Almanya, riskli bölgelerden gelenler için karantina kurallarını sıkılaştırdı

Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)
Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)
TT

Almanya, riskli bölgelerden gelenler için karantina kurallarını sıkılaştırdı

Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)
Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)

Berlin'deki havalimanlarından birine ulaştığınızda, sizi Kovid-19 test merkezine yönlendiren İngilizce ve Almanca uyarıların ve kırmızı çizgilerin yer aldığı tabelalarla karşılanırsınız. Almanya'da bulaşıcı hastalıklar alanında çalışmalar yürüten Robert Koch Enstitüsü’nün salgının yayılma durumu açısından “riskli" olarak sınıflandırdığı bölgelerden birinden geldiğiniz takdirde, ücretsiz bir koronavirüs testi yaptırmak için gelir gelmez bu noktalara gidebilirsiniz. Avrupa ülkelerinden gelenler için tüm Alman havalimanlarında ve büyük tren istasyonlarında, Alman ordusu tarafından Almanya Kızılhaçı ile işbirliği içinde yönetilen koronavirüs  muayene merkezleri yaygınlaştı. Ayrıca bu merkezlerdeki testler, en fazla birkaç dakika içinde yapılıyor. Gelen yolcular, testten sonraki 48 saat içinde bir e-posta geldiğinde testin sonucunu öğrenmek için kullanılan bir şifre içeren kişisel bir bilgi kağıdı alıyor. Aynı zamanda sonuç açıklanana kadar "riskli" bölgelerden gelenler karantina altında tutuluyor. Almanya haftalar önce Avrupa'ya ve dünyadaki 160 ülkeye seyahat yasağını kaldırmış olsa da, koronavirüs salgınının yayılımına yönelik riskli olarak sınıflandırılan ülkelerin listesi her geçen gün genişliyor. Almanya, riskli olarak sınıflandırdığı bölgeleri resmi olarak kayıtlı vaka sayısına göre değerlendiriyor ve bir hafta içinde her 100 bin kişiden 35'inin kaydedildiği herhangi bir bölgeyi listeye ekliyor. Ayrıca, kaydedilen resmi vaka sayılarının doğru olmadığı düşünülen ülkeleri de bu listeye dahil ediyor.
Almanya’da, riskli ülkeler listesinin genişletilmesi ile ülkeye giriş yapanlar için daha fazla test yapılmaya başlandı. Ülke, bu bölgelerden gelenlerden bazılarına 14 gün karantina uygular, ya da koronavirüs testi yapıp  testi negatif çıktıktan sonra karantinayı sonlandırırdı. Ancak dünden itibaren Almanya’da test sonucu negatif çıksa bile gelenlere beş gün zorunlu karantina kuralı getirildi. Ayrıca Almanya hükümeti dün itibariyle seyahatin yasak olduğu Avrupa Birliği harici toplam 160 ülkenin yanı sıra, Viyana, Cenevre ve Lizbon gibi Avrupa'nın riskli bölgelerinin yer aldığı uzun listeye Belçika'nın tamamı, Fransa'nın çoğu bölgesi ve Birleşik Krallık’ın özerk bileşenleri Galler ve Kuzey İrlanda gibi 10 Avrupa bölgesini daha ekledi. Yeni sınıflandırma, bu bölgelerin hiçbirine seyahat etmeyi yasaklamıyor, ancak oralara seyahat etmemeyi teşvik etmeyi amaçlıyor. 
Dış seyahat önlemlerine ek olarak Almanya’daki 16 eyalet, bu hafta başlarında Almanya'da vaka sayısında görülen yüksek artıştan dolayı endişe eden Almanya Başbakanı Angela Merkel ile eyalet hükümet başkanları tarafından düzenlenen bir toplantının ardından, yeni tip koronavirüsün yayılımını sınırlamak için yeni önlemler uygulamaya başladı. 
Merkel söz konusu toplantıda, ülkedeki salgın durumu bugün olduğu gibi devam ederse Noel'e kadar günde 19 bin vaka kaydedilebileceği konusunda uyarıda bulundu. Bununla birlikte Merkel, sebepsiz yere paniğe yol açtığı iddialarına karşı uyarısının sebeplerini açıkladı. Almanya'nın Haziran ayında kaydettiği vaka sayısının günde 300 vakayı geçmediğini belirten Merkel, 3 ay içinde bu sayının her ay ikiye katlanarak bugün günde 2 bin 300'den fazla vakaya ulaştığını vurguladı. Merkel açıklamasında, bu hesaplamalara dayanarak söz konusu artışı durdurmak için herhangi bir önlem alınmazsa vaka sayısının Aralık ayında günde 20 bine yaklaşabileceğini söyledi.
Merkel, endişe verici uyarılarına rağmen kendisi ve eyalet valilerinin, her ne pahasına olursa olsun geçen Mart ayı sonunda iki aylık bir süre boyunca uygulandığı gibi tekrar bir tam izolasyon uygulamaktan kaçınmak istedikleri konusunda ısrar etti. 
Yeni önlemler arasında, vaka sayısının artmaya devam etmesi durumunda kapalı ortamlarda toplanan kişi sayısının 25'e düşürülmesi yer alıyor. Merkel ayrıca, restoranlarda doldurulması gereken listelerde yanlış kişisel bilgi verenlere en az 50 euro para cezası verilmesi konusunda eyalet yetkilileriyle anlaştı. Ülkedeki restoranlar, pozitif vaka söz konusu olduğunda takibi yapılması için müşterilere ait saatleri ve müşteri ayrıntılarını içeren listeleri bir ay boyunca tutmak zorunda. Yetkililer toplantıda, kişisel bilgilerin yalnızca vakayı izlemek amacıyla kullanılacağını vurguladı. Ancak, güvenlik nedenleriyle buna ihtiyaç olduğunu kanıtlayan bir izin alındığı takdirde polisin bu bilgileri alabileceği bilgisi, mahremiyetlerini gizlemek isteyen Almanlar için endişeye neden oldu.
Almanya Başbakanı Merkel, iki gün önce Kovid-19 hakkında düzenlediği basın toplantısında restoranlarda yanlış bilgi verenlere dair açıklamalarda bulundu. Restoran ve kafelerin kişilerin verdiği bilgilerin doğruluğundan emin olmaktan sorumlu olduğunu, şüphe durumunda kimlik sormanın mümkün olduğunu belirterek, “Örneğin birisi adının Donald Duck olduğunu söylediğinde verdiği bilgilerin yanlış olduğunu fark etmek zor olmaz” dedi. Tüm bunlara ek olarak hükümetler, özellikle uzmanlar koronavirüs vakalarının yüzde 90'ının kapalı alanlarda meydana geldiğini söylediği için ofis, okul vb. kapalı alanlarda havayı temiz tutmak amacıyla gerekli havalandırmaların yapılması yönündeki önerileri uygulamaya  başlayacak. 
Öte yandan, kış mevsiminin yaklaşmasıyla koronavirüs vakalarının ikiye katlanacağına dair  endişeler de artmaya başladı. Uzmanlar, her bir odanın her 15 veya 20 dakikada bir yaklaşık 5 dakika süreyle doğal olarak havalandırılmasını tavsiye etti. Berlin’in de olduğu bazı eyaletler, özellikle son günlerde bu bölgelerde vaka sayısının çarpıcı bir şekilde artması nedeniyle ofislerin içinde maske takmayı zorunlu kılmak gibi ek önlemler almayı düşünüyor.
Merkel yaptığı açıklamada vatandaşlarını teşvik ederek, “Şu ana kadar başardıklarımızın boşa gitmemesi için kurallara uymalı ve sabırlı olmalıyız” diye konuştu. Vatandaşlarına her şeyin normale döneceğine dair söz veren Merkel, "Normal hayata geri döneceğiz. Aileler yeniden bir araya gelebilecek, eğlence yerleri, tiyatrolar ve futbol sahaları yeniden dolu olacak. Tüm bunlar olduğunda yeniden büyük bir mutluluk yaşanacak” ifadelerini kullandı. Merkel, iki gün önce Parlamento’da yaptığı bir konuşmada, vatandaşlarına onlardan hiçbir farkı olmadığı için doğrudan temas kurmak istediğini belirterek, “Ancak şimdilik, birbirimizi önemsediğimizin kanıtı olarak sosyal mesafe kuralına uymalıyız" dedi.
Ancak dün tekrar “Anti-korona hareketi” kapsamında gösteri yapan bazı vatandaşlar Merkel’in çağrılarına kulak asmadı. Maske takmaya ve kısıtlamalara karşı çıkan muhalif hareket, son haftalarda siyasi ortamda bir kargaşaya yol açtı. Söz konusu hareket, binlerce muhalifi hafta sonu polisin sıkı koruması altında gösteri yapmak üzere Konstanz'da (güney) toplanmaya çağırdı. Kovid-19 salgınına karşı alınan önlemlere muhalif olanların safında yer alan "Özgür Düşünürler" grubunun girişimiyle Konstanz Gölü kıyılarında dev bir insan zinciri oluşması bekleniyor. Grup, Berlin’de yaz boyunca on binlerce kişinin katıldığı protestolar düzenlediler. Aynı Grup son çağrılarıyla birlikte, üç ülkeyle sınırı olan Konstanz Gölü kıyılarından Avusturya ve İsviçre'ye ulaşmaya yetecek kadar kişiyi toplamayı hedefliyor.



Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
TT

Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği yeni yayımladığı raporda Avrupa Birliği (AB) üyelerinden 5'i, hukukun üstünlüğünü "kasten ve sürekli" yok etmekle suçlandı. 6 ülkede de standartların gerilediği bildirildi. 

22 ülkedeki 40 sivil toplum örgütünden alınan verilere dayandırılan raporda Bulgaristan, Hırvatistan, İtalya, Macaristan ve Slovakya yönetimlerinin hukukun üstünlüğüne bilerek zarar verdiği iddia edildi. 

Özellikle Slovakya'ya dikkat çekilirken Moskova yanlısı hükümetin hukukun üstünlüğüne dair tüm başlıklarda ülkeyi gerilettiği ileri sürüldü. 

Robert Fico yönetiminin sivil toplumun denetim ve denge görevi, medya özgürlüğü, yolsuzlukla mücadele ve adalet üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekildi. 

12 Nisan'da genel seçime gidecek Macaristan'da da 16 yıllık Viktor Orbán iktidarının gerilemede "başlı başına bir kategori" oluşturduğu ifade edildi. 

Budapeşte yönetiminin hiçbir olumlu değişim emaresi göstermediği ve yeni kanunların standartları daha da gerilettiği dile getirildi. 

Hukukun üstünlüğüne dair bazı alanlarda 6 ülkenin gerilemeye girdiği belirtilirken bunların Almanya, Belçika, Danimarka, İsveç, Fransa ve Malta olduğu açıklandı. 

844 sayfalık raporda Çekya, Estonya, İrlanda, İspanya, Hollanda, Litvanya, Polonya, Romanya, Slovenya, Yunanistan'ın hukuk devleti nitelikleri açısından ne uzadığı ne de kısaldığı öne sürüldü. 

Letonya'nınsa bu konuda olumlu yönde adım atan tek devlet olduğu bildirildi. 

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği, AB'nin hukukun üstünlüğünü korumak ve teşvik etmek için yeterli mekanizmalara sahip olmadığını vurguladı. 

Avrupa Komisyonu'nun 2025'te hazırladığı hukukun üstünlüğü raporundaki önerilerin yüzde 93'ünün bir önceki yıllarda da dile getirildiği aktarıldı. 

Independent Türkçe, Guardian, Balkan Insight


İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi
TT

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

Pazar sabahı erken saatlerde İsrail birlikleri, Suriye'de kısa süre önce ele geçirdikleri topraklardan güney Lübnan'a kayakla geçti.

Bu, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Dağcı Birliği tarafından gerçekleştirilen bu türdeki ilk sınır ötesi operasyon oldu.

İsrail, haftalardır Lübnan'ın güneyindeki Tahran destekli Hizbullah güçleriyle çatışırken, ülkenin doğusundaki ve başkent Beyrut'taki önemli altyapı tesisleriyle sivil yapılara da hava saldırıları düzenliyor.

IDF'in açıklamasına göre, 810. "Dağlar" Bölgesel Tugayı'nın yedek Dağcı Birliği, "karmaşık dağlık arazide faaliyet gösterdi ve Suriye'deki Hermon'dan güney Lübnan'daki Dov Dağı bölgesine karda tırmanarak geçti; bölgeyi taradı, istihbarat topladı ve bölgedeki düşman terör altyapısını tespit etti".

Bu birlikler, Litani Nehri'ne doğru kuzeye ilerleyen, Lübnan'ın güneyinde bir düzineden fazla köyde faaliyet gösteren daha geniş İsrail güçlerine katılıyor.

vfd
26 Mart'ta Lübnan'ın güneyindeki Kfar Roummane köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından olay yerine gelen ilk yardım ekipleri (AFP)

IDF'in bölgedeki operasyonel hedefleri daha da netleştikçe, uzun süreli işgal endişeleri artıyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bölgenin tüm sakinlerinden arındırılacağını ve "temas hattı köylerindeki" evlerin "Gazze'deki Beyt Hanun ve Refah modeline uygun olarak" yıkılacağını duyurdu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu pazar günü yaptığı açıklamada, "Mevcut güvenlik tampon bölgesini daha da genişletme talimatını az önce verdim. [İsrail'in] kuzeyindeki durumu kökten değiştirmeye kararlıyız" dedi.

Lübnan, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hameney'in öldürülmesinin ardından Hizbullah'ın İsrail'e füze fırlatmasıyla ABD - İsrail'in Ortadoğu'da süregelen savaşına 2 Mart'ta dahil olmuştu.

O tarihten bu yana Lübnan’da 1200’den fazla kişi öldürüldü ve bir milyon kişi yerinden edildi; bu da ülke nüfusunun beşte birine denk geliyor.

Hafta sonu öldürülenler arasında üç gazeteci ve 10 kurtarma görevlisi de bulunuyor; böylece İsrail ateşiyle öldürülen sağlık çalışanlarının toplam sayısı 52'ye ulaştı.

Hermon Dağı, Suriye - Lübnan sınırında yer alıyor ancak eski başkan Beşar Esad'ın devrilmesinin hemen ardından Aralık 2024'te IDF tarafından ele geçirilmişti.

Bu, İsrail'in Suriye'de daha önce elde ettiği toprak kazanımlarını genişletmişti. Bunlar arasında 1967'de Golan Tepeleri'nin ele geçirilmesi de yer alıyor; İsrail hükümetinin 1981'de resmileştirdiği bu ilhakı sadece Birleşik Devletler tanıyor.

İsrail, Suriye'nin güneyinde en az 9 askeri üs bulunduruyor; bunlardan ikisi Hermon Dağı'nın Suriye tarafında yer alıyor ve bu üslerden topçu birlikleri 35 kilometre uzaklıktaki Şam'ı vurabiliyor. Ayrıca 1974'te kurulan ve BM gözetiminde olan bir tampon bölgede de 7 üs daha bulunuyor.

İsrail ordusu, buradaki varlığının, "düşman güçlerin" kullanabileceği silahları ele geçirmek için gerekli olduğunu iddia ediyor.

Independent Türkçe


Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
TT

Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)

İran savaşı, ABD Başkanı Donald Trump’ın mirasını tehdit ederken, halef adayları arasında öne çıkan iki isim olan Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio üzerindeki siyasi bahisler de artıyor.

Her iki isim de geniş çapta Trump sonrası başkanlık yarışında öne çıkan adaylar olarak görülüyor ve savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde ön plana çıkarılmış durumda. Cumhuriyetçi Parti ise şimdiden Trump sonrası dönemi planlamaya başladı. Vance, ABD’nin savaşa katılımına karşı  temkinli bir tutum sergilerken, Rubio Trump ile yakın bir pozisyonda, askeri harekâtın açık bir savunucusu olarak öne çıkıyor.

Trump, her iki ismin de İran’ı nükleer ve füze programlarını tasfiye etmeye ve Hürmüz Boğazı’ndan petrol geçişinin güvenliğini sağlamaya ikna etme çabalarına katıldığını ifade etti. Yaklaşan 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Trump, özel görüşmelerde müttefiklerine ve danışmanlarına “J.D. mi, yoksa Marco mu?” sorusunu yöneltti.

2028 için hazırlık

Analistler ve Cumhuriyetçi yetkililere göre, beşinci haftasına giren Amerikan askeri operasyonlarının seyri, her iki adayın 2028 şanslarını belirleyebilir. Savaşın hızlı bir şekilde sona ermesi, “krizlerde sabit bir el” olarak görülen ve aynı zamanda Ulusal Güvenlik Danışmanı görevini yürüten Rubio’nun konumunu güçlendirebilir. Öte yandan çatışmanın uzaması, Vance’a Trump tabanında savaş karşıtı eğilimleri temsil etme alanı sağlayabilir.

vcdvdf
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 9 Ekim 2025’te Washington, D.C.’daki Oval Office’te Başkan Yardımcısı J. D. Vance’e bir şey fısıldıyor (AP)

Trump’ın kendi konumu da test altında. Reuters/Ipsos tarafından geçen hafta yapılan bir ankete göre yakıt fiyatlarının artışı ve İran savaşına geniş çaplı muhalefet nedeniyle Trump’ın onayı son günlerde %36’ya gerileyerek Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana en düşük seviyeye ulaştı.

Bazı Cumhuriyetçiler, Trump’ın tercih ettiği üst düzey yardımcıları dikkatle izliyor. Bazıları, Trump’ın Rubio’ya eğilim gösterdiğine dair işaretler gözlemliyor, ancak Trump’ın fikrini hızla değiştirebileceği de kabul ediliyor. Beyaz Saray ise, Trump’ın tercih sinyalleri verdiği iddialarını reddediyor. Sözcü Stephen Chung, “Vance ve Rubio hakkındaki medya spekülasyonları bu yönetimi Amerikan halkı için savaşma görevinden alıkoyamaz” dedi.

Rakiplerden olası mirasçılara

41 yaşındaki Vance, eski bir Deniz Piyadesi mensubu olarak Irak’ta görev yaptı ve uzun süredir ABD’nin dış savaşlara müdahalesine karşı çıktı. İran konusundaki kamuoyuna yönelik açıklamaları sınırlı ve ölçülü oldu. Trump ise aralarındaki “felsefi farklılıklar”a dikkat çekti.

Vance, siyasi kariyerinin başında kendisini “Trump karşıtı” olarak tanımlamıştı. 2023’te Wall Street Journal’da yayımlanan bir makalesinde, Trump’ın ilk dönemindeki en iyi dış politikasının savaş başlatmamak olduğunu savunmuştu. Beyaz Saray ise Başkan ile Başkan Yardımcısı arasındaki olası çatışmayı minimize etmeye çalıştı. Vance, bu ayın başında Trump’ın yanında Oval Ofis’te durarak, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme konusunda Başkan’ın politikasını desteklediğini belirtti.

ferfer
J. D. Vance’in İran’a yönelik askeri harekâtı eleştirme konusunda temkinli davrandığı görülüyor (Reuters)

Vance, Başkan’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner’in ilerleme kaydetmesi halinde müzakerelerde daha doğrudan bir rol üstlenebilir. Vance’in sözcüsü, “Başkan Trump liderliğinde Amerika’yı daha güvenli ve refah içinde kılmak için etkili bir ekibin parçası olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Beyaz Saray’daki üst düzey bir yetkili, Trump’ın yardımcılardaki ideolojik farklılıklara, sadık kaldıkları sürece tolerans gösterdiğini belirterek, Vance’in şüpheci tavrının Trump’a tabanının görüşlerini aktarmasına yardımcı olduğunu söyledi.

Vance, Kasım’daki ara seçimler sonrasına kadar 2028 için aday olup olmayacağına karar vermeyi planlıyor. Conservative Political Action Conference (CPAC) katılımcıları arasında yapılan bir ankette, yaklaşık 1 bin 600 kişi arasından yüzde 53 oy alarak Cumhuriyetçi Parti’nin bir sonraki adayı olarak öne çıktı. Rubio ise yüzde 35 ile ikinci sırada yer aldı; geçen yıl sadece yüzde 3 oy almıştı.

54 yaşındaki Rubio, Vance aday olursa kendisinin başkanlığa aday olmayacağını belirtti ve kaynaklara göre Vance’in yanında bir başkan yardımcısı olarak yer almaktan memnuniyet duyacak. Ancak Vance’in herhangi bir zayıflığı, Rubio ve diğer Cumhuriyetçiler için cesaret verici olabilir. Stratejist Ron Bonjean, “Trump uzun hafızalıdır; Vance’in sadakat eksikliğini hatırlayabilir. MAGA tabanında Trump hâlâ popülerse, bu Vance için olumsuz olabilir” dedi.

dsgfr
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü White House’ta düzenlenen toplantıda Başkan Donald Trump ile birlikte (EPA)

Trump, Vance ve Rubio’nun birlikte aday olmasını önerdi; bunun olası rakipler için kazanmayı zorlaştıracağını düşündü. Rubio’nun 2016’daki başkanlık hedefleri Trump ile sert bir karşılaşma sonrası engellenmişti, ancak sonrasında ilişkileri düzeldi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tommy Beigot, Rubio’nun Trump ekibiyle hem profesyonel hem de kişisel olarak mükemmel bir ilişkiye sahip olduğunu belirtti.

Rubio ve Beyaz Saray, bazı açıklamalarının muhafazakar Trump destekçilerini öfkelendirmesi sonrası durumu kontrol altına almak zorunda kaldı. Rubio, savaşta ABD’nin İsrail’in yönlendirmesiyle hareket ettiği izlenimi vermişti, ancak Trump sonrasında Rubio’nun askeri harekâta verdiği desteği övdü. Rubio’nun uzun süren bir savaşın siyasi geleceğini etkileyeceği konusunda endişelenip endişelenmediği sorulduğunda, “Buna tek bir saniye bile düşünmedim” yanıtını verdi.

Belirgin Farklılıklar

CPAC yöneticisi Matt Schlapp, İran’a karşı yürütülen kampanyanın ABD iç siyasetinde önemli sonuçlar doğuracağını belirterek, “Bu savaş hedeflerini başarıyla gerçekleştirirse, insanlar siyasi olarak ödüllendirilecektir. Aksi takdirde maliyeti yüksek olacaktır” dedi.

Anketler, İran politikasının ABD iç siyasetinde keskin bir kutuplaşma yarattığını ortaya koyuyor. Reuters/Ipsos verilerine göre Cumhuriyetçi tabanın yüzde 75’i askeri operasyonları desteklerken, Demokrat seçmenlerde destek oranı yalnızca yüzde 6’da kalıyor. Bağımsızlar ise yüzde 24 ile iki blok arasında sınırlı bir destek sergiliyor.

ugt
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart’ta Paris yakınlarında düzenlenen toplantı mekânına varırken (Reuters)

Geçen Perşembe televizyonda yayımlanan bir hükümet toplantısında, Rubio ve Vance’ın yaklaşım farkları öne çıktı. Rubio, Trump’ın İran’a yönelik saldırısını güçlü biçimde savunarak, Başkan’ın böylesi bir tehdidi görmezden gelemeyeceğini söyledi. Vance ise daha temkinli bir tutum sergileyerek, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme seçeneklerine odaklandı. Askeri personele seslenirken, “Sizlerin yanındayız ve her adımda desteğimiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.