Karabağ savaşları: Ateşkes tartışmaları devam ederken daha fazla şehir hedef alınıyor

Moskova doğrudan bir askeri müdahaleye sıcak bakmazken Bakü ve Erivan diyalog şartlarını belirlediler

Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki temas hatlarında devam eden şiddetli çatışmalar sırasında bir birlerini şehirleri hedef almakla suçladılar (AFP)
Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki temas hatlarında devam eden şiddetli çatışmalar sırasında bir birlerini şehirleri hedef almakla suçladılar (AFP)
TT

Karabağ savaşları: Ateşkes tartışmaları devam ederken daha fazla şehir hedef alınıyor

Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki temas hatlarında devam eden şiddetli çatışmalar sırasında bir birlerini şehirleri hedef almakla suçladılar (AFP)
Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki temas hatlarında devam eden şiddetli çatışmalar sırasında bir birlerini şehirleri hedef almakla suçladılar (AFP)

Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki temas hatlarında devam eden şiddetli çatışmalar sırasında bir birlerini şehirleri hedef almakla suçladılar. Son 24 saat, Moskova ve Paris’in durumu sakinleştirmek için sarf ettikleri yeni diplomatik çabalara tanık olurken Fransa, Ermenistan ve Azerbaycan’ın diyalog şartlarını belirlediği bir zamanda Cenevre ve Moskova'da diyalog turları başlatmaya hazır olduğunu açıkladı. Bu arada Kremlin, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) çerçevesindeki yükümlülüklerin Karabağ için geçerli olmadığını açıkladı.
Tartışmalı Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki tüm cephelerde çatışmalar devam ederken çatışmanın taraflarından alınan veriler, çatışmaların gidişatına göre değişiklik gösterdi. Ermenistan ve Azerbaycan, askeri kuvvetlerinin sahada ilerlemeler kaydettiğini duyururken bir birlerine sivil tesisleri bombalamakla ilgili karşılık yeni suçlamalarda bulundular.
Dağlık Karabağ Savunma Bakanlığı, askeri kuvvetlerin kuzey ekseninde bir karşı saldırı başlatarak, Varangatağ (Lulasaz) adlı tepenin kontrolü yeniden ele geçirdiklerini açıkladı. Bakanlık, yeni çatışma sırasında 40 Ermeni askerinin daha hayatını kaybettiğini duyururken Ermeni ordusundan ölen toplam asker sayısı 280'e yükseldi.
Bununla birlikte Ermenistan Savunma Bakanlığı, temas hattının güneyindeki Cebrail şehri ekseninde Azerbaycan kuvvetlerine ait bir yakıt deposunun imha edildiğini belgeleyen bir video yayınlarken Cebrail'e ilerlemeye çalışan Azeri askerlerini öldürüldüğünü ve bir savaş uçağının düşürüldüğü görüntülerin yer aldığını söylediği bir başka videoyu paylaştı.
Ermenistan hükümeti bünyesinde faaliyet gösteren Birleşik Enformasyon Merkezi’ne göre Azerbaycan, Dağlık Karabağ’da dün akşama kadar yaşanan çatışmalarda toplam 3 bin 754 asker, 416 tank, 4 füze rampası, 17 savaş uçağı, 16 helikopter ve 127 insansız hava aracı (İHA) kaybetti.
Ancak Azerbaycan Savunma Bakanlığı dün sabah bir açıklama yaparak Birleşik Enformasyon Merkezi tarafından yayınlanan verileri yalanladı. Cebrail ekseninde hiçbir kayıp yaşamadıklarını vurgulayan Bakanlığın açıklamasında, “Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri Cebrail’e doğru ilerlemeye devam ediyor ve askerlerimiz düşman karşısında ezici saha üstünlüğüne sahip” ifadeleri yer aldı.
Bakanlık dün yaptığı açıklamada şu ifadeler yer verdi: "Azerbaycan ordusu 27 Eylül-7 Ekim'de Ermenistan'ın 250 tank ve zırhlı aracını, 270 top ve füze sistemini, 60 hava savunma sistemini, 11 komuta yönetim ve gözlem mıntıkasını, 8 mühimmat deposunu, yaklaşık 150 askeri kamyon ve aracını, bir S-300 sistemini imha etti."
Azerbaycan Savunma Bakanlığı ayrıca, Ermeni güçlerini Terter, Barda, Ağdam, Ağçabedi, Fuzuli ve Cebrail şehirlerindeki köyleri bombalamakla suçladı. Azerbaycan Cumhuriyet Savcılığı, Ermeni güçlerin düzenlediği bombardımanlarda ölen sivillerin sayısının 28’e, yaralıların sayısının ise 144’e yükseldiğini duyurdu.

Rusya doğrudan askeri müdahaleye sıcak bakmıyor
Öte yandan çatışmalar devam ederken Moskova, Ermenistan lehine olabilecek doğrudan bir askeri müdahaleye sıcak bakmadığının sinyallerini verdi. Bu sinyal, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, iki gün önce ‘Moskova’nın KGAÖ çerçevesindeki yükümlülüklerine bağlı olduğu’ şeklindeki açıklamasının ardından verildi. Paşinyan’ın bu açıklamasına karşın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin ‘KGAÖ çerçevesinde bir müttefik olarak Ermenistan'a karşı yükümlülüklerini yerine getirmeye’ hazır olduğunu, ancak ‘çatışmaların Ermenistan topraklarında yaşanmadığını’ vurguladı.
Çatışmaların halen devam ettiğini ancak Ermenistan topraklarında gerçekleşmediğini söyleyen Putin, Rusya'nın KGAÖ çerçevesindeki yükümlülüklerini uygulamasıyla ilgili olarak, “Yükümlülüklerimizi her zaman yerine getirdik ve getireceğiz” dedi. Ermenistan Başbakanı ile sürekli temas halinde olduklarını belirten Putin, “Ermenistan'ın, Rusya'nın müttefik yükümlülüklerini yerine getirmesinin niteliği bakımından bize herhangi bir sorusu yok” ifadelerini kullandı. Mevcut çatışmanın en kısa sürede bitmesini umduğunu ifade eden Putin, çatışmanın taraflarına yaptığı çatışmayı durdurma çağrısını bir kez daha yineledi.
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov dün Putin'in yaptığı yorumlara açıklık getirdi. Peskov, “Putin'in belirttiği gibi KGAÖ üyesi bir ülke saldırganlığa maruz kalırsa örgüt üyelerinin bu ülkeyi savunma yükümlülüğü var” dedi. KGAÖ kapsamında Ermenistan’a karşı sorumlulukları olduklarını belirten Peskov, “Fakat çatışmalar Ermenistan topraklarında yapılmıyor. KGAÖ kapsamdaki yükümlülükler Karabağ için geçerli değildir” şeklinde konuştu.

Putin, çatışmaların başlamasından bu yana ilk kez Aliyev görüştü
Öte yandan Putin, Karabağ’da çatışmaların başlamasından bu yana dün ilk kez Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Kremlin Sözcüsü Peskov, Putin'in Aliyev ile yaptığı görüşmede, ‘Karabağ sorunu ile ilgili konuları kısaca görüştüğünü ve aralarındaki diyalogun daha sonra devam edeceğini’ söyledi. Karabağ’daki yabancı uyruklu milisler konusuna bir kez daha değinen Peskov, tartışmalı bölgede Suriyeli milislerin varlığının ‘büyük bir tehlike oluşturduğu ve bunların Moskova'da ciddi endişelere neden olduğu’ konusunda uyardı.

Cenevre ve Moskova, müzakerelere ev sahipliği yapacak
Diğer yandan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian da bir açıklamada bulundu. Drian açıklamasında, Cenevre ve Moskova’nın önümüzdeki günlerde Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki anlaşmazlığın çözümü için yapılacak müzakerelere ev sahipliği yapacağını söyledi.  Karabağ ile ilgili görüşmelerin bugün (Perşembe) Cenevre'de yapılacağını belirten Drian, ardından önümüzdeki pazartesi günü Moskova'da görüşmelerin yapılacağını açıkladı.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu'nun çatışan taraflar arasında diyalog başlatma girişiminin bir parçası olarak görüşmeler gerçekleştirdiğini söyleyen Le Drian, bu diyalogun ön koşulsuz başlatılması gerektiğinin de altını çizdi. Fransa Dışişleri Bakanı ayrıca Türkiye’nin Dağlık askeri müdahalesinin iki taraf arasındaki çatışmanın kontrolden çıkmasına neden olabileceği konusunda uyardı.
Önümüzdeki süreçte diyaloglara başlanması beklenirken Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, diyalogların bölgedeki silahlı çatışmanın çözümüne fayda sağlayacağını düşünmeleri halinde bu adımı atacaklarını ve ülkesinin tek taraflı olarak ilan edilen ‘Karabağ Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını tanıyabileceğini söyledi.
Rusya’da yayın yapan Kanal 1'e yaptığı açıklamada Paşinyan, “Eğer diyalogun Karabağ’a faydalı olacağı ve sorunu çözeceği sonucuna varırsak, bu adımı atacağız, aksi takdirde bundan kaçınacağız” ifadelerini kullandı.
Rusya’nın ve Rus istihbarat servislerinin Karabağ'a yönelik devam eden saldırıya uluslararası terör örgütlerinden katılımların olduğunu resmen doğruladığını söyleyen Paşinyan, “Şuan Karabağ'ın uluslararası terörizme karşı fiilen savaştığını düşünüyorum” şeklinde konuştu. Ülkesinin Karabağ'daki silahlı çatışmayı sona erdirmek için ‘uzlaşmaya’ hazır olduğunu söyleyen Ermenistan Başbakanı, “Eğer herhangi bir anlaşmazlıkta gerçekten çözüme ulaşmak istiyorsak uzlaşmanın vazgeçilmez olduğu gün gibi ortada. Ermeni tarafının her zaman uzlaşmaya hazır olduğunu düşünüyorum.  Azerbaycan da uzlaşmaya istekli olduğunu gösterirse işler değişebilir” diye konuştu.
Buna karşın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkesinin Karabağ konusunda Ermenistan'la diyalog masasına oturma hazır olduğunu ve Rusya ile Türkiye’nin gerginliğin azalmasında olumlu bir rol oynayabileceğini söyledi. Erivan hükümetini Avrupa ülkelerini ve KGAÖ üyelerini dahil ederek Karabağ sorununu ‘uluslararası hale getirmeye’ çalışmakla suçlayan Aliyev, çatışmanın Ermenistan ve Azerbaycan sınırları dışına çıkmaması gerektiğini vurguladı.
Ülkesinin anlaşmazlık bölgeleri üzerindeki kontrolünü yeniden kazandığını söyleyen Azerbaycan Cumhurbaşkanı, Bakü’nün Karabağ sorunun, bölge ülkelerinin uzlaşı çabalarına aktif olarak katılımı ve uluslararası kuruluşlar tarafından teminat sağlanmasıyla çözülebileceğine dair görüşünü ifade etti.



ABD’den Lübnan’da Hizbullah bağlantılı yetkililere yaptırım

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)
TT

ABD’den Lübnan’da Hizbullah bağlantılı yetkililere yaptırım

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)

ABD yönetimi, aralarında Lübnan’daki Hezbollah mensubu dört milletvekili, Amal Movement yetkilileri, Lübnanlı güvenlik görevlileri ve bir İranlı diplomatın bulunduğu dokuz kişiye yaptırım uyguladı. Söz konusu isimler, Lübnan’daki “barış sürecini engellemek” ve İran destekli örgütün silahsızlandırılmasını zorlaştırmakla suçlandı.

ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), yaptırım kararının, Lübnan parlamentosu, ordu ve güvenlik kurumlarına sızdığı belirtilen Hizbullah yanlısı yetkilileri kapsadığını açıkladı. OFAC açıklamasında, bu kişilerin “İran destekli terör örgütünün devletin temel kurumları üzerindeki nüfuzunu korumaya çalıştığı” ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, Hizbullah’ın silahlı faaliyetlerini sürdürmesi ve Lübnan devleti üzerindeki baskıcı etkisinin, hükümetin devlet kurumları üzerindeki otoritesini tesis etmesini ve örgütün silahsızlandırılmasını engellediği belirtildi.

Yaptırım listesinde Hizbullah’ın parlamentodaki milletvekilleri Muhammed Fneiş, Hasan Fadlallah, İbrahim Musevi ve Hüseyin Hac Hasan yer aldı.

Karar kapsamında ayrıca, Lübnan Dışişleri Bakanlığı tarafından “istenmeyen kişi” ilan edilen İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani ile Amal Hareketi’nin güvenlik sorumluları Ahmed Esad el-Baalbeki ve Ali Ahmed Safavi’ye de yaptırım uygulandı.

ABD Hazine Bakanlığı, Hizbullah’ın Lübnan’daki meşru güvenlik kurumları içinden de yasa dışı destek aldığını savunarak, Lübnan Genel Güvenlik Müdürlüğü Ulusal Güvenlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Hattar Nasreddin ile Askerî İstihbarat Müdürlüğü Dahiye Şubesi Başkanı Albay Samir Hamade’yi de yaptırım listesine ekledi. İki yetkilinin Hizbullah’a önemli istihbarat bilgileri aktardığı öne sürüldü.

İran gündemi vurgusu

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yaptırımlarla ilgili açıklamasında, “Hizbullah bir terör örgütüdür ve tamamen silahsızlandırılmalıdır” dedi.

Bessent, bakanlığının “Lübnan hükümetine sızarak Hizbullah’ın Lübnan halkına karşı yürüttüğü anlamsız şiddet kampanyasını sürdürmesine ve kalıcı barışı engellemesine yardımcı olan yetkililere karşı gerekli adımları atmayı sürdüreceğini” söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott da yaptığı açıklamada, Hizbullah’a destek veren kişilerin “İran rejiminin Lübnan’daki kötü niyetli gündemini güçlendirdiğini” ve Lübnan halkının barış ile toparlanma sürecini aktif şekilde engellediğini ifade etti.

Pigott, Hizbullah’ın teröre desteğini sürdürmesi ve silah bırakmayı reddetmesinin, Lübnan hükümetinin halkın hak ettiği barış, istikrar ve refahı sağlamasını engellediğini belirtti.

Açıklamada, yaptırımların Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını engelleyen kişileri hedef aldığı, bunlar arasında parlamenterler, Lübnan’ın egemenliğini ihlal eden İranlı bir diplomat ve görevlerini bir terör örgütü lehine kötüye kullanan Lübnanlı güvenlik yetkililerinin bulunduğu kaydedildi.

ABD yönetimi ayrıca, “Rewards for Justice” programı kapsamında Hizbullah’ın mali ağlarının çökertilmesine yardımcı olacak bilgi sağlayanlara 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “Bu sadece başlangıç” denilerek, Hizbullah’ı koruyan, onunla iş birliği yapan veya Lübnan’ın egemenliğini herhangi bir şekilde zayıflatan herkesin hesap vereceği uyarısında bulunuldu.

Açıklamada, “İstikrarlı, güvenli ve bağımsız bir Lübnan için Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılması ve güvenlik alanındaki yetkinin tamamen Lübnan devletine geri dönmesi gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.

ABD’nin, Lübnan halkı ve hükümetine “daha barışçıl, daha müreffeh ve daha istikrarlı bir gelecek” inşa etme yolunda destek vermeye hazır olduğu da vurgulandı.


Pakistan, Washington ile Tahran arasındaki uçurumu daraltmaya çalışıyor... Rubio savaşın sona ermesinde umutlu

Pakistan, Washington ile Tahran arasındaki uçurumu daraltmaya çalışıyor... Rubio savaşın sona ermesinde umutlu
TT

Pakistan, Washington ile Tahran arasındaki uçurumu daraltmaya çalışıyor... Rubio savaşın sona ermesinde umutlu

Pakistan, Washington ile Tahran arasındaki uçurumu daraltmaya çalışıyor... Rubio savaşın sona ermesinde umutlu

ABD-İsrail ile İran arasında süren savaşı sona erdirme çabaları, Tahran ile Washington arasında nükleer programın geleceği ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği konularındaki görüş ayrılıklarının derinleştiğine işaret eden gelişmelerle birlikte son derece karmaşık bir dönemece girdi.

İran lideri Mücteba Hamaney’in, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun yurt dışına gönderilmemesi yönünde sert bir talimat yayımlaması, Washington’un en önemli taleplerinden birine yeni bir “kırmızı çizgi” çekti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de bu tutumu açık şekilde doğrulayarak, söz konusu materyallerin neden ülke dışına taşınması gerektiğini sorguladı; İran’ın nükleer programının “barışçıl” olduğunu savunurken Washington’u “fazla talepte bulunmakla” suçladı.

İran’ın bu sert tutumu, küresel petrol fiyatlarındaki rekor artış sonrası yükselen enflasyon ve yakıt fiyatlarına ilişkin kaygılar nedeniyle Kongre ara seçimleri öncesinde kamuoyu desteğinde gerileme yaşayan ABD Başkanı Donald Trump’ın hesaplarını daha da zorlaştırabilir.

Bu gelişmeler, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla patlak veren ciddi denizcilik kriziyle eş zamanlı yaşandı. Savunma raporlarına göre ABD Donanması, İran’ın gelişmiş deniz mayınları nedeniyle boğazı tek başına temizleyip yeniden deniz trafiğine açmakta yetersiz kalabilir. Bu durum, Trump yönetimini mayın temizleme konusunda NATO müttefiklerinin kapasitesine başvurmaya zorlayabilir. Bu tablo, Washington’un yıllardır Avrupa’nın savunma kapasitesini eleştirmesinin ardından dikkat çekici bir çelişki olarak değerlendiriliyor.

Bu sırada bölgesel diplomasi, krizin daha da büyümesini önlemek için yoğun mesai yürütüyor. Pakistan, tarafları yeniden müzakere masasına çekmek amacıyla arabuluculuk çabalarını artırırken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti sistemi uygulanmasının diplomatik çözümü imkânsız hale getireceği uyarısında bulundu. Rubio, çatışmanın sürmesinden İran’ın uzlaşmaz tavrını sorumlu tuttu.

Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Munir’in İranlı yetkililerle görüşmeleri sürdürmek üzere Tahran’a gitmesi beklenirken, uluslararası çevreler bu girişimin sonucunu yakından izliyor. Ziyaret, Trump’ın bir gün önce yaptığı ve kapsamlı bir anlaşma ile geniş çaplı askeri operasyonların yeniden başlaması arasında durumun “uçurumun kenarında” olduğunu söylediği sert açıklamanın hemen ardından gerçekleşiyor. Trump, İran’ın uranyum stoklarına ilişkin “doğru yanıtları” alamaması halinde yeni askeri saldırılar düzenleyebileceği tehdidinde bulunmuştu. Trump daha önce bu stokların İsrail’e gönderileceği taahhüdünde bulunmuştu.

Rubio, NATO’yu İran konusunda hiçbir şey yapmamakla suçladı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsveç’te düzenlenecek NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’na giderken yaptığı açıklamada, ittifakın ABD’nin İran’a yönelik savaşına destek vermemesini eleştirdi.

Rubio, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Başkan Donald Trump onlardan savaş uçaklarını göndermelerini istemiyor. Ancak onlar her şeyi reddediyorlar. Bundan büyük rahatsızlık duyduk” ifadelerini kullandı.

Rubio, Pakistan’ın İran arabuluculuğunun savaşı bitirecek bir anlaşmaya yol açmasını umuyor
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Pakistan’ın arabuluculuk girişiminin ABD ile İran arasında savaşı sona erdirecek bir anlaşmayla sonuçlanmasını umut ettiğini belirterek bu konuda ilerleme kaydedildiğini söyledi.

Gazetecilere yaptığı açıklamada Rubio, “Sanırım Pakistanlılar bugün Tahran’a gidiyor. Bunun süreci biraz daha ileri taşımasını umuyorum” dedi.

İran medyasına göre Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in Tahran’a gitmesi bekleniyor. Bu ziyaret, İslamabad’ın yürüttüğü arabuluculuk çabaları kapsamında gerçekleşirken, Tahran da 28 Şubat’ta başlayan savaşı sona erdirmeye yönelik Amerikan önerisini değerlendiriyor.

Fransa Başbakanı: İran çatışması uzun süreceğe benziyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio: “Hürmüz Boğazı’nda ücret toplama sistemi kurulması diplomatik anlaşmayı imkânsız hale getirir.  İran ile anlaşma sağlanıp sağlanamayacağını göreceğiz; bazı olumlu işaretler var.  Pakistanlı yetkililer bu gece İran’a gidiyor. “ dedi.

Şarku’l Avsat’ın Rus Interfax’tan aktardığı habere göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping İran dosyasını görüştü. Putin, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun Rusya’da taşınması ve depolanması fikrini Şi’ye sundu.

Trump, Hürmüz çıkmazıyla karşı karşıya... Washington’un NATO’nun deniz kapasitesine ihtiyacı var

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta Tahran’a saldırı başlatmasından yaklaşık iki hafta sonra İran, dünyanın en stratejik su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın tabanına “Meham”, “Sadaf”, “MDM” ve “EM-52” tipi ölümcül deniz mayınları döşedi.

Telegraph gazetesine göre Donald Trump şimdi karmaşık bir açmazla karşı karşıya. Avrupa donanmaları, daha küçük filolara sahip olmalarına rağmen onlarca yıldır mayın savaşı konusunda özel yetenekler geliştirirken, ABD Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana bu alandaki kapasitesinin gerilemesine izin verdi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü: NATO’nun hedefleri arasında Orta Doğu veya Hürmüz Boğazı meselelerine odaklanmak yok ve bu uygun da değil.

Arakçi, Pakistan İçişleri Bakanı ile Tahran’da görüştü

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün, İran ile ABD arasında yürütülen görüşmelerin seyrini değerlendirmek üzere Tahran’da bulunan Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi ile bir araya geldi.

İRNA Haber Ajansı, Nakvi’nin İran ile ABD arasındaki müzakerelere ilişkin arabuluculuk girişimlerini sürdürmek amacıyla Tahran’da bulunduğunu bildirdi.

Pakistan İçişleri Bakanı’nın bir hafta içinde Tahran’a yaptığı ikinci ziyaret olduğu ve bu kapsamda İran Cumhurbaşkanı ile İçişleri Bakanı başta olmak üzere üst düzey yetkililerle görüştüğü belirtildi.


İran, Amerika'nın görüşlerini aldık ve inceliyoruz

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, bir basın toplantısında (Arşiv-resmi televizyon)
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, bir basın toplantısında (Arşiv-resmi televizyon)
TT

İran, Amerika'nın görüşlerini aldık ve inceliyoruz

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, bir basın toplantısında (Arşiv-resmi televizyon)
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, bir basın toplantısında (Arşiv-resmi televizyon)

İran resmi haber sitesi Nur News'in aktardığına göre, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, "ABD'nin görüşlerini teslim aldık ve şu anda inceliyoruz" açıklamasında bulundu.

Sözcü Bekayi, Tahran ile Washington arasındaki mesaj trafiğinde Pakistan'ın arabuluculuk rolünü sürdürdüğünü belirtti. Bekayi ayrıca, iki taraf arasındaki çok sayıda iletişim turunun, İran’ın sunduğu 14 maddelik temel taslak çerçevesinde yürütüldüğünü ifade etti.