Rusya’dan Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığına dış müdahale uyarısı

Bakü, Erivan'ı füze sistemini hedef almakla tehdit ederken Ankara Karabağ'a askeri müdahale tehdidinde bulunuyor

Dağlık Karabağ’da çatışmalar devam ederken Terter şehrindeki Sehlabad köyünde sığınaktan çıkan bir Azeri vatandaşı (AFP)
Dağlık Karabağ’da çatışmalar devam ederken Terter şehrindeki Sehlabad köyünde sığınaktan çıkan bir Azeri vatandaşı (AFP)
TT

Rusya’dan Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığına dış müdahale uyarısı

Dağlık Karabağ’da çatışmalar devam ederken Terter şehrindeki Sehlabad köyünde sığınaktan çıkan bir Azeri vatandaşı (AFP)
Dağlık Karabağ’da çatışmalar devam ederken Terter şehrindeki Sehlabad köyünde sığınaktan çıkan bir Azeri vatandaşı (AFP)

Tartışmalı Dağlık Karabağ Bölgesinde, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan çatışma dün, Ermenistan’a ait bir savaş uçağının bir Türk savaş uçağı tarafından vurulduğunun ve pilotun öldüğünün duyurulmasının ardından tehlikeli bir boyuta ulaştı. Bu sıcak gelişmeyle birlikte, özellikle Bakü'nün Erivan'ın sahip olduğu Rus yapımı S-300 füze savunma sistemlerini kullanması halinde hedef alacağını ima etmesiyle, iki tarafın saldırı silahlarını kullanmaya geçmesine ve savaş yelpazesini genişletmesine işaret etti. Öte yandan Türkiye açıkça Azerbaycan'ın çıkarına askeri müdahalede bulunduğunu ima ederken, Rusya, iki komşu ülke arasındaki çatışmaya doğrudan müdahaleye devam edilmesine karşı  güçlü bir uyarıda bulundu. Kremlin, ‘çatışmayı körüklemek yerine sakinleştirmeye’ çağırdı. Bu arada İran da yanlışlıkla hava sahasına giren bir insansız hava aracının (İHA) düşürülmesi sonrası çatışma hattına girdi.
Bu, Rusya’nın Türkiye yönetiminin, Azerbaycan'a tam destek verdiğine dair yaptığı açıklamalara ve çatışma bölgesine savaşçılar ve askeri teknoloji gönderilmesine ilişkin verilere karşı verdiği ilk tepkiydi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov yaptığı açıklamada, “Karabağ çevresindeki çatışmanın taraflarına yönelik askeri destek içeren açıklamalar, durumu daha da karmaşık hale getiriyor” ifadelerini kullandı. Peskov, çatışmayı körüklemek yerine krize barışçıl bir çözüm bulunmasına yardımcı olması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Peskov, Rusya’nın, başta Türkiye olmak üzere tüm ülkeleri, savaşan tarafları ateşi kesmeye ve bu uzun süredir devam eden (Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki) çatışmada siyasi ve diplomatik yollarla barışçıl bir çözüm arayışına dönmeye ikna etmek için her türlü çabayı göstermeye çağırdığını vurguladı.
Rusya Devlet Duması (Rus Parlamentosunun alt kanadı) çatışan tarafları müzakerelere geri dönmeye çağıran bir bildiri kabul etti. Duma bildirisinde, acil ateşkes ilan edilmesi ve bölgede çatışmanın daha da şiddetlenmesinin önlenmesi ve durumun barışçıl bir şekilde çözüme kavuşturulması gerektiğini ve bundan başka alternatif bir yol olmadığını vurgulandı. Duma milletvekillerinin tarafları müzakere sürecini yeniden başlatmaya çağırdıkları belirtilen bildiride, Rusya’nın durumun istikrara kavuşturulması konusunda arabuluculuk desteği vermeye hazır olduğu kaydedildi.
Diğer yandan iki komşu ülke arasındaki askeri çatışmalar dün de devam etti. Azerbaycan Savunma Bakanlığı Karabağ'da temas hattı boyunca bir karşı saldırı başlattığını duyururken Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin Ermenistan Hava Kuvvetleri'ne ait 12 uçaksavar sistemini imha ettiğini açıkladı.
Öte yandan Erivan, Azerbaycan askeri mercileri tarafından yapılan açıklamalara itiraz ederken Karabağ savunma güçlerinin cephe hattındaki bölgelere yapılan birçok saldırıyı püskürtmeyi başardığını söyledi. Ermenistan Savunma Bakanlığı, Azerbaycan ordusuna ait bir helikopterin füze savunma sistemi tarafından düşürülmesini gösterdiğini söylediği bir video yayınladı. Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Artsrun Hovhannisyan, Ermenistan ordusunun Karabağ'daki çatışma bölgesinde Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir helikopteri düşürdüğünü açıkladı. Ermenistan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Karabağ, ‘yoğun hava ve füze saldırılarına maruz kaldı’.

Türkiye’den Ermenistan’a yalanlama
Sahadaki en dikkat çekici gelişme, Ermenistan Hava Kuvvetleri’ne ait Suhoy Su-25 tipi savaş uçağıyla ilgili haberdi. Ermenistan Savunma Bakanlığı Basın Sözcüsü Shushan Stepanyan, Türk Hava Kuvvetleri'ne ait bir F-16 savaş uçağının, Ermenistan Hava Kuvvetleri'ne ait Su-25 tipi bir uçağı düşürdüğünü açıkladı. Stepanyan, “Muharip bir görevi yerine getiren Türk Hava Kuvvetleri'ne ait bir F-16 savaş uçağı, Ermenistan Hava Kuvvetleri'ne ait Su-25 tipi bir uçağı düşürdü. Uçağın vurulması sonucu pilot öldü” açıklamasında bulundu.
Buna karşın Türkiye Savunma Bakanlığı,  Erivan'ın açıklamalarını yalanlayıp Türk Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarının Ermenistan’a ait herhangi bir uçağı düşürmediğini açıkladı. Ancak gelişmenin özellikle çatışan tarafların (Azerbaycan ve Ermenistan) füze ve savaş uçaklarıyla karşılıklı tehditleşmelerinin, çatışmaları, yeni bir boyuta taşıyabileceği düşünülüyor. Bunlar arasında Azerbaycan Savunma Bakanlığı’nın dün, Bakü’nün Erivan’ın şu anda Karabağ’a transfer ettiğini söylediği S-300 füze savunma sistemlerini imha etme tehdidi yer aldı. Rus askeri yetkililer, Rus yapımı bu füze sisteminin, bölgede uçuş yapan uçakları veya füzeleri vurma kabiliyetine sahip olması sebebiyle, etkinleştirilmesi halinde çatışmaların seyrini değiştireceğine dikkati çektiler.
 Azerbaycan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Vakıf Dergahlı’nın yaptığı açıklamaya göre Bakü’nün elde ettiği veriler, ‘Erivan hava sahasını koruyan S-300 füze savunma sistemlerinin savaş hizmetinden çıkarıldığını ve şu anda işgal altındaki bölgelere doğru ilerlediğini’ doğruluyor. Albay Dergahlı, “Karabağ’da bozguna uğrayan Ermeni ordusunun askeri mühimmatının da aynı kaderi paylaşacağını ilan ediyoruz. Son çatışmalar, ‘yenilmez Ermeni ordusu efsanesinin’ asılsız olduğunu bir kez daha göstermiştir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Ermenistan Savunma Bakanlığı, ‘Ermeni askerlerinin, Karabağ'daki savaşta, imha silahları kullanmak zorunda kalabileceklerini’ belirtti. Savunma Bakanlığı Basın Sözcüsü Stepanyan yaptığı açıklamada, “Savunma Bakanlığı, Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin geniş bir alana yayılan askeri güç ve mühimmatı imha etmek için çok çeşitli imha araçları ve askeri teçhizat kullanmak zorunda olduğu uyarısında bulunuyor. Bunun sebebi, Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin ağır roketatar sistemleri, ağır top ve Smerç tipi füze rampaları kullanmasıdır. Bu durum, çatışmaların mantığını ve ölçeğini değiştirir ve onu yeni bir seviyeye taşır” şeklinde konuştu.

İran, Doğu Azerbaycan Eyaleti’nde İHA düşürdü
Bu arada İran, Doğu Azerbaycan Eyaleti’nin Melekan şehri yakınlarında ülkenin hava sahasını ihlal eden bir İHA’nın düşürülmesi sonrası çatışma hattına girdi. İran Devlet Televizyonu’na konuşan askeri kaynaklar, ‘İran savunma sisteminin, ülkenin kuzeybatısında yer alan Doğu Azerbaycan Eyaleti’nde hava sahasını ihlal eden bir düşman uçağını düşürdüğünü’ bildirdiler. Kaynaklar, düşürülen İHA’nın kime ait olduğuna dair herhangi bir bilgi vermediler. Bununla birlikte İran Polis Gücü, pazartesi günü Azerbaycan ve Ermenistan’ı aralarında devam eden çatışmalar sırasında İran topraklarına doğrudan ateş açılmaması konusunda uyardı.
Ankara'daki bir diğer gelişmede ise Türk yetkililer, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmalara doğrudan askeri müdahale olasılığına kapıyı araladılar. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin gerek sahada gerekse müzakere masasında Azerbaycan'ın yanında olduğunu vurgulayarak, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu'nun sorunun çözümünde herhangi bir rol oynamamasını eleştirdi. Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un eşlik ettiği Çavuşoğlu, dün Ankara'daki Azerbaycan büyükelçiliğini ziyaret ederek büyükelçi Hazar İbrahim ile görüştü. Çavuşoğlu, ülkesinin Bakü hükümetine ve halkına verdiği desteği bir kez daha ifade ettiğini söyledi.

“Tek bir çözüm var. Ermenistan işgal ettiği topraklardan çekilecek”
Ermenistan-Azerbaycan sorununun çözümünün ‘basit’ olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Esasen bu sorunun çözümü basit. Tek bir çözüm var. Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilecek. Bu çekilme olmadığı sürece bu sorun çözülmez” ifadelerini kullandı. Çavuşoğlu açıklamasında ayrıca, “Azerbaycan'ın işgal edilmiş toprakları kurtulsun, azat edilsin. Bir milyona yakın göç etmek zorunda kalan Azerbaycanlı kardeşlerimiz de evlerine dönebilsin” dedi.
Türkiye'nin sorunu barışçıl yoldan çözmek için önceki yıllarda da büyük çaba sarf ettiğini belirten Dışişleri Bakanı, “Bugün hep birlikte haklı olarak ve doğru bir şekilde Ukrayna'nın ve Gürcistan'ın toprak bütünlüğünü destekliyoruz. Bu doğru bir şeydir. Ama söz konusu Azerbaycan olunca toprakları işgal edilen Azerbaycan'la işgalci Ermenistan'ı eşit tutuyorlar. Bu yanlış ve haksız bir yaklaşım” şeklinde konuştu.

“İran, sınırlarının silah ve mühimmat için kullanılmasına izin vermeyecektir”
Bir başka gelişmede ise İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, İran sınırından Ermenistan'a silah ve askeri malzeme taşındığı yönündeki iddiaları yalanlayarak, “İran, sınırlarının silah ve mühimmat için kullanılmasına izin vermeyecektir” dedi. Sözcü bu açıklamayı, Katyuşa füze fırlatıcısına benzeyen askeri bir araç taşıyan bir kamyonun ülkenin kuzeybatısında İran ile Ermenistan arasındaki Norduz Sınır Kapısı’na ve oradan Ermenistan’a geçtiğini gösteren videonun sosyal medyada yayılmasının ardından yaparken videonun ne zaman kaydedildiğine dair herhangi bir bilgiye ulaşılamadı.
İran'ın yarı resmi ajansı ISNA’nın haberine göre Hatibzade, gazetecilerin İran sınırından Ermenistan'a silah ve askeri malzeme taşındığı yönündeki iddialarla ilgili sorularına, “İran ile komşu ülkeler arasındaki askeri olmayan normal ürünlerin geçişi her zaman olduğu gibi devam ediyor. Silah sevk ettiği iddia edilen kamyonlar da normal ticari ürünler taşıyorlar. İran, kendi sınırlarından transit geçen ürünleri dikkatle kontrol etmekte ve gerekli incelemeleri yapmaktadır. İran, sınırlarının silah ve mühimmat için kullanılmasına izin vermeyecektir” yanıtını verdi.



Washington’da güç dengelerini kim değiştirecek?

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
TT

Washington’da güç dengelerini kim değiştirecek?

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)

ABD’de ön seçim sezonu bu hafta sona ererken, 3 Kasım’da yapılacak ve kritik önem taşıyan ara seçimler için geri sayım başlıyor. Seçimlere 50 günden az bir süre kaldı.

Yoğun geçen ön seçim sezonu Delaware tamamlanıyor. Sezon boyunca yaşanan sert siyasi çekişmeler yalnızca iki parti arasındaki rekabetle sınırlı kalmadı. Parti kurumlarının dışından gelen öne çıkan isimlerin yükselişiyle birlikte parti içi dengeler de sarsıldı.

Demokratlarda sol kanat yükseliyor

En belirgin dönüşüm Demokrat Parti’de yaşandı. Sol eğilimli çok sayıda isim, parti yönetimlerinin desteklediği adayları geride bırakarak ön seçimleri kazandı. Bu durum, söz konusu adayların Kongre’ye girmesi halinde parti yönetimlerinin önemli meydan okumalarla karşı karşıya kalacağının işareti olarak değerlendiriliyor.

cvdfhj
Florida’da Demokratların Senato adayı Angie Nixon, 5 Eylül 2026 (Reuters)

Ön seçimleri kazananlar arasında Amerika Demokratik Sosyalistleri Örgütü ile bağlantılı çok sayıda aday bulunuyor. Bunun yanı sıra ilerici kanattan gelen ve sürpriz sonuçlara imza atan isimler de var. Bunların başında Michigan’dan Senato üyeliğine aday olan Abdülrahman Seyyid ile Minnesota’daki Peggi Flanagan geliyor. Ayrıca Demokratik Sosyalistler Örgütü’nden Angie Nixon, Florida’da Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun daha önce temsil ettiği koltuğu kazanmak için yarışıyor.

Cumhuriyetçilerin karşı karşıya olduğu zorluklar

Cumhuriyetçiler ise farklı türden zorluklarla karşı karşıya. ABD Başkanı Donald Trump’ın halk desteği, seçmenlerin artan fiyatlar ve kötüleşen ekonomik koşullardan duyduğu rahatsızlığın etkisiyle geriliyor.

Anketlerin büyük bölümüne göre Amerikalıların yalnızca yüzde 30’u Trump’ın ekonomi politikalarındaki performansını destekliyor. Enflasyon ve yaşam maliyeti söz konusu olduğunda bu oran yüzde 24’e düşüyor. Buna karşılık göç ve sınır güvenliği Trump’ın güçlü olduğu başlıklar arasında yer alıyor. Seçmenlerin yüzde 44’ü Trump’ın göç politikasındaki performansını, yüzde 52’si ise sınır güvenliği konusundaki performansını destekliyor. Dış politikada ise destek oranı aynı düzeyde değil ve bir kamuoyu araştırmasına göre yüzde 37’de kalıyor.

ghj
Trump, 13 Eylül 2026'da uçağında gazetecilerin sorularını yanıtlarken (AP)

Ancak Cumhuriyetçi Parti, tarihe karşı bir yarış yürüttüğünün farkında. ABD’de geleneksel olarak başkanın partisi ara seçimlerde diğer partiye, bu durumda Demokratlara, sandalye kaybediyor. Bu nedenle Cumhuriyetçi parti yönetimleri kayıpları sınırlamaya çalışırken Trump’ın tabanına sandık başına gitme çağrılarının Cumhuriyetçi seçmenlerin seçim motivasyonunu artırmasını umuyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı verilere göre Cumhuriyetçi seçmenlerin yalnızca yüzde 31’i seçimlere katılma konusunda yüksek motivasyona sahip. Demokrat seçmenlerde ise bu oran yüzde 46’ya ulaşıyor.

Bu durum, Cumhuriyetçilerin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri olabilir. Parti yönetimleri Demokrat Parti’de sol hareketin güçlenmesi konusunda seçmenleri uyarmak için yoğun çaba harcıyor. Bu yaklaşım, Teksas’ta düzenlenen olağanüstü Cumhuriyetçi Parti konferansında da açık biçimde ortaya çıktı.

Ancak burada sorun, seçmenin bu meseleyle fazla ilgilenmemesi. Seçmen esas olarak ekonomiye odaklanıyor. Bu da Cumhuriyetçileri, eski Başkan Joe Biden’ın seçim kampanyasında Demokratların karşılaştığı duruma benzer bir noktaya getiriyor. Demokratlar ve Biden, seçmeni ilgilendiren meseleler yerine Trump’ı uyarmaya ve onu demokrasi açısından bir tehdit olarak nitelemeye ağırlık vermişti. Bunun bedelini de sandıkta ödemişlerdi.

Nihai hedef

Adayların kesinleşmesi ve parti yönetimlerinin nihai zafer hedefine odaklanmasıyla birlikte beklentiler, bazı eyaletlerde seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi yönündeki girişimlere rağmen Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Demokratların ele geçireceği yönünde.

10 eyalette seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi için girişimde bulunuldu. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluklarını koruma şansını artırmak amacıyla başlattığı bu benzeri görülmemiş yeniden bölgelendirme mücadelesine Demokratlar da benzer adımlarla karşılık verdi.

bgnm
Demokratların Senato ve Temsilciler Meclisi'ndeki liderleri Chuck Schumer ve Hakeem Jeffries, New York'ta 11 Eylül saldırılarının yıl dönümü anma töreninde (AFP)

Cook Political’ın tahminlerine göre yeni seçim haritaları Cumhuriyetçilere yaklaşık dört sandalye kazandırabilir. Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun yalnızca birkaç sandalyelik farkla belirleneceği düşünüldüğünde bu önemli bir avantaj sağlayabilir.

Senato’da ise denklem farklı. Cumhuriyetçiler 53 sandalyeye sahipken Demokratların 47 sandalyesi bulunuyor. Bu nedenle Demokratların çoğunluğu elde edebilmesi için dört sandalye kazanması gerekiyor. Michigan gibi bir eyalet de bu hedefe ulaşılması açısından kritik önem taşıyor.

Kasım ayına kadar parti yönetimleri iç anlaşmazlıklarını bir kenara bırakarak, Donald Trump’ın başkanlığının geriye kalan iki yılında siyasi tabloyu belirleyecek hayati hedefe odaklanacak.

Ya Cumhuriyetçiler çoğunluğu koruyacak ve mevcut dengeler devam edecek ya da Demokratlar iki meclisten yalnızca birinde bile çoğunluğu elde etse siyasi denetim ve hesap sorma mekanizmalarını yeniden etkinleştirerek Washington’daki güç dengelerini değiştirecek.


Fransa’nın Riyad Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Havacılık, Suudi Arabistan’a yönelik ihracatımızı yönlendiriyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
TT

Fransa’nın Riyad Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Havacılık, Suudi Arabistan’a yönelik ihracatımızı yönlendiriyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)

Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçisi Patrick Maisonnave’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Paris ziyareti, Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ekonomi ve yatırım ilişkilerini yeni bir aşamaya taşıdı. İki ülke arasındaki ortak projelerin uygulanması hız kazanırken; ulaştırma, lojistik, enerji ve ileri teknolojiler gibi sektörlerdeki iş birliği de genişleme kaydetti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, 24 Ağustos’ta Paris’e gerçekleştirdiği ziyarette Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte Suudi Arabistan-Fransa Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık etmişti. İki ülke ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilen bu toplantı kapsamında, çeşitli alanlarda yaklaşık 20 anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandığı duyurulmuştu.

İki ülke liderlerinin başkanlığında 24 Ağustos’ta Paris’te düzenlenen Stratejik Ortaklık Konseyi ilk toplantısının uzun vadeli iş birliği sürecini pekiştirdiğini belirten Maisonnave, ikili ticaret hacminin 2025 yılında yüzde 11 oranında arttığını ve Suudi Arabistan’ın Fransa’nın Ortadoğu’daki en büyük ticari ortağı haline geldiğini vurguladı.

Fransa’nın Suudi Arabistan’a yönelik ihracatında havacılık sektörünün ilk sırada yer aldığını aktaran Maisonnave, ilaç, gıda, kozmetik ve elektrikli ekipmanların da dış satışta öne çıkan diğer ana ürün gruplarını oluşturduğunu ifade etti.

Maisonnave ayrıca, Veliaht Prens’in ziyaretinden elde edilen sonuçların iki ülke arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini ivmelendirdiğini, Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ise ekonomik bağları güçlendiren ve geleceğin dönüşüm alanlarında yeni iş birliği imkanları sunan bir çerçeveye dönüştüğünü sözlerine ekledi.

cdfgthy
Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçisi Patrick Maisonnave (Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçiliği)

Fransa’nın şu anda Suudi Arabistan’daki yabancı yatırımcılar arasında üçüncü sırada yer aldığını belirten Maisonnave, ülkesinin bu varlığı güçlendirmeyi ve daha fazla Fransız şirketini Krallık’ta yaşanan ekonomik dönüşümün sunduğu fırsatlardan yararlanmaya teşvik etmeyi hedeflediğini vurguladı.

Bu kapsamda kredi sigortası mekanizmalarının genişletilmesinin Fransız şirketlerinin Suudi Arabistan’daki büyük stratejik projelere katılımını destekleyeceğini ifade eden Maisonnave, Fransa’nın yatırım, ortaklık kurma, yetkinlik geliştirme, katma değer ve istihdam yaratma yoluyla bu projelere katkısını artırmayı amaçladığını kaydetti.

Duruma örnek olarak CMA CGM Grubu ile Red Sea Gateway Terminal arasında Cidde Limanı’ndaki dördüncü terminalin geliştirilmesi ve işletilmesine yönelik yapılan anlaşmayı gösteren Maisonnave, bu adımın küresel düzeyde varlık gösteren büyük bir Fransız grubunun uzmanlığı ile Suudi Arabistan’ın ana bir lojistik merkezi olma hedefini bir araya getirerek söz konusu yaklaşımı somutlaştırdığını belirtti.

Maisonnave, Krallık’ın Avrupa, Asya ve Afrika’yı birbirine bağlama konusunda üstlendiği stratejik rol göz önüne alındığında bu anlaşmanın Suudi Arabistan’ın hedeflerini desteklediğini; söz konusu rolün öneminin Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz sırasında net bir şekilde ortaya çıktığını dile getirdi.

Kent içi ulaşım sektörüne de değinen Maisonnave, Alstom şirketinin Riyad metrosu için ilave tren setleri tedarik etmek üzere imzaladığı sözleşmenin, Krallık’taki büyük altyapı projelerinin hayata geçirilmesinde Fransız uzmanlığından faydalanıldığının bir başka göstergesi olduğunu ifade etti.

Maisonnave ayrıca, iki ülke arasındaki iş birliğinin karşılıklı olarak geliştiğine dikkat çekerek, Qiddiya şirketinin Paris bölgesinde eğlence alanında planladığı projenin Suudi Arabistan’ın Fransa’daki yatırımlarının arttığına dair ‘güçlü bir sinyal’ ve Fransa’nın bu tür projeleri çekme kapasitesine duyulan güvenin bir kanıtı olduğunu sözlerine ekledi.

Geleceğin teknolojileri ve enerji

Maisonnave, Suudi Arabistan ile Fransa arasında geleceğin teknolojilerindeki ortaklığın güçlendirilmesinin bir öncelik olduğunu belirterek, HUMAIN ile Mistral AI arasında duyurulan stratejik iş birliğini bu yaklaşımın bir modeli olarak gösterdi. Söz konusu iş birliğinin; yapay zekâ altyapısının geliştirilmesini, gelişmiş modellerin inşa edilmesini ve Krallık’ın ihtiyaçlarına uygun çözümlerin sunulmasını kapsadığını ifade eden Maisonnave, bu adımın yüksek performanslı yapay zekâ kapasitesinin geliştirilmesine katkı sağlarken bu teknolojilerde Arapça dilinin varlığını da güçlendireceğini kaydetti.

Enerji sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Maisonnave, ülkesinin küresel enerji piyasalarının istikrarına ve tedarik güvenliğinin artırılmasına katkıda bulunma konusunda kararlı olduğunu vurguladı. Maisonnave, Suudi-Fransız iş birliğinin petrol, petrokimya, sürdürülebilir elektrik üretimi, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, enerji depolama, temiz hidrojen ve barışçıl nükleer enerji alanlarını kapsayacağını belirtti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Paris ziyaretiyle eş zamanlı olarak düzenlenen Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’nın sonuçlarına da değinen Maisonnave, her iki taraftan özel sektör temsilcilerini bir araya getiren bu etkinliğin ana sektörlerdeki yatırım fırsatlarını ele alarak iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde artan ivmeyi yansıttığını ifade etti.

Suudi-Fransız ekonomik ilişkilerinin artık karşılıklı yatırımlara, uzun vadeli projelere ve ortak ilgi alanlarında deneyim aktarımına dayandığını söyleyen Maisonnave, Veliaht Prens’in ziyareti sırasında duyurulan yaklaşık 20 anlaşma ve mutabakat zaptının, iki ülke şirketleri arasındaki iş birliğinin genişliğini ve mevcut ortaklıkların büyümesini gösterdiğine dikkat çekti.


İran: Ceviz Dağı'ndaki faaliyetlere ilişkin haberlerin aslı yok

Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
TT

İran: Ceviz Dağı'ndaki faaliyetlere ilişkin haberlerin aslı yok

Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü bugün (Pazartesi), Peacaks Mountain (Ceviz Dağı) olarak adlandırılan bölgede faaliyet yürütüldüğüne ilişkin haberlerin hiçbir dayanağı olmadığını söyledi.

Trump, geçen hafta ABD'nin Peacaks Mountain'daki faaliyetleri izlediğini belirtmiş ve Washington'ın bölgeyi vurabileceği uyarısında bulunarak İran'ı dikkatli olmaya çağırmıştı.

Devrim Muhafızları'ndan İHA açıklaması

Öte yandan İran Devrim Muhafızları'nın halkla ilişkiler birimi, bugün sabah saatlerinde gelişmiş bir MQ-1 tipi insansız hava aracının (İHA) tespit edilerek Hürmüz Boğazı hava sahasında Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri'ne bağlı hava savunma sistemi tarafından imha edildiğini açıkladı.

İranlı nükleer yetkili Viyana'ya gidemedi

Diğer taraftan İran devlet televizyonu, İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami'nin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) toplantısına katılmak üzere Viyana'ya girişinin ABD'nin çıkardığı "engeller" nedeniyle önlendiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre  İslami ve beraberindeki heyet, cumartesi günü tarifeli bir uçakla Viyana'ya gitmek üzere yola çıktı ancak "ABD'nin koyduğu engeller nedeniyle" yolculuk sırasında durduruldu. İslami ve heyetinin daha sonra Tahran'a döndüğü belirtildi.

İslami'nin nükleer enerji konulu yıllık genel konferansa katılmak üzere UAEA'nın Viyana'daki merkezine gitmesi bekleniyordu.

Hürmüz'deki saldırılar enerji arzı endişelerini artırıyor

Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki diplomatik çabaların görünürde bir çıkmaza girdiği ve bölgenin petrol taşımacılığındaki en önemli iki güzergâhını hedef alan yeni saldırıların küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırdığı bir dönemde yaşanıyor.

Hürmüz Boğazı'nda petrol taşımacılığı açısından riskler sürüyor. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO), dün (Pazar) bir merminin Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan bir gemiye isabet ettiğini açıkladı. Saldırı sonucunda gemide yangın çıktı ve mürettebat gemiyi tahliye etmek zorunda kaldı.

İran ise kendi kıyıları açıklarında saldırıya uğrayan İran'a ait ticari bir gemide bir kişinin hayatını kaybettiğini, dört mürettebatın da yaralandığını bildirdi.

Hürmüz'den geçen yük gemilerinin sayısı 10'un altına geriledi

Gemilerin hareketlerini takip eden ilk verilere göre, hafta başında Hürmüz Boğazı'ndan geçen yük gemilerinin sayısı 10'un altına geriledi. Reuters'ın aktardığı verilere göre bu sayı, son 10 gündeki ortalama 14 geminin oldukça altında kaldı.

Söz konusu veriler, tespit edilmemek amacıyla Otomatik Tanımlama Sistemi'ne (AIS) ait vericilerini kapatarak boğazdan geçmiş olabilecek gemileri kapsamıyor.