Nasrallah, Fransız girişimini kendi şartlarına göre değiştiriyor

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah
TT

Nasrallah, Fransız girişimini kendi şartlarına göre değiştiriyor

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Lübnan’daki siyasi düzeni, ‘Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un finansal ve ekonomik çöküşü durdurmak ve uçurumun dibine yaklaştıktan sonra son nefesini alan bir ülkeye uluslararası ilgiyi yeniden sağlamak için kurtarma yol haritası ortaya koymasından’ önceki koşullara döndürdü.
Nasrallah’ın 30 Eylül akşamı Fransız girişimiyle ilgili olarak açıkladığı tavır, içerik olarak Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin tavrıyla farklılık gösteriyor. Zira tavır, ilk tepkisinde girişimi alaşağı etti, ekonomik etkilerinden arındırdı ve onu bir iskelete dönüştürdü. İkinci tavır ise, Emel Hareketi’nin siyasi bürosu adına, Macron’un cumhurbaşkanına yönelttiği suçlamaları reddetmeye, Fransız girişimine bağlılığı hususundaki tutumunu savunmaya çalışıyor.
Muhalif bir siyasi kaynağın Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre Nasrallah, Macron için fırsatların uzatılmasıyla birlikte, Beyrut’a ziyareti sırasında görüştüğü tarafların ortaya koyduğu önerileri yeniden gözden geçirebileceğini belirtti. Ayrıca Nasrallah’ın Macron’un girişiminin yeni bir şeklini talep etme bahanesiyle zaman kazanmak istediği belirtildi.
Aynı kaynak, Nasrallah’ın, Fransız girişiminin kaderini kendisi belirliyormuş gibi davrandığını söylerken, Maliye Bakanlığı’na bağlılığını tüzük açısından tartışmadığını da dile getirdi. Aktarılana göre Nasrallah, Fransız girişiminin ekonomik sonuçlarına itiraz etmek için, Uluslararası Para Fonu’nun şartları, borçları kapatmak ve bütçe açığını azaltmak için devlet mülklerinin satışı doğrultusunda boş bir çek imzalamaktan korktuğu bahanesiyle girişimin içeriğini boşaltmaya başladı.
Kaynak ayrıca, Nasrallah’ın ‘direnişin arkasını korumak ve hükümete el koymayı planlayan hükümet başkanlarının önünü kesmek amacıyla Şii ikilinin bakanlarına sahip olması hususunda ısrar ederek’, bağımsızlardan ve uzmanlardan oluşan bir hükümetin kurulmasının kapısını kapattığına inanıyor. Nasrallah, daha önce,5 Mayıs 2008 hükümetine benzer bir hükümetin gelmeyeceğini açıklamıştı.
Muhalif kaynak, Nasrallah’ın, Macron’un girişiminde bahsettiği şartnamelere uygun bir hükümet kurmayı kabul etme sürecinde olmadığını belirtti. Kaynak, hükümet başkanları kulübünü ‘mecliste azınlık oluşturmak ve kontrol etmek istedikleri bir hükümet kurmaya çalışmak’ suçlamasıyla, bir kez daha teknosiyasi bir hükümet kurmaktan geri adım atmayacağını söyledi.
Siyasi kaynak, Sünni- Şii tıkanıklığını kontrol etmek ve kuşatmak yeniden alevlendirmekte Nasrallah’ın ne gibi bir çıkarı olduğunu sorguladı. 
Nasrallah’ın Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ı hükümet başkanlarıyla olan anlaşmazlığına dahil etmek istediğini doğrulayan kaynak, aynı şekilde Edib’in sözünü söylediğinin ve hükümeti kurmaktan istifa etmesi sonrasında işlerini yürütmek üzere Berlin’e yürüdüğünün de çok iyi farkında olduğunu ifade etti. Kaynak, Mustafa Edib’in, şu ya da bu mezheple çatışmaya yönelik fiili bir hükümet kurma niyeti taşımadığına dikkati çekti. Kaynağa göre ayrıca Edib, Meclis Başkanı Nebih Berri’nin siyasi yardımcısı Ali Hasan Halil ve Nasrallah’ın siyasi yardımcısı Hüseyin Halil’in siyasi yardımcısı ile yaptığı görüşmelerde Şiilerle çatışma aracı olmayacağını ve Şii ikilisinin güvenini kazanmadan hükümetin kurulamayacağını yineledi.
Kaynak, Şii ikili temsilcileriyle yaptığı görüşmenin, bir taraftan özellikle de Hüseyin Halil tarafından yoğun geçtiğini söylerken, üstü kapalı bir uyarı mesajı verildiğine dikkati çekti. Kaynağa göre bu mesaj, başbakan adayının istifa etme kararını almasına neden oldu. Ancak Edib’e kırmızı çizgileri geçmemesi hususunda bilgi verilmesi sonrasında Macron, danışmaları normal seyrine geri döndürmeyi başarabileceğini umarak, görev tarihinin uzatılmasını istedi.
Siyasi kaynak, ABD’yi ‘Macron’un girişimini pazarlamak ve hükümet başkanlarını yurtdışında güçlenmeye çalışmakla suçlamak’ ile bağlantılı olarak eski bakanlar Ali Hasan Halil ve Yusuf Fenyanus’a uygulanan yaptırımların arka planında Nasrallah’ın, girişimin başarısızlığından ABD’yi sorumlu tutmasına şaşırmadı.
Öte yandan gözlemciler, Lübnan’ın Macron’un belirlediği süreden yararlanarak, yalnızca tarafları hesaplarını gözden geçirmeye zorlamak için değil, aynı zamanda ülkede bir gecikmeye yer olmamasına ve Lübnan’ın her düzeyde büyük bir patlamaya sürüklenmesine rağmen, ABD başkanlık seçimlerinin sonuçlarına ayak uydurmak üzere bazılarının zamanı kısaltmak istediği siyasi bir aşamadan geçtiğine inanıyor.
Bu çerçevede bu veya şu taraf, Fransız girişimine bağlı kalsa da Nasrallah, onu tek yumrukla yere serdiği ve Lübnan’ı, bölgedeki çatışmalarda tarafsız hale getirmekten geri adım attığı sürece bir yarar sağlamayacak.



Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.


BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
TT

BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)

Sudan'daki bağımsız uluslararası araştırma misyonu dün, geçen ekim ayında "Hızlı Destek Kuvvetleri"nin (HDK) eline geçmesinden bu yana birçok vahşete tanık olan Sudan'ın el Faşir kentinde "soykırım eylemlerinin" meydana gelmesini kınadı.

Birleşmiş Milletler misyonu, Sudan'ın batı Darfur bölgesindeki bu şehirde HDK'nin sistematik eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonucun soykırım niyeti olduğu sonucuna varan bir rapor yayınladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Hazine Bakanlığı, el Faşir'deki suistimalleri nedeniyle üç HDK komutanına yaptırım uyguladı. Bakanlık, bu kişilerin HDK'nin şehri ele geçirmesinden önce 18 ay süren el Faşir kuşatmasında yer aldığını belirtti.


Hamas: Gazze ile ilgili her türlü düzenleme, ablukanın kaldırılmasıyla başlamalıdır

Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
TT

Hamas: Gazze ile ilgili her türlü düzenleme, ablukanın kaldırılmasıyla başlamalıdır

Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)

Hamas, Gazze Şeridi ve Filistin halkının geleceğiyle ilgili her türlü siyasi sürecin veya düzenlemenin, düşmanlıkların tamamen sona ermesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere meşru ulusal hakların güvence altına alınmasıyla başlaması gerektiğini vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre bu açıklama, hareketin dün Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen Gazze Şeridi "Barış Konseyi" oturumuna yanıt olarak yayınladığı basın bildirisinde yer aldı.

Hareket, işgalin suçlarına ve ateşkes anlaşmasının sürekli ihlallerine devam ettiği bir dönemde oturumun düzenlenmesinin, uluslararası toplumun ve katılımcı tarafların işgali saldırganlığını durdurmaya zorlamak için pratik adımlar atmasını gerektirdiğini vurguladı.

Hamas, geçiş noktalarının açılmasını ve insani yardımın kısıtlama olmaksızın girişini, ayrıca yeniden yapılanma sürecinin derhal başlatılmasını talep etti. Uluslararası tarafların ve arabulucuların, anlaşmaların uygulanmasını sağlamak ve insani ve siyasi hakların engellenmesini önlemek için sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğinin altını çizdi.

Ayrıca, kalıcı bir ateşkesin sağlanması için ciddi çabalara ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Gazze Şeridi'ni istikrara kavuşturmaya yönelik her türlü gerçek uluslararası çabanın, sorunun kök nedenini ele alması gerektiğini vurguladı: işgal, işgal politikalarının sona erdirilmesi ve Filistin halkının tam ve eksiksiz haklarına kavuşması.

ABD Başkanı Donald Trump, dün 40'tan fazla ülkeden temsilci ve 12 ülkeden gözlemcinin katılımıyla "Barış Konseyi"nin ilk toplantısını düzenledi. Toplantının odak noktası, savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'nde yeniden yapılanma ve uluslararası bir istikrar gücünün oluşturulmasıydı.