Irak Başbakanı Kazimi’den 25 ülkenin büyükelçisine ‘diplomatik misyonları koruma’ sözü

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (Reuters)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (Reuters)
TT

Irak Başbakanı Kazimi’den 25 ülkenin büyükelçisine ‘diplomatik misyonları koruma’ sözü

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (Reuters)
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (Reuters)

Irak hükümeti, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ni kapatma kararının tehlikeli yansımalarını kabullenerek, bu krize son vermek için içerde ve dışarda büyük bir çaba veriyor.
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi, 25 yabancı ve Arap ülkelerinin Bağdat’taki büyükelçileri ile bir araya gelerek, ABD’nin elçiliği kapatma kararının yansımalarını ve Bağdat’ın diplomatik misyonları silahlı saldırılardan korumak amacıyla aldığı tedbirleri anlattı. Kazimi’nin ofisinden yapılan açıklamada, “Kazimi, Irak’ın, hukukun üstünlüğünü sağlama, silahı devlet elinde toplama, diplomatik misyon ve merkezleri koruma konusundaki çabasını vurguladı” denildi. Açıklamaya göre, Kazimi, “Diplomatik misyonların güvenliğine yönelik saldırıların failleri, Irak’ın istikrarını sarsmaya ve bölgesel ve uluslararası ilişkilerini tahrip etmeye çalışıyorlar. Bu saldırılar yalnızca uluslararası misyonları değil bilakis çocuklar da dahil olmak üzere masum vatandaşlara kadar uzandı.
Devletin güvenlik kurumları bu saldırılara son vermeye kararlıdır ve bu hedefi gerçekleştirmek için gerekli tedbirleri almaya başladı. Irak’ın imajına ve uluslararası yükümlülüklerine zarar vermeye çalışan haydutlar, gayrı milli unsurlardan ilham alarak hareket ediyorlar ve Irak halkının iradesini ve dini-siyasi-kültürel mercilerini küçümsüyorlar ki bu merciler haydutların yaptıklarının tehlikesi hususunda hemfikirler” diye konuştu.
Büyükelçiler ise zaman zaman konuşmaya müdahil olarak, büyükelçilik binalarına ve uluslararası koalisyon güçlerine ait teçhizat konvoylarına katyuşa füzeleri ile el yapımı patlayıcıyla düzenlenen saldırıların artmasından duydukları endişeleri dile getirerek, bu saldırıların diplomatların ve Iraklı vatandaşların can güvenliği için oluşturduğu risklere işaret ettiler. Büyükelçiler ayrıca Irak hükümetinin bu saldırılara son vermek, saldırılara karışanların yakalanması ve güvenlik tedbirlerinin sıkılaştırılması amacıyla attığı adımları memnuniyetle karşıladıklarını aktardılar.
Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’ye “Bağdat’tan çekilme kararını” gözden geçirme çağrısında bulunurken, bu kararın ‘riskli’ olduğunu söyledi. Hüseyin’in açıklaması, Washington’un Yeşil Bölge’ye yönelik tekrarlanan saldırılar nedeniyle Bağdat’taki Büyükelçiliği’ni geri çekmeyi düşündüğüne dair çıkan haberlerin ardından geldi. Hüseyin, “Irak hükümeti ABD yönetiminin prensip olarak aldığı Bağdat’tan çekilme kararından huzursuz. Amerikalılar ile görüşmeler ve Irak’tan çekilmeleri konusunda alınan prensip kararı bizi harekete geçmeye itti” diye konuştu.
Hüseyin, Tahran’a düzenlediği son ziyarette İranlı yetkililerle görüşmesine değinerek, “İranlılara bize, Yeşil Bölge’ye yönelik eylemlerin silah kaosuna ve güvenlik sorununa neden olacağını bildirdiler” ifadesini kullandı. İlk kez Irak’taki saldırılarla bağlantısı olan bazı kişilerin tutuklandığını açıklayan Hüseyin, “Hükümet diplomatik misyonların korunması için önlemler aldı” dedi. Saldırılarda parmağı bulunan silahlı grupların ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ni kapatmasını zafer olarak nitelemesine atıfta bulunan Hüseyin, “ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’nin çekilmesiyle zafer düşleyenler yanılıyorlar. ABD Büyükelçiliği’nin Bağdat’tan çekilmesi, Irak halkına yanlış işaretler veriyor ve bu işaretler aynı zamanda ABD’nin lehine değil. Irak hükümeti diplomatik misyonların korunması için gerekli tedbirleri aldı. Irak, Bağdat’taki büyükelçiliğini geri çekmesiyle ilgili kararını değiştirmesi için ABD ile iletişimi sürdürecek” diye konuştu.
ABD’nin, Irak’ın İran’dan doğalgaz ithal edebilmesi için tanıdığı muafiyet süresini 120 günden 60 güne indirmesi, Bağdat’taki Büyükelçiliğine yönelik tekrarlanan saldırılardan duyduğu rahatsızlığın açıkça işareti olarak değerlendirildi.
Silahlı gruplar, uluslararası toplumun Irak hükümetine olan güvenini sarsmak için yeni bir yöntem olarak yola el yapımı patlayıcı tuzaklamak veya rastgele füze fırlatma yoluna başvurdu. Bu füzelerin sonuncusu Bağdat Havalimanı yakınlarındaki Rıdvaniyye köyünde bir eve isabet ederek, bir ailenin yok olmasına neden olmuştu. Irakiyyun (Iraklılar) Kaolisyonu Başkanı Ammar el-Hakim, bu tür saldırıları kınarken, Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, “direnişin sözleşmeye dönüşmesine” karşı uyardı.
Bağdat Havalimanı yolunda ve Yeşil Bölge’ye yakın bir noktada yola tuzaklanan el yapımı patlayıcı dün infilak etti. Bu saldırı, on gün içinde İngiltere’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne ait aracın el yapımı patlayıcıyla hedef alındığı saldırıdan sonra aynı yolla gerçekleştirilen ikinci saldırı. Ammar el-Hakim, dün ABD’nin Bağdat Büyükelçisi Matthew Tueller ile görüşmesinde Irak’taki yabancı diplomatik misyonlara yapılan saldırıları kınadı.
Hakim’in ofisinden yapılan açıklamaya göre, Hakim görüşme sırasında, “Bu eylem, herkes tarafından reddediliyor ve kınanıyor. Hükümet, Iraklı vatandaşın güvenliğine risk oluşturan bu durumları önlemelidir” dedi.
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr ise silahlı gruplara hitaben yazdığı mesajda, “direnişin sözleşmeye dönüşmesine” karşı uyardı. Sadr, “Bizim ve sizin düşmanınız olan işgalciye saldırdığınız silahlarınızın namlusunu kardeşlerinizin ve halkınızın göğsüne çevrirmeyin. İmajınızı koruyun. Ben işgalciyle ateşkes yapan veya tehditlerinden korkanlardan değilim. Ancak dış güçler Irak'ımızı ve onun güvenliğini, istikrarını ve egemenliğini baltalamak istiyor” dedi.
Nahreyn Üniversitesi Öğretim Görevlisi, ulusal güvenlik uzmanı ve Stratejik İşler ve Gelecek Çalışmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Allavi, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Irak’a kardeş ve dost 25 ülkenin büyükelçilerinin Başbakan Kazimi ile görüşmesi, Irak Devleti’ne, uluslararası toplumun Irak’a ve demokratik rejimine verdiği desteğe bağlı kaldığına dair büyük bir destek mesajıdır. Bu ayrıca haklar arasındaki bağların genişlediğinin göstergesidir” diye konuştu.
Allavi, “Bu, zor şartlarda kurulan genç Kazimi hükümetine destek mesajıdır. Başbakan, devlet kontrolü dışındaki silahlar, kendisini devletten daha büyük gören silahlı gruplar, ekonomi ve maaş sorunları, koronavirüs ve işsizlik krizi gibi dikenli dosyaları üstlendi. Irak hükümeti, diplomatik misyonları korumaya kararlıdır. Bu aynı zamanda hükümetin toplumun taleplerini ve devletin kamu politikasının gereklerini yerine getirme konusunda içerde verdiği taahhütler doğrultusunda uluslararası topluma karşı bir yükümlülüğüdür” dedi.
Allavi, hükümetin halihazırda karşı karşıya olduğu tehditlere karşı aldığı önlemler hakkında şunları kaydetti:
“Hükümet, diplomatik misyonların bombalanması olgusuyla mücadelede üç rota değiştirdi. Bağdat Havalimanı ve tesislerinin yönetiminden sorumlu tarafın belirlenmesi yoluyla havalimanında değişiklikler meydana geldi. Aynı şekilde Yeşil Bölge’nin güvenliğinden sorumlu yetkililer değiştirildi ve haydutça bir eylem yapan herhangi bir grubun tespit edilebilmesi için istihbarat ve güvenlik çalışmaları aktif hale getirildi. Sorun ortak. Diplomatik misyonlara yöneltile tehditler, Irak’ın istikrarsız döneme dönmesini, hükümetin uluslararası topluma karşı imajını ve performansını etkilemeyi hedefliyor. Ancak hükümetin ciddi hatalar ve Irak'ın durumunu etkileyen düğümü çözmekle mücadeleden geri adım atmayacağını düşünüyorum.”



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.