Suudi Arabistan: Umrecilere Kabe’ye aşamalı olarak günde 6 defa giriş yapacak

Kabe’de aralıksız olarak yapılan temizlik ve dezenfekte çalışmaları (SPA)
Kabe’de aralıksız olarak yapılan temizlik ve dezenfekte çalışmaları (SPA)
TT

Suudi Arabistan: Umrecilere Kabe’ye aşamalı olarak günde 6 defa giriş yapacak

Kabe’de aralıksız olarak yapılan temizlik ve dezenfekte çalışmaları (SPA)
Kabe’de aralıksız olarak yapılan temizlik ve dezenfekte çalışmaları (SPA)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakan Yardımcısı Dr. Abdulfettah Maşat, Şarku’l Avsat’a bu yıl umre döneminde gerçekleştirmeyi planladıkları bir dizi projeleri açıkladı. Bakan Yardımcısı, bu kapsamda Kabe’de aşamalı olarak gerçekleştirilecek olan ibadetlerini yerine getirecek olan umrecilerin sağlıklı ve güvenli bir umre gerçekleştirmeleri için sosyal mesafe kuralı başta olmak üzere bir dizi sağlık prosedürüne tabi tutulacağını belirtti.
Maşat, Kabe’ye ulaşacak olan ilk umre grubunun önümüzdeki Pazar sabahı ülke içindeki ziyaretçiler olacağını bildirdi. Umrecilerin sayılarının salgın prosedürlerinde sorun çıkarmayacak sayıda olacağının altını çizen Maşat, “Umreler günlük 6 aşamadan oluşacaktır. Her aşama Kabe’nin kapasitesinin yüzde 30’unu kapsayan günlük 6 bin kişiyi içermektedir” dedi. 
Maşat, umre ziyaretlerinde “işletme kapasitesi” ile “genel kapasite” arasında fark olduğunu belirtti. İşletme kapasitesinin umre vazifesini eda eden yada namaz kılanlara gerekli alanları açabilmek için gerekli sağlık tedbirlerinin alınması ve sosyal mesafe kurallarına riayet edilmesine bağlı olduğunu belirtti. Alınan bu sağlık tedbirleri ve riayet edilen sosyal mesafe kurallarının genel kapasiteyi etkilediğinin altını çizen Maşat, bu yüzden umrecilerin sayılarının, ilk aşamada bin kişiyi aşmayacağını, Müslümanların umre ve tavaf vazifelerini eda etmeleri için kendilerine 3 saat tahsis edileceğini ifade etti.
İkinci aşamada işletme kapasitesinin %75’e çıkarılacağını, buna ek olarak Kabe’de namaz kılanların sayılarının da artacağını; üçüncü aşamada da işletme kapasitesinin %100’ünün kullanılacağını ve umreci sayısının 20 bine ulaşacağını aktaran Maşat, geçen sene hac mevsiminde uygulanan “alanı daraltma” deneyiminin bu sene kaldırılacağını ifade etti.
Maşat, umre ziyaretine gelen umrecilere Mekke’ye girişlerinden itibaren başlarında sorumlu sağlık görevlisinin bulundurulacağını ve umrecilerin geri dönüş işlemlerinin yapılacağı zamana kadar bu kişilerin kendileri ile birlikte olacaklarını duyurdu.
Umrecilerin yaş grupları hakkında da bilgi veren Maşat, umre ziyaretinde bulunmak isteyen kişilerin yaş sınırının minimum 18 ile maksimum 65 aralığında olacağını, maksimum yaş sınırının sağlık durumlarının el vermesi durumunda 70’e kadar da çıkarılabileceğini bildirdi. Umrecilerden umre vazifelerini yerine getirirken, ‘Tevekkelna’(Tevekkül ettik) uygulamasına kayıtlı tüm umrecilerin sağlık durumlarına binaen ‘i’temerna’(umre yaptık) uygulamasına dayanarak kendilerinden sağlık raporunun istenmeyeceğini; umrecilerin sağlık durumlarının her umreci için özel olarak hazırlanmış elektronik ‘i’temerna’ ve ‘tevkkelna’ uygulaması aracılığıyla takip edileceğini bildirdi.
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakan Yardımcısı Maşat, “’i’temerna’ uygulamasından umre vizesi almak için, umrecinin ‘tevekkelna’ uygulamasında aktif hesabının bulunması gerektiğini ifade etti. ‘Tevekkelna’ uygulamasında hesabı olmayan hiçbir umrecinin vize almasının ise mümkün olmadığı belirtildi. Maşat, ”Başlattığımız bu uygulamayla, umre vazifesini yerine getirmek isteyen kişilere güvenli ve sağlıklı önlemler alabilme ve gelecek kişilerin koronavirüs salgınına yakalanıp yakalanmadığını tespit etmeyi hedeflemekteyiz” dedi.
Suudi Arabistan dışındaki umrecilere umre kapılarının ne zaman açılacağına da değinen Maşat, bu adımın Ekim başlarında atılacak olan üçüncü aşamada gerçekleşeceğini söyledi. Öte yandan umrecilerin hangi ülkelerden geleceği hususuna da değinen Maşat, bunun, Sağlık Bakanlığının Hac ve Umre Bakanlığına sunacağı raporlara binaen açıklığa kavuşacağını söyledi. Bakan yardımcısı, Hac ve Umre Bakanlığının ilgili kurumlarla ortaklaşa yürüttüğü çalışmalar neticesinde, umrecilerin alınacağı ilk aşamada, bu kişilerin sağlık durumları ve alınacak sağlık önlemlerinin kontrolünü en güzel şekilde sağlayacağının da altını çizdi.
Umrenin nasıl başlayacağı hususunda da Maşat, umre hazırlıkları çalışmalarının tümünün hac döneminden önce ilgili kurumlara bildirilerek alındığını bildirdi. Maşat, Suudi Arabistan’ın Hac farizasının eksiksiz yerine getirilmesi hususunda tüm imkanlarını seferber ettiğini belirtti. Hac döneminde yüksek performans ve başarıyı kaydettiklerini ifade eden Maşat, bu başarılarının umre ziyaretlerini gerçekleştirmek isteyen Müslümanlar için de tüm sağlık tedbirleri alınarak yeniden kaydedileceğini bildirdi.
 



Şarku’l Avsat’a konuşan bir Suudi kaynak, "Krallık, hava sahasının herhangi bir saldırı amaçlı askeri operasyonu desteklemek için kullanılmasına izin vermemiştir" dedi

Dr. Raid Karmali, Riyad'da Fransız heyetini kabul ederken (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Dr. Raid Karmali, Riyad'da Fransız heyetini kabul ederken (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Suudi kaynak, "Krallık, hava sahasının herhangi bir saldırı amaçlı askeri operasyonu desteklemek için kullanılmasına izin vermemiştir" dedi

Dr. Raid Karmali, Riyad'da Fransız heyetini kabul ederken (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Dr. Raid Karmali, Riyad'da Fransız heyetini kabul ederken (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın hava sahasının herhangi bir saldırı amaçlı askerî operasyonda kullanılmasına izin vermediğini belirterek, Riyad yönetiminin gerilimin düşürülmesi için çalıştığını ve savaşı sona erdirmeye yönelik Pakistan girişimlerini desteklediğini söyledi.

Kaynak, bazı tarafların “şüpheli nedenlerle” Suudi Arabistan’ın tutumuna ilişkin yanıltıcı bir algı oluşturmaya çalıştığını ifade etti.

Öte yandan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı Kamu Diplomasisi ve Genel İşler Müsteşarı Raid Krimli, Riyad’ın gerilimin azaltılması ve çatışmaların tırmanmasının önlenmesi yönündeki tutumunun sürdüğünü vurguladı. Krimli, Suudi Arabistan’ın İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakere sürecini ve diplomatik çabaları desteklediğini belirtti.

Krimli, X platformundaki paylaşımında, Suudi Arabistan’a atfedilen ve kimliği belirsiz kaynaklara dayandırılan bazı haberlerin Riyad’ın resmî tutumuyla çeliştiğini ifade ederek, ülkesinin “gerilimi azaltma ve tırmanmayı önleme” yönündeki kararlı pozisyonunu yineledi.

Dr. Raid Karmali,, Riyad'da Fransız heyetini kabul ederken (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Dr. Raid Karmali,, Riyad'da Fransız heyetini kabul ederken (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Abdulaziz bin Sagir ise Suudi Arabistan’ın başından beri net bir pozisyon ortaya koyduğunu belirterek, Riyad’ın yaklaşımının “gerilimi artırmamak ve tüm anlaşmazlıkları siyasi diyalog yoluyla çözmek” olduğunu söyledi.

Bin Sagir, Muhammed bin Selman ile Mesud Pezeşkiyan arasında gerçekleşen telefon görüşmesini hatırlatarak, Veliaht Prens’in görüşmede Suudi Arabistan’ın topraklarının veya hava sahasının askerî operasyonlarda kullanılmasına izin vermeyeceğini açıkça ifade ettiğini belirtti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili de 24 Mart’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyad yönetiminin İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşın uzamasını istediği yönündeki iddiaları daha önce de yalanladığını belirtmişti.

Yetkili, Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud’un Riyad’da düzenlenen Arap ve İslam ülkeleri dışişleri bakanları toplantısının ardından yaptığı açıklamayı hatırlatarak, İran saldırılarının sona ermesi gerektiğini ve “Suudi Arabistan’ın sabrının bir sınırı olduğunu” söylediğini aktardı. Ayrıca Riyad’ın siyasi ve diğer yöntemlerle karşılık verme hakkını saklı tuttuğu ifade edildi.

Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Bin Sagir’e göre Suudi Arabistan’ın temel talepleri arasında “İran saldırılarının durdurulması, savaşın sona erdirilmesine yönelik güvence verilmesi, İran’ın Körfez ülkeleri ve diğer Arap ülkelerinin iç işlerine müdahale etmemesi ile deniz güvenliği ve enerji güvenliğinin sağlanması” yer alıyor.

Bin Sagir, Riyad’ın gerilimi düşürmek ve müzakerelere alan açmak istediğini belirterek, olası bir gerilimin müzakere sürecini sekteye uğratabileceği ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması riskini artırabileceği uyarısında bulundu.

Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Abdulaziz el-Vasıl de perşembe günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın uluslararası ticaret ve küresel enerji güvenliği açısından en kritik deniz yollarından biri olduğunu söyledi.

Hürmüz Boğazı'nın kuzeyinde bulunan bir grup küçük teknenin uydu görüntüsü (Reuters)Hürmüz Boğazı'nın kuzeyinde bulunan bir grup küçük teknenin uydu görüntüsü (Reuters)

El-Vasıl’ın açıklamaları, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile ABD’nin New York’ta düzenlediği ortak basın toplantısında, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne ilişkin karar tasarısının sunulması sırasında yapıldı.

Suudi diplomat, boğazdaki deniz ulaşımının tehdit edilmesinin küresel piyasaların istikrarını ve uluslararası tedarik zincirlerini doğrudan etkileyeceğini belirtti.

El-Vasıl ayrıca, temel tüketim malları, tıbbi malzemeler ve insani yardımların akışının kesintiye uğramasının ciddi insani ve ekonomik sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Suudi diplomat, uluslararası hukuka uygun şekilde deniz güvenliğinin korunmasının ve uluslararası ticaretin güvenli biçimde sürdürülmesinin önemine dikkat çekerek, gerilimin azaltılması ve krizin büyümesinin önlenmesi için uluslararası toplumun koordineli hareket etmesi çağrısında bulundu.

 


Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler'de Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemini vurguladı

Suudi Arabistan delegesi Dr. Abdulaziz Al-Vasıl, dün New York'taki Birleşmiş Milletler genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
Suudi Arabistan delegesi Dr. Abdulaziz Al-Vasıl, dün New York'taki Birleşmiş Milletler genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler'de Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemini vurguladı

Suudi Arabistan delegesi Dr. Abdulaziz Al-Vasıl, dün New York'taki Birleşmiş Milletler genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
Suudi Arabistan delegesi Dr. Abdulaziz Al-Vasıl, dün New York'taki Birleşmiş Milletler genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında (Reuters)

Suudi Arabistan'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Dr. Abdülaziz el-Vasıl, dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası ticaret ve küresel enerji güvenliği açısından en kritik deniz güzergahlarından biri olduğunu vurguladı.

El-Vasıl, bu açıklamayı New York'ta Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri arasında düzenlenen ortak basın toplantısında yaptı. Toplantıda, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisini güvence altına alacak bir karar tasarısının sunulması konusu ele alındı.

Suudi diplomat, boğazdaki seyrüsefer serbestisine yönelik her türlü tehdidin doğrudan küresel piyasaların istikrarını ve uluslararası tedarik zincirlerini sarsacağı konusunda uyarıda bulundu.

El-Vasıl, bölgedeki bir aksamanın yaratacağı sonuçlara ilişkin şu noktalara dikkat çekti, Temel emtia akışının durması küresel pazarları kaosa sürükleyebilir. Tıbbi malzemelerin ve insani yardımların sevkiyatında yaşanacak kesintiler ciddi bir krize yol açabilir.

Deniz güvenliğinin korunmasının ve ticaretin uluslararası hukuka uygun şekilde kesintisiz devam etmesinin önemini belirten El-Vasıl, uluslararası toplumu şu adımları atmaya çağırdı: "Gerilimi düşürmek, krizin derinleşmesini önlemek ve hem bölgesel hem de uluslararası barış ve istikrarı korumak için eşgüdümlü bir uluslararası harekete ihtiyaç vardır."

El-Vasıl, açıklamasının sonunda hayati öneme sahip deniz yollarının korunması ve uluslararası barış ile güvenliğin tesisi için küresel iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.


BAE Savunma Bakanlığı: Hava savunma sistemleri İran füzelerini ve İHA’larını önlüyor

İran yapımı Shahed İHA (Arşiv- AP)
İran yapımı Shahed İHA (Arşiv- AP)
TT

BAE Savunma Bakanlığı: Hava savunma sistemleri İran füzelerini ve İHA’larını önlüyor

İran yapımı Shahed İHA (Arşiv- AP)
İran yapımı Shahed İHA (Arşiv- AP)

Birleşik Arap Emirlikleri bugün, ABD ve İran'ın Ortadoğu savaşındaki kırılgan ateşkesi tehdit eden karşılıklı ateş açmasından saatler sonra, hava savunma sistemlerinin İran'dan kaynaklanan füzeleri ve insansız hava araçlarını (İHA) engellediğini duyurdu.

Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, "BAE hava savunma sistemleri şu anda İran kaynaklı füze ve İHA’larla mücadele ediyor" ifadelerini kullandı. BAE ayrıca pazartesi ve salı günleri de İran'a atfedilen saldırıların hedefi olmuştu, Bu saldırılarda, Fuceyre emirliğindeki bir petrol tesisinde üç kişi yaralanmıştı.