Almanya, riskli bölgelerden gelenler için karantina kurallarını sıkılaştırdı

Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)
Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)
TT

Almanya, riskli bölgelerden gelenler için karantina kurallarını sıkılaştırdı

Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)
Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)

Berlin'deki havalimanlarından birine ulaştığınızda, sizi Kovid-19 test merkezine yönlendiren İngilizce ve Almanca uyarıların ve kırmızı çizgilerin yer aldığı tabelalarla karşılanırsınız. Almanya'da bulaşıcı hastalıklar alanında çalışmalar yürüten Robert Koch Enstitüsü’nün salgının yayılma durumu açısından “riskli" olarak sınıflandırdığı bölgelerden birinden geldiğiniz takdirde, ücretsiz bir koronavirüs testi yaptırmak için gelir gelmez bu noktalara gidebilirsiniz. Avrupa ülkelerinden gelenler için tüm Alman havalimanlarında ve büyük tren istasyonlarında, Alman ordusu tarafından Almanya Kızılhaçı ile işbirliği içinde yönetilen koronavirüs  muayene merkezleri yaygınlaştı. Ayrıca bu merkezlerdeki testler, en fazla birkaç dakika içinde yapılıyor. Gelen yolcular, testten sonraki 48 saat içinde bir e-posta geldiğinde testin sonucunu öğrenmek için kullanılan bir şifre içeren kişisel bir bilgi kağıdı alıyor. Aynı zamanda sonuç açıklanana kadar "riskli" bölgelerden gelenler karantina altında tutuluyor. Almanya haftalar önce Avrupa'ya ve dünyadaki 160 ülkeye seyahat yasağını kaldırmış olsa da, koronavirüs salgınının yayılımına yönelik riskli olarak sınıflandırılan ülkelerin listesi her geçen gün genişliyor. Almanya, riskli olarak sınıflandırdığı bölgeleri resmi olarak kayıtlı vaka sayısına göre değerlendiriyor ve bir hafta içinde her 100 bin kişiden 35'inin kaydedildiği herhangi bir bölgeyi listeye ekliyor. Ayrıca, kaydedilen resmi vaka sayılarının doğru olmadığı düşünülen ülkeleri de bu listeye dahil ediyor.
Almanya’da, riskli ülkeler listesinin genişletilmesi ile ülkeye giriş yapanlar için daha fazla test yapılmaya başlandı. Ülke, bu bölgelerden gelenlerden bazılarına 14 gün karantina uygular, ya da koronavirüs testi yapıp  testi negatif çıktıktan sonra karantinayı sonlandırırdı. Ancak dünden itibaren Almanya’da test sonucu negatif çıksa bile gelenlere beş gün zorunlu karantina kuralı getirildi. Ayrıca Almanya hükümeti dün itibariyle seyahatin yasak olduğu Avrupa Birliği harici toplam 160 ülkenin yanı sıra, Viyana, Cenevre ve Lizbon gibi Avrupa'nın riskli bölgelerinin yer aldığı uzun listeye Belçika'nın tamamı, Fransa'nın çoğu bölgesi ve Birleşik Krallık’ın özerk bileşenleri Galler ve Kuzey İrlanda gibi 10 Avrupa bölgesini daha ekledi. Yeni sınıflandırma, bu bölgelerin hiçbirine seyahat etmeyi yasaklamıyor, ancak oralara seyahat etmemeyi teşvik etmeyi amaçlıyor. 
Dış seyahat önlemlerine ek olarak Almanya’daki 16 eyalet, bu hafta başlarında Almanya'da vaka sayısında görülen yüksek artıştan dolayı endişe eden Almanya Başbakanı Angela Merkel ile eyalet hükümet başkanları tarafından düzenlenen bir toplantının ardından, yeni tip koronavirüsün yayılımını sınırlamak için yeni önlemler uygulamaya başladı. 
Merkel söz konusu toplantıda, ülkedeki salgın durumu bugün olduğu gibi devam ederse Noel'e kadar günde 19 bin vaka kaydedilebileceği konusunda uyarıda bulundu. Bununla birlikte Merkel, sebepsiz yere paniğe yol açtığı iddialarına karşı uyarısının sebeplerini açıkladı. Almanya'nın Haziran ayında kaydettiği vaka sayısının günde 300 vakayı geçmediğini belirten Merkel, 3 ay içinde bu sayının her ay ikiye katlanarak bugün günde 2 bin 300'den fazla vakaya ulaştığını vurguladı. Merkel açıklamasında, bu hesaplamalara dayanarak söz konusu artışı durdurmak için herhangi bir önlem alınmazsa vaka sayısının Aralık ayında günde 20 bine yaklaşabileceğini söyledi.
Merkel, endişe verici uyarılarına rağmen kendisi ve eyalet valilerinin, her ne pahasına olursa olsun geçen Mart ayı sonunda iki aylık bir süre boyunca uygulandığı gibi tekrar bir tam izolasyon uygulamaktan kaçınmak istedikleri konusunda ısrar etti. 
Yeni önlemler arasında, vaka sayısının artmaya devam etmesi durumunda kapalı ortamlarda toplanan kişi sayısının 25'e düşürülmesi yer alıyor. Merkel ayrıca, restoranlarda doldurulması gereken listelerde yanlış kişisel bilgi verenlere en az 50 euro para cezası verilmesi konusunda eyalet yetkilileriyle anlaştı. Ülkedeki restoranlar, pozitif vaka söz konusu olduğunda takibi yapılması için müşterilere ait saatleri ve müşteri ayrıntılarını içeren listeleri bir ay boyunca tutmak zorunda. Yetkililer toplantıda, kişisel bilgilerin yalnızca vakayı izlemek amacıyla kullanılacağını vurguladı. Ancak, güvenlik nedenleriyle buna ihtiyaç olduğunu kanıtlayan bir izin alındığı takdirde polisin bu bilgileri alabileceği bilgisi, mahremiyetlerini gizlemek isteyen Almanlar için endişeye neden oldu.
Almanya Başbakanı Merkel, iki gün önce Kovid-19 hakkında düzenlediği basın toplantısında restoranlarda yanlış bilgi verenlere dair açıklamalarda bulundu. Restoran ve kafelerin kişilerin verdiği bilgilerin doğruluğundan emin olmaktan sorumlu olduğunu, şüphe durumunda kimlik sormanın mümkün olduğunu belirterek, “Örneğin birisi adının Donald Duck olduğunu söylediğinde verdiği bilgilerin yanlış olduğunu fark etmek zor olmaz” dedi. Tüm bunlara ek olarak hükümetler, özellikle uzmanlar koronavirüs vakalarının yüzde 90'ının kapalı alanlarda meydana geldiğini söylediği için ofis, okul vb. kapalı alanlarda havayı temiz tutmak amacıyla gerekli havalandırmaların yapılması yönündeki önerileri uygulamaya  başlayacak. 
Öte yandan, kış mevsiminin yaklaşmasıyla koronavirüs vakalarının ikiye katlanacağına dair  endişeler de artmaya başladı. Uzmanlar, her bir odanın her 15 veya 20 dakikada bir yaklaşık 5 dakika süreyle doğal olarak havalandırılmasını tavsiye etti. Berlin’in de olduğu bazı eyaletler, özellikle son günlerde bu bölgelerde vaka sayısının çarpıcı bir şekilde artması nedeniyle ofislerin içinde maske takmayı zorunlu kılmak gibi ek önlemler almayı düşünüyor.
Merkel yaptığı açıklamada vatandaşlarını teşvik ederek, “Şu ana kadar başardıklarımızın boşa gitmemesi için kurallara uymalı ve sabırlı olmalıyız” diye konuştu. Vatandaşlarına her şeyin normale döneceğine dair söz veren Merkel, "Normal hayata geri döneceğiz. Aileler yeniden bir araya gelebilecek, eğlence yerleri, tiyatrolar ve futbol sahaları yeniden dolu olacak. Tüm bunlar olduğunda yeniden büyük bir mutluluk yaşanacak” ifadelerini kullandı. Merkel, iki gün önce Parlamento’da yaptığı bir konuşmada, vatandaşlarına onlardan hiçbir farkı olmadığı için doğrudan temas kurmak istediğini belirterek, “Ancak şimdilik, birbirimizi önemsediğimizin kanıtı olarak sosyal mesafe kuralına uymalıyız" dedi.
Ancak dün tekrar “Anti-korona hareketi” kapsamında gösteri yapan bazı vatandaşlar Merkel’in çağrılarına kulak asmadı. Maske takmaya ve kısıtlamalara karşı çıkan muhalif hareket, son haftalarda siyasi ortamda bir kargaşaya yol açtı. Söz konusu hareket, binlerce muhalifi hafta sonu polisin sıkı koruması altında gösteri yapmak üzere Konstanz'da (güney) toplanmaya çağırdı. Kovid-19 salgınına karşı alınan önlemlere muhalif olanların safında yer alan "Özgür Düşünürler" grubunun girişimiyle Konstanz Gölü kıyılarında dev bir insan zinciri oluşması bekleniyor. Grup, Berlin’de yaz boyunca on binlerce kişinin katıldığı protestolar düzenlediler. Aynı Grup son çağrılarıyla birlikte, üç ülkeyle sınırı olan Konstanz Gölü kıyılarından Avusturya ve İsviçre'ye ulaşmaya yetecek kadar kişiyi toplamayı hedefliyor.



Ortadoğu'da Amerikan savaş davulları yeniden çalıyor

USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
TT

Ortadoğu'da Amerikan savaş davulları yeniden çalıyor

USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)

Elie Kuseyfi

İran'a karşı Amerikan askeri saldırısını geciktiren tek şeyin, sanki zaten gerçekleşmiş ve hedeflerine ulaşmış gibi, etkilerinin tamamlanması olduğu açıkça ortaya çıktı. Bunun dışında, saldırı bir zaman meselesi ve görünüşe göre hiçbir sebeple, hatta son günlerde ve haftalarda Donald Trump'ı saldırıyı başlatmadan önce durup on, yüz veya bin kere saymaya iten sebeplerle bile ertelenmesi söz konusu değil. Bu sebepler arasında İran'ın Nicolás Maduro Venezuelası ya da Saddam Hüseyin Irakı olmaması da yer alıyor. Bu nedenle, savaşın uzayacağı ve Amerika Birleşik Devletleri ve bölge içinde çok sayıda yankısı olacağı korkusu var. Mühimmatta, özellikle de İsrail'in geçen haziran ayındaki savunmasında kullanılan, Ukrayna'ya da gönderilen ve üretim sorunları yaşanan önleme füzelerinde bir yetersizlik de yaşanabilir.

Buna ilave olarak, Dini Lider Ali Hamaney'in tehdit ettiği gibi bu “uyarı saldırısının” bölgesel bir savaşı tetiklemesi korkusu da var. Trump da bu tehdide “Ne olacağını göreceğiz” diyerek meydan okumuştu. Ancak ABD Başkanı, İran'a, daha doğrusu Hamaney'e karşı bir “zafer” elde etmeden yarı yoldan geri dönemeyeceğine ikna olmuş gibi görünüyor. Muhtemelen, 2003’teki Irak işgalinden bu yana benzerinin konuşlandırılmadığı bir askeri gücü bölgede kullanmaktan kaçınmanın maliyetinin, özellikle de ABD ara seçimleri yaklaşırken, kullanmanın maliyetinden daha büyük olduğuna ikna olmuş durumda. Trump bu saldırıyı, kritik bir seçim fırsatı (aksi değil) olarak düşünüyor da olabilir.

Yani, ABD’nin savaş hazırlıkları artık tamamlandı, geriye sadece “başlama saati”ni beklemek kaldı. USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Yunanistan'ın Girit adasına ulaşarak, onlarca savaş uçağı, bombardıman uçağı, yakıt ikmal uçağı ve füze savunma bataryasıyla birlikte USS Abraham Lincoln'e katıldı. Haberler, bu askeri yığınağın ABD hava kuvvetlerinin küresel konuşlanma kapasitesinin yüzde 40 ila 50'sini temsil ettiğine ve “ABD’nin daha önce hiç bu kadar gücü kullanmadan konuşlandırmadığına” işaret ediyor. Ayrıca, ABD Başkanı pazartesi akşamı Truth Social platformundan yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı General Dan Keane'in İran'a saldırı düzenlenmesine karşı yaptığı uyarılarla ilgili haberleri ve raporları yalanladı. Haberler Keane'in, mühimmat ve müttefiklerden destek eksikliği ve ABD kuvvetleri için olası önemli riskler nedeniyle böyle bir saldırıya karşı çıktığını aktarmışlardı. Bu yalanlamayla Trump, yönetimi içindeki tartışmaya İran rejimine karşı askeri bir saldırı düzenleme lehine son noktayı koyuyor gibi görünüyordu.

Bugün Amerikan sözlüğünde teslimiyet, her şeyden önce, İran rejiminin 47 yıllık tarihinde ikinci kez “zehri yudumlamaya” hazır olduğunu ilan etmesi demek; zehri ilk kez 1980'lerin sonunda Irak ile ateşkesi kabul ederek yudumlamıştı

Bundan önce, ABD Özel Temsilcisi Steve Wittkof, Donald Trump'ın Tahran'ın neden henüz “teslim olmadığını” sorguladığını açıklamıştı. Bu, İran'a bu son fırsatı değerlendirmesi ve mevcut Amerikan mantığına göre, İran rejimini “zorunlu teslimiyete” zorlayacak askeri bir saldırıdan önce “gönüllü teslimiyeti” kabul etmesi için açık bir davetti.

Trump'ın İran'a askeri saldırı düzenleme seçeneğine meyilli olduğunun göstergelerinden biri de Washington'un gerekli olmayan diplomatlara Beyrut'tan ayrılmaları direktifini vermesi ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun İsrail'e yapmayı planladığı hafta sonu ziyaretini gelecek ayın başına ertelemesidir.

Dahası, New York Times gazetesinin sızdırdığı “Trump'ın İran'ı nükleer programından vazgeçmeye zorlamak için sınırlı bir saldırı düşündüğü ve saldırı başarısız olursa rejimi devireceği” yönündeki bilgiler, esasen “İran sorunu” ile başa çıkmakla ilgili mevcut seçenekleri tartışan bir Beyaz Saray toplantısının tutanaklarıydı. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu sadece gazetecilik açısından bir sansasyon haber değildi; İran liderliğine, muhtemelen önümüzdeki perşembe Cenevre'de olacak son fırsatı değerlendirmesi için doğrudan bir mesajdı. Buna göre ya nükleer konuda ciddi tavizler verip “sembolik bir zenginleştirme” oranını kabul etmeli ya da Tahran, Trump'ın uzun süreceğinden korkmadığı bir askeri harekat için hazır olmalıdır. New York Times'ın sızdırdığı bilgiler, Trump'ın savaşın uzun sürmesinden korkmadığını, aksine İran “teslim olmazsa” kendisi ile aylarca, belki de ikinci ve son döneminin geri kalanında, aşamalı olarak sürecek bir savaş olasılığını dışlamadığını gösteriyor. Amerikan gazetesinin haberine göre Trump, yakın danışmanlarına, diplomasi başarısız olursa önümüzdeki aylarda İran'a karşı büyük bir saldırı başlatacağını veya Tahran'ı nükleer programından vazgeçmeye zorlamak için kısa, açılış niteliğinde bir saldırı düzenleyeceğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago kulübündeki görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago kulübündeki görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)

Bugün Amerikan sözlüğünde teslimiyet, her şeyden önce, İran rejiminin 47 yıllık tarihinde ikinci kez “zehri yudumlamaya” hazır olduğunu ilan etmesi demek; zehri ilk kez 1980'lerin sonunda Irak ile ateşkesi kabul ederek yudumlamıştı. Gelgelelim, Irak ile sekiz yıllık savaş İran rejiminin sosyal, siyasi ve askeri temellerini sağlamlaştırdıysa, ABD ile bir savaş, bu rejimi en azından “yumuşatılmış İslami versiyonu” ile yeniden üretecektir.

Ancak, dikkat çekici olan şu ki, önemli ve mesaj yüklü Amerikan sızıntılarına karşılık, İran sızıntıları da en az onlar kadar önemli ve anlamlı; sanki İran rejiminin kendi isteğiyle bir geçiş evresine girdiğini doğruluyor gibi. Nitekim Fransız Le Figaro gazetesi, bilgili kaynaklara dayanarak, eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, protestoların zirveye ulaştığı 8-9 Ocak gecesinde baskıların başlamasından kısa bir süre önce, rejim içinde Dini Lideri görevden almaya yönelik bir harekete öncülük ettiğini belirtti. Kaynaklar, bu girişimin başarısız olduğunu, çünkü toplantıda hazır bulunan Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin desteğini alamadığını ifade etti.

Dini Lider ve oğlu Mücteba da dahil olmak üzere İran liderliğinin hedef alınması, geniş bir askeri seçenek yelpazesinin parçası olarak Trump'a sunulan senaryolar arasındaydı

Bu haber, New York Times gazetesinin, protestolar ve Dini Lider başta olmak üzere İran liderliğine yönelik suikastlar da dahil olmak üzere, ABD ile artan savaş olasılığının gölgesinde, Dini Lider'in, en güvendiği adamlarından biri olan Laricani'yi ülkeyi yönetmekle görevlendirdiğini bildirmesinin ardından geldi. Cumartesi günü Axios sitesi de bilgi sahibi olduğunu söylediği kaynaklara dayanarak, Dini Lider ve oğlu Mücteba da dahil olmak üzere İran liderliğinin hedef alınmasının, geniş bir askeri seçenek yelpazesinin parçası olarak Trump'a sunulan senaryolar arasında yer aldığını bildirdi.

Gazete, adlarını vermediği altı üst düzey İranlı yetkili, 3 Devrim Muhafızı üyesi ve iki eski diplomatın, Laricani'nin ülkenin geniş çaplı protestolar ve ABD askeri saldırısı tehditleriyle karşı karşıya kaldığı ocak ayı başından beri hassas siyasi ve güvenlik dosyalarını etkin bir şekilde yönettiğini söylediğini aktardı. Bu arada, İran medyası da Ayetullah Humeyni'nin ölümünün ardından 1989'da göreve gelen Dini Lider'in yerine bir halef atama çabaları hakkındaki spekülasyonları körükledi.

 İran Parlamentosu Eski Başkanı Ali Laricani, cumhurbaşkanlığı seçimleri için kayıt belgelerini gösteriyor, Tahran, 31 Mayıs 2024 (AFP)İran Parlamentosu Eski Başkanı Ali Laricani, cumhurbaşkanlığı seçimleri için kayıt belgelerini gösteriyor, Tahran, 31 Mayıs 2024 (AFP)

Bütün bunlar, İran iktidar yapısı içinde bir tür “hareketliliğe” veya daha doğrusu, olanların Laricani'ye yönetim gücünün devredilmesinden başka bir şey olmadığına işaret ediyor. Bu, “fırtına geçene” kadar geçici bir icraat olmaktan ziyade, büyük olasılıkla kalıcı bir icraat olacaktır. Yine bu, “Cenevre süreci”ne paralel bir yol izliyor gibi görünen Ali Laricani liderliğinde İran rejiminin gidişatında yeni bir aşamanın duyurusu niteliğindedir. Kendisi büyük olasılıkla Umman ve belki de Katar'ın arabuluculuğuyla Amerikalılarla siyasi müzakereler yürütüyor ve bu müzakereler, Washington'un “yeni rejimi” tanımasını sağlamayı da içeriyor.

Peki, bu gerçekleşecek mi? Amerikan iç kaygılarından bölgesel endişelere kadar, İran meselesini çevreleyen karmaşıklıklar göz önüne alındığında, bu sorunun cevabı şüphesiz zor. Ancak, İran rejiminin şahin kanadından ve son protestoların bastırılmasını denetleyen Laricani'nin hem içeride hem de dışarıda rejimin meşruiyetini yeniden inşa edebileceğini hayal etmek de aynı derecede zor. Bu kesinlikle Trump'ın İran’dan beklediği türden bir “teslimiyet” değil, aksine İran rejiminin tarihinin en zayıf döneminde elde ettiği bir zafer olacaktır. Bu ise Donald Trump “teslimiyet” kelimesini yeniden tanımlamadığı sürece, mevcut bölgesel ve uluslararası iklimde gerçekleşmesi pek olası görünmeyen bir paradoks.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Ulusa Sesleniş'te Trump'tan üçüncü dönem şakası

ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
TT

Ulusa Sesleniş'te Trump'tan üçüncü dönem şakası

ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)

Brendan Rascius 

ABD Başkanı Donald Trump, salı akşamı yaptığı Ulusa Sesleniş konuşmasında, üçüncü döneminin ortasında olması gerektiğine dair espri yaptı.

79 yaşındaki Cumhuriyetçi başkan, Temsilciler Meclisi salonunda toplanan meclis üyelerine, kabine üyelerine ve Yüksek Mahkeme yargıçlarına, "İkinci dönemimin ilk yılı... Üçüncü dönemim olmalıydı" dedi.

Bu, Trump'ın, eski Başkan Joe Biden'a kaybettiği 2020 seçiminin kendisinden "çalındığını" kanıt olmadan ima ettiği son olaylardan sadece biri.

Geçen yıl göreve döndüğünden beri başkan, Anayasa'nın 22. maddesi başkanların iki dönemden fazla görev yapmasını yasaklamasına rağmen, üçüncü bir dönem için aday olma fikrini de defalarca dile getirdi.

Martta NBC News'a 2028'de aday olma konusunda "şaka yapmadığını" söylemiş ve "Birçok insan bunu yapmamı istiyor" diye eklemişti.

Ekimde Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Kongre Demokratlarıyla yaptığı bir toplantıda "Trump 2028" şapkalarının Oval Ofis'teki çalışma masasına yerleştirildiğini söylemişti.

Aralık ayında Beyaz Saray'da düzenlenen bir resepsiyonda Trump, İsrail asıllı Amerikalı mega bağışçı Miriam Adelson'ın kendisine 2028'de anayasaya aykırı bir üçüncü dönem için aday olması karşılığında 250 milyon dolar teklif ettiğini öne sürmüştü.

Ancak zaman zaman bu kuşkulu olasılık hakkında karışık sinyaller verdi.

Ekimde Air Force One'da tekrar aday olup olmayacağı sorulduğunda gazetecilere, "Bunu yapmayı çok isterim. Şimdiye kadarki en iyi rakamlarıma sahibim" demişti. Ancak daha sonra 2028'de aday olmanın "fazla kurnazca" ve "yanlış" olacağını söylemişti.

Üçüncü bir dönem için aday olmayı tamamen masadan kaldırıp kaldırmadığı sorulduğunda Trump şu yanıtı vermişti:

Masadan kaldırmıyor muyum? Yani, siz söyleyin.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news/world/americas/us-politics


Rusya'dan Avrupa'ya göçmen kaçırmak için kullanılan tüneller... Uzmanlar "İran'ın müttefiklerinin" de işin içinde olduğundan şüpheleniyor

Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
TT

Rusya'dan Avrupa'ya göçmen kaçırmak için kullanılan tüneller... Uzmanlar "İran'ın müttefiklerinin" de işin içinde olduğundan şüpheleniyor

Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)

Polonya, Rusya'yı Batı'ya karşı "hibrit savaş" olarak nitelendirdiği bir politika kapsamında, Belarus'tan kaynaklanan yeraltı tünelleri aracılığıyla Avrupa'ya göçmen göndermekle suçladı. Telegraph gazetesi, Polonyalı yetkililere dayandırdığı haberinde, Alexander Lukashenko liderliğindeki Belarus'un bu tünelleri tasarlamak ve kazmak için Ortadoğu'dan "son derece deneyimli" uzmanlar görevlendirdiğini bildirdi.

Askeri uzmanlar, tünel inşaatında uzmanlaşmış Hamas, Hizbullah, Kürt grupları veya DEAŞ gibi Ortadoğu gruplarının bu tasarımın arkasında olabileceğini öne sürdüler.

Bu taktik, Moskova ve Minsk'in Polonya'nın doğu sınırına uyguladığı baskıda yeni bir gerilimi temsil ediyor; bu sınırda on binlerce göçmeni sınırın ötesine geçirme girişimleri defaatle yaşandı.

Araştırmacı Lynette Nussbacher, Lübnan ve Gazze'deki geçmiş deneyimleri örnek göstererek, İran destekli grupların desteğinin "muhtemel" olduğunu belirtti. Diğer uzmanlar da olasılıkların çok sayıda olduğunu ve sorumluluğun kesin olarak belirlenemeyeceğini düşünüyorlardı.

Podlaskie'deki Sınır Muhafız birliğinden Yarbay Katarzyna Zdanovich, 2025 yılında dört tünel keşfedildiğini belirterek, termal kameralar ve sensörler de dahil olmak üzere gözetim sistemlerinin, yer altında bile sızma girişimlerinin tespit edilmesine olanak sağladığını vurguladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)

Aralık ayında Polonya'nın doğusundaki Narewka köyü yakınlarında en büyük tünellerden biri keşfedildi. Çoğunluğu Afganistan ve Pakistan'dan olmak üzere 180 göçmeni geçirmek için kullanılmış olan tünelden çıkanların çoğu yakalandı. Yaklaşık 1,5 metre yüksekliğindeki tünelin Belarus tarafındaki girişi bir ormanın içinde gizlenmişti. Tünel, Belarus'a yaklaşık 50 metre, Polonya'ya ise 10 metre uzanıyordu ve çökmesini önlemek için beton desteklerle güçlendirilmişti.

Varşova, bu eylemlerin Batı'yı Ukrayna'ya verdiği askeri destekten dolayı cezalandırmak ve Kiev hükümetine olan desteği zayıflatmak amacıyla yapıldığını savunarak, nihai sorumluluğu Belarus rejimine yüklüyor.

Ukrayna'nın 2022'deki işgalinden önce bile Belarus, Polonya'ya giden göçmenler için bir başlangıç ​​noktası olarak kullanılmış ve bu durum Polonya'nın yüzlerce kamerayla donatılmış 200 kilometrelik bir çit inşa etmesine yol açmıştır.

Polonya ayrıca Rusya'yı insansız hava araçları (İHA) kullanarak sabotaj saldırıları düzenlemek ve kaçak mal taşıyan balonlarla havada kaos yaratmakla suçluyor.

Polonya tünelleri tespit etme ve imha etme yeteneğini koruyor, ancak bir tünel kapatılır kapatılmaz yenilerinin ortaya çıkacağından endişe ediyor. Bu durumu, AB sınırlarına yönelik sistematik bir baskı kampanyası olarak nitelendiriyor.