Cezayir, ‘askeri varlık değil, teknik işbirliği’ konusunda AFRICOM ile görüşüyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, AFRICOM liderini karşıladı (Cumhurbaşkanlığı)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, AFRICOM liderini karşıladı (Cumhurbaşkanlığı)
TT

Cezayir, ‘askeri varlık değil, teknik işbirliği’ konusunda AFRICOM ile görüşüyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, AFRICOM liderini karşıladı (Cumhurbaşkanlığı)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, AFRICOM liderini karşıladı (Cumhurbaşkanlığı)

Atıf Katadre
ABD Afrika Komutanlığı’nın (AFRICOM) idari karargahının Almanya dışındaki bir yere taşınması ve AFRICOM’un yeni karargahının Libya’da olacağı beklentileri çerçevesinde Cezayirli yetkililer, bu komutanlığın Afrika kıtasındaki herhangi bir doğrudan varlığını reddettiklerini açıkladı. Yetkililer, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), kuvvetlerini ABD’ye çağırması halinde istihbarat işbirliğinin güçlendirilmesini memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

Yeni karargah
Almanya’da bulunan ABD kuvvetlerinin bilinmeyen bir yere hareketine ilişkin Pentagon’da sunulan birkaç senaryo karşısında AFRICOM Komutanı Stephen Townsend, Cezayir öncesinde Libya ve Tunus’a yönelik turunun boyutlarına değindi.
ABD’li General, geçen çarşamba günü Libya ve finansal meselelere ve sözde terör örgütlerini zayıflatma projesinde işbirliği fırsatlarına ilişkin istişarelerin bir parçası olarak Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ve Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Said Şangariha tarafından karşılandı. Yetkilinin söz konusu ziyareti, bir AFRICOM liderinin 2018 yılından bu yana Cezayir’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Cezayir, uzun bir süredir doğrudan askeri güçler kurma projesinde belirtilen pozisyonuna rağmen, Afrika’daki ABD kuvvetleriyle dostane ilişkiler yürütüyor. Cezayir, tavrını da Afrika Birliği’ne (AfB) ihraç etmeye çalışıyor.

Cezayir
Cezayir medyası önünde yapılan ziyarete ilişkin söylenenlerden bağımsız olarak Cezayir,Pentagon’un ABD güçlerini Almanya’dan henüz belirlenmemiş bir varış noktasına ‘taşıma’ planları kapsamında gerçekleştirilmeye yakın yeni faktörlerin varlığına rağmen, AFRICOM’a dair aynı tavrını korudu.
Washington’un Cezayir Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamaya göre AFRICOM lideri, “Bu ilişkiyi güçlendirmek bizim için çok önemli. Cezayir, terörizmle mücadelede kararlı bir ortaktır. Şiddet yanlısı radikal örgütleri ve kötü niyetli faaliyetleri zayıflatır. Bölgesel istikrarı teşvik etmek karşılıklı bir zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
Cezayir’e gelince, ABD’lilerin, en azından cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçları yayınlanana kadar Güney Avrupa’da diğer seçeneklerle birlikte Libya seçeneğini sunmaları pek olası değil. AFRICOM’u Almanya dışına taşıma kararı, mevcut Başkan Donald Trump’ın tercihidir.
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü İdris Atiyye, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “ABD, Cezayir’in özellikle de Sahel bölgesinde, Kuzey Afrika bağlamında ve Akdeniz havzasında terörizmle mücadeledeki rolünü büyük ölçüde takdir etmektedir. Bu ziyaretin birkaç boyutu vardır. Bunlardan ilki ABD’nin AFRICOM liderliğini Almanya Stuttgart’tan Afrika’ya devretme arzusudur” dedi.
Atiyye, “Bu öneri, Cezayir’in algısına ve ABD ile ilişkilerine dahil edilmemiştir. Çünkü Cezayir’in tavrı, bu konuda geleneksel ve nettir. Komşu ülkelerde ve genel olarak Afrika’da yabancı üslerin varlığını reddeder. Bu nedenle ziyaret, askeri işbirliğinin bir parçasıdır. Cezayir’in açık ve iltihaplı sınırlardan mustarip olması sonrasında inandığı ve tercih ettiği, güvenlik birimleri açısından faydalı olduğu için istihbarat işbirliğine yöneldiği ve arzuladığı bir ilkedir” ifadelerini kullandı.

Uluslararası güç
İdris Atiyye, AFRICOM komutanının Cumhurbaşkanı veya Genelkurmay Başkanı tarafından karşılanmasının, kendisiyle işbirliği çerçevesinde geldiğini vurgularken, “Bu durum, Cezayir’in bazı konularda pozisyonunu etkilemiyor. Çünkü 2007 yılından beri Cezayir, AFRICOM’un Afrika kıtasındaki varlığını kabul etmiyor. Genellikle Washington adına askeri görevler üstlenmeyi reddediyor. Cezayir Dışişleri Bakanlığı tarafından savunulan üçlü güvenlik, kalkınma ve egemenlik çerçevesinde daima eşitlik ilkesini tesis ediyor” dedi.
Çarpıcı olan şey, Afrika kıtası ile ilişkilerde meydana gelen yeni uluslararası faktörlerdir. Bu çerçevede ABD’nin Afrika’ya yönelmesinin kalıcı bir nedeni olduğunu söyleyen Atiyye, “Bu, Çin, Rusya, Türkiye, İsrail veya Brezilya’nın varlığı başta olmak üzere birkaç uluslararası tarafın şu anda bu kıtada yer almasıdır” ifadelerini kullandı. İdris Atiyye, “Aynı şekilde ABD Başkanı Donald Trump’ın aradığı tamamen pragmatik bir boyuta sahip iç unsur olan ABD başkanlık seçimlerinin yaklaşmasıdır” dedi.

Genelkurmay Başkanının mesajı
Washington’un bu alanda önderlik ettiği uluslararası önerilerle pek tutarlı olmayan yerel bir yaklaşıma göre Cezayir’in terörle mücadelede bölgesel rolünden geri adım atmama arzusu artık gizli bir mesele değil. Bu çerçevede gözlemciler, Genelkurmay Başkanı’nın AFRICOM komutanını karşılaması sonrasında yaptığı açıklamaya değinirken, Cezayir’in bir noktada kimsenin desteği olmadan terörü yendiğini belirtti.
Atiyye, “Şangariha, dünyaya AFRICOM komutanı aracılığıyla Cezayir’in terörle mücadelede entegre bir okul olduğunu, bu alanda dersler verebileceğini ve herhangi bir yardıma ihtiyaç duymadığını belirtti. İstihbarat işbirliğini memnuniyetle karşılama karşılığında diplomasi dilinde bu, doğrudan insani varlığının reddedilmesidir. ABD, geçmişte Cezayir’e terörizmle savaşmak için, gece görüş cihazları da dahil olmak üzere birkaç gelişmiş ekipman sağlamayı reddetti. 1990’larda Cezayir’in dünyada kanlı terör saldırılarına mustarip tek ülke olduğu söylenebilir. Bugüne kadar devam eden psikolojik zararın yanı sıra yaklaşık 250 bin mağdur ve yaklaşık 500 milyar dolarlık maddi kayıptan bahsediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Afrika güvenlik politikalarında öğretim görevlisi İsmail Hayuni, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada “AFRICOM, karargahı hususunda net bir kararın bulunmaması ve bu kuvvetleri Almanya’dan ABD’ye geri çekme olasılığı nedeniyle çeşitli seçenekleri incelemektedir. Büyük olasılıkla bölgesel güçlerin terörizmle mücadeleyi devralma istekleri ve şartları hakkında nabzını tutmaya çalışacaktır” ifadelerini kullandı.
Hayuni, “Cezayir, genellikle teknik ve istihbarat işbirliğine dayalı bir yaklaşım önerir. AfB’nin Barış Konseyi’ne ve Afrika Terörle Mücadele Araştırmaları Merkezi’ne bağlı birkaç çağrı merkezi vardır. Ama bununla birlikte mekanizmalar yavaştır ve özellikle Afrika kıtası ülkeleri arasında aranan isimlerin takibi ve teslimi gibi gerekli imkanlardan yoksundur. AFRICOM ve Rusya arasında Libya hususunda yeni anlaşmazlıklar olduğu için Cezayir’in, kendisini müttefiki Rusya ile çatışmaya sokacak bir rolü kabul edeceğini sanmıyorum. Bu nedenle Cezayir ve Washington arasındaki işbirliği, en az on yıldır olduğu gibi aynı kalacaktır” açıklamasında bulundu.



Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.


İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.