Lübnan’da aşırılık yanlılarıyla son 3 yılın şiddetli çatışmaları yaşandı

Reuters arşiv
Reuters arşiv
TT

Lübnan’da aşırılık yanlılarıyla son 3 yılın şiddetli çatışmaları yaşandı

Reuters arşiv
Reuters arşiv

Lübnan ordusu ve asayiş birimleri, son üç yıl içinde aşırılık yanlısı gruplarla yaşanan en şiddetli çatışmada DEAŞ örgütü ile bağlantılı olduğu düşünülen bir hücreye büyük bir darbe indirdi. Çatışmada, terör hücresinin dokuz unsuru etkisiz hale getirildi. Aynı hücreyle bağlantılı silahlı unsurların bir karakola düzenlediği saldırıda ise iki asker yaşamını yitirdi.
Güvenlik kaynaklarına göre Lübnan ordusu ve İç Güvenlik Kuvvetleri cumartesi günü öğleden sonra, ülkenin en kuzeyindeki Suriye sınırında, Vadi Halid’in el-Farz Mahallesi’nde DEAŞ terör örgütü ile bağlantılı bir hücrede faaliyet yürüten aşırılık yanlısı gruba ortak operasyon düzenledi. Operasyon öncesinde güvenlik merkezlerini ve karakolları hedef alan hücre üyeleri, ülkedeki gerilimden yararlanarak Lübnan’ın kuzeyinde büyük çaplı bir çatışmayı organize etmeyi planlıyordu.
Hücrenin takibi ve ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalara, geçen ay Koura’nın Kaftoun kasabasında 3 Lübnanlının kimliği belirsiz kişilerce öldürülmesinin ardından başlandı. Soruşturmalar ve tutuklamalardan önce çatışmalar iki hafta boyunca devam etti. Dört Lübnan askeri ülkenin kuzeyinde öldürüldü. Ardından Lübnan Ordusu İstihbarat’ı geçen cuma günü hücrenin önde gelen üyelerinden Ahmed eş-Şami’yi tutukladı.
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan güvenlik kaynakları, geçen aydan bu yana meydana gelen güvenlikle ilgili gelişmelerin birbirleriyle ve Kaftoun saldırısını gerçekleştiren hücreyle irtibatlı olduğunu aktardı. Açıklamada hücrenin tüm üyelerinin DAEŞ örgütü ile bağlarının olduğuna işaret edildi. Lübnan İç Güvenlik Kuvvetleri Enformasyon Şubesi, Kaftoun’daki eyleme karıştığından şüphelenilen ancak isimlerini açıklamadığı 3 kişiyi tutukladı. Kapsamlı güvenlik çalışmaları için hücrenin hazırlıkları hakkındaki verilere paralel olarak genişletilmiş soruşturmalar yaptı. Vadi Halid üç gün boyunca abluka altına alınarak tüm bölgeler tarandı. Bölgedeki sıkıyönetim araştırmaya ve takibe devam etti. Operasyonun başlaması için saatler cumartesi günü öğleden sonra saat 16.00’a ayarlandı.
Kaynaklar, “operasyonun başlamasına birkaç saat kala, teröristlerin yuvalandıkları binada lojistik destek sağladıkları anlaşılan iki kişinin tutuklandığını, şahısların sorgulanmasının ardından önemli bilgiler elde edildiğini ve terör hücresinin üyelerinin faaliyet gösterdikleri yerin belirlendiğini” aktardı. İç Güvenlik Kuvvetleri’nin vurucu gücünün Beyrut’tan bölgeye ulaşmasıyla eş zamanlı olarak Lübnan ordusu komandoları da bölgenin çevresinde bir güvenlik kordonu oluşturdular. Ayrıca Lübnan Hava Kuvvetleri helikopterleri ile yapılan izlemeye paralel olarak Enformasyon Şubesi ve Ordu İstihbaratı arasında da koordinasyon kuruldu. Kaynaklar ayrıca “operasyon başlamadan önce hücre üyelerine teslim ol çağrısı yapıldığını, ancak militanların bu çağrıyı reddettiğini, bunun üzerine aralarında hücrenin lideri olduğu tespit edilen Suriye uyruklu M. C’nin de yer aldığı 9 hücre mensubunun başlatılan operasyonla öldürüldüğünü” bildirdi.
Diğer yandan, grupla bağlantılı 5 kişi tutuklanırken özel bir yargılama süreci iin sorgulamalar başlatıldı.
Lübnan İç Güvenlik Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada, Enformasyon Şubesi’nin cumartesi günü Vadi Halid bölgesindeki ücra bir evde bir grup terör mensubunun bulunduğunu tespit ettiği bilgisi verildi. Bunun üzerine İç Güvenlik Kuvvetleri’nin vurucu gücü evi abluka altına almak üzere bir güvenlik operasyonu başlattı. Hücre evindeki terör mensupları güvenlik kuvvetlerine hafif ve orta ölçekli silahlarla ateş açtı. Güvenlik kuvvetleri buna yoğun ateşle karşılık vererek tüm teröristler etkisiz hale getirildi.
Kaynaklar, öldürülenler ve tutuklananlar arasında Lübnan, Suriye ve Filistin uyruklu militanların bulunduğunu, bazılarının daha önceki terör davalarıyla ilişkili olarak Lübnan makamları tarafından tutuklandığını belirtti. Kaynaklar, hücrede öldürülen militanların, “canlı bomba yeleği taktıklarının, binada patlayıcılar, roket atarlar (RPG) ve otomatik tüfekler ele geçirildiğinin ayrıca patlayıcılarla takviye ettikleri merkezlerini kordon altına aldıklarının ve kuzeyde büyük bir çatışmaya hazırlandıklarının ortaya çıkarıldığını kaydetti.
Grubun bazı üyelerinin içinde bulunduğumuz ayın başlarında Lübnan ordusuyla girdiği çatışmada dört askeri öldüren ve ordu tarafından verilen karşılıkla etkisiz hale getirilen terörist Halid et-Tellavi ile bağlantılı olduğu tespit edildi. İç Güvenlik Kuvvetleri konuya dair şu açıklamada bulundu:
“İç Güvenlik Kuvvetleri Enformasyon Şubesi, Kaftoun suçunun faillerinin takibi kapsamında Lübnan’daki DEAŞ yapılanması için çalışan bir hücrenin üyeleri olduğu anlaşılan dört kişiden ikisinin kimliklerinin tespit etti. Enformasyon Şubesi, masada ve sahada yapılan araştırmalar neticesinde terör örgütünün tüm üyelerini tespit edebildi. 15 kişiden fazla olan bu teröristler Suriye uyruklu M. H’nın emri altında faaliyet yürütüyor. Şu ana kadar 3’ü tutuklanabildi.”
Güvenlik kaynakları, tüm operasyonların birbirleriyle bağlantılı olduğunu, DEAŞ’a bağlı hücrenin eylem planlarının, doğrudan Lübnan güvenlik ve askeri merkezlerini hedef aldığını vurguladı. Ayrıca bunun “güvenlik kuvvetleri ve ordu birliklerinin koordinasyon içerisinde yürüttüğü en önemli ve en nitelikli operasyonlardan bir olarak kabul edildiğini, sürpriz baskının planı önlemede önemli bir rol oynadığını kaydettiler.  Kaynaklar yaptıkları açıklamada söz konusu operasyondaki çatışma yönetiminin farklı olduğunu, hücredeki militanların canlı bomba yeleği giymediklerinden emin olunduktan sonra binanın yoğun bir şekilde ateş altına alındığı bildirdiler.
Lübnan Ordu Komutanlığı’ndan operasyonla eş zamanlı olarak yapılan açıklamada “Hareket haindeki bir araçtaki teröristler, Arman-Minya Mahallesi’ndeki bir karakolda nöbet tutan askerlere ateş açtı. Güvenlik güçleri de saldırıya ateşle karşılık verdi” ifadelerine yer verildi. Açıklamaya şöyle devam edildi:
“Çıkan çatışmada bir terörist etkisiz hale getirilirken iki asker ise de yaşamını yitirdi. Diğer teröristler henüz tespit edilemeyen bir yere kaçtılar. Kaçan teröristleri ele geçirmek ve saldırının arka planını açığa çıkarmak için kovuşturmalara devam ediliyor. Etkisiz hale getirilen Ömer Burays kullandığı motosikletle nöbetçilere yaklaştığı sırada karakola girmeye çalışırken öldürüldü.”
Açıklamada ayrıca etkisiz hale getirilen teröristin üzerinde, karakolun içinde patlatmak üzere bomba yeleği ve çeşitli patlayıcılar taşıdığının tespit edildiği kaydedildi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.