt: 590 yeni vaka kaydedildi
Kuveyt Sağlık Bakanlığı son 24 saatte 590 yeni vakanın kaydedildiğini böylece toplam vaka sayısının 102 bin 441 kişiye yükseldiğini ve 3 kişinin daha hayatını kaybetmesinin ardından toplam ölüm sayısının 595 kişiye yükseldiğini duyurdu.
Kuveyt Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Dr. Abdullah es-Sened, dün gerçekleştirilen 4 bin 730 test ile gerçekleştirilen test sayısının 729 bin 755’e yükseldiğini belirtti.
Sağlık Bakanlığı dün, 601 kişinin daha sağlığına kavuşması ile iyileşen hasta sayısının 93 bin 561 kişiye yükseldiğini açıkladı.

Bahreyn: 687 yeni vaka teşhis edildi
Bahreyn Sağlık Bakanlığı dün öğle saatlerine kadar 3 kişinin daha virüs sebebiyle hayatını kaybettiğini böylece toplam ölüm sayısının 235 kişiye yükseldiğini açıkladı Bakanlık ayrıca dün 11 bin 708 test yapıldığını, testler sonucunda 687 yeni vaka teşhis edildiğini belirtti.
Bakanlık, yoğun bakımdaki hasta sayısının 59 kişi olduğunu, sağlık durumu tedavi gerektiren 120 hasta olduğunu, 6 bin 617 mevcut vakadan 6 bin 558 kişinin sağlık durumunun stabil olduğunu açıkladı.
Bakanlık ayrıca 736 kişinin daha sağlığına kavuşmasıyla toplam iyileşen hasta sayısının 60 bin 853 kişiye yükseldiğini duyurdu.

Umman: Araştırmalara katılın
Umman Sağlık Bakanlığı, toplum fertlerini "Kovid-19" virüsü enfeksiyonu için ulusal serolojik araştırmalara katılma çağrısında bulunmaya devam ederek, ankete katılımın bir farkındalık ve bireyin vatanına karşı sorumluluk taşıdığını gösterdiğini vurguladı. Yurtdışından gelen kişilerin ülkeye ulaşmadan önce kişisel bilgilerini girdikleri Android ve İphone cihazlarına uygun “Tersud” uygulaması için yeni bir güncelleme yayınladı. Yeni güncelleme ile Maskat Uluslararası Havalimanı’ndaki işlemlerin tamamlanması sağlanacak. Ülkeye gelen kişiler sağlık durumlarını günlük olarak bildirmek için tıbbi tarayıcıyı kullanabilecek ayrıca uygulama, vaka kaydı simgesine basıldığında kişinin sağlık durumunu gösterecek.

Katar: 225 yeni koronavirüs vakası tespit edildi
Katar Halk Sağlığı Bakanlığı, son 24 saatte 225 yeni koronavirüs vakasının kaydedildiğini duyurdu. Bakanlık, 249 kişinin daha sağlığına kavuşması ile toplam iyileşen hasta sayısının 121 bin 512 kişiye ulaştığını açıkladı. Son 24 saate virüse bağlı olarak herhangi bir ölümün kaydedilmedi ve toplam ölüm sayısının 212 olarak kaldığını bildirdi.



Suudi Arabistan'a ait 81. uçak Gazze halkına yardım ulaştırmak üzere geldi

Suudi Arabistan'a ait 81. uçak Gazze halkına yardım ulaştırmak üzere geldi
TT

Suudi Arabistan'a ait 81. uçak Gazze halkına yardım ulaştırmak üzere geldi

Suudi Arabistan'a ait 81. uçak Gazze halkına yardım ulaştırmak üzere geldi

Suudi Arabistan, Gazze Şeridi sakinlerinin çektiği zor yaşam koşullarını hafifletmek için Filistin halkına yardım elini uzatmaya devam ediyor. Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSrelief) tarafından gönderilen 81. yardım uçağı, Suudi Savunma Bakanlığı ve Kahire'deki Riyad Büyükelçiliği koordinasyonunda Mısır'daki el-Ariş Uluslararası Havalimanı'na ulaştı.

Uçakta, Gazze Şeridi'ndeki etkilenen Filistinlilere gönderilmek üzere gıda sepetleri ve barınma kitleri bulunuyor.

Bu yardım, Suudi Arabistan'ın Kral Salman Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSrelief) aracılığıyla Gazze Şeridi'ndeki Filistin halkına sağladığı desteğin devamı olup, yaşadıkları zor yaşam koşullarını hafifletmeyi amaçlamaktadır.


Suudi Arabistan ABD’nin İsrail Büyükelçisinin "Nil’den Fırat’a uzanan bölge İsrail’in hakkı" açıklamasını kınadı

Suudi Arabistan, Ortadoğu'daki devletlerin egemenliğine, sınırlarına ve toprak bütünlüğüne tecavüz edecek her şeye karşı kesin tavrını yineledi.
Suudi Arabistan, Ortadoğu'daki devletlerin egemenliğine, sınırlarına ve toprak bütünlüğüne tecavüz edecek her şeye karşı kesin tavrını yineledi.
TT

Suudi Arabistan ABD’nin İsrail Büyükelçisinin "Nil’den Fırat’a uzanan bölge İsrail’in hakkı" açıklamasını kınadı

Suudi Arabistan, Ortadoğu'daki devletlerin egemenliğine, sınırlarına ve toprak bütünlüğüne tecavüz edecek her şeye karşı kesin tavrını yineledi.
Suudi Arabistan, Ortadoğu'daki devletlerin egemenliğine, sınırlarına ve toprak bütünlüğüne tecavüz edecek her şeye karşı kesin tavrını yineledi.

Suudi Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin İsrail'in tüm Ortadoğu'yu kontrol etmesinin kabul edilebilir olacağını pervasızca ifade ettiği açıklamalarını en şiddetli şekilde kınadı ve tamamen reddetti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler Şartı'nı ve diplomatik normları ihlal eden ve bir ABD yetkilisinden gelen tehlikeli emsal teşkil eden bu sorumsuz açıklamaları kategorik olarak reddettiğini belirtti. Bu açıklamaların, bölge ülkeleri ile ABD arasındaki seçkin ilişkilere de saygısızlık olduğu ifade edildi.

Bu aşırı önerinin vahim sonuçlar doğuracağını ve bölgedeki ülkelere ve halklara karşı düşmanlığı körükleyerek ve dünya ülkelerinin geçmişte milyonlarca insanın hayatını alan kanlı savaşlara son vermek için üzerinde anlaştığı uluslararası sistemin temellerini, ülkelerin coğrafi sınırlarına ve toprakları üzerindeki egemenliklerine saygı açısından kurduğu ilkeleri hiçe sayarak küresel güvenliği ve barışı tehdit ettiğini belirtti. Açıklamada, “ABD Dışişleri Bakanlığı, dünyanın tüm barışsever ülkeleri tarafından reddedilen bu öneri hakkındaki tutumunu netleştirmelidir” denildi.

Bu bağlamda Suudi Arabistan, devletlerin egemenliğine, sınırlarına ve toprak bütünlüğüne tecavüz edecek her girişime karşı kesin tavrını yineleyerek, adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolunun "iki devletli çözüm" temelinde işgale son vermek ve Doğu Kudüs'ü başkent olarak kabul eden, 1967 sınırları üzerinde bağımsız bir Filistin devleti kurmak olduğunu vurguladı.

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin "İsrail'in Ortadoğu'yu kontrol etme hakkı" konusundaki açıklamaları, Arap ve İslam çevrelerinde büyük öfkeye yol açarken, Mısır, Ürdün ve Filistin'de de kınamalara neden oldu.


Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.