Suveyda halkından Şam ve Moskova'ya sert tepki

Suriye’nin güneyindeki yerel gruplar ile 5. Kolordu arasında yaşanan çatışmalarda ölenlerin cenaze töreninde Şam ve Moskova'ya yönelik öfke hakimdi.

Suveyalılar dün, çatışmalarda ölenlerin cenaze törenine katıldılar. (Suwayda 24)
Suveyalılar dün, çatışmalarda ölenlerin cenaze törenine katıldılar. (Suwayda 24)
TT

Suveyda halkından Şam ve Moskova'ya sert tepki

Suveyalılar dün, çatışmalarda ölenlerin cenaze törenine katıldılar. (Suwayda 24)
Suveyalılar dün, çatışmalarda ölenlerin cenaze törenine katıldılar. (Suwayda 24)

Suriye’de nüfusu ağırlıklı olarak Dürzilerden oluşan Suveyda’da düzenlenen, kentin güneyinde Rusya’nın kurduğu ve rejim güçlerine bağlı olarak faaliyet gösteren 5. Kolordu ile yerel gruplar arasında salı günü yaşanan şiddetli çatışmalarda ölen 15 gencin cenazesinde ögke hakimdi. Dün sabah şehirdeki stadyumda düzenlenen cenaze töreninde rejime sert tepki gösterildi.
Söz konusu çatışmalar, 5. Kolordu’nun Suveyda’nın güneyindeki el-Kurayya beldesinde, tarım arazilerine saldırmasının ardından yerel grupların ele geçirilen yerleri geri almak için harekete geçmesi sonucu yaşandı.
Suveydalılar, rejime ve müttefiki Rusya’ya karşı öfkelerini gösterirken Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan yerel kaynaklar şehir sakinlerinin 5. Kolordu'nun altı ay önce kontrol altına aldığı el-Kurayya beldesinden çekilmesi konusunda Suveyda’nın önde gelenlerine verdikleri sözleri tutmamaları sebebiyle Ruslara öfkeli olduklarını aktardılar.  Kaynaklar bölge sakinlerinin rejime de 5. Kolordu’ya engel olmak yerine Suveydalı gençleri çatışmalara sürüklemek amacıyla bölgenin saldırılara uğramasına ve bölgede gerginliğin devam etmesine izin verdiği için öfkeli olduğunu vurguladılar. “Halk, rejim yetkililerini şehitlerin cenaze töreninden kovarak Şam’a olan öfkesini dile getirdi” ifadesini kullandılar.
‘Suwayda 24’ adlı yerel haber sitesine göre gençlerin cenaze töreni, Baas Partisi Genel Sekreteri ile diğer yetkilileri cenazeden kovan vatandaşların öfkelerinin uç noktalara çıktığı bir ortamda düzenlendi.
Diğer yandan Dürzilerin İsrail'de yaşayan ruhani lideri Şeyh Muvaffak Tarif, Suveyda’da son iki günde meydana gelen olayları ‘endişe ile takip ettiğini’ belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Suveyda’daki saldırı, kaynağında ve arkasında kim veya kimler olursa olsun onlara düzenleyenlere pahalıya mal olacaktır. Bölgedeki güvenlik durumunun kötüleşmesine yol açacaktır.”
Resmi sayfasında yer alan açıklamada Tarif, Rusya destekli 5. Kolordu ve Ahmed el-Avde’nin el-Kurayya beldesi ve Suveyda kırsalı sakinlerine yönelik saldırıların durdurulmasını istedi.
Açıklamada Şeyh Tarif’in Rusya Federasyonu Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov ile yaptığı telefon görüşmesinde, ‘tüm dünya Dürzilerini temsil eden beldenin önemi ve tarihi konumu nedeniyle saldırıların devam etmesi halinde bunun, dikkatlerden kaçamayacağını’ vurguladığı aktarıldı. Açıklamada ayrıca Bogdanov'un Tarif'e verdiği yanıtta, haftalar önce Suriye'ye yaptığı ziyaret sırasında Esed ile Suriye'nin güneyindeki durumu ele aldığını, beldede ateşkese giden yolları aramaya ve ülkede faaliyet gösteren Rus kuvvetleriyle konuyu görüşeceğine dair söz verdiği kaydedildi.
29 Eylül salı günü, Suveyda'daki yerel silahlı gruplar ile Suriye'nin güneyindeki Dera ve Suveyda illeri arasındaki idari sınırlarda faaliyet gösteren Rusya destekli 5. Kolordu'nun kalesi konumundaki Busra eş-Şam’da şiddetli çatışmalar patlak verdi. Ardından Suveyda'nın batı kırsalındaki el-Kurayya beldesinde yerel gruplardan 15, Dera'nın doğusundaki Busra eş-Şam’da da Rusya destekli 5. Kolordu’dan bir unsur öldürüldü.
Yerel kaynaklar, çatışmaların iki taraf arasında ölümlere ve yaralanmalara neden olduğunu bildirirken bölgede halen gergin bir atmosferin hakim olduğunu kaydettiler. Tarafların bölgeye askeri yığınak yapmayı sürdürdüklerini aktardılar.
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Busra eş- özel kaynaklar, Ulusal Savunma Kuvvetleri’ne bağlı Suveydalı silahlı bir grubun salı sabahı Suveyda’daki el-Kurayya beldesi ile Dera’daki Busra eş-Şam arasında kalan 5. Kolordu’ya ait mevzilerin bazılarına saldırı düzenlediğini bildirdiler. Kaynaklar, saldıran güçlerin Suveyda’daki el-Kurayya şehrine takviye kuvvetler getirdiğini, 5. Kolordu’nun ise hedef alınan noktalara ağır askeri teçhizat konuşlandırdığını belirttiler.
Kaynaklar, Suveydalı yerel silahlı gruptan dört unsurun öldürüldüğünü, bazılarının yaralandığını ve 5. Kolordu’dan da iki unsurun yaşamını yitirdiğini kaydettiler. Bununla birlikte Suveydalı gruplar, el-Menah, ed-Dilafe ve Buyut el-Bedv beldelerini 5. Kolordu’dan geri alırken Suveyda’daki el-Mucmir ve Berd beldelerine düzenlenen füzeli saldırılar ise bir sivilin yaralanmasına neden oldu.
Suveydalı kaynaklar, çatışmaların, Ahmed el-Avde liderliğindeki Busra eş-Şam'da konuşlu 5. Kolordu’ya bağlı 8. Tugay kuvvetlerinin el-Kurayya’da bölge sakinlerine ait tarım arazilerinden çekilmemesinin ardından patlak verdiğini aktardılar. 5. Kolordu'nun birkaç gün önce bölgeye takviye güçler getirdiğini ifade eden kaynaklar, Suveydalı grupların buna göre saldırı kararı aldıklarını belirttiler.
Diğer yandan Suveyda’daki ‘Onurlu Adamlar Hareketi’ olarak isimlendirilen yerel silahlı gruplar, el-Kurayya beldesindeki çatışmalarda unsurlardan bazılarının öldüğünü, bir kısmının da yaralandığını bildirdiler. El-Kurayya’daki çatışma bölgelerine yüzlerce savaşçının gönderildiğini aktardılar.
Diğer yandan geçen nisan ayında meydana gelen ilk anlaşmazlığın ardından 5. Kolordu ile el-Kurayya beldesinin önde gelenleri arasında yapılan müzakereleri yakından takip eden kaynaklar, 5. Kolordu unsurlarının Suveyda’daki çiftçilerin tarlalarındaki mahsullerini hasat etmelerini engellemediklerini, bölgeye birkaç aydır sakin bir havanın hakim olduğunu belirttiler.
Müzakerelere katılan heyet, bölgede iç barışı koruma sözü vermişti. Ancak saldırı, Busra eş-Şam ile el-Kurayya arasındaki 5. Kolordu’ya ait askeri noktalara yapıldı. Busra eş-Şam sınırları içinde yer alan bu noktaların hedef alınmasının bölgede yeni tartışmalara yol açması bekleniyor.
Güvenilir kaynakların açıklamalarına göre Suveydalı gruplar, 5. Kolordu’nun özellikle el-Kurayya beldesinin kontrolünü ele geçirdiğine ve bölgede askeri noktalar kurduğu görüşündeler. Oysa daha önce yapılan anlaşmada, 5. Kolordu tarafından kontrol edilen noktalara bitişik köy topraklarında Suriye ordusunun konuşlandırılması ve 5. Kolordu'nun Busra eş-Şam topraklarındaki askeri noktalarında kalması öngörülüyordu. Bu anlaşmaya, Deralı ve Suveydalı heyetlerin Rusya'nın gözetiminde gerçekleştirdikleri müzakere çabalarıyla varılmıştı.
El-Kurayya beldesinde ve Dera’nın doğu kırsalında meydana gelen bu son çatışmalar, 5. Kolordu ile Suveydalı yerel silahlı gruplar arasındaki ilk gerilim değildi. Güney bölgesi, Nisan 2020'nin başlarında da el-Kurayya beldesindeki bir gerilime tanık olmuştu. Söz konusu çatışmalarda el-Kurayya beldesine bağlı yerel gruplardan 15 unsur, 5. Kolordu’dan da 3 unsur öldürülmüştü. O dönem Onurlu Adamlar Hareketi bir bildiri yayınlayarak, çatışmaların çok sayıda ölüme ve yaralanmaya neden olduğunu öne sürmüş, bundan da Rusya destekli 5. Kolordu’yu sorumlu tutmuştu. Bildiride 5. Kolordu’nun doğrudan Suriye’deki Rus kuvvetlerinden emir aldıkları için onlar tarafından gerçekleştirilen ‘katliamların da Rus kuvvetlerinin sorumluluğunda olduğu, 5. Kolordu liderlerinden Ahmed el-Avde’den başlayarak ‘sivillere yönelik işlenen katliamın’ faillerine hesap sorulmasının da Rus kuvvetlerine düştüğü belirtildi.
Ancak söz konusu dönem Dera’nın ileri gelenleri tarafından oluşturulan bir heyetin Busra eş-Şam’a giderek 5. Kolordu liderleriyle müzakerelerde bulunması tansiyonu düşürmüş ve gerilimi sona erdirmişti. Yine aynı dönemde Rusya'nın Suriye'deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi müzakerelere dahil olarak Dera'daki Busra eş-Şam’a ve Suveyda’daki el-Kurayya beldesine heyet gönderdi. Heyetin çatışmanın taraflarıyla yaptığı müzakereler sonucu bölgeye askeri noktalar kurulması kabul edildi.



El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı
TT

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

Suriye İnsan Hakları Ağı, Suriye yetkililerine, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol edilen ve şu anda hükümetin kontrolü altına giren tüm gözaltı merkezlerinin güvenliğini, SDG'den yönetimini devraldıktan hemen sonra sağlamaları çağrısında bulundu. SDG, Suriye hükümetinin cumartesi günü Rakka'daki el-Aktan Hapishanesinden serbest bıraktığı 126 çocuğun tutuklanmasını, bu hapishanenin bir kısmının çeşitli davalara karışan veya DEAŞ tarafından askere alınmış çocukları barındırmak için ayrıldığını ve güvenlik nedenleriyle yaklaşık üç ay önce çocuk hapishanesinden buraya nakledildiklerini söyleyerek savundu.

Rakka'daki aktivistlerden Şarku’l Avsat'a verilen bilgilere göre, el-Aktan Hapishanesi'ndeki tutuklu sayısı bin 200'e ulaştı ve onlara yöneltilen suçlamaların çoğu DEAŞ'a üye olmak, Özgür Ordu ile iletişim ve yabancı taraflarla ilişki kurmak idi.

Suriye devlet medyası, çoğu 18 yaşın altında olan gözaltından serbest bırakılan çocuklarla yapılan çok sayıda röportaj ve haberi yayınladı. Bu durum Suriyeliler arasında şok dalgası yarattı. Bir çocuk, amcasının kızını sevdiği için onu ihbar etmesi üzerine üç ay hapis yattığını, bir diğeri ise telefonunda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın fotoğrafı bulunduğu için gözaltına alındığını söyledi. Serbest bırakılan çocuklar, Suriye Haber Kanalı'nda yayınlanan röportajlarda, yemek istedikleri için istismara, elektrik şoku işkencesine ve dayaklara maruz kaldıklarını vurguladılar.

dfgty7u

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi'nin cezaevi idaresi, pazar günü, gözaltında bulunan çocukların şok edici görüntülerini haklı gösteren resmi bir açıklama yayınlayarak, Rakka'daki el Aktan cezaevinin bir kısmının çeşitli davalara karışan veya DEAŞ tarafından askere alınmış çocukları barındırmak için tahsis edildiğini, “Güvenlik nedenleriyle” yaklaşık üç ay önce çocuk cezaevinden buraya nakledildiklerini” belirtti.

Özerk Yönetim'in birçok cezaevi var ve Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) Müdürü Fadl Abdulgani Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bunların sayısının kesin olmadığını söyledi.

sdfrgt
Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) bağlı unsurlar, 23 Ocak 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışındaki El-Aktan hapishanesinden çekilerek Kobani'ye doğru ilerledi (AFP)

Son askeri operasyonlar sırasında Suriye hükümeti, el-Haseke'deki el-Şeddadi hapishanesini ve Rakka'daki el-Aktan hapishanesini Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) geri aldı. Suriye medya kaynakları, SDG'nin geçen yıl onlarca sivili DEAŞ üyesi oldukları suçlamasıyla, herhangi bir doğrulama yapmadan tutukladığını belgeledi.

SDG'nin en öne çıkan hapishaneleri arasında, Haseke'nin güney girişindeki Sanayi Lisesi hapishanesi (tahmini mahkum sayısı 8 bin), Haseke'nin Guveyran mahallesindeki merkez hapishane (erkek, kadın ve çocuklar için, tahmini tutuklu sayısı 10 bin), en kötü olarak kabul edilen Alaya hapishanesi ve Malikiye (Derik) hapishanesi bulunmaktadır.

Suriye İnsan Hakları Ağı'na göre, SDG'nin kurulduğu günden bu yana en az 3 bin 705 kişi zorla kaybedilmiş ve 122 kişi işkence sonucu öldürülmüştür.

rfgt

Medya haberlerine göre son iki gün içinde yüzlerce kişi kayıp oğullarını aramak için el-Aktan hapishanesinin çevresinde toplandı. Rakka vilayetinde yaşayan Hüseyin Halil, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, kardeşinin 10 yıldır kayıp olduğunu belirterek şunları söyledi: “Onu el-Şeddadi veya el-Aktan hapishanelerinde bulacağımıza dair büyük umutlarımız vardı, ancak onunla ilgili herhangi bir bilgi alamadık.” Halil, diğer hapishanelerde kardeşini bulmayı hala umduklarını dile getirdi.

Suriye'nin kuzey ve doğusundaki hapishaneler konusu, Suriye hükümeti ile SDG arasında devam eden müzakerelerde en hassas konulardan biri, çünkü Rakka, Haseke ve Deyrizor illerindeki DEAŞ tutuklularının akıbetiyle ilgili. Medya haberlerine göre, yabancıların da dahil olduğu tahmini 8 bin tutuklu var. ABD önderliğindeki koalisyon güçleri, bu mahkumları Irak'a nakletmeye başladı. Mevcut bilgilere göre, yaklaşık 1000 mahkum nakledildi. Ateşkes anlaşması, bu mahkumların Suriye'den Irak'a naklinin tamamlanması için uzatıldı.

rfgt

ABD'nin, geçen pazartesi günü örgütün tutuklularının el-Şeddadi hapishanesinden kaçmasının ardından tutukluları nakletmeye karar vermesi dikkat çekicidir. Suriye İçişleri Bakanlığı, 120 DEAŞ tutuklusunun kaçmasından SDG'yi sorumlu tutmaktadır. Öte yandan SDG, hapishanenin kontrolü dışında olduğunu ifade etti.

Suriye İnsan Hakları Ağı, dün yayınladığı raporunda, “Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolü altında bulunan eski gözaltı merkezlerindeki suç mahallerinin korunması” çağrısında bulundu. Raporda, “Suriye'nin kuzeydoğusundaki bir dizi gözaltı merkezinin kontrolünün SDG'den Suriye hükümetine devredilmesinin (ciddi insan hakları ihlalleriyle ilgili kanıtların korunması ve bunların kaybolması veya tahrif edilmesinin önlenmesi açısından) acil bir sorun teşkil ettiği” belirtildi.


Gazze anlaşması: Arabulucular ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılması ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucular ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılması ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ne ilişkin planının kalan maddelerinin hayata geçirilmesi için arabulucuların yoğun diplomatik temaslar yürüttüğü bildirildi. Özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açılması ve ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılmasına ilişkin maddeler öne çıkarken, bu başlıklar ocak ayı ortasında bölgede yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması öncesinde tartışmalara yol açmıştı. Tartışmaların temelinde, İsrail’in Türkiye’nin sürece dahil olmasına karşı çıkması yer alırken, bu yöndeki yeni girişimler de Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinden eleştiri aldı.

İsrailli kaynaklar, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’u, son cesedin teslimini beklemeden bu hafta Ankara’nın istikrar güçlerine katılımı ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapmakla suçladı. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise söz konusu gelişmelerin, ‘sınır kapısının açılması ve güçlerin konuşlandırılmasına daha da yaklaştıracağını; zira Washington’ın, ABD Başkanı’nın büyük önem atfettiği Barış Konseyi’nin önüne herhangi bir engelin çıkmamasına özen gösterdiğini’ bildirdi. Uzmanlar, olası bir seçim süreci öncesinde İsrail’den gelen itirazların ‘esas olarak iç kamuoyuna mesaj verme amacı taşıyacağını’ ve bu tutumun sürmesini beklediklerini ifade etti.

İsrail'e yönelik eleştiriler

İbranice yayın yapan Ynet internet sitesi, Netanyahu’nun dün ABD Başkanı’nın temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff ile bir araya geldiğini duyurdu. Haberde, ‘Witkoff’un, son rehinenin iadesi gerçekleşmeden önce Refah Sınır Kapısı’nın açılması için yoğun baskı yaptığı’ belirtildi.

Site, kimliğinin açıklanmasını istemeyen İsrailli bir kaynağın aktardığı görüşmeye de yer verdi. Kaynak, “Witkoff, azılı düşmanımız Türkiye’yi sınıra getirmek için baskı yapıyor. Zaman, Türkiye ile bir yüzleşmeye doğru hızla ilerliyor ve bu durum güvenliğimiz açısından gerçek bir tehdit oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

defrgt
Yerinden edilmiş Filistinliler, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda İsrail ordusunun geride bıraktığı moloz ve enkazın ortasında yaşıyor. (AFP)

ABD Başkanı Trump’ın Gazze’ye yönelik barış planını geçtiğimiz yıl eylül ayında açıklamasından ve Gazze’de ateşkes anlaşmasının 10 Ekim’de yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail, Türkiye ve Katar’ın Gazze Şeridi’ndeki istikrar güçlerine katılmasına defalarca karşı çıktı. İsrail, Ankara ve Doha’yı ‘Hamas’a destek vermekle’ suçluyor.

Öte yandan İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi de dün Netanyahu hükümeti içinde Witkoff’a yönelik rahatsızlık bulunduğunu yazdı. Haberde, Witkoff’un, Hamas’ın Gazze’de tutulan son İsrailliye ait cesedi teslim edememesi ihtimaline rağmen, bu hafta Refah Sınır Kapısı’nın açılması yönünde ‘haklı olmayan baskılar’ uyguladığı ifade edildi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İsrail işleri uzmanı Dr. Ahmed Fuad Enver ise İsrail’den gelen eleştirilerin Washington tarafından artık ciddiye alınmadığını savundu. Enver, ABD yönetiminin, Trump’ın başkanlığını yaptığı Barış Konseyi için somut bir başarı elde etmek amacıyla anlaşmanın hayata geçirilmesi konusunda ısrarcı olduğunu ve bunu konseyin rolünü genişletme çabalarında temel almak istediğini söyledi.

Enver, ABD’nin istemesi halinde istikrar güçlerinin konuşlandırılmasının yaklaşık bir ay içinde gerçekleşebileceğini, Refah Sınır Kapısı’nın da Gazze Yönetim Komitesi’nin giriş yaparak çalışmalarına başlaması için yakında açılacağını öngördü. İsrail’den gelen eleştiri ve itirazların ise muhtemel seçim süreci öncesinde iç kamuoyuna yönelik mesajlar olmaktan öteye geçmeyeceğini belirtti.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab da ABD baskısının İsrail üzerinde mutlaka etkili olacağını ifade ederek, “Bu eleştirilere ilişkin sızdırmalar bir manevra değilse, Refah Sınır Kapısı’nın çok yakında açılmasına ve Türk askerinin katılımıyla istikrar güçlerinin konuşlandırılmasına her zamankinden daha yakınız. Bu adım, özellikle Türkiye ve Katar’ın Barış Konseyi’nde yer alması nedeniyle, Washington tarafından Tel Aviv’e dayatılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır'ın talepleri

Gazze konusu, Mısır ile ABD arasında gerçekleştirilen görüşmelerde de ele alındı. Bu kapsamda Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau ile Gazze’deki son gelişmeleri ve Gazze anlaşmasını değerlendirdi.

Abdulati, ABD Başkanı’nın planının ikinci aşamasına ilişkin yükümlülüklerin hayata geçirilmesinin önemini vurgulayarak, Gazze’nin yönetimi için kurulan ulusal komitenin desteklenmesi, ateşkesin denetlenmesi amacıyla uluslararası istikrar gücünün hızla konuşlandırılması, Refah Sınır Kapısı’nın iki yönlü olarak açılması ve İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesinin sağlanması gerektiğini dile getirdi.

sdcfvg
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, dün Kahire'de ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Ahmed Fuad Enver, Mısır’ın taleplerinin anlaşmanın ilerletilmesi ve İsrail kaynaklı engellerin azaltılması amacıyla gündemde kalmaya devam edeceğini belirtti. Enver, özellikle istikrar güçlerinin konuşlandırılması, Gazze’ye yönelik yardımların artırılması ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi kalan maddelerin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini, Gazze’yi yönetecek Filistinli komitenin bölgeye giriş yaparak çalışmalarına başlamasının da İsrail’in olası engelleme girişimlerini boşa çıkaracağını ifade etti.

Eymen er-Rakab ise Mısır’ın tekrarlanan taleplerinin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, bu taleplerin anlaşmanın sürdürülmesi için yeni bir güvence sunduğunu, yeniden imar ve artan insani yardımlar yoluyla Gazze’de hayatın normalleşmesine katkı sağlayacağını söyledi. Rakab ayrıca, başta Washington olmak üzere uluslararası aktörlere, İsrail’in yeni engeller çıkarmasını önlemek amacıyla baskılarını artırmaları yönünde açık mesajlar verildiğini kaydetti.


Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
TT

Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, göçmenlik memurlarının vücut kameralarının kullanımını genişletme çabalarına karşı çıktı ve denetim personelini büyük ölçüde azalttı. Aynı zamanda çok sayıda memuru Minneapolis ve diğer şehirlere göndererek bir dizi şiddetli çatışmaya yol açtı.

İki Amerikalı protestocuyu öldüren iki silahlı çatışmanın yoldan geçenler tarafından çekilen görüntüleri, vurulmuş iki kişinin göçmenlik memurlarıyla şiddetli çatışmalara neden olduğu yönündeki resmi açıklamaları doğrulamada videoların gücünü ortaya koydu.

Bu nedenle, memurlar tarafından giyilen vücut kameraları polis reformu çabalarının merkezinde yer aldı. Ancak Trump yönetimi geçen yıl, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Ajansı memurlarına vücut kameraları takılmasına yönelik pilot programın uygulanmasını yavaşlatmak için harekete geçti ve haziran ayında fonlamayı yüzde 75 oranında azaltmasını ve kolluk görevlilerini kamera ile donatma eğiliminden vaz geçmesini istedi.

Geçen yıl yetkililer, göçmenlik kurumlarını denetleyen üç iç denetim kurumunun tüm çalışanlarını ücretli izne çıkardı ve bu da onların suistimalleri soruşturma yeteneklerini zayıflattı.

Ağustos ayına kadar Baltimore Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu'nun direktörlüğünü yapan Darius Reeves, eski Başkan Joe Biden'ın (Demokrat) görevde olduğu 2024 yılında vücut kameraları için pilot programın yavaş ilerlediğini söyledi ancak Cumhuriyetçi Trump döneminde “doğum aşamasında öldü”.

Yorum talebine yanıt olarak, Beyaz Saray sözcüsü Abigail Jackson, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza memurlarının “yasayı uygulamak ve Amerikan toplumlarını korumak için kahramanca çalıştıklarını” söyledi. Jackson, “Suçlular yerine kolluk görevlilerini suçlayanlar, yasadışı yabancı suçluların emirlerini yerine getiriyorlar” ifadesini kullandı. Reuters tarafından yayınlanan doğrulanmış video görüntülerinde, cumartesi günkü silahlı çatışmanın yaşandığı olay yerinde bulunan sekiz veya daha fazla sınır muhafızından en az üçünün vücut kamerası taktığı görülüyor.

Reuters, kameraların çalışır durumda olup olmadığını veya fiziksel çatışmaya karışan memurlardan herhangi birinin bunları takıp takmadığını belirleyemedi.

Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi veya sınır devriye görevlileri, Minneapolis'te Amerikan vatandaşları Reneh Goode ve Alex Brattin'in vurularak öldürülmesi dahil olmak üzere şiddet olaylarına karıştığında, Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, kapsamlı soruşturma yapılması çağrısında bulunmak yerine, kurbanları saldırganlar olarak nitelendirdiler.

Trump, geçen yıl Kongre'deki Cumhuriyetçiler kampanyaya 170 milyar dolarlık bütçe ayıran bir yasa tasarısını kabul ettikten sonra, bu yıl göçmenlik uygulamalarını sıkılaştırmaya başladı. Bu önemli bütçe artışının, ICE ve Sınır Devriyesi'nin çalışma şeklini değiştirmesi bekleniyor.