Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron'a tepki: Sen kimsin İslam'ın yapılandırılması diye ifadeyi ağzına alıyorsun

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron'a tepki: Sen kimsin İslam'ın yapılandırılması diye ifadeyi ağzına alıyorsun
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron'a tepki: Sen kimsin İslam'ın yapılandırılması diye ifadeyi ağzına alıyorsun

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron'a tepki: Sen kimsin İslam'ın yapılandırılması diye ifadeyi ağzına alıyorsun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Macron’un Müslümanların yoğunlukta olduğu bir şehirde yaptığı 'İslam krizde' açıklaması saygısızlıktan öte açık bir provokasyondur. Fransız Devlet Başkanı olarak İslam'ın yapılandırılmasından bahsetmesiyse hadsizliktir, edepsizliktir. Bizim ağzımızdan bugüne kadar Hristiyanlığın yapılandırılması diye bir şey duydunuz mu? Museviliğin yapılandırılması diye bir şey duydunuz mu? Sen kimsin ki İslam’ın yapılandırılması gibi bir ifadeyi ağzına alıyorsun?" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen 'Camiler ve Din Görevlileri Haftası Programı'nda konuştu. Erdoğan yaptığı konuşmada, Türkiye dini hak ve özgürlükler konusunda örnek bir tavır sergilerken Batı dünyasında tam zıttı bir atmosferin hakim olduğunu gördüklerini söyledi. Uzun yıllar demokrasinin beşiği olmuş Batı ülkelerinde ırkçılık, ayrımcılık ve İslam düşmanlığının zehirli bir sarmaşık gibi yayıldığını belirten Erdoğan, "Müslümanlara ait iş yerleri hemen her gün faşist grupların hedefi oluyor. Müslüman kadınlar, başörtülerinden dolayı sokakta, çarşıda, okulda sözlü ve fiili tacize maruz kalıyor. Neredeyse her gün sırf Türk ve Müslüman olduğu için saldırıya uğrayan, hakları gasp edilen, işten atılan insanlarımızın haberlerini alıyoruz. Neo Nazi terörü bizim vatandaşlarımız kadar Afrikalı, Asyalı göçmenleri, Müslümanlar kadar Musevileri de hedef alıyor. DEAŞ benzeri ideolojik bir fanatizmin Avrupa toplumlarını günden güne daha fazla zehirlediğine şahit oluyoruz. Özellikle camilere ve diğer dinlerin ibadetlerine yönelik eylemler akıl almaz boyutlara ulaşmıştır. İsveç'te Kur'an yakılması, Norveç'te Kur'an-ı Kerim'in yırtılması, Fransa'da basın özgürlüğü adına Hz. Peygamberi tahkir eden karikatürlerin teşvik edilmesi kutsallarımıza yönelik saldırılardan sadece birkaçıdır" diye konuştu.

"Neo Nazi yapılar ordu ve emniyet içinde rahatça örgütlenmektedir"
Batı dünyasının kanser hücresi gibi büyüyen bu tehditle yüzleşme cesaretini gösteremediğini vurgulayan Erdoğan, "Camilere ve Müslümanlara ait iş yerlerine saldıran caniler kovuşturmaya dahi uğramıyor. Çok açık ve net söylüyorum bugün bir çok Batı ülkesinde ırkçılık ve İslam düşmanlığı bizzat devlet tarafından himaye edilmektedir. Neo Nazi yapılar ordu ve emniyet içinde rahatça örgütlenmektedir. Medya adeta bu örgütlerin halkla ilişkiler faaliyetlerini yürütmektedir. Avrupa ülkeleri terör eylemlerinin faillerine göre tavır takınmaktadır" şeklinde konuştu.

"Macron'un 'İslam krizde' açıklaması saygısızlıktan öte açık bir provokasyondur"
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye’yi sustururlarsa meselelerin çözüleceğini zannediyorlar. Bizi düşmanlaştırınca hatalarının görülmeyeceğine inanıyorlar. Nasıl devekuşu kuma kafasını gömünce gözden kaybolmuyorsa sorunlar da yok sayılınca ortadan kalkmıyor. Bugün görmezden geldikleri sorunlar yarın daha büyük felaketler olarak karşılarına çıkacaktır. Müslümanlara saldırmak Avrupalı siyasetçilerin başarısızlıklarını perdelemek için kullandıkları en önemli araçlardan biri haline gelmiştir. Daha önce faşist grupların oy devşirmek için başvurdukları ucuz politikaya şimdi kimi başbakan ve cumhurbaşkanları da tevessül ediyor. Bu kervana katılan son isim Fransa Cumhurbaşkanı Macron olmuştur. Macron’un Müslümanların yoğunlukta olduğu bir şehirde yaptığı 'İslam krizde' açıklaması saygısızlıktan öte açık bir provokasyondur. Fransız Devlet Başkanı olarak daha şurada 1 hafta 10 gün önce 'münasebetlerimizi geliştirelim' derken nasıl da çabucak unutuveriyor. Hemen ardından bu açıklamayı yapması kendisine ne denli saygı duyulacağını gösteriyor. Fransız Devlet Başkanı olarak İslam'ın yapılandırılmasından bahsetmesiyse hadsizliktir, edepsizliktir. Bizim ağzımızdan bugüne kadar Hristiyanlığın yapılandırılması diye bir şey duydunuz mu? Museviliğin yapılandırılması diye bir şey duydunuz mu? Sen kimsin ki İslam’ın yapılandırılması gibi bir ifadeyi ağzına alıyorsun? Devlet eliyle çözüm ona dinde reform girişimleri totaliter toplumların alameti farikasıdır."

"Bu zihniyet samimi Müslümanları ötekileştirirken DEAŞ ve FETÖ gibi istismarcıların önünü açıyor"
Macron'un İslam dünyasının krizinden bahsederek Fransa’nın içinde bulunduğu krizi perdelemek istediğine dikkat çeken Erdoğan, "Aşırılıkla mücadele yasası ile asıl amacın fanatizmle mücadele etmek değil İslam ve Müslümanlarla hesaplaşmak olduğu anlaşılıyor. Avrupa İslamı, Fransa İslamı gibi kavramlarla Müslümanlara dinsiz bir dindarlık dayatılmak isteniyor. Bu zihniyet samimi Müslümanları ötekileştirirken DEAŞ ve FETÖ gibi istismarcıların önünü açıyor. Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın canı, malı, namusu o ülkelere emanettir. Onlarca insanını ırkçı teröre kurban vermiş bir ülke olarak bu tür provokasyonlara sessiz kalamayız. Dinimize ve inancımıza yönelik hürmetsizliği asla sineye çekemeyiz. Özellikle de hakkın hatırını üç günlük dünya hayatında feda etmeyiz. Devlet başkanları insanların kutsalları ile ilgili konularda söz söylerken kılı kırk yarmalıdır. Macron'un özellikle cahili olduğu meselelerde konuşurken çok daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Bunu kendisine defaatle söyledim. 'Bu işleri bilmiyorsun' dedim. Kendisinden artık sömürü valisi gibi davranmak yerine sorumlu bir devlet adamı gibi davranmasını bekliyoruz. Türkiye olarak asimilasyona ne kadar karşıysak entegrasyonu da o derece kuvvetli bir şekilde savunuyoruz. Yurtdışındaki kardeşlerimize içlerine kapanmamalarını, hep görünür olmalarını telkin ediyoruz. Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın kimliklerini koruyarak sağlıklı entegrasyonunu hedefleyen tüm çabaları desteklemeye hazırız" ifadelerini kullandı.
İstanbul, Hatay, Mardin gibi şehirlerin bir arada yaşama kültürünün sembolleri olduğunu kaydeden Erdoğan, "Avrupalı siyasetçilerin bu şehirlerimizden alacağı dersler var. Yurt dışında görev yapan imamlarımız, din hizmetleri müşavirlerimiz hem vatandaşlarımızın dini ihtiyaçlarının karşılanmasında hem de bulundukları topluma entegrasyonunda önemli görevler üstlenmiştir. DEAŞ gibi sapkın akımların Türk toplumunda sirayet edememesinde din görevlilerimizin yürüttüğü çalışmaların büyük payı olmuştur. Avrupalı devletlere düşen bu kazanımları dinamitlemek yerine daha fazla yayılmasına katkı sunmaktır. Batılı liderlerin popülizm uğruna çok ciddi maliyetleri olacak yanlış yollara sapmamalarını temenni ediyoruz. Bölgemizde ve dünyada hoşgörüsüzlük ne kadar artarsa artsın biz hep farklı yerde durmaya hoşgörüyü yüceltmeye devam edeceğiz. Bin yıldır olduğu gibi gelecekte de tüm insanlığın barış, huzur ve esenliği için mücadele etmeyi bu anlamda sürdüreceğiz" değerlendirmelerinde bulundu.

 


ABD-İran savaşında mahsur kalan gemi işçileri: Sinir krizi geçiriyoruz

Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan sadece İran ordusunun koordinasyonuyla geçilebileceğini bildirmişti (AP)
Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan sadece İran ordusunun koordinasyonuyla geçilebileceğini bildirmişti (AP)
TT

ABD-İran savaşında mahsur kalan gemi işçileri: Sinir krizi geçiriyoruz

Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan sadece İran ordusunun koordinasyonuyla geçilebileceğini bildirmişti (AP)
Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan sadece İran ordusunun koordinasyonuyla geçilebileceğini bildirmişti (AP)

ABD-İran savaşı nedeniyle yaklaşık 6 haftadır Körfez'de mahsur kalan denizciler yaşadıkları psikolojik zorlukları anlattı.

Guardian’ın haberinde, Hürmüz Boğazı’ndan geçemeyen yaklaşık 20 bin tanker çalışanı olduğuna işaret ediliyor.

Birçok personelin, boğazdan geçebilecek durumda olsalar bile drone saldırıları ve sualtı mayınları nedeniyle Hürmüz’ü kullanmak istemediği aktarılıyor.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’taki saldırısıyla patlak veren savaşın başından bu yana, Uluslararası Ulaştırma İşçileri Federasyonu (ITF) sendikasına 300 farklı gemide görev yapan denizcilerden yaklaşık 1000 başvuru geldi.

Bunların yaklaşık yüzde 20’sinde gemiciler, ülkelerine geri dönmeyi talep etti. İşçiler ayrıca maaşların yatırılması, gıda ve su gibi temel ihtiyaç maddelerine erişim ve tankerlerdeki yakıt yetersizliğine dair şikayetlerde de bulundu.

Gemi işçilerini temsil eden Nautilus International sendikasından David Appleton şunları söylüyor:

Şiddete maruz kalma tehdidinin yarattığı psikolojik bir yük var, şekilde öylece duruyoruz. Bunun yanı sıra bir de belirsizlik var, durumun ne kadar süreceği bilinmiyor.

Adının paylaşılmasını istemeyen bir tanker işçisi yaşadığı güçlüğü şöyle anlatıyor:

Tüm bu olanlardan sonra işimi yapabilecek ruhsal durumda değilim. Bu, hayatımda yaşadığım en zor durum.

Başka bir tanker işçisi de "sinir krizi geçirdiğini" belirterek, iş arkadaşlarının yardımıyla kendine gelebildiğini söylüyor.

İran ordusu, ABD-İsrail saldırılarına Körfez ülkelerine misillemeyle karşılık vermişti.

Kuveyt Petrol Kurumu’ndan 30 Mart’ta yapılan açıklamada, ülkeye ait bir ham petrol tankerinin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehri açıklarında hedef alındığı, tankerde yangın çıktığı bildirilmişti.

Tankerin alev alışına tanıklık ettiğini söyleyen gemi işçilerinden biri “Çoğu tanker demirledi, etrafımızda onlarca yüklü petrol tankeri var. Kimse milim kıpırdamıyor” diyor.

ABD Başkanı Donald Trump, salıyı çarşambaya bağlayan gece yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını açıklarken, İsrail Başbakanı Netanyahu bunu yalanlamıştı. İsrail lideri, dünkü açıklamasında Lübnan’la doğrudan müzakerelere başlayacaklarını bildirirken, Hizbullah hedeflerine saldırıları sürdüreceklerini söyledi.

İsrail'in Lübnan'a saldırılarını sürdürmesi nedeniyle Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini yeniden neredeyse durma noktasına getirdi.  

Washington ve Tahran heyetleri Pakistan'ın başkenti İslamabad'da cumartesi günü başlayacak müzakerelere hazırlanırken, boğazdan geçişler hâlâ riskli görülüyor.

Independent Türkçe, Guardian, NDTV, Reuters


İsrail askeri istihbaratı: “İran savaştan daha da radikalleşerek çıktı”

İranlılar, ateşkesin duyurulmasının ardından Tahran'da kutlama düzenlemişti (AP)
İranlılar, ateşkesin duyurulmasının ardından Tahran'da kutlama düzenlemişti (AP)
TT

İsrail askeri istihbaratı: “İran savaştan daha da radikalleşerek çıktı”

İranlılar, ateşkesin duyurulmasının ardından Tahran'da kutlama düzenlemişti (AP)
İranlılar, ateşkesin duyurulmasının ardından Tahran'da kutlama düzenlemişti (AP)

İsrail Savunma Kuvvetleri'ne göre (IDF) İran'ın yeni liderleri daha da radikal.

IDF'den yetkililerin, İsrail Meclisi'ndeki (Knesset) Dışişleri ve Savunma Komitesi'ne perşembe günü verdiği istihbarat brifinginde, Devrim Muhafızları'nın Tahran yönetimi üzerindeki hakimiyetini artırdığı vurgulandı. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla Times of Israel'e konuşan İsrailli yetkililere göre brifingde, Devrim Muhafızları kanadından yönetime katılan isimlerin ideolojik açıdan daha katı ve muhafazakar olduğu belirtildi. 

ABD Başkanı Donald Trump, salıyı çarşambaya bağlayan gece yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu.

Ateşkes üzerinden çok geçmeden anlaşmanın ihlal edildiğine dair açıklamalar da gelmişti. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'yle yürütülmesi planlanan müzakere süreci öncesinde üzerinde uzlaşılan 10 maddelik önerinin üç temel maddesinin ihlal edildiğini savundu.

Kalibaf'a göre bunlar arasında Lübnan'a saldırıların sürmesi, İran hava sahasına izinsiz girilmesi ve mutabakatın 6. maddesinde yer alan İran'ın uranyum zenginleştirme hakkının ihlal edilmesi bulunuyor.

Ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için Washington ve Tahran heyetleri Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yarın bir araya gelecek. 

Diğer yandan Knesset Dışişleri ve Savunma Komitesi'nin başkanı Boaz Bismuth, IDF yetkilileriyle yapılan toplantının ardından X'te paylaştığı gönderide, "Operasyonun önümüzdeki günlerde yeniden başlama ihtimali var" dedi. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da İsrail'in İran'da önemli hedefler elde ettiğini öne sürerken, çatışmaların devam edebileceğini eklemişti. Ancak İsrail'de merkez sol, İran rejimi değişmeden çatışmaları durdurmayı kabul ettiği için Netanyahu'yu eleştiriyor. Muhafazakarlar da ateşkes nedeniyle Trump'a yükleniyor. 

ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta başlattıkları savaşta İran'da hedeflerinin çoğuna ulaştıklarını ileri sürseler de Tahran rejimi, özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü ve Körfez ülkelerine misillemeleriyle büyük koza sahip olduğunu gösterdi. 

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesiyle "ekonomik misilleme" yaptığı da belirtiliyor. Bu hamlenin, ABD ve Çin gibi ülkelerin dış politika hedefleri doğrultusunda ekonomik üstünlüklerini kullandıkları küresel eğilimin bir parçası olduğuna dikkat çekiliyor. 

New York Times da ABD-İsrail saldırılarında başta dini lider Ali Hamaney olmak üzere çok sayıda üst düzey askeri yetkiliyi kaybeden Tahran'ın 40 günlük savaştan çok daha radikalleşerek çıkabileceğine işaret ediyor. 

İsrail askeri istihbaratının İran şubesinin eski direktörü Danny Citrinowicz, şunları söylüyor: 

Onların bakış açısına göre iki süper gücü alt etmeyi başardılar. İran'ın dini liderliği için bu kutsal bir zafer.

Independent Türkçe, Times of Israel, Wall Street Journal, New York Times


İsrail’in Lübnan saldırıları, ABD-İran müzakerelerini açmaza sokuyor

İsrail'in saldırıları nedeniyle Lübnan'da yerinden edilenlerin sayısı 1 milyonu geçti (Reuters)
İsrail'in saldırıları nedeniyle Lübnan'da yerinden edilenlerin sayısı 1 milyonu geçti (Reuters)
TT

İsrail’in Lübnan saldırıları, ABD-İran müzakerelerini açmaza sokuyor

İsrail'in saldırıları nedeniyle Lübnan'da yerinden edilenlerin sayısı 1 milyonu geçti (Reuters)
İsrail'in saldırıları nedeniyle Lübnan'da yerinden edilenlerin sayısı 1 milyonu geçti (Reuters)

İsrail'in Lübnan'a saldırıları sürdürmesi, İran savaşında varılan ateşkesin bozulmasına yol açabilir.

ABD Başkanı Donald Trump, salıyı çarşambaya bağlayan gece yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını açıklarken, İsrail Başbakanı Netanyahu bunu yalanlamıştı.

İsrail'in Lübnan'a saldırıları nedeniyle Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini yeniden neredeyse durma noktasına getirdi.  

Netanyahu, dünkü açıklamasında Lübnan'la doğrudan müzakerelere başlayacaklarını bildirirken, Hizbullah hedeflerine saldırıları sürdüreceklerini duyurdu.

Washington ve Tahran heyetleri Pakistan'ın başkenti İslamabad'da cumartesi günü başlayacak müzakerelere hazırlanırken, İsrail'in Lübnan'a saldırıları süreci çıkmaza sokabilir.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasının ardından Tahran destekli Hizbullah da 2 Mart'ta İsrail'e roket fırlatarak savaşa girmişti.

Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre 2 Mart'tan bu yana İsrail saldırılarında en az 1888 kişi hayatını kaybetmişti.

İsrail ordusunun çarşamba günü düzenlediği saldırılarda da en az 303 kişi yaşamını yitirdi.

Tel Aviv yönetimi, bombardımanlara ek olarak Lübnan'ın güneyindeki kara harekatıyla işgalini de genişletiyor.

İsrail askeri istihbaratının İran şubesinin eski direktörü Danny Citrinowicz, CNN'e şunları söylüyor:

Lübnan cephesi, ateşkesin sürdürülmesine yönelik faaliyetlere zarar verebilir. Bu durum, gerginliğin azaltılmasını Lübnan cephesine de yayma çabalarını zorlaştırıyor. Başkan Donald Trump'ın muhtemelen doğrudan devreye girip stratejik bir karar vermesi gerekecek.

Trump, dünkü açıklamasında Netanyahu'ya "Lübnan'a yönelik saldırıları azaltması gerektiğini" söylediğini belirtti.

Wall Street Journal'ın analizinde de Trump yönetiminin, Lübnan'daki çatışmalar nedeniyle müzakerelerin açmaza girmesinden endişelendiği yazılıyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Stimson Merkezi'nden Randa Slim, Washington-Tahran müzakerelerinin ilerlemesi için Lübnan'a saldırıların durdurulması gerektiğine dikkat çekiyor:

Bu aşamada, İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırılarını azaltması, ABD'yle İran arasındaki görüşmelerin başlaması için fiilen bir ön koşuldur.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Times of Israel, CNN