Almanya, riskli bölgelerden gelenler için karantina kurallarını sıkılaştırdı

Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)
Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)
TT

Almanya, riskli bölgelerden gelenler için karantina kurallarını sıkılaştırdı

Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)
Berlin’de perşembe günü koronavirüs önlemleri kapsamında maske takan bir Alman garson (Reuters)

Berlin'deki havalimanlarından birine ulaştığınızda, sizi Kovid-19 test merkezine yönlendiren İngilizce ve Almanca uyarıların ve kırmızı çizgilerin yer aldığı tabelalarla karşılanırsınız. Almanya'da bulaşıcı hastalıklar alanında çalışmalar yürüten Robert Koch Enstitüsü’nün salgının yayılma durumu açısından “riskli" olarak sınıflandırdığı bölgelerden birinden geldiğiniz takdirde, ücretsiz bir koronavirüs testi yaptırmak için gelir gelmez bu noktalara gidebilirsiniz. Avrupa ülkelerinden gelenler için tüm Alman havalimanlarında ve büyük tren istasyonlarında, Alman ordusu tarafından Almanya Kızılhaçı ile işbirliği içinde yönetilen koronavirüs  muayene merkezleri yaygınlaştı. Ayrıca bu merkezlerdeki testler, en fazla birkaç dakika içinde yapılıyor. Gelen yolcular, testten sonraki 48 saat içinde bir e-posta geldiğinde testin sonucunu öğrenmek için kullanılan bir şifre içeren kişisel bir bilgi kağıdı alıyor. Aynı zamanda sonuç açıklanana kadar "riskli" bölgelerden gelenler karantina altında tutuluyor. Almanya haftalar önce Avrupa'ya ve dünyadaki 160 ülkeye seyahat yasağını kaldırmış olsa da, koronavirüs salgınının yayılımına yönelik riskli olarak sınıflandırılan ülkelerin listesi her geçen gün genişliyor. Almanya, riskli olarak sınıflandırdığı bölgeleri resmi olarak kayıtlı vaka sayısına göre değerlendiriyor ve bir hafta içinde her 100 bin kişiden 35'inin kaydedildiği herhangi bir bölgeyi listeye ekliyor. Ayrıca, kaydedilen resmi vaka sayılarının doğru olmadığı düşünülen ülkeleri de bu listeye dahil ediyor.
Almanya’da, riskli ülkeler listesinin genişletilmesi ile ülkeye giriş yapanlar için daha fazla test yapılmaya başlandı. Ülke, bu bölgelerden gelenlerden bazılarına 14 gün karantina uygular, ya da koronavirüs testi yapıp  testi negatif çıktıktan sonra karantinayı sonlandırırdı. Ancak dünden itibaren Almanya’da test sonucu negatif çıksa bile gelenlere beş gün zorunlu karantina kuralı getirildi. Ayrıca Almanya hükümeti dün itibariyle seyahatin yasak olduğu Avrupa Birliği harici toplam 160 ülkenin yanı sıra, Viyana, Cenevre ve Lizbon gibi Avrupa'nın riskli bölgelerinin yer aldığı uzun listeye Belçika'nın tamamı, Fransa'nın çoğu bölgesi ve Birleşik Krallık’ın özerk bileşenleri Galler ve Kuzey İrlanda gibi 10 Avrupa bölgesini daha ekledi. Yeni sınıflandırma, bu bölgelerin hiçbirine seyahat etmeyi yasaklamıyor, ancak oralara seyahat etmemeyi teşvik etmeyi amaçlıyor. 
Dış seyahat önlemlerine ek olarak Almanya’daki 16 eyalet, bu hafta başlarında Almanya'da vaka sayısında görülen yüksek artıştan dolayı endişe eden Almanya Başbakanı Angela Merkel ile eyalet hükümet başkanları tarafından düzenlenen bir toplantının ardından, yeni tip koronavirüsün yayılımını sınırlamak için yeni önlemler uygulamaya başladı. 
Merkel söz konusu toplantıda, ülkedeki salgın durumu bugün olduğu gibi devam ederse Noel'e kadar günde 19 bin vaka kaydedilebileceği konusunda uyarıda bulundu. Bununla birlikte Merkel, sebepsiz yere paniğe yol açtığı iddialarına karşı uyarısının sebeplerini açıkladı. Almanya'nın Haziran ayında kaydettiği vaka sayısının günde 300 vakayı geçmediğini belirten Merkel, 3 ay içinde bu sayının her ay ikiye katlanarak bugün günde 2 bin 300'den fazla vakaya ulaştığını vurguladı. Merkel açıklamasında, bu hesaplamalara dayanarak söz konusu artışı durdurmak için herhangi bir önlem alınmazsa vaka sayısının Aralık ayında günde 20 bine yaklaşabileceğini söyledi.
Merkel, endişe verici uyarılarına rağmen kendisi ve eyalet valilerinin, her ne pahasına olursa olsun geçen Mart ayı sonunda iki aylık bir süre boyunca uygulandığı gibi tekrar bir tam izolasyon uygulamaktan kaçınmak istedikleri konusunda ısrar etti. 
Yeni önlemler arasında, vaka sayısının artmaya devam etmesi durumunda kapalı ortamlarda toplanan kişi sayısının 25'e düşürülmesi yer alıyor. Merkel ayrıca, restoranlarda doldurulması gereken listelerde yanlış kişisel bilgi verenlere en az 50 euro para cezası verilmesi konusunda eyalet yetkilileriyle anlaştı. Ülkedeki restoranlar, pozitif vaka söz konusu olduğunda takibi yapılması için müşterilere ait saatleri ve müşteri ayrıntılarını içeren listeleri bir ay boyunca tutmak zorunda. Yetkililer toplantıda, kişisel bilgilerin yalnızca vakayı izlemek amacıyla kullanılacağını vurguladı. Ancak, güvenlik nedenleriyle buna ihtiyaç olduğunu kanıtlayan bir izin alındığı takdirde polisin bu bilgileri alabileceği bilgisi, mahremiyetlerini gizlemek isteyen Almanlar için endişeye neden oldu.
Almanya Başbakanı Merkel, iki gün önce Kovid-19 hakkında düzenlediği basın toplantısında restoranlarda yanlış bilgi verenlere dair açıklamalarda bulundu. Restoran ve kafelerin kişilerin verdiği bilgilerin doğruluğundan emin olmaktan sorumlu olduğunu, şüphe durumunda kimlik sormanın mümkün olduğunu belirterek, “Örneğin birisi adının Donald Duck olduğunu söylediğinde verdiği bilgilerin yanlış olduğunu fark etmek zor olmaz” dedi. Tüm bunlara ek olarak hükümetler, özellikle uzmanlar koronavirüs vakalarının yüzde 90'ının kapalı alanlarda meydana geldiğini söylediği için ofis, okul vb. kapalı alanlarda havayı temiz tutmak amacıyla gerekli havalandırmaların yapılması yönündeki önerileri uygulamaya  başlayacak. 
Öte yandan, kış mevsiminin yaklaşmasıyla koronavirüs vakalarının ikiye katlanacağına dair  endişeler de artmaya başladı. Uzmanlar, her bir odanın her 15 veya 20 dakikada bir yaklaşık 5 dakika süreyle doğal olarak havalandırılmasını tavsiye etti. Berlin’in de olduğu bazı eyaletler, özellikle son günlerde bu bölgelerde vaka sayısının çarpıcı bir şekilde artması nedeniyle ofislerin içinde maske takmayı zorunlu kılmak gibi ek önlemler almayı düşünüyor.
Merkel yaptığı açıklamada vatandaşlarını teşvik ederek, “Şu ana kadar başardıklarımızın boşa gitmemesi için kurallara uymalı ve sabırlı olmalıyız” diye konuştu. Vatandaşlarına her şeyin normale döneceğine dair söz veren Merkel, "Normal hayata geri döneceğiz. Aileler yeniden bir araya gelebilecek, eğlence yerleri, tiyatrolar ve futbol sahaları yeniden dolu olacak. Tüm bunlar olduğunda yeniden büyük bir mutluluk yaşanacak” ifadelerini kullandı. Merkel, iki gün önce Parlamento’da yaptığı bir konuşmada, vatandaşlarına onlardan hiçbir farkı olmadığı için doğrudan temas kurmak istediğini belirterek, “Ancak şimdilik, birbirimizi önemsediğimizin kanıtı olarak sosyal mesafe kuralına uymalıyız" dedi.
Ancak dün tekrar “Anti-korona hareketi” kapsamında gösteri yapan bazı vatandaşlar Merkel’in çağrılarına kulak asmadı. Maske takmaya ve kısıtlamalara karşı çıkan muhalif hareket, son haftalarda siyasi ortamda bir kargaşaya yol açtı. Söz konusu hareket, binlerce muhalifi hafta sonu polisin sıkı koruması altında gösteri yapmak üzere Konstanz'da (güney) toplanmaya çağırdı. Kovid-19 salgınına karşı alınan önlemlere muhalif olanların safında yer alan "Özgür Düşünürler" grubunun girişimiyle Konstanz Gölü kıyılarında dev bir insan zinciri oluşması bekleniyor. Grup, Berlin’de yaz boyunca on binlerce kişinin katıldığı protestolar düzenlediler. Aynı Grup son çağrılarıyla birlikte, üç ülkeyle sınırı olan Konstanz Gölü kıyılarından Avusturya ve İsviçre'ye ulaşmaya yetecek kadar kişiyi toplamayı hedefliyor.



Londra'da sağcı akımın yükselişini protesto etmek için düzenlenen gösteri

Londra'daki gösteriden (EPA)
Londra'daki gösteriden (EPA)
TT

Londra'da sağcı akımın yükselişini protesto etmek için düzenlenen gösteri

Londra'daki gösteriden (EPA)
Londra'daki gösteriden (EPA)

On binlerce protestocu dün, «Aşırı Sağ Karşısında Birlikte» adlı yürüyüşe katılmak üzere Londra sokaklarına çıktı. Protestocuların çoğu, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını savunan ve kamuoyu yoklamalarında başı çeken Nigel Farage liderliğindeki sağcı Reform Partisi’ni kınadı.

İngiliz basınında yer alan haberlere göre polis yetkilileri, işçi sendikaları ve sivil toplum kuruluşlarının desteğini alan “Birlikte İttifakı”nın düzenlediği gösteriye yaklaşık 50 bin kişinin katıldığını belirtti.

Reform Partisi'ne ve göç karşıtı tutumuna karşı sloganlar yazan pankartların yanı sıra, bazı İran bayrakları ile Filistinlileri destekleyen bayrak ve pankartlar da görüldü.

csdv
Londra'daki gösteriden (EPA)

Kamuoyu yoklamaları, Reform Partisi'nin Başbakan Keir Starmer'ın üyesi olduğu İşçi Partisi'nin ve diğer geleneksel İngiliz siyasi partilerinin önünde olduğunu gösteriyor. İşçi Partisi'ne rakip olan Yeşiller Partisi lideri Zak Polanski de yürüyüşe katıldı.

Londra polisi, bu gösteri ve yine dün düzenlenen Filistinlileri destekleyen bir başka protesto kapsamında 25 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.


Kuzey Kore lideri özel kuvvetleri denetledi ve silah testlerini yönetti

Kim Jong Un, özel harekat kuvvetleri eğitim üssünde (Reuters)
Kim Jong Un, özel harekat kuvvetleri eğitim üssünde (Reuters)
TT

Kuzey Kore lideri özel kuvvetleri denetledi ve silah testlerini yönetti

Kim Jong Un, özel harekat kuvvetleri eğitim üssünde (Reuters)
Kim Jong Un, özel harekat kuvvetleri eğitim üssünde (Reuters)

Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA) bugün Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un, özel harekat kuvvetlerinin eğitim üssünü incelediğini ve savaş alanlarında doğrudan çatışma için geliştirilmiş silahların testlerine katıldığını bildirdi

vcdv
Kuzey Kore lideri, özel harekat kuvvetleri eğitim üssünü ziyaretinde (Reuters)

Kim ayrıca yeni bir ana muharebe tankının testlerini de denetledi. Şarku’l Avsat’ın KCNA’dan aktardığına göre bu tank neredeyse tüm tanksavar silahlarına karşı koyabilecek kapasitede.

sdv cd
Kuzey Kore haber ajansının yayınladığı fotoğrafta özel harekat kuvvetlerinin eğitim üssü görülüyor (Reuters)

Başka bir gelişmede Kim, karbon fiber malzemelerden üretilen katı yakıtlı yüksek itiş gücüne sahip bir roket motorunun yer testine katıldı. KCNA, motorun maksimum itme gücünün 2 bin 500 kilonewton olduğunu ve ülkenin stratejik saldırı kapasitesini modernize etmeye yönelik beş yıllık planın devamı olduğunu belirtti.


İsrail’in Gazze Şeridi’nde bulunan ‘sarı hat’ boyunca gerçekleştirdiği eylemler, Mladenov planının gidişatını tehdit ediyor

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc’te İsrail ordusu tarafından çizilen sarı hattı temsil eden beton blok (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc’te İsrail ordusu tarafından çizilen sarı hattı temsil eden beton blok (AFP)
TT

İsrail’in Gazze Şeridi’nde bulunan ‘sarı hat’ boyunca gerçekleştirdiği eylemler, Mladenov planının gidişatını tehdit ediyor

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc’te İsrail ordusu tarafından çizilen sarı hattı temsil eden beton blok (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc’te İsrail ordusu tarafından çizilen sarı hattı temsil eden beton blok (AFP)

İsrail, Gazze Şeridi’nde ‘sarı hat’ olarak bilinen ayrım hattındaki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Bu durum, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov tarafından önerilen ve İsrail’in kademeli çekilmesini ve Gazze Şeridi’ndeki grupların silahsızlandırılmasını öngören planla çelişiyor.

Uzmanlara göre, sarı hat üzerindeki bu adımlar, Mladenov planının uygulanma sürecini ve arabulucuların Hamas ile silahsızlanma konusunda uzlaşma sağlama çabalarını tehlikeye atıyor. Aynı zamanda Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının hayata geçirilmesini de zorlaştırıyor. Uzmanlar, özellikle İran savaşının devam ettiği mevcut koşullarda İsrail’in bu politikadan geri adım atmasının beklenmediğini belirtiyor.

Sarı hat, Gazze Şeridi içinde yer alan varsayımsal bir çizgi olarak tanımlanıyor. İsrail ordusu, ateşkes anlaşması kapsamında bu hatta geçici olarak çekilmiş, ilerleyen aşamalarda yeni çekilmeler yapmayı taahhüt etmişti. Hat, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgeler ile Filistinlilerin bulunmasına izin verilen alanlar arasında bir sınır oluşturuyor.

Uluslararası Filistin Halkının Haklarını Destekleme Kurumu tarafından dün yayımlanan açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’nde sahadaki adımlarını hızlandırarak sarı hattı fiili ve kalıcı bir sınır haline getirmeye çalıştığı ifade edildi. Açıklamada, bu süreçte Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısının fiilen ilhak edilmesinin hedeflendiği ve uluslararası toplumun ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın sonuçlarına odaklanmasından yararlanılarak yeni coğrafi ve siyasi gerçeklikler dayatıldığı vurgulandı.

Kuruma göre sahadaki gelişmeler, İsrail güçlerinin bu hattı kalıcı bir sınıra dönüştürmek için sistematik şekilde hareket ettiğini gösteriyor. Bu kapsamda 32 askeri nokta ve konuşlanma alanı kurulduğu, toprak setler ve askeri mühendislik yapıları inşa edildiği belirtiliyor. Bu adımların, uzun vadeli kontrolü pekiştirme ve Gazze Şeridi içindeki coğrafyayı yeniden şekillendirme yönünde açık bir eğilime işaret ettiği ifade ediliyor.

İsrail gazetesi Haaretz de cuma günü yayımladığı haberde, Tel Aviv yönetiminin sarı hattı sahada kalıcı bir ayrım hattına dönüştürdüğünü aktardı. Gazete, yaklaşık 17 kilometre uzunluğunda kara bariyeri inşa edildiğini ve 32 askeri noktanın kurulduğunu belirterek, bunun Gazze Şeridi’ndeki İsrail askeri varlığının temel eksenlerinden biri haline geldiğini yazdı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Heridi ise mevcut durumda ateşkes anlaşmasını ‘dondurulmuş’ olarak nitelendirdi. Heridi, İsrail’in Gazze Şeridi’nde istediği gibi hareket ettiğini ve sarı hattı kalıcı bir ayrım hattına dönüştürmeye çalıştığını ifade etti. Ayrıca İran savaşının sona ermesinin ardından Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da ateşkes anlaşması ile Mladenov ve Trump planlarının açık ihlali niteliğinde yeni durumlarla karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.

vfb
Yerinden edilmiş iki Filistinli çocuk, Han Yunus’ta şiddetli yağmurların ardından ailelerinin çadırının önündeki su birikintilerini temizliyor. (AFP)

Filistinli siyaset analisti Nizar Nazzal, Washington’un Gazze anlaşmasına verdiği desteğin, Tel Aviv’in imajını iyileştirmek, rehinelerin teslim alınmasını sağlamak ve süreci yalnızca insani ve güvenlik boyutuna indirgemek amacı taşıdığının her geçen gün daha net ortaya çıktığını belirtti. Nazzal, İsrail’in sarı hatta attığı adımların kendi çıkarlarını pekiştirmeye ve kontrol alanını genişletmeye yönelik olduğunu, bu nedenle herhangi bir anlaşmaya aldırış etmediğini ifade etti. Bu çerçevede İsrail’in, özellikle uluslararası toplumun İran savaşıyla meşgul olduğu bir dönemde, ne Trump planı ne de Mladenov planı kapsamında dayatılabilecek bir çekilmeyi kabul etmeyeceğini vurguladı.

Öte yandan, Hamas’ın silahsızlandırılması, Mladenov’un geçen hafta Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıkladığı planın temel maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Reuters tarafından aktarılan belgeye göre plan, Hamas’ın Gazze Şeridi altındaki tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Buna karşılık, ‘Gazze Şeridi’nin tamamen silahsız olduğunun nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesi planlanıyor.

Ancak Uluslararası Filistin Halkının Haklarını Destekleme Kurumu, söz konusu önerinin Filistin tarafında geniş çaplı bir reddiyeyle karşılandığını bildirdi. Kurum, planın ateşkes anlaşmasının içeriğini çarpıttığını, silahsızlanmayı ön koşul olarak dayatırken İsrail’in yükümlülüklerinin göz ardı edildiğini savundu.

Reuters’a konuşan ve müzakerelere yakın bir Filistinli yetkili, Hamas’ın plan üzerinde değişiklik ve iyileştirme talep etmesinin beklendiğini söyledi. Aynı yetkili, planın İsrail’in yükümlülüklerini yerine getireceğine dair yeterli garanti sunmadığını, ayrıca yeniden inşa ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gibi konuları silahsızlanma gibi siyasi meselelerle ilişkilendirerek savaşın yeniden başlaması riskini artırdığını dile getirdi.

Hüseyin Heridi ise sorunun Hamas’tan ziyade Tel Aviv ve Washington’dan kaynaklandığını belirtti. Heridi, bu iki tarafın Hamas’ın gücünü abartarak Gazze Şeridi’nden kalıcı çekilme yükümlülüğünden kaçınmaya çalıştığını ifade etti. Mevcut durumda Hamas’ın elindeki silahların, iki yılı aşkın süren savaşın ardından büyük ölçüde hafif silahlarla sınırlı olduğunu ve tehdidin kasıtlı olarak büyütüldüğünü söyledi.

Nazzal ise Filistin’de yalnızca Hamas’ın değil, tüm direniş gruplarının, silahlarını tamamen teslim etseler dahi İsrail’in çekilmeyeceğinin farkında olduğunu belirtti. Ekim ayında varılan Gazze anlaşmasının, İsrail’in ihlallerini ve Filistin halkına yönelik saldırılarını durdurmadığını hatırlattı.

Nazzal, Mladenov planının başarısızlığa uğrayacağını ve bunun sorumlusunun Hamas ya da diğer Filistinli gruplar değil, İsrail olacağını savundu. Filistinli tarafların İsrail’in çekilmesine yönelik güvence talep edeceğini ancak bu güvencelerin sağlanmayacağını ifade eden Nazzal, İran savaşının ardından birçok konunun daha netlik kazanacağını sözlerine ekledi.